Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7103 E. 2024/3043 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aleyhe bozma yasağı↗ müteselsil kefalet↗ ihtarat↗ re'sen gözetilme↗ kefalet sözleşmesi↗ kötüniyet tazminatı↗ müteselsil kefil↗ eş rızası↗ kesin süre↗ kefalet↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ genel kredi sözleşmesi↗ kamu düzeni↗ kefil↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ kötüniyet↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2021/400 E., 2022/84 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda:
Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine tebliği üzerine temyize cevap dilekçesiyle kötü niyet tazminatı talebinde bulunduğu anlaşılmış, dilekçenin mahiyeti itibariyle katılma yoluyla temyiz olarak değerlendirilmiştir. Ancak davacı vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı istinaf edilmediğinden, istinaf edilmeyen hususların temyiz aşamasında ileri sürülemeyecek olmasına göre davacı vekilinin katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline kefalet sözleşmesi imzalattırıldığını, bu sözleşmesinın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (6098 sayılı Kanun) uygun olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince kefil olacak kişinin eşinin rızasının bulunması gerektiğini, sözleşmede eş rızası kısmının boş bırakıldığını, bu durumda kefaletin geçerli olmadığını ileri sürerek davacının icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kullandığı kredinin zirai kredi niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde bu nitelikteki krediler için eş rızasının aranmayacağının düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Tarım Hayvancılık Gıda İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davacının 100.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, davacının evli olduğu, eşinin kredi kefaletinde imzasının bulunmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu kredinin faiz destekli kredi olduğu savunması karşısında davalı tarafa verilin kesin süreye rağmen bilirkişi raporunda takip dosyasındaki talep eden miktar yönüyle davalı bankanın alacaklı olduğunu gösterir belgelerin dosyaya sunulmadığı, menfi tespit davasında ispat yükü kendisinde olan davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, davacının davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın davacıdan alacaklı olduğunu gösterir tüm evrakların mevcut olduğunu, bilirkişi incelemesi neticesinde kefalet için eş rızasının aranmayacağına dair tespit yapıldığını, davanın reddi gerekirken talep dışına çıkılarak İlk Derece Mahkemesince borç miktarının saptanması yönünde araştırma yapıldığını, davacının geçerli bir kefaleti olduğunun ortaya çıktığını, kararının çelişkili olduğunu, kabule göre de İlk Derece Mahkemesinin banka nezdinde araştırma yaparak borç miktarını saptaması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisindeki bilgi ve belgelere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince davalı tarafa usulüne uygun şekilde verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen kesin süre içerisinde bilirkişinin de raporunda tespit ettiği eksik belgeleri sunmamasına ve somut olayda her ne kadar bilirkişi kefalet sözleşmesinde eş rızasının alınmasına gerek bulunmadığı belirtilmiş olsa da dosyada mevcut belgeler incelendiğinde uyuşmazlığa konu sözleşmenin niteliği itibariyle davacının kefalet akdinden sorumlu tutulabilmesi için 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca eş rızasının gerekmesine göre İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı imzaladığı genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğunu, bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7 nci ve 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca, davacının da şirket ortağı ve yöneticisi gibi kefalet vermiş sayıldığı için bu durumda eş rızasına gerek olmadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 02.03.2017 tarih, 2017/1675 K. sayılı kararının bu doğrultuda olduğunu, davacı, müteselsil kefalet sözleşmesine imza atarak müvekkilim bankada güven tesis ettiğini ve dava dışı şirkete kredi kullandırmasına sebep olduğunu, bu noktadan sonra davacının kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesi, sözleşmenin imzaladığı 09.03.2015 tarihinden, dava tarihi olan 30.08.2021 tarihine kadar 6 yıl boyunca sessiz kalmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının kullandığı kredinin zirai kredi niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde bu nitelikteki krediler için eş rızasının aranmayacağının düzenlendiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesine davacının kefaletinden kaynaklanan borcu sebebiyle başlatılan icra takibinden dolayı kefaletin geçersiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı bankanın somut olayda harçtan muaf olduğuna ilişkin yürürlükte olan yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Harç kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davalı bankanın harçtan sorumlu tutulması gerekirken hükmün 3 no.lu bendinde yazılı şekilde davacı bankanın harçtan muaf olduğuna dair hüküm kurulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8155 E. 2013/11444 K.
Ortak:kefalet sözleşmesi · eş rızası · kefalet · kefil · geçersizlik · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline «kefalet sözleşmesi» imzalattırıldığını, bu sözleşmesinın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (6098 sayılı Kanun) uygun olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince «kefil» olacak kişinin eşinin rızasının bulunması gerektiğini, sözleşmede eş «rızası» kısmının boş bırakıldığını, bu durumda kefaletin geçerli olmadığını ileri sürerek davacının icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Şti arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» davacının 100.000,00 TL limit ile «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalandığı, davacının evli olduğu, eşinin kredi «kefaletinde» imzasının bulunmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu kredinin faiz destekli kredi olduğu savunması karşısında davalı tarafa verilin «kesin süreye» rağmen bilirkişi raporunda takip dosyasındaki talep eden miktar yönüyle davalı bankanın alacaklı olduğunu gösterir belgelerin dosyaya sunulmadığı, «menfi tespit» davasında «ispat yükü» kendisinde olan davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, davacının davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir IV.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı imzaladığı «genel kredi sözleşmesinde» «müteselsil kefil» olduğunu, bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7 nci ve 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca, davacının da şirket ortağı ve yöneticisi gibi «kefalet» vermiş sayıldığı için bu durumda eş rızasına gerek olmadığını, Yargıtay 19.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamı uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun «kefalet sözleşmelerini» düzenleyen TBK'nın 584/1 maddesi uyarınca evli olanların kefaletinin geçerli olabilmesi için mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadığı veya yasal olarak eşlerin ayrı yaşama hakkı doğmadığı taktirde diğer eşin yazılı rızasıyla «kefil» olunabileceği, bu «rızanın» ise sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olmasını «geçerlilik şartı» olarak düzenlendiği, borçlulardan ...'ın evli olduğu, ancak kefaletin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerekli olduğu, bu rızanın verildiğine dair yasanın dü …
Mahkemece, borçlulardan ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı sözleşmede 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 584/1 maddesi uyarınca eşinin rızasının bulunmasının «geçerlilik şartı» olduğu ancak anılan kefilin eşinin «kefalet» akdine «muvafakatinin» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yasaya uygun olarak düzenlenen «kefalet» akdinin hatalı olarak «geçersiz» sayılması ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:geçerlilik şartı · muvafakat · ihtiyati haciz · haciz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaOysa, «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı tarafından dosyaya sunulan ve borçlu ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı 27.02.2013 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi'nin «son» sayfasında kefilin eşi olan ...'ın yine 27.02.2013 tarihi ile imzası bulunmaktadır.
Mahkemece, borçlulardan ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı sözleşmede 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 584/1 maddesi uyarınca eşinin rızasının bulunmasının «geçerlilik şartı» olduğu ancak anılan kefilin eşinin «kefalet» akdine «muvafakatinin» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yasaya uygun olarak düzenlenen «kefalet» akdinin hatalı olarak «geçersiz» sayılması ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamı uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun «kefalet sözleşmelerini» düzenleyen TBK'nın 584/1 maddesi uyarınca evli olanların kefaletinin geçerli olabilmesi için mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadığı veya yasal olarak eşlerin ayrı yaşama hakkı doğmadığı taktirde diğer eşin yazılı rızasıyla «kefil» olunabileceği, bu «rızanın» ise sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olmasını «geçerlilik şartı» olarak düzenlendiği, borçlulardan ...'ın evli olduğu, ancak kefaletin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerekli olduğu, bu rızanın verildiğine dair yasanın dü …
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4336 E. 2024/510 K.
Ortak:kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · eş rızası · kefalet · kefil · geçersizlik · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline «kefalet sözleşmesi» imzalattırıldığını, bu sözleşmesinın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (6098 sayılı Kanun) uygun olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince «kefil» olacak kişinin eşinin rızasının bulunması gerektiğini, sözleşmede eş «rızası» kısmının boş bırakıldığını, bu durumda kefaletin geçerli olmadığını ileri sürerek davacının icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Şti arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» davacının 100.000,00 TL limit ile «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalandığı, davacının evli olduğu, eşinin kredi «kefaletinde» imzasının bulunmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu kredinin faiz destekli kredi olduğu savunması karşısında davalı tarafa verilin «kesin süreye» rağmen bilirkişi raporunda takip dosyasındaki talep eden miktar yönüyle davalı bankanın alacaklı olduğunu gösterir belgelerin dosyaya sunulmadığı, «menfi tespit» davasında «ispat yükü» kendisinde olan davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, davacının davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir IV.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı imzaladığı «genel kredi sözleşmesinde» «müteselsil kefil» olduğunu, bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7 nci ve 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca, davacının da şirket ortağı ve yöneticisi gibi «kefalet» vermiş sayıldığı için bu durumda eş rızasına gerek olmadığını, Yargıtay 19.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «kefaletinin» «eşinin rızası» alınmadığı için «geçersiz» olduğunu, davacı ile ... ... arasında 11.11.2013 tarihli «esnaf» yatırım/meslek işletme «kredi sözleşmesi» imzalandığını, müvekkilinin de sözleşmeyi «kefil» sıfatıyla imzaladığını, dava dışı ... ...'ın 100.000,00 TL kredi kullanarak bir araç satın aldığını, aracın üzerine davacı banka lehine «rehin» tesis edildiğini, sözleşme kapsamında kullandırılan kredinin geri ödendiğini, araçtaki rehin de bu sebeple kaldırıldığını, müvekkilinin sadece belirtilen krediye k …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 11.11.2013 tarihli «kredi sözleşmesinin» davalı tarafından «müteselsil kefil» olarak imzalandığını, müvekkilinin edimlerine yerine getirdiğini ancak davalının ve asıl borçlunun yerine getirmediğini, 6455 sayılı Kanun'un 77 ... maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde değişiklik yapıldığını, söz konusu düzenleme uyarınca eş rızasının olmamasının «kefalet sözleşmesinin» geçerliliğini etkilemeyeceğini, kararın hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili ile dava dışı asıl borçlu arasında 10.11.2013 tarihinde akdedilen kredi «çerçeve sözleşmesini» «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığını, anılan «kredi sözleşmesi» kapsamında asıl borçluya kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine müvekkilince davalı aleyhine «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eşin rızası · çerçeve sözleşme · esnaf · ilamsız icra takibi · rehin · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili ile dava dışı asıl borçlu arasında 10.11.2013 tarihinde akdedilen kredi «çerçeve sözleşmesini» «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığını, anılan «kredi sözleşmesi» kapsamında asıl borçluya kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine müvekkilince davalı aleyhine «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «kefaletinin» «eşinin rızası» alınmadığı için «geçersiz» olduğunu, davacı ile ... ... arasında 11.11.2013 tarihli «esnaf» yatırım/meslek işletme «kredi sözleşmesi» imzalandığını, müvekkilinin de sözleşmeyi «kefil» sıfatıyla imzaladığını, dava dışı ... ...'ın 100.000,00 TL kredi kullanarak bir araç satın aldığını, aracın üzerine davacı banka lehine «rehin» tesis edildiğini, sözleşme kapsamında kullandırılan kredinin geri ödendiğini, araçtaki rehin de bu sebeple kaldırıldığını, müvekkilinin sadece belirtilen krediye k …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7103 E. , 2024/3043 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1910 Esas, 2022/1997 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2021/400 E., 2022/84 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda:
Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine tebliği üzerine temyize cevap dilekçesiyle kötü niyet tazminatı talebinde bulunduğu anlaşılmış, dilekçenin mahiyeti itibariyle katılma yoluyla temyiz olarak değerlendirilmiştir. Ancak davacı vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı istinaf edilmediğinden, istinaf edilmeyen hususların temyiz aşamasında ileri sürülemeyecek olmasına göre davacı vekilinin katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline kefalet sözleşmesi imzalattırıldığını, bu sözleşmesinın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (6098 sayılı Kanun) uygun olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince kefil olacak kişinin eşinin rızasının bulunması gerektiğini, sözleşmede eş rızası kısmının boş bırakıldığını, bu durumda kefaletin geçerli olmadığını ileri sürerek davacının icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kullandığı kredinin zirai kredi niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde bu nitelikteki krediler için eş rızasının aranmayacağının düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Tarım Hayvancılık Gıda İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davacının 100.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, davacının evli olduğu, eşinin kredi kefaletinde imzasının bulunmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu kredinin faiz destekli kredi olduğu savunması karşısında davalı tarafa verilin kesin süreye rağmen bilirkişi raporunda takip dosyasındaki talep eden miktar yönüyle davalı bankanın alacaklı olduğunu gösterir belgelerin dosyaya sunulmadığı, menfi tespit davasında ispat yükü kendisinde olan davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, davacının davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın davacıdan alacaklı olduğunu gösterir tüm evrakların mevcut olduğunu, bilirkişi incelemesi neticesinde kefalet için eş rızasının aranmayacağına dair tespit yapıldığını, davanın reddi gerekirken talep dışına çıkılarak İlk Derece Mahkemesince borç miktarının saptanması yönünde araştırma yapıldığını, davacının geçerli bir kefaleti olduğunun ortaya çıktığını, kararının çelişkili olduğunu, kabule göre de İlk Derece Mahkemesinin banka nezdinde araştırma yaparak borç miktarını saptaması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisindeki bilgi ve belgelere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince davalı tarafa usulüne uygun şekilde verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen kesin süre içerisinde bilirkişinin de raporunda tespit ettiği eksik belgeleri sunmamasına ve somut olayda her ne kadar bilirkişi kefalet sözleşmesinde eş rızasının alınmasına gerek bulunmadığı belirtilmiş olsa da dosyada mevcut belgeler incelendiğinde uyuşmazlığa konu sözleşmenin niteliği itibariyle davacının kefalet akdinden sorumlu tutulabilmesi için 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca eş rızasının gerekmesine göre İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı imzaladığı genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğunu, bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7 nci ve 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca, davacının da şirket ortağı ve yöneticisi gibi kefalet vermiş sayıldığı için bu durumda eş rızasına gerek olmadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 02.03.2017 tarih, 2017/1675 K. sayılı kararının bu doğrultuda olduğunu, davacı, müteselsil kefalet sözleşmesine imza atarak müvekkilim bankada güven tesis ettiğini ve dava dışı şirkete kredi kullandırmasına sebep olduğunu, bu noktadan sonra davacının kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesi, sözleşmenin imzaladığı 09.03.2015 tarihinden, dava tarihi olan 30.08.2021 tarihine kadar 6 yıl boyunca sessiz kalmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının kullandığı kredinin zirai kredi niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde bu nitelikteki krediler için eş rızasının aranmayacağının düzenlendiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesine davacının kefaletinden kaynaklanan borcu sebebiyle başlatılan icra takibinden dolayı kefaletin geçersiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı bankanın somut olayda harçtan muaf olduğuna ilişkin yürürlükte olan yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Harç kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davalı bankanın harçtan sorumlu tutulması gerekirken hükmün 3 no.lu bendinde yazılı şekilde davacı bankanın harçtan muaf olduğuna dair hüküm kurulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
3.Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “Davalı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalıdan alınması gereken 10.301,20 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,” ibaresinin yazılması suretiyle suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132530600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz