Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/1498 E. 2025/2483 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfaat dengesi↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ ttk 547↗ geçici 7. madde↗ hukuki menfaat↗ ticaret sicilinden terkin↗ sorumluluk davası↗ şirketin tasfiyesi↗ pay sahipliği↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ziya↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ cy/cy şerhi↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ genel kredi sözleşmesi↗ alacak davası↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ terkin↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/274 E., 2023/349 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile tescili istenen ... Nakliyat İnşaat Taahhüt ve Turizm Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye istinaden söz konusu şirkete kredi kartı verildiğini ve krediler kullandırıldığını, şirketin yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle icra takibi başlatıldığını, şirketin ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı iken ilgili sicilden resen silindiğinin anlaşıldığını, tasfiye olan şirket adına alacaklarının tahsilinin yapılabilmesi için bahse konu şirketin ihyasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olarak verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ihya talep etmesinde hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Nakliyat İnşaat Taahhüt ve Turizm Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) geçici 7. maddesi gereğince 30.06.2014 tarihinde yapılan resen terkin işleminin yasaya aykırı olması sebebiyle iptali ile şirketin ihyasına, terkin işleminin iptal edilmiş olması itibariyle şirket usulsüz terkin öncesindeki hukukî statüsüne kavuşacağından tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilânına karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket ihyası talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıdaki bentler dışında kalan hususlarda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.TTK'nın Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının son cümlesi; “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (...) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmünü içermektedir. Bu cümlede yer alan “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Buna göre şirketin, TTK'nın Geçici 7. maddesi kapsamında ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünce gerçekleştirilen terkin işleminin hukuka aykırı olduğu ve terkin işleminin anılan maddede işaret edilen usul ve esaslara aykırı şekilde gerçekleştirildiği, şirket alacaklıları yahut hukuki menfaati bulunanlarca haklı sebeplere dayanılarak dava yoluyla ileri sürülebilir.
Esasen bu tür sebeplere dayalı olarak açılan davada şirketin ihyasını talep eden davacı, Ticaret Sicil Müdürlüğünce münfesih kabul edilerek terkin edilen şirketin varlığını devam ettirdiğini veya resen terkin sürecinin hukuka aykırı olarak işletildiğini ileri sürerek bir nevi gerçekleştirilen terkin işleminin iptalini istemekte olup davanın kabulü hâlinde verilecek olan ihya kararı da şirketin terkin işleminin iptali niteliğinde olacaktır. Buradan hareketle hukuka aykırı terkin işlemi nedeniyle TTK'nın Geçici 7. maddesinin onbeşinci fıkrasına dayalı olarak açılan dava sonrasında verilecek ihya kararı, TTK'nın 547. maddesi anlamında ek tasfiye olarak nitelendirilemez. Zira hukuka aykırı şekilde anılan geçici madde kapsamında terkin edilen şirketin ihyasında amaç, eksik kalmış tasfiye işlemlerinin tamamlanarak şirketin tekrar ticaret sicilinden silinmesinden ziyade hukuka aykırı terkin işleminin iptaliyle şirketin usulsüz terkin öncesindeki hukuki statüsüne kavuşturulmasıdır. Böyle bir karar sonrasında ihyasına karar verilen şirket, herhangi bir şekilde tasfiye aşamasına girmeksizin hukuken varlık kazanır.
Hemen belirtilmelidir ki; TTK'nın Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının son cümlesi gereğince şirketin ihyası kapsamında hukuka aykırı terkin işleminin iptalini talep edebilecek olanlar haklı sebeplere dayanmak şartıyla şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlardır. Burada dava açabilecek kişilerin dar yorumlanması gerekir; bu kapsamda hukuki menfaati bulunanlardan kasıt şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararı bulunan şirketin pay sahipleri, yöneticileri veya tasfiye memurlarıdır. Ayrıca maddede geçen alacaklıların da bu davayı açabilmeleri için şirketin ihyası kapsamında sicilden terkin işleminin iptalinde hukuki yararının bulunması gerekir. Başka bir deyişle haklı sebepleri bulunan alacaklının amacına TTK'nın 547. maddesinde düzenlenen "ek tasfiye" ile ulaşması mümkün değilse o zaman TTK'nın Geçici 7. maddesi kapsamında terkin işleminin hukuka uygun olarak yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerekir. Zira Kanun'un amacı gözetildiğinde anılan geçici madde kapsamında terkin işleminin iptal edilmemesinde bu şirketin pay sahipleri, yöneticileri veya tasfiye memurlarının menfaatleri de bulunmaktadır. Dolayısıyla TTK'nın Geçici 7. maddesi kapsamında terkin edilen şirketlerde her alacaklının talebinde anılan madde kapsamında terkin işleminin hukuka uygun olarak yapılıp yapılmadığının incelenmesi menfaatler dengesi bakımından şirketin pay sahipleri, yöneticileri veya tasfiye memurları lehine olan durumun da bozulması anlamına gelebilecektir.
Yukarıda da bahsedildiği üzere ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara 2011, s. 1814). Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, şirkete ait tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Bu kapsamda TTK'nın Geçici 7. maddesi gereğince bir şirket hızlı bir tasfiyeyle veya bazı hâllerde tasfiyesiz olarak ticaret sicilinden silinmiş olsa da aynı Kanun'un 547. maddesi gereğince ek tasfiyesine karar verilmesi mümkündür. Hatta davacı Geçici 7. madde gereğince yapılan işlemin usulsüz olduğunu ileri sürerek şirketin ihyasını talep etse de dava açmadaki amacına 547. madde gereğince verilecek ek tasfiye ile ulaşabilecekse Geçici 7. madde gereğince yapılan işlemin usulsüz olup olmadığının tespit edilmesinde ve şirketin ihyası kapsamında terkin işleminin iptaline karar verilmesinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Böyle bir durumda mahkemece, TTK'nın Geçici 7. maddesi gereğince yapılan işlemlerin kamu düzeniyle ilgili olmadığı hususu da gözetilerek davacı tarafından şirketin ihyası talep edilmiş olsa dahi şartlar oluşmuş ise aynı Kanun'un 547. maddesi gereğince şirketin ek tasfiyesine karar verilmelidir.
Öte yandan ek tasfiye nedenleri TTK'da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir. Bu kapsamda herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlı olduğundan bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında TTK'nın 547. maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir. Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukuki ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır.
Herhangi bir nedene dayalı olarak şirketin ihyasına veya ek tasfiyesine ilişkin açılan davada mahkemece, şartların oluşması hâlinde dava konusu şirketin TTK'nın 547. maddesi gereğince ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilânına karar verilmelidir. Ayrıca ek tasfiye kararının davaya konu dosya ile sınırlı olarak verilmesi gerekir. Zira ek tasfiye, niteliği itibariyle geçici bir önlem olup yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecektir (Tekinalp, s. 207). Dolayısıyla ek tasfiye geçici bir önlem olduğundan ve herhâlde bu şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi gerektiğinden dosya kapsamındaki tasfiye işleminin tamamlanmasının ardından tasfiye memuru tarafından şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi için gerekli işlemler yapılacaktır.
Sonuç olarak; TTK'nın Geçici 7. maddesi kapsamında Ticaret Sicil Müdürlüğünce resen terkin edilen bir şirketin aynı maddenin 15. fıkrası kapsamında ihyasına yönelik olarak açılan davada, öncelikle menfaatler dengesi gözetilerek davacının amacına aynı Kanun'un 547. maddesi kapsamında ek tasfiye ile ulaşabileceği tespit edilirse Geçici 7. maddesi kapsamında yapılan terkin işleminin hukuka uygun olup olmadığı araştırılmadan şartları varsa dosya kapsamıyla sınırlı olarak şirketin ek tasfiyesine karar verilecek ve ek tasfiye işlemlerini yürütmesi için tasfiye memuru atanacaktır.
Tüm bu açıklamalar kapsamında İlk Derece Mahkemesi'nce ihyası istenen şirketin icra dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olarak ihyasına karar verilmesi ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan ve açıklanan hususlar Dairemizce resen gözetilmesi gerektiğinden kararın resen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14639 E. 2017/130 K.
Ortak:tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaNakliyat İnşaat Taahhüt ve Turizm Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) geçici 7. maddesi gereğince 30.06.2014 tarihinde yapılan «resen terkin» işleminin yasaya aykırı olması sebebiyle iptali ile şirketin ihyasına, terkin işleminin iptal edilmiş olması itibariyle şirket usulsüz terkin öncesindeki hukukî statüsüne kavuşacağından «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilânına karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Zira Kanun'un amacı gözetildiğinde anılan «geçici madde» kapsamında «terkin» işleminin iptal edilmemesinde bu şirketin «pay sahipleri», yöneticileri veya «tasfiye memurlarının» menfaatleri de bulunmaktadır.
Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı iken ilgili sicilden resen silindiğinin anlaşıldığını, «tasfiye» olan şirket adına alacaklarının tahsilinin yapılabilmesi için bahse konu şirketin ihyasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece ek «tasfiye» için şirketin ihyasına, tescil ve «ilanına», davalı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına ve «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece dava kabul edildiğine ve şirketin ihyasına karar verildiğine göre bu tür davalarda «yargılama giderinin» «tasfiye memuru» olan davalı ...'a yüklenmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · ilan · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece ek «tasfiye» için şirketin ihyasına, tescil ve «ilanına», davalı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına ve «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bu yön gözetilmeden «yargılama giderlerinin» ve «vekalet ücretinin» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya ve davanın niteliğine uygun görülmediğinden mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece dava kabul edildiğine ve şirketin ihyasına karar verildiğine göre bu tür davalarda «yargılama giderinin» «tasfiye memuru» olan davalı ...'a yüklenmesi gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2025/1498 E. , 2025/2483 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1712 Esas, 2025/202 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ ... Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/274 E., 2023/349 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile tescili istenen ... Nakliyat İnşaat Taahhüt ve Turizm Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye istinaden söz konusu şirkete kredi kartı verildiğini ve krediler kullandırıldığını, şirketin yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle icra takibi başlatıldığını, şirketin ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı iken ilgili sicilden resen silindiğinin anlaşıldığını, tasfiye olan şirket adına alacaklarının tahsilinin yapılabilmesi için bahse konu şirketin ihyasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olarak verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ihya talep etmesinde hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Nakliyat İnşaat Taahhüt ve Turizm Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) geçici 7. maddesi gereğince 30.06.2014 tarihinde yapılan resen terkin işleminin yasaya aykırı olması sebebiyle iptali ile şirketin ihyasına, terkin işleminin iptal edilmiş olması itibariyle şirket usulsüz terkin öncesindeki hukukî statüsüne kavuşacağından tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilânına karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket ihyası talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıdaki bentler dışında kalan hususlarda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.TTK'nın Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının son cümlesi; “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (...) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmünü içermektedir. Bu cümlede yer alan “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Buna göre şirketin, TTK'nın Geçici 7. maddesi kapsamında ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünce gerçekleştirilen terkin işleminin hukuka aykırı olduğu ve terkin işleminin anılan maddede işaret edilen usul ve esaslara aykırı şekilde gerçekleştirildiği, şirket alacaklıları yahut hukuki menfaati bulunanlarca haklı sebeplere dayanılarak dava yoluyla ileri sürülebilir.
Esasen bu tür sebeplere dayalı olarak açılan davada şirketin ihyasını talep eden davacı, Ticaret Sicil Müdürlüğünce münfesih kabul edilerek terkin edilen şirketin varlığını devam ettirdiğini veya resen terkin sürecinin hukuka aykırı olarak işletildiğini ileri sürerek bir nevi gerçekleştirilen terkin işleminin iptalini istemekte olup davanın kabulü hâlinde verilecek olan ihya kararı da şirketin terkin işleminin iptali niteliğinde olacaktır. Buradan hareketle hukuka aykırı terkin işlemi nedeniyle TTK'nın Geçici 7. maddesinin onbeşinci fıkrasına dayalı olarak açılan dava sonrasında verilecek ihya kararı, TTK'nın 547. maddesi anlamında ek tasfiye olarak nitelendirilemez. Zira hukuka aykırı şekilde anılan geçici madde kapsamında terkin edilen şirketin ihyasında amaç, eksik kalmış tasfiye işlemlerinin tamamlanarak şirketin tekrar ticaret sicilinden silinmesinden ziyade hukuka aykırı terkin işleminin iptaliyle şirketin usulsüz terkin öncesindeki hukuki statüsüne kavuşturulmasıdır.
Böyle bir karar sonrasında ihyasına karar verilen şirket, herhangi bir şekilde tasfiye aşamasına girmeksizin hukuken varlık kazanır.
Hemen belirtilmelidir ki; TTK'nın Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının son cümlesi gereğince şirketin ihyası kapsamında hukuka aykırı terkin işleminin iptalini talep edebilecek olanlar haklı sebeplere dayanmak şartıyla şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlardır. Burada dava açabilecek kişilerin dar yorumlanması gerekir; bu kapsamda hukuki menfaati bulunanlardan kasıt şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararı bulunan şirketin pay sahipleri, yöneticileri veya tasfiye memurlarıdır. Ayrıca maddede geçen alacaklıların da bu davayı açabilmeleri için şirketin ihyası kapsamında sicilden terkin işleminin iptalinde hukuki yararının bulunması gerekir. Başka bir deyişle haklı sebepleri bulunan alacaklının amacına TTK'nın 547.
maddesinde düzenlenen "ek tasfiye" ile ulaşması mümkün değilse o zaman TTK'nın Geçici 7. maddesi kapsamında terkin işleminin hukuka uygun olarak yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerekir. Zira Kanun'un amacı gözetildiğinde anılan geçici madde kapsamında terkin işleminin iptal edilmemesinde bu şirketin pay sahipleri, yöneticileri veya tasfiye memurlarının menfaatleri de bulunmaktadır. Dolayısıyla TTK'nın Geçici 7. maddesi kapsamında terkin edilen şirketlerde her alacaklının talebinde anılan madde kapsamında terkin işleminin hukuka uygun olarak yapılıp yapılmadığının incelenmesi menfaatler dengesi bakımından şirketin pay sahipleri, yöneticileri veya tasfiye memurları lehine olan durumun da bozulması anlamına gelebilecektir.
Yukarıda da bahsedildiği üzere ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara 2011, s. 1814). Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, şirkete ait tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür.
Bu kapsamda TTK'nın Geçici 7. maddesi gereğince bir şirket hızlı bir tasfiyeyle veya bazı hâllerde tasfiyesiz olarak ticaret sicilinden silinmiş olsa da aynı Kanun'un 547. maddesi gereğince ek tasfiyesine karar verilmesi mümkündür. Hatta davacı Geçici 7. madde gereğince yapılan işlemin usulsüz olduğunu ileri sürerek şirketin ihyasını talep etse de dava açmadaki amacına 547. madde gereğince verilecek ek tasfiye ile ulaşabilecekse Geçici 7. madde gereğince yapılan işlemin usulsüz olup olmadığının tespit edilmesinde ve şirketin ihyası kapsamında terkin işleminin iptaline karar verilmesinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Böyle bir durumda mahkemece, TTK'nın Geçici 7. maddesi gereğince yapılan işlemlerin kamu düzeniyle ilgili olmadığı hususu da gözetilerek davacı tarafından şirketin ihyası talep edilmiş olsa dahi şartlar oluşmuş ise aynı Kanun'un 547.
maddesi gereğince şirketin ek tasfiyesine karar verilmelidir.
Öte yandan ek tasfiye nedenleri TTK'da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir. Bu kapsamda herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlı olduğundan bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında TTK'nın 547. maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir. Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukuki ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır.
Herhangi bir nedene dayalı olarak şirketin ihyasına veya ek tasfiyesine ilişkin açılan davada mahkemece, şartların oluşması hâlinde dava konusu şirketin TTK'nın 547. maddesi gereğince ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilânına karar verilmelidir. Ayrıca ek tasfiye kararının davaya konu dosya ile sınırlı olarak verilmesi gerekir. Zira ek tasfiye, niteliği itibariyle geçici bir önlem olup yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecektir (Tekinalp, s. 207). Dolayısıyla ek tasfiye geçici bir önlem olduğundan ve herhâlde bu şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi gerektiğinden dosya kapsamındaki tasfiye işleminin tamamlanmasının ardından tasfiye memuru tarafından şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi için gerekli işlemler yapılacaktır.
Sonuç olarak; TTK'nın Geçici 7. maddesi kapsamında Ticaret Sicil Müdürlüğünce resen terkin edilen bir şirketin aynı maddenin 15. fıkrası kapsamında ihyasına yönelik olarak açılan davada, öncelikle menfaatler dengesi gözetilerek davacının amacına aynı Kanun'un 547. maddesi kapsamında ek tasfiye ile ulaşabileceği tespit edilirse Geçici 7. maddesi kapsamında yapılan terkin işleminin hukuka uygun olup olmadığı araştırılmadan şartları varsa dosya kapsamıyla sınırlı olarak şirketin ek tasfiyesine karar verilecek ve ek tasfiye işlemlerini yürütmesi için tasfiye memuru atanacaktır.
Tüm bu açıklamalar kapsamında İlk Derece Mahkemesi'nce ihyası istenen şirketin icra dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olarak ihyasına karar verilmesi ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan ve açıklanan hususlar Dairemizce resen gözetilmesi gerektiğinden kararın resen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 16.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1151030300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz