Ayıplı teslim
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3279 E. 2020/4723 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıplı teslim↗ ticari satış↗ ayıplı mal↗ ayıp↗ ihbar↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya kiralamış olduğu araç yer tespit ve takip sisteminin harita üzerinde aracın yerinin net olarak tespit edilememesi sebebiyle ayıplı olduğundan davacı şirketin %100 kusurlu bulunduğu, bu nedenle alacak hakkı doğmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 25/3. fıkrası (6102 sayılı TTK md. 23) uyarınca ticari satışlarda malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeli, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa keyfiyeti derhal satıcıya bildirmeye mecburdur. Ayıp adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise BK'nun 198. maddesinin 2. fıkrasının tatbik olunması gerekir. Somut olayda davalı usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığından davalının ayıplı mal nedeniyle semenin tenzili hakkının olmadığı gözetilerek davacının alacağının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4135 E. 2024/534 K.
Ortak:ayıplı mal · ayıp · ihbar · teslim
İncelediğiniz kararda23) uyarınca «ticari satışlarda» malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde durumu satıcıya «ihbar» etmeli, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa keyfiyeti derhal satıcıya bildirmeye mecburdur.
Somut olayda davalı usulüne uygun «ayıp» ihbarında bulunmadığından davalının «ayıplı mal» nedeniyle semenin tenzili hakkının olmadığı gözetilerek davacının alacağının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Ayıp adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir «ayıp» ise BK'nun 198. maddesinin 2. fıkrasının tatbik olunması gerekir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacirler» arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak «ayıp ihbarının» bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davacının davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 01.06.2015 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malın incelemesinin ise 24.06.2016'da yapıldığı, raporun davacıya 13.07.2016 tarihinde, ayıp ihbarının ise davacının beyanına göre 27.07.2017'de ve davanın ise 20.10.2017 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, yargılama sırasında alınan sektör bilirkişinin de yer aldığı raporda ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmediği gibi ayıba dair yapılan açıklamalardan basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki «gizli ayıp» bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde aylarca «ihtar» çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığından davalının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, ancak mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiği gerekçes …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, «teslimden» sonra «ayıp» ihbarında bulunmadığını, «husumet» yönünden davanın reddi gerektiğini, davalının tedarikçi satıcı konumunda olduğu, üretici olmadığını, üreticiye dava açılması gerektiğini, malların zamanında eksiksiz teslim edildiğini, davacının kontrolleri yaparak teslim aldığını, «sulh hukuk» mahkemesince yapılan tespitte de ayıbının kullanıcı hatasından kaynaklandığının belirlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «delil tespitinin», davalıya tebliğ edildiği, davacının ayıptan haberdar olduğu tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesine göre «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, davacının talebinin dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · gizli ayıp · ayıp ihbarı · ihbar yükümlülüğü · delil tespiti · bedel iadesi · sulh hukuk mahkemesi · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacirler» arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak «ayıp ihbarının» bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davacının davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 01.06.2015 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malın incelemesinin ise 24.06.2016'da yapıldığı, raporun davacıya 13.07.2016 tarihinde, ayıp ihbarının ise davacının beyanına göre 27.07.2017'de ve davanın ise 20.10.2017 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, yargılama sırasında alınan sektör bilirkişinin de yer aldığı raporda ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmediği gibi ayıba dair yapılan açıklamalardan basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki «gizli ayıp» bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde aylarca «ihtar» çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığından davalının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, ancak mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiği gerekçes …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «delil tespitinin», davalıya tebliğ edildiği, davacının ayıptan haberdar olduğu tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesine göre «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, davacının talebinin dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekli bildirim ve «ihbarın» sözlü olarak yapıldığını, süresinde «ayıp ihbarının» yapıldığını, ürünlerin ayıplı olduğu husunun mahkeme kararı ile tespit edildiğini, ürünlerin ayıplı olduğunun kullanıma başlanmasından bir süre geçtikten sonra anlaşıldığını, «fatura» «bedellerinin iadesi» istenilmesine rağmen davalının bu talebi yerine getirmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1426 E. 2022/976 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3671 E. 2021/1915 K.
Ortak:ayıplı mal · ayıp · ihbar · teslim
İncelediğiniz kararda23) uyarınca «ticari satışlarda» malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde durumu satıcıya «ihbar» etmeli, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa keyfiyeti derhal satıcıya bildirmeye mecburdur.
Somut olayda davalı usulüne uygun «ayıp» ihbarında bulunmadığından davalının «ayıplı mal» nedeniyle semenin tenzili hakkının olmadığı gözetilerek davacının alacağının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Ayıp adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir «ayıp» ise BK'nun 198. maddesinin 2. fıkrasının tatbik olunması gerekir.
Benzer bu karardaNoterliği’nin 05271 yevmiye nolu «ihtarnamesinin» 10.06.2014 tarihinde düzenlendiği, dava konusu malın 24.06.2013 tarihinde faturalandırıldığı, TTK’nın 23-1/c maddesinde, "Malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya «ihbar» etmelidir.
Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır" hükmünün yer aldığı, «tacir» olan davacı tarafca «ayıp ihbarı» yasal süresinde yapılmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece TTK’nın 23-1/c maddesi gereğince «ayıp ihbarının» süresinde yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, bu konuda yeterli inceleme yapılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · gizli ayıp · ayıp ihbarı · ipoteğin kaldırılması · ihtarname · tacir · eksik inceleme
Benzer bu karardaDiğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır" hükmünün yer aldığı, «tacir» olan davacı tarafca «ayıp ihbarı» yasal süresinde yapılmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla satım konusu plastik boruların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise bu ayıbın açık veya «gizli ayıp» niteliğinde olup olmadığı tespit ettirilerek, ayıp açıkca belli değilse, gizli ayıp olduğu takdirde, davacının söz konusu gizli ayıbı «öğrenme tarihi» tespit edildikten sonra, bu ayıbın öğrenildiğinde hemen satıcıya bildirilmesi gerektiğinden TBK m.
Noterliği’nin 05271 yevmiye nolu «ihtarnamesinin» 10.06.2014 tarihinde düzenlendiği, dava konusu malın 24.06.2013 tarihinde faturalandırıldığı, TTK’nın 23-1/c maddesinde, "Malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya «ihbar» etmelidir.
Dava, «ayıplı mal» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve «ipoteğin kaldırılması» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3279 E. , 2020/4723 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 20.09.2018 tarih ve 2016/40-2018/900 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 05.11.2009 tarihli 23 araç için DPL Çok Maksatlı Yer Tespit ve Takip Sistemi Taksitli Satış Sözleşmesi ile 06.01.2010 tarihli 87 araç için DPL Çok Maksatlı Yer Tespit ve Takip Sistemi Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, davalının bir kısım fatura bedelini ödememesi üzerine davalıya 27.04.2010 tarihli noter ihtarnamesi gönderildiğini, davalının gerekli ödemeyi yapmaması nedeniyle hizmetin durdurularak, bakiye fatura bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine davalı kısmen itiraz ettiğinden Bakırköy 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde itirazın iptali davası açtıklarını, davalının temerrüte düşmesi üzerine sözleşmelerin ifasının imkansız hale geldiğini, ileri sürerek sözleşmelerin başlangıç tarihinden 15.04.2010 tarihine kadar davalı adına kesilen 9 adet fatura bedelinin haricinde 05.11.2009 tarihli taksitli satış sözleşmesi sonuna kadar olan bakiye taksit bedelleri ile 06.01.2010 tarihli sözleşmenin sonuna kadar olan bakiye aylık cihaz kira bedellerinin ve ayrıca 87 adet cihaz satış bedelinin fazlaya yönelik hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 22.04.2013 tarihli dilekçesi ile toplam talebini 91.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davalının sözleşmeden vazgeçmekte haklı olduğunu, cihazların ayıplı olduğunu, araçların yerlerini kesintisiz şekilde tespit edemediklerini, bazı günler uzun saatlere varan kesintilerin olduğunu, bazen haritadaki yerin ve koordinatların hatalı olarak bildirildiğini, davacıya bu sorunlar bildirildiği halde bu sorunların çözülemediğini, uzaktan motor durdurma cihazların özellikleri arasında bulunmasına rağmen bu hizmetin bir türlü davacı tarafından çalıştırılamadığını, davacının davalının cihazların kullanımından haklı olarak vazgeçmiş olmasına rağmen sözleşmelerin sonuna kadar cihaz kiralama bedellerini ve cihaz satış bedellerinin tahsilini istemesinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya kiralamış olduğu araç yer tespit ve takip sisteminin harita üzerinde aracın yerinin net olarak tespit edilememesi sebebiyle ayıplı olduğundan davacı şirketin %100 kusurlu bulunduğu, bu nedenle alacak hakkı doğmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 25/3. fıkrası (6102 sayılı TTK md.
23) uyarınca ticari satışlarda malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeli, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa keyfiyeti derhal satıcıya bildirmeye mecburdur. Ayıp adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise BK'nun 198. maddesinin 2. fıkrasının tatbik olunması gerekir. Somut olayda davalı usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığından davalının ayıplı mal nedeniyle semenin tenzili hakkının olmadığı gözetilerek davacının alacağının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/618870800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz