Vekaletname bulunmadığı iddiası ve arabuluculuk ücreti sorumluluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2103 E. 2022/778 K. · · İlk derece: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Gerekçe özeti
Birleşen bir dosyada taraf, asıl dosyada aynı vekille temsil edilmiş ve birleşen dosyaya ilişkin tebligatlar da bu vekile yapılmışsa, tefrik sonrası ayrı esasa kaydedilen dosyada da o tarafın vekille temsil edildiği kabul edilir ve karşı taraf yararına vekalet ücreti takdiri isabetli olur. Ayrıca, dava usulden reddedilmiş olsa da usulen davacının aleyhine sonuçlanan bir yargılamada, HUAK 18/A uyarınca arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesi doğrudur; esasa girilmemiş olması bu sonucu değiştirmez.
Ele alınan sorunlar
Davalının vekille temsil edilip edilmediği ve davalı yararına vekalet ücreti takdiri → ret
İddia: Davacı vekili, hem asıl hem tefrik edilen dosyada davalı vekili tarafından vekaletname sunulmadığını, davalı vekili olarak dosyaya kaydedilen vekilin sehven kaydedilmiş olabileceğini, bu nedenle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: İstinafa konu dosya, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/507 Esas sayılı asıl dosyası ile birleşen, sonradan tefrik edilen bir dosyadır. Birleşen dosyanın davalısı olan tarafın, asıl 2020/507 Esas sayılı davada kendisini temsil eden bir vekaletnamesi bulunmaktadır. Birleşen dosyaya ilişkin evraklar da aynı vekile tebliğ edilmiş, her iki dosya için yapılan ön inceleme duruşmasında ilgili taraf bu vekille temsil edilmiştir. Dolayısıyla taraf, tefrik edilen iş bu dava dosyasında da kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, davalı yararına vekalet ücreti takdirinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Usulden reddedilen davada arabuluculuk ücretinin davacıya yükletilmesi → ret
İddia: Davacı vekili, arabuluculuk ücretinin ancak haksız çıkan taraftan alınabileceğini, davanın esasına girilmeden kimin haksız olduğunun anlaşılamayacağını, davanın usulden reddedildiği bu aşamada arabuluculuk ücretinin müvekkili aleyhine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde arabuluculuk ücretinin haksız çıkan taraftan alınacağı düzenlenmiştir. Usulen de olsa dava davacının aleyhine sonuçlandığından, arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesinde bir yanlışlık görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Birleşen ve sonradan tefrik edilen dosyalarda tarafın vekille temsil durumunun asıl dosyadaki vekaletnameye ve tebligat pratiğine göre değerlendirilmesi ile usulden reddedilen davalarda arabuluculuk ücretinin haksız çıkan (usulen de olsa aleyhine sonuçlanan) taraftan tahsil edilebileceği yönündeki tespitler bakımından emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Yetkili icra dairesinde takip yapılması, itirazın iptali davasının görülebilmesi için ön koşul olarak nitelendirilmiştir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava birleştirme ve tefrik↗ vekille temsil↗ vekalet ücreti↗ arabuluculuk ücreti↗ dava şartı↗ usulden ret↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/2103
KARAR NO 2022/778
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/06/2021
NUMARASI 2021/328 Esas 2021/477 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/05/2022
Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında 2016 yılında yapılan görüşme neticesinde ... tır dorsesinin müvekkili şirkete devri ve devir karşılığındaki bedelin müvekkili tarafından davalıya ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, anlaşma kapsamında müvekkilinin ödemeyi yapmasına rağmen davalı tarafından devrin gerçekleştirilmediğini, bunun üzerine İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1618 D.İş. Sayılı dosyası üzerinden alınan ihtiyati haciz kararına dayanarak İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, müvekkiline % 20 oranında icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davaya karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının yerleşim yeri adresinin Silopi/Şırnak, davalının adresinin ise "Bulanık/MUŞ" olduğu, yine davaya konu çekin düzenleme yerinin Cizre muhatabın yerleşim yerinin Cizre ve keşidecinin yerleşim yerinin ise Şırnak olduğu, buna göre ilgili adreslerin yargı çerçevesinde bulunmadığı, ayrıca İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkili olmadığı, takip borçlusu tarafça süresinde icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmiş olduğundan eldeki itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili bir icra müdürlüğünde takip yapılmasının ön koşul olduğu, yetkili icra dairesinde icra takibi başlatılmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davalı lehine vekalet ücreti takdirine ve davacının arabuluculuk ücretinden sorumluluğuna karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hem asıl dosyada hem de tefrik edilen dosyada davalı vekili tarafından vekaletname sunulmadığını, davalı vekili olarak dosyaya kaydedilen vekilin sehven kaydedilmiş olabileceğini, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, ayrıca davanın usulden reddine karar verildiğini, arabuluculuk ücretinin ancak haksız çıkan taraftan alınabileceğini, davanın esasına girilmeden kimin haksız olduğunun anlaşılamayacağını, mahkemece esasa girilmeden usul nedeniyle davanın reddine karar verildiğinden arabuluculuk ücretinin bu aşamada müvekkili aleyhine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacı vekili tarafından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/679 Esas sayılı dosyasında, davalı ... aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine davalının yetkiye ve borca itirazının iptali istemi ile açılan davada 25/11/2020 tarihli 2020/726 sayılı kararla, dosyanın İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/507 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/507 Esas sayılı dosyasında, davacı ... tarafından İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası nedeniyle davalı ...Ltd. Şti'ye borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açılmıştır. Birleştirme kararında sonra İstanbul 19.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/507 Esas sayılı dava dosyasında devam eden yargılamada, 16/01/2020 tarihinde asıl ve birleşen dava dosyalarının ön inceleme duruşması birlikte yapılmış olup, asıl dosyada davacı birleşen dosyada davalı şirket vekili tarafından bu sıfatla beyanda bulunulmuştur. Sonrasında ise 02/06/2021 tarihli ara kararla İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/679 Esas 2020/726 sayılı dosyasının tefrikine karar verilmiş olup mahkemenin 2021/328 Esas sırasına kaydı yapılmış ve bu esas no üzerinden istinaf incelemesine konu olan karar verilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça, istinaf incelemesine konu edilen mahkemenin 2021/328 Esas (tefrikten önce birleşen 2020/679 Esas sayılı dosya) sayılı dava dosyasında ...'nün vekille temsil edilmediği ileri sürülmüş ise de ...'nün davacısı olduğu asıl 2020/507 Esas sayılı davada temsil edilmek üzere vekaletname bulunmaktadır.
2020/507 Esas sayılı dosya ile birleşen (tefrikle 2021/328 esas no'sunu alan) iş bu dava dosyası ile ilgili evrakların da aynı vekile tebliğ edildiği ve her iki dava dosyası için ön inceleme duruşmasında asıl dosyada davacı birleşen dosyada davalı ...'yü temsilen vekilin hazır bulunduğu, ...'nün aynı zamanda birleşen ve sonrasında tefrik edilen iş bu dava dosyasında da kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşılmakla iş bu dava dosyası bakımından davalı yararına vekalet ücreti takdirinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer taraftan, 6325 sayılı HUAK 18/A. maddesinde arabululuculuk ücretinin haksız çıkan taraftan alınacağı düzenlenmiş olup usulen de olsa dava davacının aleyhine sonuçlandığından arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesinde bir yanlışlık görülmediğinden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 21,40-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/05/2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/127586 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi