6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kredi sigortasında vadesi geçmiş borç bildirimi ve teminat kapsamı incelemesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1355 E. 2022/762 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan Kredi Sigortası Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kredi sigortası poliçelerinde yer alan vadesi geçmiş borç bildirimi/müdahale talebi sürelerine ilişkin sözleşmesel düzenlemeler, TTK'nın emredici hükümleri karşısında tek başına teminatı ortadan kaldırmaz; ancak sigortalının, ödeme güçlüğüne düştüğünü bildiği veya bildirmesi gerektiği bir alıcıya, bu durumu sigortacıya bildirmeden yaptığı sonraki sevkiyatlar Kredi Sigortası Genel Şartları uyarınca teminat kapsamı dışında kalır. Ayrıca poliçede temlik yasağı bulunması halinde, alacağın üçüncü kişilere temlik edilmiş olması, temlik alanların davayı takip etme hakkını (aktif husumet ehliyetini) ortadan kaldırır.

Ele alınan sorunlar

Vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinin süresinde yapılmaması nedeniyle teminat dışı kalma iddiası → ret

İddia: Davalı, davacının poliçede öngörülen süreler içinde vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinde bulunmadığını, bu nedenle teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Poliçede yazılı ihbar süreleri sözleşmesel görev niteliğinde olup, TTK'nın emredici nitelikteki 1449. maddesinde öngörülen koşullar gözetildiğinde, bu sürelere uyulmamasının teminatı ortadan kaldırdığı yönündeki savunma yerinde görülmemiştir. Ayrıca poliçe özel şartlarında yer alan "azami faturalandırma dönemi" ifadesinin faturanın düzenlenebileceği en son tarihi ifade ettiği, sevk tarihinden önce fatura düzenlenmesinin veya faturanın yabancı dilde düzenlenmemiş olmasının zararın teminat kapsamı dışında kaldığı şeklinde yorumlanamayacağı kabul edilmiştir. Davalının, sorumluluğunun müdahale talebinden 5 ay sonra doğacağı yönündeki savunması da yerinde bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Satış ilişkisinin gerçek tarafının davacı mı yoksa dava dışı üçüncü kişi mi olduğunun, ticari defter incelemesiyle belirlenmesi → ret

Gerekçe: Davacı şirketin ticari defterleri incelenmiş; alınan bilirkişi raporunda, bir kısım proforma faturaların dava dışı şirket tarafından düzenlenmiş olmasına karşın, ihracat işlemlerine ilişkin asıl faturaların davacı tarafından düzenlendiği ve davacı kayıtlarında ilgili alış faturasının mevcut olduğu, ihracatın davacı tarafından yapıldığının sabit olduğu tespit edilmiştir. Bu tespitler karşısında davacının sırf sigorta himayesi sağlamak amacıyla hareket ettiği belirlenememiş, davadışı şirketin kayıtlarının incelenmediğine yönelik itiraz yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ön ödemenin yapılmadığı bilindiği halde aynı alıcıya sonraki tarihlerde yapılan satışların teminat kapsamı dışında kalması → kısmi kabul

Gerekçe: Kredi Sigortası Genel Şartlarının A.7.1.6. ve A.7.1.7. maddelerinde, sigortalının olumsuz bilgi bildiriminde veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu ya da bulunmuş olması gereken alıcılara, yahut ödeme güçlüğü içine düştüğünü bildiği alıcılara yapacağı sevkiyatın teminat dışında kalacağı düzenlenmiştir. Somut olayda aynı alıcıya yapılan ilk satışta %20 ön ödemenin mal tesliminde yapılacağı belirtilmiş, ancak ön ödeme yapılmadığı ve davalı bu durumdan haberdar edilmediği halde, aynı alıcıya sonraki tarihlerde iki fatura ile yeni satışlar yapıldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle söz konusu iki faturaya dayalı alacak talebinin Kredi Sigortası Genel Şartları uyarınca teminat kapsamında kalmadığı kabul edilerek, bu iki fatura hesaplamaya dahil edilmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacağın üçüncü kişilere temlik edilmesi ve poliçedeki temlik yasağı karşısında temlik alanların aktif husumet ehliyeti → ret

İddia: Davalı, davacının alacağını üçüncü kişilere temlik ettiğini, Kredi Sigortası Genel Şartlarının B.9. maddesinde temlik yasağı bulunduğunu ileri sürerek yapılan temliklere itiraz etmiştir.

Gerekçe: Kredi Sigortası Genel Şartlarının B.9. maddesinde temlik yasağı bulunduğu, davanın hem temlik eden hem de temlik alanlar adına takip edildiğinin bildirildiği; temlik yasağı nedeniyle geçerli bir temlik yapılmadığı kabul edilerek, temlik alanların davasının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İcra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı talepleri → ret

Gerekçe: Koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kredi sigortası genel şartlarında yer alan ihbar/müdahale sürelerinin TTK'nın emredici hükümleri karşısındaki geçerliliği ile ödeme güçlüğü bilinen alıcıya yapılan sonraki sevkiyatların teminat kapsamı dışında kalması ve poliçedeki temlik yasağının temlik alanların aktif husumet ehliyetine etkisi konularında değerlendirme içermesi nedeniyle bölgesel ve ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Alacağın geçersiz temlik edilmesi halinde temlik alanların aktif husumet ehliyeti yokluğu

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi sigortası vadesi geçmiş borç bildirimi müdahale talebi teminat kapsamı temlik yasağı aktif husumet ehliyeti icra inkar tazminatı itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 1449TTK 1442TTK 1446/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 353(1)b-2HMK 361/1HMK 356 · 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun — 3095 sayılı Kanun 4.a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1355

KARAR NO 2022/762

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/05/2018

NUMARASI 2014/426 Esas 2018/518 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/05/2022

Davanın kısmen kabulüne dair Dairemizce verilen hükmün Yargıtay 11. H.D tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı ... ile müvekkili arasında 08.06.2012 tarihinde sigorta sözleşmesi akdedildiğini, bu çerçevede düzenlenen sigorta poliçesine göre müvekkilinin davalı ... şirketine 36.855-euro prim ödediğini, ancak davalının sözleşmeye rağmen, temerrüt durumunun kendisine geç bildirildiği gerekçesi ile ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, 3. kişilere yapılan satışlarda sigorta şirketine bildirim yapılarak satışın sigorta kapsamına dahil olmayacağının bildirilmediği takdirde yapılan satışın sigorta sözleşmesi kapsamında sayıldığını, poliçe hükümlerine göre sigortalı mal satış bedelinin (alıcı) tarafından ödenmemesi halinde, sigortalının sigortacıdan belirli bir süreyi aşmadan müdahale talep etmesi gerektiğini, poliçeye göre hasar ihbar süresinin orijinal fatura vade tarihinden itibaren başlamak üzere 90 gün olduğunu, ...

Ltd, ..., ... isimli şirketlere fatura kesildiğinin davalıya bildirildiğini, yapılmayan ödemelere ilişkin hasar bildirimi yapıldığını, ancak sigortacının ödemede bulunmadığını, yapılan ihracatlar için müvekkilinin banka kredisi kullandığını, riski azaltmak için karın büyük bölümünden feragat ederek yüksek meblağlarla kredi sigortası yaptırdığını,belirterek itirazın iptali ve takibin devamına, ayrıca icra inkar tazminatına karar verilmesini talep edilmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, sigortalı davacı şirketin, borçlu 3. kişinin temerrüdü halinde sözleşmede kararlaştırılan 30 günlük süre içinde vadesi geçmiş borç bildirimini ve bu bildirimi yapmış olmak kaydıyla orijinal fatura vadesinden itibaren azami 90 günlük süre içinde bulunması gereken müdahale talebini (Hasar İhbarı) süresinde yerine getirmeyerek teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini, vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunmadan müdahale talebinde bulunarak zararın ödenmesini isteme hakkı olmadığını, tarafı olmadığı satış sözleşmelerine istinaden talepte bulunduğunu, %20 peşin tahsilat yapmadan ihracat satışı yaptığını, basiretli tacir gibi davranmadığını, temerrüde düşen kişilere mal sattığını, yurtdışında ve farklı ülkelerde yerleşik alıcılara Tükçe olarak teslim notu şeklinde belge imzalamalarının inandırıcı olmadığını, alıcılarla danışıklı şekilde müvekkilini aldatma çabası içinde olduğunu, davacının süresinde vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinde bulunduğu kanaatine varılsa dahi müvekkilinin tazminat yükümlülüğünün ancak müdahale tarihinden 5 aylık bekleme süresi dolduktan sonra doğacağından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE SÜREÇ

Mahkemece, poliçe şartlarındaki yasal düzenlemeye aykırı şartın hukuki sonuç doğurmayacağı, salt temerrüdün geç bildirimi olgusu dikkate alınarak rizikonun teminat dışı olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68.- euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili 10.9.2018 havale tarihli ve hafta sonu nedeniyle süresinde olan istinaf dilekçesinde , dosyaya rapor ibraz eden tüm bilirkişilerin bir rapordaki kurum personeli bilirkişinin görüşü hariç, haklılıkları yönünde görüş bildirdiğini, konunun uzmanı bilirkişilerin raporları ile davanın kanıtlandığını, alacak likit olmasına karşın mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmediğini kararın bu yönü ile yanlış olduğunu belirterek davanın kısmen kabulüne dair kararın kaldırılarak kabulüne, kabul edilen miktar yönünden müvekkili lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; davacı tarafa peşin nisbi harç eksikliği tamamlattırılmadan yapılan yargılamanın usule aykırı olduğunu, delillerin değerlendirilmesizin ve eksik incelemeyle verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının taleplerinin sigorta kapsamı içerisinde olmadığını ve teminat dışı olduğunu, davacının iddia ettiği satışlarla ilgili kararlaştırılmış vadeleri ispatlayamadığını, bilirkişi raporlarında temerrüt konusunda açık tutarsızlıklar olduğunu, davacının kestiği faturaların usulsüz olduğunu, mahkemenin TTK 1446. maddeyi tatbikinin hatalı olduğunu, tazminat hesabının doğru olmadığını, davacının 5 aylık bekleme müddetine riayet etmediğini, müvekkilinin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde; 2018/1593 Esas-2019/1206 karar sayılı ve 03/10/2019 tarihli hüküm ile, davacı tarafça 5 ayrı fatura ile 3 ayrı alıcıya mal sevkedildiği, bir kısım faturalarda %20 ödemenin mal teslim tarihinde davacı satıcıya gönderileceği yazılı olduğu, temerrüt durumunun davalıya gecikmeli olarak yapıldığı, davalı şirket tarafından hasar tazmin taleplerinin hasar ihbarının geç yapılması nedeniyle reddedildiği, 2009 tarihli kredi sigortası genel şartları B-B.1 maddesinde yer alan "borç ile ilgili bir temerrüt hali, sigortalı tarafından vade tarihi veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir. Bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybeder." yönündeki düzenlemenin 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK’nın 1446/2 maddesi ile hükümsüz kaldığı, sigorta ettirenin temerrüdü gecikmeli olarak davalıya bildirilmesinin gerçekleşen rizikoya, zararın miktarına bir etkisi olmayacağı, yine davalının alıcının temerrüdü tarihinden itibaren 5 ay sonra tazminat ödeme yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürmesinin de yerinde olmadığı, ancak davacının başvurusuna gelince, alacak ödenmeyen faturalara ilişkin olup likit bulunduğu halde icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile İstanbul ...

İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68 euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, takip tarihindeki kur üzerinden %20 oranında hesaplanan 74.848,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11.H.D.’nin 28/06/2021 tarihli 2020/265 esas-2021/5392 karar sayılı ilamı ile;

1- Davacı tarafça ... firmasına yapılan 19.06.2012 tarihli, ... Limited firmasına yapılan 19.06.2012 tarihli ve ... firmasına yapılan 21.06.2012 tarihli satışlarda vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinin poliçe özel şartlarından belirtilen sürede yapılmadığı iddia edilmiş ise de, poliçede yazılı ihbar süreleri sözleşmesel görev olup TTK’nın emredici nitelikteki 1449. maddesinde öngörülen koşullar da gözetildiğinde bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmamasına, yine poliçe özel şartlarında ifade edilen “azami faturalandırma dönemi”nin faturanın düzenlenebileceği en son tarihi ifade ettiği bu sebeple sevk tarihinde önce fatura düzenlenmesinin veya faturanın yabancı dilde düzenlenmemiş olmasının da zararın teminat kapsamının dışında kaldığı şeklinde yorumlanamayacağına, davalının zararın teminat kapsamı dışında kaldığı ve ödenmeyeceği konusundaki yazısı karşısında sorumluluğunun müdahale talebinde bulunulmasından 5 ay sonra doğacağına dair savunmasının da yerinde olmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı tarafın, öncelikle ticari ilişki kuracağı firmaları davalı tarafa bildirdiği ve davalı tarafça söz konusu alıcı firmalar için poliçe kapsamında ticari limit açıldığı, davacı tarafça, dava dışı ..., ...

Limited ve ... firmalarına farklı tarihlerde mal satışı yapıldığı, faturalar düzenlendiği ve malların alıcı firmalara sevk edildiği, ancak faturada yazılı vade sonu itibariyle mal bedelleri ödenmediği için davacı tarafın, poliçe kapsamında, davalı ... şirketine durumu bildirdiği, davalı ... şirketinin ise, vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale taleplerinin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davacının talebini reddettiği, devamında 14.12.2012 tarihli ihtarnameye cevabında ve davaya cevap dilekçesinde esasen ret sebebinin sadece süresinde yapılmayan ihbarlar olmadığını beyan ettiği ve davacının taleplerinin kredi poliçesi genel şartları ve özel şartlar gereği teminat dışı kaldığını da gerekçeleriyle açıkladığı, ancak gerek ilk derece mahkemesi gerekse Bölge Adliye Mahkemesi'nin davalının diğer savunmalarını değerlendirmediği, sadece davalının süresinde yapılmayan ihbarlar nedeniyle tazminat talebini reddetmesinin yerinde olmadığı ve TTK 1442.

maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gerektiği, Dava konusu ticari ilişkinin satıcı tarafında, davacı firmanın mı yoksa davadışı ... Tic. Ltd. ...nin mi olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinde söz konusu satış ve faturaların kayıtlı olup olmadığı ise davacının ticari defteri incelenmediği için bilinmediği, bu nedenle, dava dışı firmanın düzenlediği proforma fatura, teslim notu ve davacının düzenlediği faturalar ile davacının ticari defterleri incelenerek, malların dava dışı firma tarafından davacıya satılarak devredilip devredilmediğinin, davacının sırf satış ilişkisini sigorta güvencesine kavuşturmak amacıyla fatura düzenleyip düzenlemediğinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken alıcı ..., ...

ve ...'a düzenlemeler ile fatura bakımından eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, 3- Davalı vekilinin, ... firmasına düzenlenen 12.07.2012 tarihli 67.734- Euro ve 21.07.2012 tarihli 25.608 Euro bedelli faturaların teminat kapsamında olmadığına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Kredi Sigortası Genel Şartlarının A.7.1.6. ve A.7.1.7. maddelerinde, sigortalının olumsuz bilgi bildiriminde veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yahut ödeme güçlüğü içine düşmüş olduğunu bildiği alıcılara yapacağı sevkiyatın teminat dışında kalma koşulları düzenlendiği, somut olayda, aynı firmaya yapılan 21.06.2012 tarihli ilk satışta %20 ön ödemenin mal tesliminde yapılacağı proforma fatura ve asıl faturada belirtildiği, ancak, ön ödeme tutarı ...

firmasınca ödenmediği ve davalının durumdan haberdar edilmediği, bu bakımdan, davacının söz konusu iki faturaya dayalı alacak talebinin Kredi Sigortası Genel Şartları uyarınca teminat kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. Davacı şirketin davaya konu faturalar bakımından ticari defterleri incelenmiş,bilirkişi raporunda ; Davacı şirket tarafından fatura edilen ve kayıtlanan 5 adet faturanın ,proforma faturaları incelendiğinde ..., ... ve ...'a düzenlenen ilk tarihli proforma faturalarının ... şirketi tarafından düzenlendiği, ancak sözkonusu faturaların ihracat işlemleri ve asıl faturaların davacı tarafından düzenlendiği, davacı şirket kayıtlarında ...

adına 20.6.2012 tarihli alış kaydının mevcut olduğu,proforma faturalar davadışı şirket tarafından düzenlense de davacı şirket kayıtlarında alış faturası ile kayıt bulunması ,ihracatın davacı tarafından yapıldığının sabit olması karşısında davacı vekilinin davadışı şirketin kayıtlarının incelenmediğine yönelik itirazı yerinde görülmemiş,davacının sigorta himayesi sağlamak üzere hareket ettiği belirlenememiştir. Davalı vekili ;davacının alacağını üçüncü şahıslara temlik ettiğini KSGŞ ın b.9.maddesinde temlik yasağı bulunduğunu belirterek yapılan temliklere itiraz etmiş davacı vekili tarafından davanın temlik eden adına da takip edildiği bildirilmekle ; temlik yasağı nedeniyle geçerli bir temlik yapılmadığı kabul edilerek temlik alanların davası aktif husumet yokluğundan red edilmiştir.

Davacı nın alıcı ... firmasına adına düzenlediği, 21.6.2012 tarihli faturada mal teslim alındığında %20 si önödeme yapılacağı yazılıdır. Malın 2.7.2012 tarihinde alıcısı tarafından teslim alındığı halde ,önödemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır.

2. 7.2012 tarihinde ön ödeme yapılmadığı halde akabinde 12.7.2012 tarihinde ,21.7.2012 tarihinde yaptığı satışlar bakımndan yapılan incelemede ; Kredi Sigortası Genel Şartlarının A.7.1.6. ve A.7.1.7. maddelerinde, sigortalının olumsuz bilgi bildiriminde veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yahut ödeme güçlüğü içine düşmüş olduğunu bildiği alıcılara yapacağı sevkiyatın teminat dışında kaldığının düzenlendiği, somut olayda, aynı firmaya yapılan 21.06.2012 tarihli ilk satışta %20 ön ödemenin mal tesliminde yapılacağı proforma fatura ve asıl faturada belirtildiği, ancak, ön ödeme tutarı ... firmasınca ödenmediği ve davalının durumdan haberdar edilmediği, bu bakımdan, davacının söz konusu iki faturaya dayalı alacak talebinin Kredi Sigortası Genel Şartları uyarınca teminat kapsamında kalmadığının kabulü gerektiğinden dava konusu edilen 5 faturadan ...'a satılan son iki fatura ( 12.7.2012, ,21.7.2012 tarihli) teminat kapsamında kalmadığından hesaplamaya dahil edilmemiştir.

Sigorta teminatı kapsamında kalan faturalar bakımından teminat kapsamında kalan miktarlar, 8.4.2014 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanmış olup(ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan miktarın dökümü); ... adına düzenlenen 49.993,60-euro bedelli faturanın 41.634,24-eurosu, ... adına 30.376,40-euronun 24.338,76-eurosu, ... adına 22.243,20 euronun 17.018,88-eurosu olmak üzere toplam( 41.634,24 +24.338,76-+ 17.018,88 =82.991,88-euro davacının talep edebileceği tazminat olarak davacı lehine hükmedilmiş,fazla istemin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; Yargıtay bozma ilamına uyularak temlik eden davacı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına;

temlik alan davacılar bakımından aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine; davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 82.991,88.- Euro üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren Euro cinsi alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazla talebin reddine, koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 353(1)b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/426 Esas 2018/518 Karar sayılı ve 10/05/2018 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Temlik alan davacılar bakımından aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine, Davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 82.991,88.- euro üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4.a maddesi uyarınca Devlet bankalarının 1 yıl vadeli euro cinsi mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranında faiz işletilerek takibin devamına , fazla talebin reddine, Koşulları olmadığından icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddine," İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 13.406,45-TL nispi karar harcından, icra ve mahkeme veznesine yatırılan 6.865,20- TL ve hükümden sonra davalı tarafından tamamlanan 18.767,57-TL olmak üzere toplam 25.632,77-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 12.226,32-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davalıya iadesine, Davacı tarafından ödenen ve mahsup edilen 6.893,25-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 2.600-TL bilirkişi ücreti ve 379,70-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.979,70-TL yargı giderinden davanın kabulü oranında hesaplanan 1.427-TL yargı giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalının 2.400-TL yargı giderinden davanın reddi oranında hesaplanan 1.251-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 21.926,14-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı vekili için davanın reddolunan kısmı üzerinden AAÜT uyarınca takdir olunan 23.113,49-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine Davalı vekili için aktif husumet yokluğu yönünden 5.100-TL vekalet ücretinin temlik alan davacılardan alınarak davalıya verilmesine" Davacıdan alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yatırılan 6.410-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.000-TL bilirkişi ücreti ve 53,45-TL posta masrafı olmak üzere 1.053,45-TL istinaf ve temyiz yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 505-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 198,83-TL istinaf ve temyiz yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 104-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 5.100-TL istinaf duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, HMK.'nun 356. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliğiyle karar verildi.25/05/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/127399 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5984 E. 2024/443 K. · Bozuldu

Dava konusunun devri ile alacağın temliki ayrımı ve temlik alanın sıfatı

Gerekçe özeti

Uyuşmazlık doğduktan ve alacak dava konusu hâline geldikten sonra, devre konu alacak icra dosya numarası zikredilerek üçüncü kişiye devredilmişse, bu işlem maddi hukuka ilişkin bir alacak temliki değil, HMK 125 kapsamında dava konusunun (müddeabihin) devri niteliğinde bir usul sözleşmesidir; devralan sigortalı sıfatını değil davacı sıfatını kazanır ve poliçede yer alan "tazminat alacağı ancak sigortacının yazılı onayı ile devredilebilir" biçimindeki temlik yasağı bu devre uygulanmaz — bu hâlde temlik alanlar yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğundan ret kararı verilemez. Öte yandan ticari defterler, eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve kayıtları birbirini doğrulamış olmadıkça ticari davada sahibi lehine dahi delil olamaz; defterleri usulüne uygun bulunmayan sigortalı zararın gerçekleştiğini ispatlayamamış sayılır ve davası reddedilir.

Emsal değeri

Dava konusunun devri ile maddi hukuka ilişkin alacak temliki arasındaki ayrımın icra dosya numarasına yapılan atıf üzerinden kurulması, poliçedeki temlik yasağının müddeabih devrine uygulanmaması ve usulüne uygun tutulmayan ticari defterlerin sahibi lehine dahi delil sayılmaması bakımından bağlayıcı emsal değer taşır.

Kavramlar: dava konusunun (müddeabihin) devri alacağın temliki usul sözleşmesi aktif husumet ehliyeti temlik yasağı kredi sigortası ticari defterlerin delil niteliği açılış ve kapanış onayı itirazın iptali icra inkâr tazminatı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/5984 E.  ,  2024/443 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1355 E., 2022/762 K.

TEMLİK ALANLAR 1....

2.... vekilleri Avukat ...

HÜKÜM

Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2014/426 E., 2018/518 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.01.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ile müvekkili arasında 08.06.2012 tarihinde sigorta sözleşmesi akdedildiğini, bu çerçevede düzenlenen sigorta poliçesine göre müvekkilinin davalı ... şirketine 36.855,00 euro prim ödediğini, ancak davalının sözleşmeye rağmen, temerrüt durumunun kendisine geç bildirildiği gerekçesi ile ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, 3 üncü kişilere yapılan satışlarda sigorta şirketine bildirim yapılarak satışın sigorta kapsamına dahil olmayacağının bildirilmediği takdirde yapılan satışın sigorta sözleşmesi kapsamında sayıldığını, poliçe hükümlerine göre sigortalı mal satış bedelinin (alıcı) tarafından ödenmemesi halinde, sigortalının sigortacıdan belirli bir süreyi aşmadan müdahale talep etmesi gerektiğini, poliçeye göre hasar ihbar süresinin orijinal fatura vade tarihinden itibaren başlamak üzere 90 gün olduğunu, Lezzet Kebaps Ltd., BBL Financal Services GMBH, FA Rodak Im.

Exp. isimli şirketlere fatura kesildiğinin davalıya bildirildiğini, yapılmayan ödemelere ilişkin hasar bildirimi yapıldığını, ancak sigortacının ödemede bulunmadığını ileri sürerek icra takibine itirazın iptali ve takibin devamına, ayrıca icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı davacı şirketin, borçlu 3 üncü kişinin temerrüdü halinde sözleşmede kararlaştırılan 30 günlük süre içinde vadesi geçmiş borç bildirimini ve bu bildirimi yapmış olmak kaydıyla orijinal fatura vadesinden itibaren azami 90 günlük süre içinde bulunması gereken müdahale talebini (Hasar İhbarı) süresinde yerine getirmeyerek teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini, vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunmadan müdahale talebinde bulunarak zararın ödenmesini isteme hakkı olmadığını, tarafı olmadığı satış sözleşmelerine istinaden talepte bulunduğunu, %20 peşin tahsilat yapmadan ihracat satışı yaptığını, basiretli tacir gibi davranmadığını, temerrüde düşen kişilere mal sattığını, yurtdışında ve farklı ülkelerde yerleşik alıcılara Tükçe olarak teslim notu şeklinde belge imzalamalarının inandırıcı olmadığını, alıcılarla danışıklı şekilde müvekkilini aldatma çabası içinde olduğunu, davacının süresinde vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinde bulunduğu kanaatine varılsa dahi müvekkilinin tazminat yükümlülüğünün ancak müdahale tarihinden itibaren 5 aylık bekleme süresi dolduktan sonra doğacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 10.05.2018 tarih, 2014/426 E. ve 2018/518 K. sayılı kararıyla; poliçe şartlarındaki yasal düzenlemeye aykırı şartın hukuki sonuç doğurmayacağı, davacının beş müşterisi yönünden temerrüdün oluştuğu, salt temerrüdün geç bildirimi olgusu dikkate alınarak rizikonun teminat dışı olduğunun kabul edilemeyeceği, TTK 1442 nci maddesi de dikkate alınarak davanın kısmen kabulüyle, İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün 2012/25448 sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68 euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2019 tarih, 2018/1593 E. ve 2019/1206 K. sayılı kararıyla; davacı tarafça 5 ayrı fatura ile 3 ayrı alıcıya mal sevkedildiği, bir kısım faturalarda %20 ödemenin mal teslim tarihinde davacı satıcıya gönderileceği yazılı olduğu, temerrüt durumunun davalıya gecikmeli olarak yapıldığı, davalı şirket tarafından hasar tazmin taleplerinin hasar ihbarının geç yapılması nedeniyle reddedildiği, 2009 tarihli kredi sigortası genel şartları B-B.1 maddesinde yer alan "borç ile ilgili bir temerrüt hali, sigortalı tarafından vade tarihi veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir. Bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybeder." yönündeki düzenlemenin 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK’nın 1446/2 maddesi ile hükümsüz kaldığı, sigorta ettirenin temerrüdü gecikmeli olarak davalıya bildirilmesinin gerçekleşen rizikoya, zararın miktarına bir etkisi olmayacağı, yine davalının alıcının temerrüdü tarihinden itibaren 5 ay sonra tazminat ödeme yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürmesinin de yerinde olmadığı, ancak davacının başvurusuna gelince, alacak ödenmeyen faturalara ilişkin olup likit bulunduğu halde icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile İstanbul 29.

İcra Müdürlüğünün 2012/25448 sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68 euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, takip tarihindeki kur üzerinden %20 oranında hesaplanan 74.848,75 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 28.06.2021 tarih, 2020/265 E. ve 2021/5392 K. sayılı kararıyla dava dışı firmanın düzenlediği proforma fatura, teslim notu ve davacının düzenlediği faturalar ile davacının ticari defterleri incelenerek, malların dava dışı firma tarafından davacıya satılarak devredilip devredilmediğinin, davacının sırf satış ilişkisini sigorta güvencesine kavuşturmak amacıyla fatura düzenleyip düzenlemediğinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken alıcı lezzet, BBC ve Fa Rodak'a düzenlemeler ile fatura bakımından eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığı, yine davalı vekilinin, FA Rodak İmport-Export firmasına düzenlenen 12.07.2012 tarihli 67.734,00 euro ve 21.07.2012 tarihli 25.608,00 euro bedelli faturaların teminat kapsamında olmadığına yönelik temyiz itirazlarına gelince;

bu faturalara dayalı alacak talebinin Kredi Sigortası Genel Şartları uyarınca teminat kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilmeden karar verilmesinin yerinde olmadığı, ayrıca alacak likit olmadığından davacı yararına %20 icra inkâr tazminatı verilmesinin de yerinde bulunmadığı gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket tarafından fatura edilen ve kayıtlanan 5 adet faturanın, proforma faturaları incelendiğinde Lezzet Kebabs, BBL Financial ve Rodak'a düzenlenen ilk tarihli proforma faturalarının Turkuvaz Danışmanlık şirketi tarafından düzenlendiği, ancak sözkonusu faturaların ihracat işlemleri ve asıl faturaların davacı tarafından düzenlendiği, davacı şirket kayıtlarında Turkuvaz Danışmanlık adına 20.06.2012 tarihli alış kaydının mevcut olduğu, proforma faturalar davadışı şirket tarafından düzenlense de davacı şirket kayıtlarında alış faturası ile kayıt bulunması, ihracatın davacı tarafından yapıldığının sabit olması karşısında davacı vekilinin davadışı şirketin kayıtlarının incelenmediğine yönelik itirazının yerinde olmadığı, davacının sigorta himayesi sağlamak üzere hareket ettiğinin belirlenemediği, temlik yasağı nedeniyle geçerli bir temlik yapılmadığı kabul edilerek temlik alanların davasının aktif husumet yokluğundan reddi gerektiği, davacının alıcı Fa.

Rodak firmasına yaptığı 21.06.2012 tarihli ilk satışta %20 ön ödemenin mal tesliminde yapılacağının proforma fatura ve asıl faturada belirtildiği, ancak ön ödeme tutarının bu firma tarafından ödenmediği ve davalının durumdan haberdar edilmediği, bu bakımdan, davacının söz konusu iki faturaya dayalı alacak talebinin Kredi Sigortası Genel Şartları uyarınca teminat kapsamında kalmadığı, sigorta teminatı kapsamında kalan faturalar bakımından davanın kabulünün gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına; temlik alan davacılar bakımından aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine; davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptali ile takibin 82.991,88 euro üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren euro cinsi alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazla talebin reddine, koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; somut olayda alacağın temlikinin değil dava konusunun devrinin söz konusu olduğunu, tazminat hesabına dahil edilmeyen iki adet fatura yönünden kararın, 6100 sayılı Kanun'un emredici nitelikteki 1446 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının ticari defterlerinin usule uygun olmadığını, dolayısıyla buradaki kayıtlara itibar edilemeyeceğini, faturaların dayanaksız ve gerçeği yansıtmaktan uzak olduğunu, tarihlerinde uyumsuzluk bulunduğunu, davacının satış sözleşmesinin tarafı olmadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, mal tesliminin söz konusu olmadığını, sigortacı zararına hareket edildiğini, hamule senedine ilişkin itirazların dikkate alınmadığını, ihracat belgelerindeki aykırılıklar gereği rizikonun teminat kapsamı dışında kaldığını, mükerrer harca hükmedildiğini, vekâlet ücretinin ve harcın hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kredi sigorta sözleşmesinden kaynaklanan sigorta tazminatının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 125 nci ve 222 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesince alacağı temlik alan davacılar bakımından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.

25. 07.2019 tarihli alacağın devri sözleşmesinde “İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün 2012/25448 E. sayılı dosyasına konu alacak''ın belirtildiği görülmektedir. Uyuşmazlık doğduktan sonra, doğrudan icra dosya numarası zikredilmek suretiyle yapılan devrin doğrudan “dava konusunu” devretmeye yönelik bir usul sözleşmesi olduğuna dair hiçbir tereddüt bulunmamaktadır.

3. Ne var ki davaya konu sigorta poliçesinde sigortalının, sigortacıya karşı sahip olduğu tazminat alacağını ancak sigortacının yazılı onayı ile bir başkasına devredebileceği kararlaştırılmıştır.

4. Ancak, somut olayda poliçede belirtildiği şekilde sigorta tazminat alacağının tahsili talebine ilişkin bir hal söz konusu olmayıp taraflar arasında sigorta tazminatının tahsili için davacı tarafından başlatılan icra takibine konu meblağın bir kısmı, tazminat alacağı dava konusu hâline geldikten sonra bizzat icra dosya numarası belirtilmek sureti ile temlik alan kişilere devredilmiştir. Bu durumda maddi hukuka ilişkin bir devirden söz edilemez. Bu işlem 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken tipik bir “dava konusunun/müddeabihin” devrinden ibarettir. Bu temlikle temlik alan kişiler sigortalı değil, davacı sıfatını kazanmıştır.

5. Bu nedenle temlik alan alacaklılar yönünden davanın aktif husumet ehliyetinin yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

6. 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu özellikleri taşımayan ticari defterler sahibi lehine de delil olarak kabul edilemez.

7. Dairemiz bozma ilamında dava dışı firmanın düzenlediği proforma fatura, teslim notu ve davacının düzenlediği faturalar ile davacının ticari defterleri incelenerek, malların dava dışı firma tarafından davacıya satılarak devredilip devredilmediğinin, davacının sırf satış ilişkisini sigorta güvencesine kavuşturmak amacıyla fatura düzenleyip düzenlemediğinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulması üzerine yapılan bilirkişi incelemesinde davacının ticari defterleri incelenmiş ve defterlerin usulüne uygun olmadığı tespit edilmiştir.

8. Bu durumda sigortalı davacının, zararın gerçekleştiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacılar vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3.Bozma sebebine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.