Muayene ve ihbar yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4532 E. 2025/594 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muayene ve ihbar yükümlülüğü↗ tbk 223↗ tbk 227↗ sözleşmenin nitelendirilmesi↗ ayıplı mal↗ bildirim yükümlülüğü↗ ihbar yükümlülüğü↗ ayıp↗ teminat mektubu↗ sözleşmeden doğan dava↗ eser sözleşmesi↗ satım sözleşmesi↗ tbk 99↗ ihbar↗ yasal faiz↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ teminat↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/21 E., 2024/160 K.
BİRLEŞEN DAVA : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/328 E.,
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı-birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.02.2025 günü hazır bulunan davacı-birleşen davada davalı vekili Av. ... ile davalı-birleşen davada davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında 350 adet filtre press plakası alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, davalının bir kısım mallar ile ilgili olarak değişim talebinde bulunduğunu ve bu gerekçe ile sözleşme bedelini haksız olarak ödemediğini ileri sürerek sözleşmeden doğan 300.000,00 USD+KDV'nin TCMB döviz satışı kuru karşılığının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı firma ile yapmış oldukları sözleşmenin feshedildiğini, yeniden yapılan ihalede daha yüksek miktarda ödeme yaptıklarını ileri sürerek oluşan 152.407,23 TL fiyat farkının temerrüt tarihden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı firmadan tahsiline karar verilmesini dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendilerine teslim ettiği malların ihale, döküman ve sözleşmeye uygun olmadığını, davacının ayıplı mal hükümleri çerçevesinde ileri sürdüğü iddiasının hukuken geçerli olmadığını, reddedilen mallar için davacı şirketin herhangi bir alacağının doğmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalıya teslim edilen plakaların kabul edilmeyerek iade edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 23. maddesine göre alıcının malı teslim aldıktan sonra 2 ve 8 gün içinde yapacağı inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, 2 ve 8 günlük muayene ve ihbar yükümlülüğüne uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı ve ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan alıcının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 227/1 maddesinden de yararlanamayacağı, asıl davada davalı birleşen davada davacının sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, asıl davada davalı birleşen dosyada davacı ... Fabrikaları A.Ş. vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm, asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... Fabrikaları A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık taraflar arasındaki filtre press plakaları alımına ilişkin sözleşmenin ayıplı ifası nedeniyle sözleşmenin haklı nedenlerle fesh edilip edilmediği, sözleşme bedeline davacının hak kazanıp kazanmadığı, teminat mektubunun irat kaydedilmesinin uygun olup olmadığı, birleşen dosyada ise feshin haklı olması halinde iki ihale arasındaki farkın talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Mahkemece taraflar arasındaki sözleşme ticari alım satım sözleşmesi olarak nitelendirilmiş ve buna göre 6102 sayılı TTK'nın 23. maddesi ve TBK'nın 223., 227. maddeleri uyarınca belirlenen satımda ayıp, muayene ve ihbar süreleri dikkate alınarak çözüme ulaşılmaya çalışılmıştır. Ne var ki, taraflar arasındaki sözleşmenin konusu olan pres plakaları sözleşmede belirlenen özel ölçülerde imal edilecek olup, bu durumda sözleşme eser sözleşmesi niteliğinde kabul edilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken hatalı nitelendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma sebebine göre asıl davada davalı birleşen dosyada davacı ... Fabrikaları A.Ş vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4135 E. 2024/534 K.
Ortak:ayıplı mal · bildirim yükümlülüğü · ihbar yükümlülüğü · ayıp · ihbar · teslim
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalıya «teslim» edilen plakaların kabul edilmeyerek iade edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 23. maddesine göre alıcının malı teslim aldıktan sonra 2 ve 8 gün içinde yapacağı inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 2 ve 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı ve «ayıplar» için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan alıcının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 227/1 maddesinden de ya …
CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendilerine «teslim» ettiği malların ihale, döküman ve sözleşmeye uygun olmadığını, davacının «ayıplı mal» hükümleri çerçevesinde ileri sürdüğü iddiasının hukuken geçerli olmadığını, reddedilen mallar için davacı şirketin herhangi bir alacağının doğmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Değerlendirme ve Gerekçe 1.Mahkemece taraflar arasındaki sözleşme ticari alım «satım sözleşmesi» olarak nitelendirilmiş ve buna göre 6102 sayılı TTK'nın 23. maddesi ve TBK'nın 223., 227. maddeleri uyarınca belirlenen satımda «ayıp», muayene ve «ihbar» süreleri dikkate alınarak çözüme ulaşılmaya çalışılmıştır.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacirler» arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak «ayıp ihbarının» bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davacının davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 01.06.2015 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malın incelemesinin ise 24.06.2016'da yapıldığı, raporun davacıya 13.07.2016 tarihinde, ayıp ihbarının ise davacının beyanına göre 27.07.2017'de ve davanın ise 20.10.2017 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, yargılama sırasında alınan sektör bilirkişinin de yer aldığı raporda ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmediği gibi ayıba dair yapılan açıklamalardan basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki «gizli ayıp» bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde aylarca «ihtar» çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığından davalının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, ancak mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiği gerekçes …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, «teslimden» sonra «ayıp» ihbarında bulunmadığını, «husumet» yönünden davanın reddi gerektiğini, davalının tedarikçi satıcı konumunda olduğu, üretici olmadığını, üreticiye dava açılması gerektiğini, malların zamanında eksiksiz teslim edildiğini, davacının kontrolleri yaparak teslim aldığını, «sulh hukuk» mahkemesince yapılan tespitte de ayıbının kullanıcı hatasından kaynaklandığının belirlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «delil tespitinin», davalıya tebliğ edildiği, davacının ayıptan haberdar olduğu tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesine göre «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, davacının talebinin dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:gizli ayıp · ayıp ihbarı · delil tespiti · bedel iadesi · sulh hukuk mahkemesi · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtar · fatura
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekli bildirim ve «ihbarın» sözlü olarak yapıldığını, süresinde «ayıp ihbarının» yapıldığını, ürünlerin ayıplı olduğu husunun mahkeme kararı ile tespit edildiğini, ürünlerin ayıplı olduğunun kullanıma başlanmasından bir süre geçtikten sonra anlaşıldığını, «fatura» «bedellerinin iadesi» istenilmesine rağmen davalının bu talebi yerine getirmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacirler» arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak «ayıp ihbarının» bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davacının davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 01.06.2015 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malın incelemesinin ise 24.06.2016'da yapıldığı, raporun davacıya 13.07.2016 tarihinde, ayıp ihbarının ise davacının beyanına göre 27.07.2017'de ve davanın ise 20.10.2017 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, yargılama sırasında alınan sektör bilirkişinin de yer aldığı raporda ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmediği gibi ayıba dair yapılan açıklamalardan basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki «gizli ayıp» bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde aylarca «ihtar» çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığından davalının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, ancak mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiği gerekçes …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «delil tespitinin», davalıya tebliğ edildiği, davacının ayıptan haberdar olduğu tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesine göre «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, davacının talebinin dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3279 E. 2020/4723 K.
Ortak:ayıplı mal · ayıp · ihbar · teslim
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalıya «teslim» edilen plakaların kabul edilmeyerek iade edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 23. maddesine göre alıcının malı teslim aldıktan sonra 2 ve 8 gün içinde yapacağı inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 2 ve 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı ve «ayıplar» için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan alıcının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 227/1 maddesinden de ya …
CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendilerine «teslim» ettiği malların ihale, döküman ve sözleşmeye uygun olmadığını, davacının «ayıplı mal» hükümleri çerçevesinde ileri sürdüğü iddiasının hukuken geçerli olmadığını, reddedilen mallar için davacı şirketin herhangi bir alacağının doğmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Değerlendirme ve Gerekçe 1.Mahkemece taraflar arasındaki sözleşme ticari alım «satım sözleşmesi» olarak nitelendirilmiş ve buna göre 6102 sayılı TTK'nın 23. maddesi ve TBK'nın 223., 227. maddeleri uyarınca belirlenen satımda «ayıp», muayene ve «ihbar» süreleri dikkate alınarak çözüme ulaşılmaya çalışılmıştır.
Benzer bu kararda23) uyarınca «ticari satışlarda» malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde durumu satıcıya «ihbar» etmeli, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa keyfiyeti derhal satıcıya bildirmeye mecburdur.
Somut olayda davalı usulüne uygun «ayıp» ihbarında bulunmadığından davalının «ayıplı mal» nedeniyle semenin tenzili hakkının olmadığı gözetilerek davacının alacağının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Ayıp adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir «ayıp» ise BK'nun 198. maddesinin 2. fıkrasının tatbik olunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari satış
Benzer bu kararda23) uyarınca «ticari satışlarda» malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde durumu satıcıya «ihbar» etmeli, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa keyfiyeti derhal satıcıya bildirmeye mecburdur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4532 E. , 2025/594 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2024/734 Esas, 2024/735 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2024/21 E., 2024/160 K.
BİRLEŞEN DAVA
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/328 E.,
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı-birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.02.2025 günü hazır bulunan davacı-birleşen davada davalı vekili Av. ... ile davalı-birleşen davada davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında 350 adet filtre press plakası alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, davalının bir kısım mallar ile ilgili olarak değişim talebinde bulunduğunu ve bu gerekçe ile sözleşme bedelini haksız olarak ödemediğini ileri sürerek sözleşmeden doğan 300.000,00 USD+KDV'nin TCMB döviz satışı kuru karşılığının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı firma ile yapmış oldukları sözleşmenin feshedildiğini, yeniden yapılan ihalede daha yüksek miktarda ödeme yaptıklarını ileri sürerek oluşan 152.407,23 TL fiyat farkının temerrüt tarihden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı firmadan tahsiline karar verilmesini dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendilerine teslim ettiği malların ihale, döküman ve sözleşmeye uygun olmadığını, davacının ayıplı mal hükümleri çerçevesinde ileri sürdüğü iddiasının hukuken geçerli olmadığını, reddedilen mallar için davacı şirketin herhangi bir alacağının doğmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalıya teslim edilen plakaların kabul edilmeyerek iade edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 23. maddesine göre alıcının malı teslim aldıktan sonra 2 ve 8 gün içinde yapacağı inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, 2 ve 8 günlük muayene ve ihbar yükümlülüğüne uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı ve ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan alıcının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 227/1 maddesinden de yararlanamayacağı, asıl davada davalı birleşen davada davacının sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, asıl davada davalı birleşen dosyada davacı ... Fabrikaları A.Ş. vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm, asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... Fabrikaları A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık taraflar arasındaki filtre press plakaları alımına ilişkin sözleşmenin ayıplı ifası nedeniyle sözleşmenin haklı nedenlerle fesh edilip edilmediği, sözleşme bedeline davacının hak kazanıp kazanmadığı, teminat mektubunun irat kaydedilmesinin uygun olup olmadığı, birleşen dosyada ise feshin haklı olması halinde iki ihale arasındaki farkın talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Mahkemece taraflar arasındaki sözleşme ticari alım satım sözleşmesi olarak nitelendirilmiş ve buna göre 6102 sayılı TTK'nın 23. maddesi ve TBK'nın 223., 227. maddeleri uyarınca belirlenen satımda ayıp, muayene ve ihbar süreleri dikkate alınarak çözüme ulaşılmaya çalışılmıştır. Ne var ki, taraflar arasındaki sözleşmenin konusu olan pres plakaları sözleşmede belirlenen özel ölçülerde imal edilecek olup, bu durumda sözleşme eser sözleşmesi niteliğinde kabul edilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken hatalı nitelendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma sebebine göre asıl davada davalı birleşen dosyada davacı ... Fabrikaları A.Ş vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı-birleşen dosyada davacı ... Fabrikaları A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı-birleşen davalı ... İthalat İhracat Tic. Müm. İmalat İnş. Maden San.
Ltd. Şti. alınarak davalı-birleşen davacı ... Fabrikası A.Ş.'ye verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1140297300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz