Ticari satımda süresiz ayıp ihbarı ve tanıkla ispat yasağı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1863 E. 2023/1993 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan Ayıp mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Ticari satım sözleşmelerinde alıcının satılanı devraldıktan sonra ayıbı öğrenmesiyle satıcıya bildirimi arasındaki sürenin TBK m.223 kapsamında 'uygun süre' sayılabilmesi için makul bir zaman dilimi içinde kalması gerekir; yaklaşık altı aylık bir süre bu kapsamda uygun süre olarak kabul edilemez. Ayrıca TTK m.18/3 gereğince tacirler arası satım sözleşmelerinde ayıp ihbarının süresinde yapıldığı tanık beyanıyla ispat edilemez; bu husus yazılı delille kanıtlanmalıdır. Süresinde ve yazılı delille ispatlanan bir ayıp ihbarı bulunmadığında, alıcı satılanı bu haliyle kabul etmiş sayılır. Ayrıca, davacının ticari işletmesinin tüzel kişiliği bulunmayıp şahıs işletmesi niteliğinde olması halinde, gerçek kişi tacirin kendi adına takip başlatıp itirazın iptali davası açmasında aktif husumet eksikliği bulunmaz.
Ele alınan sorunlar
Aktif husumet (takip alacaklısının dava açma ehliyeti) → ret
İddia: Davalı vekili, takibe dayanak faturaların adi şirket tarafından düzenlenmesine rağmen takibin gerçek kişi davacı tarafından yapıldığını, bu nedenle aktif husumet itirazında bulunduklarını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Takip dayanağı faturaların başlık kısmında davacının ticari işletmesinin adının ve adres bölümünde davacı gerçek kişinin isminin yer aldığı görülmüştür. Buna göre davacının ticari işletmesinin tüzel kişiliği bulunmayıp bir şahıs işletmesi olduğu anlaşıldığından, davacının kendi adına takip başlatarak itirazın iptali davası açmaya aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı ve tanıkla ispat yasağı → ret
İddia: Davalı vekili, bilirkişi raporları ve tanık beyanlarına göre makinelerin hasarlı/ayıplı teslim edildiğinin belirlendiğini, ayıp ihbarının tanıkla ispatının Yargıtay'ın bir kısım içtihatlarında kabul edildiğini belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK m.23/1-c'ye göre ayıp teslim sırasında açıkça belli ise iki gün, değilse mal teslim alındıktan sonra sekiz gün içinde inceleme ve ihbar yükümlülüğü doğar; diğer hâllerde TBK m.223/2 uygulanır. TBK m.223'e göre alıcı, satılanı işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz gözden geçirmeli ve ayıbı uygun bir süre içinde satıcıya bildirmelidir; bildirim ihmal edilirse satılan kabul edilmiş sayılır; olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak ayıplarda bu hüküm uygulanmaz, ancak ayıp sonradan anlaşılırsa hemen bildirilmelidir, bildirilmezse yine kabul edilmiş sayılır. Davalıya satılan makineler, satış yapılan üçüncü kişi şirketin 06/01/2016 tarihli ihtarnamesiyle ayıp ihbarına konu olmuş, 12/01/2016 tarihli sulh protokolü ve ibranameyle iadesi kabul edilmiş; davalı ise davacıya ancak 03/06/2016 tarihli ihtarnameyle ayıp ihbarında bulunmuştur. Davalının ayıbı öğrendiği tarih ile davacıya bildirdiği tarih arasındaki yaklaşık altı aylık süre, TBK m.223 kapsamında uygun bir süre olarak kabul edilemez. Ayrıca TTK m.18/3 gereğince ayıp ihbarının tanıkla ispatı mümkün değildir; davalı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı delille ispat edememiştir. Süresinde ayıp ihbarı yapılmadığından davalının makineleri kabul etmiş sayılması gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kısmen kabul edilen alacak miktarı ve icra inkar tazminatının hesabı → ret
İddia: Davalı vekili, ayıplı olduğu tespit edilen malların bedelinin hüküm altına alınan tutardan mahsup edilerek icra inkar tazminatının aradaki fark üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Yapılan bilirkişi incelemesinde davalının kayıtlarına göre davacıya 31.989-TL borcu bulunduğu belirlendiğinden, bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı ve makinelerin bu haliyle kabul edilmiş sayıldığı sonucuna varıldığından, ayıplı bedelin mahsubu talebinin bir dayanağı kalmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Hüküm fıkrasının infaza elverişliliği (işlemiş faiz talebinin reddi yönünden) → ret
İddia: Davalı vekili, mahkemenin gerekçesinde işlemiş faiz talebinin kabul edilmediği belirtilmiş olmakla birlikte hüküm fıkrasında bu hususun infaza elverişli şekilde yansıtılmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Hüküm fıkrasında 31.989-TL için itirazın iptaline karar verildiği açıkça yazılmış, fazla istemin reddine karar verilmesi nedeniyle işlemiş faiz isteğinin de reddedilmiş olduğu anlaşılmakla, hükmün infazında tereddüt yaratacak bir hata bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, tacirler arası satımda ayıp ihbarının süresinde yapıldığının TTK m.18/3 uyarınca tanıkla ispat edilemeyeceğine ve TBK m.223 kapsamında 'uygun süre' değerlendirmesine ilişkin tespitleri, benzer ticari satım uyuşmazlıklarında bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıp ihbarı↗ uygun süre↗ tanıkla ispat yasağı↗ aktif husumet↗ şahıs işletmesi↗ icra inkar tazminatı↗ kötüniyet tazminatı↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1863
KARAR NO 2023/1993
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 30/03/2021
NUMARASI 2016/867 Esas - 2021/489 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/12/2023
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin makine satım işiyle iştigal ettiğini, bu kapsamda davalıya makineler sattığını, borçlarını ödememesi nedeniyle davalı aleyhine 04/02/2016'da İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla 48.989-TL asıl alacak ve 3.448-TL işlemiş faiz alacağı için toplam 52.437-TL talepli ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin 2014-2015 yıllarına ait toplam 10 adet faturaya dayandığını, 15/03/2016'da davalının icra takibine itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde satılan makinelerin ayıplı olduğuna dair bir neden olmamasına rağmen müvekkiline noterden gönderdiği 30/06/2016 tarihli ihtarnamede makinelerin ayıplı olduğundan bahisle kendisinin sattığı kişi tarafından makinelerin 06/01/2016'da iade edildiğini belirttiğini, faturaların 2014-2015 tarihli olduğu dikkate alındığında davalının 1-1,5 yıl sonra hatta kendisine iade edildiğini ifade ettiği tarihten 6 ay sonra ihbarda bulunduğunu,ayıp ihbarının süresinde olmadığını,satılanların ayıplı olmadığını ileri sürerek, davalının icra takibine vaki itirazının iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, takibe dayanak gösterilen faturaların ... isimli adi şirket tarafından düzenlenmesine rağmen takibin davacı ... tarafından yapıldığını, bu nedenle aktif husumet itirazında bulunduklarını; icra takibine konu edilen 10 faturadan 8 inin icra takibinden ve davadan çok önce ödendiğini, ihtilafın 23.600-TL bedelli 04/08/2015 tarihli ve 21.240,60-TL bedelli 09/09/2015 tarihli iki faturadan kaynaklandığını, bu fatura bedellerinin de bir kısmının ödendiğini, söz konusu faturalara konu 2 adet amortisör test cihazı, 2 adet yanal kayma test cihazı ve 2 adet dinamometre satın alındığını, bunların 1 adedinin dava dışı ... A.Ş.'ye satıldığını, sonrasında müvekkiliyle dava dışı şirket arasında bayilik sözleşmesi akdedildiğini, fakat davacıdan alınıp da ...
A.Ş.'ye satılan makineler ayıplı çıktığından iadesi ve sözleşmenin feshi hususunda dava dışı şirketin müvekkiline 06/01/2016'da ihtarname göndererek icra takibi başlattığını; diğer makinelerin satıldığı dava dışı firmasına kırılan makine için üç kez tamire gidildiğini ve müvekkilinin burada da ayıp nedeniyle iade talebiyle karşılaştığını; müvekkilinin davacıya süresinde ayıp ihbarında bulunmasına rağmen davacının ayıbı gidermeyerek makineleri iade de almadığını, makinelerin halen müvekkilinin elinde bulunduğunu belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, talebe konu faturaların 20/11/2014-09/09/2015 tarihlerine ilişkin olduğu, teknik bilirkişi raporuna göre davalıya net maliyetle 21.000-TL'ye satılan amortisör test cihazının, yanal kayma test cihazının ve dinamometre takımı test cihazının üretim kaynaklı gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği; davalının ayıplı malları dava dışı ... A.Ş.'ye sattığı, dava dışı şirketin davalıya 06/01/2016 tarihli ihtarnameyle makinelerin ayıplı olduğunun bildirildiği, 12/01/2016 tarihli ibranameyle de iade edildiği; davalının davacıya gönderdiği 03/06/2016 tarihli ihtarnameyle de makinelerin ayıplı olduğunun bildirildiği; buna göre, davalının 06/01/2016'dan itibaren makul bir süre içinde davacıya ayıp ihbarında bulunması gerektiği, ancak ayıbı öğrenmesinin üzerinden yaklaşık altı ay sonra yani 03/06/2016'da ayıp ihbarında bulunduğu, TTK m.18 ve Yargıtay 19.
HD'nin "tacirler arası satım sözleşmelerinde yasal süresi içinde ayıp ihbarının yapıldığının tanık ile ispat edilemeyeceği" şeklindeki yerleşmiş içtihatları uyarınca, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu tanıkla ispatının mümkün olmadığı,yazılı delil sunulmadığından davalının makineleri bu haliyle kabul etmiş sayılacağı; davalının ticari defterlerine göre davacının davalıdan 31.989-TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, temerrütün takip ile başladığından takip öncesi işlemiş faiz talep edilemeyeceği,alacağın likit reddedilen kısım nedeniyle davacının takibinde kötüniyetli olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 31.989-TL asıl alacak ve taleple bağlı kalınarak asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazla istemin reddine;
kabul edilen tutarın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan ve reddedilen tutarın %20'si oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, cevap dilekçesinde sundukları aktif husumet itirazının mahkemece değerlendirilmediğini; bilirkişi raporlarına göre davaya konu makinelerin hasarlı bir şekilde müvekkiline teslim edildiğinin belirlendiğini, tanık beyanlarının bu hususu doğruladığını; kabul anlamına gelmemek üzere ayıplı olduğu tespit edilen malların 21.000-TL olan bedelinin hüküm altına alınmış 31.989-TL'den mahsubuyla icra inkar tazminatının aradaki fark miktarı olan 10.989-TL üzerinden verilmesi gerektiğini; mahkemece kararın gerekçesinde işlemiş faiz talebinin kabul edilmediği belirtilmiş ise de, hüküm fıkrasında bu hususun infaza elverişli olacak şekilde yansıtılmadığını,Yargıtay'ın bir kısım içtihatlarında ayıp ihbarının tanıkla ispatının kabul edildiğini belirterek,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında satılan makinelerin bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Takip dayanağı faturaların incelenmesinde, başlık kısmında davacının ticari işletmesinin adı olan "... İmalatı Sanayi ve Ticaret" ibaresinin ve adres bölümünde de davacı "..."in isminin yazdığı görülmüştür. Buna göre davacının ticari işletmesinin tüzel kişiliği bulunmadığı ve bir şahıs işletmesi olduğu anlaşıldığından, davacı tarafından takip başlatılarak itiraz üzerine itirazın iptali davası açmaya aktif husumet ehliyeti bulunduğundan bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.
Davalıya satılan makineler 04/08/2015 ve 09/09/2015 tarihli faturalardaki makineler olup, satış yapılan ... A.Ş.'nin 06/01/2016 tarihli ihtarnamesiyle makinelerdeki ayıbı davacıya ihbar ettiği, 12/01/2016 tarihli sulh protokolü ve ibranameyle de makinelerin iadesinin kabul edildiği, makineler iade alındıktan sonra davalının davacıya 03/06/2016 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalının ayıbı öğrendiği tarih olarak kabulü gereken 06/01/2015 tarihi ile ayıbı davacıya bildirdiği 03/06/2016 tarihi arasındaki yaklaşık 6 aylık sürenin TBK m.223 kapsamında uygun bir süre olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Ayrıca TTK m.18/3 gereğince ayıp ihbarının tanıkla ispatı mümkün bulunmayıp, davalı taraf süresinde davacı satıcıya ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edememiştir.
Süresinde ayıp ihbarı yapılmadığından davalının makineleri kabul etmiş sayılması gerekir. Yapılan bilirkişi incelemesinde de, davalının kayıtlarına göre davacıya 31.989-TL borcu bulunduğu belirlendiğinden bu miktar kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan hüküm fıkrasında, 31.989-TL için itirazın iptaline karar verilip açıkça yazıldığı, fazla istemin reddine karar verilmesi nedeniyle işlemiş faiz isteğinin red edilmiş olduğu, hükmün infazında tereddüt yaratacak bir hata olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısıma yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının asıl alacak bakımından davasını ispat ettiği anlaşılmakla istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 2.185,17-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 546,30-TL harcın mahsubu ile kalan 1.638,87-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/12/2023
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/117293 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi