Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1102 E. 2023/1536 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maddi anlamda kesin hüküm↗ sulh protokolü↗ karşılıklılık esası↗ genel yetkili mahkeme↗ isticvap↗ imza inkarı↗ imza incelemesi↗ icra hukuk mahkemesi↗ ibraname↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ lehtar↗ ibra↗ ciro↗ denetime elverişlilik↗ kötü niyet tazminatı↗ keşideci↗ bono↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ protokol↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ haciz↗ iflas↗ sulh↗ harç↗ taşıyan↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/472 E., 2020/367 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe dayanak yapılan bono nedeniyle borçlu olmamasına rağmen icra tehdidi altında davalıyla anlaşmak zorunda kaldığını, anlaşma uyarınca davalıya ödeme yapılarak ibraname alındığını, davalının müvekkiline ibraname vermesinden sonra takibe devam ederek müvekkilinin hesaplarına haciz koydurduğunu ileri sürerek takip uyarınca davalıya borçlu olunmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanca ibraz edilen "İbraname" başlıklı belge altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve davacının protokol şartlarına riayet etmemesi sebebiyle taraflar arasında akdedilen protokolün hükümsüz hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/895 E. sayılı dosyası üzerinden görülen yargılamada yapılan imza incelemesi neticesinde, dosyada mübrez "İbraname" başlıklı belge altında yer alan imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davalının söz konusu belgeyle, hiç bir borcunun kalmadığını beyan ederek davacıyı tamamen ibra ettiği, söz konusu ibranameye rağmen takibe devam eden davalının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince, sınırlı inceleme yetkisi bulunan İcra Hukuk Mahkemesi tarafından yaptırılan imza incelemesine dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığını, yeniden ve usulüne uygun olarak imza incelemesi yapılması gerektiğini, davacı yanca protokol hükümlerinin yerine getirilmediğini ve müvekkiline ödeme yapılmadığını, davacı yanca sunulan dekontta yer alan banka hesabının müvekkiline ait olmadığını, talep etmelerine rağmen belirtilen hususların araştırılmadığını ve müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takip anında kötü niyetli olması gerektiği, davalının ibranameye rağmen takibe devam etmesi haksız ise de takibe kötü niyetle devam edilmesinin kötü niyet tazminatını gerektirmeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ibranameye ve protokol hükümleri doğrultusunda yapılan ödemeye rağmen takibe devam eden davalının kötü niyetli olduğunu, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 09.06.2014 tarihli, "İbraname" başlıklı belge altında yer alan imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının davalı tarafından ibra edilip edilmediği ve kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrası. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 132 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, keşidecisi davacı, lehtarı dava dışı Kırali Petrol...A.Ş. olan ve lehtar tarafından davalıya ciro edilen bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, davacı, davalının 09.06.2014 tarihli, "İbraname" başlıklı belgeyle kendisini ibra ettiğini ileri sürmüş, davalı ise, sözü edilen belge altında yer alan imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur.
2. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan imza incelemesi neticesinde sözü edilen belge altındaki imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan imza incelemesinin usulüne uygun ve denetime elverişli bir inceleme olmadığı anlaşılmaktadır. Zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 tarih, 2001/12-436 E. ve 2001/467 ilamında da belirtildiği üzere herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Sözü edilen rapor belirtilen nitelikleri haiz olmadığı gibi İcra Hukuk Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinde belirtildiği şekilde davalının isticvap edilmesi suretiyle huzurda imza örneklerinin alınmadığı imza incelemesinin salt davalının imzasını taşıyan eski tarihli bir takım belgelere dayalı olarak yapıldığı da anlaşılmaktadır.
3. Bunun yanında dar yetkili olan İcra Mahkemeleri tarafından verilen kararlar kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Bu nedenle bu mahkemede yapılan bilirkişi incelemesi genel yetkili mahkeme bakımından bağlayıcı değildir. Davalının söz konusu rapora itiraz ettiği de gözetildiğinde Mahkemece yeniden ve yukarıdaki bentte belirtildiği şekilde usulüne uygun olarak imza incelemesi yaptırılmadan salt İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan imza incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4. Öte yandan, davacı, davalı ve dava dışı Kırali...Petrol...A.Ş. arasında bila tarihli sulh protokolü imzalanmış olup, davacı, protokol hükümleri doğrultusunda davalıya 500.000,00 TL ödeme yaptığını ve davalı yanca bu ödeme sebebiyle ibra edildiğini ileri sürmüş, iddiasını ispat için 10.06.2014 tarihli dekontu dosyaya ibraz etmiştir. Davalı, söz konusu protokol altındaki imzasını kabul etmekle beraber "ibraname" başlıklı belgede adına atılı gözüken imzayı inkar etmiş ve protokol uyarınca kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu dekontta yer alan banka hesabının kendisine ait olmadığını savunmuştur. Söz konusu dekont incelendiğinde paranın gönderildiği hesabın kime ait olduğu kesin olarak anlaşılamamaktadır.
5. Bu itibarla, Mahkemece, yaptırılacak olan bilirkişi incelemesi neticesinde ibraname başlıklı belge altında yer alan imzanın davalının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi halinde, davalının kendisine ödeme yapılmadığını savunduğu da gözetilerek sözü edilen dekonta yer alan banka hesabının davalıya ait olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1051 E. 2018/4466 K.
Ortak:karşılıklılık esası · imza incelemesi · denetime elverişlilik · bono · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaİlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan «imza incelemesi» neticesinde sözü edilen belge altındaki imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan imza incelemesinin usulüne uygun ve «denetime elverişli» bir inceleme olmadığı anlaşılmaktadır.
… 1 tarih, 2001/12-436 E. ve 2001/467 ilamında da belirtildiği üzere herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uyg …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe dayanak yapılan «bono» nedeniyle borçlu olmamasına rağmen icra tehdidi altında davalıyla anlaşmak zorunda kaldığını, anlaşma uyarınca davalıya ödeme yapılarak «ibraname» alındığını, davalının müvekkiline ibraname vermesinden sonra takibe devam ederek müvekkilinin hesaplarına haciz koydurduğunu ileri sürerek takip uyarınca davalıya «borçlu olunmadığının tespitine» ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uyg …
Mahkemece, dava konusu edilen «bono» üzerindeki imzaların davalıların eli ürünü olup olmadığı hakkında bilirkişi raporları alınmışsa da alınan «imza incelemesine» konu raporların dosya kapsamında bulunan ...
Bu itibarla, mahkemece ehil kişilerce dava konusu «bonoya» ilişkin «imza incelemesi» yapılması, dava dosyasındaki bu konuda alınan «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi, sağlıklı, ayrıntılı ve ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporları arasında çelişki · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİcra Hukuk Mahkemesi’nin 2012/34 Esas sayılı dosyasında aldırılan raporlar ile çelişik olduğu, özellikle hükme esas alınan «son» bilirkişi heyeti tarafından verilen ayrık raporların HMK’nın 279. maddesine aykırı olarak düzenlendiği ve yukarıda anılan hususları içermediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece ehil kişilerce dava konusu «bonoya» ilişkin «imza incelemesi» yapılması, dava dosyasındaki bu konuda alınan «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi, sağlıklı, ayrıntılı ve ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12470 E. 2015/9776 K.
Ortak:karşılıklılık esası · imza incelemesi · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz kararda… 1 tarih, 2001/12-436 E. ve 2001/467 ilamında da belirtildiği üzere herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uyg …
İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan «imza incelemesi» neticesinde sözü edilen belge altındaki imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan imza incelemesinin usulüne uygun ve «denetime elverişli» bir inceleme olmadığı anlaşılmaktadır.
İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/895 E. sayılı dosyası üzerinden görülen yargılamada yapılan «imza incelemesi» neticesinde, dosyada mübrez "İbraname" başlıklı belge altında yer alan imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davalının söz konusu belgeyle, hiç bir borcunun kalmadığını beyan ederek davacıyı tamamen «ibra» ettiği, söz konusu «ibranameye» rağmen takibe devam eden davalının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHerhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak «bilirkişi incelemesinin», konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse «karşılaştırmaya esas» belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın «denetimine elverişli» bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf yada diğer uygu …
… bulunan talimat belgeleri ile diğer banka kayıt ve evrakları üzerindeki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı hakkında bilirkişi raporları alınmışsa da alınan «imza incelemesine» konu raporların birbiriyle çelişik olduğu, böylece davacı talimatı olmaksızın davacı hesabından usulsüz çekilen para miktarlarının alınan bilirkişi raporlarında fa …
Bu itibarla, mahkemece ehil kişilerce dava konusuna ilişkin talimat ve belgeler üzerinde «imza incelemesi» yapılması, dava dosyasındaki bu konuda alınan «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi, sağlıklı, ayrıntılı ve ceza dosyasında yer alan bilirkişi raporlarını da irdeleyen davacının talep edebileceği tazminat miktarına ilişkin alınacak bil …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporları arasında çelişki · asıl alacak · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulü ile 872.422,15 TL «asıl alacak» ve 697.586,98 TL birikmiş faizin, asıl alacağa dava tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece ehil kişilerce dava konusuna ilişkin talimat ve belgeler üzerinde «imza incelemesi» yapılması, dava dosyasındaki bu konuda alınan «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi, sağlıklı, ayrıntılı ve ceza dosyasında yer alan bilirkişi raporlarını da irdeleyen davacının talep edebileceği tazminat miktarına ilişkin alınacak bil …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1102 E. , 2023/1536 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/429 Esas, 2021/578 Karar
HÜKÜM
Esas hakkında yeniden karar verilmesi
İLK DERECE MAHKEMESİ Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/472 E., 2020/367 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe dayanak yapılan bono nedeniyle borçlu olmamasına rağmen icra tehdidi altında davalıyla anlaşmak zorunda kaldığını, anlaşma uyarınca davalıya ödeme yapılarak ibraname alındığını, davalının müvekkiline ibraname vermesinden sonra takibe devam ederek müvekkilinin hesaplarına haciz koydurduğunu ileri sürerek takip uyarınca davalıya borçlu olunmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanca ibraz edilen "İbraname" başlıklı belge altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve davacının protokol şartlarına riayet etmemesi sebebiyle taraflar arasında akdedilen protokolün hükümsüz hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/895 E. sayılı dosyası üzerinden görülen yargılamada yapılan imza incelemesi neticesinde, dosyada mübrez "İbraname" başlıklı belge altında yer alan imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davalının söz konusu belgeyle, hiç bir borcunun kalmadığını beyan ederek davacıyı tamamen ibra ettiği, söz konusu ibranameye rağmen takibe devam eden davalının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince, sınırlı inceleme yetkisi bulunan İcra Hukuk Mahkemesi tarafından yaptırılan imza incelemesine dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığını, yeniden ve usulüne uygun olarak imza incelemesi yapılması gerektiğini, davacı yanca protokol hükümlerinin yerine getirilmediğini ve müvekkiline ödeme yapılmadığını, davacı yanca sunulan dekontta yer alan banka hesabının müvekkiline ait olmadığını, talep etmelerine rağmen belirtilen hususların araştırılmadığını ve müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takip anında kötü niyetli olması gerektiği, davalının ibranameye rağmen takibe devam etmesi haksız ise de takibe kötü niyetle devam edilmesinin kötü niyet tazminatını gerektirmeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ibranameye ve protokol hükümleri doğrultusunda yapılan ödemeye rağmen takibe devam eden davalının kötü niyetli olduğunu, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 09.06.2014 tarihli, "İbraname" başlıklı belge altında yer alan imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının davalı tarafından ibra edilip edilmediği ve kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrası.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 132 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, keşidecisi davacı, lehtarı dava dışı Kırali Petrol...A.Ş. olan ve lehtar tarafından davalıya ciro edilen bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, davacı, davalının 09.06.2014 tarihli, "İbraname" başlıklı belgeyle kendisini ibra ettiğini ileri sürmüş, davalı ise, sözü edilen belge altında yer alan imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur.
2. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan imza incelemesi neticesinde sözü edilen belge altındaki imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan imza incelemesinin usulüne uygun ve denetime elverişli bir inceleme olmadığı anlaşılmaktadır. Zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 tarih, 2001/12-436 E. ve 2001/467 ilamında da belirtildiği üzere herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması;
sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Sözü edilen rapor belirtilen nitelikleri haiz olmadığı gibi İcra Hukuk Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinde belirtildiği şekilde davalının isticvap edilmesi suretiyle huzurda imza örneklerinin alınmadığı imza incelemesinin salt davalının imzasını taşıyan eski tarihli bir takım belgelere dayalı olarak yapıldığı da anlaşılmaktadır.
3. Bunun yanında dar yetkili olan İcra Mahkemeleri tarafından verilen kararlar kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Bu nedenle bu mahkemede yapılan bilirkişi incelemesi genel yetkili mahkeme bakımından bağlayıcı değildir. Davalının söz konusu rapora itiraz ettiği de gözetildiğinde Mahkemece yeniden ve yukarıdaki bentte belirtildiği şekilde usulüne uygun olarak imza incelemesi yaptırılmadan salt İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan imza incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4. Öte yandan, davacı, davalı ve dava dışı Kırali...Petrol...A.Ş. arasında bila tarihli sulh protokolü imzalanmış olup, davacı, protokol hükümleri doğrultusunda davalıya 500.000,00 TL ödeme yaptığını ve davalı yanca bu ödeme sebebiyle ibra edildiğini ileri sürmüş, iddiasını ispat için 10.06.2014 tarihli dekontu dosyaya ibraz etmiştir. Davalı, söz konusu protokol altındaki imzasını kabul etmekle beraber "ibraname" başlıklı belgede adına atılı gözüken imzayı inkar etmiş ve protokol uyarınca kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu dekontta yer alan banka hesabının kendisine ait olmadığını savunmuştur. Söz konusu dekont incelendiğinde paranın gönderildiği hesabın kime ait olduğu kesin olarak anlaşılamamaktadır.
5. Bu itibarla, Mahkemece, yaptırılacak olan bilirkişi incelemesi neticesinde ibraname başlıklı belge altında yer alan imzanın davalının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi halinde, davalının kendisine ödeme yapılmadığını savunduğu da gözetilerek sözü edilen dekonta yer alan banka hesabının davalıya ait olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931036400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz