Alacak | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7449 E. 2024/4142 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin nitelendirilmesi↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ rekabet yasağı↗ istifa↗ kısıtlılık↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2016/1278 E., 2019/445 K.
Taraflar arasındaki cezai şart alacağı ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 15.12.2014 tarihli iş sözleşmesi ile müvekkili işveren bünyesinde pazarlama sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalının 08.02.2016 tarihinde istifa ederek ayrılması nedeniyle son bulduğunu, davalının işten ayrıldıktan sonra aynı iştigal konusunda faaliyet gösteren dava dışı ... Ortak Sağlık ... Birimi Tıbbi Malzeme Eğitim Ve Danışmanlık Hizmetleri San. A.Ş.’de idari işler ve satış müdürü olarak çalışmaya başladığını, davalının söz konusu işyerinde yürütmüş olduğu faaliyet ve eylemlerin taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi ile düzenlenen rekabet yasağı düzenlemesine açıkça aykırı olduğunu, davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl boyunca Bursa ilinde müvekkili şirketin faaliyet konularında rekabet etmemeyi taahhüt ettiğini, şirketin pazarlama ve ticari sırlarına ilişkin bilgileri ile müvekkili şirket müşterilerine daha düşük fiyat vererek ya da farklı avantajlar sağlayarak yeni işyerine bağladığını, bununla birlikte müvekkili şirket personeline de işten ayrılmaları ve kendisinin çalıştığı işyerinde çalışmaları için tekliflerde bulunduğunu, iş sözleşmesi ile kararlaştırılan cezai şart düzenlemesinin yanı sıra davalının müvekkili şirketin uğramış olduğu diğer tüm zararları da ödemeyi kabul ettiğini, davalının eylemleri nedeniyle dava dilekçesinde belirttiği müşterilerinin davalının çalıştığı şirket ile çalışmaya başladıklarını, söz konusu iş kayıpları sebebiyle toplam cirosunun geçen yıla göre yıllık 89.660,00 TL azaldığını, yeni yılda ücret artışı yapıldığı dikkate alındığında zararın 100.000,00 TL’yi bulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle şimdilik 75.000,00 TL cezai şarta alacağı ile müvekkili şirketin uğramış olduğu zararlara ilişkin şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya ait şirkette asgari ücret ile 1 yıla yakın süre satış temsilcisi olarak çalıştığını, yoğun ve hedef odaklı çalışma temposuna karşın asgari ücrete bağlanan ve iyileştirilmeyen çalışma koşulları sebebiyle istifa ederek ayrıldığını, davacının belirttiği firmada çalışmadığını, işten ayrılmasını müteakip ailesine ait tarım arazilerinin işletilmesiyle ilgilendiğini ve zeytin ticareti yaptığını, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğunu, sözleşmede yer alan rekabet yasağı düzenlemesinin yasanın aradığı koşulları taşımadığını, ayrıca cezai şart miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 420 nci maddesi hükmüne göre hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu, öte yandan rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmü getirdiği sınırlama ile konusu bakımından da net ve belirli olmadığından bu hükme dayalı olarak cezai şart ve tazminat talep edilemeyeceği, sözleşmedeki hüküm işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmeye müsait ve anayasal çalışma hakkını kısıtlayıcı nitelikte olduğu, davalının rakip firma ... Ortak Sağlık ... Birimi San. A.Ş.'de çalışmasına ilişkin kayda rastlanmadığı, davacı tarafça davalının rekabet yasağına aykırı davranışta bulunduğu ispatlanamadığı gibi, bu rekabet yasağına ilişkin hükmün de geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüm deliller toplanmadan ve müvekkilinin uğramış olduğu zarar tam olarak ortaya konulmadan hüküm kurulduğunu, davalının rekabet yasağını ihlali nedeni ile müvekkil şirketin anlaşmalı olduğu birçok şirket ile olan anlaşmasının bozulduğunu, bu şirketlerin davalının aktif olarak çalışmakta olduğu dava dışı ... Ortak Sağlık ... Birimi San. A.Ş.'de çalışmaya başladığını, uğranılan maddi zarar tespit edilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davalının rakip firmada çalıştığının dosyaya sunulan delillerle sabit olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan rekabet etme yasağı hükmündeki cezai şart koşulunun geçerli olduğunu, davalının dürüstlük kurallarına aykırı davranışları da haksız rekabet niteliğinde olduğundan zararların tespitinin yapılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı ile aynı konuda faaliyet gösteren dava dışı ... Ortak Sağlık ... A.Ş.’de aynı (satış ve pazarlama) pozisyonunda çalışmaya başladığının dosyaya sunulan davalıya ait sosyal medya görüntüleri, çıktıları ve dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğundan, davalının sigortalı çalışan olarak rakip firmada kaydının bulunmamasının işçi işveren arasındaki ilişkiyi iş sözleşmesi olarak nitelendirmeye engel olmadığı düşünülmeden dosya kapsamına uygun düşmeyen aksi yöndeki İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin yerinde olmadığı, davalının iş sözleşmesinin yasal hakları ödenmek suretiyle sona erdiği, bu durumda 6098 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca davacı işverenin rekabet yasağı sözleşmesi sebebiyle cezai şart alacağı talebi yerinde olmadığı gibi anılan sözleşme hükmünde rekabet yasağının iş akdinin sona erme tarihindeki davacının müşterilerini kapsadığı, oysa ki, dava dışı ... Ortak Sağlık Güvenliği A.Ş.’nin davacı firma ile aynı yerde ve alanda faaliyet gösteren rakip firma olduğunun ileri sürülmüş olmasına göre davacının rekabet yasağına dayalı cezai şart talebinin yerinde olmadığı, davalı işçinin işten ayrılması sonrasında davacının bir kısım müşterilerinin davalının çalıştığı firmayla çalışmaya başlaması olgularından yola çıkılarak, davalının haksız rekabet teşkil eden davranışlar içine girdiği ve böylelikle davacı şirket müşterilerini ayarttığı/yönlendirdiği, böylelikle davacının zarara uğradığı şeklinde varılan sonuçların hukuken geçerli ispat vasıtalarıyla ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplere ilaveten davalı işçinin iş akdinin kendisinin istifası ile sona erdiğini, tüm resmi kayıtlar ve kendi imzasını havi belgelerin bu durumu gösterdiğini, sadece işçinin cezai şart ve tazminattan kurtulmak maksadıyla asgari ücrete bağlanan ve iyileştirilmeyen çalışma koşulları sebebiyle istifa ettiğini ve iş sözleşmesinden kaynaklı bütün hak ve alacakların davacı tarafından ödenerek iş sözleşmesinin sona erdirildiği yönünde ileri sürdüğü iddianın doğru kabul edilmesinin hukuk mantığı ile bağdaşmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı işçinin rekabet yasağına aykırı davaranışı sebebiyle cezai şart alacağının tahsili ile cezai şartı aşan maddi zararın tahsili istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 55 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 420 nci, 445 inci maddelei ile 447 nci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4347 E. 2017/6591 K.
Ortak:rekabet yasağı · kısıtlılık · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · cy/cy kaydı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… İ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 420 nci maddesi hükmüne göre «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğu, öte yandan «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme hükmü getirdiği sınırlama ile konusu bakımından da net ve belirli olmadığından bu hükme dayalı olarak «cezai şart» ve tazminat talep edilemeyeceği, sözleşmedeki hüküm işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmeye müsait ve anayasal çalışma hakkını «kısıtlayıcı» nitelikte olduğu, davalının rakip firma ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya ait şirkette asgari ücret ile 1 yıla yakın süre satış «temsilcisi» olarak çalıştığını, yoğun ve hedef odaklı çalışma temposuna karşın asgari ücrete bağlanan ve iyileştirilmeyen çalışma koşulları sebebiyle «istifa» ederek ayrıldığını, davacının belirttiği firmada çalışmadığını, işten ayrılmasını müteakip ailesine ait tarım arazilerinin işletilmesiyle ilgilendiğini ve zeytin ticareti yaptığını, «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğunu, sözleşmede yer alan «rekabet yasağı» düzenlemesinin yasanın aradığı koşulları taşımadığını, ayrıca «cezai şart» miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… dosyaya sunulan davalıya ait sosyal medya görüntüleri, çıktıları ve dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğundan, davalının sigortalı çalışan olarak rakip firmada «kaydının» bulunmamasının işçi işveren arasındaki ilişkiyi iş sözleşmesi olarak nitelendirmeye engel olmadığı düşünülmeden dosya kapsamına uygun düşmeyen aksi yöndeki İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin yerinde olmadığı, davalının iş sözleşmesinin yasal hakları ödenmek suretiyle sona erdiği, bu durumda 6098 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca davacı işverenin «rekabet yasağı sözleşmesi» sebebiyle «cezai şart» alacağı talebi yerinde olmadığı gibi anılan sözleşme hükmünde rekabet yasağının iş akdinin sona erme tarihindeki davacının müşterilerini kapsadığı, oysa ki, dava d …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
2-) Ayrıca, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için «rekabet yasağının» düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, «rekabet yasağının» yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1828 E. 2020/287 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda… dosyaya sunulan davalıya ait sosyal medya görüntüleri, çıktıları ve dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğundan, davalının sigortalı çalışan olarak rakip firmada «kaydının» bulunmamasının işçi işveren arasındaki ilişkiyi iş sözleşmesi olarak nitelendirmeye engel olmadığı düşünülmeden dosya kapsamına uygun düşmeyen aksi yöndeki İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin yerinde olmadığı, davalının iş sözleşmesinin yasal hakları ödenmek suretiyle sona erdiği, bu durumda 6098 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca davacı işverenin «rekabet yasağı sözleşmesi» sebebiyle «cezai şart» alacağı talebi yerinde olmadığı gibi anılan sözleşme hükmünde rekabet yasağının iş akdinin sona erme tarihindeki davacının müşterilerini kapsadığı, oysa ki, dava d …
… müdürü olarak çalışmaya başladığını, davalının söz konusu işyerinde yürütmüş olduğu faaliyet ve eylemlerin taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi ile düzenlenen «rekabet yasağı» düzenlemesine açıkça aykırı olduğunu, davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl boyunca Bursa ilinde müvekkili şirketin faaliyet konularında rekabet etmemeyi «taahhüt» ettiğini, şirketin pazarlama ve ticari sırlarına ilişkin bilgileri ile müvekkili şirket müşterilerine daha düşük fiyat vererek ya da farklı avantajlar sağlayarak yeni işyerine bağladığını, bununla birlikte müvekkili şirket personeline de işten ayrılmaları ve kendisinin çalıştığı işyerinde çalışmaları için tekliflerde bulunduğunu, iş sözleşmesi ile kararlaştırılan «cezai şart» düzenlemesinin yanı sıra davalının müvekkili şirketin uğramış olduğu diğer tüm zararları da ödemeyi kabul ettiğini, davalının eylemleri nedeniyle dava dilekçesinde belirttiği müşterilerinin davalının çalıştığı şirket ile çalışmaya başladıklarını, söz konusu iş kayıpları sebebiyle toplam cirosunun geçen yıla göre yıllık 89.660,00 TL azaldığını, yeni yılda ücret artışı yapıldığı dikkate alındığında zararın 100.000,00 TL’yi bulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle şimdilik 75.000,00 TL cezai şarta alacağı ile müvekkili şirketin uğramış olduğu zararlara ilişkin şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya ait şirkette asgari ücret ile 1 yıla yakın süre satış «temsilcisi» olarak çalıştığını, yoğun ve hedef odaklı çalışma temposuna karşın asgari ücrete bağlanan ve iyileştirilmeyen çalışma koşulları sebebiyle «istifa» ederek ayrıldığını, davacının belirttiği firmada çalışmadığını, işten ayrılmasını müteakip ailesine ait tarım arazilerinin işletilmesiyle ilgilendiğini ve zeytin ticareti yaptığını, «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğunu, sözleşmede yer alan «rekabet yasağı» düzenlemesinin yasanın aradığı koşulları taşımadığını, ayrıca «cezai şart» miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının uğradığı zararı kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.Ayrıca, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 17.09.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
TBK'nin 445/1 fıkrasında «rekabet yasağı» «kaydı» içeren sözleşmelerde yer, zaman ve işin türü bakımından sınırlama öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1828 E. 2020/287 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda… dosyaya sunulan davalıya ait sosyal medya görüntüleri, çıktıları ve dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğundan, davalının sigortalı çalışan olarak rakip firmada «kaydının» bulunmamasının işçi işveren arasındaki ilişkiyi iş sözleşmesi olarak nitelendirmeye engel olmadığı düşünülmeden dosya kapsamına uygun düşmeyen aksi yöndeki İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin yerinde olmadığı, davalının iş sözleşmesinin yasal hakları ödenmek suretiyle sona erdiği, bu durumda 6098 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca davacı işverenin «rekabet yasağı sözleşmesi» sebebiyle «cezai şart» alacağı talebi yerinde olmadığı gibi anılan sözleşme hükmünde rekabet yasağının iş akdinin sona erme tarihindeki davacının müşterilerini kapsadığı, oysa ki, dava d …
… müdürü olarak çalışmaya başladığını, davalının söz konusu işyerinde yürütmüş olduğu faaliyet ve eylemlerin taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi ile düzenlenen «rekabet yasağı» düzenlemesine açıkça aykırı olduğunu, davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl boyunca Bursa ilinde müvekkili şirketin faaliyet konularında rekabet etmemeyi «taahhüt» ettiğini, şirketin pazarlama ve ticari sırlarına ilişkin bilgileri ile müvekkili şirket müşterilerine daha düşük fiyat vererek ya da farklı avantajlar sağlayarak yeni işyerine bağladığını, bununla birlikte müvekkili şirket personeline de işten ayrılmaları ve kendisinin çalıştığı işyerinde çalışmaları için tekliflerde bulunduğunu, iş sözleşmesi ile kararlaştırılan «cezai şart» düzenlemesinin yanı sıra davalının müvekkili şirketin uğramış olduğu diğer tüm zararları da ödemeyi kabul ettiğini, davalının eylemleri nedeniyle dava dilekçesinde belirttiği müşterilerinin davalının çalıştığı şirket ile çalışmaya başladıklarını, söz konusu iş kayıpları sebebiyle toplam cirosunun geçen yıla göre yıllık 89.660,00 TL azaldığını, yeni yılda ücret artışı yapıldığı dikkate alındığında zararın 100.000,00 TL’yi bulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle şimdilik 75.000,00 TL cezai şarta alacağı ile müvekkili şirketin uğramış olduğu zararlara ilişkin şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya ait şirkette asgari ücret ile 1 yıla yakın süre satış «temsilcisi» olarak çalıştığını, yoğun ve hedef odaklı çalışma temposuna karşın asgari ücrete bağlanan ve iyileştirilmeyen çalışma koşulları sebebiyle «istifa» ederek ayrıldığını, davacının belirttiği firmada çalışmadığını, işten ayrılmasını müteakip ailesine ait tarım arazilerinin işletilmesiyle ilgilendiğini ve zeytin ticareti yaptığını, «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğunu, sözleşmede yer alan «rekabet yasağı» düzenlemesinin yasanın aradığı koşulları taşımadığını, ayrıca «cezai şart» miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının uğradığı zararı kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.Ayrıca, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 17.09.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
TBK'nin 445/1 fıkrasında «rekabet yasağı» «kaydı» içeren sözleşmelerde yer, zaman ve işin türü bakımından sınırlama öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7354 E. 2016/1838 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · kısıtlılık · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda… İ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 420 nci maddesi hükmüne göre «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğu, öte yandan «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme hükmü getirdiği sınırlama ile konusu bakımından da net ve belirli olmadığından bu hükme dayalı olarak «cezai şart» ve tazminat talep edilemeyeceği, sözleşmedeki hüküm işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmeye müsait ve anayasal çalışma hakkını «kısıtlayıcı» nitelikte olduğu, davalının rakip firma ...
… dosyaya sunulan davalıya ait sosyal medya görüntüleri, çıktıları ve dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğundan, davalının sigortalı çalışan olarak rakip firmada «kaydının» bulunmamasının işçi işveren arasındaki ilişkiyi iş sözleşmesi olarak nitelendirmeye engel olmadığı düşünülmeden dosya kapsamına uygun düşmeyen aksi yöndeki İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin yerinde olmadığı, davalının iş sözleşmesinin yasal hakları ödenmek suretiyle sona erdiği, bu durumda 6098 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca davacı işverenin «rekabet yasağı sözleşmesi» sebebiyle «cezai şart» alacağı talebi yerinde olmadığı gibi anılan sözleşme hükmünde rekabet yasağının iş akdinin sona erme tarihindeki davacının müşterilerini kapsadığı, oysa ki, dava d …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya ait şirkette asgari ücret ile 1 yıla yakın süre satış «temsilcisi» olarak çalıştığını, yoğun ve hedef odaklı çalışma temposuna karşın asgari ücrete bağlanan ve iyileştirilmeyen çalışma koşulları sebebiyle «istifa» ederek ayrıldığını, davacının belirttiği firmada çalışmadığını, işten ayrılmasını müteakip ailesine ait tarım arazilerinin işletilmesiyle ilgilendiğini ve zeytin ticareti yaptığını, «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğunu, sözleşmede yer alan «rekabet yasağı» düzenlemesinin yasanın aradığı koşulları taşımadığını, ayrıca «cezai şart» miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaDava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davalı işçinin, sözleşmedeki «rekabet yasağı» «kaydına» rağmen iş sözleşmesinin feshinden sonra davacı ile aynı işi yapan, aynı ilde faaliyet gösteren rakip bir işletmede çalışmaya başlamasıyla birlikte, davacı işletmede edindiği bilgileri rakip işletmede kullanma tehlikesi meydana gelmiş sayılır.
Ayrıca somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 1 yıllık «rekabet yasağı» süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik ise herhangi bir «kısıtlama» yapılmamıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · çalışma özgürlüğü · müşteri çevresi · fiil ehliyeti · sözleşmeye aykırılık · taraf ehliyeti
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi gereğince, «fiil ehliyetine» sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6975 E. 2016/2969 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya ait şirkette asgari ücret ile 1 yıla yakın süre satış «temsilcisi» olarak çalıştığını, yoğun ve hedef odaklı çalışma temposuna karşın asgari ücrete bağlanan ve iyileştirilmeyen çalışma koşulları sebebiyle «istifa» ederek ayrıldığını, davacının belirttiği firmada çalışmadığını, işten ayrılmasını müteakip ailesine ait tarım arazilerinin işletilmesiyle ilgilendiğini ve zeytin ticareti yaptığını, «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğunu, sözleşmede yer alan «rekabet yasağı» düzenlemesinin yasanın aradığı koşulları taşımadığını, ayrıca «cezai şart» miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… İ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 420 nci maddesi hükmüne göre «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğu, öte yandan «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme hükmü getirdiği sınırlama ile konusu bakımından da net ve belirli olmadığından bu hükme dayalı olarak «cezai şart» ve tazminat talep edilemeyeceği, sözleşmedeki hüküm işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmeye müsait ve anayasal çalışma hakkını «kısıtlayıcı» nitelikte olduğu, davalının rakip firma ...
Ortak Sağlık Güvenliği A.Ş.’nin davacı firma ile aynı yerde ve alanda faaliyet gösteren rakip firma olduğunun ileri sürülmüş olmasına göre davacının «rekabet yasağına» dayalı «cezai şart» talebinin yerinde olmadığı, davalı işçinin işten ayrılması sonrasında davacının bir kısım müşterilerinin davalının çalıştığı firmayla çalışmaya başlaması olgularından yola çıkılarak, davalının «haksız rekabet» teşkil eden davranışlar içine girdiği ve böylelikle davacı şirket müşterilerini ayarttığı/yönlendirdiği, böylelikle davacının zarara uğradığı şeklinde varılan sonuçların hukuken geçerli ispat vasıtalarıyla ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağına» aykırı davranışdan doğan «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, yürürlük kanunu uyarınca somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, «rekabet yasağının» yer bakımından sınırlama getirmemiş olmasının Anayasa'nın «çalışma özgürlüğüne» aykırı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · çalışma özgürlüğü · hakkaniyet
Benzer bu karardaAynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun «rekabet yasağına» ilişkin 445. maddesinde, rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir.
Bu itibarla, yürürlük kanunu uyarınca somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, «rekabet yasağının» yer bakımından sınırlama getirmemiş olmasının Anayasa'nın «çalışma özgürlüğüne» aykırı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7449 E. , 2024/4142 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/10 Esas, 2022/1239 Karar
HÜKÜM
Davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/1278 E., 2019/445 K.
Taraflar arasındaki cezai şart alacağı ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 15.12.2014 tarihli iş sözleşmesi ile müvekkili işveren bünyesinde pazarlama sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalının 08.02.2016 tarihinde istifa ederek ayrılması nedeniyle son bulduğunu, davalının işten ayrıldıktan sonra aynı iştigal konusunda faaliyet gösteren dava dışı ... Ortak Sağlık ... Birimi Tıbbi Malzeme Eğitim Ve Danışmanlık Hizmetleri San. A.Ş.’de idari işler ve satış müdürü olarak çalışmaya başladığını, davalının söz konusu işyerinde yürütmüş olduğu faaliyet ve eylemlerin taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi ile düzenlenen rekabet yasağı düzenlemesine açıkça aykırı olduğunu, davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl boyunca Bursa ilinde müvekkili şirketin faaliyet konularında rekabet etmemeyi taahhüt ettiğini, şirketin pazarlama ve ticari sırlarına ilişkin bilgileri ile müvekkili şirket müşterilerine daha düşük fiyat vererek ya da farklı avantajlar sağlayarak yeni işyerine bağladığını, bununla birlikte müvekkili şirket personeline de işten ayrılmaları ve kendisinin çalıştığı işyerinde çalışmaları için tekliflerde bulunduğunu, iş sözleşmesi ile kararlaştırılan cezai şart düzenlemesinin yanı sıra davalının müvekkili şirketin uğramış olduğu diğer tüm zararları da ödemeyi kabul ettiğini, davalının eylemleri nedeniyle dava dilekçesinde belirttiği müşterilerinin davalının çalıştığı şirket ile çalışmaya başladıklarını, söz konusu iş kayıpları sebebiyle toplam cirosunun geçen yıla göre yıllık 89.660,00 TL azaldığını, yeni yılda ücret artışı yapıldığı dikkate alındığında zararın 100.000,00 TL’yi bulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle şimdilik 75.000,00 TL cezai şarta alacağı ile müvekkili şirketin uğramış olduğu zararlara ilişkin şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya ait şirkette asgari ücret ile 1 yıla yakın süre satış temsilcisi olarak çalıştığını, yoğun ve hedef odaklı çalışma temposuna karşın asgari ücrete bağlanan ve iyileştirilmeyen çalışma koşulları sebebiyle istifa ederek ayrıldığını, davacının belirttiği firmada çalışmadığını, işten ayrılmasını müteakip ailesine ait tarım arazilerinin işletilmesiyle ilgilendiğini ve zeytin ticareti yaptığını, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğunu, sözleşmede yer alan rekabet yasağı düzenlemesinin yasanın aradığı koşulları taşımadığını, ayrıca cezai şart miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 420 nci maddesi hükmüne göre hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu, öte yandan rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmü getirdiği sınırlama ile konusu bakımından da net ve belirli olmadığından bu hükme dayalı olarak cezai şart ve tazminat talep edilemeyeceği, sözleşmedeki hüküm işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmeye müsait ve anayasal çalışma hakkını kısıtlayıcı nitelikte olduğu, davalının rakip firma ... Ortak Sağlık ... Birimi San. A.Ş.'de çalışmasına ilişkin kayda rastlanmadığı, davacı tarafça davalının rekabet yasağına aykırı davranışta bulunduğu ispatlanamadığı gibi, bu rekabet yasağına ilişkin hükmün de geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüm deliller toplanmadan ve müvekkilinin uğramış olduğu zarar tam olarak ortaya konulmadan hüküm kurulduğunu, davalının rekabet yasağını ihlali nedeni ile müvekkil şirketin anlaşmalı olduğu birçok şirket ile olan anlaşmasının bozulduğunu, bu şirketlerin davalının aktif olarak çalışmakta olduğu dava dışı ... Ortak Sağlık ... Birimi San. A.Ş.'de çalışmaya başladığını, uğranılan maddi zarar tespit edilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davalının rakip firmada çalıştığının dosyaya sunulan delillerle sabit olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan rekabet etme yasağı hükmündeki cezai şart koşulunun geçerli olduğunu, davalının dürüstlük kurallarına aykırı davranışları da haksız rekabet niteliğinde olduğundan zararların tespitinin yapılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı ile aynı konuda faaliyet gösteren dava dışı ... Ortak Sağlık ... A.Ş.’de aynı (satış ve pazarlama) pozisyonunda çalışmaya başladığının dosyaya sunulan davalıya ait sosyal medya görüntüleri, çıktıları ve dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğundan, davalının sigortalı çalışan olarak rakip firmada kaydının bulunmamasının işçi işveren arasındaki ilişkiyi iş sözleşmesi olarak nitelendirmeye engel olmadığı düşünülmeden dosya kapsamına uygun düşmeyen aksi yöndeki İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin yerinde olmadığı, davalının iş sözleşmesinin yasal hakları ödenmek suretiyle sona erdiği, bu durumda 6098 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca davacı işverenin rekabet yasağı sözleşmesi sebebiyle cezai şart alacağı talebi yerinde olmadığı gibi anılan sözleşme hükmünde rekabet yasağının iş akdinin sona erme tarihindeki davacının müşterilerini kapsadığı, oysa ki, dava dışı ...
Ortak Sağlık Güvenliği A.Ş.’nin davacı firma ile aynı yerde ve alanda faaliyet gösteren rakip firma olduğunun ileri sürülmüş olmasına göre davacının rekabet yasağına dayalı cezai şart talebinin yerinde olmadığı, davalı işçinin işten ayrılması sonrasında davacının bir kısım müşterilerinin davalının çalıştığı firmayla çalışmaya başlaması olgularından yola çıkılarak, davalının haksız rekabet teşkil eden davranışlar içine girdiği ve böylelikle davacı şirket müşterilerini ayarttığı/yönlendirdiği, böylelikle davacının zarara uğradığı şeklinde varılan sonuçların hukuken geçerli ispat vasıtalarıyla ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplere ilaveten davalı işçinin iş akdinin kendisinin istifası ile sona erdiğini, tüm resmi kayıtlar ve kendi imzasını havi belgelerin bu durumu gösterdiğini, sadece işçinin cezai şart ve tazminattan kurtulmak maksadıyla asgari ücrete bağlanan ve iyileştirilmeyen çalışma koşulları sebebiyle istifa ettiğini ve iş sözleşmesinden kaynaklı bütün hak ve alacakların davacı tarafından ödenerek iş sözleşmesinin sona erdirildiği yönünde ileri sürdüğü iddianın doğru kabul edilmesinin hukuk mantığı ile bağdaşmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı işçinin rekabet yasağına aykırı davaranışı sebebiyle cezai şart alacağının tahsili ile cezai şartı aşan maddi zararın tahsili istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 55 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 420 nci, 445 inci maddelei ile 447 nci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132269400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz