Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2395 E. 2025/2533 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yedek akçe↗ objektif iyiniyet↗ ana sözleşme değişikliği↗ iyiniyet kuralı↗ butlan↗ şirketin feshi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ ticaret sicili tescili↗ sermaye artırımı↗ genel kurul kararının iptali↗ iyiniyet↗ sözleşmeye aykırılık↗ olumsuz oy↗ kâr dağıtımı↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/305 E., 2022/586 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 15.04.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin paydaşı olduğunu, şirketin 27.04.2021 tarihli genel kurulunda yasaya, ana sözleşmeye, objektif iyiniyet kurallarına aykırı kararlar alındığını, gündemin 3. ve 4. maddelerinde ret oylarına rağmen alınan şirket sermayesinin biriken kârlardan artırılması ve kalan birikmiş kârların ise yedek akçeye ayrılması kararlarının müvekkiline zarar verici nitelikte olduğunu, geçerli nedenlere dayanmadığını, şirket sermayesinin artırılması gereksiniminin neden kaynaklandığının gösterilmediğini, şirketlerin kâr sağlayıp bu kârı ortaklara dağıtmak amacıyla hareket ettiklerini, sermaye artışlarının samimi olması için bu artış sonrasında ortakların durumlarının artış sonrasında daha iyi olacağının ve şirketin daha fazla kâr dağıtacağının kanıtlarının gösterilmesi gerektiğini, sermaye ihtiyacı samimi olsaydı bunun nedenlerinin gösterilmesinin yanı sıra sermaye artışı sonunda ortaklara ne şekilde daha düzenli ve ne kadar daha fazla kâr dağıtılacağının da açıklanması gerektiğini, birikmiş kârın şirket ortaklarına dağıtılmasının şirket ana sözleşmesinin de gereği olduğunu, genel kurulun aldığı bu kararla yasa ve şirket ana sözleşmesindeki zorunlu kâr dağıtımı düzenlemelerinin ihlal edildiğini, sermaye artımı sonrasında kalan karın da yedek akçede tutulmasının da yasal bir nedene dayanmadığını, sermaye artırımı kurallarına uyulmadığını ileri sürerek 27.04.2021 tarihli genel kurulda alınan kararların geçersizliklerinin tespiti ile iptallerine karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket sermayesinin artırılma gereksinimi yapılan genel kurulda sözlü olarak ve alınan yeminli mali müşavirlik raporunda açıklandığını, müvekkilinin kuruluş tarihi olan 09.03.2010 tarihinde sermayesinin 5.000,00 TL olduğunu, sermayenin 28.01.2014 tarihinde genel kurulda alınan karar ile 10.000,00 TL'ye yükseltildiğini, 2014 yılından itibaren de aynı sermaye ile devam edildiğini, şirketin 11 yılda ulaştığı ticaret hacmi, çalışan sayısı, ödemeleri, kredibilitesi, yeni yatırımları gibi ölçüler dikkate alındığında 10.000,00 TL sermaye ile bunların yapılamayacağını, şirketin kuruluşundan itibaren aradan çok uzun zaman geçtiğini, paranın satın alma gücünde olumsuz yönde değişmeler olduğunu, 10.000,00 TL sermayesi olan şirketin piyasada ve bankalar nezdinde saygınlığı ve kredibilitesinin ne olacağının da tartışma götürmediğini, böyle bir durumda sermaye artırımının zorunlu hale geldiğini, sermaye artırımı ile ortaklar pay ve pay oranlarının değişmediğini, payların değerinin artırım oranında yükseldiğini, sermaye artırımı nedeni ile ortaklardan herhangi bir ödeme alınmadığını, artırılan sermayenin tamamının şirket bünyesinden karşılandığını, yedekte tutulan kârın yaklaşık 5.000,00 TL olduğunu, davacının hissesinin %5 olduğu düşünüldüğünde davacıya isabet eden kısmın 250,00 TL olduğunu, bu miktarın davacıya ne zarar verdiğinin anlaşılmadığını, sermaye artırım kurallarına uyulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin 2010 yılından 2020 yılına kadar olan bilançoları ile gelir tablolarının dökümü yapıldığı, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait bilançolar ile likidite oranlarına göre işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeyebilme yeteneklerinin ölçülmesinde ve çalışma sermayesinin yeterli olup olmadığına bakıldığında net çalışma sermayesinin iyi durumda olduğu, dönen varlıklar toplamından stokların çıkarılması sonucu bulunan tutarın kısa vadeli yabancı kaynaklara bölünmesi sonucu hesaplanan nakit test oranının ülkemiz koşullarında 0,50 - 1 arasında olması beklendiği, 2020 yılında şirketin beklentilerinin üzerinde 1,69 olduğu, hemen nakde dönüştürülebilecek varlıkların kısa vadeli yabancı kaynaklara bölünmesi sonucu hesaplanan nakit oranının ülke koşullarında 0,20-0,30 arasında olması beklendiği, şirketin 2020 yılında beklentilerin çok üzerinde 1,47 olduğu, şirketin likidite oranlarına bakıldığında hiçbir nakit girişi olmasa dahi kısa vadeli borçlarını rahatlıkla ödeyebileceği, kârlılık oranlarının iyi olduğu, şirketin mali verilerine göre şirket sermayesinin arttırılmasına ihtiyaç duyulmamasına rağmen iptali istenen genel kurulda şirket sermayesinin arttırılmasına yönelik kararın yasaya ve ana sözleşmeye aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.04.2021 tarihli ortaklar kurulunun sermayenin attırılmasına yönelik 3 numaralı, ana sözleşmenin değişikliğine dair 4 numaralı kararın iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) sermaye artırımına ilişkin 590. maddesinde şirketin kuruluşu hakkındaki hükümlere ve özellikle sermayenin ayın olarak konması ve bir işletme ile ayınların devralınmasına dair kurallara uymak şartıyla esas sermayenin artırılabileceği düzenlenmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 456/4 hükmünün yollaması ile aynı Kanun'un 353. maddesi her türlü sermaye artırım kararına uygulanmakta olup bu maddeye göre "... şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Ancak, şirketin kurulmasında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle, alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli bir şekilde tehlikeye düşürülmüş veya ihlal edilmiş olursa, yönetim kurulunun, ... ve Ticaret Bakanlığının, ilgili alacaklının veya pay sahibinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince şirketin feshine karar verilir". Başka bir deyişle sermaye artırım kararının ticaret sicilde tescilinden sonra yokluğu ve butlanına karar verilemeyeceği ve bu nedenle de tescilden sonraki 3 ay içerisinde ancak iptalinin talep edilebileceğinin kabulü gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, sermaye artırımı iç kaynaklar kullanılmak sureti ile gerçekleştirilmiş olup alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun ispat edilememiş olmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1618 E. 2010/7386 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · taahhütname
Benzer bu kararda… lmeden karar verildiği gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının «sermaye taahhüdünü» davacının ödediği, bu ödeme sonunda davalının sermaye payında artış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8115 E. 2018/1689 K.
Ortak:ana sözleşme değişikliği · genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… e göre şirket sermayesinin arttırılmasına ihtiyaç duyulmamasına rağmen iptali istenen genel kurulda şirket sermayesinin arttırılmasına yönelik kararın yasaya ve ana «sözleşmeye aykırılık» taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.04.2021 tarihli ortaklar kurulunun sermayenin attırılmasına yönelik 3 numaralı, «ana sözleşmenin değişikliğine» dair 4 numaralı kararın iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «limited şirket» «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava «anonim şirket» genel kurul toplantısında alınan kâr «dağıtımı» konusunda «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alınan kararın kâr «dağıtımını» tamamen engellemediği, net kârın «şirket zarar» etmemesi şartına bağlı olarak dağıtılmak istendiği, ilaveten pay sahibi lehine yeni getirilen bir düzenleme ile kâr avansı kavramının da «ana sözleşme değişikliğine» alındığı, iptali istenen kararın şirketin mali yönden güçlü kılınmasına yönelik olduğu, genel kurulda alınan kararın kanuna, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin 17. maddede kârın tespiti ve «dağıtılması» düzenlenmiş olup, kanuni «yedek akçe» ve birinci temettü ayrılmasına ilişkin düzenlemeden sonra, kalan meblağın tamamı veya bir kısmının olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasına veya şirket sermayesine ilave edilmesine karar verilebileceği, yine yukarıda belirtilen dağıtım ve tahsislerden sonra kalan net kârdan genel kurulca saptanacak oran ve miktardaki meblağ ödedikleri sermayeye göre dağıtılmak üzere «pay sahipleri» için ikinci kâr «payı» olarak ayrılabileceği veya sermayeye ilave edilebileceği belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10779 E. 2014/18719 K.
Ortak:yedek akçe · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin paydaşı olduğunu, şirketin 27.04.2021 tarihli genel kurulunda yasaya, ana sözleşmeye, «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı kararlar alındığını, gündemin 3. ve 4. maddelerinde ret oylarına rağmen alınan şirket sermayesinin biriken kârlardan artırılması ve kalan birikmiş kârların ise «yedek akçeye» ayrılması kararlarının müvekkiline zarar verici nitelikte olduğunu, geçerli nedenlere dayanmadığını, şirket sermayesinin artırılması gereksiniminin neden kaynaklandığının gösterilmediğini, şirketlerin kâr sağlayıp bu kârı ortaklara dağıtmak amacıyla hareket ettiklerini, sermaye artışlarının samimi olması için bu artış sonrasında ortakların durumlarının artış sonrasında daha iyi olacağının ve şirketin daha fazla kâr dağıtacağının kanıtlarının gösterilmesi gerektiğini, sermaye ihtiyacı samimi olsaydı bunun nedenlerinin gösterilmesinin yanı sıra sermaye artışı sonunda ortaklara ne şekilde daha düzenli ve ne kadar daha fazla kâr «dağıtılacağının» da açıklanması gerektiğini, birikmiş kârın şirket ortaklarına dağıtılmasının şirket ana sözleşmesinin de gereği olduğunu, genel kurulun aldığı bu kararla yasa ve şirket ana sözleşmesindeki zorunlu kâr dağıtımı düzenlemelerinin ihlal edildiğini, sermaye artımı sonrasında kalan karın da yedek akçede tutulmasının da yasal bir nedene dayanmadığını, «sermaye artırımı» kurallarına uyulmadığını ileri sürerek 27.04.2021 tarihli genel kurulda alınan kararların «geçersizliklerinin» tespiti ile iptallerine karar verilmesini talep etmiştir II.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin ana sözleşmesine göre sermayenin %20'si oranında «yedek akçe» ayrılmasının öngörüldüğü, ancak her sene kardan kesilen %5 lik oranın sermayenin %20'sine ulaşmadığı, şirketçe ortaklarına «kar payı» dağıtması şeklinde karar alınmamış ise de dosyaya yansıyan tanık beyanlarında bazı ortaklara ödeme yapıldığı, kurumsal nitelikte olmayan şirketlerin yönetiminin TTK hükümlerine riayet konusunda hassas olmadıkları, şirketin kar dağıtmaması için makul ve geçerli bir «sebebin» ileri sürülmediği, buna rağmen bazı ortaklara ödeme yapılmasının eylemli bir «kar dağıtılması» niteliğinde olduğu, bazı hissedarlara kar payı verilmeyerek «hakkın kötüye kullanıldığı» gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davacı için 13.222,31 TL olmak üzere toplam 26.444,62 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, kâr «payının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, kâr «payı dağıtımına» ilişkin karar alınmamış ise de, tanık beyanları uyarınca bazı ortaklara kâr payı dağıtımı yapıldığı, bunun eylemli kâr dağıtımı niteliğinde olduğu, bazı hissedarlara kâr payı verilmemesinin «hakkın kötüye kullanımı» niteliği taşıdığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, alınan tüm bilirkişi raporlarında dava konusu dönemler için şirketin kâr payı dağıtımın …
Bu durumda, mahkemece bir başına «tanık beyanlarına» dayalı olarak kârın diğer ortaklara «dağıtıldığı» sonucuna varılması ve buna bağlı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar dağıtımı · kâr payı dağıtımı · tanık beyanı · kar payı · hakkın kötüye kullanılması · kâr payı · yasal faiz · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin ana sözleşmesine göre sermayenin %20'si oranında «yedek akçe» ayrılmasının öngörüldüğü, ancak her sene kardan kesilen %5 lik oranın sermayenin %20'sine ulaşmadığı, şirketçe ortaklarına «kar payı» dağıtması şeklinde karar alınmamış ise de dosyaya yansıyan tanık beyanlarında bazı ortaklara ödeme yapıldığı, kurumsal nitelikte olmayan şirketlerin yönetiminin TTK hükümlerine riayet konusunda hassas olmadıkları, şirketin kar dağıtmaması için makul ve geçerli bir «sebebin» ileri sürülmediği, buna rağmen bazı ortaklara ödeme yapılmasının eylemli bir «kar dağıtılması» niteliğinde olduğu, bazı hissedarlara kar payı verilmeyerek «hakkın kötüye kullanıldığı» gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davacı için 13.222,31 TL olmak üzere toplam 26.444,62 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, kâr «payının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, kâr «payı dağıtımına» ilişkin karar alınmamış ise de, tanık beyanları uyarınca bazı ortaklara kâr payı dağıtımı yapıldığı, bunun eylemli kâr dağıtımı niteliğinde olduğu, bazı hissedarlara kâr payı verilmemesinin «hakkın kötüye kullanımı» niteliği taşıdığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, alınan tüm bilirkişi raporlarında dava konusu dönemler için şirketin kâr payı dağıtımın …
Bu durumda, mahkemece bir başına «tanık beyanlarına» dayalı olarak kârın diğer ortaklara «dağıtıldığı» sonucuna varılması ve buna bağlı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2395 E. , 2025/2533 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/513 Esas, 2024/117 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/305 E., 2022/586 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 15.04.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin paydaşı olduğunu, şirketin 27.04.2021 tarihli genel kurulunda yasaya, ana sözleşmeye, objektif iyiniyet kurallarına aykırı kararlar alındığını, gündemin 3. ve 4. maddelerinde ret oylarına rağmen alınan şirket sermayesinin biriken kârlardan artırılması ve kalan birikmiş kârların ise yedek akçeye ayrılması kararlarının müvekkiline zarar verici nitelikte olduğunu, geçerli nedenlere dayanmadığını, şirket sermayesinin artırılması gereksiniminin neden kaynaklandığının gösterilmediğini, şirketlerin kâr sağlayıp bu kârı ortaklara dağıtmak amacıyla hareket ettiklerini, sermaye artışlarının samimi olması için bu artış sonrasında ortakların durumlarının artış sonrasında daha iyi olacağının ve şirketin daha fazla kâr dağıtacağının kanıtlarının gösterilmesi gerektiğini, sermaye ihtiyacı samimi olsaydı bunun nedenlerinin gösterilmesinin yanı sıra sermaye artışı sonunda ortaklara ne şekilde daha düzenli ve ne kadar daha fazla kâr dağıtılacağının da açıklanması gerektiğini, birikmiş kârın şirket ortaklarına dağıtılmasının şirket ana sözleşmesinin de gereği olduğunu, genel kurulun aldığı bu kararla yasa ve şirket ana sözleşmesindeki zorunlu kâr dağıtımı düzenlemelerinin ihlal edildiğini, sermaye artımı sonrasında kalan karın da yedek akçede tutulmasının da yasal bir nedene dayanmadığını, sermaye artırımı kurallarına uyulmadığını ileri sürerek 27.04.2021 tarihli genel kurulda alınan kararların geçersizliklerinin tespiti ile iptallerine karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket sermayesinin artırılma gereksinimi yapılan genel kurulda sözlü olarak ve alınan yeminli mali müşavirlik raporunda açıklandığını, müvekkilinin kuruluş tarihi olan 09.03.2010 tarihinde sermayesinin 5.000,00 TL olduğunu, sermayenin 28.01.2014 tarihinde genel kurulda alınan karar ile 10.000,00 TL'ye yükseltildiğini, 2014 yılından itibaren de aynı sermaye ile devam edildiğini, şirketin 11 yılda ulaştığı ticaret hacmi, çalışan sayısı, ödemeleri, kredibilitesi, yeni yatırımları gibi ölçüler dikkate alındığında 10.000,00 TL sermaye ile bunların yapılamayacağını, şirketin kuruluşundan itibaren aradan çok uzun zaman geçtiğini, paranın satın alma gücünde olumsuz yönde değişmeler olduğunu, 10.000,00 TL sermayesi olan şirketin piyasada ve bankalar nezdinde saygınlığı ve kredibilitesinin ne olacağının da tartışma götürmediğini, böyle bir durumda sermaye artırımının zorunlu hale geldiğini, sermaye artırımı ile ortaklar pay ve pay oranlarının değişmediğini, payların değerinin artırım oranında yükseldiğini, sermaye artırımı nedeni ile ortaklardan herhangi bir ödeme alınmadığını, artırılan sermayenin tamamının şirket bünyesinden karşılandığını, yedekte tutulan kârın yaklaşık 5.000,00 TL olduğunu, davacının hissesinin %5 olduğu düşünüldüğünde davacıya isabet eden kısmın 250,00 TL olduğunu, bu miktarın davacıya ne zarar verdiğinin anlaşılmadığını, sermaye artırım kurallarına uyulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin 2010 yılından 2020 yılına kadar olan bilançoları ile gelir tablolarının dökümü yapıldığı, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait bilançolar ile likidite oranlarına göre işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeyebilme yeteneklerinin ölçülmesinde ve çalışma sermayesinin yeterli olup olmadığına bakıldığında net çalışma sermayesinin iyi durumda olduğu, dönen varlıklar toplamından stokların çıkarılması sonucu bulunan tutarın kısa vadeli yabancı kaynaklara bölünmesi sonucu hesaplanan nakit test oranının ülkemiz koşullarında 0,50 - 1 arasında olması beklendiği, 2020 yılında şirketin beklentilerinin üzerinde 1,69 olduğu, hemen nakde dönüştürülebilecek varlıkların kısa vadeli yabancı kaynaklara bölünmesi sonucu hesaplanan nakit oranının ülke koşullarında 0,20-0,30 arasında olması beklendiği, şirketin 2020 yılında beklentilerin çok üzerinde 1,47 olduğu, şirketin likidite oranlarına bakıldığında hiçbir nakit girişi olmasa dahi kısa vadeli borçlarını rahatlıkla ödeyebileceği, kârlılık oranlarının iyi olduğu, şirketin mali verilerine göre şirket sermayesinin arttırılmasına ihtiyaç duyulmamasına rağmen iptali istenen genel kurulda şirket sermayesinin arttırılmasına yönelik kararın yasaya ve ana sözleşmeye aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.04.2021 tarihli ortaklar kurulunun sermayenin attırılmasına yönelik 3 numaralı, ana sözleşmenin değişikliğine dair 4 numaralı kararın iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) sermaye artırımına ilişkin 590. maddesinde şirketin kuruluşu hakkındaki hükümlere ve özellikle sermayenin ayın olarak konması ve bir işletme ile ayınların devralınmasına dair kurallara uymak şartıyla esas sermayenin artırılabileceği düzenlenmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 456/4 hükmünün yollaması ile aynı Kanun'un 353. maddesi her türlü sermaye artırım kararına uygulanmakta olup bu maddeye göre "... şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Ancak, şirketin kurulmasında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle, alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli bir şekilde tehlikeye düşürülmüş veya ihlal edilmiş olursa, yönetim kurulunun, ... ve Ticaret Bakanlığının, ilgili alacaklının veya pay sahibinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince şirketin feshine karar verilir". Başka bir deyişle sermaye artırım kararının ticaret sicilde tescilinden sonra yokluğu ve butlanına karar verilemeyeceği ve bu nedenle de tescilden sonraki 3 ay içerisinde ancak iptalinin talep edilebileceğinin kabulü gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, sermaye artırımı iç kaynaklar kullanılmak sureti ile gerçekleştirilmiş olup alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun ispat edilememiş olmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1160281500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz