Tek satıcılık sözleşmesinin feshinde kusur ve denkleştirme tazminatı hakkı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1992 E. 2024/1637 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Haksız Rekabet Tazminatı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
bayilik (acente-kıyas)
Gerekçe özeti
Tek satıcılık sözleşmesinde, sözleşmenin sona ermesinde kusurlu olan taraf, TTK 122/3 ve 122/5 uyarınca (acentelik hükümlerinin kıyasen uygulanması yoluyla) denkleştirme tazminatı isteyemez. Distribütörün mal bedeli ödeme yükümlülüğünü süregelen şekilde yerine getirmemesi ve bu husustaki alacağın önceki bir yargı kararıyla kesinleşmiş olması halinde, distribütör sözleşmenin feshinde kusurlu kabul edilir. Danışmanlık hizmeti bedeli gibi yazılı sözleşmeye veya ticari defter kaydına dayanmayan alacak iddiaları ispatlanamamış sayılır. Haksız rekabet iddiasının kabulü için, iddia edilen eylemler karşısında ilgili süreçte karşı tarafa yönelik somut bir bildirim veya delil bulunması gerekir; sessiz kalınan ve sözleşme hükümlerine sonradan dayanılan durumlarda haksız rekabet ispatlanmış sayılmaz.
Ele alınan sorunlar
Tek satıcılık sözleşmesinin sona ermesinde kusur ve denkleştirme tazminatı talebi → ret
İddia: Davacı, faturaların vadesinin henüz dolmadığını, açık hesapta 90 günlük ödeme süresi bulunduğunu, bu nedenle feshin haksız olduğunu ve denkleştirme tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasında davalıların ürettiği malların davacı tarafından Türkiye'de satımına ilişkin bir tek satıcılık sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşmenin sona erdiği hususunda uyuşmazlık yoktur; bu nitelendirme ilk derece kararında tespit edilmiş ve istinaf edilmediğinden kesinleşmiştir. TTK 122/5 uyarınca acentelikle ilgili denkleştirme kuralları, hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık gibi tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesinde de uygulanır; TTK 122/3'e göre sözleşmenin sona ermesinde kusurlu olmayan taraf denkleştirme tazminatı isteyebilir. Davalı tarafından feshe konu edilen faturaların bedellerinin davacı tarafça ödenmediği, daha önce açılan itirazın iptali davasında kesin hükümle tespit edilmiştir; davacının 90 günlük vade iddiası bu kesin hükme aykırıdır ve ayrıca taraflar arasındaki yazışmalarda mal tedariki sürecinde bu vade iddiası davalıya karşı hiç ileri sürülmemiştir. Bilirkişi raporunda davacının 2007-2016 yılları arasında ödeme oranlarının %60-86 arasında kaldığı ve cari hesap kapsamında davalıya 231.584,16-Euro borcu bulunduğu tespit edilmiştir. Distribütörlük ilişkisinde davalının edimi mal temini, davacının edimi ise mal bedelini ödemektir; davacı bu edimini yerine getirmediğinden, sözleşmenin ileriye yönelik sona ermesinde kusurlu olduğu ve TTK 122/3 uyarınca kusurlu tarafın denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Danışmanlık hizmet bedeli alacağı talebi → ret
İddia: Davacı, davalılara 2004 yılından itibaren danışmanlık hizmeti verdiğini, bu hizmetin bir şekil şartına tabi olmadığını ve bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Tarafların ticari defterlerindeki incelemelerde ve sunulan delillerde, böyle bir ücretin ödeneceğine ilişkin tarafların iradesini gösteren bir sözleşme veya davacının bu kapsamda alacağı bulunduğuna dair herhangi bir kayıt veya belge bulunmamaktadır. Sunulan e-postalarda da bu şekilde bir anlaşmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle davacı, danışmanlık hizmet bedeli alacağı iddiasını ispat edememiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Haksız rekabet nedeniyle tazminat talebi → ret
İddia: Davacı, davalıların iç içe geçmiş şirketler olarak müşterek hareket ederek kendisini piyasadan silmek amacıyla yeni bir şirket kurduklarını, mal vermeyerek ve ayıplı mal göndererek kendisini ekonomik olarak zor duruma düşürüp müşterilerini ele geçirdiklerini, ayrıca Almanya'daki bir anlaşmayı engellediklerini ileri sürerek TTK 54, 60 vd. maddeleri uyarınca tazminat istemiştir.
Gerekçe: Davacının Almanya'daki sucuk üreticisiyle iş bağlantısının davalılar tarafından engellendiği iddiasına dair delil sunulmamıştır; aksine davacı yetkilisinin gönderdiği bir e-postada, anlaşmanın sağlanamamasının davacının materyallerinin karşı tarafın üretim sürecine uygun olmamasından kaynaklandığı belirtilmiştir. Davacının 29/07/2014 tarihli mutabakatı iradesi hilafına imzaladığı iddiası, sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar davacının bu yönde bir itirazda bulunmaması ve her iki davada da o sözleşmedeki hükümlere (90 gün ödeme şartı gibi) dayanması nedeniyle samimi bulunmamıştır. Mutabakatta davalının küçük ve orta ölçekli müşterilere satış yapabileceği kararlaştırılmış olup davalıların davacının büyük müşterilerine satış yaptığına dair veri bulunmamaktadır. Sunulan karşılıklı e-postalarda davacının kendisinin ödemelerde gecikmeyi kabul ettiği, davalının ise mal temininde davacıya yardımcı olduğu tespit edilmiştir. Davacının, iddia ettiği uygulamalar hakkında ilgili süreçte davalılara herhangi bir bildirimde bulunmadığı, ayıp şikayetlerini de ancak 09/09/2016 tarihli cevabi ihtarında dile getirdiği anlaşılmıştır. Bu tespitler karşısında, davalıların elbirliği halinde davacıya karşı haksız rekabet teşkil edecek eylemleri ispat edilememiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Birbirine zıt iki bilirkişi raporu bulunduğu ve yeni rapor alınmadan karar verildiği iddiası → ret
İddia: Davacı vekili, dosyada birbirine zıt iki farklı bilirkişi raporu bulunduğunu, mahkemenin bu çelişkiyi gidermeden ve yeni bir rapor almadan karar verdiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İstinabe yoluyla alınan ilk rapor, davacının yerleşim yeri mahkemesinde mali müşavir bilirkişiden davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla alınmıştır. İkinci rapor ise davalının defterlerinin incelenmesi ve istinabeyle alınan rapora yapılan itirazların değerlendirilmesi amacıyla alınmıştır. Bu nedenle ortada birbirine zıt iki ayrı bilirkişi raporu bulunmamaktadır; ilk raporda denkleştirme tazminatı hesabı yapılmış olması mahkemeyi bağlayıcı değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Tek satıcılık sözleşmesinin sona ermesinde TTK 122/3 ve 122/5 uyarınca denkleştirme tazminatı hakkının, sözleşmenin feshinde kusurlu olan tarafça istenemeyeceği ve distribütörün ödeme yükümlülüğüne süregelen aykırılığının kusur teşkil ettiği yönündeki değerlendirme, benzer tek satıcılık/distribütörlük ilişkilerinin feshine dayalı denkleştirme tazminatı davalarında emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tek satıcılık sözleşmesi↗ denkleştirme (portföy) tazminatı↗ acentelik hükümlerinin kıyasen uygulanması↗ haksız rekabet↗ kusur↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗ muacceliyet↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1992
KARAR NO 2024/1637
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 08/09/2021
NUMARASI 2016/1386 Esas - 2021/883 Karar
DAVA
Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ 14/11/2024
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin ticari danışmanlık, satış ve davalılara 2005 yılından itibaren münhasıran distribütörlük hizmeti verdiğini, davalı ... tarafından 13/04/2005-01/05/2016 döneminde Türkiye pazarında tek distribütör olarak atandığını, müvekkilinin danışmanlığı ile Türkiye piyasasına giren ve ihracata başlayan davalı ...'nın 2006 yılında Tuzla Serbest bölgede diğer davalı ... ... Şti.'yi kurarak, üretim ve faaliyete geçtiğini, bu şirketin % 100 hissesinin diğer davalı ...'ya ait olduğunu; davalıların, serbest bölgede üretim yaparak yurt içindeki pazara satan, müşterek hareket eden iç içe geçmiş şirketler olduğunu; 24/07/2015 tarihinde davalılar tarafından Kadıköy/İstanbul'da ... Ltd.
Şti.'nin kurulduğunu, bu şirketin müvekkilinin münhasır distribütörlüğünü elinden almak maksadıyla davalıların müşterek iradesiyle kurulduğunu,davalıların, müvekkiline mal satmamak, ayıplı mal vermek ve mali açıdan güç duruma düşürmek suretiyle münhasır distribütörlüğü almayı ve müvekkilin müşterilerine doğrudan mal satışı yapmayı hedeflediklerini; müvekkiline dikte ettirilirek taraflar arasında 29/07/2014 tarihli "Anlaşma Metni" imzalandığını, müvekkilinin, hem danışmanlık ve aracılık sebebiyle alamadığı ücretleri tahsil edebilmek ve hem de kesintisiz 12 yıldır devam eden münhasır distribütörlüğünün devam edeceği zannıyla bu belgeyi imzaladığını; davalı ...'nın diğer davalının tek ortağı olduğu gözetildiğinde, her iki davalının da adi ortaklık şeklinde hareket ederek iyi niyetli olmayarak müvekkilini piyasadan silmek üzere anlaştığını ve müvekkilinin müşterilerini elinden alarak, müvekkilini zarara uğrattığını ve haksız rekabet içerisine girdiklerini;borçların ödenmesiyle ilgili bir sorun yaşanmadığı halde müvekkiline gönderilen 06/09/2016 tarihli ihtarnameyle, 20/09/2016 tarihine kadar cari hesap borcunun ödenmesinin istenildiğini, yapılan görüşmelerde cari hesap borcunun 541.541-Euro olduğu, bu borcun Temmuz ve Ağustos 2016 aylarında 289.957-euro ödemeyle 235.000-Euro'ya düştüğünü, bu meblağın 90 günde ödenmesinin karara bağlanmasına rağmen ödeme istenildiğini;
müvekkilinin, davalılara iki tür hizmet verdiğini, bunlardan birincisinin davalılara 2005 yılından itibaren danışmanlık ve ikincisinin de Türkiye'de kollojen bağırsakların ithalatı ile üretimi ve davalıların ürünlerini Türkiye'de satış hizmeti olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 215.585-Euro denkleştirme tazminatı, 10.000-Euro haksız rekabet nedeniyle tazminat ve 10.000-Euro danışmanlık hizmeti alacağı olmak üzere toplam 235.585-Euro'nun distribütörlük sözleşmesinin fesih tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili, taraflar arasında herhangi bir danışmanlık anlaşması ve alınan hizmet bulunmadığını, öyle bir hizmet ispat edilse dahi talebin zamanaşımına uğradığını; müvekkilinin kollojen bağırsakların/kılıflarının üretimini yaptığını, davacının da müvekkili şirketlerden bu malları tedarik ederek piyasada sattığını, müvekkillerinin davacıya, bilerek veya isteyerek hatalı ürün gönderdiği iddiasının dayanaksız olduğunu, mesnetsiz ayıp talepleri açısından ayıp ihbar ve davalar için hak düşürücü sürelerin geçtiğini; müvekkilleri şirketin davacı şirketle münhasır distribütörlük/tek satıcılık sözleşmesi bulunmadığını, alelade bir distribütörlük sözleşmesi bulunduğunu, davacının sunduğu belgeler incelendiğinde, bir sözleşme olarak yorumlanması mümkün olmayan, sadece ...
Ltd. Şti. tarafından tedarik edilen bir kısım malların Türkiye'de ... tarafından satılabileceğine dair beyanlardan ve bir takım yazılardan ibaret olduğunu; davacının, müvekkili şirketlere olan cari hesap borcunu ödememesi üzerine davacıya noterden 06/09/2016 tarihli ihtarname gönderilerek, ödenmemiş 231.584-16-Euro borcun en geç 20/09/2016 tarihine kadar ödenmesi, aksi halde ticari ilişkinin sonlandırılacağı hususunun bildirildiğini, ödemenin yapılmaması üzerine de ticari ilişkinin haklı olarak sona erdirildiğini; müvekkili tarafından 232.221,02-Euro alacağın tahsili amacıyla, Anadolu .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine takip başlatıldığını, davacının itrazı üzerine duran takibin devamı için 05/12/2016 tarihinde İstanbul Anadolu 8.
ATM'nin 2016/1293 esas sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığını ve bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davalı ... tarafından davacı şirkete hitaben düzenlenen yazılar dikkate alındığında, taraflar arasında tek satıcılık ilişkisi kurulduğu; hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, davalının incelenen ticari defterlerine göre dava tarihi itibariyle davacı şirketten bakiye 231.584,16-Euro alacağı bulunduğu, davacıya gönderilen 06/09/2016 tarihli ihtarnamede 18/07/2016 tarihli 136.650,92-Euro ve 25/07/2016 tarihli 115.933,24-Euro bedelli 2 adet fatura borcundan kalan 231.584,16-TL'nin ödenmemesine bağladığı; 29/07/2014 tarihli sözleşmede, sipariş tutarının en fazla 100.000-Euro ve ödeme süresinin 90 gün olacağı, bir önceki sipariş tamamen ödenmeden yeni bir açık hesap siparişi kabul edilmeyeceğinin kararlaştırıldığı, davacının sözleşmedeki sipariş ve ödeme limitlerine uymadığı, davacının ödemelerdeki düzensizlikleri ekonomik duruma bağlayarak gecikmeyi kabul ettiği;
davacının borçlarını ödememesi nedeniyle davalıların akdi ilişkiyi haklı olarak feshettiklerinden distribütörlük sözleşmesinin feshi nedeniyle tazminat alacağına hak kazanamayacağı; davacı vekilinin, 23/05/2016 ve 15/06/2016 tarihlerinde gümrük işlemleri biten ve millileştirilmiş ürünün ödeme vade tarihinin 23/08/2016 ve 15/09/2016 tarihinde dolacağını, ihtarnamenin vadeden önce çekildiğini ve 9 günlük kurban bayramı tatili denk getirilerek organize bir şekilde ayarlandığını beyanla bilirkişi raporuna itiraz etmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda bahse konu faturaların davalının ticari defterlerine 23/05/2016 ve 15/06/2016 tarihinde kayıt edildiği, 23/05/2016 tarihli 136.650,92-Euro tutarlı faturanın vadesinin 90 gün sonrası 23/08/2016 tarihinde, 15/06/2016 tarihli 115.933,24-Euro tutarlı faturanın vadesinin de 15/09/2016 tarihinde dolduğu, davalının bakiye 231.584,16-Euro alacağını 18/07/2016 tarihinde talep ettiği, defter hesap seyrine bakıldığında, talep edilen 231.584,16-Euro tutarlı alacağın, bu iki faturadan kaynaklı bir alacak olmadığı, daha önceden süregelen ticari ilişki kapsamındaki son bakiye olduğunu, bu iki fatura düzenlenmeden önce davalının, davacıdan olan bakiye alacağının 436.166,02-Euro olduğu, bu sebeple davalının vadeden önce ihtar çekmesi söz konusu olmadığından, davacının itirazlarına itibar edilmediği;
taraflar arasında danışmanlık ücreti verileceği hususunda sözleşme ve tarafların ticari defterlerinde danışmanlık ücreti için kayıtlı bir fatura bulunmadığı,danışmanlık ücreti talebinin yerinde olmadığı;bilirkişi raporunda davacının, .... firması adında bir müşterisi olup olmadığı hususunda talimat raporunda bir değerlendirmeye yer verilmediği, bununla beraber davacının defterinde, ... adlı bir müşteri olduğu tespit edilmiş olsa bile, bu firmaya davalının ayıplı veya eksik mal gönderdiği hususunun sunulacak eşdeğer belgelerle (yasal tespit, ayıp ihbarı, ihtarname vs.) kanıtlanması gerektiği, ... ismiyle davacıya gönderilen herhangi bir yazışma olmadığı; ... firması tarafından gönderilen e-postalarda, kollojen bağırsaklarda, patlama, delik çıkma, fermantasyon vb.
gibi hususların ifade edildiği, verilen cevaplarda yerine yenilerinin gönderileceğinin bildirildiği, ayıplı-eksik mallar yüzünden davacının sipariş veya gelir kaybına uğradığına ilişkin somut delil sunulmadığı; taraflar arasındaki akdi ilişkinin 01/05/2005 tarihinde başladığı, davalıların akdi ilişkiyi haklı olarak feshettikleri 20/09/2016 tarihine kadarki zaman diliminde, davacının davalılara haksız rekabete ilişkin herhangi bir uyarıda bulunmadığı ve haksız rekabet iddiası ispat edilemediğinden tazminat istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili , dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek, dosyada birbirine zıt iki farklı bilirkişi raporu bulunduğunu, mahkemece ilk bilirkişi raporuna değinilmeden, faturalar, anlaşmalar ve yazışmalar değerlendirilmeden sadece ikinci bilirkişi raporu baz alınarak karar verildiğini;ilk bilirkişi raporunda müvekkilinin ... firmasından sipariş aldığı, sonraki siparişlerin ayıplı çıktığının, iki yıllık çabanın boşa gittiğinin ortaya çıktığını, denkleştirme tazminatı hesabı yapıldığını; davalıların ayıplı mal tedarikinin sebebinin ... firmasıyla yapılan gizli anlaşma olduğunun anlaşıldığını; ikinci bilirkişi heyetinin hiç bir inceleme yapmadığını, malların ayıplı olduğunu belirlemesine rağmen hesaplama yapmadığını;
danışmanlık anlaşmasının bir şekil şartına tabi olmadığını; yeni rapor alınması taleplerinin reddedildiğini; taraflar arasındaki anlaşmaya göre müvekkilinin cari hesabı 90 gün içinde ödemesi gerektiğini, teslim tarihi 25/07/2016 olan malların ödeme gününün 25/10/2016 olduğunu, vade tarihi gelmemiş faturaların ödenmemesinin feshi haklı kılmayacağını, 12 sene süren ticari ilişkide yeri geldiğinde cari hesap borcunun 700.000-Euro'lara dayandığını, yakın bir zamanda 300.000-Euro ödendiği gözetilerek feshin haksız olduğunu ve denleştirme tazminatına hükmedilmesi gerektiğini; davalıların açık hesaptaki süreleri dikkate almadıkları gibi müvekkiline mal da vermediklerini, böylece müvekkilinin müşterilerinin doğrudan kendilerine gelmelerini sağladıklarını;
müvekkilinin defterleri incelenseydi iade edilen malların bedellerinin dahi kazanç kaybının, zararın görüleceğini; yasaklı maddeler arasında sayılan davalıların ürünlerinin müvekkilinin girişimleriyle Tarım Bakanlığı nezdinde ithaline izin verildiğini, Serbest Bölge'dekiler de dahil olmak üzere 12 yıl boyunca alınmış tüm izinlerin müvekkilince alındığını ve danışmanlık hizmeti verildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin haksız olarak fesh edildiğinden bahisle denkleştirme tazminatı, haksız rekabet nedeniyle tazminat ve danışmanlık hizmet bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İstanbul Anadolu 8. ATM'nin 2016/1386 esas ve 2021/883 karar sayılı dosyasında, dava tarihinin 05/12/2018 (eldeki davadan 15 gün önce açıldığı) olduğu, davacının davalıya sattığı mallar için düzenlediği ... nolu 135.650,92-Euro bedelli ve ... nolu 115.933,24-Euro bedelli faturalardan dolayı alacaklı olduğunu, davalının 20.000-Euro kısmi ödeme yaptığını, kalan 231.584,16-Euro'nun ödenmediğini, 06/09/2016 tarihli ihtar gönderilmesine rağmen sonuç alınamadığından alacağın tahsili için davalıya karşı İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında (231.584,16-Euro asıl alacak ve 636,86-Euro işlemiş faiz=232.221,02-Euro için) 26/10/2016 tarihinde başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline karar verilmesini istediği; mahkemece 31/01/2018 tarihinde, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazının 231.583,88-Euro asıl alacak ve 114,21-Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 231.698,09-Euro üzerinden iptaline, fazla talebin reddine,davalıya gönderilen ihtarname tebliğ tarihi olan 21/09/2016 tarihinde temerrüde düştüğü ve 26/10/2016 takip tarihine kadar 114,21-Euro işlemiş faiz istenebileceği karar, davalı ... A.Ş. tarafından istinaf edilmişse de, kendisine gönderilen muhtıraya rağmen istinaf harcı yatırılmadığından, davalının istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, bu karar istinaf edilmediğinden nihai karar 22/05/2018 tarihinde kesinleşmiştir.Davacı eldeki davada, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalılarla arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle 215.585-Euro denkleştirme alacağı, 10.000-Euro danışmanlık hizmet bedeli ve 10.000-Euro haksız rekabet sebebiyle uğradığı zararın tazminatı talebinde bulunmuştur.Taraflar arasında imzalanan 29/07/2014 tarihli mutabakatta, "davalı ...
... Ltd. Şti.'nin, her üç aylık dönemde davacı ..'tan açık hesap olarak aşağıdaki koşullara tabi olmak üzere bir sipariş kabul edecektir: sipariş tutarı en fazla 100.000- EURO olacaktır; ödeme süresi 90 gün olacaktır; bir önceki sipariş tamamen ödenmeden yeni bir açık hesap sipariş kabul edilmeyecektir. .. şirketinin sipariş tutarının sürekli olarak 12 aylık bir süre içinde l2 milyon metre seviyesinin altına düşmesi durumunda ... ... Ltd. Şti., Türkiye pazarında hareket ve satış serbestisine sahip olacak ve bu durumda ... tarafından doğrudan yapılan satışlara istinaden ... şirketinin herhangi bir tazminat veya komisyon talep etme hakkı olmayacaktır. .. ile olan ticari ilişkimiz bunun dışında aynı şekilde devam edecektir.
... Ltd. Şti., Türkiye'de ... tarafından hizmet verilmeyen küçük ve orta ölçekli sosis üreticileri ile uygun gördüğü zaman doğrudan ticari ilişki başlatacaktır. Burada ... ... Ltd. Şti. tarafından Lotus şirketinin mevcut iş ilişkilerine müdahale olmayıp hizmet sunulmayan yeni müşteriler üzerinden pazar payının artırılmasıdır." düzenlemesini içermektedir.Davalı ... ... Ltd. Şti.'nin davacıya noterden gönderdiği 06/09/2016 tarihli ihtarnamede, ... nolu 135.650,92-Euro bedelli faturanın kalan tutarının 115.650,92-Euro'sunun ve ... nolu 115.933,24-Euro bedelli faturaların ödenmediğini, bu bedelleri ödeme yükümlülüğüne aykırı davranmasının yanı sıra ticari ilişkiye aykırı şekilde sürüm, stok ve satışlarının düştüğü ve diğer yükümlülüklerini ihlal ettiğini, yeni bir vade verildiği anlamına gelmemek kaydıyla en geç 20/09/2016 tarihinde kadar kalan 231.584,16-Euro'nun ödenmesi, aksi halde mevcut ticari ilişkinin belirtilen sürenin bitiminde sonlandırılmış olacağı belirtilmiştir.
Bu ihtar, davacıya 07/09/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı, bu ihtara karşı cevaben noterden davalı ... ... Ltd.'ye gönderdiği 09/09/2016 tarihli ihtarında, davadaki iddialarını dile getirmiş, 135.650,92-Euro bedelli 23/05/2016 tarihli ... nolu faturaya konu malların 07/06/2016; 115.933,24-Euro'luk 15/06/2016 tarihli ...nolu faturaya konu malların da 25/07/2016 tarihinde teslim edildiğini, aradaki anlaşmaya göre açık hesapta 90 günlük ödeme süresinin dolmadığını ileri sürerek, her türlü talep hakkını saklı tuttuğunu belirtmiştir. Davacı, 20/09/2016 tarihinde davalı ... ... Ltd.'ye gönderdiği ihtarda, söz konusu alacağın ödenmemesinin sebebinin mal temini yapılmaması olduğunu ve haklarını saklı tuttuğunu ifade etmiştir.
Davalı ... ... Ltd. de her iki ihtara yönelik 26/09/2016 tarihli cevabi ihtarında, beyanların kabul edilmediğini ve davacıdan kaynaklanan sebeplerle ticari ilişkinin son bulduğunu belirtmiştir. Davacı da, her iki davalıyı muhatap gösterdiği 09/11/2016 tarihli ihtarında, distribütörlük ve her türlü sözleşmenin haklı nedenle fesh edildiğini bildirmiştir. Tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya o bölgede tekel hakkı tanınmakta olup, 6102 sayılı TTK'nın 122/5. maddesine göre acentelikle ilgili denkleştirme kuralları hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır. TTK'nın 122/3. maddesine göre sözleşmenin sona ermesinde kusurlu olmayan tek satıcı, denkleştirme tazminatı isteyebilecektir (Yargıtay 11.
HD'nin 2015/13003 E., 2017/1215 K. sayılı ve 01/03/2017 tarihli kararı). Taraflar arasındaki yukarıdaki yazışmalara dikkate alındığında, taraflar arasında davalıların ürettiği malların davacı tarafından Türkiye'de satımı için bir sözleşme bulunduğu ve sözleşmenin sona erdiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Zira mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğu gerekçeli kararda tespit edilmiş ve bu husus istinaf edilmediğinden kesinleşmiştir. Buna göre uyuşmazlık, sözleşmenin sona ermesinde, davalının kusurlu olup olmadığı ve bunun sonucunda da davacının denkleştirme tazminatı isteyip istemeyeceğine ilişkindir. Bunun için de öncelikle sözleşmenin sona ermesinde davacının bir kusuru olup olmadığı yani haklılık durumunun tespiti gerekmektedir.Davalıların delil olarak dayandığı ve daha önce davalı ...
... Ltd. Şti.'nin davacıya karşı açtığı İstanbul Anadolu 8. ATM'deki itirazın iptali davasında ve eldeki davada, davalı tarafından 06/09/2016 tarihli ihtarla feshe konu edilmiş, 23/05/2016 tarihli ... nolu 135.650,92-Euro bedelli faturanın kalan 115.650,92-Euro'sunun ve 15/06/2016 tarihli ... nolu 115.933,24-Euro bedelli faturaların davacı ... Ltd. Şti. tarafından ödenmediği kesin hükümle belirlenerek, söz konusu bedelin tahsili için başlatılmış icra takibine davacının itirazının iptaline karar verilmiştir. Davacı işbu davada, söz konusu faturaların vadelerinin gelmediğini zira 90 günlük ödeme süresi olduğunu ileri sürmüş ise de, davacının, distribütörlük ilişkisi kapsamında davalıdan aldığı mallara ilişkin fatura bedellerinin muaccel olduğu ve süresinde ödemediği kesinleşen kararla belirlenmiştir.
Kaldı ki, dosyaya sunulan taraflar arasındaki yazışmalarda, mal tedariki süreçlerinde davacının söz konusu 90 günlük vade iddiasını davalıya karşı ileri sürmemiştir.Bilirkişi heyeti raporunda, davacının ödeme ve sipariş yükümlülüklerini yerine getiremediği, 2007-2016 yılları arasında davalıya ödeme oranlarının %60-86 oranları arasında olduğu, davacının cari hesap kapsamında davalıya 231.584,16-Euro borç kaydı bulunduğu tespit edilmiştir.Bu nedenlerle davacının alacakların muaccel olmadığı iddiasının kabulüne imkan bulunmamaktadır. Kaldı ki distribütörlük ilişkisinde, davalının edimi davacı distribütöre mal temin etmek, davacının edimi de mal bedellerini davalıya ödemektir. Davacının, bu edimini yerine getirmediği anlaşıldığından, davaya konu sözleşmenin ileriye yönelik olarak sona ermesinde davacının kusurlu bulunduğu ve TTK'nın 122/3.
maddesi uyarınca acentenin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshi halinde denkleştirme isteminde bulunulamayacağı, uzun yıllardır ürün tedarikçisi olan davalıya borcunu ödemeyen davacının, sözleşmenin sona ermesinde kusurlu olması sebebiyle denkleştirme (portföy) tazminatı isteyemeyeceği kabul edilmelidir.Davacı ikinci talep olarak, davalıların ürünlerinin Türkiye piyasasına girmesi, yasaklı olan ürüne izin alınması ve serbest bölgede yer temini gibi süreçlerde davalılara 2004 yılında başlamak üzere danışmanlık hizmeti verildiğini belirterek, bu hizmetin bedelini talep etmiştir.Ancak tarafların ticari defterlerindeki incelemelerde ve sunulan delillerde, böyle bir ücretin ödeneceği yönünde tarafların iradesini gösteren sözleşme, davacının davalılardan bu kapsamda alacağı bulunduğuna dair her hangi bir kayıt veya belge sunulmamıştır.
Dosyada, davacı tarafından sunulan e-postalarda bu şekilde bir anlaşma yoktur. Bu nedenle, davacı danışmanlık hizmet bedeli alacak iddiasını ispat edememiştir.Davacı üçüncü talep olarak, Almanya'da sucuk üreticisi bir firmayla yapacağı anlaşmanın davalılar tarafından engellendiğini; davalıların müvekkilini piyasadan silmek için İstanbul'da ... şirketini kurduklarını ve koz olarak 29/07/2014 tarihli mutabakatı iradesi hilafına imzalattıklarını, ancak mutabakata aykırı olarak bu şirketin müvekkilinin büyük müşterilerine de mal satmaya başladığını; müvekkilini ekonomik olarak zor durumda bıraktıklarını, mal vermediklerini, müvekkilinin müşterilerini ele geçirme operasyonu yaptıklarını; müvekkiline ayıplı mallar sattığını ve alıcı firmalardan iadeler geldiğini iddia ederek, TTK 54,60 vd.
Maddeleri uyarınca tazminat istemiştir. Almanya'daki sucuk üreticisi olan dava dışı şirketle, davacının iş bağlantısının davalılar tarafından engellendiği iddiası hakkında da, dosyaya bir delil sunulmamıştır. Bu konuda davalılar vekilinin cevap dilekçesinin ekinde sunduğu davacı yetkilisinin (Hayriye), davalıya gönderdiği 25/03/2013 tarihli e-postada anılan anlaşmanın yapılmama sebebinin davacının materyalleriyle bir ilgisi olmadığı, o şirketin üretim süreci farklı olduğu için davacının materyallerinin onların ürünlerine uygun olmadığından anlaşmanın sağlanamadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla anlaşmanın yapılamamasında, davalıların iddiaya konu etkileri ispat edilememiştir.Tacir olan davacının 29/07/2014 tarihli mutabakatı iradesi hilafına imzaladığı iddiası hakkında, sözleşmenin sona erdiği Eylül 2016 dönemine kadar, davacının davalılara bir itiraz ileri sürmediği ve hatta her iki davada da, o sözleşmedeki hükümlere (örneğin 90 gün ödeme şartı) dayandığı gözetildiğinde, dayanağını ortaya koyamadığı iddiasının samimi olmadığı değerlendirilmiştir.
Söz konusu mutabakatta, davalının küçük ve orta ölçekteki müşterilere ürün satışı yapabileceği kararlaştırılmıştır. Davalıların, davacının büyük müşterilerine de ürün sattığına ilişkin bir veri bulunmamaktadır.Yine davalıların müvekkiline mal vermeyerek ve ekonomik olarak zor duruma düşürerek, müşterilerini el geçirme iddiasında bulunmuştur. 29/07/2014 tarihli mutabakatta, davalıya mal verme ve ödeme şartları kararlaştırılmıştır. Davalının cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu ve davacı temsilcisi ...'nin davalıya gönderdiği 25/07/2016 tarihli karşılıklı e-postalarda, davacının ödemelerinde gecikmeleri kabul ettiği hatta ödemeleri o tarih itibariyle bir kaç gün içinde yapacağını kabul ettiği, fakat 23/08/2016 tarihli 20.000-Euro dışında ödeme yapmadığı anlaşılmıştır.Aynı e-postalarda, davalının mal temini için davacıya yardımcı olduğu da tespit edilmiştir.
Anılan mutabakatta, davalıların Türkiye pazarında satış yapabileceği yönündeki hükümler, davacı tarafından da kabul edilmiştir. Davacının, iddia ettiği davalıların uygulamaları hakkında, ilgili süreç içinde davalılara bir bildirimi de bulunmamaktadır.Davacının dosyaya sunduğu, dava dışı alıcı şirketler tarafından kendisine gönderilen 2013-2014 tarihli e-postalarda, ürünlerin patladığı veya uyumlu olmadığı gibi şikayetlerin bildirilmiş ise de bu süreçte, davacı davalılara bir bildirimde bulunmamıştır.Davacı bu hususu, davalı ... ... Ltd. Şti.'nin 06/09/2016 tarihli ödeme ihtarnamesine verdiği 09/09/2016 tarihli cevabi ihtara kadar hiç bir bildirim yapmamıştır. Bu tespitlerden hareketle, davacıyla aralarında tek satıcılık sözleşmesi bulunan davalıların elbirliği halinde, davacıya karşı haksız rekabet teşkil edecek şekilde eylemleri ispat edilememiştir.Öte yandan davacı vekili istinaf dilekçesinde, birbirine zıt iki farklı bilirkişi raporu olduğunu, mahkemenin bu çelişkiyi gidermeden yeni bir rapor almadan karar verdiğini ileri sürmüştür.
Ancak mahkemece istinabe yoluyla alınmış ilk rapor, davacının yerleşim yeri Ankara 10. ATM'de mali müşavir bilirkişiden davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi hususunda alınmıştır. İkinci rapor ise, davalının defterlerinin incelenmesi ve deliller ile istinabeyle alınmış rapora itirazların değerlendirilmesi amacıyla alınmıştır. Bu nedenle iki ayrı bilirkişi raporu bulunmamaktadır.İlk raporda denkleştirme tazminatı hesabı yapılması, mahkemeyi bağlayıcı değildir. Açıklanan nedenlerle,kararda isabetsizlik bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 14/11/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/114837 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi