6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6592 E. 2025/4126 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ifade özgürlüğü ticari dürüstlük ticari itibarın zedelenmesi kötüleme ticari itibar kısıtlılık şikayet üçüncü kişi olumsuz oy marka hakkına tecavüz haksız rekabet fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi hmk 353(1)b-2 husumet

Atıf yapılan mevzuat: HMK · SMK — SMK 7

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/13 E., 2021/206 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “... Eğitim Kurumları” markasının 2015/... tescil numarası ile TÜRKPATENT nezdinde tescilli olduğunu, “... Okulları” ismiyle bir işletme kurduğunu, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde eğitim ve öğretim hizmeti yürüttüğünü, davalı şirketin ise www.....com isimli internet sitesinin sahibi olduğunu ve bu internet sitesinde www.....com/...-okulları adresiyle bir sayfa açılarak müvekkilinin markasının izinsiz kullanıldığını, ayrıca davalının davacı hakkındaki şikayetleri toplamaya yetkiliymiş gibi davacının markası hakkındaki şikayetleri toplamaya başladığını ve davacı hakkında kötü yorumlara yer verdiğini, yine müvekkili hakkındaki şikayetlerin olduğu sayfada farklı eğitim kurumlarının reklamlarına da yer verildiğini, davalı şirketin benzer faaliyetleri nedeniyle açılan pek çok davada aleyhine kararlar verildiğini, davalının bu eylemlerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına haksız tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, söz konusu tecavüzlerin durdurulmasına ve sonlandırılmasına, oluşan manevi zararın tazmini için müvekkili lehine 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve söz konusu kararın ilânına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." isimli internet sitesinin, içerik üreticisi olmayıp yer sağlayıcı konumunda olduğunu, şirketler hakkında şikayet yazan değil, tüketiciler tarafından yazılan şikayetleri barındıran bir site olduğunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un (5651 sayılı Kanun) 5. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını, davacı tarafın marka hakkına tecavüz iddialarının daha önce de bazı şirketler tarafından dava konusu edildiğini ancak benzer nitelikte açılan diğer tüm davalarda ve Yargıtay kararlarında bu kullanımın "dürüst kullanım ilkesi" (fair use) çerçevesinde gerçekleştiği ve ticari maksatlı kullanım olmadığından izne gerek bulunmadığının hüküm altına alındığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için üçüncü kişiler tarafından marka sahibi adına tescilli markanın markasal anlamda kullanılıyor olması gerektiğini, davalı tarafın dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK) kapsamında markasal kullanım olmayacağını ve bu sebeple marka hakkına tecavüz unsurlarının oluşmadığını, www.....com adlı internet sitesinde tüketiciler tarafından oluşturulan içeriğin; markayı kötüleme, aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, ticari itibarı zedeleme amacı taşımadığını, sistem gereği rastgele şikâyet oluşturmanın engellenmiş olduğunu, bu haliyle haksız rekabet hallerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafın kendilerine ait marka hakkında yazılan şikayetlerin yayınlandığı sayfalarda rakip şirketlerin reklamlarının yayınlandığına dair iddiasının gerçeği yansıtmadığını, www.....com sitesinde Google reklamları yayınlandığından dolayı Google’ın Görüntülü Reklam Ağı içerisinde olduğunu, davacıya ait şikayetlerin yayınlandığı sayfaların ekran görüntüleri incelendiğinde sektörü bile farklı olan "..." gibi markaların reklamlarının da gösterildiğini, üye olsun ya da olmasın yazılan şikayetin her şirkete derhal bildirildiğini ancak yayına alınmadığını, içerisinde yer alması muhtemel ahlaka mugayir ifadeler açısından kontrol edilmek üzere redaktöre gönderildiğini, şikayet yayınlanmadan müşterisine ulaşma, sorunu çözüme kavuşturma ve şikayeti yayınlanmadan kaldırtma imkanının her şirkete sunulduğunu, Birleşik Markalar Derneği tarafından davalı şirket hakkında yapılan başvuruyu inceleyen Ticaret Bakanlığı'nın 14.07.2020 tarihinde 299 sayılı kararda davalı lehinde tespit yaptığını, davacı şirket hakkında yazılan her şikayetin kendilerine derhal bildirildiğini, şikayetlerin müvekkili tarafından yazılmış olabileceği imasında bulunulduğunu ve bu iddianın gerçek dışı olduğunu, şikayet oluşturulurken şahıstan gerçek bir telefon numarası girmesinin istendiğini ve bu numaranın doğrulama kodu ile teyit edildiğini, cevap hakkını kullanmak isteyen işletmelerin ücretli üyeliğe zorlandığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/11 E. 2020/181 K. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre "...Davacı şirket hakkında yapılan şikayetlere, şirket olarak cevap vermek için ücretli bir üyeliğe ihtiyacın olmadığı anlaşılmaktadır...” şeklinde tespit yapıldığını, ...'te yer alan bir takım dedikoduların örnek gösterilerek davaya dayanak yapılmaya çalışıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, Davacının tescilli "... EĞİTİM KURUMLARI" markası ile özel okul işlettiği ve bu okullarla ilgili öğrenci velilerinin şikayetlerini dile getirmek için gönderdikleri şikayetlerin davalıya ait ve bu amaçla kurulmuş olan www.....com alan adlı internet sitesinde yayınlandıkları, ancak şikayetler yayınlandıktan sonra ücretli üye olmayan gerçek ve tüzel kişilere bildirim yapılarak çözümlemelerin yayınlandığı, üye olup olmamasına bakılmaksızın şikayetle ilgili beyanda bulunması halinde açıklamalarına internet sitesinde yer verildiği veya şikayetin kaldırıldığı, davacının bu konuda bir girişimde bulunduğu halde gereğinin yapılmadığını kanıtlayamadığı, davalının internet sitesinin tüketicilerin almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerini belirttikleri bir platform olduğu, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesinin zorunluluk arz ettiği, bu şekliyle markalar kullanılmadan anılan sitenin fonksiyonunu icra etmesinin mümkün bulunmadığı, davalının yer sağlayıcı olması nedeniyle bu şikayetlerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, davacıya ait "... EĞİTİM KURUMLARI" markası ve logosunun kullanımının SMK'nın 7/2-a hükmü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve davalının sitesindeki bu kullanımın davacının markalarından doğan haklara tecavüz olarak kabul edilemeyeceği, farklı alanlarda faaliyet gösteren davalının sitesindeki beyanların ve fiillerinin davacı ile haksız rekabet yaratmadığı, davalının ayrıca davacıya ücretsiz cevap hakkı da verdiği, sayfalarda çıkan reklamların Google isimli arama motorunun reklam algoritmasından kaynakladığı, davalının bu reklamları kendisinin seçerek yayınlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalıya ait www.....com adlı internet sitesinin, tüketicilerin almış oldukları mal veya hizmetler ile ilgili olumlu veya olumsuz fikirlerini ifade ettikleri bir platform olduğu ve bu platform üzerinde tüketicilerin çeşitli markalı mal veya hizmetler hakkında marka ve şirket de belirtilmek suretiyle beyanlarda bulundukları, tüketicilerin marka veya şirket adı zikretmek suretiyle düşüncelerini açıklamalarının markasal kullanım olarak nitelendirilemeyeceği zira bu durumun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınmış olan "düşünce ifade özgürlüğü" hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve bu nedenle şikayetlerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığından içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının itiraz üzerine bazı şikayetleri kaldırdığı, öte yandan davalı yana ait sitede yer alan şikayet metinlerinin anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile manevi tazminat istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2. Davacı, davalının müvekkili markasını izinsiz kullandığını, markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığını bunu yaparken, yorumların doğruluğunu araştırmadığını, şikayetlere cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiğini, davacının cevap hakkını kısıtlayan üyelik sisteminin ve müvekkili hakkında şikayetlerin yazıldığı sayfadaki reklamların haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildiklerine, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Davalının, kendisine ücret ödeyerek üye olan şirketlere verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkâna sahip olmaları haksız rekabet teşkil etmektedir. Zira, üye şirketler hakkındaki şikâyetler yayınlanmadan önce çözüm imkânı sağlanırken, üye olmayan şirketlere bu imkân verilmemekte, bu suretle davalı sitesine ücret ödeyerek üye olan şirketler yararına bir avantaj sağlanmaktadır. Davalının bu şekildeki eylemi, piyasadaki şirketleri davalı sitesine üye olmaya zorladığından, iyi niyetli ve ticari dürüstlüğe uygun bir eylem olarak kabulü mümkün değildir.

Tüm bu nedenlerle, davalının kendisine üye olan şirketlere verdiği öncelik hakkını, davacı şirkete vermemesinin haksız rekabet teşkil ettiği dikkate alınmaksızın davanın reddi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1748 E. 2025/560 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka tecavüzü | Haksız rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2834 E. 2024/5484 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız rekabet tespiti ve men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1143 E. 2024/5415 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Ifade özgürlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7451 E. 2024/3328 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka tecavüzü | Haksız rekabetin tespiti | Tecavüzün men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2560 E. 2023/6460 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/6592 E.  ,  2025/4126 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/299 Esas, 2024/1683 Karar

HÜKÜM

Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2021/13 E., 2021/206 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “... Eğitim Kurumları” markasının 2015/... tescil numarası ile TÜRKPATENT nezdinde tescilli olduğunu, “... Okulları” ismiyle bir işletme kurduğunu, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde eğitim ve öğretim hizmeti yürüttüğünü, davalı şirketin ise www.....com isimli internet sitesinin sahibi olduğunu ve bu internet sitesinde www.....com/...-okulları adresiyle bir sayfa açılarak müvekkilinin markasının izinsiz kullanıldığını, ayrıca davalının davacı hakkındaki şikayetleri toplamaya yetkiliymiş gibi davacının markası hakkındaki şikayetleri toplamaya başladığını ve davacı hakkında kötü yorumlara yer verdiğini, yine müvekkili hakkındaki şikayetlerin olduğu sayfada farklı eğitim kurumlarının reklamlarına da yer verildiğini, davalı şirketin benzer faaliyetleri nedeniyle açılan pek çok davada aleyhine kararlar verildiğini, davalının bu eylemlerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına haksız tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, söz konusu tecavüzlerin durdurulmasına ve sonlandırılmasına, oluşan manevi zararın tazmini için müvekkili lehine 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve söz konusu kararın ilânına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." isimli internet sitesinin, içerik üreticisi olmayıp yer sağlayıcı konumunda olduğunu, şirketler hakkında şikayet yazan değil, tüketiciler tarafından yazılan şikayetleri barındıran bir site olduğunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un (5651 sayılı Kanun) 5. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını, davacı tarafın marka hakkına tecavüz iddialarının daha önce de bazı şirketler tarafından dava konusu edildiğini ancak benzer nitelikte açılan diğer tüm davalarda ve Yargıtay kararlarında bu kullanımın "dürüst kullanım ilkesi" (fair use) çerçevesinde gerçekleştiği ve ticari maksatlı kullanım olmadığından izne gerek bulunmadığının hüküm altına alındığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için üçüncü kişiler tarafından marka sahibi adına tescilli markanın markasal anlamda kullanılıyor olması gerektiğini, davalı tarafın dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK) kapsamında markasal kullanım olmayacağını ve bu sebeple marka hakkına tecavüz unsurlarının oluşmadığını, www.....com adlı internet sitesinde tüketiciler tarafından oluşturulan içeriğin;

markayı kötüleme, aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, ticari itibarı zedeleme amacı taşımadığını, sistem gereği rastgele şikâyet oluşturmanın engellenmiş olduğunu, bu haliyle haksız rekabet hallerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafın kendilerine ait marka hakkında yazılan şikayetlerin yayınlandığı sayfalarda rakip şirketlerin reklamlarının yayınlandığına dair iddiasının gerçeği yansıtmadığını, www.....com sitesinde Google reklamları yayınlandığından dolayı Google’ın Görüntülü Reklam Ağı içerisinde olduğunu, davacıya ait şikayetlerin yayınlandığı sayfaların ekran görüntüleri incelendiğinde sektörü bile farklı olan "..." gibi markaların reklamlarının da gösterildiğini, üye olsun ya da olmasın yazılan şikayetin her şirkete derhal bildirildiğini ancak yayına alınmadığını, içerisinde yer alması muhtemel ahlaka mugayir ifadeler açısından kontrol edilmek üzere redaktöre gönderildiğini, şikayet yayınlanmadan müşterisine ulaşma, sorunu çözüme kavuşturma ve şikayeti yayınlanmadan kaldırtma imkanının her şirkete sunulduğunu, Birleşik Markalar Derneği tarafından davalı şirket hakkında yapılan başvuruyu inceleyen Ticaret Bakanlığı'nın 14.07.2020 tarihinde 299 sayılı kararda davalı lehinde tespit yaptığını, davacı şirket hakkında yazılan her şikayetin kendilerine derhal bildirildiğini, şikayetlerin müvekkili tarafından yazılmış olabileceği imasında bulunulduğunu ve bu iddianın gerçek dışı olduğunu, şikayet oluşturulurken şahıstan gerçek bir telefon numarası girmesinin istendiğini ve bu numaranın doğrulama kodu ile teyit edildiğini, cevap hakkını kullanmak isteyen işletmelerin ücretli üyeliğe zorlandığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, ...

3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/11 E. 2020/181 K. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre "...Davacı şirket hakkında yapılan şikayetlere, şirket olarak cevap vermek için ücretli bir üyeliğe ihtiyacın olmadığı anlaşılmaktadır...” şeklinde tespit yapıldığını, ...'te yer alan bir takım dedikoduların örnek gösterilerek davaya dayanak yapılmaya çalışıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, Davacının tescilli "... EĞİTİM KURUMLARI" markası ile özel okul işlettiği ve bu okullarla ilgili öğrenci velilerinin şikayetlerini dile getirmek için gönderdikleri şikayetlerin davalıya ait ve bu amaçla kurulmuş olan www.....com alan adlı internet sitesinde yayınlandıkları, ancak şikayetler yayınlandıktan sonra ücretli üye olmayan gerçek ve tüzel kişilere bildirim yapılarak çözümlemelerin yayınlandığı, üye olup olmamasına bakılmaksızın şikayetle ilgili beyanda bulunması halinde açıklamalarına internet sitesinde yer verildiği veya şikayetin kaldırıldığı, davacının bu konuda bir girişimde bulunduğu halde gereğinin yapılmadığını kanıtlayamadığı, davalının internet sitesinin tüketicilerin almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerini belirttikleri bir platform olduğu, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesinin zorunluluk arz ettiği, bu şekliyle markalar kullanılmadan anılan sitenin fonksiyonunu icra etmesinin mümkün bulunmadığı, davalının yer sağlayıcı olması nedeniyle bu şikayetlerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, davacıya ait "...

EĞİTİM KURUMLARI" markası ve logosunun kullanımının SMK'nın 7/2-a hükmü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve davalının sitesindeki bu kullanımın davacının markalarından doğan haklara tecavüz olarak kabul edilemeyeceği, farklı alanlarda faaliyet gösteren davalının sitesindeki beyanların ve fiillerinin davacı ile haksız rekabet yaratmadığı, davalının ayrıca davacıya ücretsiz cevap hakkı da verdiği, sayfalarda çıkan reklamların Google isimli arama motorunun reklam algoritmasından kaynakladığı, davalının bu reklamları kendisinin seçerek yayınlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalıya ait www.....com adlı internet sitesinin, tüketicilerin almış oldukları mal veya hizmetler ile ilgili olumlu veya olumsuz fikirlerini ifade ettikleri bir platform olduğu ve bu platform üzerinde tüketicilerin çeşitli markalı mal veya hizmetler hakkında marka ve şirket de belirtilmek suretiyle beyanlarda bulundukları, tüketicilerin marka veya şirket adı zikretmek suretiyle düşüncelerini açıklamalarının markasal kullanım olarak nitelendirilemeyeceği zira bu durumun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınmış olan "düşünce ifade özgürlüğü" hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve bu nedenle şikayetlerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığından içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının itiraz üzerine bazı şikayetleri kaldırdığı, öte yandan davalı yana ait sitede yer alan şikayet metinlerinin anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile manevi tazminat istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2. Davacı, davalının müvekkili markasını izinsiz kullandığını, markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığını bunu yaparken, yorumların doğruluğunu araştırmadığını, şikayetlere cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiğini, davacının cevap hakkını kısıtlayan üyelik sisteminin ve müvekkili hakkında şikayetlerin yazıldığı sayfadaki reklamların haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildiklerine, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Davalının, kendisine ücret ödeyerek üye olan şirketlere verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkâna sahip olmaları haksız rekabet teşkil etmektedir. Zira, üye şirketler hakkındaki şikâyetler yayınlanmadan önce çözüm imkânı sağlanırken, üye olmayan şirketlere bu imkân verilmemekte, bu suretle davalı sitesine ücret ödeyerek üye olan şirketler yararına bir avantaj sağlanmaktadır. Davalının bu şekildeki eylemi, piyasadaki şirketleri davalı sitesine üye olmaya zorladığından, iyi niyetli ve ticari dürüstlüğe uygun bir eylem olarak kabulü mümkün değildir.

Tüm bu nedenlerle, davalının kendisine üye olan şirketlere verdiği öncelik hakkını, davacı şirkete vermemesinin haksız rekabet teşkil ettiği dikkate alınmaksızın davanın reddi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.06.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165217800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.