Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/7378 E. 2010/635 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karşılıklılık esası↗ virman↗ denetime elverişlilik↗ bilirkişi incelemesi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, virman talimatındaki imzanın davacıya ait olduğu, talimat yazısının davacı eli ürünü olmamasına rağmen imzanın bağlayıcılığı ilkesi gereğince yapılan virman işleminin geçerli olduğu, davacı tanığı Melahat ile davalı tanığı beyanları ile de imzanın davacı tarafından atıldığının belirlendiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Davanın konusunu oluşturan virman talimatındaki imzanın davacıya aidiyetine ilişkin bilirkişi raporu Adli Tıp Kurumu' ndan emekli uzman tarafından düzenlenmiş olup, raporun hazırlanmasında yararlanılan ortam ve koşullar rapor içeriğinde belirtilmemiştir.
Herhangi bir belgedeki yazı ve imzanın, atfedilen kişiye ait olup olmadığı konusunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu, gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza ve yazının, tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması gerekmektedir.
O halde hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda açıklanan hususları içermediğinden, mahkemece yeniden uzman bilirkişi atanarak Yargıtay denetime elverişli yeni bir rapor alınması gerekir iken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1051 E. 2018/4466 K.
Ortak:karşılıklılık esası · denetime elverişlilik · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaO halde hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda açıklanan hususları içermediğinden, mahkemece yeniden uzman bilirkişi atanarak Yargıtay «denetime elverişli» yeni bir rapor alınması gerekir iken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Herhangi bir belgedeki yazı ve imzanın, atfedilen kişiye ait olup olmadığı konusunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu, gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza ve yazının, tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip k …
Benzer bu kararda… ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uyg …
İcra Hukuk Mahkemesi’nin dosyasında yer alan bilirkişi raporlarını da irdeleyen alınacak bilirkişi raporuna göre ortaya çıkacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporları arasında çelişki · imza incelemesi · bono · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece ehil kişilerce dava konusu «bonoya» ilişkin «imza incelemesi» yapılması, dava dosyasındaki bu konuda alınan «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi, sağlıklı, ayrıntılı ve ...
Mahkemece, dava konusu edilen «bono» üzerindeki imzaların davalıların eli ürünü olup olmadığı hakkında bilirkişi raporları alınmışsa da alınan «imza incelemesine» konu raporların dosya kapsamında bulunan ...
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «bono» üzerindeki imzaların davalıların eli ürünü olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «bonoya» dayalı alacak istemine ilişkin olup, davalılar vekili, bonodaki imzaların müvekkillerine ait olmadığını savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12470 E. 2015/9776 K.
Ortak:karşılıklılık esası · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi · Alacak
İncelediğiniz karardaHerhangi bir belgedeki yazı ve imzanın, atfedilen kişiye ait olup olmadığı konusunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu, gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza ve yazının, tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip k …
O halde hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda açıklanan hususları içermediğinden, mahkemece yeniden uzman bilirkişi atanarak Yargıtay «denetime elverişli» yeni bir rapor alınması gerekir iken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaHerhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf yada diğer uygu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporları arasında çelişki · imza incelemesi · asıl alacak · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulü ile 872.422,15 TL «asıl alacak» ve 697.586,98 TL birikmiş faizin, asıl alacağa dava tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece ehil kişilerce dava konusuna ilişkin talimat ve belgeler üzerinde «imza incelemesi» yapılması, dava dosyasındaki bu konuda alınan «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi, sağlıklı, ayrıntılı ve ceza dosyasında yer alan bilirkişi raporlarını da irdeleyen davacının talep edebileceği tazminat miktarına ilişkin alınacak bil …
… bulunan talimat belgeleri ile diğer banka kayıt ve evrakları üzerindeki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı hakkında bilirkişi raporları alınmışsa da alınan «imza incelemesine» konu raporların birbiriyle çelişik olduğu, böylece davacı talimatı olmaksızın davacı hesabından usulsüz çekilen para miktarlarının alınan bilirkişi raporlarında fa …
-
Vekalet görevinin kötüye kullanılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5188 E. 2019/6191 K.
Ortak:karşılıklılık esası · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaHerhangi bir belgedeki yazı ve imzanın, atfedilen kişiye ait olup olmadığı konusunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu, gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza ve yazının, tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip k …
O halde hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda açıklanan hususları içermediğinden, mahkemece yeniden uzman bilirkişi atanarak Yargıtay «denetime elverişli» yeni bir rapor alınması gerekir iken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaZira HGK’nun 30.05.2001 tarihli ve 2001/12-436 E., 2001/467 K. ile 07.10.2009 tarihli ve 2009/12-382 E., 2009/415 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, «imza incelemesine» ilişkin yapılacak olan «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uyg …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet görevinin kötüye kullanılması · hisse devir sözleşmesinin iptali · açık muvafakat · ortaklar kurulu kararının iptali · kabul beyanı · yoklukla malul karar · imza incelemesi · sözleşmenin iptali
Benzer bu karardaNoterliğinin 07/09/2011 gün ve 23607 yevmiye nolu «hisse devir sözleşmesinin iptaline», 07/09/2011 gün ve 5 nolu «ortaklar kurulu kararının iptaline», iptal kararı kesinleştiğinde Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasına, davacının «kar payı» alamamaktan dolayı tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
Dava, «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile davacının şirkete ortak olduğunun tespiti ve «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
… sunda, davalı ...'in vekil sıfatı sebebiyle yükümlü olduğu özeni göstermediği zira bir şirketteki 70 adet hissenin 69 adedinin devri konusunda devredenin açıkça bir «muvafakatinin» alınması gerekirken davalının bu «açık muvafakati» almadığı, davacıya ait hisseyi vekil aracılığı ile devralan davalı ...'in davacının devir iradesinin olmadığını bilmemesinin mümkün olmadığı, TMK'nın 2. maddesi uyarınca «vekalet görevinin kötüye kullanılıp» kullanılmadığının hakim tarafında re'sen gözönünde bulundurulması gerektiği, alınan «ortaklar kurulu» kararındaki imzanın davacıya ait olmadığı, her ne kadar davacı tarafından «kar payı» alınmadığından bahisle tazminat istenmiş ise de, kâr payının hissedarlara devredilmeyip sermayeye eklendiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, Antalya 4.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, «ortaklar kurulu kararının iptalinin» de talep edildiği iş bu davanın şirket taraf gösterilmeksizin açıldığı, ancak dava dışı şirket 2 ortaklı olup, ortaklarının davacı ve davalı ... olduğu, şirketin başka hissedarının bulunmadığı, bu nedenle davaya şirket taraf olmaksızın da devam edilebileceği, nitekim yerleşik Yargıtay uygulamasın da bu yönde olduğu, davaya konu hisse devir işleminin, davacı tarafından davalı ...'e verilmiş vekaletname kapsamında yapıldığı, anılan vekaletnamede, davacıya ait hisselerin davalı ... tarafından devredilmesine dair «yetki» de bulunduğundan ilgili noter devir işleminin herhangi bir usulsüzlük içermediği, eldeki davanın ortaklar kurulu kararının iptali ve davacının dava dışı «limited şirket» hissedarı olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu göz önüne alındığında davalı ... hakkında açılan davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, yapılan «hisse devrine» «muvafakat» verilmesine ilişkin ortaklar kurulunda yer alan imzanın davacıya ait olmadığı, bu nedenle söz konusu kararın mülga TTK'nın 520. maddesi uyarınca yok hükmünde olduğu, her ne kadar davalılar vekilince davacının yapılan işlemden haberdar olduğu ve aradan geçen süre gözetildiğinde davacının iyi niyetli olmadığı ileri sürülmüşse de, davacı tarafça çekilen «ihtarın» herhangi bir «kabul beyanına» ilişkin olmadığı, davacının söz konusu ortaklar kurulu kararının tescil istemini içerir belgeyi bizzat Ticaret Sicil Müdürlüğüne götürdüğü yönündeki iddianın kanıtlanamadığı, yapılan «sahtecilik» sonucunda alınan kararın yok hükmünde olması nedeniyle ortaklar kurulu kararının iptali için gerekli üç aylık «hak düşürücü sürenin» uygulama yerinin bulunmadığı, zira, ortada alınmış geçerli bir ortaklar kurulu kararının bulunmadığı gerekçesiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen …
2 benzer karar daha
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10170 E. 2011/10438 K.
Ortak:virman
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «virman» talimatındaki imzanın davacıya ait olduğu, talimat yazısının davacı eli ürünü olmamasına rağmen imzanın bağlayıcılığı ilkesi gereğince yapılan virman işleminin geçerli olduğu, davacı tanığı Melahat ile davalı tanığı beyanları ile de imzanın davacı tarafından atıldığının belirlendiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
1-Davanın konusunu oluşturan «virman» talimatındaki imzanın davacıya aidiyetine ilişkin bilirkişi raporu Adli Tıp Kurumu' ndan emekli uzman tarafından düzenlenmiş olup, raporun hazırlanmasında yararlanılan ortam ve koşullar rapor içeriğinde belirtilmemiştir.
Benzer bu karardaOysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · ihtiyati haciz · kefil · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talep edenin kredi veren değil «kefil» sıfatında bulunduğu ve kredi alacaklısına ödeme yapıldığına ilişkin belgelerin açıklayıcı olmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Oysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Dava, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1102 E. 2023/1536 K.
Ortak:karşılıklılık esası · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaHerhangi bir belgedeki yazı ve imzanın, atfedilen kişiye ait olup olmadığı konusunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu, gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza ve yazının, tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip k …
O halde hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda açıklanan hususları içermediğinden, mahkemece yeniden uzman bilirkişi atanarak Yargıtay «denetime elverişli» yeni bir rapor alınması gerekir iken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… 1 tarih, 2001/12-436 E. ve 2001/467 ilamında da belirtildiği üzere herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uyg …
Bu itibarla, Mahkemece, yaptırılacak olan «bilirkişi incelemesi» neticesinde «ibraname» başlıklı belge altında yer alan imzanın davalının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi halinde, davalının kendisine ödeme yapılmadığını savunduğu da gözetilerek sözü edilen dekonta yer alan banka hesabının davalıya ait olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan «imza incelemesi» neticesinde sözü edilen belge altındaki imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan imza incelemesinin usulüne uygun ve «denetime elverişli» bir inceleme olmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi anlamda kesin hüküm · sulh protokolü · genel yetkili mahkeme · isticvap · imza inkarı · imza incelemesi · ibraname · borçlu olunmadığının tespiti
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe dayanak yapılan «bono» nedeniyle borçlu olmamasına rağmen icra tehdidi altında davalıyla anlaşmak zorunda kaldığını, anlaşma uyarınca davalıya ödeme yapılarak «ibraname» alındığını, davalının müvekkiline ibraname vermesinden sonra takibe devam ederek müvekkilinin hesaplarına haciz koydurduğunu ileri sürerek takip uyarınca davalıya «borçlu olunmadığının tespitine» ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/895 E. sayılı dosyası üzerinden görülen yargılamada yapılan «imza incelemesi» neticesinde, dosyada mübrez "İbraname" başlıklı belge altında yer alan imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davalının söz konusu belgeyle, hiç bir borcunun kalmadığını beyan ederek davacıyı tamamen «ibra» ettiği, söz konusu «ibranameye» rağmen takibe devam eden davalının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sözü edilen rapor belirtilen nitelikleri haiz olmadığı gibi İcra Hukuk Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinde belirtildiği şekilde davalının «isticvap» edilmesi suretiyle huzurda imza örneklerinin alınmadığı «imza incelemesinin» salt davalının imzasını «taşıyan» eski tarihli bir takım belgelere dayalı olarak yapıldığı da anlaşılmaktadır.
Davalı, söz konusu «protokol» altındaki imzasını kabul etmekle beraber "«ibraname»" başlıklı belgede adına atılı gözüken «imzayı inkar» etmiş ve protokol uyarınca kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu dekontta yer alan banka hesabının kendisine ait olmadığını savunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/7378 E. , 2010/635 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.12.2007 tarih ve 2006/543-2007/837 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla,
duruşma için belirlenen 19.01.2010 gününde davacı asil ... ile davalılardan Finansbank A.Ş. vekili Av. ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili ve diğer davalılar duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, maliki olduğu taşınmazı sattığı dava dışı ...'nun satış bedelini, davalı bankada açılan hesaba 49.000 TL olarak yatırdığını, parayı çekmek için bankaya başvurduğunda parasının davalı ... hesabına aktarılıp o hesaptan çekildiğini öğrendiğini, aktarma işlemine dayanak gösterilen virman talimatının sahte olduğunu, gerek imzanın gerekse virman yazısının taklit edildiğini, davalı ...' ın avukat olduğunu ve Av. ...ile çalıştığını, Av.Zeki'nin kendisinin vekili olduğunu, muhtemelen avukatındaki belgelerden imzanın taklit edildiğini, davalı ...'in ise Finansbank A.Ş.'nin Rami Şube Müdürü ve aynı zamanda Av....'ın ve birlikte oturdukları apartman yönetiminin vekili olduğunu, işlemde banka müdürünün de el ve işbirliği bulunduğunu ileri sürerek, 49.000 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı ..., davacının yazıp imzaladığı virman talimatı ile işlem yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı banka vekili, işlemin davacının virman talimatına dayanılarak yapıldığını, bankanın kredi borçlusu ...' nun katedilen borcunu davalı ...' in ödediğini, davacı ve Melahat' ın aynı adreste ikamet ettiklerini, bu nedenle üçü arasında muvazaalı işlemler bulunduğunu, davacının bilgi ve talimatı ile yapılan işlemden bankanın sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, virman talimatındaki imzanın davacıya ait olduğu, talimat yazısının davacı eli ürünü olmamasına rağmen imzanın bağlayıcılığı ilkesi gereğince yapılan virman işleminin geçerli olduğu, davacı tanığı Melahat ile davalı tanığı beyanları ile de imzanın davacı tarafından atıldığının belirlendiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Davanın konusunu oluşturan virman talimatındaki imzanın davacıya aidiyetine ilişkin bilirkişi raporu Adli Tıp Kurumu' ndan emekli uzman tarafından düzenlenmiş olup, raporun hazırlanmasında yararlanılan ortam ve koşullar rapor içeriğinde belirtilmemiştir.
Herhangi bir belgedeki yazı ve imzanın, atfedilen kişiye ait olup olmadığı konusunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu, gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza ve yazının, tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması gerekmektedir.
O halde hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda açıklanan hususları içermediğinden, mahkemece yeniden uzman bilirkişi atanarak Yargıtay denetime elverişli yeni bir rapor alınması gerekir iken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007898800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz