Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5720 E. 2024/2234 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infazda tereddüt↗ el koyma↗ şikayet↗ yargılama giderleri↗ infaz↗ yenileme↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ yargılama gideri↗ sulh↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/131 E., 2019/432 K.
Taraflar arasındaki markaya ve coğrafi işaret tescil haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı ...Ş. yönünden markaya tecavüz ile ilgili taleplerin reddine, davacı ... yönünden coğrafi işarete tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile men ve refine karar verilmiştir.
Kararın davacı ...Ş. vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ...Ş. vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; “Hereke” markasının 10.03.1982 tarihinden itibaren müvekkili adına tescilli olduğunu ve Madrid Protokolü nezdinde WIPO’da uluslararası korumasının sağlandığını, Sümer Halı tarafından 21.06.1996 tarihinden itibaren “Hereke Yün El Halısı”, “Hereke Yün İpek El Halısı”, “Hereke İpek El Halısı” dahil olmak üzere 21 adet halı ve 3 adet kilim tipinin coğrafi işaret tescillerinin gerçekleştirildiğini, müvekkili tarafından yapılan denetimlerde, davalı tarafından üretilen ürünlerin gerek internette ve gerekse fiziki olarak mağazalarda satıldığının tespit edildiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/70431 soruşturma numarası ile yapılan şikayet ve Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/2622 Değişik İş sayılı arama el koyma kararı üzerine Oran Dağıtım A.Ş.'ye ait mağazadan değişik esvaplarda dört adet “Hereke” ibareli makine halısına el konulduğunu, söz konusu ürünlerin tüketiciyi yanılttığını, halıların “Hereke” adı ve markası altında pazarlanmasının gerek markaya ve gerekse coğrafi işaret tescili ile korunan haklara tecavüz oluşturduğunu, davalı tarafından üretim ve pazarlaması yapılan makine halılarının desen, renk ve kompozisyonu açısından müvekkilinin tescil konusu ürününe benzediğini ileri sürerek, davalının müvekkiline ait marka ve coğrafi işaret tescil haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men’ine, ürünlerin üretilmesinde kullanılan araç ve gereçlere el konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 2009/68640 tescil numaralı kendisine ait markayı kullandığını, kötüniyetli olmadığını, haksız rekabetten yararlanma ve davacının markasına tecavüz etme niyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu ürünlerin coğrafi işaret tesciline konu ürünlerin özelliklerini taşımadığı, bu itibarla dava konusu ürünler üzerinde "HEREKE" ibaresinin kullanımının, tescilli coğrafi işaretlerden kaynaklanan haklara 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi kapsamında tecavüz teşkil ettiği, davalının "Merinos Hereke" ibareli marka kullanımlarının, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde davacının 72674 sayı ile tescilli "Hereke" ibareli marka ile tüketici nezdinde markasal açıdan karıştırılma veya ilişkilendirme olasılığı bulunmadığından davacının marka hakkına tecavüzden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacı ...Ş. yönünden markaya tecavüz ile ilgili taleplerin reddine, davacı ... Belediyesine devir yapılan coğrafi işaretle ilgili ... vekilinin talebinin kabulü ile davalının "Merinos Hereke" ibaresi ile üretip piyasaya sunduğu makina halılarının, coğrafi işaret olarak tescilli "HEREKE" halıları kapsamında olmadığından ve kullanımlarının coğrafi işarete tecavüz ve haksız rekabet yarattığından, tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile coğrafi işaret tescilinden doğan haklara tecavüzün ve haksız rekabetin men ve refine, "HEREKE" ibareli coğrafi işarete tecavüzün maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, "MERİNOS HEREKE" ibaresini taşıyan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/70431 soruşturma sayılı dosyası ile Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.04.2018 tarih 2018/2622 Değişik İş sayılı dosyası ile verilen arama el koyma kararı uyarınca 05.04.2018 tarihli kararda belirtilen 4 adet 13889, 2 adet 13888 ve 13887 desen numaralı 1,50x2,30 ebatlı halıların imhasına, coğrafi işarete tecavüz teşkil eden halılara ticari gaye ile bulundurulduğu her yerde el konulmasına, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ...Ş. vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; “HEREKE” markasının Sümer Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından 1982 yılında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın ilgili birimi nezdinde marka olarak tescil ettirildiğini, 10.03.1992 tarihinde on yıl süre ile yenilendiğini, 16.07.2001 tarih ve 2001/43 sayılı ÖYK kararı çerçevesinde, 03.01.2002 tarihinde, 1989 yılında kurulmuş olan Sümer Halı A.Ş.’ye devredildiğini ve 10.03.2002 tarihinden itibaren tekrar on yıl süre ile yenilendiğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 01.06.2009 tarih, 448 sayılı Olur’u ile tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte Sümer Holding A.Ş. ile birleştirilmesi neticesinde, “HEREKE” markasının tekrar Sümer Holding’in mülkiyetine geçtiğini ve 10.03.2012 tarihi itibariyle 10.03.2022 tarihine kadar yenilendiğini, “HEREKE” markasının bir Dünya markası olarak korunmasını sağlamak üzere, Madrid Protokolü çerçevesinde 2009 yılında uluslararası koruma altına alındığını, müvekkili tarafından 1982 yılından bu yana 27. sınıftaki emtialar için tescil edilmiş “HEREKE” markasına, kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandırıldığını, bu nedenle müvekkilinin “HEREKE” markası üzerinde üstün hak sahipliğinin bulunduğunu, davalı şirketin üretimini yaptığı söz konusu ürünlerin, ülkemizin el dokuma halı kültürünün en önemli parçası olan “Hereke El Halısı” ile ilişki oluşturacak ifade ve görseller kullanmak sureti ile satışa sunularak, makine halısı ürünlerinin tüketiciyi yanılttığı, bu durumun gerek markaya ve gerekse coğrafi işaret tescili ile korunan haklara tecavüz fiilini oluşturduğunu, davanın müvekkili şirket açısından kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tüm yargılama giderleri müvekkili tarafından yapıldığı halde, mahkemece davalıdan tahsil edilmesine karar verilen yargılama giderlerinin, hangi davacıya verileceğinin belirtilmemesinin, hükmün infazında tereddüt yaratacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilmiş olan kararın coğrafi işarete ilişkin kısmı neticesinde, müvekkilinin davacı kurumun marka hakkına tecavüz oluşturmayan tescilli markasını hiçbir zaman kullanamayacak hale geldiğini, "Hereke" ibaresinin Kocaeli ilinin Körfez ilçesine bağlı bir semt adı olduğunu, dolayısıyla bir mahreç işareti bulunduğunu, davacının cevaba cevap dilekçesinde dahi coğrafi işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğini vurguladığını, davacı kurumun “hereke” semt adını esaslı unsur olarak tek başına tescil ettirmesi karşısında, müvekkili firma markasının bir bütün itibariyle davacının yargılamaya konu ettiği taleplerden uzak olduğunun görüleceğini, yine hüküm özetinin ilanı kararının da yargılamanın gidişatı ve sonucuna göre, müvekkili yönünden orantısız bir yaptırım olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ürettiği ürünlerin davacı Belediye tarafından devralınan coğrafi işaret tescillerine konu ürünlerin özelliklerini taşımadığı, bu itibarla davalı tarafından üretilen dava konusu ürünler üzerinde "HEREKE" ibaresinin kullanımının, davacı belediyenin tescilli coğrafi işaretlerden kaynaklanan haklarına, 6769 sayılı Kanun'un 33 ve 53 üncü maddeleri kapsamında tecavüz teşkil ettiği, buna karşılık "HEREKE" ibaresinin "halı" emtiasında ayırt ediciliği çok düşük bir ibare olduğu, davalının da ürünlerinde "Hereke" ibaresinin yanında "Merinos" ibaresini kullanmakla yeterli ayırt ediciliği sağladığı, dolayısıyla davalının anılan ürünlerinde "Merinos Hereke" ibaresini kullanmasının, davacı genel müdürlüğün 1982/072674 (Tescil no:72674) numaralı markasından kaynaklanan haklara tecavüz oluşturmadığı, bu durum karşısında davalının, dava konusu ürünlerinde "Merinos Hereke" ibaresini kullanmasının, bir yandan davacı ...Ş.'nin markasından kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturmasa da, diğer yandan davacı belediyenin tescilli coğrafi işaretlerden kaynaklanan haklara tecavüz oluşturacağının tabii bulunduğu, yine mahkemece kurulan hüküm özetinin ilanı kararının da 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi hükmüne uygun olduğu, mahkeme kararında yer alan "1.024,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ibaresi ile kastedilenin davacı ...Ş. olduğunun, hükmün devamındaki ifadelerden açıkça anlaşılması karşısında, anılan hüküm fıkrasının infazda tereddüt yaratmayacağı, yine mahkemece karar başlığında davalı şirketin "coğrafi işareti devreden davalı" olarak gösterilmesi doğru değilse de bu yanlışlığın maddi hatadan kaynaklandığı ve mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunduğu gerekçesiyle davacı ...Ş. vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ...Ş. vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya ve coğrafi işarete tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci, 29 uncu, 33 üncü, 34 üncü, 53 üncü maddesi ile 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ...Ş. vekilince ve davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5599 E. 2024/1990 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · taşıyan · haksız rekabet · dahili dava
İncelediğiniz kararda… e üretip piyasaya sunduğu makina halılarının, coğrafi işaret olarak tescilli "HEREKE" halıları kapsamında olmadığından ve kullanımlarının coğrafi işarete tecavüz ve «haksız rekabet» yarattığından, tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile coğrafi işaret tescilinden doğan haklara tecavüzün ve haksız rekabetin men ve refine, "HEREKE" ibareli coğrafi işarete tecavüzün maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, "MERİNOS HEREKE" ibaresini «taşıyan» Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/70431 soruşturma sayılı dosyası ile Ankara 5.
Taraflar arasındaki markaya ve coğrafi işaret tescil haklarına tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, men'i ve ref'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı ...Ş. yönünden markaya tecavüz ile ilgili taleplerin reddine, davacı ... yönünden coğrafi işarete tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile men ve refine karar verilmiştir.
… lararası korumasının sağlandığını, Sümer Halı tarafından 21.06.1996 tarihinden itibaren “Hereke Yün El Halısı”, “Hereke Yün İpek El Halısı”, “Hereke İpek El Halısı” «dahil» olmak üzere 21 adet halı ve 3 adet kilim tipinin coğrafi işaret tescillerinin gerçekleştirildiğini, müvekkili tarafından yapılan denetimlerde, davalı tarafından üretilen ürünlerin gerek internette ve gerekse fiziki olarak mağazalarda satıldığının tespit edildiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/70431 soruşturma numarası ile yapılan «şikayet» ve Ankara 5.
Benzer bu kararda… 21.06.1996 tarihinde yapmış olduğu başvuru neticesinde 01.09.1996 tarihinden itibaren "Hereke Yün El Halısı", "Hereke Yün İpek El Halısı" ve "Hereke İpek El Halısı" «dahil» olmak üzere toplamda 21 adet halı ve 3 adet kilim tipinin coğrafi işaret tescillerinin gerçekleştirildiğini, yasanın verdiği denetim görevi uyarınca denetimlerin gerçekleştirilerek tescilinin devamlılığının sağlandığını, davalı şirketin "Elexus Halı Hereke"ve "Milat Halı Hereke" adları altında "Hereke" ibaresi ile üretimi yapılan makine halılarının satışa arz edilmiş olduğunun tespit edildiğini, «aleyhine delil tespiti» istenen şirketin "ELEXUS" ve "Sanat Elexus" markalarına sahip olduğunun görüldüğünü, davalı tarafından üretilen söz konusu halıların ülkemizin el dokuma halı kültürünün en önemli parçası olan "Hereke El Halısı" ile ilişki oluşturacak ifade ve görsellerin kullanılmak sureti ile makine halısı ürünleriyle oluşturmaya çalıştığı bağ tüketiciyi yanıltıcı nitelik taşıdığını, "Hereke El Halısı" ile hiçbir şekilde kıyaslanmasının mümkün olmayan söz konusu makine halılarının "Hereke" adı ve markası altında pazarlanmasının gerek markaya ve gerekse coğrafi işaret tescili ile korunan haklara tecavüz fiilini oluşturduğunu, yapılan inceleme ve soruşturma neticesinde davalı tarafından üretim ve pazarlaması yapılan makine halılarının desen, renk ve kompozisyonu açısından tescil konusu ürüne benzediğinin tespit edildiği, internet sitesinde ve halı ürünlerinde "Hereke" markasının açıkça kullanıldığı, potansiyel «ortalama tüketicinin» ilk görüşte sergilenen ürünleri "Hereke" halısı olarak algılama ve bu sanı ile satın alma olasılığının kuvvetli olduğu sonucuna ulaşıldığını, üretimleri tamamı ile farklı ve basit teknikle üretilen makine halılarının "Hereke El Halısı" desenlerini kopya etmek sureti ile üretilmesinin ve satışı sunulmasının hukuken haksız olduğunu, davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesi uyarınca «haksız rekabet» kapsamında yer aldığını ileri sürerek dava konusu marka ve coğrafi işaret tescil haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile menine, tecavüz sayılan fiillerin men'i ile ortadan kaldırılmasına, tecavüz sureti ile üretilen ve pazarlanan ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan araç ve gereçlere el konulmasına, tecavüzün devamını önlemek açısından gerekli tedbirlerin alınmasına, davalıların işyerinde kullandıkları "Hereke" ibaresini «taşıyan» internet sitesi, tabela, vitrin, pano, «fatura», kartvizit, broşür, katalog vb. iş evraklarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
… taraf marka ve kullanımlarının, okunuş, görünüm, anlam ve genel izlenim itibariyle yüksek düzeyde benzer oldukları, davalının karıştırılma olasılığı ve beraberinde «iltibasın» ortaya çıkmasına imkân verecek nitelikte bu işareti internet sitesinde, tanıtım araçlarında marka olarak kullandığı, bu eylemlerin davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının kullanımına konu olan “ELEXUS HEREKE HALI” ve “MİLAT HEREKE HALI” ibarelerin, davacının "HEREKE" markasından doğan marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu tecavüzün refine, men'ine, davalının “ELEXUS HEREKE HALI” ve “MİLAT HEREKE HALI” kullanımındaki "HEREKE" ibarelerin silinmesine, silinmesi mümkün olmayanların kaldırılmasına, bu ibareleri «taşıyan» her türlü iş evrakı, ambalaj, ürün ve reklam materyalinin toplatılarak karar kesinleştikten sonra imhasına karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki marka ve coğrafi işaret hakkına tecavüz ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, men'i, durdurulması ve ref'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aleyhe delil · delil tespiti · denetime elverişlilik · kamu düzeni · uyuşmazlık konusu · hukuki yarar · ortalama tüketici · fatura
Benzer bu kararda… 21.06.1996 tarihinde yapmış olduğu başvuru neticesinde 01.09.1996 tarihinden itibaren "Hereke Yün El Halısı", "Hereke Yün İpek El Halısı" ve "Hereke İpek El Halısı" «dahil» olmak üzere toplamda 21 adet halı ve 3 adet kilim tipinin coğrafi işaret tescillerinin gerçekleştirildiğini, yasanın verdiği denetim görevi uyarınca denetimlerin gerçekleştirilerek tescilinin devamlılığının sağlandığını, davalı şirketin "Elexus Halı Hereke"ve "Milat Halı Hereke" adları altında "Hereke" ibaresi ile üretimi yapılan makine halılarının satışa arz edilmiş olduğunun tespit edildiğini, «aleyhine delil tespiti» istenen şirketin "ELEXUS" ve "Sanat Elexus" markalarına sahip olduğunun görüldüğünü, davalı tarafından üretilen söz konusu halıların ülkemizin el dokuma halı kültürünün en önemli parçası olan "Hereke El Halısı" ile ilişki oluşturacak ifade ve görsellerin kullanılmak sureti ile makine halısı ürünleriyle oluşturmaya çalıştığı bağ tüketiciyi yanıltıcı nitelik taşıdığını, "Hereke El Halısı" ile hiçbir şekilde kıyaslanmasının mümkün olmayan söz konusu makine halılarının "Hereke" adı ve markası altında pazarlanmasının gerek markaya ve gerekse coğrafi işaret tescili ile korunan haklara tecavüz fiilini oluşturduğunu, yapılan inceleme ve soruşturma neticesinde davalı tarafından üretim ve pazarlaması yapılan makine halılarının desen, renk ve kompozisyonu açısından tescil konusu ürüne benzediğinin tespit edildiği, internet sitesinde ve halı ürünlerinde "Hereke" markasının açıkça kullanıldığı, potansiyel «ortalama tüketicinin» ilk görüşte sergilenen ürünleri "Hereke" halısı olarak algılama ve bu sanı ile satın alma olasılığının kuvvetli olduğu sonucuna ulaşıldığını, üretimleri tamamı ile farklı ve basit teknikle üretilen makine halılarının "Hereke El Halısı" desenlerini kopya etmek sureti ile üretilmesinin ve satışı sunulmasının hukuken haksız olduğunu, davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesi uyarınca «haksız rekabet» kapsamında yer aldığını ileri sürerek dava konusu marka ve coğrafi işaret tescil haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile menine, tecavüz sayılan fiillerin men'i ile ortadan kaldırılmasına, tecavüz sureti ile üretilen ve pazarlanan ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan araç ve gereçlere el konulmasına, tecavüzün devamını önlemek açısından gerekli tedbirlerin alınmasına, davalıların işyerinde kullandıkları "Hereke" ibaresini «taşıyan» internet sitesi, tabela, vitrin, pano, «fatura», kartvizit, broşür, katalog vb. iş evraklarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının «eksik inceleme» ve değerlendirme neticesinde usul ve yasaya aykırı bir şekilde verildiğini, müvekkili şirketin üretmekte olduğu makine halılarının "Sanat Halı", "Kartal Halı", "Elexus Halı" gibi tescilli markaları ile satışa sunduğunu, müvekkili şirket tarafından üretilen halıların Elexus markası ile satışa sunulduğunu, davaya konu "Hereke" ibaresinin koleksiyon adı olarak kullanıldığını, halıların üzerine basılan etiketlerde "Elexus" markasının bulunduğunu, herhangi bir marka ya da ibare kullanarak başkasının «marka hakkına tecavüz» etme durumunun söz konusu dahi olmadığını, dava konusu her iki kullanımda "Hereke" ibaresi ortak olarak geçmekte ise de müvekkiline ait kullanımda asıl ve baskın unsurun "Elexus" ibaresi olduğunu, benzerlik değerlendirmesi yapılırken bütünsel izlenimin odak alınması ve ortak olmayan unsurların dikkate alınması gerekirken bu hususlar gözardı edilerek hatalı bir şekilde karar verildiğini, bilirkişi raporlarının «denetime elverişli» olmadığını, eksik inceleme ve araştırma sonucunda hazırlandığını, "Hereke" ibaresinin tek bir kimsenin tekelinde kullanılmaya bırakılmasının ilgili yasa ve mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, davacının dava açıldığı tarihte tescilli olan herhangi bir coğrafi işaretinin bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirketin «uyuşmazlık konusu» "Hereke" koleksiyonuna ait halıların üretiminden, koleksiyon ve model amacıyla kullanmaktan vazgeçtiğini ve hatta uyuşmazlık konusu halıların satışını da sonlandırdığını davacı tarafa bildirdiğini, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli hareket ettiğini, davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın kabulüne yönelik kararda «kamu düzenine» aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davanın kabulüne karar verilmesine rağmen davacının coğrafi işarete ilişkin talepleri yönünden hüküm kurulmaması nedeni ile kısa karar, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki ortaya çıktığı, kararın bu hali ile 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine aykırı olduğu ve temyizen incelemeye elverişli olmadığı anlaşılmış, «denetime elverişli» bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/6905 E. 2025/4831 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · yargılama gideri · ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… davacının 72674 sayı ile tescilli "Hereke" ibareli marka ile tüketici nezdinde markasal açıdan karıştırılma veya ilişkilendirme olasılığı bulunmadığından davacının «marka hakkına tecavüzden» bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacı ...Ş. yönünden markaya tecavüz ile ilgili taleplerin reddine, davacı ...
… el Müdürlüğü tarafından 1982 yılında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın ilgili birimi nezdinde marka olarak tescil ettirildiğini, 10.03.1992 tarihinde on yıl süre ile «yenilendiğini», 16.07.2001 tarih ve 2001/43 sayılı ÖYK kararı çerçevesinde, 03.01.2002 tarihinde, 1989 yılında kurulmuş olan Sümer Halı A.Ş.’ye devredildiğini ve 10.03.2002 tarihinden itibaren tekrar on yıl süre ile yenilendiğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 01.06.2009 tarih, 448 sayılı Olur’u ile tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte Sümer Holding A.Ş. ile birleştirilmesi neticesinde, “HEREKE” markasının tekrar Sümer Holding’in mülkiyetine geçtiğini ve 10.03.2012 tarihi itibariyle 10.03.2022 tarihine kadar yenilendiğini, “HEREKE” markasının bir Dünya markası olarak korunmasını sağlamak üzere, Madrid Protokolü çerçevesinde 2009 yılında uluslararası koruma altına alındığını, müvekkili tarafından 1982 yılından bu yana 27. sınıftaki emtialar için tescil edilmiş “HEREKE” markasına, kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandırıldığını, bu nedenle müvekkilinin “HEREKE” markası üzerinde üstün hak sahipliğinin bulunduğunu, davalı şirketin üretimini yaptığı söz konusu ürünlerin, ülkemizin el dokuma halı kültürünün en önemli parçası olan “Hereke El Halısı” ile ilişki oluşturacak ifade ve görseller kullanmak sureti ile satışa sunularak, makine halısı ürünlerinin tüketiciyi yanılttığı, bu durumun gerek markaya ve gerekse coğrafi işaret tescili ile korunan haklara tecavüz fiilini oluşturduğunu, davanın müvekkili şirket açısından kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tüm «yargılama giderleri» müvekkili tarafından yapıldığı halde, mahkemece davalıdan tahsil edilmesine karar verilen «yargılama giderlerinin», hangi davacıya verileceğinin belirtilmemesinin, hükmün infazında tereddüt yaratacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne kar …
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilmiş olan kararın coğrafi işarete ilişkin kısmı neticesinde, müvekkilinin davacı kurumun «marka hakkına tecavüz» oluşturmayan tescilli markasını hiçbir zaman kullanamayacak hale geldiğini, "Hereke" ibaresinin Kocaeli ilinin Körfez ilçesine bağlı bir semt adı olduğunu, dolayısıyla bir mahreç işareti bulunduğunu, davacının cevaba cevap dilekçesinde dahi coğrafi işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğini vurguladığını, davacı kurumun “hereke” semt adını esaslı unsur olarak tek başına tescil ettirmesi karşısında, müvekkili firma markasının bir bütün itibariyle davacının yargılamaya konu ettiği taleplerden uzak olduğunun görüleceğini, yine hüküm özetinin «ilanı» kararının da yargılamanın gidişatı ve sonucuna göre, müvekkili yönünden orantısız bir yaptırım olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dava …
Benzer bu karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/131 E. sayılı dosyasında incelendiğini, her iki marka üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapıldığını, bilirkişilerin müvekkilinin davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturan bir kullanımı olmadığını tespit ettiklerini, müvekkilinin markasında esas olarak yine davalı adına ayrıca tescilli olan ... unsurunun önemli olduğunu, müvekkilinin ... ibaresini kullanmasının ürüne markasal «ayırt edicilik» sağlamaktan «ziyade» ürünün cinsini, çeşidini ve vasfını açıklamaya yönelik bir kullanım olduğunu, davalı markalarının 20, 23, 24, 27, 35. sınıflarda tescilli olduğunu, buna karşılık d …
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesindeki markaya tecavüzün önlenmesi davasının kesinleşmesinin beklenilmesinin, markanın hükümsüzlüğü davasına olumlu ya da «olumsuz» bir etkisinin olmayacağı, hazırlanan «bilirkişi raporunun denetime elverişli» olduğu, Mahkemece "..." markası konusunda yapılan hukuki nitelendirmenin Yargıtay kararları ile uyumlu olduğu, ...'nin bir coğrafi yer adı olması, özellikle dokumacılık ve halı ürünleri ile bilinirliği, bir coğrafi işaret olması nedeniyle markasal «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu, bu sebeple 2018/37372 sayılı markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekili istinaf dilekçesi ekinde iptaline karar verilen davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı ... ... markasını fiilen kullandığına ilişkin bir kısım «fatura» ve belgeleri delil olarak sunmuşsa da, bu belgelerde markanın kullanıldığına ilişkin bilgi yer almadığı gibi bu delillerin davalının cevap dilekçesinde de bulunmadığı, istinaf aşamasında yeni delil sunulmasının mümkün olmadığı, davaya konu "..." ibaresinin tanınmışlığının 27. sınıftaki halı ürünleri için olduğu, diğer sınıflar için iptal kararı verilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekilinin «yargılama giderlerine» ilişkin istinaf itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk D …
… e ihtilaf konusu mallar dikkate alındığında, davacı adına “marka olarak” geniş bir koruma sağlamasının mümkün olmadığı, ... ibaresinin halı ürününe ilişkin markasal «ayırt ediciliğinin» görece düşük ve bu nedenle de üzerinde geniş bir koruma sağlanması mümkün olmayan bir ibare olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çıkış noktasının bu ibarenin davalı halıları üzerindeki etiketlerde ... ibaresi ile birlikte kullanımından kaynaklandığı, davalının halılar üzerindeki kullanımı ile davacı adına tescilli marka arasında sadece ... ibaresinin kullanımı nedeniyle markasal düzeyde karıştırılma olasılığının oluşmayacağı, davalının ürün etiketlerinde kullanılan markanın esas olarak davalı adına ayrıca tescilli ... unsuru olduğu, etiket üzerindeki ... ibaresinin kullanımının, ürüne markasal ayırt edicilik sağlamaktan «ziyade», ürünün coğrafi kaynağını, cinsini, çeşidini ve vasfını açıklamaya yönelik mahiyetteki bir kullanım olduğu, markanın hükümsüzlüğü kararının, aynı zamanda markaya t …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporunun denetime elverişliliği · ziya · denetime elverişlilik · olumsuz oy · bilirkişi incelemesi · fatura · dava sebebi
Benzer bu karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesindeki markaya tecavüzün önlenmesi davasının kesinleşmesinin beklenilmesinin, markanın hükümsüzlüğü davasına olumlu ya da «olumsuz» bir etkisinin olmayacağı, hazırlanan «bilirkişi raporunun denetime elverişli» olduğu, Mahkemece "..." markası konusunda yapılan hukuki nitelendirmenin Yargıtay kararları ile uyumlu olduğu, ...'nin bir coğrafi yer adı olması, özellikle dokumacılık ve halı ürünleri ile bilinirliği, bir coğrafi işaret olması nedeniyle markasal «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu, bu sebeple 2018/37372 sayılı markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekili istinaf dilekçesi ekinde iptaline karar verilen davalı adına tescilli 2009/68640 sayılı ... ... markasını fiilen kullandığına ilişkin bir kısım «fatura» ve belgeleri delil olarak sunmuşsa da, bu belgelerde markanın kullanıldığına ilişkin bilgi yer almadığı gibi bu delillerin davalının cevap dilekçesinde de bulunmadığı, istinaf aşamasında yeni delil sunulmasının mümkün olmadığı, davaya konu "..." ibaresinin tanınmışlığının 27. sınıftaki halı ürünleri için olduğu, diğer sınıflar için iptal kararı verilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekilinin «yargılama giderlerine» ilişkin istinaf itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk D …
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/131 E. sayılı dosyasında incelendiğini, her iki marka üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapıldığını, bilirkişilerin müvekkilinin davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturan bir kullanımı olmadığını tespit ettiklerini, müvekkilinin markasında esas olarak yine davalı adına ayrıca tescilli olan ... unsurunun önemli olduğunu, müvekkilinin ... ibaresini kullanmasının ürüne markasal «ayırt edicilik» sağlamaktan «ziyade» ürünün cinsini, çeşidini ve vasfını açıklamaya yönelik bir kullanım olduğunu, davalı markalarının 20, 23, 24, 27, 35. sınıflarda tescilli olduğunu, buna karşılık d …
… e ihtilaf konusu mallar dikkate alındığında, davacı adına “marka olarak” geniş bir koruma sağlamasının mümkün olmadığı, ... ibaresinin halı ürününe ilişkin markasal «ayırt ediciliğinin» görece düşük ve bu nedenle de üzerinde geniş bir koruma sağlanması mümkün olmayan bir ibare olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çıkış noktasının bu ibarenin davalı halıları üzerindeki etiketlerde ... ibaresi ile birlikte kullanımından kaynaklandığı, davalının halılar üzerindeki kullanımı ile davacı adına tescilli marka arasında sadece ... ibaresinin kullanımı nedeniyle markasal düzeyde karıştırılma olasılığının oluşmayacağı, davalının ürün etiketlerinde kullanılan markanın esas olarak davalı adına ayrıca tescilli ... unsuru olduğu, etiket üzerindeki ... ibaresinin kullanımının, ürüne markasal ayırt edicilik sağlamaktan «ziyade», ürünün coğrafi kaynağını, cinsini, çeşidini ve vasfını açıklamaya yönelik mahiyetteki bir kullanım olduğu, markanın hükümsüzlüğü kararının, aynı zamanda markaya t …
3.Bozma «sebebine» göre taraf vekillerinin vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13656 E. 2010/5188 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasdik kararı · ticari defter · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının «ticari defter» ve belgelerinin usulüne uygun tutulmadığı, kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı anlaşılmış ise de, davacı tarafça ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5720 E. , 2024/2234 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1470 Esas, 2022/962 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/131 E., 2019/432 K.
Taraflar arasındaki markaya ve coğrafi işaret tescil haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı ...Ş. yönünden markaya tecavüz ile ilgili taleplerin reddine, davacı ... yönünden coğrafi işarete tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile men ve refine karar verilmiştir.
Kararın davacı ...Ş. vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ...Ş. vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; “Hereke” markasının 10.03.1982 tarihinden itibaren müvekkili adına tescilli olduğunu ve Madrid Protokolü nezdinde WIPO’da uluslararası korumasının sağlandığını, Sümer Halı tarafından 21.06.1996 tarihinden itibaren “Hereke Yün El Halısı”, “Hereke Yün İpek El Halısı”, “Hereke İpek El Halısı” dahil olmak üzere 21 adet halı ve 3 adet kilim tipinin coğrafi işaret tescillerinin gerçekleştirildiğini, müvekkili tarafından yapılan denetimlerde, davalı tarafından üretilen ürünlerin gerek internette ve gerekse fiziki olarak mağazalarda satıldığının tespit edildiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/70431 soruşturma numarası ile yapılan şikayet ve Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/2622 Değişik İş sayılı arama el koyma kararı üzerine Oran Dağıtım A.Ş.'ye ait mağazadan değişik esvaplarda dört adet “Hereke” ibareli makine halısına el konulduğunu, söz konusu ürünlerin tüketiciyi yanılttığını, halıların “Hereke” adı ve markası altında pazarlanmasının gerek markaya ve gerekse coğrafi işaret tescili ile korunan haklara tecavüz oluşturduğunu, davalı tarafından üretim ve pazarlaması yapılan makine halılarının desen, renk ve kompozisyonu açısından müvekkilinin tescil konusu ürününe benzediğini ileri sürerek, davalının müvekkiline ait marka ve coğrafi işaret tescil haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men’ine, ürünlerin üretilmesinde kullanılan araç ve gereçlere el konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 2009/68640 tescil numaralı kendisine ait markayı kullandığını, kötüniyetli olmadığını, haksız rekabetten yararlanma ve davacının markasına tecavüz etme niyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu ürünlerin coğrafi işaret tesciline konu ürünlerin özelliklerini taşımadığı, bu itibarla dava konusu ürünler üzerinde "HEREKE" ibaresinin kullanımının, tescilli coğrafi işaretlerden kaynaklanan haklara 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi kapsamında tecavüz teşkil ettiği, davalının "Merinos Hereke" ibareli marka kullanımlarının, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde davacının 72674 sayı ile tescilli "Hereke" ibareli marka ile tüketici nezdinde markasal açıdan karıştırılma veya ilişkilendirme olasılığı bulunmadığından davacının marka hakkına tecavüzden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacı ...Ş.
yönünden markaya tecavüz ile ilgili taleplerin reddine, davacı ... Belediyesine devir yapılan coğrafi işaretle ilgili ... vekilinin talebinin kabulü ile davalının "Merinos Hereke" ibaresi ile üretip piyasaya sunduğu makina halılarının, coğrafi işaret olarak tescilli "HEREKE" halıları kapsamında olmadığından ve kullanımlarının coğrafi işarete tecavüz ve haksız rekabet yarattığından, tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile coğrafi işaret tescilinden doğan haklara tecavüzün ve haksız rekabetin men ve refine, "HEREKE" ibareli coğrafi işarete tecavüzün maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, "MERİNOS HEREKE" ibaresini taşıyan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/70431 soruşturma sayılı dosyası ile Ankara 5.
Sulh Ceza Mahkemesinin 03.04.2018 tarih 2018/2622 Değişik İş sayılı dosyası ile verilen arama el koyma kararı uyarınca 05.04.2018 tarihli kararda belirtilen 4 adet 13889, 2 adet 13888 ve 13887 desen numaralı 1,50x2,30 ebatlı halıların imhasına, coğrafi işarete tecavüz teşkil eden halılara ticari gaye ile bulundurulduğu her yerde el konulmasına, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ...Ş. vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; “HEREKE” markasının Sümer Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından 1982 yılında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın ilgili birimi nezdinde marka olarak tescil ettirildiğini, 10.03.1992 tarihinde on yıl süre ile yenilendiğini, 16.07.2001 tarih ve 2001/43 sayılı ÖYK kararı çerçevesinde, 03.01.2002 tarihinde, 1989 yılında kurulmuş olan Sümer Halı A.Ş.’ye devredildiğini ve 10.03.2002 tarihinden itibaren tekrar on yıl süre ile yenilendiğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 01.06.2009 tarih, 448 sayılı Olur’u ile tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte Sümer Holding A.Ş. ile birleştirilmesi neticesinde, “HEREKE” markasının tekrar Sümer Holding’in mülkiyetine geçtiğini ve 10.03.2012 tarihi itibariyle 10.03.2022 tarihine kadar yenilendiğini, “HEREKE” markasının bir Dünya markası olarak korunmasını sağlamak üzere, Madrid Protokolü çerçevesinde 2009 yılında uluslararası koruma altına alındığını, müvekkili tarafından 1982 yılından bu yana 27.
sınıftaki emtialar için tescil edilmiş “HEREKE” markasına, kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandırıldığını, bu nedenle müvekkilinin “HEREKE” markası üzerinde üstün hak sahipliğinin bulunduğunu, davalı şirketin üretimini yaptığı söz konusu ürünlerin, ülkemizin el dokuma halı kültürünün en önemli parçası olan “Hereke El Halısı” ile ilişki oluşturacak ifade ve görseller kullanmak sureti ile satışa sunularak, makine halısı ürünlerinin tüketiciyi yanılttığı, bu durumun gerek markaya ve gerekse coğrafi işaret tescili ile korunan haklara tecavüz fiilini oluşturduğunu, davanın müvekkili şirket açısından kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tüm yargılama giderleri müvekkili tarafından yapıldığı halde, mahkemece davalıdan tahsil edilmesine karar verilen yargılama giderlerinin, hangi davacıya verileceğinin belirtilmemesinin, hükmün infazında tereddüt yaratacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilmiş olan kararın coğrafi işarete ilişkin kısmı neticesinde, müvekkilinin davacı kurumun marka hakkına tecavüz oluşturmayan tescilli markasını hiçbir zaman kullanamayacak hale geldiğini, "Hereke" ibaresinin Kocaeli ilinin Körfez ilçesine bağlı bir semt adı olduğunu, dolayısıyla bir mahreç işareti bulunduğunu, davacının cevaba cevap dilekçesinde dahi coğrafi işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğini vurguladığını, davacı kurumun “hereke” semt adını esaslı unsur olarak tek başına tescil ettirmesi karşısında, müvekkili firma markasının bir bütün itibariyle davacının yargılamaya konu ettiği taleplerden uzak olduğunun görüleceğini, yine hüküm özetinin ilanı kararının da yargılamanın gidişatı ve sonucuna göre, müvekkili yönünden orantısız bir yaptırım olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ürettiği ürünlerin davacı Belediye tarafından devralınan coğrafi işaret tescillerine konu ürünlerin özelliklerini taşımadığı, bu itibarla davalı tarafından üretilen dava konusu ürünler üzerinde "HEREKE" ibaresinin kullanımının, davacı belediyenin tescilli coğrafi işaretlerden kaynaklanan haklarına, 6769 sayılı Kanun'un 33 ve 53 üncü maddeleri kapsamında tecavüz teşkil ettiği, buna karşılık "HEREKE" ibaresinin "halı" emtiasında ayırt ediciliği çok düşük bir ibare olduğu, davalının da ürünlerinde "Hereke" ibaresinin yanında "Merinos" ibaresini kullanmakla yeterli ayırt ediciliği sağladığı, dolayısıyla davalının anılan ürünlerinde "Merinos Hereke" ibaresini kullanmasının, davacı genel müdürlüğün 1982/072674 (Tescil no:72674) numaralı markasından kaynaklanan haklara tecavüz oluşturmadığı, bu durum karşısında davalının, dava konusu ürünlerinde "Merinos Hereke" ibaresini kullanmasının, bir yandan davacı ...Ş.'nin markasından kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturmasa da, diğer yandan davacı belediyenin tescilli coğrafi işaretlerden kaynaklanan haklara tecavüz oluşturacağının tabii bulunduğu, yine mahkemece kurulan hüküm özetinin ilanı kararının da 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi hükmüne uygun olduğu, mahkeme kararında yer alan "1.024,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ibaresi ile kastedilenin davacı ...Ş.
olduğunun, hükmün devamındaki ifadelerden açıkça anlaşılması karşısında, anılan hüküm fıkrasının infazda tereddüt yaratmayacağı, yine mahkemece karar başlığında davalı şirketin "coğrafi işareti devreden davalı" olarak gösterilmesi doğru değilse de bu yanlışlığın maddi hatadan kaynaklandığı ve mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunduğu gerekçesiyle davacı ...Ş. vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ...Ş. vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya ve coğrafi işarete tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci, 29 uncu, 33 üncü, 34 üncü, 53 üncü maddesi ile 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ...Ş. vekilince ve davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124714100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz