Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/4927 E. 2015/12710 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanının terkini↗ infaz↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ terkin↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava açılma tarihi itibariyle davacının su arıtma cihazları yönünden tescilli markasının bulunmadığı 2013 yılında BMS AB-I H. markasının davacıya devredildiği, söz konusu markaya ilişkin hakların dava tarihinde davacıya ait olmaması nedeniyle bu markaya dayanılamayacağı, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği markalar incelendiğinde BMS ibareli ve su arıtma cihazı ürünü bakımından tescil edilmiş bir markası bulunmadığı, itiraz dilekçesine belirttiği 172092 tescil numaralı markaya dava açıldıktan sonra sahip olduğu ve lisans sözleşmesine dayalı bir talebi olmadığı, davacı tarafın BMS ibaresine ilişkin CTM tescilinin bulunduğuna ilişkin dava dilekçesinde de bu hususa hiçbir şekilde değinilmediği, davacı şirketin 21.07.2006 tarihinde unvan değişikliği kararlar aldığı ve 22.03.2007 tarihinde kurulan davalı şirketten daha önce kurulduğu, davacı tarafın 5 yılı aşkın bir süredir davalı şirketin ticaret unvanında BMS ibaresini kullanmasına itiraz etmediği, sessiz kalma nedeniyle davacı tarafın hak kaybına sebep olduğu, davalı şirketin ticaret unvanında yer almayan bir işletme konusu olan, su arıtma cihazı bakımından BMS ibaresini internet alan adı olarak kullanmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği, davalı tarafa ait 2012 76692 tescil numaralı BMSSUCOM markasının internet alan adı olarak tescil edilmesinin ve markanın tescil edildiği ürünler bakımından bu sitede faaliyet gösterilmesinin hukuka aykırılık taşımadığı, bu sebeple markanın koruma süresinin başladığı 08.09.2012 tarihinden itibaren hukuka uygun bir kullanım olduğu tespit edildiği gerekçesiyle, davalının su arıtma cihazı ürünü bakımından BMS ünvanını markasal kullanımı nedeniyle davacının marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine ve önlenmesine, ticaret unvanına ilişkin terkin talebinin reddine, www.bmssu.net isimli alan adının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkeme kararı gerekçesinde davacının BMS ibareli tescilli markası bulunmadığı ve marka hakkına dayanılamayacağı belirtildiği halde, hüküm fıkrasında BMS ibaresinin kullanılması dolayısıyla marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesine ilişkin gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre de, davalı vekilinin temyiz süre itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2609 E. 2017/5331 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5761 E. 2021/4257 K.
Ortak:ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… uğu, davacı tarafın 5 yılı aşkın bir süredir davalı şirketin ticaret unvanında BMS ibaresini kullanmasına itiraz etmediği, sessiz kalma nedeniyle davacı tarafın hak «kaybına» sebep olduğu, davalı şirketin ticaret unvanında yer almayan bir işletme konusu olan, su arıtma cihazı bakımından BMS ibaresini internet alan adı olarak kullanmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği, davalı tarafa ait 2012 76692 tescil numaralı BMSSUCOM markasının internet alan adı olarak tescil edilmesinin ve markanın tescil edildiği ürünler bakımından bu sitede faaliyet gösterilmesinin hukuka aykırılık taşımadığı, bu sebeple markanın koruma süresinin başladığı 08.09.2012 tarihinden itibaren hukuka uygun bir kullanım olduğu tespit edildiği gerekçesiyle, davalının su arıtma cihazı ürünü bakımından BMS ünvanını markasal kullanımı nedeniyle davacının «marka hakkına tecavüzünün» ve «haksız rekabetinin» tespitine ve önlenmesine, «ticaret unvanına» ilişkin «terkin» talebinin reddine, www.bmssu.net isimli alan adının iptaline karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkeme kararı gerekçesinde davacının BMS ibareli tescilli markası bulunmadığı ve marka hakkına dayanılamayacağı belirtildiği halde, hüküm fıkrasında BMS ibaresinin kullanılması dolayısıyla «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve önlenmesine ilişkin gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMarkaları bulunmasına rağmen davalının bu ibareleri markasal kullanımına ilişkin dosyaya yeterli delil sunulamaması sebebiyle «marka hakkına tecavüzün» ispatlanamadığı, davalı şirketin faaliyet konusu olmayan su arıtma alanında BMS kelimesini alan adında kullanmasının, su arıtma faaliyet alanına sahip davacı şirketle «haksız rekabete» sebep olduğunun kabulünün gerektiği, davacının su arıtma cihazları yönünden tescilli 172092 tescil nolu BMS AB-I HAYAT markasının 2013 yılında devraldığı ve bunun öncesinde bu marka üzerinde lisans sahibi ise de, söz konusu markaya ilişkin hakların dava tarihinde davacıya ait olmaması her ne kadar lisans sözleşmesi kapsamında talepte bulunabileceği kabul olunabilir ise de dava dilekçesinde lisans sözleşmesine dayalı bir talebinin olmadığı dikkate alındığında markaya tecavüz iddialarının bu marka yönünden dikkate alınamayacağı bu nedenle asıl davada davacının markaya tecavüze dayalı taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, davalı kullanımlarının daha önceden davacıya devrolunan ve marka hak sahibi olan şirketin bölge bayiliğini yaptığı, kullanmış olduğu ünvan, alan adı ve markalarda hak sahibi olmadığı, kötü niyetli olduğu, «ticaret unvanı» ve alan adları yönünden şirketin faaliyet alanının su ve arıtma olmadığı dikkate alındığında «dürüstlük kuralına» ve hukuka aykırı olduğu, «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu hukuken korunmayacağı, tüm bunların yanında haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulünün gerektiği; birleşen dava yönünden davalının 01.10.2013 tarihinde BMSSUCOM ibareli 2012/76692 nolu markayı 35. sınıfta adına tescil ettirdiği, davalı markası ile davacıya ait markalar incelendiğinde ortak unsurun davacının tescilli markası olan BMS ibaresi olduğu, markaların benzer olduğu, her ne kadar davalı markası 35 sınıfta tescilli ve davacı markalarının bu sınıfta tescili söz konusu değil ise de farklı sınıflarda tescilli olsa da mal ve hizmetler arasındaki bütün ilişki ve özelliklerin dikkate alınması gerektiği, davacının 11. sınıf tescili dikkate alındığında davalı markasının tescilli olduğu hizmetler yönünden ilişkili sınıflarda tescilli olduğunun kabulünün gerektiği sonuç olarak taraf markalarının benzer olması ve birbirleri ile bağlantılı, ilişkili alanlarda kullanılması sonucunda davalı markasının davacı markasının seri markası olarak algılanma ihtimalinin yüksek olduğu, her ne kadar dosya içerisinde yazılı bir «bayilik sözleşmesi» yok ise de, dosyaya sunulu belgelerden taraflar arasında fiili bir bayilik ilişkisinin olduğu, bayilik ilişkisinin olmadığı kabul edilse bile ortada bir ticari ilişki olduğu, bu bakımdan davalının "bms" markası üzerindeki hak sahibinin davacı olduğunu bilmesine rağmen davacı markasının benzerini benzer sınıflarda tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğu hükümsüzlük şartlarının oluştuğu gerkçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davalının davacı adına tescilli "BMS" ibaresini içeren kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda www.bmssu.net ve bmssu.com alan adlara «erişimin engellenmesine», bu alan adlarının terkinine, davalının Bms Batı Makina Kalıp San.
Şti. şeklindeki «ticaret unvanının» sicilden terkinine, davacının markaya tecavüze dayalı taleplerinin reddine, birleşen davanın kabulü ile, davalı adına TPMK nezdinde 2012 76692 no ile tescilli "BMSSUCOM" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, «sicilden terkine» karar verilmiştir.
2- Asıl dava bakımından bozmadan önceki hükümde davalının ticaret ünvanının «terkini» ve www.bmssu.com alan adının iptaline ilişkin taleplerinin reddine karar verildiği, kararın davacı tarafca temyiz edilmemesi nedeniyle bu talepler yönünden davalı yararına «müktesep hak» oluştuğu halde, «bozma sonrası» kurulan yeni hükümde, davalı yararına oluşan müktesep hak ihlal edilerek reddi gereken bu istemler yönünden davanın kabulüne kararı verilmesi doğru olmamış, bozmay …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:erişimin engellenmesi · bozma sonrası karar · müktesep hak · hakkın kötüye kullanılması · bayilik sözleşmesi · sicilden terkin · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaMarkaları bulunmasına rağmen davalının bu ibareleri markasal kullanımına ilişkin dosyaya yeterli delil sunulamaması sebebiyle «marka hakkına tecavüzün» ispatlanamadığı, davalı şirketin faaliyet konusu olmayan su arıtma alanında BMS kelimesini alan adında kullanmasının, su arıtma faaliyet alanına sahip davacı şirketle «haksız rekabete» sebep olduğunun kabulünün gerektiği, davacının su arıtma cihazları yönünden tescilli 172092 tescil nolu BMS AB-I HAYAT markasının 2013 yılında devraldığı ve bunun öncesinde bu marka üzerinde lisans sahibi ise de, söz konusu markaya ilişkin hakların dava tarihinde davacıya ait olmaması her ne kadar lisans sözleşmesi kapsamında talepte bulunabileceği kabul olunabilir ise de dava dilekçesinde lisans sözleşmesine dayalı bir talebinin olmadığı dikkate alındığında markaya tecavüz iddialarının bu marka yönünden dikkate alınamayacağı bu nedenle asıl davada davacının markaya tecavüze dayalı taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, davalı kullanımlarının daha önceden davacıya devrolunan ve marka hak sahibi olan şirketin bölge bayiliğini yaptığı, kullanmış olduğu ünvan, alan adı ve markalarda hak sahibi olmadığı, kötü niyetli olduğu, «ticaret unvanı» ve alan adları yönünden şirketin faaliyet alanının su ve arıtma olmadığı dikkate alındığında «dürüstlük kuralına» ve hukuka aykırı olduğu, «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu hukuken korunmayacağı, tüm bunların yanında haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulünün gerektiği; birleşen dava yönünden davalının 01.10.2013 tarihinde BMSSUCOM ibareli 2012/76692 nolu markayı 35. sınıfta adına tescil ettirdiği, davalı markası ile davacıya ait markalar incelendiğinde ortak unsurun davacının tescilli markası olan BMS ibaresi olduğu, markaların benzer olduğu, her ne kadar davalı markası 35 sınıfta tescilli ve davacı markalarının bu sınıfta tescili söz konusu değil ise de farklı sınıflarda tescilli olsa da mal ve hizmetler arasındaki bütün ilişki ve özelliklerin dikkate alınması gerektiği, davacının 11. sınıf tescili dikkate alındığında davalı markasının tescilli olduğu hizmetler yönünden ilişkili sınıflarda tescilli olduğunun kabulünün gerektiği sonuç olarak taraf markalarının benzer olması ve birbirleri ile bağlantılı, ilişkili alanlarda kullanılması sonucunda davalı markasının davacı markasının seri markası olarak algılanma ihtimalinin yüksek olduğu, her ne kadar dosya içerisinde yazılı bir «bayilik sözleşmesi» yok ise de, dosyaya sunulu belgelerden taraflar arasında fiili bir bayilik ilişkisinin olduğu, bayilik ilişkisinin olmadığı kabul edilse bile ortada bir ticari ilişki olduğu, bu bakımdan davalının "bms" markası üzerindeki hak sahibinin davacı olduğunu bilmesine rağmen davacı markasının benzerini benzer sınıflarda tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğu hükümsüzlük şartlarının oluştuğu gerkçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davalının davacı adına tescilli "BMS" ibaresini içeren kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda www.bmssu.net ve bmssu.com alan adlara «erişimin engellenmesine», bu alan adlarının terkinine, davalının Bms Batı Makina Kalıp San.
2- Asıl dava bakımından bozmadan önceki hükümde davalının ticaret ünvanının «terkini» ve www.bmssu.com alan adının iptaline ilişkin taleplerinin reddine karar verildiği, kararın davacı tarafca temyiz edilmemesi nedeniyle bu talepler yönünden davalı yararına «müktesep hak» oluştuğu halde, «bozma sonrası» kurulan yeni hükümde, davalı yararına oluşan müktesep hak ihlal edilerek reddi gereken bu istemler yönünden davanın kabulüne kararı verilmesi doğru olmamış, bozmay …
Şti. şeklindeki «ticaret unvanının» sicilden terkinine, davacının markaya tecavüze dayalı taleplerinin reddine, birleşen davanın kabulü ile, davalı adına TPMK nezdinde 2012 76692 no ile tescilli "BMSSUCOM" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, «sicilden terkine» karar verilmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5332 E. 2019/4623 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · ilan · iltibas · husumet
Benzer bu karardaMahkemece TPMK YİDK karar tarihinde davalı şirketin henüz başvuruya ilişkin bir itirazı olmadığından adı geçen yönünden davanın «pasif husumet yokluğundan», davalı TPMK yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Dava konusu başvurunun TPMK tarafından «ilanı» halinde itiraz olunduğu takdirde söz konusu işaretlerin 556 sayılı KHK 8/1-b bendi anlamında «iltibas» tehlikesine yol açacak şekilde benzer olup olmadıklarının tartışılması sonucu davacı başvurusunun reddedilip edilmeyeceğinin göz önüne alınması gerekirken mahkemec …
4 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… uğu, davacı tarafın 5 yılı aşkın bir süredir davalı şirketin ticaret unvanında BMS ibaresini kullanmasına itiraz etmediği, sessiz kalma nedeniyle davacı tarafın hak «kaybına» sebep olduğu, davalı şirketin ticaret unvanında yer almayan bir işletme konusu olan, su arıtma cihazı bakımından BMS ibaresini internet alan adı olarak kullanmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği, davalı tarafa ait 2012 76692 tescil numaralı BMSSUCOM markasının internet alan adı olarak tescil edilmesinin ve markanın tescil edildiği ürünler bakımından bu sitede faaliyet gösterilmesinin hukuka aykırılık taşımadığı, bu sebeple markanın koruma süresinin başladığı 08.09.2012 tarihinden itibaren hukuka uygun bir kullanım olduğu tespit edildiği gerekçesiyle, davalının su arıtma cihazı ürünü bakımından BMS ünvanını markasal kullanımı nedeniyle davacının «marka hakkına tecavüzünün» ve «haksız rekabetinin» tespitine ve önlenmesine, «ticaret unvanına» ilişkin «terkin» talebinin reddine, www.bmssu.net isimli alan adının iptaline karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkeme kararı gerekçesinde davacının BMS ibareli tescilli markası bulunmadığı ve marka hakkına dayanılamayacağı belirtildiği halde, hüküm fıkrasında BMS ibaresinin kullanılması dolayısıyla «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve önlenmesine ilişkin gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · ilan
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Ortak:infaz · terkin
İncelediğiniz kararda… uğu, davacı tarafın 5 yılı aşkın bir süredir davalı şirketin ticaret unvanında BMS ibaresini kullanmasına itiraz etmediği, sessiz kalma nedeniyle davacı tarafın hak «kaybına» sebep olduğu, davalı şirketin ticaret unvanında yer almayan bir işletme konusu olan, su arıtma cihazı bakımından BMS ibaresini internet alan adı olarak kullanmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği, davalı tarafa ait 2012 76692 tescil numaralı BMSSUCOM markasının internet alan adı olarak tescil edilmesinin ve markanın tescil edildiği ürünler bakımından bu sitede faaliyet gösterilmesinin hukuka aykırılık taşımadığı, bu sebeple markanın koruma süresinin başladığı 08.09.2012 tarihinden itibaren hukuka uygun bir kullanım olduğu tespit edildiği gerekçesiyle, davalının su arıtma cihazı ürünü bakımından BMS ünvanını markasal kullanımı nedeniyle davacının «marka hakkına tecavüzünün» ve «haksız rekabetinin» tespitine ve önlenmesine, «ticaret unvanına» ilişkin «terkin» talebinin reddine, www.bmssu.net isimli alan adının iptaline karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · rücu · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/4927 E. , 2015/12710 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 30/12/2014
NUMARASI 2012/151-2014/363
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2014 tarih ve 2012/151-2014/363 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin marka ve kalıp ve teçhizatlarını satın aldığı Batı Makine A.Ş'nin 1979 yılında paslanmaz çelikten mamul bir kısım ürünlerin üretimi ve satışını gerçekleştirmek amacıyla kurulduğunu, müvekkilinin şirket yetkilisinin 2005 senesinde B. Makine A.Ş'de bayilik sistemini kurduğunu, 2006 yılında B.Makine A.Ş'nin işlerini tasfiye etme kararı sonrasında davacı şirket yetkilisi tarafından kurulan FCS Mutfak unvanlı şirkete marka ve üretim kalıplarını devredildiğini, bu dönemde davacı şirket çalışanı olan ve bayilik verilen A. C.'ın davalı şirket kurucusu ve yetkilisi olduğunu, 2007 senesinde bayilerin unvanında BMS ibaresine yer verildiğini, bu sistemin 2011 senesine kadar devam ettiğini, 2011 senesinde davalı şirket yetkilisinin davacı şirketin bayilerine BMS markasının kendisine ait bulunduğunu belirttiği, müvekkilinin yaptığı araştırmada;
davalı şirket adına 23.03.2011 tarih 2011/24125 no ile 11. sınıfta "BMS B.MAKİNE" ibareli marka başvurusu yapıldığını, müvekkilinin bu marka başvurusuna itiraz ettiğini, 23.03.2011 tarih ve 2011/24137 no ile 11. sınıfta yapılan "BMS" ibareli marka başvurusunun T.P.E. tarafından reddedildiğini, davalının marka başvurularının kabul edilmemesi üzerine 35. sınıfta 09.12.2011 tarih ve 2011/107781 no' lu BMS ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davacının 2011 senesinde davalı şirket ile ticari ilişkilerini sonlandırdığını, davalının davacının "aquatech" ve "aquaprofi" markalarına tecavüz teşkil eden kullanımlarını meşrulaştırmak amacıyla "A." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davacı firmanın www.bmsaritma.com, www.aquabms.com, www.linioxom.tr, www.orkinos.com.tr internet sitelerini kullandığını;
davacı firmanın BMS ibaresini havi bayilerinin "www.bmsaritma.com.tr, www.bmssuaritma.com, www.bmsanadolu.com,wwwbmssuaritma. com.tr, www.bms-suaritma.com, www.bmsguney.com, www.bmssuaritmacihazları.com internet sitelerinde kullandığını, davalının kötüniyetli olduğunu, bu nedenle 2005 59135 tescil numaralı BMS 2010 62837 tescil numaralı BMS + şekil, 2006 22027 tescil numaralı FCS + şekil, 2001 09257 tescil numaralı A. ve 2000 08474 tescil numaralı A. markaları bakımından marka hakkına tecavüzün tespiti, ticaret unvanının terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ticaret sicili terkini talebinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin "a." ve "a." markalarını kullanmadığını, bms ibaresini de davacının markalarının tescilli olduğu sınıflarda kullanılmadığını, davacının markalarının 11. sınıfın su arıtma cihazları emtiasında tescilinin olmadığını bu nedenle davacının korunmaya değer bir hakkının olmadığını, müvekkilinin davacıdan önce kurulduğunu, bms ibaresi bakımından üstün ve öncelikli hakkının olduğunu, davacı şirketin 2011 senesinde kurulduğunu, müvekkili şirketin 2007 senesinde kurulduğunu, müvekkilinin bu unvan ile uzun süredir davacı ile ticari faaliyette olduğunu, www.bmssu.com ve www.bmssu.net internet sitelerinin müvekkili tarafından kullanılmadığını, alan adlarında geçen bms ibaresinin ticaret unvanından doğan hakkın bir uzantısı olduğunu, müvekkilinin davacının bayisi olmadığını, iki firma arasında ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının ve tescilli markalarının kullanımının haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, davacının uzun süre sessiz kaldığından dava dilekçesindeki talepleri yönünden hak kaybına uğradığını, müvekkilinin 23.03.2011 tarih ve 2011/14125 no' lu marka başvurusunun bekletici mesele yapılmasını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava açılma tarihi itibariyle davacının su arıtma cihazları yönünden tescilli markasının bulunmadığı 2013 yılında BMS AB-I H. markasının davacıya devredildiği, söz konusu markaya ilişkin hakların dava tarihinde davacıya ait olmaması nedeniyle bu markaya dayanılamayacağı, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği markalar incelendiğinde BMS ibareli ve su arıtma cihazı ürünü bakımından tescil edilmiş bir markası bulunmadığı, itiraz dilekçesine belirttiği 172092 tescil numaralı markaya dava açıldıktan sonra sahip olduğu ve lisans sözleşmesine dayalı bir talebi olmadığı, davacı tarafın BMS ibaresine ilişkin CTM tescilinin bulunduğuna ilişkin dava dilekçesinde de bu hususa hiçbir şekilde değinilmediği, davacı şirketin 21.07.2006 tarihinde unvan değişikliği kararlar aldığı ve 22.03.2007 tarihinde kurulan davalı şirketten daha önce kurulduğu, davacı tarafın 5 yılı aşkın bir süredir davalı şirketin ticaret unvanında BMS ibaresini kullanmasına itiraz etmediği, sessiz kalma nedeniyle davacı tarafın hak kaybına sebep olduğu, davalı şirketin ticaret unvanında yer almayan bir işletme konusu olan, su arıtma cihazı bakımından BMS ibaresini internet alan adı olarak kullanmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği, davalı tarafa ait 2012 76692 tescil numaralı BMSSUCOM markasının internet alan adı olarak tescil edilmesinin ve markanın tescil edildiği ürünler bakımından bu sitede faaliyet gösterilmesinin hukuka aykırılık taşımadığı, bu sebeple markanın koruma süresinin başladığı 08.09.2012 tarihinden itibaren hukuka uygun bir kullanım olduğu tespit edildiği gerekçesiyle, davalının su arıtma cihazı ürünü bakımından BMS ünvanını markasal kullanımı nedeniyle davacının marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine ve önlenmesine, ticaret unvanına ilişkin terkin talebinin reddine, www.bmssu.net isimli alan adının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkeme kararı gerekçesinde davacının BMS ibareli tescilli markası bulunmadığı ve marka hakkına dayanılamayacağı belirtildiği halde, hüküm fıkrasında BMS ibaresinin kullanılması dolayısıyla marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesine ilişkin gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre de, davalı vekilinin temyiz süre itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 30/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/125336500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz