Telafisi imkansız zarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5394 E. 2025/3465 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
telafisi imkansız zarar↗ tekel hakkı↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ müterafik kusur↗ kusur sorumluluğu↗ ihtiyati tedbir↗ derdestlik↗ dürüstlük kuralı↗ muvafakat↗ kâr kaybı↗ ihtar↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ ihtarname↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ kusur↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/744 E., 2020/849 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların, davacının ruhsat başvurusu yoluyla ruhsatlandırdığı Vorix adlı ürününün, Türk Patent ve Marka Kurumu(TÜRKPATENT) nezdinde TR 1999/03199 sayı ile tescilli ''Vfend 200 IV mg. İnfüzyon Çözeltisi için toz içeren flako'' adlı ürün patentine tecavüz ettiği iddiasına dayalı olarak İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/179 E. sayılı dosyası ile patent hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması talebiyle haksız ve hukuka aykırı bir dava ikame ettiğini, ayrıca davalıların, davacının fason üreticisine ihtarname göndererek davacı adına fason üretim yapmamasını ihtar ettiğini, davalının haksız rekabet teşkil eden bu eylemi nedeniyle fason üretici firmanın, davacıya, davacının talep ve sipariş ettiği ürünü (ilacı) üretemeyeceğini bildirdiğini, fason üretici firmanın, davalının üzerinde kurduğu baskı ve tehdit neticesinde hiçbir şekilde, davacının sipariş ettiği üretimi gerçekleştirmediğini, bir yandan davalının, haksız ve hukuka aykırı olarak açmış olduğu dava, öte yandan da fason üretici firma üzerinde oluşturduğu baskı ve tehdit neticesinde, davacının, ruhsatlandırdığı ve piyasaya sunmak üzere üretime hazır ... getirdiği ürününü piyasaya sunamadığını, satamadığını, ihraç edemediğini, telafisi imkansız zarara uğradığını, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak açmış olduğu davanın da esastan reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalının haksız eylemleri nedeniyle ilacın piyasaya geç çıktığını, zaman kaybı, kâr kaybı, pazar kaybı ve itibar kaybı şeklinde zararların olduğunu ileri sürerek şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin bir ilaç formülasyonu geliştirdiğini, davalı ... Inc.'in bu buluşunun TR 1999/03191 sayılı incelemeli patent ile tescil edildiğini, diğer davalının ise, davalı ... Inc.'in Türkiye'deki iştiraki olup, Sağlık Bakanlığına başvurarak ruhsatname aldığını, davacının, davalının bu ilacının, aynısı/temelde benzeri olan ilaç için ruhsat aldığını, gönderilen ihtarnameye cevap verilmeyince dava açılmasının gerektiğini, bu durumun, davacının ilacın üretimini yaptırdığı fason şirkete de ihtar edildiğini, ihtarın içeriğinde davacının üreticisine karşı hiçbir doğrudan iddiada bulunulmadığını, tehdit ya da baskı niteliğinde hiçbir ifade kullanılmadığını, ancak İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/ 179 E. sayılı dosyası ile görülen davada düzenlenen bilirkişi raporunda davacının ilaç üretiminin, davalının patentin koruma kapsamında kalmadığı sonucuna varıldığını, yapılan incelemenin hemen akabinde, müvekkillerince bilirkişi raporuna karşı herhangi bir itirazda bulunulmadan davanın geri alındığını, davacının davayı geri alma taleplerine muvafakat etmemesi sebebi ile bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini, müvekkillerinin amacının haksız yere tekel hakkını kullanmak, karşı yan ve fason üreticisinde baskı uyandırmak olmadığını, bunu amaçlasaydı rapora itiraz edip davayı haksız yere uzatmaya çalışacağını, haksız rekabetin ve haksız fiilin şartlarının oluşmadığını, patentten ... hakkın kullanılması amacıyla dava açmak zorunda kalan müvekkilinin fiillerinin Anayasa ile teminat altına alınmış olan hak arama hürriyeti kapsamında olduğunu, maddi ve manevi tazminat şartlarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava açan ve sonrasında bu davayı fason üreticiye bildirerek davacının hukuka aykırı hareket ettiği yönünde bir kanaat oluşturan davalıların, fason üreticinin kendilerine yönelttiği soruya verdikleri cevap ile ve patente tecavüz olmadığı hususu kendileri tarafından da itiraz edilmeyen bilirkişi raporu ile anlaşılmış olmasına karşın, hem de yaklaşık sekiz gün sonra geri almak isteyecekleri bir dava ile ilgili olarak hâlen dahi ihtiyati tedbir kararı verilebilirmiş gibi bir izlenim meydana getirmelerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, 23.06.2015 tarihli ihtarnamede verilen bilgilerin gerçek olmasının davranıştaki dürüstlük kuralına aykırılığı ortadan kaldırmayacağı, somut olay şartları, davanın açılış zamanı, dava konusu edilen eylem ve davadaki talep yönünden üretimin gerçekleştirilmemesi kararının alınmasına temel davranışın, davalıların yasal haklarını kullanmaya başlamaları olduğu açık olmakla beraber, davalı tarafça haksız olunduğu bilinerek veya bu haksızlığın bilinmesi gerekmesine rağmen dava açılması, dahası bu davranışın bir rakibe karşı, onun faaliyetlerini ve itibarını etkileyecek şekilde gerçekleşmesi, anılan haksız davanın rakibin iş yaptığı fason üreticiye bildirilmesi ve fason üreticinin de davacı için üretim yapmaktan bir müddet imtina etmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(TTK) 54/2 hükmü anlamında dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği ve haksız rekabete yol açtığı, davacının maddi tazminat talebinin ise deliller ile ispat edilemediği, ispatlanamayan maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, davacının itibar kaybının manevi bir zarar oluşturduğu gerekçesiyle 100.000,00 TL tutarında manevi tazminat isteminin ise, dürüstlük kuralına aykırı davranılarak haksız rekabet koşullarının oluştuğu, davacı her ne kadar yargılama sonunda haklı çıkmış olsa dahi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(TMK) 2. maddesi uyarınca kendisinden beklenecek özenle karşılık vermediği, davalıların ihtarına ve fason üreticinin ihtarına cevap vermediği, bu nedenle davacının müterafık kusurunun bulunduğu, ancak bu kusurun davalı sorumluluğunu ortadan kaldırma ağırlığında olmadığı, bu halde rekabet edenlerin sosyal ve ekonomik durumlarını, zarar veren olayın mahiyeti ve yoğunluğu dikkate alınarak %25 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak davacının manevi zararının mevcut olduğunun kabulünün gerektiği gerekçesiyle davalıların fiillerinin TTK'nın 54/2 hükmü kapsamında haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davacı tarafından davalılar aleyhine maddi tazminat istemi ile açılan davanın ispatlanamadığından reddine, davacı tarafından davalılar aleyhine manevi tazminat istemli davanın kısmen kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Davalıların temyizi yönünden; İlk Derece Mahkemesince TTK'nın 54/2 hükmü gereğince davalının dürüstlük kuralına aykırı hareket ederek haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Haksız rekabet, TTK'nın 54/2 hükmünde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile gerçekleştirilen ticari uygulamalar olarak tanımlanmış olup, anılan Kanunun 55. maddesi "Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar" başlığı ile haksız rekabet hallerini tadadi olarak saymıştır.
Somut olayda, davalı şirket, davacının fason üreticisi dava dışı ... A.Ş'ye gönderdiği 03.09.2014 tarihli ihtarnamede, davacıya karşı açtığı patente tecavüzün tespiti, meni ve önlenmesine ilişkin davadan bahsederek, patent hakkını ihlal edebilecek her türlü fiilden kaçınılması gerektiği bildirmiş, gerçeğe aykırı bir beyanda bulunulmamış, dolayısıyla dava konusu ihtarnamede, TTK'nın 54/2 hükmü kapsamında dürüstlük kuralına aykırı bir ifade kullanmamıştır. Yine davalıların, davacının fason üreticisinin gönderdiği ihtara cevaben gönderdiği 23.06.2015 tarihli ihtarnamede ise, yargılama hakkında bilgi verilerek davanın halen derdest olduğu, ihtiyati tedbir talebinde bulunmakla birlikte verilmiş bir ihtiyati tedbir kararının olmadığı açıkça belirtmiştir. Davalıların davacıya karşı dava kesinleşinceye kadar tecavüz ihtimalinin ve şüphesinin devam edeceği, bu durumda anılan ihtarnamelerin tek başına yanlış, yanıltıcı yada incitici olduğunun söylenemeyeceği gibi ortada verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı olmadan üretime son verilmesinde davalıların kusurunun olduğu ya da TTK'nın 54 ve 55. maddeleri anlamında haksız rekabete neden oldukları kabul edilemez.
Bu kapsamda, davalıların, patent hakkını ihlal etme olasılığı bulunan bir ilacın üretimini yapacak olan 3. kişiye açtığı davadan haberdar etmek, kendi patent hakkını belirterek tecavüz teşkil edecek fiillerden kaçınmasını talep etmek şeklindeki davranışlarının herhangi bir baskı ve tehdit unsuru içermediği, dürüstlük kuralına aykırı davranmadığı, yalnızca patent hakkına dayalı yasal haklarını kullandığının kabulü gerekmektedir. Davacının, ilacın ruhsatının sahibi olmasına rağmen, fason üreticinin, verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı olmamasına rağmen, kendiliğinden üretimi sonlandırmasında davalının kusuru bulunmadığından, haksız rekabet şartlarının oluştuğundan söz edilemez. Sonuç olarak, şartları oluşmayan haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Davacının temyizi yönünden; davalı şirketin eyleminin (1) numaralı bentte açıklanan gerekçeyle TTK'nın 54/2 hükmü gereğince haksız rekabet teşkil etmemesi nedeniyle davacının tazminat taleplerinin reddi gerektiğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının da reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İlaç üretiminin ve ticari bulundurulmasının meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13005 E. 2011/16638 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, davalının anılan ilaca ilişkin yaptığı ruhsat başvurusunun yargılama sırasında geri çekildiği, bu itibarla davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, karar «verilmesine yer olmadığına», davanın açılmasına davalının neden olduğu gerekçesiyle «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olmasına dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine dairemizin 12.07.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
İlaç üretiminin ve ticari bulundurulmasının meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/100 E. 2011/8711 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının anılan ilaca ilişkin yaptığı ruhsat başvurusunun yargılama sırasında geri çekildiği, bu itibarla davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, karar «verilmesine yer olmadığına», davanın açılmasına davalının neden olduğu gerekçesiyle «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olmasına karar verilmiştir.
Dava tarihinden sonra davaya konu olan ilaç ruhsat başvurusunun davalı tarafça geri çekilmiş olması nedeniyle dava konusuz kaldığından mahkemece, hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş ve davalı aleyhine «vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Ancak, konusuz kalan işbu davada davalı aleyhine «vekalet ücretine» hükmedebilmek için davalı tarafın dava açılmasına neden olup olmadığının tespiti, başka bir anlatımla davalının dava konusu jenerik ilaç ruhsat başvurusunu yapmış olmasına karşı davacının işbu davayı açmakta dava tarihi itibariyle haklı bulunmuş olması gerekir.
Bu itibarla, mahkemece, davalı tarafından yapılan ilaç ruhsat başvurusunun geri çekilmesi nedeniyle konusuz kalan davaya «vekalet ücreti» yönünden 551 sayılı KHK’nin 75/f maddesi göz önünde bulundurulmak suretiyle yukarıda açıklanan ilke doğrultusunda yargılamaya devam edilerek, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
-
Patent hakkına tecavüzün men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1034 E. 2017/1581 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Patent hakkına tecavüzün men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3343 E. 2015/9233 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/179 E. sayılı dosyası ile patent hakkına tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve durdurulması talebiyle haksız ve hukuka aykırı bir dava ikame ettiğini, ayrıca davalıların, davacının fason üreticisine «ihtarname» göndererek davacı adına fason üretim yapmamasını «ihtar» ettiğini, davalının haksız rekabet teşkil eden bu eylemi nedeniyle fason üretici firmanın, davacıya, davacının talep ve sipariş ettiği ürünü (ilacı) üretemeyeceğini bildirdiğini, fason üretici firmanın, davalının üzerinde kurduğu baskı ve tehdit neticesinde hiçbir şekilde, davacının sipariş ettiği üretimi gerçekleştirmediğini, bir yandan davalının, haksız ve hukuka aykırı olarak açmış olduğu dava, öte yandan da fason üretici firma üzerinde oluşturduğu baskı ve tehdit neticesinde, davacının, ruhsatlandırdığı ve piyasaya sunmak üzere üretime hazır ... getirdiği ürününü piyasaya sunamadığını, satamadığını, ihraç edemediğini, «telafisi imkansız zarara» uğradığını, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak açmış olduğu davanın da esastan reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalının haksız eylemleri nedeniyle ilacın piyasaya geç çıktığını, zaman «kaybı», kâr kaybı, pazar kaybı ve itibar kaybı şeklinde zararların olduğunu ileri sürerek şimdilik 100.000,00 TL «maddi tazminatın» ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… elemenin hemen akabinde, müvekkillerince bilirkişi raporuna karşı herhangi bir itirazda bulunulmadan davanın geri alındığını, davacının davayı geri alma taleplerine «muvafakat» etmemesi «sebebi» ile bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini, müvekkillerinin amacının haksız yere «tekel hakkını» kullanmak, karşı yan ve fason üreticisinde baskı uyandırmak olmadığını, bunu amaçlasaydı rapora itiraz edip davayı haksız yere uzatmaya çalışacağını, «haksız rekabetin» ve «haksız fiilin» şartlarının oluşmadığını, patentten ... hakkın kullanılması amacıyla dava açmak zorunda kalan müvekkilinin fiillerinin Anayasa ile «teminat» altına alınmış olan hak arama hürriyeti kapsamında olduğunu, maddi ve manevi tazminat şartlarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
… da itiraz edilmeyen bilirkişi raporu ile anlaşılmış olmasına karşın, hem de yaklaşık sekiz gün sonra geri almak isteyecekleri bir dava ile ilgili olarak hâlen dahi «ihtiyati tedbir» kararı verilebilirmiş gibi bir izlenim meydana getirmelerinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, 23.06.2015 tarihli «ihtarnamede» verilen bilgilerin gerçek olmasının davranıştaki «dürüstlük kuralına aykırılığı» ortadan kaldırmayacağı, somut olay şartları, davanın açılış zamanı, dava konusu edilen eylem ve davadaki talep yönünden üretimin gerçekleştirilmemesi kararının alınmasına temel davranışın, davalıların yasal haklarını kullanmaya başlamaları olduğu açık olmakla beraber, davalı tarafça haksız olunduğu bilinerek veya bu haksızlığın bilinmesi gerekmesine rağmen dava açılması, dahası bu davranışın bir rakibe karşı, onun faaliyetlerini ve itibarını etkileyecek şekilde gerçekleşmesi, anılan haksız davanın rakibin iş yaptığı fason üreticiye bildirilmesi ve fason üreticinin de davacı için üretim yapmaktan bir müddet imtina etmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(TTK) 54/2 hükmü anlamında dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği ve «haksız rekabete» yol açtığı, davacının «maddi tazminat» talebinin ise deliller ile ispat edilemediği, ispatlanamayan maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, davacının itibar «kaybının» manevi bir zarar oluşturduğu gerekçesiyle 100.000,00 TL tutarında manevi tazminat isteminin ise, dürüstlük kuralına aykırı davranılarak haksız rekabet koşullarının oluştuğu, davacı her ne kadar yargılama sonunda haklı çıkmış olsa dahi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(TMK) 2. maddesi uyarınca kendisinden beklenecek özenle karşılık vermediği, davalıların «ihtarına» ve fason üreticinin ihtarına cevap vermediği, bu nedenle davacının müterafık kusurunun bulunduğu, ancak bu «kusurun» davalı sorumluluğunu ortadan kaldırma ağırlığında olmadığı, bu halde rekabet edenlerin sosyal ve ekonomik durumlarını, zarar veren olayın mahiyeti ve yoğunluğu dikkate alınarak %25 oranında «müterafik kusur» indirimi yapılarak davacının manevi zararının mevcut olduğunun kabulünün gerektiği gerekçesiyle davalıların fiillerinin TTK'nın 54/2 hükmü kapsamında haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davacı tarafından davalılar aleyhine maddi tazminat istemi ile açılan davanın ispatlanamadığından reddine, davacı tarafından davalılar aleyhine manevi tazminat istemli davanın kısmen kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Benzer bu kararda… sının başlı başına ilacın Türkiye'de kullanılması için ciddi bir çalışma olduğundan patent haklarına tecavüz oluşturduğu, ilaç fiilen piyasaya sürülmediğinden henüz «haksız rekabet» koşullarının gerçekleşmediği, ruhsatın ve şirketin devredilmesinin patent ihlali tehlikesini ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının, …
Dava, patent haklarına tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir Mahkekece, davalı vekilinin 20/11/2014 günlü oturumda ruhsat konusu ilaçla davacının patentine konu ilacın aynı olduğunu beyanı nedeniyle «bilirkişi incelemesi» yaptırılmaksızın yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ikrar · bilirkişi incelemesi · sulh
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK'nın 154/3-ç maddesinde beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak kaydıyla «ikrara» ilişkin beyanların «sulh» müzakareleri ile sonucu mutlak olarak tutanağa yazılacağı düzenlenmiştir.
Dava, patent haklarına tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir Mahkekece, davalı vekilinin 20/11/2014 günlü oturumda ruhsat konusu ilaçla davacının patentine konu ilacın aynı olduğunu beyanı nedeniyle «bilirkişi incelemesi» yaptırılmaksızın yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenle HMK'nın 154/ç maddesi uyarınca davalının usulüne uygun bir ikrarından sözetmek mümkün değildir.Davalının ruhsatını aldığı ilacın içerik itibariyla davacı patentini ihlal eder nitelikte olup olmadığının tespiti «bilirkişi incelemesini» gerektiren teknik bir husus olup mahkemece bilirkişi raporu alınmaksızın ruhsata konu ilacın davacı patentini ihlal ettiğini söylemek doğru değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/5394 E. , 2025/3465 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/704 Esas, 2024/1134 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/744 E., 2020/849 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların, davacının ruhsat başvurusu yoluyla ruhsatlandırdığı Vorix adlı ürününün, Türk Patent ve Marka Kurumu(TÜRKPATENT) nezdinde TR 1999/03199 sayı ile tescilli ''Vfend 200 IV mg. İnfüzyon Çözeltisi için toz içeren flako'' adlı ürün patentine tecavüz ettiği iddiasına dayalı olarak İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/179 E. sayılı dosyası ile patent hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması talebiyle haksız ve hukuka aykırı bir dava ikame ettiğini, ayrıca davalıların, davacının fason üreticisine ihtarname göndererek davacı adına fason üretim yapmamasını ihtar ettiğini, davalının haksız rekabet teşkil eden bu eylemi nedeniyle fason üretici firmanın, davacıya, davacının talep ve sipariş ettiği ürünü (ilacı) üretemeyeceğini bildirdiğini, fason üretici firmanın, davalının üzerinde kurduğu baskı ve tehdit neticesinde hiçbir şekilde, davacının sipariş ettiği üretimi gerçekleştirmediğini, bir yandan davalının, haksız ve hukuka aykırı olarak açmış olduğu dava, öte yandan da fason üretici firma üzerinde oluşturduğu baskı ve tehdit neticesinde, davacının, ruhsatlandırdığı ve piyasaya sunmak üzere üretime hazır ...
getirdiği ürününü piyasaya sunamadığını, satamadığını, ihraç edemediğini, telafisi imkansız zarara uğradığını, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak açmış olduğu davanın da esastan reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalının haksız eylemleri nedeniyle ilacın piyasaya geç çıktığını, zaman kaybı, kâr kaybı, pazar kaybı ve itibar kaybı şeklinde zararların olduğunu ileri sürerek şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin bir ilaç formülasyonu geliştirdiğini, davalı ... Inc.'in bu buluşunun TR 1999/03191 sayılı incelemeli patent ile tescil edildiğini, diğer davalının ise, davalı ... Inc.'in Türkiye'deki iştiraki olup, Sağlık Bakanlığına başvurarak ruhsatname aldığını, davacının, davalının bu ilacının, aynısı/temelde benzeri olan ilaç için ruhsat aldığını, gönderilen ihtarnameye cevap verilmeyince dava açılmasının gerektiğini, bu durumun, davacının ilacın üretimini yaptırdığı fason şirkete de ihtar edildiğini, ihtarın içeriğinde davacının üreticisine karşı hiçbir doğrudan iddiada bulunulmadığını, tehdit ya da baskı niteliğinde hiçbir ifade kullanılmadığını, ancak İstanbul 4.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/ 179 E. sayılı dosyası ile görülen davada düzenlenen bilirkişi raporunda davacının ilaç üretiminin, davalının patentin koruma kapsamında kalmadığı sonucuna varıldığını, yapılan incelemenin hemen akabinde, müvekkillerince bilirkişi raporuna karşı herhangi bir itirazda bulunulmadan davanın geri alındığını, davacının davayı geri alma taleplerine muvafakat etmemesi sebebi ile bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini, müvekkillerinin amacının haksız yere tekel hakkını kullanmak, karşı yan ve fason üreticisinde baskı uyandırmak olmadığını, bunu amaçlasaydı rapora itiraz edip davayı haksız yere uzatmaya çalışacağını, haksız rekabetin ve haksız fiilin şartlarının oluşmadığını, patentten ...
hakkın kullanılması amacıyla dava açmak zorunda kalan müvekkilinin fiillerinin Anayasa ile teminat altına alınmış olan hak arama hürriyeti kapsamında olduğunu, maddi ve manevi tazminat şartlarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava açan ve sonrasında bu davayı fason üreticiye bildirerek davacının hukuka aykırı hareket ettiği yönünde bir kanaat oluşturan davalıların, fason üreticinin kendilerine yönelttiği soruya verdikleri cevap ile ve patente tecavüz olmadığı hususu kendileri tarafından da itiraz edilmeyen bilirkişi raporu ile anlaşılmış olmasına karşın, hem de yaklaşık sekiz gün sonra geri almak isteyecekleri bir dava ile ilgili olarak hâlen dahi ihtiyati tedbir kararı verilebilirmiş gibi bir izlenim meydana getirmelerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, 23.06.2015 tarihli ihtarnamede verilen bilgilerin gerçek olmasının davranıştaki dürüstlük kuralına aykırılığı ortadan kaldırmayacağı, somut olay şartları, davanın açılış zamanı, dava konusu edilen eylem ve davadaki talep yönünden üretimin gerçekleştirilmemesi kararının alınmasına temel davranışın, davalıların yasal haklarını kullanmaya başlamaları olduğu açık olmakla beraber, davalı tarafça haksız olunduğu bilinerek veya bu haksızlığın bilinmesi gerekmesine rağmen dava açılması, dahası bu davranışın bir rakibe karşı, onun faaliyetlerini ve itibarını etkileyecek şekilde gerçekleşmesi, anılan haksız davanın rakibin iş yaptığı fason üreticiye bildirilmesi ve fason üreticinin de davacı için üretim yapmaktan bir müddet imtina etmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(TTK) 54/2 hükmü anlamında dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği ve haksız rekabete yol açtığı, davacının maddi tazminat talebinin ise deliller ile ispat edilemediği, ispatlanamayan maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, davacının itibar kaybının manevi bir zarar oluşturduğu gerekçesiyle 100.000,00 TL tutarında manevi tazminat isteminin ise, dürüstlük kuralına aykırı davranılarak haksız rekabet koşullarının oluştuğu, davacı her ne kadar yargılama sonunda haklı çıkmış olsa dahi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(TMK) 2.
maddesi uyarınca kendisinden beklenecek özenle karşılık vermediği, davalıların ihtarına ve fason üreticinin ihtarına cevap vermediği, bu nedenle davacının müterafık kusurunun bulunduğu, ancak bu kusurun davalı sorumluluğunu ortadan kaldırma ağırlığında olmadığı, bu halde rekabet edenlerin sosyal ve ekonomik durumlarını, zarar veren olayın mahiyeti ve yoğunluğu dikkate alınarak %25 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak davacının manevi zararının mevcut olduğunun kabulünün gerektiği gerekçesiyle davalıların fiillerinin TTK'nın 54/2 hükmü kapsamında haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davacı tarafından davalılar aleyhine maddi tazminat istemi ile açılan davanın ispatlanamadığından reddine, davacı tarafından davalılar aleyhine manevi tazminat istemli davanın kısmen kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Davalıların temyizi yönünden; İlk Derece Mahkemesince TTK'nın 54/2 hükmü gereğince davalının dürüstlük kuralına aykırı hareket ederek haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Haksız rekabet, TTK'nın 54/2 hükmünde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile gerçekleştirilen ticari uygulamalar olarak tanımlanmış olup, anılan Kanunun 55. maddesi "Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar" başlığı ile haksız rekabet hallerini tadadi olarak saymıştır.
Somut olayda, davalı şirket, davacının fason üreticisi dava dışı ... A.Ş'ye gönderdiği 03.09.2014 tarihli ihtarnamede, davacıya karşı açtığı patente tecavüzün tespiti, meni ve önlenmesine ilişkin davadan bahsederek, patent hakkını ihlal edebilecek her türlü fiilden kaçınılması gerektiği bildirmiş, gerçeğe aykırı bir beyanda bulunulmamış, dolayısıyla dava konusu ihtarnamede, TTK'nın 54/2 hükmü kapsamında dürüstlük kuralına aykırı bir ifade kullanmamıştır. Yine davalıların, davacının fason üreticisinin gönderdiği ihtara cevaben gönderdiği 23.06.2015 tarihli ihtarnamede ise, yargılama hakkında bilgi verilerek davanın halen derdest olduğu, ihtiyati tedbir talebinde bulunmakla birlikte verilmiş bir ihtiyati tedbir kararının olmadığı açıkça belirtmiştir.
Davalıların davacıya karşı dava kesinleşinceye kadar tecavüz ihtimalinin ve şüphesinin devam edeceği, bu durumda anılan ihtarnamelerin tek başına yanlış, yanıltıcı yada incitici olduğunun söylenemeyeceği gibi ortada verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı olmadan üretime son verilmesinde davalıların kusurunun olduğu ya da TTK'nın 54 ve 55. maddeleri anlamında haksız rekabete neden oldukları kabul edilemez.
Bu kapsamda, davalıların, patent hakkını ihlal etme olasılığı bulunan bir ilacın üretimini yapacak olan 3. kişiye açtığı davadan haberdar etmek, kendi patent hakkını belirterek tecavüz teşkil edecek fiillerden kaçınmasını talep etmek şeklindeki davranışlarının herhangi bir baskı ve tehdit unsuru içermediği, dürüstlük kuralına aykırı davranmadığı, yalnızca patent hakkına dayalı yasal haklarını kullandığının kabulü gerekmektedir. Davacının, ilacın ruhsatının sahibi olmasına rağmen, fason üreticinin, verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı olmamasına rağmen, kendiliğinden üretimi sonlandırmasında davalının kusuru bulunmadığından, haksız rekabet şartlarının oluştuğundan söz edilemez. Sonuç olarak, şartları oluşmayan haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Davacının temyizi yönünden; davalı şirketin eyleminin (1) numaralı bentte açıklanan gerekçeyle TTK'nın 54/2 hükmü gereğince haksız rekabet teşkil etmemesi nedeniyle davacının tazminat taleplerinin reddi gerektiğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının da reddine karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davacıya iadesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1153238100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz