Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6592 E. 2025/4126 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ifade özgürlüğü↗ ticari dürüstlük↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ kötüleme↗ ticari itibar↗ kısıtlılık↗ şikayet↗ üçüncü kişi↗ olumsuz oy↗ marka hakkına tecavüz↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ hmk 353(1)b-2↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/13 E., 2021/206 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “... Eğitim Kurumları” markasının 2015/... tescil numarası ile TÜRKPATENT nezdinde tescilli olduğunu, “... Okulları” ismiyle bir işletme kurduğunu, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde eğitim ve öğretim hizmeti yürüttüğünü, davalı şirketin ise www.....com isimli internet sitesinin sahibi olduğunu ve bu internet sitesinde www.....com/...-okulları adresiyle bir sayfa açılarak müvekkilinin markasının izinsiz kullanıldığını, ayrıca davalının davacı hakkındaki şikayetleri toplamaya yetkiliymiş gibi davacının markası hakkındaki şikayetleri toplamaya başladığını ve davacı hakkında kötü yorumlara yer verdiğini, yine müvekkili hakkındaki şikayetlerin olduğu sayfada farklı eğitim kurumlarının reklamlarına da yer verildiğini, davalı şirketin benzer faaliyetleri nedeniyle açılan pek çok davada aleyhine kararlar verildiğini, davalının bu eylemlerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına haksız tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, söz konusu tecavüzlerin durdurulmasına ve sonlandırılmasına, oluşan manevi zararın tazmini için müvekkili lehine 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve söz konusu kararın ilânına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." isimli internet sitesinin, içerik üreticisi olmayıp yer sağlayıcı konumunda olduğunu, şirketler hakkında şikayet yazan değil, tüketiciler tarafından yazılan şikayetleri barındıran bir site olduğunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un (5651 sayılı Kanun) 5. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını, davacı tarafın marka hakkına tecavüz iddialarının daha önce de bazı şirketler tarafından dava konusu edildiğini ancak benzer nitelikte açılan diğer tüm davalarda ve Yargıtay kararlarında bu kullanımın "dürüst kullanım ilkesi" (fair use) çerçevesinde gerçekleştiği ve ticari maksatlı kullanım olmadığından izne gerek bulunmadığının hüküm altına alındığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için üçüncü kişiler tarafından marka sahibi adına tescilli markanın markasal anlamda kullanılıyor olması gerektiğini, davalı tarafın dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK) kapsamında markasal kullanım olmayacağını ve bu sebeple marka hakkına tecavüz unsurlarının oluşmadığını, www.....com adlı internet sitesinde tüketiciler tarafından oluşturulan içeriğin; markayı kötüleme, aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, ticari itibarı zedeleme amacı taşımadığını, sistem gereği rastgele şikâyet oluşturmanın engellenmiş olduğunu, bu haliyle haksız rekabet hallerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafın kendilerine ait marka hakkında yazılan şikayetlerin yayınlandığı sayfalarda rakip şirketlerin reklamlarının yayınlandığına dair iddiasının gerçeği yansıtmadığını, www.....com sitesinde Google reklamları yayınlandığından dolayı Google’ın Görüntülü Reklam Ağı içerisinde olduğunu, davacıya ait şikayetlerin yayınlandığı sayfaların ekran görüntüleri incelendiğinde sektörü bile farklı olan "..." gibi markaların reklamlarının da gösterildiğini, üye olsun ya da olmasın yazılan şikayetin her şirkete derhal bildirildiğini ancak yayına alınmadığını, içerisinde yer alması muhtemel ahlaka mugayir ifadeler açısından kontrol edilmek üzere redaktöre gönderildiğini, şikayet yayınlanmadan müşterisine ulaşma, sorunu çözüme kavuşturma ve şikayeti yayınlanmadan kaldırtma imkanının her şirkete sunulduğunu, Birleşik Markalar Derneği tarafından davalı şirket hakkında yapılan başvuruyu inceleyen Ticaret Bakanlığı'nın 14.07.2020 tarihinde 299 sayılı kararda davalı lehinde tespit yaptığını, davacı şirket hakkında yazılan her şikayetin kendilerine derhal bildirildiğini, şikayetlerin müvekkili tarafından yazılmış olabileceği imasında bulunulduğunu ve bu iddianın gerçek dışı olduğunu, şikayet oluşturulurken şahıstan gerçek bir telefon numarası girmesinin istendiğini ve bu numaranın doğrulama kodu ile teyit edildiğini, cevap hakkını kullanmak isteyen işletmelerin ücretli üyeliğe zorlandığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/11 E. 2020/181 K. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre "...Davacı şirket hakkında yapılan şikayetlere, şirket olarak cevap vermek için ücretli bir üyeliğe ihtiyacın olmadığı anlaşılmaktadır...” şeklinde tespit yapıldığını, ...'te yer alan bir takım dedikoduların örnek gösterilerek davaya dayanak yapılmaya çalışıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, Davacının tescilli "... EĞİTİM KURUMLARI" markası ile özel okul işlettiği ve bu okullarla ilgili öğrenci velilerinin şikayetlerini dile getirmek için gönderdikleri şikayetlerin davalıya ait ve bu amaçla kurulmuş olan www.....com alan adlı internet sitesinde yayınlandıkları, ancak şikayetler yayınlandıktan sonra ücretli üye olmayan gerçek ve tüzel kişilere bildirim yapılarak çözümlemelerin yayınlandığı, üye olup olmamasına bakılmaksızın şikayetle ilgili beyanda bulunması halinde açıklamalarına internet sitesinde yer verildiği veya şikayetin kaldırıldığı, davacının bu konuda bir girişimde bulunduğu halde gereğinin yapılmadığını kanıtlayamadığı, davalının internet sitesinin tüketicilerin almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerini belirttikleri bir platform olduğu, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesinin zorunluluk arz ettiği, bu şekliyle markalar kullanılmadan anılan sitenin fonksiyonunu icra etmesinin mümkün bulunmadığı, davalının yer sağlayıcı olması nedeniyle bu şikayetlerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, davacıya ait "... EĞİTİM KURUMLARI" markası ve logosunun kullanımının SMK'nın 7/2-a hükmü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve davalının sitesindeki bu kullanımın davacının markalarından doğan haklara tecavüz olarak kabul edilemeyeceği, farklı alanlarda faaliyet gösteren davalının sitesindeki beyanların ve fiillerinin davacı ile haksız rekabet yaratmadığı, davalının ayrıca davacıya ücretsiz cevap hakkı da verdiği, sayfalarda çıkan reklamların Google isimli arama motorunun reklam algoritmasından kaynakladığı, davalının bu reklamları kendisinin seçerek yayınlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalıya ait www.....com adlı internet sitesinin, tüketicilerin almış oldukları mal veya hizmetler ile ilgili olumlu veya olumsuz fikirlerini ifade ettikleri bir platform olduğu ve bu platform üzerinde tüketicilerin çeşitli markalı mal veya hizmetler hakkında marka ve şirket de belirtilmek suretiyle beyanlarda bulundukları, tüketicilerin marka veya şirket adı zikretmek suretiyle düşüncelerini açıklamalarının markasal kullanım olarak nitelendirilemeyeceği zira bu durumun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınmış olan "düşünce ifade özgürlüğü" hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve bu nedenle şikayetlerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığından içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının itiraz üzerine bazı şikayetleri kaldırdığı, öte yandan davalı yana ait sitede yer alan şikayet metinlerinin anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davacı, davalının müvekkili markasını izinsiz kullandığını, markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığını bunu yaparken, yorumların doğruluğunu araştırmadığını, şikayetlere cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiğini, davacının cevap hakkını kısıtlayan üyelik sisteminin ve müvekkili hakkında şikayetlerin yazıldığı sayfadaki reklamların haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildiklerine, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Davalının, kendisine ücret ödeyerek üye olan şirketlere verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkâna sahip olmaları haksız rekabet teşkil etmektedir. Zira, üye şirketler hakkındaki şikâyetler yayınlanmadan önce çözüm imkânı sağlanırken, üye olmayan şirketlere bu imkân verilmemekte, bu suretle davalı sitesine ücret ödeyerek üye olan şirketler yararına bir avantaj sağlanmaktadır. Davalının bu şekildeki eylemi, piyasadaki şirketleri davalı sitesine üye olmaya zorladığından, iyi niyetli ve ticari dürüstlüğe uygun bir eylem olarak kabulü mümkün değildir.
Tüm bu nedenlerle, davalının kendisine üye olan şirketlere verdiği öncelik hakkını, davacı şirkete vermemesinin haksız rekabet teşkil ettiği dikkate alınmaksızın davanın reddi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1748 E. 2025/560 K.
Ortak:ticari dürüstlük · ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar · kısıtlılık · şikayet · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." isimli internet sitesinin, içerik üreticisi olmayıp yer sağlayıcı konumunda olduğunu, şirketler hakkında «şikayet» yazan değil, tüketiciler tarafından yazılan şikayetleri barındıran bir site olduğunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un (5651 sayılı Kanun) 5. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını, davacı tarafın «marka hakkına tecavüz» iddialarının daha önce de bazı şirketler tarafından dava konusu edildiğini ancak benzer nitelikte açılan diğer tüm davalarda ve Yargıtay kararlarında bu kullanımın "dürüst kullanım ilkesi" (fair use) çerçevesinde gerçekleştiği ve ticari maksatlı kullanım olmadığından izne gerek bulunmadığının hüküm altına alındığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için «üçüncü kişiler» tarafından marka sahibi adına tescilli markanın markasal anlamda kullanılıyor olması gerektiğini, davalı tarafın dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK) kapsamında markasal kullanım olmayacağını ve bu sebeple marka hakkına tecavüz unsurlarının oluşmadığını, www.....com adlı internet sitesinde tüketiciler tarafından oluşturulan içeriğin; markayı «kötüleme», aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, «ticari itibarı zedeleme» amacı taşımadığını, sistem gereği rastgele şikâyet oluşturmanın engellenmiş olduğunu, bu haliyle «haksız rekabet» hallerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafın kendilerine ait marka hakkında yazılan şikayetlerin yayınlandığı sayfalarda rakip şirketlerin reklamlarının yayınla …
… li markasını izinsiz kullandığını, markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığını bunu yaparken, yorumların doğruluğunu araştırmadığını, «şikayetlere» cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiğini, davacının cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin ve müvekkili hakkında şikayetlerin yazıldığı sayfadaki reklamların «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildiklerine, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesi …
… nu ve bu internet sitesinde www.....com/...-okulları adresiyle bir sayfa açılarak müvekkilinin markasının izinsiz kullanıldığını, ayrıca davalının davacı hakkındaki «şikayetleri» toplamaya yetkiliymiş gibi davacının markası hakkındaki şikayetleri toplamaya başladığını ve davacı hakkında kötü yorumlara yer verdiğini, yine müvekkili hakkındaki şikayetlerin olduğu sayfada farklı eğitim kurumlarının reklamlarına da yer verildiğini, davalı şirketin benzer faaliyetleri nedeniyle açılan pek çok davada aleyhine kararlar verildiğini, davalının bu eylemlerinin marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» niteliğinde olduğunu ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına haksız tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, söz konusu tecavüzlerin durdurulmasına …
Benzer bu kararda… ndırma Merkezinin sahibi olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesinde hiçbir delil ve dayanak gösterilmeden müvekkilinin itibarını zedeleyici gerçeği yansıtmayan «şikayetlerin» davalı tarafça doğru olup olmadığı araştırılmaksızın «haksız rekabet» hükümlerine aykırı şekilde yayınladığını, müvekkiline ait amblem-isim ve markanın davalının internet sitesinde kullanılmasına izninin bulunmadığını, müvekkilince cevap ve «savunma hakkı» kullanılmak istendiğinde davalının ücretli üyelik talep ettiğini, müvekkilinin «ticari itibarını zedeleme» amacı güden asılsız, yanıltıcı yorumların yayınlamasının ve yorumlara para karşılığında cevap hakkı tanınmasının davalıya haksız ticari gelir sağladığını, davalıya «ihtarname» çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54. ve devamı maddeleri ile 5651 sayılı Kanun hükümleri ge …
Davacı, davalının; markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığı, davalının bu yorumların doğruluğunu araştırmadığını, «şikayetlere» cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiği, davacının cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildikleri, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesinc …
… a bildirimde bulunduğunu, buna rağmen davalının sisteme müdahalede bulunmayarak haksız içerikleri yayınlamaya devam ettiğini ileri sürmüş ise de davalıya gönderilen «ihtarnamede» "...internet sitenizde yayınladığınız aslı olmayan, yanlış, yanıltıcı içeriklerin kaldırılmasını ve içeriklerin yayınlanmamasının” kaldırılmasının «ihtar» edildiği, ancak ihtarın somutlaştırılmadığı, hangi içeriklerin ne suretle «marka hakkına tecavüze» ve «haksız rekabete» neden olduğunun belirtilmediği, bu nedenle davalı açısından geçerli ihtar koşulunun sağlanmadığı, kaldı ki gerçekte var olmayan «şikayetlerin» yayınlandığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, şikayetlerin gerçek olmadığının ispatlanamadığı, davalı kullanımının bu anlamda markasal bir kulla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkı · ihtar · ihtarname · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ndırma Merkezinin sahibi olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesinde hiçbir delil ve dayanak gösterilmeden müvekkilinin itibarını zedeleyici gerçeği yansıtmayan «şikayetlerin» davalı tarafça doğru olup olmadığı araştırılmaksızın «haksız rekabet» hükümlerine aykırı şekilde yayınladığını, müvekkiline ait amblem-isim ve markanın davalının internet sitesinde kullanılmasına izninin bulunmadığını, müvekkilince cevap ve «savunma hakkı» kullanılmak istendiğinde davalının ücretli üyelik talep ettiğini, müvekkilinin «ticari itibarını zedeleme» amacı güden asılsız, yanıltıcı yorumların yayınlamasının ve yorumlara para karşılığında cevap hakkı tanınmasının davalıya haksız ticari gelir sağladığını, davalıya «ihtarname» çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54. ve devamı maddeleri ile 5651 sayılı Kanun hükümleri ge …
… a bildirimde bulunduğunu, buna rağmen davalının sisteme müdahalede bulunmayarak haksız içerikleri yayınlamaya devam ettiğini ileri sürmüş ise de davalıya gönderilen «ihtarnamede» "...internet sitenizde yayınladığınız aslı olmayan, yanlış, yanıltıcı içeriklerin kaldırılmasını ve içeriklerin yayınlanmamasının” kaldırılmasının «ihtar» edildiği, ancak ihtarın somutlaştırılmadığı, hangi içeriklerin ne suretle «marka hakkına tecavüze» ve «haksız rekabete» neden olduğunun belirtilmediği, bu nedenle davalı açısından geçerli ihtar koşulunun sağlanmadığı, kaldı ki gerçekte var olmayan «şikayetlerin» yayınlandığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, şikayetlerin gerçek olmadığının ispatlanamadığı, davalı kullanımının bu anlamda markasal bir kulla …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait www.sikayetvar.com internet sitesinin üretici, müşteri ve «son» kullanıcı arasında etkin, tarafsız bir yer sağlayıcı ve çözüm platformu olduğunu, günde yaklaşık 5.000 «şikayetin» yazıldığı bir platformda her şikayetin gerçekliğinin araştırılmasının mümkün olmadığını, davacının şikayetlere cevap ve itiraz hakkını üye olarak kazanmadığını, üy …
-
Marka tecavüzü | Haksız rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2834 E. 2024/5484 K.
Ortak:ticari dürüstlük · şikayet · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." isimli internet sitesinin, içerik üreticisi olmayıp yer sağlayıcı konumunda olduğunu, şirketler hakkında «şikayet» yazan değil, tüketiciler tarafından yazılan şikayetleri barındıran bir site olduğunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un (5651 sayılı Kanun) 5. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını, davacı tarafın «marka hakkına tecavüz» iddialarının daha önce de bazı şirketler tarafından dava konusu edildiğini ancak benzer nitelikte açılan diğer tüm davalarda ve Yargıtay kararlarında bu kullanımın "dürüst kullanım ilkesi" (fair use) çerçevesinde gerçekleştiği ve ticari maksatlı kullanım olmadığından izne gerek bulunmadığının hüküm altına alındığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için «üçüncü kişiler» tarafından marka sahibi adına tescilli markanın markasal anlamda kullanılıyor olması gerektiğini, davalı tarafın dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK) kapsamında markasal kullanım olmayacağını ve bu sebeple marka hakkına tecavüz unsurlarının oluşmadığını, www.....com adlı internet sitesinde tüketiciler tarafından oluşturulan içeriğin; markayı «kötüleme», aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, «ticari itibarı zedeleme» amacı taşımadığını, sistem gereği rastgele şikâyet oluşturmanın engellenmiş olduğunu, bu haliyle «haksız rekabet» hallerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafın kendilerine ait marka hakkında yazılan şikayetlerin yayınlandığı sayfalarda rakip şirketlerin reklamlarının yayınla …
… nu ve bu internet sitesinde www.....com/...-okulları adresiyle bir sayfa açılarak müvekkilinin markasının izinsiz kullanıldığını, ayrıca davalının davacı hakkındaki «şikayetleri» toplamaya yetkiliymiş gibi davacının markası hakkındaki şikayetleri toplamaya başladığını ve davacı hakkında kötü yorumlara yer verdiğini, yine müvekkili hakkındaki şikayetlerin olduğu sayfada farklı eğitim kurumlarının reklamlarına da yer verildiğini, davalı şirketin benzer faaliyetleri nedeniyle açılan pek çok davada aleyhine kararlar verildiğini, davalının bu eylemlerinin marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» niteliğinde olduğunu ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına haksız tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, söz konusu tecavüzlerin durdurulmasına …
… li markasını izinsiz kullandığını, markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığını bunu yaparken, yorumların doğruluğunu araştırmadığını, «şikayetlere» cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiğini, davacının cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin ve müvekkili hakkında şikayetlerin yazıldığı sayfadaki reklamların «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildiklerine, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesi …
Benzer bu kararda… ayan firmalara da ücretsiz cevap hakkının tanındığı bildirilmişse de Mahkemece alınan 26.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacı şirket «şikayette» bulunan tüketicilerin bilgisini istediğinde davalının kurumsal üyelik için ücret teklif ettiği, davacının taleplerinin tamamına cevap vermediği, cevap metinlerini herkesin göreceği şekilde yayımlamadığı, davacı tarafından dosya da sunulan deliller arasında yer alan ve davalı tarafça davacıya gönderilen 02.08.2018 tarihli e-postada ise kurumsal üyelere panel hazırlandığının, bu panel üzerinden kişi iletişim bilgilerinin tamamının görüntülenebildiğinin, şikayetlere panel üzerinden cevap verilebildiğinin, şikayetler yayımlanmadan haberdar olunabileceğinin, kullanıcılarla hızlı çözüm sürecine girilebileceğinin, üyelik bedelinin şikayet sayısına göre belirlendiği hususlarının belirtildiği, kurumsal üye olmayan davacının hakkında internet sitesinde yer alan şikayetlerle ilgili tüketicilerin iletişim bilgilerini alabilmek amacıyla her tüketici için ayrı mail göndermesinin gerektiği, davalının «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde şimdiye kadar 179 talebe cevap verdiğine ilişkin olarak sunduğu listede ise davacının taleplerinin karşısında "öncelik düşük" ibaresinin yer aldığı, davanın bu şekilde kurumsal üyelere ayrıcalık tanıdığı, davalının, kendisine ücret ödeyerek üye olan firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkânını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkâna sahip olmalarının «haksız rekabet» teşkil ettiği, üye şirketlere şikâyetleri yayınlanmadan çözme imkânı sağlanırken, üye olmayan şirketlere bu imkânın verilmediği, bu suretle davalı sitesine ücret ödeyerek üye olan şirketler yararına bir avantaj sağlandığı, davalının bu şekildeki eyleminin, piyasadaki şirketleri davalı sitesine üye olmaya zorladığından, iyi niyetli ve «ticari dürüstlüğe» uygun bir ... olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalının kendisine üye olan firmalara verdiği öncelik hakkını, davacı şirkete vermemesinin haksız rekabet teşkil ettiği, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesinin zorunluluk arz ettiğinden 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi kapsamında bir fiilin söz konusu olmadığı, «marka hakkına tecavüz» yönünden davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… var.com" adlı internet sitesinin içerik sağlayıcısı olarak faaliyet gösterdiğini, söz konusu internet sitesinde, müvekkili hakkında 01.06.2020 tarihi itibarıyla 334 «şikayet» yayımlandığını, müvekkili hakkında yazılan şikayetlere cevap vermek, konuya ilişkin açıklama yapmak ve müvekkili şirketin kendisini aklamak adına şikayet edenin kimlik bilgisini öğrenmek istediğinde markanın siteye kurumsal üye olmak ve "www.sikayetvar.com" sitesine üye olabilmek için de yıllık üyelik ücreti ödemek zorunda olduğunun belirtildiğini, davalı şirketin markalardan üyelik ücreti talebinin «haksız rekabet» oluşturduğunu ve hukuka aykırı olduğunu, sitede hakkında yazılı şikayetler karşısında cevap hakkını kullanamayan ve bu sebeple rakipleri karşısında müşterilerine karşı ilgisiz bir konuma düşen müvekkili şirket tarafından davalıya «ihtarname» gönderildiğini, kurumsal üye olan şirketlerin şikayetçi bilgilerini derhal ve hatta şikayet yayınlanmadan görüntüleyebildiklerini, kurumsal üye olan şirketlerin şi …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle «haksız rekabet» teşkil eden uygulamaya müvekkilinin markasının da «dahil» edildiğini, marka ve logosunun izni olmadan yayımlandığını, bunun ticari kullanım niteliğinde olduğunu, Google'da markalarla ilgili aramalarda davalının o markayla ilgili sayfalarının çıktığını, bunun da davalıyı arama platformunda tıklanan bir site yaptığını, böylece davalının Google'dan para kazandığını, davalının müvekkiline zarar verdiğini ve marka itibarı üzerinden kazanç modeli oluşturduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi anlamında kullanım ile «marka hakkına tecavüz» edildiğini ileri sürerek Mahkemenin kararının kısmen ret yönünden kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilk itiraz · i̇i̇k 167 · bilirkişi raporuna itiraz · ihtarname · dahili dava
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/«167» E., 2020/364 K.
… var.com" adlı internet sitesinin içerik sağlayıcısı olarak faaliyet gösterdiğini, söz konusu internet sitesinde, müvekkili hakkında 01.06.2020 tarihi itibarıyla 334 «şikayet» yayımlandığını, müvekkili hakkında yazılan şikayetlere cevap vermek, konuya ilişkin açıklama yapmak ve müvekkili şirketin kendisini aklamak adına şikayet edenin kimlik bilgisini öğrenmek istediğinde markanın siteye kurumsal üye olmak ve "www.sikayetvar.com" sitesine üye olabilmek için de yıllık üyelik ücreti ödemek zorunda olduğunun belirtildiğini, davalı şirketin markalardan üyelik ücreti talebinin «haksız rekabet» oluşturduğunu ve hukuka aykırı olduğunu, sitede hakkında yazılı şikayetler karşısında cevap hakkını kullanamayan ve bu sebeple rakipleri karşısında müşterilerine karşı ilgisiz bir konuma düşen müvekkili şirket tarafından davalıya «ihtarname» gönderildiğini, kurumsal üye olan şirketlerin şikayetçi bilgilerini derhal ve hatta şikayet yayınlanmadan görüntüleyebildiklerini, kurumsal üye olan şirketlerin şi …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle «haksız rekabet» teşkil eden uygulamaya müvekkilinin markasının da «dahil» edildiğini, marka ve logosunun izni olmadan yayımlandığını, bunun ticari kullanım niteliğinde olduğunu, Google'da markalarla ilgili aramalarda davalının o markayla ilgili sayfalarının çıktığını, bunun da davalıyı arama platformunda tıklanan bir site yaptığını, böylece davalının Google'dan para kazandığını, davalının müvekkiline zarar verdiğini ve marka itibarı üzerinden kazanç modeli oluşturduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi anlamında kullanım ile «marka hakkına tecavüz» edildiğini ileri sürerek Mahkemenin kararının kısmen ret yönünden kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… ayan firmalara da ücretsiz cevap hakkının tanındığı bildirilmişse de Mahkemece alınan 26.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacı şirket «şikayette» bulunan tüketicilerin bilgisini istediğinde davalının kurumsal üyelik için ücret teklif ettiği, davacının taleplerinin tamamına cevap vermediği, cevap metinlerini herkesin göreceği şekilde yayımlamadığı, davacı tarafından dosya da sunulan deliller arasında yer alan ve davalı tarafça davacıya gönderilen 02.08.2018 tarihli e-postada ise kurumsal üyelere panel hazırlandığının, bu panel üzerinden kişi iletişim bilgilerinin tamamının görüntülenebildiğinin, şikayetlere panel üzerinden cevap verilebildiğinin, şikayetler yayımlanmadan haberdar olunabileceğinin, kullanıcılarla hızlı çözüm sürecine girilebileceğinin, üyelik bedelinin şikayet sayısına göre belirlendiği hususlarının belirtildiği, kurumsal üye olmayan davacının hakkında internet sitesinde yer alan şikayetlerle ilgili tüketicilerin iletişim bilgilerini alabilmek amacıyla her tüketici için ayrı mail göndermesinin gerektiği, davalının «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde şimdiye kadar 179 talebe cevap verdiğine ilişkin olarak sunduğu listede ise davacının taleplerinin karşısında "öncelik düşük" ibaresinin yer aldığı, davanın bu şekilde kurumsal üyelere ayrıcalık tanıdığı, davalının, kendisine ücret ödeyerek üye olan firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkânını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkâna sahip olmalarının «haksız rekabet» teşkil ettiği, üye şirketlere şikâyetleri yayınlanmadan çözme imkânı sağlanırken, üye olmayan şirketlere bu imkânın verilmediği, bu suretle davalı sitesine ücret ödeyerek üye olan şirketler yararına bir avantaj sağlandığı, davalının bu şekildeki eyleminin, piyasadaki şirketleri davalı sitesine üye olmaya zorladığından, iyi niyetli ve «ticari dürüstlüğe» uygun bir ... olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalının kendisine üye olan firmalara verdiği öncelik hakkını, davacı şirkete vermemesinin haksız rekabet teşkil ettiği, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesinin zorunluluk arz ettiğinden 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi kapsamında bir fiilin söz konusu olmadığı, «marka hakkına tecavüz» yönünden davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Haksız rekabet tespiti ve men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1143 E. 2024/5415 K.
Ortak:ifade özgürlüğü · kısıtlılık · şikayet · olumsuz oy · haksız rekabet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… li markasını izinsiz kullandığını, markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığını bunu yaparken, yorumların doğruluğunu araştırmadığını, «şikayetlere» cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiğini, davacının cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin ve müvekkili hakkında şikayetlerin yazıldığı sayfadaki reklamların «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildiklerine, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesi …
… sas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalıya ait www.....com adlı internet sitesinin, tüketicilerin almış oldukları mal veya hizmetler ile ilgili olumlu veya «olumsuz» fikirlerini ifade ettikleri bir platform olduğu ve bu platform üzerinde tüketicilerin çeşitli markalı mal veya hizmetler hakkında marka ve şirket de belirtilmek suretiyle beyanlarda bulundukları, tüketicilerin marka veya şirket adı zikretmek suretiyle düşüncelerini açıklamalarının markasal kullanım olarak nitelendirilemeyeceği zira bu durumun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınmış olan "düşünce «ifade özgürlüğü»" hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve bu nedenle «şikayetlerin» doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığından içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının itiraz üzerine bazı şikayetleri kaldırdığı, …
… nu ve bu internet sitesinde www.....com/...-okulları adresiyle bir sayfa açılarak müvekkilinin markasının izinsiz kullanıldığını, ayrıca davalının davacı hakkındaki «şikayetleri» toplamaya yetkiliymiş gibi davacının markası hakkındaki şikayetleri toplamaya başladığını ve davacı hakkında kötü yorumlara yer verdiğini, yine müvekkili hakkındaki şikayetlerin olduğu sayfada farklı eğitim kurumlarının reklamlarına da yer verildiğini, davalı şirketin benzer faaliyetleri nedeniyle açılan pek çok davada aleyhine kararlar verildiğini, davalının bu eylemlerinin marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» niteliğinde olduğunu ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına haksız tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, söz konusu tecavüzlerin durdurulmasına …
Benzer bu kararda… olduğunu, davalı Şirketin ise "www.sikavetvar.com" adlı internet sitesinin yer sağlayıcısı olarak faaliyet gösterdiğini, bu sitede tüketicilerin firmalar hakkındaki «şikayetlerinin» yayınlandığı, ancak bunu yaparken sadece şikayette bulunanların gerçekte var olan kişiler olup olmadığına ilişkin bir SMS doğrulaması yaptığını ve tüketicilerin tüm şikayetlerine rastgele sitede yer verdiğini, müvekkili hakkında haksız, göndericisi belli olmayan, karalayıcı yorumların da bu sitede yayınlanmak suretiyle müvekkilinin açıkça zarara uğratıldığını, müvekkili hakkında «olumsuz» yorum yapanların kimlik bilgilerinin müvekkiline verilmediğini, müvekkilinden mal/hizmet aldıkları dahi belli olmayan birçok tüketicinin şikayetinin sitede yayınlandığını, müvekkili hakkındaki şikayetlere cevap verilmek istendiğinde ise müvekkilinden üyelik ücreti talep edildiğini, yine şikayette bulunan tüketicilere ulaşabilmek, mağduriyetleri varsa bunları giderebilmek ve savunma haklarını kullanabilmek amacıyla müvekkili hakkında şikayette bulunan kişilerin ad, soyad ve iletişim bilgilerinin taraflarına verilmesini talep ettiklerinde de üyelik ücreti istenildiğini, müvekkilinin cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin açıkça «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalıya «ihtarname» gönderilerek haksız rekabet teşkil eden tüm hukuka aykırı fiillere «son» verilmesinin, müvekkili hakkında şikayette bulunan kişilerin isim ve iletişim bilgilerinin müvekkiline bildirilmesinin istenilmesine karşın davalının hukuka aykırı fiillerine son vermediğini ileri sürerek haksız rekabetin tespitine ve menine, müvekkili hakkında yapılan şikayetlerin yayınlanmasının engellenmesine, olmadığı takdirde davalı yanın yer sağlayıcısı olduğu www.şikavetvar.com adlı internet sitesinin kapatılmasına, bu talebin de kabul edilmemesi halinde aynı sitede ücretsiz olarak müvekkilinin savunma ve beyanlarının yayınlanması hakkının tanınmasına, müvekkili hakkında şikayette bulunan tüketicilerin iletişim bilgilerinin ücretsiz olarak müvekkiline verilmesine, giderilen şikayetler hakkında da giderildiğine ilişkin olarak sitede ücretsiz bilgilendirme yapılmasına, haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yer/hizmet sağlayıcı olduğunu, bu nedenle söz konusu içeriklerden sorumlu olunmadığını, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin, «şikayet» sahiplerinin bilgilerini talep halinde ilgili firmalarla paylaştığını, bu hususun davacıya gönderilen cevabi «ihtar» ve maillerden de anlaşılacağını, www.sikavetvar.com platformunda içeriklerin tamamen üye kullanıcılar tarafından oluşturulduğunu, hiçbir şekilde müvekkilince bu içeriklere müdahale edilmediğini, siteye üye olmak için SMS onayı gerektiğini, dolayısıyla kullanıcıların gerçek kişiler olduklarını, müvekkiline ait internet sitesinde, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildiklerini, cevap haklarının «kısıtlanmadığını», bunun için ücret de talep edilmediğini, ücretli üyelerin yayından önce şikayetin çözümlenmesi gibi bir önceliğe sahip olduğunu, ücretsiz cevap hakkının kullandırı …
… n sağladığı, böylece ihtiyaç sahiplerinin yanıltılmadıkları, davalı tarafın https://www.sikayetvar.com" isimli sitesinde yer alan üyelik sayfası incelendiğinde; hem «şikayetçi» hem de marka sahiplerine üye olma imkânı verildiği, marka sahiplerine ayrıca davalı site sahibi firma ile sözleşme imzalayarak kurumsal üye olunarak şikayetlere doğrudan cevap verme imkânı tanındığı, davalı tarafın da ifade ettiği üzere şikayetlere cevap vermek için kullanıcı adı veya şifreye ihtiyaç bulunmadığı, gönderilen e-maillerle de sitede cevap haklarının kullanılabildiği, ayrıca her tüketici gibi davacı şirket yetkililerinin de sisteme giriş yaparak şikayetin altına şikayeti giderici çözümlere yer vererek cevaplandırabilecekleri, davacının bu yola gitmemesinin kendi seçimi olduğu, davacının cevap hakkının «kısıtlanmış» ya da yasaklanmış olmadığı, bu durumda «haksız rekabetten» söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtar · hukuki yarar · ihtarname · ilan
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yer/hizmet sağlayıcı olduğunu, bu nedenle söz konusu içeriklerden sorumlu olunmadığını, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin, «şikayet» sahiplerinin bilgilerini talep halinde ilgili firmalarla paylaştığını, bu hususun davacıya gönderilen cevabi «ihtar» ve maillerden de anlaşılacağını, www.sikavetvar.com platformunda içeriklerin tamamen üye kullanıcılar tarafından oluşturulduğunu, hiçbir şekilde müvekkilince bu içeriklere müdahale edilmediğini, siteye üye olmak için SMS onayı gerektiğini, dolayısıyla kullanıcıların gerçek kişiler olduklarını, müvekkiline ait internet sitesinde, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildiklerini, cevap haklarının «kısıtlanmadığını», bunun için ücret de talep edilmediğini, ücretli üyelerin yayından önce şikayetin çözümlenmesi gibi bir önceliğe sahip olduğunu, ücretsiz cevap hakkının kullandırı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafça, hakkında yazılan «şikayetlere» cevap verebilmek için davalı sitesine ücretli olarak üye olunması gerektiği ileri sürülmüş ise de siteye üye olunmadan da hakkında şikayet olan şirketlerin, şikayetlere cevap verebildikleri, yine şikayetçilere ilişkin bilgilerin davacıya verilmediği iddiası da dosya kapsamı ile sübut bulmadığı, davacının cevaba cevap dilekçesi ile üye ve üye olmayan şirketler arasında ayrımcılık yapıldığını ileri sürüldüğü, bu durumun davalı vekilinin cevap dilekçesi ve bilirkişi raporlarında da doğrulandığı, bu durumda davalının kendi sitesine üye olanlar yararına «haksız rekabet» ortamı oluşturduğu ve diğer şirketleri üye olmaya zorladığı, davacının «ilan» talebinde «hukuki yararı» bulunduğu, davalının yer sağlayıcısı olduğu savunmasına yaptığı yorum içeriklerinin değil üye olmayan şirketlere yaptığı farklı uygulamanın haksız rekabet eylemi olması nedeniyle itibar edilmediği, davacının yapılan şikayetlerin yayınlanmasının engellenmesi, olmadığı takdirde davalı yanın yer sağlayıcısı olduğu www.şikavetvar.com adlı internet sitesinin kapatılması, bu talebin de kabul edilmemesi halinde aynı sitede ücretsiz olarak müvekkilinin savunma ve beyanlarının yayınlanması hakkının tanınması, müvekkili hakkında şikayette bulunan tüketicilerin iletişim bilgilerinin ücretsiz olarak müvekkiline verilmesi, giderilen şikayetler hakkında da giderildiğine ilişkin olarak sitede ücretsiz bilgilendirme yapılması yönünde hüküm kurulması talep edilmiş ise de davacının zaten ücretsiz olarak şikayetlere cevap verme hakkına sahip olduğu, öte yandan şikayet içeriklerinin yayınlanmasının değil, davalının üye şirketlerle üye olmayan şirketler arasında farklı uygulamaya gitmesinin haksız rekabet olarak kabul edilmesi, şikayet, eleştiri ve «ifade özgürlüğü» hakkının Anayasal bir hak olduğu, kişilik hakkına saldırı olmaksızın bu hakkın kullanılmasının engellenemeyeceği, davalı tarafça internet sitesinde tüketicilerce bildirilen muhtelif şikayetlerin yayınlanmasının haksız rekabet olarak nitelendirilmesinin mümkün bulunmadığı, anayasal bir hakkın kullanılması sınırını aşmayan şikayetlerin siteden kaldırılmasına karar verilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının "şikayetvar.com" adlı internet sitesine üye olan şirketlere öncelik hakkı vermesinin haksız rek …
… olduğunu, davalı Şirketin ise "www.sikavetvar.com" adlı internet sitesinin yer sağlayıcısı olarak faaliyet gösterdiğini, bu sitede tüketicilerin firmalar hakkındaki «şikayetlerinin» yayınlandığı, ancak bunu yaparken sadece şikayette bulunanların gerçekte var olan kişiler olup olmadığına ilişkin bir SMS doğrulaması yaptığını ve tüketicilerin tüm şikayetlerine rastgele sitede yer verdiğini, müvekkili hakkında haksız, göndericisi belli olmayan, karalayıcı yorumların da bu sitede yayınlanmak suretiyle müvekkilinin açıkça zarara uğratıldığını, müvekkili hakkında «olumsuz» yorum yapanların kimlik bilgilerinin müvekkiline verilmediğini, müvekkilinden mal/hizmet aldıkları dahi belli olmayan birçok tüketicinin şikayetinin sitede yayınlandığını, müvekkili hakkındaki şikayetlere cevap verilmek istendiğinde ise müvekkilinden üyelik ücreti talep edildiğini, yine şikayette bulunan tüketicilere ulaşabilmek, mağduriyetleri varsa bunları giderebilmek ve savunma haklarını kullanabilmek amacıyla müvekkili hakkında şikayette bulunan kişilerin ad, soyad ve iletişim bilgilerinin taraflarına verilmesini talep ettiklerinde de üyelik ücreti istenildiğini, müvekkilinin cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin açıkça «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalıya «ihtarname» gönderilerek haksız rekabet teşkil eden tüm hukuka aykırı fiillere «son» verilmesinin, müvekkili hakkında şikayette bulunan kişilerin isim ve iletişim bilgilerinin müvekkiline bildirilmesinin istenilmesine karşın davalının hukuka aykırı fiillerine son vermediğini ileri sürerek haksız rekabetin tespitine ve menine, müvekkili hakkında yapılan şikayetlerin yayınlanmasının engellenmesine, olmadığı takdirde davalı yanın yer sağlayıcısı olduğu www.şikavetvar.com adlı internet sitesinin kapatılmasına, bu talebin de kabul edilmemesi halinde aynı sitede ücretsiz olarak müvekkilinin savunma ve beyanlarının yayınlanması hakkının tanınmasına, müvekkili hakkında şikayette bulunan tüketicilerin iletişim bilgilerinin ücretsiz olarak müvekkiline verilmesine, giderilen şikayetler hakkında da giderildiğine ilişkin olarak sitede ücretsiz bilgilendirme yapılmasına, haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7451 E. 2024/3328 K.
Ortak:ifade özgürlüğü · ticari itibarın zedelenmesi · kötüleme · ticari itibar · kısıtlılık · şikayet · olumsuz oy · marka hakkına tecavüz
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." isimli internet sitesinin, içerik üreticisi olmayıp yer sağlayıcı konumunda olduğunu, şirketler hakkında «şikayet» yazan değil, tüketiciler tarafından yazılan şikayetleri barındıran bir site olduğunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un (5651 sayılı Kanun) 5. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını, davacı tarafın «marka hakkına tecavüz» iddialarının daha önce de bazı şirketler tarafından dava konusu edildiğini ancak benzer nitelikte açılan diğer tüm davalarda ve Yargıtay kararlarında bu kullanımın "dürüst kullanım ilkesi" (fair use) çerçevesinde gerçekleştiği ve ticari maksatlı kullanım olmadığından izne gerek bulunmadığının hüküm altına alındığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için «üçüncü kişiler» tarafından marka sahibi adına tescilli markanın markasal anlamda kullanılıyor olması gerektiğini, davalı tarafın dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK) kapsamında markasal kullanım olmayacağını ve bu sebeple marka hakkına tecavüz unsurlarının oluşmadığını, www.....com adlı internet sitesinde tüketiciler tarafından oluşturulan içeriğin; markayı «kötüleme», aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, «ticari itibarı zedeleme» amacı taşımadığını, sistem gereği rastgele şikâyet oluşturmanın engellenmiş olduğunu, bu haliyle «haksız rekabet» hallerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafın kendilerine ait marka hakkında yazılan şikayetlerin yayınlandığı sayfalarda rakip şirketlerin reklamlarının yayınla …
… sas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalıya ait www.....com adlı internet sitesinin, tüketicilerin almış oldukları mal veya hizmetler ile ilgili olumlu veya «olumsuz» fikirlerini ifade ettikleri bir platform olduğu ve bu platform üzerinde tüketicilerin çeşitli markalı mal veya hizmetler hakkında marka ve şirket de belirtilmek suretiyle beyanlarda bulundukları, tüketicilerin marka veya şirket adı zikretmek suretiyle düşüncelerini açıklamalarının markasal kullanım olarak nitelendirilemeyeceği zira bu durumun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınmış olan "düşünce «ifade özgürlüğü»" hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve bu nedenle «şikayetlerin» doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığından içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının itiraz üzerine bazı şikayetleri kaldırdığı, …
EĞİTİM KURUMLARI" markası ile özel okul işlettiği ve bu okullarla ilgili öğrenci velilerinin «şikayetlerini» dile getirmek için gönderdikleri şikayetlerin davalıya ait ve bu amaçla kurulmuş olan www.....com alan adlı internet sitesinde yayınlandıkları, ancak şikayetler yayınlandıktan sonra ücretli üye olmayan gerçek ve tüzel kişilere bildirim yapılarak çözümlemelerin yayınlandığı, üye olup olmamasına bakılmaksızın şikayetle ilgili beyanda bulunması halinde açıklamalarına internet sitesinde yer verildiği veya şikayetin kaldırıldığı, davacının bu konuda bir girişimde bulunduğu halde gereğinin yapılmadığını kanıtlayamadığı, davalının internet sitesinin tüketicilerin almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili olumlu veya «olumsuz» düşüncelerini belirttikleri bir platform olduğu, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının …
Benzer bu karardaNoterliği'nin 01 Temmuz 2015 tarihli ve 05062 yevmiye numaralı «ihtarnamesini» göndermesine rağmen içeriğin kaldırılmadığı, 5651 sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcılara da sorumluluk yüklendiği, davacının usulüne uygun «ihtarına» rağmen davacıya ait markanın içerikten çıkartılmadığı, davalıya ait internet sitesinde yer alan ifadelerde davacının markasının açıkça belirtilerek, ürünleriyle ilgili «olumsuz» «şikayetlerin» yapıldığı, sitedeki ibarelerin, «ticari teamül» dışında kalan incitici ve «kötüleyici» nitelikte olduğu anlaşılmakla, «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» gerçekleştiği sonucuna varılarak, davacının markasının tanınmış marka olması, tecavüzün niteliği ve devam ettiği süre, yapılan yayının içeriği de dikkate tahsiliyle 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya ait ... markasını https://www.sikayetvar.com/... alan adında izinsiz ve haksız olarak kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinin ve site içeriğinde davacının ürün ve hizmetlerini kötüleyen yazılara yer vermek suretiyle haksız rekabette bulunduğunun tespitine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ine, davalıya ait https://www.sikayetvar.com/... sitesinin alan adından ve içeriğinden davacıya ait ... markasının ve davalının mal ve hizmetlerini küçük düşürücü ve «ticari itibarını zedeleyici» yazıların çıkartılmasına ve kaldırılmasına, davacının, manevi zararına karşılık 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin reddine, «hükmün kesinleşmesinden» sonra «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan bir gazetede «ilanına», davacının fazlaya ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… bilirkişi raporunda müvekkilinin dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı KHK ve 6967 sayılı Kanun kapsamında markasal kullanım kapsamında olmadığı ve bu sebeple «marka hakkına tecavüz» unsurlarının oluşmadığının, müvekkiline ait internet sitesindeki içeriklerin; markayı «kötüleme», aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, «ticari itibarı zedeleme» amacı taşımadığından ve beyanların doğruluğunun tespiti için yayınlanmadan önce «şikayet» yazan tüketicilerin cep telefonuna gönderilen SMS ile doğrulama sistemi bulunduğundan «haksız rekabet» hallerinin mevcut olmadığının, 5651 sayılı yasa kapsamında müvekkilin yer sağlayıcı olduğu, içeriği kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığı ve ilgili Kanun'un 9 uncu maddesinde belirtilen yer sağlayıcıya bildirimde bulunma şartının yerine getirildiğine dair somut bir delil bulunmadığı sebebiyle müvekkilin sorumlu tutulamayacağının, davalı tarafın somut olarak uyarıldığına dair bir «delilin tespit» edilememiş olması sebebiyle; 9 uncu maddede belirtilen bildirim şartının yerine getirilmemiş olduğu ve davalının sorumluluk şartlarının oluşmadığının ve müvekkilin …
… 018/5088 K. sayılı ve 10.09.2018 tarihli emsal nitelikteki kararı ile davanın reddi yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiğini, davacının «ihtarnamesinde» belirttiği «şikayetlerin», müvekkili tarafından yayından kaldırılmasının, tüketicilerin «ifade özgürlüklerinin» «kısıtlanmasına» sebebiyet vereceğini, Yargıtay kararlarından da davacının müvekkili şirkete ihtarname göndermesinin «haksız rekabetin» varlığına vücut vermediğini, ayrıca davacının müvekkili şirkete göndermiş olduğu ihtarnamenin dava dosyasına süresinde sunulmadığını, bu delilin hükme esas alınmaması gerekirken Mahkemece yine Kanun aykırı davranılarak ihtarnamenin hükme esas alındığını, İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli duruşmasında delillerini sunmak üzere taraflara 2 haftalık «kesin süre» verildiğini, davacı tarafından bu süre içinde UYAP üzerinden dosyaya sunulan, 22.06.2017 tarihli delil dilekçesi ve ekleri incelendiğinde; bahsi geçen ihtarnamenin dosyaya sunulmamış olduğunu, kendilerine verilen süre içerisinde ihtarnameyi dosyaya sunmayan davacı tarafın, HMK madde 140/5. uyarınca ihtarname delilinden vazgeçmiş sayılacağını, 19.12.2017 tarihli duruşmada verilen sürenin yasaya aykırı olduğunu, Şikayetvar platformunun, ne haklarında yazılan şikayete itiraz eden firmalardan, ne şikayetin kaldırılması talebinde bulunan firmalardan ne de şikayetin altında cevap metnini yayınlatmak isteyen firmalardan para talebinde bulunmadığını, verilen tüm bu hizmetlerin üye olsun ya da olmasın, tüm firmalar için ücretsiz ve sınırsız olduğunu, şikayetvar platformunun üye firmalardan aldığı ücretin, kendileri için aylık, dönemlik ve yıllık şikayet endekslerine ve haklarında yapılan şikayetlerin raporlamasına yönelik verilen hizmetin karşılığı olduğunu, örnek olarak sunulan delillerin, üye olmayan, dolayısıyla da hiç bir ücret ödemedikleri halde cevap haklarını kullanmak isteyen firmaların müvekkili firmaya kolaylıkla başvurarak bu haklarını kullanabildiklerinin somut kanıtları olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren ve belki de rakip firma olarak nitelendirilebilecek daha pek çok firma hakkında da şikayet bulunduğunu ve üye olmayan firmaların cevap hakkının yanında şikayetin kaldırılması talebinin de bulunduğunu bu sebeplerle yapılacak «istinaf incelemesi» neticesinde kararın kaldırılarak, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · hükmün kesinleşmesi · teamül · delil tespiti · hakkaniyet · kesin süre · istinaf incelemesi · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaNoterliği'nin 01 Temmuz 2015 tarihli ve 05062 yevmiye numaralı «ihtarnamesini» göndermesine rağmen içeriğin kaldırılmadığı, 5651 sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcılara da sorumluluk yüklendiği, davacının usulüne uygun «ihtarına» rağmen davacıya ait markanın içerikten çıkartılmadığı, davalıya ait internet sitesinde yer alan ifadelerde davacının markasının açıkça belirtilerek, ürünleriyle ilgili «olumsuz» «şikayetlerin» yapıldığı, sitedeki ibarelerin, «ticari teamül» dışında kalan incitici ve «kötüleyici» nitelikte olduğu anlaşılmakla, «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» gerçekleştiği sonucuna varılarak, davacının markasının tanınmış marka olması, tecavüzün niteliği ve devam ettiği süre, yapılan yayının içeriği de dikkate tahsiliyle 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya ait ... markasını https://www.sikayetvar.com/... alan adında izinsiz ve haksız olarak kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinin ve site içeriğinde davacının ürün ve hizmetlerini kötüleyen yazılara yer vermek suretiyle haksız rekabette bulunduğunun tespitine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ine, davalıya ait https://www.sikayetvar.com/... sitesinin alan adından ve içeriğinden davacıya ait ... markasının ve davalının mal ve hizmetlerini küçük düşürücü ve «ticari itibarını zedeleyici» yazıların çıkartılmasına ve kaldırılmasına, davacının, manevi zararına karşılık 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin reddine, «hükmün kesinleşmesinden» sonra «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan bir gazetede «ilanına», davacının fazlaya ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… 018/5088 K. sayılı ve 10.09.2018 tarihli emsal nitelikteki kararı ile davanın reddi yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiğini, davacının «ihtarnamesinde» belirttiği «şikayetlerin», müvekkili tarafından yayından kaldırılmasının, tüketicilerin «ifade özgürlüklerinin» «kısıtlanmasına» sebebiyet vereceğini, Yargıtay kararlarından da davacının müvekkili şirkete ihtarname göndermesinin «haksız rekabetin» varlığına vücut vermediğini, ayrıca davacının müvekkili şirkete göndermiş olduğu ihtarnamenin dava dosyasına süresinde sunulmadığını, bu delilin hükme esas alınmaması gerekirken Mahkemece yine Kanun aykırı davranılarak ihtarnamenin hükme esas alındığını, İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli duruşmasında delillerini sunmak üzere taraflara 2 haftalık «kesin süre» verildiğini, davacı tarafından bu süre içinde UYAP üzerinden dosyaya sunulan, 22.06.2017 tarihli delil dilekçesi ve ekleri incelendiğinde; bahsi geçen ihtarnamenin dosyaya sunulmamış olduğunu, kendilerine verilen süre içerisinde ihtarnameyi dosyaya sunmayan davacı tarafın, HMK madde 140/5. uyarınca ihtarname delilinden vazgeçmiş sayılacağını, 19.12.2017 tarihli duruşmada verilen sürenin yasaya aykırı olduğunu, Şikayetvar platformunun, ne haklarında yazılan şikayete itiraz eden firmalardan, ne şikayetin kaldırılması talebinde bulunan firmalardan ne de şikayetin altında cevap metnini yayınlatmak isteyen firmalardan para talebinde bulunmadığını, verilen tüm bu hizmetlerin üye olsun ya da olmasın, tüm firmalar için ücretsiz ve sınırsız olduğunu, şikayetvar platformunun üye firmalardan aldığı ücretin, kendileri için aylık, dönemlik ve yıllık şikayet endekslerine ve haklarında yapılan şikayetlerin raporlamasına yönelik verilen hizmetin karşılığı olduğunu, örnek olarak sunulan delillerin, üye olmayan, dolayısıyla da hiç bir ücret ödemedikleri halde cevap haklarını kullanmak isteyen firmaların müvekkili firmaya kolaylıkla başvurarak bu haklarını kullanabildiklerinin somut kanıtları olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren ve belki de rakip firma olarak nitelendirilebilecek daha pek çok firma hakkında da şikayet bulunduğunu ve üye olmayan firmaların cevap hakkının yanında şikayetin kaldırılması talebinin de bulunduğunu bu sebeplerle yapılacak «istinaf incelemesi» neticesinde kararın kaldırılarak, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… bilirkişi raporunda müvekkilinin dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı KHK ve 6967 sayılı Kanun kapsamında markasal kullanım kapsamında olmadığı ve bu sebeple «marka hakkına tecavüz» unsurlarının oluşmadığının, müvekkiline ait internet sitesindeki içeriklerin; markayı «kötüleme», aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, «ticari itibarı zedeleme» amacı taşımadığından ve beyanların doğruluğunun tespiti için yayınlanmadan önce «şikayet» yazan tüketicilerin cep telefonuna gönderilen SMS ile doğrulama sistemi bulunduğundan «haksız rekabet» hallerinin mevcut olmadığının, 5651 sayılı yasa kapsamında müvekkilin yer sağlayıcı olduğu, içeriği kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığı ve ilgili Kanun'un 9 uncu maddesinde belirtilen yer sağlayıcıya bildirimde bulunma şartının yerine getirildiğine dair somut bir delil bulunmadığı sebebiyle müvekkilin sorumlu tutulamayacağının, davalı tarafın somut olarak uyarıldığına dair bir «delilin tespit» edilememiş olması sebebiyle; 9 uncu maddede belirtilen bildirim şartının yerine getirilmemiş olduğu ve davalının sorumluluk şartlarının oluşmadığının ve müvekkilin …
… tvar.com” internet sitesindeki kullanımlarının KHK kapsamında “markasal” nitelikte kullanımlardan olmadığı, “www.sikayetvar.com” internet sitesinde davacıya yönelik «şikayet» ve eleştirilere karşı davacının etkili bir savunma yapabilmek için ücret karşılığı kurumsal üyeliğe zorlanması ve kurumsal üye olan firmalara üye olmayan firmalardan avantajlı imkanlar sunulmasının 6102 sayılı TTK’nın 54. ve 55. maddeleri kapsamında «haksız rekabete» neden olacağı, mahkemenin yaptığı değerlendirmenin marka hakkına yönelik olarak verilen kararda usul ve yasaya aykırı olduğu, markasal kullanım sebebiyle açılan davanın yerinde olmadığı, haksız rekabet «sebebine» dayalı olarak davacı vekilinin istemlerinin kabulünün gerektiği, her ne kadar davalı vekilince, müvekkilinin firmaları üyeliğe zorlamadığı ve ücretsiz cevap hakkının tanındığı bildirilmişse de, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunun tespitlerinin bulunduğu, üye olmayan işletmeler hakkındaki şikayetlerin doğrudan yayımlanması suretiyle, müşteriler nezdinde hemen o anda «olumsuz» kanaatin oluşmasına neden olunduğu halde, üye iş yerleri için şikayete cevap verme zamanı konusunda bir eşitsizliğin yaratıldığı, böylelikle üye olmayan iş yerleri aleyhine daha başlangıçta, sonradan tersine çevirebilmenin çok zor olacağı olumsuz bir kanaat oluştuğu, sonradan telafisi imkansız ve haksız bir menfaat sağlayan ve rakipler arasındaki ilişkileri etkileyen, aldatıcı veya «dürüstlük kuralına» aykırı bir uygulama olduğunun açık bulunduğu, bu durumun da TTK'nın 54 üncü maddesi uyarınca "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişki …
-
Marka tecavüzü | Haksız rekabetin tespiti | Tecavüzün men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2560 E. 2023/6460 K.
Ortak:ticari itibar · kısıtlılık · şikayet · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." isimli internet sitesinin, içerik üreticisi olmayıp yer sağlayıcı konumunda olduğunu, şirketler hakkında «şikayet» yazan değil, tüketiciler tarafından yazılan şikayetleri barındıran bir site olduğunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un (5651 sayılı Kanun) 5. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını, davacı tarafın «marka hakkına tecavüz» iddialarının daha önce de bazı şirketler tarafından dava konusu edildiğini ancak benzer nitelikte açılan diğer tüm davalarda ve Yargıtay kararlarında bu kullanımın "dürüst kullanım ilkesi" (fair use) çerçevesinde gerçekleştiği ve ticari maksatlı kullanım olmadığından izne gerek bulunmadığının hüküm altına alındığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için «üçüncü kişiler» tarafından marka sahibi adına tescilli markanın markasal anlamda kullanılıyor olması gerektiğini, davalı tarafın dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK) kapsamında markasal kullanım olmayacağını ve bu sebeple marka hakkına tecavüz unsurlarının oluşmadığını, www.....com adlı internet sitesinde tüketiciler tarafından oluşturulan içeriğin; markayı «kötüleme», aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, «ticari itibarı zedeleme» amacı taşımadığını, sistem gereği rastgele şikâyet oluşturmanın engellenmiş olduğunu, bu haliyle «haksız rekabet» hallerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafın kendilerine ait marka hakkında yazılan şikayetlerin yayınlandığı sayfalarda rakip şirketlerin reklamlarının yayınla …
… li markasını izinsiz kullandığını, markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığını bunu yaparken, yorumların doğruluğunu araştırmadığını, «şikayetlere» cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiğini, davacının cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin ve müvekkili hakkında şikayetlerin yazıldığı sayfadaki reklamların «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildiklerine, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesi …
… nu ve bu internet sitesinde www.....com/...-okulları adresiyle bir sayfa açılarak müvekkilinin markasının izinsiz kullanıldığını, ayrıca davalının davacı hakkındaki «şikayetleri» toplamaya yetkiliymiş gibi davacının markası hakkındaki şikayetleri toplamaya başladığını ve davacı hakkında kötü yorumlara yer verdiğini, yine müvekkili hakkındaki şikayetlerin olduğu sayfada farklı eğitim kurumlarının reklamlarına da yer verildiğini, davalı şirketin benzer faaliyetleri nedeniyle açılan pek çok davada aleyhine kararlar verildiğini, davalının bu eylemlerinin marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» niteliğinde olduğunu ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına haksız tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, söz konusu tecavüzlerin durdurulmasına …
Benzer bu kararda… miye nolu e-tespit tutanakları ile tespit edilen şikâyetlerin tamamına, ayrıca mağduriyeti giderilen bazı tüketicilerin teşekkürlerine yer verildiği, sayfada ayrıca «şikayet» ve teşekkür sayısına, memnuniyet oranlarına ve şikayetlerin görüntülenme sayılarına ilişkin istatistiki bilgilerin bulunduğu, 6769 sayılı Sınai Mükiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 ve 29 uncu maddeleri kapsamında «marka hakkına tecavüz» fiilinden söz edebilmek için dava konusu kullanımın ticari süreçte ve markasal kullanım niteliğinde olması gerektiği, markasal kullanımın, ayırt edici fonksiyona sahip bir işaretin, işareti «taşıyan» mal ve/veya hizmetleri piyasada benzer nitelikteki diğer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlayacak şekilde kullanım olduğu, davalı internet sitesinde kullanılan “...” marka ve logosunun davacı adına 2015/87756 sayı ile 35, 39, 41 ve 45. sınıflarda tescilli olan marka ve logonun aynısı olduğu, davacı markasının kullanıldığı “www.....com” internet sitesinin Türkiye’de faaliyet gösteren yerli ve yabancı menşeli çok sayıda markalı ürüne ilişkin tüketicilerin şikayet ya da memnuniyetlerini bildirdiği online bir platform olarak faaliyet gösterdiği, bu platformda, platforma üye olan tüketicilerin şikayet ve görüşlerini bildirmek istedikleri her bir marka için bir sayfa (arayüz) oluşturulduğu, bu sayfada markaların logolarıyla birlikte sunulduğu, platforma üye olan tüketicilerin de bu marka ile ilgili şikayet ya da beğenilerini paylaşabildiği, ayrıca, her bir marka için müşterilerinin şikayet ve teşekkür sayıları ile memnuniyet düzeyini gösteren bir istatistik yayımlandığı, platform üzerinden herhangi bir ürün ya da hizmet satışı yapılmadığı, marka altında bir ürünün reklam, tanıtım ya da pazarlamasının yapılmadığı, markanın sahibi ya da menşei hakkında yanıltıcı nitelikte bir bilgi paylaşımının da bulunmadığı, platformdaki davacı markasının kullanımın, markanın temel fonksiyonu olan “mal ya da hizmetleri piyasadaki diğer benzerlerinden ayırt etme” fonksiyonunu icra etmek için olmadığı, “www.....com” internet sitesindeki kullanımların 6769 sayılı Kanun ile düzenlenen “ticaret alanında” ve “markasal” nitelikte bir kullanım olmadığı, dolayısıyla davacı markasının “www.....com” internet sitesindeki kullanımların 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi kapsamında sayılan kullanımlardan olmadığı 29 uncu madde kapsamında da değerlendirilemeyeceği, davacı delilleri arasında yer alan ve davalı «temsilcisi» tarafından davacıya gönderildiği anlaşılan 28.12.2018 tarihli ve “Kurumsal Üyelik Teklifi Hakkında / ...” konulu e-postaya göre davacıya ücretli kurumsal üyelik teklifi yapıldığı, bu teklife göre şikayet sayısına göre bir yıllık üyelik ücreti belirlendiği, kurumsal üyelere şikayet eden kişilerin iletişim bilgilerinin tamamını görüntüleyebilme, şikayetlere kendi panelleri üzerinden cevap verebilme, şikayetlerin yayıma alınmadan önce kendilerine iletilmesi gibi üyeliğe dayalı birtakım avantajlar sunulduğu, “www.....com” platformunda davacıya yönelik şikayetlerin davacı şirketten hizmet almayı düşünen tüketicilerin tercihlerini doğrudan etkileyeceği ve davacı ... rekabet yarışında rakiplerinin gerisinde bırakacağı, şikayete konu iddiaların doğruluğu araştırılmadan ve teyit edilmeden üye olan her kullanıcı tarafından markalar hakkında her türlü şikayete imkan sağlanmasına rağmen, suçlama niteliğindeki bahse konu şikayetlere etkili cevap verebilmek için kurumsal üyelik yoluyla davacı şirketten ücret talep edilmesinin davacının cevap hakkını «kısıtlayıcı» nitelikte bir uygulama olduğu, “www.....com”da yayımlanan şikâyetlerin doğru olduğu ve aldatıcı olmadığının kabulü halinde dahi, davalının şikâyetin yayımlanması aşamasında kurumsal üyelerine farklı davranmasının kurumsal üyeler yönünden bir rekabet avantajı sağlarken kurumsal üye olmayan firmaları rekabette geriye düşüreceği ve bu firmalar yönünden haksızlığa sebep olacağı, dava konusu web sitesindeki bu ayrımcı davranış modelinin kurumsal olmayan üyeleri istese de istemese de kurumsal üyesi olmaya zorladığı, bu tür bir davranışın «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, şikâyete maruz kalan firmaların etkili bir savunma yapabilmek için ücret karşılığı kurumsal üyeliğe zorlanmalarının «haksız rekabete» neden olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, www.....com adlı inte …
… lerin “www.....com” internet sitesinde izinsiz olarak kullanıldığını, “...” markasına alan adı olarak da yer verildiğini, “www.....com” internet sitesinde, tüketici «şikayetlerinin» tüketicinin kimlik bilgileri gösterilmeden yayımlandığını, hakkında şikayet yazılan her marka için “www.....com” alan adı uzantılı ayrı bir alan adı oluşturulduğunu, oluşturulan bu sayfada o markaya ait isim, logo ve görsellerin, bazen tanıtım yazılarının yer aldığını, markalar şikayetlere cevap vermek istediklerinde platforma yıllık üyelik ücreti ödemek suretiyle üye olmak zorunda kaldıklarını, davalı şirketin üyelik ücreti talebinin «haksız rekabet» oluşturduğunu, müvekkillerine ait markanın ve görsellerinin “www.....com” platformundaki kullanımlarının markasal kullanım olduğunu ve müvekkillerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalı şirketin uygulamalarının davacının «ticari itibarı» ile marka itibarının zarar görmesine yol açtığı gibi müvekkili ve rakipleri arasında haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek davalının “...” markasına yönelik …
2.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, yazılan «şikayete» cevap verme, şikayetçilerin iletişim bilgilerine erişme ve şikayetlerin kaldırılmasına itiraz edebilme hususlarında üye olan firmalar ile üye olmayan firmalar arasında hiç bir ayrım bulunmadığını, benzer nitelikteki davalarda alınan bilirkişi raporlarında davalı şirketin cevap hakkı için üyelik aramadığının belirtildiğini, ayrıca, tüm şikayetlerin yazılır yazılmaz tüm firmalara, üye olup olmadıklarına bakılmaksızın e-posta yoluyla bildirildiğini, tüm firmaların bir günlük süre zarfında tüketicisine ulaşmak suretiyle şikayeti çözüme kavuşturma ve şikayet yayınlanmadan müşterisine kaldırtabilme imkanına sahip olduğunu, bu hususun mahallinde yapılacak teknik «bilirkişi incelemesi» ile tespit edilebileceğini ancak bu incelemenin yapılmadığını, davacının, şikayet yazanların iletişim bilgisi talebinde bulunduğunu dosyaya «ibraz» etmediğini, cevap hakkını kullanmak istediği yönündeki bir yazışmayı veyahut herhangi bir belgeyi de ibraz etmediğini, bu konudaki iddiasını kanıtlayamadığını, müvekkili firmaya şikayet altında yayınlanması amacıyla tek bir cevap metni göndermeyen davacının, sonrasında üye olmadıkları için cevap haklarının «kısıtlandığı» iddiasıyla iş bu davayı ikamelerinin iyi niyetli olmadığını, müvekkili firmanın sitesine üye olmadığı halde cevap metni göndererek yayınlatan ve iletişim bilgilerine erişen onlarca firma bulunduğunu, şikayetvar.com'a üye olmayan firmaların da şikayet edenlerin bilgilerine erişebildiğini ve redaktör sürecinde şikayetçilerine ulaşarak şikayetleri yayınlanmadan çözüme kavuşturma ve müşterilerini ikna etmek suretiyle şikayetleri kaldırtma imkanına sahip olduklarını, derecattan geçen bir kısım davalarda müvekkili eyleminin «haksız rekabet» oluşturmadığı yönünde kararlar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının aleyhe olan hususlar açısından kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dürüstlük kuralı · bilirkişi incelemesi · taşıyan · dahili dava · ibraz · temsil
Benzer bu kararda… miye nolu e-tespit tutanakları ile tespit edilen şikâyetlerin tamamına, ayrıca mağduriyeti giderilen bazı tüketicilerin teşekkürlerine yer verildiği, sayfada ayrıca «şikayet» ve teşekkür sayısına, memnuniyet oranlarına ve şikayetlerin görüntülenme sayılarına ilişkin istatistiki bilgilerin bulunduğu, 6769 sayılı Sınai Mükiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 ve 29 uncu maddeleri kapsamında «marka hakkına tecavüz» fiilinden söz edebilmek için dava konusu kullanımın ticari süreçte ve markasal kullanım niteliğinde olması gerektiği, markasal kullanımın, ayırt edici fonksiyona sahip bir işaretin, işareti «taşıyan» mal ve/veya hizmetleri piyasada benzer nitelikteki diğer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlayacak şekilde kullanım olduğu, davalı internet sitesinde kullanılan “...” marka ve logosunun davacı adına 2015/87756 sayı ile 35, 39, 41 ve 45. sınıflarda tescilli olan marka ve logonun aynısı olduğu, davacı markasının kullanıldığı “www.....com” internet sitesinin Türkiye’de faaliyet gösteren yerli ve yabancı menşeli çok sayıda markalı ürüne ilişkin tüketicilerin şikayet ya da memnuniyetlerini bildirdiği online bir platform olarak faaliyet gösterdiği, bu platformda, platforma üye olan tüketicilerin şikayet ve görüşlerini bildirmek istedikleri her bir marka için bir sayfa (arayüz) oluşturulduğu, bu sayfada markaların logolarıyla birlikte sunulduğu, platforma üye olan tüketicilerin de bu marka ile ilgili şikayet ya da beğenilerini paylaşabildiği, ayrıca, her bir marka için müşterilerinin şikayet ve teşekkür sayıları ile memnuniyet düzeyini gösteren bir istatistik yayımlandığı, platform üzerinden herhangi bir ürün ya da hizmet satışı yapılmadığı, marka altında bir ürünün reklam, tanıtım ya da pazarlamasının yapılmadığı, markanın sahibi ya da menşei hakkında yanıltıcı nitelikte bir bilgi paylaşımının da bulunmadığı, platformdaki davacı markasının kullanımın, markanın temel fonksiyonu olan “mal ya da hizmetleri piyasadaki diğer benzerlerinden ayırt etme” fonksiyonunu icra etmek için olmadığı, “www.....com” internet sitesindeki kullanımların 6769 sayılı Kanun ile düzenlenen “ticaret alanında” ve “markasal” nitelikte bir kullanım olmadığı, dolayısıyla davacı markasının “www.....com” internet sitesindeki kullanımların 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi kapsamında sayılan kullanımlardan olmadığı 29 uncu madde kapsamında da değerlendirilemeyeceği, davacı delilleri arasında yer alan ve davalı «temsilcisi» tarafından davacıya gönderildiği anlaşılan 28.12.2018 tarihli ve “Kurumsal Üyelik Teklifi Hakkında / ...” konulu e-postaya göre davacıya ücretli kurumsal üyelik teklifi yapıldığı, bu teklife göre şikayet sayısına göre bir yıllık üyelik ücreti belirlendiği, kurumsal üyelere şikayet eden kişilerin iletişim bilgilerinin tamamını görüntüleyebilme, şikayetlere kendi panelleri üzerinden cevap verebilme, şikayetlerin yayıma alınmadan önce kendilerine iletilmesi gibi üyeliğe dayalı birtakım avantajlar sunulduğu, “www.....com” platformunda davacıya yönelik şikayetlerin davacı şirketten hizmet almayı düşünen tüketicilerin tercihlerini doğrudan etkileyeceği ve davacı ... rekabet yarışında rakiplerinin gerisinde bırakacağı, şikayete konu iddiaların doğruluğu araştırılmadan ve teyit edilmeden üye olan her kullanıcı tarafından markalar hakkında her türlü şikayete imkan sağlanmasına rağmen, suçlama niteliğindeki bahse konu şikayetlere etkili cevap verebilmek için kurumsal üyelik yoluyla davacı şirketten ücret talep edilmesinin davacının cevap hakkını «kısıtlayıcı» nitelikte bir uygulama olduğu, “www.....com”da yayımlanan şikâyetlerin doğru olduğu ve aldatıcı olmadığının kabulü halinde dahi, davalının şikâyetin yayımlanması aşamasında kurumsal üyelerine farklı davranmasının kurumsal üyeler yönünden bir rekabet avantajı sağlarken kurumsal üye olmayan firmaları rekabette geriye düşüreceği ve bu firmalar yönünden haksızlığa sebep olacağı, dava konusu web sitesindeki bu ayrımcı davranış modelinin kurumsal olmayan üyeleri istese de istemese de kurumsal üyesi olmaya zorladığı, bu tür bir davranışın «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, şikâyete maruz kalan firmaların etkili bir savunma yapabilmek için ücret karşılığı kurumsal üyeliğe zorlanmalarının «haksız rekabete» neden olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, www.....com adlı inte …
2.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, yazılan «şikayete» cevap verme, şikayetçilerin iletişim bilgilerine erişme ve şikayetlerin kaldırılmasına itiraz edebilme hususlarında üye olan firmalar ile üye olmayan firmalar arasında hiç bir ayrım bulunmadığını, benzer nitelikteki davalarda alınan bilirkişi raporlarında davalı şirketin cevap hakkı için üyelik aramadığının belirtildiğini, ayrıca, tüm şikayetlerin yazılır yazılmaz tüm firmalara, üye olup olmadıklarına bakılmaksızın e-posta yoluyla bildirildiğini, tüm firmaların bir günlük süre zarfında tüketicisine ulaşmak suretiyle şikayeti çözüme kavuşturma ve şikayet yayınlanmadan müşterisine kaldırtabilme imkanına sahip olduğunu, bu hususun mahallinde yapılacak teknik «bilirkişi incelemesi» ile tespit edilebileceğini ancak bu incelemenin yapılmadığını, davacının, şikayet yazanların iletişim bilgisi talebinde bulunduğunu dosyaya «ibraz» etmediğini, cevap hakkını kullanmak istediği yönündeki bir yazışmayı veyahut herhangi bir belgeyi de ibraz etmediğini, bu konudaki iddiasını kanıtlayamadığını, müvekkili firmaya şikayet altında yayınlanması amacıyla tek bir cevap metni göndermeyen davacının, sonrasında üye olmadıkları için cevap haklarının «kısıtlandığı» iddiasıyla iş bu davayı ikamelerinin iyi niyetli olmadığını, müvekkili firmanın sitesine üye olmadığı halde cevap metni göndererek yayınlatan ve iletişim bilgilerine erişen onlarca firma bulunduğunu, şikayetvar.com'a üye olmayan firmaların da şikayet edenlerin bilgilerine erişebildiğini ve redaktör sürecinde şikayetçilerine ulaşarak şikayetleri yayınlanmadan çözüme kavuşturma ve müşterilerini ikna etmek suretiyle şikayetleri kaldırtma imkanına sahip olduklarını, derecattan geçen bir kısım davalarda müvekkili eyleminin «haksız rekabet» oluşturmadığı yönünde kararlar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının aleyhe olan hususlar açısından kaldırılmasını istemiştir.
… ine ait markayı, markanın logosunu ve görsellerini, kendiliğinden, müvekkilinin hiçbir şekilde izni ve bilgisi olmadan internet sitesinde yayınladığını, dava konusu «haksız rekabet» eylemini markadan bağımsız düşünülemeyeceğini, davalı şirketin internet sitesinde yarattığı uygulama ile haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilirken, müvekkilinin izni ve bilgisi dışında markası ile «dahil» edildiği bu sistemde «marka hakkına tecavüz» olmadığının kabulünün doğru olmadığını, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi anlamında kullanım ile markaya tecavüz edildiğini, www... …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6592 E. , 2025/4126 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/299 Esas, 2024/1683 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/13 E., 2021/206 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “... Eğitim Kurumları” markasının 2015/... tescil numarası ile TÜRKPATENT nezdinde tescilli olduğunu, “... Okulları” ismiyle bir işletme kurduğunu, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde eğitim ve öğretim hizmeti yürüttüğünü, davalı şirketin ise www.....com isimli internet sitesinin sahibi olduğunu ve bu internet sitesinde www.....com/...-okulları adresiyle bir sayfa açılarak müvekkilinin markasının izinsiz kullanıldığını, ayrıca davalının davacı hakkındaki şikayetleri toplamaya yetkiliymiş gibi davacının markası hakkındaki şikayetleri toplamaya başladığını ve davacı hakkında kötü yorumlara yer verdiğini, yine müvekkili hakkındaki şikayetlerin olduğu sayfada farklı eğitim kurumlarının reklamlarına da yer verildiğini, davalı şirketin benzer faaliyetleri nedeniyle açılan pek çok davada aleyhine kararlar verildiğini, davalının bu eylemlerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına haksız tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, söz konusu tecavüzlerin durdurulmasına ve sonlandırılmasına, oluşan manevi zararın tazmini için müvekkili lehine 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve söz konusu kararın ilânına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." isimli internet sitesinin, içerik üreticisi olmayıp yer sağlayıcı konumunda olduğunu, şirketler hakkında şikayet yazan değil, tüketiciler tarafından yazılan şikayetleri barındıran bir site olduğunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un (5651 sayılı Kanun) 5. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını, davacı tarafın marka hakkına tecavüz iddialarının daha önce de bazı şirketler tarafından dava konusu edildiğini ancak benzer nitelikte açılan diğer tüm davalarda ve Yargıtay kararlarında bu kullanımın "dürüst kullanım ilkesi" (fair use) çerçevesinde gerçekleştiği ve ticari maksatlı kullanım olmadığından izne gerek bulunmadığının hüküm altına alındığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için üçüncü kişiler tarafından marka sahibi adına tescilli markanın markasal anlamda kullanılıyor olması gerektiğini, davalı tarafın dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK) kapsamında markasal kullanım olmayacağını ve bu sebeple marka hakkına tecavüz unsurlarının oluşmadığını, www.....com adlı internet sitesinde tüketiciler tarafından oluşturulan içeriğin;
markayı kötüleme, aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, ticari itibarı zedeleme amacı taşımadığını, sistem gereği rastgele şikâyet oluşturmanın engellenmiş olduğunu, bu haliyle haksız rekabet hallerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafın kendilerine ait marka hakkında yazılan şikayetlerin yayınlandığı sayfalarda rakip şirketlerin reklamlarının yayınlandığına dair iddiasının gerçeği yansıtmadığını, www.....com sitesinde Google reklamları yayınlandığından dolayı Google’ın Görüntülü Reklam Ağı içerisinde olduğunu, davacıya ait şikayetlerin yayınlandığı sayfaların ekran görüntüleri incelendiğinde sektörü bile farklı olan "..." gibi markaların reklamlarının da gösterildiğini, üye olsun ya da olmasın yazılan şikayetin her şirkete derhal bildirildiğini ancak yayına alınmadığını, içerisinde yer alması muhtemel ahlaka mugayir ifadeler açısından kontrol edilmek üzere redaktöre gönderildiğini, şikayet yayınlanmadan müşterisine ulaşma, sorunu çözüme kavuşturma ve şikayeti yayınlanmadan kaldırtma imkanının her şirkete sunulduğunu, Birleşik Markalar Derneği tarafından davalı şirket hakkında yapılan başvuruyu inceleyen Ticaret Bakanlığı'nın 14.07.2020 tarihinde 299 sayılı kararda davalı lehinde tespit yaptığını, davacı şirket hakkında yazılan her şikayetin kendilerine derhal bildirildiğini, şikayetlerin müvekkili tarafından yazılmış olabileceği imasında bulunulduğunu ve bu iddianın gerçek dışı olduğunu, şikayet oluşturulurken şahıstan gerçek bir telefon numarası girmesinin istendiğini ve bu numaranın doğrulama kodu ile teyit edildiğini, cevap hakkını kullanmak isteyen işletmelerin ücretli üyeliğe zorlandığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/11 E. 2020/181 K. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre "...Davacı şirket hakkında yapılan şikayetlere, şirket olarak cevap vermek için ücretli bir üyeliğe ihtiyacın olmadığı anlaşılmaktadır...” şeklinde tespit yapıldığını, ...'te yer alan bir takım dedikoduların örnek gösterilerek davaya dayanak yapılmaya çalışıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, Davacının tescilli "... EĞİTİM KURUMLARI" markası ile özel okul işlettiği ve bu okullarla ilgili öğrenci velilerinin şikayetlerini dile getirmek için gönderdikleri şikayetlerin davalıya ait ve bu amaçla kurulmuş olan www.....com alan adlı internet sitesinde yayınlandıkları, ancak şikayetler yayınlandıktan sonra ücretli üye olmayan gerçek ve tüzel kişilere bildirim yapılarak çözümlemelerin yayınlandığı, üye olup olmamasına bakılmaksızın şikayetle ilgili beyanda bulunması halinde açıklamalarına internet sitesinde yer verildiği veya şikayetin kaldırıldığı, davacının bu konuda bir girişimde bulunduğu halde gereğinin yapılmadığını kanıtlayamadığı, davalının internet sitesinin tüketicilerin almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerini belirttikleri bir platform olduğu, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesinin zorunluluk arz ettiği, bu şekliyle markalar kullanılmadan anılan sitenin fonksiyonunu icra etmesinin mümkün bulunmadığı, davalının yer sağlayıcı olması nedeniyle bu şikayetlerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, davacıya ait "...
EĞİTİM KURUMLARI" markası ve logosunun kullanımının SMK'nın 7/2-a hükmü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve davalının sitesindeki bu kullanımın davacının markalarından doğan haklara tecavüz olarak kabul edilemeyeceği, farklı alanlarda faaliyet gösteren davalının sitesindeki beyanların ve fiillerinin davacı ile haksız rekabet yaratmadığı, davalının ayrıca davacıya ücretsiz cevap hakkı da verdiği, sayfalarda çıkan reklamların Google isimli arama motorunun reklam algoritmasından kaynakladığı, davalının bu reklamları kendisinin seçerek yayınlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalıya ait www.....com adlı internet sitesinin, tüketicilerin almış oldukları mal veya hizmetler ile ilgili olumlu veya olumsuz fikirlerini ifade ettikleri bir platform olduğu ve bu platform üzerinde tüketicilerin çeşitli markalı mal veya hizmetler hakkında marka ve şirket de belirtilmek suretiyle beyanlarda bulundukları, tüketicilerin marka veya şirket adı zikretmek suretiyle düşüncelerini açıklamalarının markasal kullanım olarak nitelendirilemeyeceği zira bu durumun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınmış olan "düşünce ifade özgürlüğü" hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve bu nedenle şikayetlerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığından içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının itiraz üzerine bazı şikayetleri kaldırdığı, öte yandan davalı yana ait sitede yer alan şikayet metinlerinin anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davacı, davalının müvekkili markasını izinsiz kullandığını, markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığını bunu yaparken, yorumların doğruluğunu araştırmadığını, şikayetlere cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiğini, davacının cevap hakkını kısıtlayan üyelik sisteminin ve müvekkili hakkında şikayetlerin yazıldığı sayfadaki reklamların haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildiklerine, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Davalının, kendisine ücret ödeyerek üye olan şirketlere verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkâna sahip olmaları haksız rekabet teşkil etmektedir. Zira, üye şirketler hakkındaki şikâyetler yayınlanmadan önce çözüm imkânı sağlanırken, üye olmayan şirketlere bu imkân verilmemekte, bu suretle davalı sitesine ücret ödeyerek üye olan şirketler yararına bir avantaj sağlanmaktadır. Davalının bu şekildeki eylemi, piyasadaki şirketleri davalı sitesine üye olmaya zorladığından, iyi niyetli ve ticari dürüstlüğe uygun bir eylem olarak kabulü mümkün değildir.
Tüm bu nedenlerle, davalının kendisine üye olan şirketlere verdiği öncelik hakkını, davacı şirkete vermemesinin haksız rekabet teşkil ettiği dikkate alınmaksızın davanın reddi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.06.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165217800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz