Gemi yönetim sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/14273 E. 2015/10402 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gemi yönetim sözleşmesi↗ kanuni rehin hakkı↗ rehin hakkı↗ rehin↗ havale↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça 02.09.2008 tarihli gemi yönetimi sözleşmesi uyarınca yaptıkları masrafların ve aylık gemi işletme ücretinin davalı tarafından ödenmediği ileri sürülmüş ise de davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği, davaya konu edilen ve gemi yönetimi sözleşmesine dayalı alacağın mülga TTK'nun 1235. maddesinde sayılan alacaklar kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasında düzenlenen gemi işletme sözleşmesine dayalı alacağın tahsili ile gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesisi istemlerine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak mahkemece, dosyada mübrez
04.02.2014 havale tarihli bilirkişi raporuna dayalı olarak davacının alacağını ispat edemediği sonucuna varılmış ise de davacı tarafça, 01.04.2014 tarihli dilekçe ile işbu rapora karşı somut ve ciddi itirazlarda bulunulmuş, yapılan ödemelere ilişkin faturalar ve ödeme belgeleri sunulmuş olmasına rağmen bu itirazlar konusunda yeni bir bilirkişi raporu ya da ek rapor alınmaması doğru olmadığı gibi davacının banka yoluyla yaptığı ödemelere ilişkin alacaklının ödemeyi kabul ettiğine dair imzasının ve kaşesinin bulunmadığı gerekçesiyle bu ödemelere itibar edilemeyeceğine ilişkin bilirkişi görüşüne itibar edilmesi de doğru görülmemiştir. O halde mahkemece, davacı tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporuna yapılan somut ve ciddi itirazları karşılamak için yeni bir bilirkişi raporu ya da ek rapor alınmak ve taraflar arasında belirli bir süreyi kapsayan sözleşme ilişkisi bulunması nedeniyle bu ilişkinin başından itibaren varsa taraflarca birbirlerine yapılan ödemeler gözetilmek suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12699 E. 2017/6798 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… inin başından itibaren varsa taraflarca birbirlerine yapılan ödemeler gözetilmek suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davalının kaşesinin ve imzasının bulunduğu poliçelerin «primlerinin» davacıya veya sigorta şirketine ödendiğine dair «ispat yükünün» davalı üzerinde olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · ispat yükü
Benzer bu kararda2- Dava, sınırlı yetkili «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davaya konu poliçelerin davalı tarafından düzenlendiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dosya kapsamından, taraflar arasında 26.12.2008 tarihli sınırlı yetkili «acentelik sözleşmesi» düzenlendiği, davacının bu tarihten sonraki primleri talep ettiği, davalının ise bu tarihten sonra bazı poliçeler tanzim ettiği ve bu poliçelerde kaşesinin ve imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davalının kaşesinin ve imzasının bulunduğu poliçelerin «primlerinin» davacıya veya sigorta şirketine ödendiğine dair «ispat yükünün» davalı üzerinde olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6521 E. 2010/6761 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekaletname yetkisi · davadan feragat · protokol · feragat · kesin hüküm
Benzer bu karardaHUMK'nun 95/1. maddesi hükmünce davalıdan «feragat» «kesin» hükmün sonuçlarını doğuracağından davacı vekilinin «vekaletnamesindeki yetkiye» dayanarak yöntemine uygun biçimde bulunduğu «davadan feragat» bildirimi hakkında yerel mahkeme tarafından hüküm kurulabilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine dosyanın Dairemize gelmesinden sonra taraf vekillerince düzenlenen 25.03.2010 tarihli «protokol» hükümleri uyarınca her iki taraf vekillerince mahkemeye hitaben verilen 31.05.2010 tarihli dilekçelerle karşılıklı olarak davadan ve vaki temyizden «feragat» edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1365 E. 2020/1191 K.
Ortak:kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · rehin
İncelediğiniz kararda2-Dava, taraflar arasında düzenlenen gemi işletme sözleşmesine dayalı alacağın tahsili ile gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesisi istemlerine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın «kanuni rehin hakkı» tesisi talebi içermediğinden gemiyi takip eden bir alacak talebi olmayıp, bu sebeple yeni «donatanı» bağlamayacağı, eski donatanın ise davayı ve alacağı kabul ettiği gerekçesiyle davanın eski donatan yönünden kabulüne dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Ltd. şirketi olup, davacı tarafın süresinde «kanuni rehin hakkı» talep etmemesi nedeniyle «gemi alacağı» niteliğindeki alacaklarını yeni «donatana» karşı ileri süremeyeceğine ilişkin Mahkeme gerekçesi yerinde ise de dosyada mevcut faturalardan da anlaşılacağı üzere davacı, geminin mülkiyetinin devrinden sonra yeni donatana da TTK madde 1235 kapsamında hizmet vermeye devam ettiğine göre, bu kapsamda devam eden hizmetler ve düzenlenen «fatura» alacaklarından yeni donatan ....
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gemi alacağı · gemi alacaklısı hakkı · hizmet bedeli · izafeten dava · donatan · acentelik · fatura
Benzer bu karardaLtd. şirketi olup, davacı tarafın süresinde «kanuni rehin hakkı» talep etmemesi nedeniyle «gemi alacağı» niteliğindeki alacaklarını yeni «donatana» karşı ileri süremeyeceğine ilişkin Mahkeme gerekçesi yerinde ise de dosyada mevcut faturalardan da anlaşılacağı üzere davacı, geminin mülkiyetinin devrinden sonra yeni donatana da TTK madde 1235 kapsamında hizmet vermeye devam ettiğine göre, bu kapsamda devam eden hizmetler ve düzenlenen «fatura» alacaklarından yeni donatan ....
TTK madde 1235 kapsamında verilen «gemi alacaklısı hakkı» doğuran «hizmetlerin bedeli» istemine ilişkindir.
Ltd.e «izafeten» «acentesi», cevap dilekçesinde, geminin mülkiyetinin 01.06.2010 tarihi itibariyle ....
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın «kanuni rehin hakkı» tesisi talebi içermediğinden gemiyi takip eden bir alacak talebi olmayıp, bu sebeple yeni «donatanı» bağlamayacağı, eski donatanın ise davayı ve alacağı kabul ettiği gerekçesiyle davanın eski donatan yönünden kabulüne dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2420 E. 2010/8266 K.
Ortak:rehin hakkı · rehin · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda2-Dava, taraflar arasında düzenlenen gemi işletme sözleşmesine dayalı alacağın tahsili ile gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesisi istemlerine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
… inin başından itibaren varsa taraflarca birbirlerine yapılan ödemeler gözetilmek suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda1235 madde kapsamında alacaklısına «rehin hakkı» veren bir alacak olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
1235. maddesinde öngörülen anlamda bağlama limanı dışındaki geminin yolculuğunun başarılması için verilmesi zorunlu hizmetlere ilişkin olup olmadıklarının belirlenmesi, bunların «gemi alacaklısı hakkı» kazandıran nitelik «taşıyıp» taşımadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeyle» karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gemi alacağı · gemi alacaklısı hakkı · rehnin paraya çevrilmesi · taşıyıcı · taşıyan · ibraz · teslim
Benzer bu karardaZira, davacı, dava dilekçesinde de belirttiği üzere gemiye kumanya «teslim» edildiğini, liman giderlerinin karşılandığını ve kaptan imzasını «taşıyan» belgelerle hizmet verilerek nakit para teslim edildiğini ileri sürerek dosyaya birtakım dayanak belgeler «ibraz» etmiştir.
Dava, «gemi alacağı» nedeniyle «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1235. maddesinde öngörülen anlamda bağlama limanı dışındaki geminin yolculuğunun başarılması için verilmesi zorunlu hizmetlere ilişkin olup olmadıklarının belirlenmesi, bunların «gemi alacaklısı hakkı» kazandıran nitelik «taşıyıp» taşımadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeyle» karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının alacağına dayanak gösterdiği taleplerin TTK 1235. maddesinde düzenlenen «gemi alacağı» niteliğinde olmadığından gemi alacağının paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/14273 E. , 2015/10402 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KDZ.EREĞLİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 06/05/2014
NUMARASI 2009/192-2014/119
Taraflar arasında görülen davada KDZ.Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/05/2014 tarih ve 2009/192-2014/119 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13/10/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. B.Ç. ile davalı vekili Av. A.. E.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 02.09.2008 tarihinde gemi işletme sözleşmesi imzalandığını, bu anlaşma uyarınca "N." isimli geminin işletilmesi işini müvekkilinin üstlendiğini, yine geminin işletmesi ile ilgili tüm masrafları ve geminin bakım tutumu ile ilgili diğer giderleri karşılama yükümlülüğünün de müvekkiline yüklendiğini, bunun karşılığında davalı donatanın da müvekkiline aylık 7.000 USD gemi işletme ücreti ile birlikte müvekkilinin geminin işletilmesi ile ilgili yaptığı tüm masrafları ödemeyi üstlendiğini ancak iki aylık gemi işletme ücreti ile birlikte müvekkili tarafından yapılan diğer masrafların davalı tarafından ödenmediğini, söz konusu alacak nedeniyle müvekkilinin gemi alacaklısı olduğu ve gemi üzerinde kanuni rehin hakkının bulunduğunu ileri sürerek, 199.679,84 USD'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gemi üzerinde 6762 sayılı TTK'nun 1235/6 ve 1236 maddeleri uyarınca kanuni rehin hakkı tesisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca müvekkilince ödenmesi gereken giderlerin büyük bir kısmının davacı şirketin müdürüne ödendiğini, diğer bir kısım ödemelerin ise müvekkilinin talimatı ile müvekkiline borçlu olan üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirildiğini, yine davacı tarafça belirtilen bir kısım harcamaların ise doğrudan müvekkilince yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça 02.09.2008 tarihli gemi yönetimi sözleşmesi uyarınca yaptıkları masrafların ve aylık gemi işletme ücretinin davalı tarafından ödenmediği ileri sürülmüş ise de davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği, davaya konu edilen ve gemi yönetimi sözleşmesine dayalı alacağın mülga TTK'nun 1235. maddesinde sayılan alacaklar kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasında düzenlenen gemi işletme sözleşmesine dayalı alacağın tahsili ile gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesisi istemlerine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak mahkemece, dosyada mübrez
04.02.2014 havale tarihli bilirkişi raporuna dayalı olarak davacının alacağını ispat edemediği sonucuna varılmış ise de davacı tarafça, 01.04.2014 tarihli dilekçe ile işbu rapora karşı somut ve ciddi itirazlarda bulunulmuş, yapılan ödemelere ilişkin faturalar ve ödeme belgeleri sunulmuş olmasına rağmen bu itirazlar konusunda yeni bir bilirkişi raporu ya da ek rapor alınmaması doğru olmadığı gibi davacının banka yoluyla yaptığı ödemelere ilişkin alacaklının ödemeyi kabul ettiğine dair imzasının ve kaşesinin bulunmadığı gerekçesiyle bu ödemelere itibar edilemeyeceğine ilişkin bilirkişi görüşüne itibar edilmesi de doğru görülmemiştir. O halde mahkemece, davacı tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporuna yapılan somut ve ciddi itirazları karşılamak için yeni bir bilirkişi raporu ya da ek rapor alınmak ve taraflar arasında belirli bir süreyi kapsayan sözleşme ilişkisi bulunması nedeniyle bu ilişkinin başından itibaren varsa taraflarca birbirlerine yapılan ödemeler gözetilmek suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no1u bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/127442500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz