Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12470 E. 2015/9776 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karşılıklılık esası↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ imza incelemesi↗ denetime elverişlilik↗ bilirkişi incelemesi↗ asıl alacak↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulü ile 872.422,15 TL asıl alacak ve 697.586,98 TL birikmiş faizin, asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesaplarında bulunan paranın davalı banka çalışanının usulsüz işlemleriyle çekilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın halli özel ve teknik bilgiyi gerektirmektedir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 281. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 279. maddesinde bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlarda bulunması gereken nitelikler açıklanmıştır.
Herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf yada diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim yukarıda vurgulanan ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.05.2001 gün E:2001/12-436, K:2001/467 ve 07.10.2009 gün, E:2009/12-382, K:2009/415, sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.05.2015 gün, E:2013/19-2083, K:2015/1307)
Mahkemece dava konusu edilen davacı hesaplarına ilişkin bankada bulunan talimat belgeleri ile diğer banka kayıt ve evrakları üzerindeki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı hakkında bilirkişi raporları alınmışsa da alınan imza incelemesine konu raporların birbiriyle çelişik olduğu, böylece davacı talimatı olmaksızın davacı hesabından usulsüz çekilen para miktarlarının alınan bilirkişi raporlarında farklı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece ehil kişilerce dava konusuna ilişkin talimat ve belgeler üzerinde imza incelemesi yapılması, dava dosyasındaki bu konuda alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi, sağlıklı, ayrıntılı ve ceza dosyasında yer alan bilirkişi raporlarını da irdeleyen davacının talep edebileceği tazminat miktarına ilişkin alınacak bilirkişi raporuna göre ortaya çıkacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1051 E. 2018/4466 K.
Ortak:karşılıklılık esası · bilirkişi raporları arasında çelişki · imza incelemesi · denetime elverişlilik
İncelediğiniz karardaHerhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf yada diğer uygu …
Bu itibarla, mahkemece ehil kişilerce dava konusuna ilişkin talimat ve belgeler üzerinde «imza incelemesi» yapılması, dava dosyasındaki bu konuda alınan «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi, sağlıklı, ayrıntılı ve ceza dosyasında yer alan bilirkişi raporlarını da irdeleyen davacının talep edebileceği tazminat miktarına ilişkin alınacak bil …
… bulunan talimat belgeleri ile diğer banka kayıt ve evrakları üzerindeki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı hakkında bilirkişi raporları alınmışsa da alınan «imza incelemesine» konu raporların birbiriyle çelişik olduğu, böylece davacı talimatı olmaksızın davacı hesabından usulsüz çekilen para miktarlarının alınan bilirkişi raporlarında fa …
Benzer bu kararda… ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uyg …
Bu itibarla, mahkemece ehil kişilerce dava konusu «bonoya» ilişkin «imza incelemesi» yapılması, dava dosyasındaki bu konuda alınan «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi, sağlıklı, ayrıntılı ve ...
Mahkemece, dava konusu edilen «bono» üzerindeki imzaların davalıların eli ürünü olup olmadığı hakkında bilirkişi raporları alınmışsa da alınan «imza incelemesine» konu raporların dosya kapsamında bulunan ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bono · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «bono» üzerindeki imzaların davalıların eli ürünü olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «bonoya» dayalı alacak istemine ilişkin olup, davalılar vekili, bonodaki imzaların müvekkillerine ait olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu edilen «bono» üzerindeki imzaların davalıların eli ürünü olup olmadığı hakkında bilirkişi raporları alınmışsa da alınan «imza incelemesine» konu raporların dosya kapsamında bulunan ...
İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2012/34 Esas sayılı dosyasında aldırılan raporlar ile çelişik olduğu, özellikle hükme esas alınan «son» bilirkişi heyeti tarafından verilen ayrık raporların HMK’nın 279. maddesine aykırı olarak düzenlendiği ve yukarıda anılan hususları içermediği anlaşılmaktadır.
-
Vekalet görevinin kötüye kullanılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5188 E. 2019/6191 K.
Ortak:karşılıklılık esası · imza incelemesi · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaHerhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf yada diğer uygu …
… bulunan talimat belgeleri ile diğer banka kayıt ve evrakları üzerindeki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı hakkında bilirkişi raporları alınmışsa da alınan «imza incelemesine» konu raporların birbiriyle çelişik olduğu, böylece davacı talimatı olmaksızın davacı hesabından usulsüz çekilen para miktarlarının alınan bilirkişi raporlarında fa …
Bu itibarla, mahkemece ehil kişilerce dava konusuna ilişkin talimat ve belgeler üzerinde «imza incelemesi» yapılması, dava dosyasındaki bu konuda alınan «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi, sağlıklı, ayrıntılı ve ceza dosyasında yer alan bilirkişi raporlarını da irdeleyen davacının talep edebileceği tazminat miktarına ilişkin alınacak bil …
Benzer bu karardaZira HGK’nun 30.05.2001 tarihli ve 2001/12-436 E., 2001/467 K. ile 07.10.2009 tarihli ve 2009/12-382 E., 2009/415 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, «imza incelemesine» ilişkin yapılacak olan «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uyg …
Bölge adliye mahkemesince, dosya arasında bulunan 13.01.2016 tarihli «imza incelemesine» ilişkin rapora dayalı olarak, 07.09.2011 tarihli «ortaklar kurulu» kararında yer alan imzanın davacıya ait olmadığı sonucuna ulaşılmışsa da, imza incelemesine ilişkin raporun bilimsel bir dayanağı bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet görevinin kötüye kullanılması · hisse devir sözleşmesinin iptali · açık muvafakat · ortaklar kurulu kararının iptali · kabul beyanı · yoklukla malul karar · sözleşmenin iptali · yokluk
Benzer bu karardaNoterliğinin 07/09/2011 gün ve 23607 yevmiye nolu «hisse devir sözleşmesinin iptaline», 07/09/2011 gün ve 5 nolu «ortaklar kurulu kararının iptaline», iptal kararı kesinleştiğinde Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasına, davacının «kar payı» alamamaktan dolayı tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
Dava, «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile davacının şirkete ortak olduğunun tespiti ve «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Bu itibarla, «ortaklar kurulu» kararının alındığı tarihte şirketin 2 ortağı olup, her iki ortağın da alınan kararı imzaladığı da gözetilerek, «ortaklar kurulu kararının iptali» talebinin reddi gerekirken bölge adliye mahkemesince, yazılı gerekçelerle, ortaklar kurulu kararının «yoklukla malul» olduğunun tespitine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
… sunda, davalı ...'in vekil sıfatı sebebiyle yükümlü olduğu özeni göstermediği zira bir şirketteki 70 adet hissenin 69 adedinin devri konusunda devredenin açıkça bir «muvafakatinin» alınması gerekirken davalının bu «açık muvafakati» almadığı, davacıya ait hisseyi vekil aracılığı ile devralan davalı ...'in davacının devir iradesinin olmadığını bilmemesinin mümkün olmadığı, TMK'nın 2. maddesi uyarınca «vekalet görevinin kötüye kullanılıp» kullanılmadığının hakim tarafında re'sen gözönünde bulundurulması gerektiği, alınan «ortaklar kurulu» kararındaki imzanın davacıya ait olmadığı, her ne kadar davacı tarafından «kar payı» alınmadığından bahisle tazminat istenmiş ise de, kâr payının hissedarlara devredilmeyip sermayeye eklendiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, Antalya 4.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/7378 E. 2010/635 K.
Ortak:karşılıklılık esası · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi · Alacak
İncelediğiniz karardaHerhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf yada diğer uygu …
Benzer bu karardaHerhangi bir belgedeki yazı ve imzanın, atfedilen kişiye ait olup olmadığı konusunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu, gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza ve yazının, tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip k …
O halde hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda açıklanan hususları içermediğinden, mahkemece yeniden uzman bilirkişi atanarak Yargıtay «denetime elverişli» yeni bir rapor alınması gerekir iken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:virman · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «virman» talimatındaki imzanın davacıya ait olduğu, talimat yazısının davacı eli ürünü olmamasına rağmen imzanın bağlayıcılığı ilkesi gereğince yapılan virman işleminin geçerli olduğu, davacı tanığı Melahat ile davalı tanığı beyanları ile de imzanın davacı tarafından atıldığının belirlendiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
1-Davanın konusunu oluşturan «virman» talimatındaki imzanın davacıya aidiyetine ilişkin bilirkişi raporu Adli Tıp Kurumu' ndan emekli uzman tarafından düzenlenmiş olup, raporun hazırlanmasında yararlanılan ortam ve koşullar rapor içeriğinde belirtilmemiştir.
O halde hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda açıklanan hususları içermediğinden, mahkemece yeniden uzman bilirkişi atanarak Yargıtay «denetime elverişli» yeni bir rapor alınması gerekir iken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1102 E. 2023/1536 K.
Ortak:karşılıklılık esası · imza incelemesi · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaHerhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf yada diğer uygu …
… bulunan talimat belgeleri ile diğer banka kayıt ve evrakları üzerindeki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı hakkında bilirkişi raporları alınmışsa da alınan «imza incelemesine» konu raporların birbiriyle çelişik olduğu, böylece davacı talimatı olmaksızın davacı hesabından usulsüz çekilen para miktarlarının alınan bilirkişi raporlarında fa …
Bu itibarla, mahkemece ehil kişilerce dava konusuna ilişkin talimat ve belgeler üzerinde «imza incelemesi» yapılması, dava dosyasındaki bu konuda alınan «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi, sağlıklı, ayrıntılı ve ceza dosyasında yer alan bilirkişi raporlarını da irdeleyen davacının talep edebileceği tazminat miktarına ilişkin alınacak bil …
Benzer bu kararda… 1 tarih, 2001/12-436 E. ve 2001/467 ilamında da belirtildiği üzere herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uyg …
İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan «imza incelemesi» neticesinde sözü edilen belge altındaki imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan imza incelemesinin usulüne uygun ve «denetime elverişli» bir inceleme olmadığı anlaşılmaktadır.
İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/895 E. sayılı dosyası üzerinden görülen yargılamada yapılan «imza incelemesi» neticesinde, dosyada mübrez "İbraname" başlıklı belge altında yer alan imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davalının söz konusu belgeyle, hiç bir borcunun kalmadığını beyan ederek davacıyı tamamen «ibra» ettiği, söz konusu «ibranameye» rağmen takibe devam eden davalının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi anlamda kesin hüküm · sulh protokolü · genel yetkili mahkeme · isticvap · imza inkarı · ibraname · borçlu olunmadığının tespiti · lehtar
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe dayanak yapılan «bono» nedeniyle borçlu olmamasına rağmen icra tehdidi altında davalıyla anlaşmak zorunda kaldığını, anlaşma uyarınca davalıya ödeme yapılarak «ibraname» alındığını, davalının müvekkiline ibraname vermesinden sonra takibe devam ederek müvekkilinin hesaplarına haciz koydurduğunu ileri sürerek takip uyarınca davalıya «borçlu olunmadığının tespitine» ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, söz konusu «protokol» altındaki imzasını kabul etmekle beraber "«ibraname»" başlıklı belgede adına atılı gözüken «imzayı inkar» etmiş ve protokol uyarınca kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu dekontta yer alan banka hesabının kendisine ait olmadığını savunmuştur.
İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/895 E. sayılı dosyası üzerinden görülen yargılamada yapılan «imza incelemesi» neticesinde, dosyada mübrez "İbraname" başlıklı belge altında yer alan imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davalının söz konusu belgeyle, hiç bir borcunun kalmadığını beyan ederek davacıyı tamamen «ibra» ettiği, söz konusu «ibranameye» rağmen takibe devam eden davalının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak «kötü niyet tazminatına» hükmedilebilmesi için alacaklının takip anında kötü niyetli olması gerektiği, davalının «ibranameye» rağmen takibe devam etmesi haksız ise de takibe kötü niyetle devam edilmesinin kötü niyet tazminatını gerektirmeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kab …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12470 E. , 2015/9776 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 12/05/2014
NUMARASI 2008/622-2014/130
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/05/2014 tarih ve 2008/622-2014/130 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29/09/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. B.. L.. ile davacı vekili Av. A.O.C. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı banka nezdinde bulunan TL ve ABD Doları hesaplarından banka görevlisi T. Y. tarafından talimatı olmaksızın usulsüz şekilde para çekildiğini ve yine talimatı olmaksızın usulsüz şekilde üçüncü kişilere ait hesaplara paralar aktarıldığını, söz konusu işlemlerde müvekkilinin orjinal imzalarını taşıyan belgelerin üstündeki yazıların kapatılarak fotokopi yöntemi ile çoğaltıldığını ve üzeri boş altı imzalı bu kağıtlara davalı banka görevlileri tarafından işlemler gerçekleştirildiğini, müvekkilinin imzalarının taklit edilerek talimatı olmadığı halde talimatı varmış gibi işlem yapıldığını, ancak adı geçen banka çalışanının davacıya gönderdiği son durum belgesi ve hesap cüzdanlarında gerçek durumun gizlendiğini, sözkonusu usulsüz işlemlerle havale veya eft yapılan hesapların ve sahiplerinin müvekkili ile hiçbir ilişkisinin olmadığını, davacının hesabından rızası hilafına çıkan 1.573.000 TL tutarındaki mevduatın ancak 529.215,10 TL'sinin banka tarafından müvekkiline ödendiğini, bakiye 1.043.784,90 TL'nin ise yazılı ve sözlü tüm ihtarlara rağmen ödenmediğini ileri sürerek;
1. 043.784,10 TL'nin 650.000 TL'si için 05/05/2008 tarihinden itibaren kalan kısım olan 393.784,90 TL için 26/05/2008 tarihinden itibaren banka mevduatlarına uygulanan en yüksek oranda faiz yürütülmesine ve her ay faizin ana paraya ilave edilmesi ile hesaplanarak davalı bankadan tahsiline, banka tarafından ödenen 529.215,10 TL için 26/05/2008 tarihinden itibaren ödemenin yapıldığı 25/07/2008 tarihine kadar mevduata uygulanan en yüksek faizin davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı Tülin Yılmazcoşar tarafından gerçekleştirilen bankacılık işlemlerinden kaynaklanan davacı yan zararının işleyen faizi ile birlikte 529.215,10 TL olarak faiziyle birlikte tazmin edildiğini, zarara davacının kendi kusurlu hareketleri ile sebebiyet verdiğini, savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulü ile 872.422,15 TL asıl alacak ve 697.586,98 TL birikmiş faizin, asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesaplarında bulunan paranın davalı banka çalışanının usulsüz işlemleriyle çekilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın halli özel ve teknik bilgiyi gerektirmektedir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 281. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 279. maddesinde bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlarda bulunması gereken nitelikler açıklanmıştır.
Herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf yada diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.
Nitekim yukarıda vurgulanan ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.05.2001 gün E:2001/12-436, K:2001/467 ve 07.10.2009 gün, E:2009/12-382, K:2009/415, sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.05.2015 gün, E:2013/19-2083, K:2015/1307)
Mahkemece dava konusu edilen davacı hesaplarına ilişkin bankada bulunan talimat belgeleri ile diğer banka kayıt ve evrakları üzerindeki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı hakkında bilirkişi raporları alınmışsa da alınan imza incelemesine konu raporların birbiriyle çelişik olduğu, böylece davacı talimatı olmaksızın davacı hesabından usulsüz çekilen para miktarlarının alınan bilirkişi raporlarında farklı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece ehil kişilerce dava konusuna ilişkin talimat ve belgeler üzerinde imza incelemesi yapılması, dava dosyasındaki bu konuda alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi, sağlıklı, ayrıntılı ve ceza dosyasında yer alan bilirkişi raporlarını da irdeleyen davacının talep edebileceği tazminat miktarına ilişkin alınacak bilirkişi raporuna göre ortaya çıkacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA,(2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunun 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine,01/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/125497500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz