Tasfiye sonuçlanmadan tasfiye halindeki şirketten alacak talep edilemez
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1739 E. 2024/348 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Tasfiye halindeki şirketten alacak talebi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Tasfiye halindeki bir anonim şirkette tasfiye işlemlerinin yürütülmesi görevi tasfiye memurlarına ait olup, tasfiye memurlarının genel kurul kararlarına veya ödeme sırasına aykırı davrandığı iddiaları tasfiye memurlarının sorumluluğunu gerektiren hususlardır; bu iddialar mahkemenin tasfiye işlemlerine doğrudan müdahalesi yoluyla değil, tasfiye memurları hakkında açılacak sorumluluk davası yoluyla ileri sürülebilir. Ayrıca, tasfiye sonuçlanmadan kar-zarar durumu ve alacak miktarı tespit edilemeyeceğinden, tasfiye halindeki şirketten alacak talebiyle açılan dava erken açılmış sayılır ve reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Tasfiye memurlarının işlemlerine yönelik iddiaların mahkemece incelenip incelenemeyeceği → ret
İddia: Davacı, yargılama sırasında hiçbir inceleme yapılmadığını, tasfiye sonuçlanmadığı halde davalı tarafından genel kurul kararına aykırı olarak ödeme sırası gelmeyen alacaklılara ödeme yapıldığını, kendisine ödeme yapılmadığını ve mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Anonim şirketlerin tasfiye işlemlerine ilişkin hükümler TTK 536 vd. maddelerinde (6762 sayılı TTK 441 vd.) düzenlenmiş olup, tasfiye işlemlerini yürütme görevi tasfiye memurlarına verilmiştir. Bu maddelerde tasfiye işlemlerine mahkemenin müdahalesine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır; sadece TTK 546/2 maddesinde tasfiye memurlarının sorumluluğu düzenlenmiştir. Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar (genel kurul kararına aykırı ödeme yapılması vb.) tasfiye memurlarının sorumluluğunu gerektiren eylemler niteliğindedir ve davacı, aynı iddialarla davalı şirket tasfiye memuru hakkında ayrı bir dava açmıştır; bu dava halen görülmektedir. Tasfiye işlemlerinin yürütülmesine ilişkin olarak mahkemenin müdahalesi yasal olarak mümkün olmadığından, davacının bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tasfiye sonuçlanmadan alacak talebinin muacceliyeti → ret
Gerekçe: Davalı şirketin tasfiye halinde olduğu ve tasfiyenin sonuçlanmadığı, bu nedenle kar-zarar durumunun ve alacağın miktarının tespit edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, bu aşamada alacak talebinde bulunulamayacağından, mahkemece erken açılan davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Tasfiye halindeki şirketlerde tasfiye işlemlerinin yürütülmesine mahkemenin müdahale edemeyeceği ve bu tür iddiaların tasfiye memurlarının sorumluluğu kapsamında ayrı bir davada ileri sürülmesi gerektiği yönündeki tespit ile tasfiye sonuçlanmadan alacak talebinin muaccel olmayacağı yönündeki değerlendirme, benzer nitelikteki uyuşmazlıklar için emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memurlarının sorumluluğu↗ tasfiye işlemlerine mahkeme müdahalesi↗ erken açılan dava↗ muacceliyet↗ kar-zarar hesabı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1739
KARAR NO 2024/348
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 12/07/2021
NUMARASI 2020/838 Esas - 2021/730 Karar
DAVA
Alacak
Davanın reddine kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı; ... A.Ş.'nin faaliyet izninin 4389 sayılı Bankalar Kurulu'nun 20/6 maddesi hükmüne istinaden kaldırıldığını ve tasfiyeye girdiğini, 04/08/2001 tarihli Olağanüstü Genel Kurulu tarafından tasfiyenin en geç 5 yıl içinde tamamlanmasının kararlaştırıldığını, kendisinin davalı şirkete 2001 yılından önce ABD Doları ve Euro yatırarak açmış olduğu muhtelif hesaplarının bulunduğunu, genel kurul toplantısından hesapların, küçük meblağdan büyük meblaya doğru sırasıyla ödeme yapılmasının karar altına alındığını, ödeme sırasının dışına çıkılacak olunur ise tasfiye memurlarının ve münfesih şirketin hukuki ve cezai sorumluluğunun doğacağının yetkililer tarafından yazılı olarak beyan edildiğini, 2002 yılında 500-TL ödeme yapıldığını ve 19 yıl boyunca başka hiçbir ödeme yapılmadığını belirterek davalının görevini suistimal ettiğinden bahisle çıkarları doğrultusunda tarafına ödeme yapmadığı alacağının fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak ödetilmesinin teminine, Tasfiye Kurulu Başkanının genel kurulda alınan kararları ihlal ettiğinin ve genel kurulda belirlenen ödeme sırasını ihlal ettiğinin tespitine, 3.000-TL tazminatın davalıdan tahsiline, Dolar ve Euro hesaplarının ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafça aynı gerekçe ve taleplerle Bakırköy 1. ATM'nin 2019/277 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının alacağının kar ve zarara katılım akdine dayandığını, bu hesabına yönelik olarak davacının müvekkilinden henüz kesinleşmiş muaccel ve likit bir alacağının bulunmadığını, benzer alacak davalarında muhtelif mahkemelerden davanın reddi yönünde kararlar verildiğini ve bu kararların da Yargıtay ilgili Hukuk Daireleri tarafından onandığını, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dışı şirketin tasfiye işlemlerinin devam ettiğini, müvekkilinin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının kar zarar hesabına yatırdığı para hakkında talepte bulunduğu, ancak davalı şirketin tasfiye halinde olduğu, tasfiye sonuçlanmadığından kar-zarar durumunun ve alacağın miktarının tespit edilmesinin bu aşamada mümkün olmadığı, davacının kar zarar hesabına yatırdığı para hakkında talepte bulunmasının bu nedenle ve bu aşamada mümkün olmadığı, davacının dava tarihi itibarıyla davalıdaki alacağının muaccel hale gelmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı; yargılama sırasında hiç bir inceleme yapılmadığını, tasfiye sonuçlanmadığı halde davalı tarafından ödemelere devam edildiğini, ancak 12 yıldır kendilerine hiç bir ödeme yapılmadığını, mahkemenin kararının gerekçesiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacı, tasfiye halinde davalı şirkette olan hesapları nedeniyle alacaklı olduğunu, şirketin tasfiyesine karar verildiğini, genel kurulda mudilere ödeme kararı alındığını, ancak buna rağmen genel kurulda alınan kararlara aykırı olarak ödeme sırası gelmeyen alacaklılara ödeme yapıldığını, kendisine ödeme yapılmadığını belirterek alacağının ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Anonim şirketlerin, tasfiye işlemleri ile ilgili hükümler 536.vd (6762 sayılı TTK 441 vd) maddelerinde düzenlenmiş olup anılan maddelerde tasfiye ile ilgili işlemleri yürütme görevi tasfiye memurlarına verilmiştir. Anılan maddelerde tasfiye işlemlerine yönelik olarak mahkemenin müdahalesine ilişkin yasal düzenleme yapılmamıştır.
Sadece 546/2 maddesinde tasfiye memurlarının sorumluluğu düzenlenmiş olup, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği hususlar tasfiye memurlarının sorumluluğunu gerektiren eylemler olup, davacının aynı iddialarla davalı şirket tasfiye memuru hakkında Bakırköy 1. ATM'nin 2020/310 E. Sayılı davayı açtığı, mahkemece verilen 2020/1119 K. Sayılı kararın davacı tarafça istinaf edildiği, Dairemizin 2021/722 E. 2022/530 K. sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar tasfiye memurlarının sorumluluğunu gerektiren iddialar olup bu iddialara dayalı olarak davalı şirket tasfiye memurları hakkında görülmekte olan bir dava bulunmaktadır.
Tasfiye işlemlerini yürütme görevinin tasfiye memurlarına ait olduğuğundan, tasfiye işlemlerinin yürütülmesine ilişkin olarak mahkemenin müdahalesine yasal olarak mümkün değildir. Bu nedenle davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Diğer taraftan; davalı şirketin tasfiye halinde olduğu, tasfiyenin sonuçlanmaması nedeniyle kar-zarar durumunun ve alacağın miktarının tespit edilememesi nedeniyle bu aşamada alacak talebinde bulunulamayacağı anlaşılmakla, mahkemece erken açılan davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece erken açılan davanın reddine dair verilen kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacının istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/02/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/114705 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi