6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7103 E. 2024/3043 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aleyhe bozma yasağı müteselsil kefalet ihtarat re'sen gözetilme kefalet sözleşmesi kötüniyet tazminatı müteselsil kefil eş rızası kesin süre kefalet oy yasağı dürüstlük kuralı kötü niyet tazminatı ispat yükü genel kredi sözleşmesi kamu düzeni kefil kötü niyet bilirkişi incelemesi esastan ret geçersizlik iflas kredi sözleşmesi kötüniyet harç ilk derece kararının kaldırılması menfi tespit cy/cy kaydı yükleten (shipper) kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · TBK — TBK 584 · HMK · TTK — TTK 584

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI : 2021/400 E., 2022/84 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda:

Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine tebliği üzerine temyize cevap dilekçesiyle kötü niyet tazminatı talebinde bulunduğu anlaşılmış, dilekçenin mahiyeti itibariyle katılma yoluyla temyiz olarak değerlendirilmiştir. Ancak davacı vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı istinaf edilmediğinden, istinaf edilmeyen hususların temyiz aşamasında ileri sürülemeyecek olmasına göre davacı vekilinin katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline kefalet sözleşmesi imzalattırıldığını, bu sözleşmesinın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (6098 sayılı Kanun) uygun olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince kefil olacak kişinin eşinin rızasının bulunması gerektiğini, sözleşmede eş rızası kısmının boş bırakıldığını, bu durumda kefaletin geçerli olmadığını ileri sürerek davacının icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kullandığı kredinin zirai kredi niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde bu nitelikteki krediler için eş rızasının aranmayacağının düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Tarım Hayvancılık Gıda İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davacının 100.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, davacının evli olduğu, eşinin kredi kefaletinde imzasının bulunmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu kredinin faiz destekli kredi olduğu savunması karşısında davalı tarafa verilin kesin süreye rağmen bilirkişi raporunda takip dosyasındaki talep eden miktar yönüyle davalı bankanın alacaklı olduğunu gösterir belgelerin dosyaya sunulmadığı, menfi tespit davasında ispat yükü kendisinde olan davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, davacının davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın davacıdan alacaklı olduğunu gösterir tüm evrakların mevcut olduğunu, bilirkişi incelemesi neticesinde kefalet için eş rızasının aranmayacağına dair tespit yapıldığını, davanın reddi gerekirken talep dışına çıkılarak İlk Derece Mahkemesince borç miktarının saptanması yönünde araştırma yapıldığını, davacının geçerli bir kefaleti olduğunun ortaya çıktığını, kararının çelişkili olduğunu, kabule göre de İlk Derece Mahkemesinin banka nezdinde araştırma yaparak borç miktarını saptaması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisindeki bilgi ve belgelere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince davalı tarafa usulüne uygun şekilde verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen kesin süre içerisinde bilirkişinin de raporunda tespit ettiği eksik belgeleri sunmamasına ve somut olayda her ne kadar bilirkişi kefalet sözleşmesinde eş rızasının alınmasına gerek bulunmadığı belirtilmiş olsa da dosyada mevcut belgeler incelendiğinde uyuşmazlığa konu sözleşmenin niteliği itibariyle davacının kefalet akdinden sorumlu tutulabilmesi için 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca eş rızasının gerekmesine göre İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı imzaladığı genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğunu, bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7 nci ve 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca, davacının da şirket ortağı ve yöneticisi gibi kefalet vermiş sayıldığı için bu durumda eş rızasına gerek olmadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 02.03.2017 tarih, 2017/1675 K. sayılı kararının bu doğrultuda olduğunu, davacı, müteselsil kefalet sözleşmesine imza atarak müvekkilim bankada güven tesis ettiğini ve dava dışı şirkete kredi kullandırmasına sebep olduğunu, bu noktadan sonra davacının kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesi, sözleşmenin imzaladığı 09.03.2015 tarihinden, dava tarihi olan 30.08.2021 tarihine kadar 6 yıl boyunca sessiz kalmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının kullandığı kredinin zirai kredi niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde bu nitelikteki krediler için eş rızasının aranmayacağının düzenlendiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesine davacının kefaletinden kaynaklanan borcu sebebiyle başlatılan icra takibinden dolayı kefaletin geçersiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı bankanın somut olayda harçtan muaf olduğuna ilişkin yürürlükte olan yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Harç kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davalı bankanın harçtan sorumlu tutulması gerekirken hükmün 3 no.lu bendinde yazılı şekilde davacı bankanın harçtan muaf olduğuna dair hüküm kurulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İhtiyati Haciz Talebi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8155 E. 2013/11444 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4336 E. 2024/510 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/7103 E.  ,  2024/3043 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1910 Esas, 2022/1997 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI 2021/400 E., 2022/84 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda:

Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine tebliği üzerine temyize cevap dilekçesiyle kötü niyet tazminatı talebinde bulunduğu anlaşılmış, dilekçenin mahiyeti itibariyle katılma yoluyla temyiz olarak değerlendirilmiştir. Ancak davacı vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı istinaf edilmediğinden, istinaf edilmeyen hususların temyiz aşamasında ileri sürülemeyecek olmasına göre davacı vekilinin katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline kefalet sözleşmesi imzalattırıldığını, bu sözleşmesinın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (6098 sayılı Kanun) uygun olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince kefil olacak kişinin eşinin rızasının bulunması gerektiğini, sözleşmede eş rızası kısmının boş bırakıldığını, bu durumda kefaletin geçerli olmadığını ileri sürerek davacının icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kullandığı kredinin zirai kredi niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde bu nitelikteki krediler için eş rızasının aranmayacağının düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Tarım Hayvancılık Gıda İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davacının 100.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, davacının evli olduğu, eşinin kredi kefaletinde imzasının bulunmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu kredinin faiz destekli kredi olduğu savunması karşısında davalı tarafa verilin kesin süreye rağmen bilirkişi raporunda takip dosyasındaki talep eden miktar yönüyle davalı bankanın alacaklı olduğunu gösterir belgelerin dosyaya sunulmadığı, menfi tespit davasında ispat yükü kendisinde olan davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, davacının davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın davacıdan alacaklı olduğunu gösterir tüm evrakların mevcut olduğunu, bilirkişi incelemesi neticesinde kefalet için eş rızasının aranmayacağına dair tespit yapıldığını, davanın reddi gerekirken talep dışına çıkılarak İlk Derece Mahkemesince borç miktarının saptanması yönünde araştırma yapıldığını, davacının geçerli bir kefaleti olduğunun ortaya çıktığını, kararının çelişkili olduğunu, kabule göre de İlk Derece Mahkemesinin banka nezdinde araştırma yaparak borç miktarını saptaması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisindeki bilgi ve belgelere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince davalı tarafa usulüne uygun şekilde verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen kesin süre içerisinde bilirkişinin de raporunda tespit ettiği eksik belgeleri sunmamasına ve somut olayda her ne kadar bilirkişi kefalet sözleşmesinde eş rızasının alınmasına gerek bulunmadığı belirtilmiş olsa da dosyada mevcut belgeler incelendiğinde uyuşmazlığa konu sözleşmenin niteliği itibariyle davacının kefalet akdinden sorumlu tutulabilmesi için 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca eş rızasının gerekmesine göre İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı imzaladığı genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğunu, bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7 nci ve 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca, davacının da şirket ortağı ve yöneticisi gibi kefalet vermiş sayıldığı için bu durumda eş rızasına gerek olmadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 02.03.2017 tarih, 2017/1675 K. sayılı kararının bu doğrultuda olduğunu, davacı, müteselsil kefalet sözleşmesine imza atarak müvekkilim bankada güven tesis ettiğini ve dava dışı şirkete kredi kullandırmasına sebep olduğunu, bu noktadan sonra davacının kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesi, sözleşmenin imzaladığı 09.03.2015 tarihinden, dava tarihi olan 30.08.2021 tarihine kadar 6 yıl boyunca sessiz kalmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının kullandığı kredinin zirai kredi niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde bu nitelikteki krediler için eş rızasının aranmayacağının düzenlendiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesine davacının kefaletinden kaynaklanan borcu sebebiyle başlatılan icra takibinden dolayı kefaletin geçersiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı bankanın somut olayda harçtan muaf olduğuna ilişkin yürürlükte olan yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Harç kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davalı bankanın harçtan sorumlu tutulması gerekirken hükmün 3 no.lu bendinde yazılı şekilde davacı bankanın harçtan muaf olduğuna dair hüküm kurulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

2. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

3.Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “Davalı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalıdan alınması gereken 10.301,20 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,” ibaresinin yazılması suretiyle suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132530600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.