Menfi tespit davasında yetkisizlik ve ispat yükü değerlendirmesi
İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi · 2022/430 E. 2024/572 K. ·
Kesin
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası↗ ispat yükü↗ kambiyo senedi (çek)↗ ciro↗ sebepsiz zenginleşme↗ araç devrinde noter zorunluluğu↗ yetkili mahkeme↗ itirazın iptali davası↗
Gerekçe özeti
Menfi tespit davasında, takip dosyasının sonradan yetkisizlik nedeniyle başka icra dairesine gönderilmiş olması, davanın açıldığı tarihte yetkili olan mahkemenin yetkisini sonradan ortadan kaldırmaz. Ayrıca, kendisine doğrudan havale yoluyla veya lehdarı olduğu çekler aracılığıyla ödeme yapıldığı sabit olan taraf, bu ödemelerin iddia edilen sözleşme ilişkisi dışında başka bir sebeple yapıldığını ispatla yükümlüdür; bu ispat yükü yerine getirilmediği takdirde ödemenin dayanağı olan ilişkinin varlığı kabul edilir. Tescilli bir aracın satışına ilişkin sözleşme noter önünde yapılmadıkça 2918 sayılı Kanun'un 20/d maddesi uyarınca geçersizdir; geçersiz sözleşme uyarınca yapılan ödemelerin iadesi ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak talep edilebilir.
Ele alınan sorunlar
Menfi tespit davasında mahkemenin yetkisi → ret
İddia: Davacı, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, itirazın iptali davasında yetki itirazının kabul edildiğini, bu nedenle menfi tespit davasına bakan mahkemenin de yetkisiz olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Menfi tespit davasını ikame eden davacıya karşı davalı tarafından mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazda bulunulmamıştır; kaldı ki dava tarihi itibariyle İİK'nın 72/8. fıkrası uyarınca menfi tespit davası bakımından mahkeme yetkilidir. İtirazın iptali davasında verilen karar sonrasında takip dosyasının başka bir icra müdürlüğüne (yetkisizlik nedeniyle) gönderilmiş olması, menfi tespit davasına bakan mahkemeyi sonradan yetkisiz hale getirmez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davacı hesabına yapılan havalenin ve çeklerin sebebinin ispatı → ret
İddia: Davacı, davalı ile arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını, çekleri tahsil etmediğini veya üçüncü kişiye ciro etmediğini, çeklerin arkasındaki cironun kendisine ait olup olmadığının araştırılmadığını, havale dekontunun içeriğinin yeterli araştırılmadan kabul edildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır; ancak somut olayda dosyaya sunulan havale dekontu içeriğine göre ('... plakalı dorse alım bedelidir' açıklaması) davacı, kendi hesabına yapılan bu ödemenin dorse satışı dışında başka bir sebeple yapıldığını ispatla yükümlüdür. Davacı, iki adet çekin lehdarı olduğunu inkar etmemekte, ancak davalı ile ticari ilişkisi olmadığını ve çekleri tahsil etmediğini/ciro etmediğini ileri sürmektedir; davalı ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını ileri süren davacı, lehdarı olduğu bu çeklerin ne sebeple keşide edilip kendisine verildiğini ispatla yükümlüdür. Davacı, ispatla yükümlü olduğu bu iki hususta da dosyaya herhangi bir delil sunamamıştır. Çeklerin kendisinden sonraki cirantasının dava dışı bir şirket olması, davacının davalıya gönderdiği cevabi ihtarnamede dorseyi üçüncü bir kişiye sattığını beyan etmesi, dorsenin araç tescil ve devir belgelerine göre davacı tarafından dava dışı bir şahsa noter aracılığıyla satılmış olması, davacının kendisine verilen çeklerin zayi olduğuna veya rızası hilafına elinden çıktığına dair açtığı herhangi bir dava bulunmaması karşısında; taraflar arasında dorsenin satışı hususunda sözlü anlaşma bulunduğu, davalının satış bedelini havale ve çekler yoluyla ödediği, çeklerin süresinde ibraz edilerek tahsil edildiği, davacının dorseyi davalıya değil dava dışı üçüncü bir kişiye devrettiği sabit kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Noter dışında yapılan araç devir sözleşmesinin geçerliliği ve sonucu → ret
Gerekçe: 2918 sayılı Kanun'un 20/d bendi uyarınca, tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri noterler tarafından yapılır; noterler tarafından yapılmayan satış ve devirler geçersizdir. Taraflar arasında davacı adına tescilli yarı römorkun satışına ilişkin sözleşme noter dışında yapıldığından 2918 sayılı Kanun'un 20/d maddesi uyarınca geçersizdir. Geçersiz sözleşme uyarınca taraflar ancak birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteyebilirler. Davacı tarafından römorkun davalıya devredilmediği, davalı tarafından da araç için havale ve çekler yoluyla ödenen bedelin iadesinin istenildiği, takibe konu edilen tutarın da bu olduğu anlaşılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Menfi tespit davasında ispat yükünün, kendi hesabına yapılan ödemenin veya lehdarı olduğu çekin sebebini açıklama bakımından davacıya (borçluya) geçtiği durumların belirlenmesi ile tescilli araç satışının noter dışında yapılmasının 2918 sayılı Kanun'un 20/d maddesi uyarınca geçersizliği ve sonuçlarının (sebepsiz zenginleşme) değerlendirilmesi yönünden emsal niteliktedir. BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- İİK'nın 72/8. fıkrası uyarınca, takibe itiraz üzerine açılan menfi tespit davasında, takibin başlatıldığı yer mahkemesi yetkilidir; takip dosyasının sonradan yetkisizlik kararı ile başka bir icra dairesine gönderilmiş olması, menfi tespit davasına bakan mahkemeyi sonradan yetkisiz hale getirmez.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/430 Esas
KARAR NO 2024/572 Karar
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGEADLİYEMAHKEMESİKARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI 2020/507 Esas - 2021/895 Karar
TARİHİ 24/11/2021
DAVA
Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ 28/03/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra dosyasına konu çekte alacaklı olan müvekkilinin asılsız şekilde borçlu edilip icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin icra dosyasına konu edilmiş olan çeklerin bedellerini tahsil etmediği gibi hiç bir şekilde çekleri kullanmadığı ve başkasına iddia edildiği gibi ciro yoluyla vermediğini, icra dosyasında çeklerin arka kısmının olmadığını, şayet arkasında ciranta var ise imzanın müvekkiline ait olmadığını, imza incelemesi yapılması halinde imzanın müvekkiline ait olmadığının anlaşılacağını, davalının icra dosyasını başlatmakta kötü niyetli olduğunu, icra konusu DORSE aracın satımı konusunda anlaştığının davalı firma değil ...
olduğunu, bu hususta Batman ... Noteliğinin ... yevmiye numarası ile araç satış sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin davalı şirketli hiçbir ticari ilişki olmadığını, ilgili icra dosyasından müvekkilinin malvarlıklarının haczedildiği ve araçlarına yakalama şerhi konulduğunu, müvekkili lehine ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, takibin zamanaşımına uğramış çeklerden dolayı takibin iptaline, aksi halde borçlu olmadığının tespitine, haksız yere başlatılan takip dolayısıyla %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan davanın açıldığını, davacı borçlunun menfi tespit davası açmasında hukuki yararı olmadığını, yine itirazın iptali için İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/679 Esas sayılı dosyasından dava açıldığını, açılan bu davanın müvekkili tarafından itirazın iptali davası açılması için gerekli başvuru yapıldıktan sonra açıldığı, davacı-borçlunun bu davada öne sürdüğü itirazlarını itirazın iptali davasında öne sürme imkanı olduğu gibi iki davanın konusu ve neticesinde verilecek kararın aynı olmasından dolayı davacının menfi tespit davası açmasında hukuki yarar olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Müvekkili şirket ile ...
arasında 2016 yılında yapılan görüşmeler neticesinde, ... plakalı tır dorsesinin müvekkili şirkete devri ve bu devir karşılığında, müvekkili şirket tarafından belirli bir bedelin ...'ye ödenmesi üzerinde anlaşma yapıldığnı, müvekkili tarafından 03.08.2016 tarihinde, davacı ...'nün ... Bulanık Şubesi ... nolu hesabına anlaşma gereği tır dorsesinin kısmi bedeli olarak 9.970,00 TL gönderildiği ve açıklama kısmına ''... PLAKALI DORSE ALIM BEDELİDİR'' şeklinde açıkça tır dosrsesinin bedeli olarak gönderdiğini eklediğini, Tır dorsesinin bedeli olan geriye kalan miktar için yine müvekkili şirket tarafından ...'nün lehtarı olduğu, 15.11.2016 tarihli, 7.500,00 TL bedelli ve ... seri nolu ... Bankası Cizre/Şırnak Şubesine ait çek ve 15.02.2017 tarihli, 7.500,00 TL bedelli ve ...
seri nolu ... Bankası Cizre/Şırnak Şubesine ait çekleri keşide ettiğini, keşide edilen çekler, vade tarihlerinde ibraz edildiğinde banka tarafından bedelleri müvekkilinin hesabından çekilerek ödendiğini, yapılan devir anlaşmasının gereği, müvekkili şirket üzerine düşen yükümlülük adına, davalı ...'ye toplamda 24.970,00 TL ödediğini, anlaşma gereği müvekkili şirket tarafından tüm bedeller ödenmiş olmasına rağmen ... ifa etmekle yükümlü olduğu, tır dorsesinin devrini gerçekleştirmediği ve bu yükümlülükten kaçındığını, müvekkil şirketin, borçlunun üstüne düşen ifayı gerçekleştirmemesinden dolayı ticari zarara uğradığını, davacı, sözleşmenin yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi ödenen bedelleri de iade etmediğini, devir işleminin yapılmaması ve yapılan ödemenin iade edilmemesi üzerine, müvekkil şirket adına davacı ...'ye, Beyoğlu ...
Noterliği ... Yevmiye Nolu ihtarname ile 03.12.2019 tarihinde ihtar çekilerek, yapılan ödemelerin ve uğranılan zararlarla beraber işlemiş yasal faizlerin 3 iş günü içerisinde geri ödenmesi talep edildiğini, davacı ..., Bulanık Noterliği ... Yevmiye Nolu ve 17.12.2020 tarihli ihtarname ile verdiği cevapta "Ben ... plakalı tır dorsasının Konya ilinde dorsa alım satım işleri yapan ... Tic. Ltd. Şti. sattım yerine 2016 model dorsa satın aldım. Satış devir işlemleri gerçekleştirmedim. Daha sonra .... Ltd. Şti. dorsayı muhatap şirkete satmıştır. ... benim adıma olduğunda fatura kesmek zorunda idim fatura kestim bana verilen kişiye fatura keserek kendilerine gönderdim. Muhatap şirket benim adıma havale işlemleri gerçekleştirdiği doğrudur.
Bende bu parayı .... Ltd. Şti. gönderdim. Muhatap şirket bende vekalet istedi bende bu devir vekaleti kendilere gönderdim. Arada uzun bir süre geçtiği için neden satış işlemleri yapılmadığı bilmiyorum." dediğini, davacının verdiği bu cevapta açıkça görüleceği üzere yapılacak tır dorsesi satış işlemlerini kabul ettiğini, müvekkilimin kendisi adına yaptığı ödemeleri ikrar ettiği açıkça ortada olduğunu, ayrıca tır dorsesinin satış işlemleri, müvekkili şirket ile davacı ... arasında yapılmış ve ödemeler davacı adına yapıldığını, anlaşmanın söz konusu olduğu tarihte yine tır dorsesinin davacı ... adına kayıtlı olduğunu, dolasıyla başka üçüncü şahısların, yapılan devir anlaşmasıyla bir ilişkisi bulunmadığını, davacı üzerine düşen sorumluluktan kaçınmak amacıyla mesnetsiz bir şekilde üçüncü şahısları sorumlu tutsa da tüm işlemler ve ödemeler kendisiyle yapıldığı için hukuken kendisi tüm yükümlülüklerden sorumlu olduğunu, Davacı yine dava dilekçesinde sözleşmeye konu "..." plakalı tır dorsesini başka bir üçüncü şahısa devrettiğini ikrar etmiş ve buna ilişkin devir sözleşmesini sunduğunu, Davacı borçlu ...
lehine keşide edilen çekler ve yapılan ödemeler banka dekontunda yazıldığı üzere bu plakalı tır dorsesinin devri için yapılmış olmakla, borçlu ... tarafından devir gerçekleştirilmeyip araç başka bir kişiye devredildiğini, takibe konu olan borç ticari satımdan kaynaklanmış olup zamanaşımı defi geçersiz olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilerek, takibin devamına ve takip talebinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak, icra veznesine yapılan dosya borcu ödemesinin tarafımıza verilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalt ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi 24/11/2021 tarih 2020/507 Esas - 2021/895 Karar sayılı kararında;
"Dava; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki takibe konu 15/11/2016 ve 15.02.2017 vadeli 7.500,00 TL bedelli çekler ile 03.08.2016 tarihli 9.970,00 TL bedelli asıl alacak yönünden davacı ... Aleyhine başlatılan takipten ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Celp edilen İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının tetkikinden davacı ... TİC. LTD. ŞTİ tarafından borçlu ... aleyhine 37.351,17 TL üzerinden 2 adet çeke ve asıl alacağa dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 30/01/2020 tarihinde tebliğ edildiği, 03/02/2020 tarihinde borçlu tarafından takibe itiraz ettiği, itirazın süresinde olduğu ve takibin durdurulmuş olduğu görülmüştür.
Somut olayda dosya arasında yer alan çek asıllarından ; davaya konu 15/11/2016 ve 15.02.2017 vadeli 7.500,00 TL bedelli çeklerde davalı ...'nin keşideci olduğu davacı ... 'nün lehdar olduğu, ... tarafından davaya konu çeklerin ....TİC.LTD.'ne ciro edildiği bu kişi tarafından da ... TİC.SAN.LTD.ŞTİ'ne çeklerin ciro edildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki iş bu uyuşmazlığın davacıya ait ... plakalı 2015 model ... marka yarı römork-DA02Yarı Römork aracın ... tarafından davalı ...'ne satış vaadinde bulunularak karşılığında davalıdan davacı lehine davaya konu çeklerin keşide edilerek teslim edildiği ve 9.970,00 TL tutarın da dorse alımına ilişkin davalı tarafından davacıya avans olarak ödendiği ve karşılığında davacının satış vaadini yerine getirmediği iddiası ile davaya konu davalı yanca keşide edilen çekler hakkında ve ödenen bedelin iadesi istemiyle davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan takipten ötürü açılan menfi tespit isteminden kaynaklandığı anlaşılmıştır.
... Bankasına yazılan müzekkere cevabında davaya konu çeklerin dava dışı ... TİC.SAN.LTD.ŞTİ tarafından ibraz edildiği ve bedellerinin tahsil olunduğu anlaşılmış olup, yine mahkememizce davalı tarafından davacıya ödendiği iddia olunan bedele ilişkin ... Bankası Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 03/08/2016 tarih ... sıra ve ... fiş sıra nolu dekontun bir örneğinin gönderilmesinin istendiği, dekontun bir örneğinin gönderildiği, göndericinin ... Alıcının ... olduğu, 9.970,00 TL bedelli, 03.08.2016 tarihli '23BE061 plakalı dorse alım bedeli' açıklamalı olduğu görüldü.Elazığ İl Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... plakalı aracın aktif-pasif kayıtlarının celbinin istendiği gelen müzekkere cevabında 03.08.2016 tarihinde aracın ...
adına kayıtlı olduğu görüldü. Yine mahkememizce Batman .... Noterliğine yazılan müzekkereye cevap verildiği, 12/08/2016 tarih ve ... yevmiye nolu Araç Satış Sözleşmesinin incelenmesinden ... plakalı 2015 model ... marka yarı römork-DA02Yarı Römork aracın ... tarafından ...
25. 000,00 TL bedelle satışının yapıldığı görülmüştür. Davacı ... her ne kadar davaya konu çekler ve ödenen bedelin iadesi amacıyla aleyhine başlatılan takipten ötürü borçlu olmadığı iddiası ile iş bu davayı açmış ise de, tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde davaya konu çekler hakkında ilamsız takip başlatıldığı, çeklerin kambiyo vasfını yitirdiği, ancak davalı tarafından davacıya ödendiği iddia olunan bedelin ispatını gösterir mahiyette belge oldukları yine davalı tarafından davacıya ödenen 9.970,00 TL tutarlı makbuz açıklamasından davalının iddialarının yerinde olduğu anlaşılmış olup; dosya arasındaki bilgi ve belgeler uyarınca davacının edimini yerine getirmediği ve adına kayıtlı aracı dava dışı bir şirkete devrettiği görülmüş olup, taraflar arasında başkaca ticari ilişki bulunmadığı da anlaşıldığından ve yukarıda açıklanan nedenlerle tümüyle yapılan değerlendirme uyarınca davaya konu çeklerinde davalı tarafından dorse alımına ilişkin düzenlendiği kabul edilerek;
davalının davacı aleyhine başlatmış olduğu takipte haklı olduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca mahkememizin 23/10/2020 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile davacı vekilinin talebinin kabulü ile davacının icra dosyasındaki asıl alacak miktarı olan 24.970,00 TL'nin %15'i oranında teminat yatırdığı takdirde İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesinin İİK'nun 72/3. Maddesi gereğince tedbiren durdurulmasına karar verildiği, 26/10/2020 tarihinde 3.746,00 TL nakdi teminatın yatırıldığı, 26/10/2020 tarihinde icra dosyasına ihtiyati tedbir kararının gönderildiği, icra müdürlüğünün 24/11/2021 tarihli yazısı ile ihtiyati tedbir kararının icra dairesince infaz edildiğinin bildirildiği görülmekle;
İhtiyati tedbir kararının icrası nedeniyle alacağına geç kavuşan davalı lehine alacağın %20'si oranındaki 4.994,00 TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine şeklinde aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. "gerekçesi ile; davanın reddine, İhtiyati tedbir kararının icrası nedeniyle alacağına geç kavuşan davalı lehine alacağın %20'si oranındaki 4.994,00 TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkili davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı ile başlatılan ihtiyati hacizli takip dosyasına süresinde icra dairesinin yetkisine ve kendisinin borçlu olmadığından bahisle itiraz ettiğini ancak ilgili takip dosyasının ihtiyati hacizli olmasından kaynaklı takibin durdurulmadığını, müvekkili borçlu olmadığı bir parayı ödemekte istemediğinden ilgili takip dosyasını durdurmak ve haklığılığını ispatlayabilmek amacı ile bu dosyayı açtığını, Başlatılan icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmadığından yetki itirazları olduğundan davalı tarafından açılan itirazın iptali davasında yetki itirazlarının kabul edildiğini, yetkili icra dairesinde başlatılmayan bir takip söz konusu olduğundan yetkisiz bir mahkemeden alına ihtiyati haciz kararı da doğacağından iş bu takip dosyasından ihtiyati hacizler kaldırılarak dosya yetkili icra dairesine gönderileceğini, başlatılan bir takibe karşı açılan menfi tespit dosyasında yetkili mahkemenin, takibin başlatıldığı yer mahkemesi olduğunu;
takibe başlandıktan sonra menfi tespit davası açılmışsa takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, dolayısıyla iş bu dosyadan yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken dosyanın esasına ilişkin karar verilmesinin usul ve yasaya açıkca aykırı olduğunu ve başlı başına bozma sebebi olduğunu; kanunun acıkça yanlış uygulanması olduğunu, Dosyanın mevcut durumu böyle iken verilen kararın esasına yönelik ise eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğunu, müvekkili ile davalı arasında hiç bir ticari ilişki söz konusu olmadığını, icra dosyasına dayanak yapılan çeklerin lehdarı görünen müvekkilin cirosu araştırılmadan hüküm kurulduğunu; müvekkille aralarında hiç bir ticari ilişki olmayan davalının gerçeğe aykırı çek düzenlemiş belki de aralarında ilişki olan şirketlere müvekkili adına cirolayarak çek tahsili yolunu seçtiklerini, İcra dosyasına ve davaya konu konu çeklerin ;15/11/2016 ve 15.02.2017 vadeli 7.500,00 TL bedelli çeklerde davalı ...'nin keşideci olduğu davacı ...
'nün lehdar olduğu, ... tarafından davaya konu çeklerin ....Tic.Ltd.'ne ciro edildiği bu kişi tarafından da ...Tic.San.Ltd.Şti'ne çeklerin ciro edildiğinin anlaşıldığını, İş bu çekler üzerindeki cironun müvekkile ait olmadığı iddiaları olmasına rağmen mahkemece böyle bir araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu; iş bu iddialarının gerek menfi tespit dosyasında gerekse de icra takibine itiraz dilekçelerinde mevcut olduğunu, Mahkemece açıklanan gerekçenin "tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde davaya konu çekler hakkında ilamsız takip başlatıldığı, çeklerin kambiyo vasfını yitirdiği, ancak davalı tarafından davacıya ödendiği iddia olunan bedelin ispatını gösterir mahiyette belge oldukları yine davalı tarafından davacıya ödenen 9.970,00 TL tutarlı makbuz açıklamasından davalının iddialarının yerinde olduğu anlaşılmış olup;
dosya arasındaki bilgi ve belgeler uyarınca davacının edimini yerine getirmediği ve adına kayıtlı aracı dava dışı bir şirkete devrettiği görülmüş olup, taraflar arasında başkaca ticari ilişki bulunmadığı da anlaşıldığından" şeklinde olduğunu, bu kanaate ne şekilde vardığının yalnızca 9.970 TL. tutarlı bir havalenin asıl alacak miktarı 24.970,00 TL. olarak belirtilen bu icra dosyasına yeterli kabul etmesinin kanuna aykırı olduğunu, Çeklerde şayet varsa bulunan ciro (icra dosyasında çeklerin arka yüzü olmadığından tespit edemedikleri )'nun müvekkile ait olup olmadığı, müvekkille davalı arasında ki ticari ilişkinin olup olmadığı, anılan dekontun açıklattırılmaması ve anılan dorsenin devrinin ...
neden yapıldığının açıklattırılmadığından bu hususlarda eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, İleri sürerek yukarıda ve yerel mahkeme dosyasında arz ve izah edilen ve re’sen dikkate alınacak gerekçelerle; yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına,
yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında varlığı iddia olunan yarı römork satışına ilişkin sözleşme kapsamında davacının devir borcunu yerine getirmediği gerekçesi ile ve ödenen bedellerin iadesi amacıyla başlatılan ilamsız takipten ötürü, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı taraf; davalının zaman aşımına uğramış çeklere dayalı ilamsız takip başlattığını, davalı ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, davacının tır dorsesi satışı hususunda davalı şirket ile değil, ...
ile anlaştığını, takip dayanağı çeklerin davacı tarafından üçüncü kişilere hiçbir şekilde ciro edilmediğini, tahsil de edilmediğini ileri sürerek, İstanbul 8 İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibinden ötürü borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı taraf; davacı ile aralarında ... plakalı tır dorsesinin 24.970,00-TL'ye alımı hususunda anlaşıldığını, davacıya satış bedelinin 9.970,00-TL'lik kısmının "... plakalı dorse alım bedelidir" açıklaması ile 03/08/2016 tarihinde havale edildiğini, kalan kısmın ise lehdarı davacı, keşidecisi davalı olan 15/11/2016 keşide tarihli 7.500,00-TL ve 15/02/2017 keşide tarihli 7.500,00-TL bedelli çekler ile ödendiğini, bu çeklerin davacı tarafından üçüncü kişilere ciro edildiklerini ve ibraz edilerek tahsil edildiklerini, ne varki davacının dorse devrini gerçekleştirmediğini, bu hususta davacıya ihtarname gönderildiğini, davacının cevabi ihtarnamesi ile, kendisi tarafından dorsenin Konya'da bulunan ...Ltd Şti'ye satıldığı, yerine başka dorse alındığı, devir işleminin gerçekleştirilmediği, bu nedenle kendi adına fatura kesildiği, davalının havale işlemleri gerçekleştirdiğinin doğru olduğu, kendisinin bu parayı ...
San Şirketi'ne gönderdiği, davalının kendisinden vekalet istediği, vekaleti gönderdiği, aradan uzun zaman geçtiği, devrin neden gerçekleşmediğini bilmediği, yönünde beyanda bulunduğunu, bu beyanların gerçeği yansıtmamakla birlikte, borç kabulünü de içerdiğini, satış ilişkisinin doğrudan davacı ile davalı arasında kurulduğunu, davacının bedel iadesi yapmaması üzerine ilamsız takip başlatıldığı, takibe haksız itiraz edildiği, açılan itirazın iptali davası bulunduğu, bu nedenle davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığı, öte yandan davanın esastan da reddi gerektiği savunulmuştur. İstanbul 8 İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası kapsamından, davalının davacı aleyhine 24.970,00-TL asıl alacak, 11.623,37-TL işlemiş faiz, 757,80-TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 37.351,17-TL alacağın tahsili amacıyla takip başlattığı, davacının icra dairesinin yetkisine ve borca itirazı üzerine ilamsız takibin durduğu, duran takibe karşı iş bu dosya davalısı tarafından, İstanbul 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/679 esas sayılı dosyası nezdinde 25/11/2020 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı, eldeki menfi tespit davasının ise henüz itirazın iptali davası açılmadan 14/10/2020 tarihinde ikame edildiği, itirazın iptali davasının menfi tespit davası ile birleştirildiği, ancak mahkemenin birleşen itirazın iptali davasını tefrik ederek yeni bir esasa(2021/328) kaydettiği ve İstanbul 19 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/328 esas, 2021/477 karar sayılı 09/06/2021 tarihli ilamı ile itirazın iptali davasının, takibin yetkili icra dairesinde başlatılmaması nedeniyle özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
UYAP sisteminden yapılan inceleme neticesinde, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12 Hukuk Dairesi'nin 2021/2103 esas, 2022/778 karar sayılı ilamı ile esastan ve kesin olarak reddedildiği, icra dosyasının yetkisizlik ile kapatıldığı ve 06/07/2022 tarihli yazı ile Bulanık İcra Dairesi'ne gönderildiği ve burada 2022/457 esasını aldığı, dosyanın derdest olduğu, işbu dosya davacına anılan takip dosyasından yeniden ödeme emri gönderildiği, takibe itiraz edildiği, iş bu dosya davalısının bu kez Bulanık Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/569 esas sayılı dosyası nezdinde 12/10/2022 tarihinde itirazın iptali davası açtığı, bu davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.
Menfi tespit davasını İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ikame eden davacıya karşı davalının mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazda bulunmadığı, kaldı ki dava tarihi itibariyle İİK'nun 72/8 fıkrası uyarınca menfi tespit davası bakımından mahkemenin yetkili de olduğu, itirazın iptali davasında verilen karar sonrası takip dosyasının Bulanık İcra Müdürlüğü'ne gönderilmiş olmasının, menfi tespit davasına bakan mahkemeyi sonradan yetkisiz hale getirmeyeceği, bu nedenle davacı yanın, menfi tespit davasında yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğine yönelik istinaf sebebinin yerine olmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda dava konusu takibin dayanağı 03/08/2016 tarihli havale dekontu ve lehdarı davacı keşidecisi davalı olan, üçüncü kişi tarafından muhatap bankaya ibraz edilerek ödendikleri sabit bulunan 15/11/2016 keşide tarihli 7.500,00-TL ve 15/02/2017 keşide tarihli 7.500,00-TL bedelli çeklerdir.
Davalı bu çeklerin dorsenin satış bedelinin ifası uğruna davacıya verildiklerini, satış bedelinin bir kısmının ise davacıya doğrudan havale edildiğini savunmuştur. Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere bizzat davacı hesabına davalı tarafından yapılan ödemeyi gösterir havale dekontunda "... plakalı dorse alım bedelidir" açıklaması mevcuttur. Menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklı da olmakla birlikte, somut olayda dosyaya mübrez havale dekontu içeriğine göre, davacı kendi hesabına yapılan bu ödemenin dorse satışı dışında başka bir sebeple yapıldığını ispatla yükümlüdür. Öte yandan, davacı yan, iki adet çekin lehdarı olduğunu inkar etmemekte, bir yandan davalı ile aralarında hiçbir ticari ilişki olmadığını, diğer yandan bu çekleri tahsil etmediğini, yahut üçüncü kişiye ciro etmediğini ileri sürmektedir.
Şu halde davalı ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını ileri süren davacı, lehdarı olduğu bu çeklerin ne sebeple keşide edilip kendisine verildiğini ispatla yükümlüdür. Davacının ispatla yükümlü olduğu bu iki hususta da dosyaya herhangi bir delil sunamadığı bir yana, çeklerin kendisinden sonraki cirantasının dava dışı ve Konya'da mukim ... Tic Ltd Şti olması, davacının davalıya gönderdiği 17/12/2019 tarihli cevabi ihtarnamede ... plakalı dorseyi Konya ilinde bulunan ... Tic Ltd Şti'ye sattığını, karşılığında farklı bir dorse aldığını ancak resmi devri gerçekleştirmediğini beyan etmesi, öte yandan dava konusu dorsenin araç tescil ve devir belgeleri incelendiğinde, davacının aynı dorseyi 12/08/2016 tarihinde noter aracılığı ile dava dışı ...
isimli şahsa satmış olması, davalı tarafından kendisine verilen çeklerin zayi olduğuna, rızası hilafına elinden çıktığına dair açtığı herhangi bir dava bulunmaması karşısında, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, taraflar arasında ... plakalı yarı römorkun satışı hususunda sözlü anlaşma bulunduğu, davalının satış bedeli olarak davacıya havale yolu ile 9.970,00-TL, iki adet çek ile de 15.000,00-TL ödeme yaptığı, çeklerin davacı tarafından dava dışı ... Şirketi'ne ciro edildikleri, bu şirket tarafından da dava dışı ... Şirketi'ne ciro edildikleri, çeklerin süresinde ibraz edilerek tahsil edildikleri, davacının römorku davalıya değil, dava dışı ... isimli üçüncü bir kişiye devrettiği sabit olup, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2918 Sayılı Kanunun 20/d bendi uyarınca; tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir. Somut olayda, taraflar arasında davacı adına tescilli ... plakalı yarı romörkün satışı sözleşmesi noter dışında yapıldığından 2918 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca geçersizdir.
Geçersiz sözleşme uyarınca taraflar ancak birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteyebileceklerdir. Davacı tarafından römorkun davalıya devredilmediği, davalı tarafından da araç için havale ve çekler yolu ile ödenen bedelin iadesinin istenildiği, takibe konu edilen tutarın da bu olduğu, açıklanan gerekçelerle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık da mevcut olmadığı anlaşılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1011655300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz