6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Cezai Şart

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3179 E. 2025/2089 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtirazi kayıt/çekince ifaya eklenen ceza koşulu tbk 179/2 çekincesiz kabul ürün alım taahhütnamesi haklı güven asgari alım taahhüdü ifaya ekli ceza ıskat ceza koşulu istinaf başvurusunun usulden reddi alım taahhüdü akaryakıt bayilik sözleşmesi çelişkili davranış yasağı ariyet sözleşme serbestisi zeyilname çekince (ihtirazi kayıt) şekil şartı ihtirazi kayıt tebliğ tarihi irsaliye 3095 sayılı kanun emredici hüküm bayilik sözleşmesi ticari faiz cy/cy şerhi cezai şart kesinlik sınırı muacceliyet istinaf incelemesi oy yasağı kazanılmış hak rücu ifa tbk 99 hak düşürücü süre kaldırma ve yeniden hüküm protokol usulden reddi temerrüt faizi ihtar feragat yargılama gideri fatura taahhütname ihtarname ilk derece kararının kaldırılması dava sebebi temerrüt zamanaşımı teslim

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 179 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2016/1233 E., 2020/754 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı .... Uluslararası Turizm Nakliyat Sanayi Ticaret A.Ş. ile 25.04.2011 tarihinde bayilik sözleşmesi imzaladıklarını, 26.04.2011 tarihinde de bu sözleşmeye bağlı olarak asgari mal alım taahhütnamesi yaptıklarını, sözleşmenin beş yılın sonunda 25.04.2016 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin 24.09.2016 tarihine kadar uzatıldıktan sonra bu tarihte sona erdiğini, davalının mal alım taahhütnamesine uymaması ve imzalanan protokol hükümlerini yerine getirmemesi nedeniyle davalıya gönderilen ihtarname ile eksik alım yapıldığını, eksik alım nedeniyle cezai şart borcunun oluştuğunu ve alım taahhütnamesine uyulmaması durumunda ayrıca sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, davalının sözleşme ve ürün alım taahhütnamesine uymaması üzerine davalıya ikinci bir ihtarname gönderilerek ihtarname tarihi itibariyle 117.867,00 USD muaccel hale gelmiş cezai şart borcunun faizi ile birlikte ödenmesinin bildirildiğini, aynı taleplerin yeni bir ihtarname ile yinelendiğini, ancak davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmeye göre davalıya teslim edilmiş ariyet ve demirbaşlar bulunduğunu, bu ariyet ve demirbaşların kendilerine teslimi gerekirken teslim edilmediğini, Kadıköy 14. Noterliğinin 26.10.2016 tarihli ihtarnamesi ile pompanın iadesinin istenildiğini, davalının pompanın sökülmesine izin vermediğini ileri sürerek sözleşmenin 1., 2., 3. ve 4. yılları için 1.000,00 USD, 5. yılı için 20.235,00 USD olmak üzere toplam 21.235,00 USD cezai şartın ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 13.10.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine ve davalıya ariyet olarak verilmiş bulunan bir adet pompanın bedeli olan 500,00 USD'nin yine ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 13.10.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre itirazında ve zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının 22.10.2012 tarihli ihtarnameden başka bir ihtarname göndermediğini, bu ihtarnamenin de süresi içinde olmadığını, yerleşik Yargıtay kararlarına göre davacının kendilerinden cezai şart alacağı talep edemeyeceğini, davacının kendilerinden pompa alacağı bulunmadığını, bunu davacının kendisinin ispatlaması gerektiğini, davacının kendilerinden talep ettiği self stop pompa sisteminin henüz bütün Türkiye'de kurulamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının ceza koşulunun reddine, davacının davalıya teslim ettiği pompanın bedeli olarak 4.500,00 TL'nin 13.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının pompa bedeli için talep ettiği 3095 sayılı Kanun madde 4/a'ya göre faiz talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafça davalıya birinci dönem olan 25.04.2011- 25.04.2012 dönemi bitiminde yeni dönem başlamadan bir ihtar veya ihtirazı kayıt konulmadan yeni dönem başında mal verildiği, 2012- 2013 dönemi içerisinde 22.10.2012 tarihli ihtarname ile birinci döneme ilişkin 31.890,00 USD cezai şart talep edildiği, bu ihtarname dönem sonunda yeni dönem mal verilmeye başlanılmadan önce keşide edilmediğinden dönem sonu itibarıyla ihtar ve çekince şartı yerine gelmediği, bu dönemden sonraki dönemlerde sözleşme sonuna kadar her dönemin sonunda yeni dönem başlamadan önce bir ihtirazi kayıt veya çekince ileri sürülmeden davalı tarafa mal verilmeye devam edildiği, bu durumda davacı şirketin, davalının imzaladığı taahhütnamedeki asgarî alım miktarı yerine getirmemesi hâlinde taahhütnamede yer alan cezai şartın davalıdan istenmeyeceği yönünde davalı tarafta haklı bir güven oluşturduğu, cezai şart talep etmesinin çelişkili davranış yasağını ihlal ettiği, böyle bir davranışın hukuken korunmayacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 179. maddesinin ikinci fıkrasında “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” düzenlemesine yer verildiği, maddede bahsedilen alacaklının ifa ile birlikte çekince koymasının hukuki anlamda hak ettiği cezai şartın ifasını isteyebilmesi için kendisine yüklenen bir külfet olduğu, külfeti yerine getirmeyen alacaklının cezai şartın ifasını isteme imkanının kalmadığı, sözleşme maddesinin davacının külfetini yerine getirmesinden sonra doğan talep hakkını zaman aşımı içerisinde isteyebileceği şeklinde yorumlandığı, bu durumda davacının çekincesiz olarak ifayı kabul ettiği dönem başlarından önceki dönemlere ait cezai şartları talep etme imkanı bulunmadığı, anlaşma süresinin sonunda tüm dönemlere ilişkin cezai şartın topluca istenebilmesi için dahi her dönem başında çekince konulması gerektiği sonucuna ulaşıldığı, beşinci yıl için cezai şartın talep edilebileceği düşünülse de sözleşmenin süresi olan 24.04.2016 tarihinden itibaren tarafların anlaşması 5 defa zeyilname yapılarak sürenin 25.09.2016 tarihine kadar uzatıldığı ve süresinin bitimiyle feshedildiği, beşinci dönemin sonu olan 25.04.2016 tarihinden sonra yine davacı tarafça herhangi bir çekince konulmadan davalıya mal verilmeye devam edilmesi, davacı tarafça sözleşmenin sona ermesinden sonra keşide edilen 10 Ekim ve 26 Ekim 2016 tarihli ihtarların sonuca bir etkisinin olmaması karşısında 5. yıla ait cezai şartın da talep edilemeyeceği, davalı tarafın istinaf konusu ettiği kabul edilen kısmın 4.500,00 TL olduğu, davalı vekilince bu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulduğu, istinaf incelemesine konu edilen kararın kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin kabul edilen kısma ilişkin istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davacının ceza koşulu talebinin reddine, davacının davalıya teslim ettiği pompanın bedeli olarak 4.500,00 TL'nin 13.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalının taraflar arasında düzenlenen 25.04.2011 tarihli Bayilik Anlaşması, 25.04.2011 tarihli protokol ve 26.04.2011 tarihli asgari mal alım taahhütnamesi hükümlerince asgari alım taahhüdünün yerine getirmediği gerekçesiyle cezai şart talebi ve davalıya verildiği iddia edilen 1 adet pompa bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dava, taraflar arasındaki bayilik anlaşması, protokol ve asgari mal alım taahhütnamesi gereğince asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşme hükümleri uyarınca cezai şart alacağı ile pompa bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince cezai şart alacağına ilişkin talebin reddi ile pompa bedelinin tazminine yönelik karara ilişkin taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda anılan gerekçeyle cezai şart alacağının reddine ilişkin verilen kararın usule ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin ise istinaf isteminin kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/1), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/2) ve ifayı engelleyen ceza koşuludur (TBK md. 179/3). Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde veya taahhütnamelerde yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrasındaki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir. İfaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Beş yıl süreli bir akaryakıt bayilik sözleşmesinde veya eki taahhütnamede bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmaması durumunda ise tedarikçi firmanın, TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için ayrıca bir şekil şartı bulunmamakta olup, tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyecektir. Ancak; TBK’nın 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecektir.

Somut olaya gelindiğinde; dosya içerisinde bulunan davacı tarafın, mal alım taahhütnamesinin 3. maddesiyle; "iş bu taahhütname gereğince PETLİNE lehine doğacak herhangi bir hakkın, PETLİNE tarafından uzun süre kullanılmamış olmasının, o hak ve alacaktan PETLİNE tarafından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini peşinen gayri kabulü rücu olarak beyan, kabul ve taahhüt ederim" ve taraflar arasındaki 25.04.2011 tarihli protokolün 12. maddesindeki "İşbu protokolden doğan herhangi bir hakkın PETLİNE tarafından kullanılmaması, gecikmeli olarak kullanılması veya hatalı olarak kullanılması, PETLİNE'ın söz konusu haktan feragat ettiği anlamına gelmediği gibi bu durum BAYİ'ye protokolün söz konusu hükmünü veya protokolün tamamını meriyetten ıskat talebinde bulunma veya kazanılmış hak iddiasında bulunma hakkı vermez"' düzenlemesi dikkate alındığında çekincesiz olarak mal verilmesinin davacının cezai şart talebinden vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği hususu gözetilmeksizin yukarıda yazılı gerekçeyle ile hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2.Bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6032 E. 2024/2624 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2799 E. 2023/6263 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3499 E. 2020/5703 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Cezai Şart

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/3179 E.  ,  2025/2089 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/2280 Esas, 2023/1416 Karar

KARAR Davanın kısmen kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/1233 E., 2020/754 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı .... Uluslararası Turizm Nakliyat Sanayi Ticaret A.Ş. ile 25.04.2011 tarihinde bayilik sözleşmesi imzaladıklarını, 26.04.2011 tarihinde de bu sözleşmeye bağlı olarak asgari mal alım taahhütnamesi yaptıklarını, sözleşmenin beş yılın sonunda 25.04.2016 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin 24.09.2016 tarihine kadar uzatıldıktan sonra bu tarihte sona erdiğini, davalının mal alım taahhütnamesine uymaması ve imzalanan protokol hükümlerini yerine getirmemesi nedeniyle davalıya gönderilen ihtarname ile eksik alım yapıldığını, eksik alım nedeniyle cezai şart borcunun oluştuğunu ve alım taahhütnamesine uyulmaması durumunda ayrıca sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, davalının sözleşme ve ürün alım taahhütnamesine uymaması üzerine davalıya ikinci bir ihtarname gönderilerek ihtarname tarihi itibariyle 117.867,00 USD muaccel hale gelmiş cezai şart borcunun faizi ile birlikte ödenmesinin bildirildiğini, aynı taleplerin yeni bir ihtarname ile yinelendiğini, ancak davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmeye göre davalıya teslim edilmiş ariyet ve demirbaşlar bulunduğunu, bu ariyet ve demirbaşların kendilerine teslimi gerekirken teslim edilmediğini, Kadıköy 14.

Noterliğinin 26.10.2016 tarihli ihtarnamesi ile pompanın iadesinin istenildiğini, davalının pompanın sökülmesine izin vermediğini ileri sürerek sözleşmenin 1., 2., 3. ve 4. yılları için 1.000,00 USD, 5. yılı için 20.235,00 USD olmak üzere toplam 21.235,00 USD cezai şartın ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 13.10.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine ve davalıya ariyet olarak verilmiş bulunan bir adet pompanın bedeli olan 500,00 USD'nin yine ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 13.10.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre itirazında ve zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının 22.10.2012 tarihli ihtarnameden başka bir ihtarname göndermediğini, bu ihtarnamenin de süresi içinde olmadığını, yerleşik Yargıtay kararlarına göre davacının kendilerinden cezai şart alacağı talep edemeyeceğini, davacının kendilerinden pompa alacağı bulunmadığını, bunu davacının kendisinin ispatlaması gerektiğini, davacının kendilerinden talep ettiği self stop pompa sisteminin henüz bütün Türkiye'de kurulamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının ceza koşulunun reddine, davacının davalıya teslim ettiği pompanın bedeli olarak 4.500,00 TL'nin 13.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının pompa bedeli için talep ettiği 3095 sayılı Kanun madde 4/a'ya göre faiz talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafça davalıya birinci dönem olan 25.04.2011- 25.04.2012 dönemi bitiminde yeni dönem başlamadan bir ihtar veya ihtirazı kayıt konulmadan yeni dönem başında mal verildiği, 2012- 2013 dönemi içerisinde 22.10.2012 tarihli ihtarname ile birinci döneme ilişkin 31.890,00 USD cezai şart talep edildiği, bu ihtarname dönem sonunda yeni dönem mal verilmeye başlanılmadan önce keşide edilmediğinden dönem sonu itibarıyla ihtar ve çekince şartı yerine gelmediği, bu dönemden sonraki dönemlerde sözleşme sonuna kadar her dönemin sonunda yeni dönem başlamadan önce bir ihtirazi kayıt veya çekince ileri sürülmeden davalı tarafa mal verilmeye devam edildiği, bu durumda davacı şirketin, davalının imzaladığı taahhütnamedeki asgarî alım miktarı yerine getirmemesi hâlinde taahhütnamede yer alan cezai şartın davalıdan istenmeyeceği yönünde davalı tarafta haklı bir güven oluşturduğu, cezai şart talep etmesinin çelişkili davranış yasağını ihlal ettiği, böyle bir davranışın hukuken korunmayacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 179.

maddesinin ikinci fıkrasında “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” düzenlemesine yer verildiği, maddede bahsedilen alacaklının ifa ile birlikte çekince koymasının hukuki anlamda hak ettiği cezai şartın ifasını isteyebilmesi için kendisine yüklenen bir külfet olduğu, külfeti yerine getirmeyen alacaklının cezai şartın ifasını isteme imkanının kalmadığı, sözleşme maddesinin davacının külfetini yerine getirmesinden sonra doğan talep hakkını zaman aşımı içerisinde isteyebileceği şeklinde yorumlandığı, bu durumda davacının çekincesiz olarak ifayı kabul ettiği dönem başlarından önceki dönemlere ait cezai şartları talep etme imkanı bulunmadığı, anlaşma süresinin sonunda tüm dönemlere ilişkin cezai şartın topluca istenebilmesi için dahi her dönem başında çekince konulması gerektiği sonucuna ulaşıldığı, beşinci yıl için cezai şartın talep edilebileceği düşünülse de sözleşmenin süresi olan 24.04.2016 tarihinden itibaren tarafların anlaşması 5 defa zeyilname yapılarak sürenin 25.09.2016 tarihine kadar uzatıldığı ve süresinin bitimiyle feshedildiği, beşinci dönemin sonu olan 25.04.2016 tarihinden sonra yine davacı tarafça herhangi bir çekince konulmadan davalıya mal verilmeye devam edilmesi, davacı tarafça sözleşmenin sona ermesinden sonra keşide edilen 10 Ekim ve 26 Ekim 2016 tarihli ihtarların sonuca bir etkisinin olmaması karşısında 5.

yıla ait cezai şartın da talep edilemeyeceği, davalı tarafın istinaf konusu ettiği kabul edilen kısmın 4.500,00 TL olduğu, davalı vekilince bu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulduğu, istinaf incelemesine konu edilen kararın kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin kabul edilen kısma ilişkin istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davacının ceza koşulu talebinin reddine, davacının davalıya teslim ettiği pompanın bedeli olarak 4.500,00 TL'nin 13.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalının taraflar arasında düzenlenen 25.04.2011 tarihli Bayilik Anlaşması, 25.04.2011 tarihli protokol ve 26.04.2011 tarihli asgari mal alım taahhütnamesi hükümlerince asgari alım taahhüdünün yerine getirmediği gerekçesiyle cezai şart talebi ve davalıya verildiği iddia edilen 1 adet pompa bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dava, taraflar arasındaki bayilik anlaşması, protokol ve asgari mal alım taahhütnamesi gereğince asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşme hükümleri uyarınca cezai şart alacağı ile pompa bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince cezai şart alacağına ilişkin talebin reddi ile pompa bedelinin tazminine yönelik karara ilişkin taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda anılan gerekçeyle cezai şart alacağının reddine ilişkin verilen kararın usule ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin ise istinaf isteminin kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/1), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/2) ve ifayı engelleyen ceza koşuludur (TBK md. 179/3). Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde veya taahhütnamelerde yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrasındaki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir. İfaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Beş yıl süreli bir akaryakıt bayilik sözleşmesinde veya eki taahhütnamede bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmaması durumunda ise tedarikçi firmanın, TBK'nın 179.

maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için ayrıca bir şekil şartı bulunmamakta olup, tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyecektir. Ancak; TBK’nın 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecektir.

Somut olaya gelindiğinde; dosya içerisinde bulunan davacı tarafın, mal alım taahhütnamesinin 3. maddesiyle; "iş bu taahhütname gereğince PETLİNE lehine doğacak herhangi bir hakkın, PETLİNE tarafından uzun süre kullanılmamış olmasının, o hak ve alacaktan PETLİNE tarafından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini peşinen gayri kabulü rücu olarak beyan, kabul ve taahhüt ederim" ve taraflar arasındaki 25.04.2011 tarihli protokolün 12. maddesindeki "İşbu protokolden doğan herhangi bir hakkın PETLİNE tarafından kullanılmaması, gecikmeli olarak kullanılması veya hatalı olarak kullanılması, PETLİNE'ın söz konusu haktan feragat ettiği anlamına gelmediği gibi bu durum BAYİ'ye protokolün söz konusu hükmünü veya protokolün tamamını meriyetten ıskat talebinde bulunma veya kazanılmış hak iddiasında bulunma hakkı vermez"' düzenlemesi dikkate alındığında çekincesiz olarak mal verilmesinin davacının cezai şart talebinden vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği hususu gözetilmeksizin yukarıda yazılı gerekçeyle ile hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2.Bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1152071700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.