Markanın Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6905 E. 2025/4831 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi raporunun denetime elverişliliği↗ ziya↗ vekâlet ücreti↗ denetime elverişlilik↗ olumsuz oy↗ marka hakkına tecavüz↗ bilirkişi incelemesi↗ yargılama gideri↗ fatura↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/68 E., 2023/160 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; “...” markasının ... Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından marka olarak tescil ettirildiğini, 01.09.1996 tarihinden geçerli olmak üzere “... Yün El Halısı (60x60)”, “... Yün İpek El Halısı (80x80)” ve “... İpek El Halısı (100x100)” için coğrafi işaret tescili gerçekleştirildiğini, müvekkili tarafından 1982 yılından bu yana 27. sınıftaki emtialar için tescil edilmiş “...” markasının sahibi olarak markaya ayırt edici nitelik kazandırıldığını, bu nedenle müvekkilinin “...” markası üzerinde üstün hak sahipliği bulunduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2018/37372 sayılı ... ... markasının tescil kapsamında yer alan tüm mallar için hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı ... ... markasının ise tescil kapsamında yer alan tüm mallar için kullanılıp kullanılmadığının tespitine, kullanılmadığı tespit edilen tüm mallar için 12.04.2018 tarihi itibariyle hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yargılamaya konu her iki markanın daha önce Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/131 E. sayılı dosyasında incelendiğini, her iki marka üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığını, bilirkişilerin müvekkilinin davacının marka hakkına tecavüz oluşturan bir kullanımı olmadığını tespit ettiklerini, müvekkilinin markasında esas olarak yine davalı adına ayrıca tescilli olan ... unsurunun önemli olduğunu, müvekkilinin ... ibaresini kullanmasının ürüne markasal ayırt edicilik sağlamaktan ziyade ürünün cinsini, çeşidini ve vasfını açıklamaya yönelik bir kullanım olduğunu, davalı markalarının 20, 23, 24, 27, 35. sınıflarda tescilli olduğunu, buna karşılık davacı markasının sadece 27. sınıfta tescilli olduğunu, markanın kullanımının davacı ile yaşanan yargı sürecinden etkilendiğini, somut olay bazında kanunun haklı sebepleri ayrık tuttuğunu, tescilden itibaren 5 yıllık sürenin dolmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme ihtimali
bulunmadığı, davalı adına tescilli 2018/37372 sayılı marka için hükümsüzlük
koşullarının oluşmadığı, davalı adına tescilli 2009/068640 sayılı markanın 27. sınıfta yer
alan mallar yönünden kullanılmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı markanın 27. sınıfta yer alan mallar yönünden kullanımı ispatlanamadığından iptaline, davalı adına tescilli 2018/37372 sayılı marka yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında markaya tecavüz iddiasına dayalı Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada verilen karardaki tespitlerin, eldeki dava dosyası için de geçerli olacağı, buna göre ... ibaresinin, tescil edildiği haliyle ve ihtilaf konusu mallar dikkate alındığında, davacı adına “marka olarak” geniş bir koruma sağlamasının mümkün olmadığı, ... ibaresinin halı ürününe ilişkin markasal ayırt ediciliğinin görece düşük ve bu nedenle de üzerinde geniş bir koruma sağlanması mümkün olmayan bir ibare olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çıkış noktasının bu ibarenin davalı halıları üzerindeki etiketlerde ... ibaresi ile birlikte kullanımından kaynaklandığı, davalının halılar üzerindeki kullanımı ile davacı adına tescilli marka arasında sadece ... ibaresinin kullanımı nedeniyle markasal düzeyde karıştırılma olasılığının oluşmayacağı, davalının ürün etiketlerinde kullanılan markanın esas olarak davalı adına ayrıca tescilli ... unsuru olduğu, etiket üzerindeki ... ibaresinin kullanımının, ürüne markasal ayırt edicilik sağlamaktan ziyade, ürünün coğrafi kaynağını, cinsini, çeşidini ve vasfını açıklamaya yönelik mahiyetteki bir kullanım olduğu, markanın hükümsüzlüğü kararının, aynı zamanda markaya tecavüzün önlenmesi kararındaki maddi vakıaları içereceği, daha önce açılmışsa markanın hükümsüzlüğü davasının markaya tecavüzün önlenmesi davasında bekletici sorun yapılması gerektiği, daha önce açılan Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesindeki markaya tecavüzün önlenmesi davasının kesinleşmesinin beklenilmesinin, markanın hükümsüzlüğü davasına olumlu ya da olumsuz bir etkisinin olmayacağı, hazırlanan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, Mahkemece "..." markası konusunda yapılan hukuki nitelendirmenin Yargıtay kararları ile uyumlu olduğu, ...'nin bir coğrafi yer adı olması, özellikle dokumacılık ve halı ürünleri ile bilinirliği, bir coğrafi işaret olması nedeniyle markasal ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu sebeple 2018/37372 sayılı markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekili istinaf dilekçesi ekinde iptaline karar verilen davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı ... ... markasını fiilen kullandığına ilişkin bir kısım fatura ve belgeleri delil olarak sunmuşsa da, bu belgelerde markanın kullanıldığına ilişkin bilgi yer almadığı gibi bu delillerin davalının cevap dilekçesinde de bulunmadığı, istinaf aşamasında yeni delil sunulmasının mümkün olmadığı, davaya konu "..." ibaresinin tanınmışlığının 27. sınıftaki halı ürünleri için olduğu, diğer sınıflar için iptal kararı verilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin istinaf itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı markanın 27. sınıfta yer alan mallar yönünden kullanımı ispatlanamadığından davanın kabulü ile iptaline, davalı adına tescilli 2018/37372 sayılı marka yönünden davanın reddine, karar kesinleştiğinde TÜRKPATENT'e bildirilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ve iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı markanın 27. sınıfta yer alan mallar yönünden iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin (3) numaralı bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının, davacı vekilinin (2) ve (3) numaralı bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi ile davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı markanın 27. sınıfta yer alan mallar yönünden kullanımı ispatlanamadığından davanın kabulü ile iptaline yönelik hükmün onanması gerekmiştir.
2.Davacının, 2018/37372 sayılı davalı adına tescilli marka hakkında verilen ret kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı, “...” markasının ... Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından marka olarak tescil ettirildiğini, 01.09.1996 tarihinden geçerli olmak üzere “... Yün El Halısı (60x60)”, “... Yün İpek El Halısı (80x80)” ve “... İpek El Halısı (100x100)” için coğrafi işaret tescili gerçekleştirildiğini, 1982 yılından bu yana 27. sınıftaki emtialar için tescil edilmiş “...” markasının sahibi olarak markaya ayırt edici nitelik kazandırıldığını, “...” markası üzerinde üstün hak sahibi olduklarını iddia ederek 2018/37372 sayılı ... ... markasının tescil kapsamında yer alan tüm mallar için hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir. Bu açıklamalara göre davacı dava dilekçesinde, coğrafi işaret tescillerine de dayanmış olup dava tarihinde yürürlükte bulunan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 44. Maddesi ile 48/1 hükmü gözetilerek davalı adına tescilli, 2018/37372 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde bu marka yönünden ret karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
3.Bozma sebebine göre taraf vekillerinin vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13656 E. 2010/5188 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasdik kararı · ticari defter · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının «ticari defter» ve belgelerinin usulüne uygun tutulmadığı, kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı anlaşılmış ise de, davacı tarafça ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5599 E. 2024/1990 K.
Ortak:denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · fatura · dava sebebi
İncelediğiniz karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesindeki markaya tecavüzün önlenmesi davasının kesinleşmesinin beklenilmesinin, markanın hükümsüzlüğü davasına olumlu ya da «olumsuz» bir etkisinin olmayacağı, hazırlanan «bilirkişi raporunun denetime elverişli» olduğu, Mahkemece "..." markası konusunda yapılan hukuki nitelendirmenin Yargıtay kararları ile uyumlu olduğu, ...'nin bir coğrafi yer adı olması, özellikle dokumacılık ve halı ürünleri ile bilinirliği, bir coğrafi işaret olması nedeniyle markasal «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu, bu sebeple 2018/37372 sayılı markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekili istinaf dilekçesi ekinde iptaline karar verilen davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı ... ... markasını fiilen kullandığına ilişkin bir kısım «fatura» ve belgeleri delil olarak sunmuşsa da, bu belgelerde markanın kullanıldığına ilişkin bilgi yer almadığı gibi bu delillerin davalının cevap dilekçesinde de bulunmadığı, istinaf aşamasında yeni delil sunulmasının mümkün olmadığı, davaya konu "..." ibaresinin tanınmışlığının 27. sınıftaki halı ürünleri için olduğu, diğer sınıflar için iptal kararı verilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekilinin «yargılama giderlerine» ilişkin istinaf itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk D …
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/131 E. sayılı dosyasında incelendiğini, her iki marka üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapıldığını, bilirkişilerin müvekkilinin davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturan bir kullanımı olmadığını tespit ettiklerini, müvekkilinin markasında esas olarak yine davalı adına ayrıca tescilli olan ... unsurunun önemli olduğunu, müvekkilinin ... ibaresini kullanmasının ürüne markasal «ayırt edicilik» sağlamaktan «ziyade» ürünün cinsini, çeşidini ve vasfını açıklamaya yönelik bir kullanım olduğunu, davalı markalarının 20, 23, 24, 27, 35. sınıflarda tescilli olduğunu, buna karşılık d …
3.Bozma «sebebine» göre taraf vekillerinin vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının «eksik inceleme» ve değerlendirme neticesinde usul ve yasaya aykırı bir şekilde verildiğini, müvekkili şirketin üretmekte olduğu makine halılarının "Sanat Halı", "Kartal Halı", "Elexus Halı" gibi tescilli markaları ile satışa sunduğunu, müvekkili şirket tarafından üretilen halıların Elexus markası ile satışa sunulduğunu, davaya konu "Hereke" ibaresinin koleksiyon adı olarak kullanıldığını, halıların üzerine basılan etiketlerde "Elexus" markasının bulunduğunu, herhangi bir marka ya da ibare kullanarak başkasının «marka hakkına tecavüz» etme durumunun söz konusu dahi olmadığını, dava konusu her iki kullanımda "Hereke" ibaresi ortak olarak geçmekte ise de müvekkiline ait kullanımda asıl ve baskın unsurun "Elexus" ibaresi olduğunu, benzerlik değerlendirmesi yapılırken bütünsel izlenimin odak alınması ve ortak olmayan unsurların dikkate alınması gerekirken bu hususlar gözardı edilerek hatalı bir şekilde karar verildiğini, bilirkişi raporlarının «denetime elverişli» olmadığını, eksik inceleme ve araştırma sonucunda hazırlandığını, "Hereke" ibaresinin tek bir kimsenin tekelinde kullanılmaya bırakılmasının ilgili yasa ve mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, davacının dava açıldığı tarihte tescilli olan herhangi bir coğrafi işaretinin bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirketin «uyuşmazlık konusu» "Hereke" koleksiyonuna ait halıların üretiminden, koleksiyon ve model amacıyla kullanmaktan vazgeçtiğini ve hatta uyuşmazlık konusu halıların satışını da sonlandırdığını davacı tarafa bildirdiğini, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli hareket ettiğini, davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… 21.06.1996 tarihinde yapmış olduğu başvuru neticesinde 01.09.1996 tarihinden itibaren "Hereke Yün El Halısı", "Hereke Yün İpek El Halısı" ve "Hereke İpek El Halısı" «dahil» olmak üzere toplamda 21 adet halı ve 3 adet kilim tipinin coğrafi işaret tescillerinin gerçekleştirildiğini, yasanın verdiği denetim görevi uyarınca denetimlerin gerçekleştirilerek tescilinin devamlılığının sağlandığını, davalı şirketin "Elexus Halı Hereke"ve "Milat Halı Hereke" adları altında "Hereke" ibaresi ile üretimi yapılan makine halılarının satışa arz edilmiş olduğunun tespit edildiğini, «aleyhine delil tespiti» istenen şirketin "ELEXUS" ve "Sanat Elexus" markalarına sahip olduğunun görüldüğünü, davalı tarafından üretilen söz konusu halıların ülkemizin el dokuma halı kültürünün en önemli parçası olan "Hereke El Halısı" ile ilişki oluşturacak ifade ve görsellerin kullanılmak sureti ile makine halısı ürünleriyle oluşturmaya çalıştığı bağ tüketiciyi yanıltıcı nitelik taşıdığını, "Hereke El Halısı" ile hiçbir şekilde kıyaslanmasının mümkün olmayan söz konusu makine halılarının "Hereke" adı ve markası altında pazarlanmasının gerek markaya ve gerekse coğrafi işaret tescili ile korunan haklara tecavüz fiilini oluşturduğunu, yapılan inceleme ve soruşturma neticesinde davalı tarafından üretim ve pazarlaması yapılan makine halılarının desen, renk ve kompozisyonu açısından tescil konusu ürüne benzediğinin tespit edildiği, internet sitesinde ve halı ürünlerinde "Hereke" markasının açıkça kullanıldığı, potansiyel «ortalama tüketicinin» ilk görüşte sergilenen ürünleri "Hereke" halısı olarak algılama ve bu sanı ile satın alma olasılığının kuvvetli olduğu sonucuna ulaşıldığını, üretimleri tamamı ile farklı ve basit teknikle üretilen makine halılarının "Hereke El Halısı" desenlerini kopya etmek sureti ile üretilmesinin ve satışı sunulmasının hukuken haksız olduğunu, davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesi uyarınca «haksız rekabet» kapsamında yer aldığını ileri sürerek dava konusu marka ve coğrafi işaret tescil haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile menine, tecavüz sayılan fiillerin men'i ile ortadan kaldırılmasına, tecavüz sureti ile üretilen ve pazarlanan ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan araç ve gereçlere el konulmasına, tecavüzün devamını önlemek açısından gerekli tedbirlerin alınmasına, davalıların işyerinde kullandıkları "Hereke" ibaresini «taşıyan» internet sitesi, tabela, vitrin, pano, «fatura», kartvizit, broşür, katalog vb. iş evraklarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
… taraf marka ve kullanımlarının, okunuş, görünüm, anlam ve genel izlenim itibariyle yüksek düzeyde benzer oldukları, davalının karıştırılma olasılığı ve beraberinde «iltibasın» ortaya çıkmasına imkân verecek nitelikte bu işareti internet sitesinde, tanıtım araçlarında marka olarak kullandığı, bu eylemlerin davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının kullanımına konu olan “ELEXUS HEREKE HALI” ve “MİLAT HEREKE HALI” ibarelerin, davacının "HEREKE" markasından doğan marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu tecavüzün refine, men'ine, davalının “ELEXUS HEREKE HALI” ve “MİLAT HEREKE HALI” kullanımındaki "HEREKE" ibarelerin silinmesine, silinmesi mümkün olmayanların kaldırılmasına, bu ibareleri «taşıyan» her türlü iş evrakı, ambalaj, ürün ve reklam materyalinin toplatılarak karar kesinleştikten sonra imhasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aleyhe delil · delil tespiti · kamu düzeni · uyuşmazlık konusu · hukuki yarar · ortalama tüketici · taşıyan · eksik inceleme
Benzer bu kararda… 21.06.1996 tarihinde yapmış olduğu başvuru neticesinde 01.09.1996 tarihinden itibaren "Hereke Yün El Halısı", "Hereke Yün İpek El Halısı" ve "Hereke İpek El Halısı" «dahil» olmak üzere toplamda 21 adet halı ve 3 adet kilim tipinin coğrafi işaret tescillerinin gerçekleştirildiğini, yasanın verdiği denetim görevi uyarınca denetimlerin gerçekleştirilerek tescilinin devamlılığının sağlandığını, davalı şirketin "Elexus Halı Hereke"ve "Milat Halı Hereke" adları altında "Hereke" ibaresi ile üretimi yapılan makine halılarının satışa arz edilmiş olduğunun tespit edildiğini, «aleyhine delil tespiti» istenen şirketin "ELEXUS" ve "Sanat Elexus" markalarına sahip olduğunun görüldüğünü, davalı tarafından üretilen söz konusu halıların ülkemizin el dokuma halı kültürünün en önemli parçası olan "Hereke El Halısı" ile ilişki oluşturacak ifade ve görsellerin kullanılmak sureti ile makine halısı ürünleriyle oluşturmaya çalıştığı bağ tüketiciyi yanıltıcı nitelik taşıdığını, "Hereke El Halısı" ile hiçbir şekilde kıyaslanmasının mümkün olmayan söz konusu makine halılarının "Hereke" adı ve markası altında pazarlanmasının gerek markaya ve gerekse coğrafi işaret tescili ile korunan haklara tecavüz fiilini oluşturduğunu, yapılan inceleme ve soruşturma neticesinde davalı tarafından üretim ve pazarlaması yapılan makine halılarının desen, renk ve kompozisyonu açısından tescil konusu ürüne benzediğinin tespit edildiği, internet sitesinde ve halı ürünlerinde "Hereke" markasının açıkça kullanıldığı, potansiyel «ortalama tüketicinin» ilk görüşte sergilenen ürünleri "Hereke" halısı olarak algılama ve bu sanı ile satın alma olasılığının kuvvetli olduğu sonucuna ulaşıldığını, üretimleri tamamı ile farklı ve basit teknikle üretilen makine halılarının "Hereke El Halısı" desenlerini kopya etmek sureti ile üretilmesinin ve satışı sunulmasının hukuken haksız olduğunu, davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesi uyarınca «haksız rekabet» kapsamında yer aldığını ileri sürerek dava konusu marka ve coğrafi işaret tescil haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile menine, tecavüz sayılan fiillerin men'i ile ortadan kaldırılmasına, tecavüz sureti ile üretilen ve pazarlanan ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan araç ve gereçlere el konulmasına, tecavüzün devamını önlemek açısından gerekli tedbirlerin alınmasına, davalıların işyerinde kullandıkları "Hereke" ibaresini «taşıyan» internet sitesi, tabela, vitrin, pano, «fatura», kartvizit, broşür, katalog vb. iş evraklarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının «eksik inceleme» ve değerlendirme neticesinde usul ve yasaya aykırı bir şekilde verildiğini, müvekkili şirketin üretmekte olduğu makine halılarının "Sanat Halı", "Kartal Halı", "Elexus Halı" gibi tescilli markaları ile satışa sunduğunu, müvekkili şirket tarafından üretilen halıların Elexus markası ile satışa sunulduğunu, davaya konu "Hereke" ibaresinin koleksiyon adı olarak kullanıldığını, halıların üzerine basılan etiketlerde "Elexus" markasının bulunduğunu, herhangi bir marka ya da ibare kullanarak başkasının «marka hakkına tecavüz» etme durumunun söz konusu dahi olmadığını, dava konusu her iki kullanımda "Hereke" ibaresi ortak olarak geçmekte ise de müvekkiline ait kullanımda asıl ve baskın unsurun "Elexus" ibaresi olduğunu, benzerlik değerlendirmesi yapılırken bütünsel izlenimin odak alınması ve ortak olmayan unsurların dikkate alınması gerekirken bu hususlar gözardı edilerek hatalı bir şekilde karar verildiğini, bilirkişi raporlarının «denetime elverişli» olmadığını, eksik inceleme ve araştırma sonucunda hazırlandığını, "Hereke" ibaresinin tek bir kimsenin tekelinde kullanılmaya bırakılmasının ilgili yasa ve mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, davacının dava açıldığı tarihte tescilli olan herhangi bir coğrafi işaretinin bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirketin «uyuşmazlık konusu» "Hereke" koleksiyonuna ait halıların üretiminden, koleksiyon ve model amacıyla kullanmaktan vazgeçtiğini ve hatta uyuşmazlık konusu halıların satışını da sonlandırdığını davacı tarafa bildirdiğini, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli hareket ettiğini, davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… taraf marka ve kullanımlarının, okunuş, görünüm, anlam ve genel izlenim itibariyle yüksek düzeyde benzer oldukları, davalının karıştırılma olasılığı ve beraberinde «iltibasın» ortaya çıkmasına imkân verecek nitelikte bu işareti internet sitesinde, tanıtım araçlarında marka olarak kullandığı, bu eylemlerin davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının kullanımına konu olan “ELEXUS HEREKE HALI” ve “MİLAT HEREKE HALI” ibarelerin, davacının "HEREKE" markasından doğan marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu tecavüzün refine, men'ine, davalının “ELEXUS HEREKE HALI” ve “MİLAT HEREKE HALI” kullanımındaki "HEREKE" ibarelerin silinmesine, silinmesi mümkün olmayanların kaldırılmasına, bu ibareleri «taşıyan» her türlü iş evrakı, ambalaj, ürün ve reklam materyalinin toplatılarak karar kesinleştikten sonra imhasına karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın kabulüne yönelik kararda «kamu düzenine» aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5720 E. 2024/2234 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · yargılama gideri · ayırt edicilik
İncelediğiniz karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/131 E. sayılı dosyasında incelendiğini, her iki marka üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapıldığını, bilirkişilerin müvekkilinin davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturan bir kullanımı olmadığını tespit ettiklerini, müvekkilinin markasında esas olarak yine davalı adına ayrıca tescilli olan ... unsurunun önemli olduğunu, müvekkilinin ... ibaresini kullanmasının ürüne markasal «ayırt edicilik» sağlamaktan «ziyade» ürünün cinsini, çeşidini ve vasfını açıklamaya yönelik bir kullanım olduğunu, davalı markalarının 20, 23, 24, 27, 35. sınıflarda tescilli olduğunu, buna karşılık d …
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesindeki markaya tecavüzün önlenmesi davasının kesinleşmesinin beklenilmesinin, markanın hükümsüzlüğü davasına olumlu ya da «olumsuz» bir etkisinin olmayacağı, hazırlanan «bilirkişi raporunun denetime elverişli» olduğu, Mahkemece "..." markası konusunda yapılan hukuki nitelendirmenin Yargıtay kararları ile uyumlu olduğu, ...'nin bir coğrafi yer adı olması, özellikle dokumacılık ve halı ürünleri ile bilinirliği, bir coğrafi işaret olması nedeniyle markasal «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu, bu sebeple 2018/37372 sayılı markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekili istinaf dilekçesi ekinde iptaline karar verilen davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı ... ... markasını fiilen kullandığına ilişkin bir kısım «fatura» ve belgeleri delil olarak sunmuşsa da, bu belgelerde markanın kullanıldığına ilişkin bilgi yer almadığı gibi bu delillerin davalının cevap dilekçesinde de bulunmadığı, istinaf aşamasında yeni delil sunulmasının mümkün olmadığı, davaya konu "..." ibaresinin tanınmışlığının 27. sınıftaki halı ürünleri için olduğu, diğer sınıflar için iptal kararı verilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekilinin «yargılama giderlerine» ilişkin istinaf itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk D …
… e ihtilaf konusu mallar dikkate alındığında, davacı adına “marka olarak” geniş bir koruma sağlamasının mümkün olmadığı, ... ibaresinin halı ürününe ilişkin markasal «ayırt ediciliğinin» görece düşük ve bu nedenle de üzerinde geniş bir koruma sağlanması mümkün olmayan bir ibare olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çıkış noktasının bu ibarenin davalı halıları üzerindeki etiketlerde ... ibaresi ile birlikte kullanımından kaynaklandığı, davalının halılar üzerindeki kullanımı ile davacı adına tescilli marka arasında sadece ... ibaresinin kullanımı nedeniyle markasal düzeyde karıştırılma olasılığının oluşmayacağı, davalının ürün etiketlerinde kullanılan markanın esas olarak davalı adına ayrıca tescilli ... unsuru olduğu, etiket üzerindeki ... ibaresinin kullanımının, ürüne markasal ayırt edicilik sağlamaktan «ziyade», ürünün coğrafi kaynağını, cinsini, çeşidini ve vasfını açıklamaya yönelik mahiyetteki bir kullanım olduğu, markanın hükümsüzlüğü kararının, aynı zamanda markaya t …
Benzer bu kararda… davacının 72674 sayı ile tescilli "Hereke" ibareli marka ile tüketici nezdinde markasal açıdan karıştırılma veya ilişkilendirme olasılığı bulunmadığından davacının «marka hakkına tecavüzden» bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacı ...Ş. yönünden markaya tecavüz ile ilgili taleplerin reddine, davacı ...
… el Müdürlüğü tarafından 1982 yılında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın ilgili birimi nezdinde marka olarak tescil ettirildiğini, 10.03.1992 tarihinde on yıl süre ile «yenilendiğini», 16.07.2001 tarih ve 2001/43 sayılı ÖYK kararı çerçevesinde, 03.01.2002 tarihinde, 1989 yılında kurulmuş olan Sümer Halı A.Ş.’ye devredildiğini ve 10.03.2002 tarihinden itibaren tekrar on yıl süre ile yenilendiğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 01.06.2009 tarih, 448 sayılı Olur’u ile tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte Sümer Holding A.Ş. ile birleştirilmesi neticesinde, “HEREKE” markasının tekrar Sümer Holding’in mülkiyetine geçtiğini ve 10.03.2012 tarihi itibariyle 10.03.2022 tarihine kadar yenilendiğini, “HEREKE” markasının bir Dünya markası olarak korunmasını sağlamak üzere, Madrid Protokolü çerçevesinde 2009 yılında uluslararası koruma altına alındığını, müvekkili tarafından 1982 yılından bu yana 27. sınıftaki emtialar için tescil edilmiş “HEREKE” markasına, kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandırıldığını, bu nedenle müvekkilinin “HEREKE” markası üzerinde üstün hak sahipliğinin bulunduğunu, davalı şirketin üretimini yaptığı söz konusu ürünlerin, ülkemizin el dokuma halı kültürünün en önemli parçası olan “Hereke El Halısı” ile ilişki oluşturacak ifade ve görseller kullanmak sureti ile satışa sunularak, makine halısı ürünlerinin tüketiciyi yanılttığı, bu durumun gerek markaya ve gerekse coğrafi işaret tescili ile korunan haklara tecavüz fiilini oluşturduğunu, davanın müvekkili şirket açısından kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tüm «yargılama giderleri» müvekkili tarafından yapıldığı halde, mahkemece davalıdan tahsil edilmesine karar verilen «yargılama giderlerinin», hangi davacıya verileceğinin belirtilmemesinin, hükmün infazında tereddüt yaratacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne kar …
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilmiş olan kararın coğrafi işarete ilişkin kısmı neticesinde, müvekkilinin davacı kurumun «marka hakkına tecavüz» oluşturmayan tescilli markasını hiçbir zaman kullanamayacak hale geldiğini, "Hereke" ibaresinin Kocaeli ilinin Körfez ilçesine bağlı bir semt adı olduğunu, dolayısıyla bir mahreç işareti bulunduğunu, davacının cevaba cevap dilekçesinde dahi coğrafi işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğini vurguladığını, davacı kurumun “hereke” semt adını esaslı unsur olarak tek başına tescil ettirmesi karşısında, müvekkili firma markasının bir bütün itibariyle davacının yargılamaya konu ettiği taleplerden uzak olduğunun görüleceğini, yine hüküm özetinin «ilanı» kararının da yargılamanın gidişatı ve sonucuna göre, müvekkili yönünden orantısız bir yaptırım olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dava …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · el koyma · şikayet · yargılama giderleri · infaz · yenileme · kötüniyet · taşıyan
Benzer bu kararda… el Müdürlüğü tarafından 1982 yılında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın ilgili birimi nezdinde marka olarak tescil ettirildiğini, 10.03.1992 tarihinde on yıl süre ile «yenilendiğini», 16.07.2001 tarih ve 2001/43 sayılı ÖYK kararı çerçevesinde, 03.01.2002 tarihinde, 1989 yılında kurulmuş olan Sümer Halı A.Ş.’ye devredildiğini ve 10.03.2002 tarihinden itibaren tekrar on yıl süre ile yenilendiğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 01.06.2009 tarih, 448 sayılı Olur’u ile tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte Sümer Holding A.Ş. ile birleştirilmesi neticesinde, “HEREKE” markasının tekrar Sümer Holding’in mülkiyetine geçtiğini ve 10.03.2012 tarihi itibariyle 10.03.2022 tarihine kadar yenilendiğini, “HEREKE” markasının bir Dünya markası olarak korunmasını sağlamak üzere, Madrid Protokolü çerçevesinde 2009 yılında uluslararası koruma altına alındığını, müvekkili tarafından 1982 yılından bu yana 27. sınıftaki emtialar için tescil edilmiş “HEREKE” markasına, kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandırıldığını, bu nedenle müvekkilinin “HEREKE” markası üzerinde üstün hak sahipliğinin bulunduğunu, davalı şirketin üretimini yaptığı söz konusu ürünlerin, ülkemizin el dokuma halı kültürünün en önemli parçası olan “Hereke El Halısı” ile ilişki oluşturacak ifade ve görseller kullanmak sureti ile satışa sunularak, makine halısı ürünlerinin tüketiciyi yanılttığı, bu durumun gerek markaya ve gerekse coğrafi işaret tescili ile korunan haklara tecavüz fiilini oluşturduğunu, davanın müvekkili şirket açısından kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tüm «yargılama giderleri» müvekkili tarafından yapıldığı halde, mahkemece davalıdan tahsil edilmesine karar verilen «yargılama giderlerinin», hangi davacıya verileceğinin belirtilmemesinin, hükmün infazında tereddüt yaratacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne kar …
… aretlerden kaynaklanan haklarına, 6769 sayılı Kanun'un 33 ve 53 üncü maddeleri kapsamında tecavüz teşkil ettiği, buna karşılık "HEREKE" ibaresinin "halı" emtiasında «ayırt ediciliği» çok düşük bir ibare olduğu, davalının da ürünlerinde "Hereke" ibaresinin yanında "Merinos" ibaresini kullanmakla yeterli ayırt ediciliği sağladığı, dolayısıyla davalının anılan ürünlerinde "Merinos Hereke" ibaresini kullanmasının, davacı genel müdürlüğün 1982/072674 (Tescil no:72674) numaralı markasından kaynaklanan haklara tecavüz oluşturmadığı, bu durum karşısında davalının, dava konusu ürünlerinde "Merinos Hereke" ibaresini kullanmasının, bir yandan davacı ...Ş.'nin markasından kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturmasa da, diğer yandan davacı belediyenin tescilli coğrafi işaretlerden kaynaklanan haklara tecavüz oluşturacağının tabii bulunduğu, yine mahkemece kurulan hüküm özetinin «ilanı» kararının da 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi hükmüne uygun olduğu, mahkeme kararında yer alan "1.024,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ibaresi ile kastedilenin davacı ...Ş. olduğunun, hükmün devamındaki ifadelerden açıkça anlaşılması karşısında, anılan hüküm fıkrasının «infazda tereddüt» yaratmayacağı, yine mahkemece karar başlığında davalı şirketin "coğrafi işareti devreden davalı" olarak gösterilmesi doğru değilse de bu yanlışlığın maddi hatadan …
… lararası korumasının sağlandığını, Sümer Halı tarafından 21.06.1996 tarihinden itibaren “Hereke Yün El Halısı”, “Hereke Yün İpek El Halısı”, “Hereke İpek El Halısı” «dahil» olmak üzere 21 adet halı ve 3 adet kilim tipinin coğrafi işaret tescillerinin gerçekleştirildiğini, müvekkili tarafından yapılan denetimlerde, davalı tarafından üretilen ürünlerin gerek internette ve gerekse fiziki olarak mağazalarda satıldığının tespit edildiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/70431 soruşturma numarası ile yapılan «şikayet» ve Ankara 5.
Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/2622 Değişik İş sayılı arama el «koyma» kararı üzerine Oran Dağıtım A.Ş.'ye ait mağazadan değişik esvaplarda dört adet “Hereke” ibareli makine halısına el konulduğunu, söz konusu ürünlerin tüketiciyi yanılttığını, halıların “Hereke” adı ve markası altında pazarlanmasının gerek markaya ve gerekse coğrafi işaret tescili ile korunan haklara tecavüz oluşturduğunu, davalı tarafından üretim ve pazarlaması yapılan makine halılarının desen, renk ve kompozisyonu açısından müvekkilinin tescil konusu ürününe benzediğini ileri sürerek, davalının müvekkiline ait marka ve coğrafi işaret tescil haklarına tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespitine, men’ine, ürünlerin üretilmesinde kullanılan araç ve gereçlere el konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6905 E. , 2025/4831 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/718 Esas, 2024/1492 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2020/68 E., 2023/160 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; “...” markasının ... Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından marka olarak tescil ettirildiğini, 01.09.1996 tarihinden geçerli olmak üzere “... Yün El Halısı (60x60)”, “... Yün İpek El Halısı (80x80)” ve “... İpek El Halısı (100x100)” için coğrafi işaret tescili gerçekleştirildiğini, müvekkili tarafından 1982 yılından bu yana 27. sınıftaki emtialar için tescil edilmiş “...” markasının sahibi olarak markaya ayırt edici nitelik kazandırıldığını, bu nedenle müvekkilinin “...” markası üzerinde üstün hak sahipliği bulunduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2018/37372 sayılı ... ... markasının tescil kapsamında yer alan tüm mallar için hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı ...
... markasının ise tescil kapsamında yer alan tüm mallar için kullanılıp kullanılmadığının tespitine, kullanılmadığı tespit edilen tüm mallar için 12.04.2018 tarihi itibariyle hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yargılamaya konu her iki markanın daha önce Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/131 E. sayılı dosyasında incelendiğini, her iki marka üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığını, bilirkişilerin müvekkilinin davacının marka hakkına tecavüz oluşturan bir kullanımı olmadığını tespit ettiklerini, müvekkilinin markasında esas olarak yine davalı adına ayrıca tescilli olan ... unsurunun önemli olduğunu, müvekkilinin ... ibaresini kullanmasının ürüne markasal ayırt edicilik sağlamaktan ziyade ürünün cinsini, çeşidini ve vasfını açıklamaya yönelik bir kullanım olduğunu, davalı markalarının 20, 23, 24, 27, 35. sınıflarda tescilli olduğunu, buna karşılık davacı markasının sadece 27.
sınıfta tescilli olduğunu, markanın kullanımının davacı ile yaşanan yargı sürecinden etkilendiğini, somut olay bazında kanunun haklı sebepleri ayrık tuttuğunu, tescilden itibaren 5 yıllık sürenin dolmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme ihtimali
bulunmadığı, davalı adına tescilli 2018/37372 sayılı marka için hükümsüzlük
koşullarının oluşmadığı, davalı adına tescilli 2009/068640 sayılı markanın 27. sınıfta yer
alan mallar yönünden kullanılmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı markanın 27. sınıfta yer alan mallar yönünden kullanımı ispatlanamadığından iptaline, davalı adına tescilli 2018/37372 sayılı marka yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında markaya tecavüz iddiasına dayalı Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada verilen karardaki tespitlerin, eldeki dava dosyası için de geçerli olacağı, buna göre ... ibaresinin, tescil edildiği haliyle ve ihtilaf konusu mallar dikkate alındığında, davacı adına “marka olarak” geniş bir koruma sağlamasının mümkün olmadığı, ... ibaresinin halı ürününe ilişkin markasal ayırt ediciliğinin görece düşük ve bu nedenle de üzerinde geniş bir koruma sağlanması mümkün olmayan bir ibare olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çıkış noktasının bu ibarenin davalı halıları üzerindeki etiketlerde ...
ibaresi ile birlikte kullanımından kaynaklandığı, davalının halılar üzerindeki kullanımı ile davacı adına tescilli marka arasında sadece ... ibaresinin kullanımı nedeniyle markasal düzeyde karıştırılma olasılığının oluşmayacağı, davalının ürün etiketlerinde kullanılan markanın esas olarak davalı adına ayrıca tescilli ... unsuru olduğu, etiket üzerindeki ... ibaresinin kullanımının, ürüne markasal ayırt edicilik sağlamaktan ziyade, ürünün coğrafi kaynağını, cinsini, çeşidini ve vasfını açıklamaya yönelik mahiyetteki bir kullanım olduğu, markanın hükümsüzlüğü kararının, aynı zamanda markaya tecavüzün önlenmesi kararındaki maddi vakıaları içereceği, daha önce açılmışsa markanın hükümsüzlüğü davasının markaya tecavüzün önlenmesi davasında bekletici sorun yapılması gerektiği, daha önce açılan Ankara 1.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesindeki markaya tecavüzün önlenmesi davasının kesinleşmesinin beklenilmesinin, markanın hükümsüzlüğü davasına olumlu ya da olumsuz bir etkisinin olmayacağı, hazırlanan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, Mahkemece "..." markası konusunda yapılan hukuki nitelendirmenin Yargıtay kararları ile uyumlu olduğu, ...'nin bir coğrafi yer adı olması, özellikle dokumacılık ve halı ürünleri ile bilinirliği, bir coğrafi işaret olması nedeniyle markasal ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu sebeple 2018/37372 sayılı markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekili istinaf dilekçesi ekinde iptaline karar verilen davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı ...
... markasını fiilen kullandığına ilişkin bir kısım fatura ve belgeleri delil olarak sunmuşsa da, bu belgelerde markanın kullanıldığına ilişkin bilgi yer almadığı gibi bu delillerin davalının cevap dilekçesinde de bulunmadığı, istinaf aşamasında yeni delil sunulmasının mümkün olmadığı, davaya konu "..." ibaresinin tanınmışlığının 27. sınıftaki halı ürünleri için olduğu, diğer sınıflar için iptal kararı verilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin istinaf itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı markanın 27.
sınıfta yer alan mallar yönünden kullanımı ispatlanamadığından davanın kabulü ile iptaline, davalı adına tescilli 2018/37372 sayılı marka yönünden davanın reddine, karar kesinleştiğinde TÜRKPATENT'e bildirilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ve iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı markanın 27. sınıfta yer alan mallar yönünden iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin (3) numaralı bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının, davacı vekilinin (2) ve (3) numaralı bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi ile davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı markanın 27.
sınıfta yer alan mallar yönünden kullanımı ispatlanamadığından davanın kabulü ile iptaline yönelik hükmün onanması gerekmiştir.
2.Davacının, 2018/37372 sayılı davalı adına tescilli marka hakkında verilen ret kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı, “...” markasının ... Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından marka olarak tescil ettirildiğini, 01.09.1996 tarihinden geçerli olmak üzere “... Yün El Halısı (60x60)”, “... Yün İpek El Halısı (80x80)” ve “... İpek El Halısı (100x100)” için coğrafi işaret tescili gerçekleştirildiğini, 1982 yılından bu yana 27. sınıftaki emtialar için tescil edilmiş “...” markasının sahibi olarak markaya ayırt edici nitelik kazandırıldığını, “...” markası üzerinde üstün hak sahibi olduklarını iddia ederek 2018/37372 sayılı ... ... markasının tescil kapsamında yer alan tüm mallar için hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Bu açıklamalara göre davacı dava dilekçesinde, coğrafi işaret tescillerine de dayanmış olup dava tarihinde yürürlükte bulunan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 44. Maddesi ile 48/1 hükmü gözetilerek davalı adına tescilli, 2018/37372 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde bu marka yönünden ret karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
3.Bozma sebebine göre taraf vekillerinin vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı markanın 27. sınıfta yer alan mallar yönünden kullanımı ispatlanamadığından davanın kabulü ile iptaline yönelik hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1177495100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz