Marka hükümsüzlüğü | Sicil terkini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1641 E. 2024/3944 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 8 yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakkaniyet indirimi↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ mahrum kalınan kâr↗ ticari defter incelemesi↗ ticari itibar↗ adi ortaklık↗ ceza zamanaşımı↗ müktesep hak↗ direnme kararı↗ kâr mahrumiyeti↗ vekâlet ücreti↗ maddi hata↗ sicilden terkin↗ hakkaniyet↗ zayi↗ uyuşmazlık konusu↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ ticari defter↗ ıslah↗ terkin↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ ilan↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 15.03.2018 tarih, 2017/98 E. ve 2018/88 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olup, ancak 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak 8 yıllık süre söz konusu olacağından zamanaşımı itirazının kısmen kabulü ile dava tarihinden geriye doğru 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren zamanaşımı itirazının kabulüne, bu tarihten önceki süreye ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü ile asıl dava yönünden markaya tecavüzün tespiti, meni 1998/006373 sayılı markanın iptali yönünden ve karşı dava yönünden marka hükümsüzlüğü açısından ret kararı kesinleşmiş olup, bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 956.380,14 TL maddi tazminatın, manevi tazminatın kısmen kabul kısmen reddi ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
1.Dairemizin 07.01.2020 tarih, 2018/2725 E. ve 2020/96 K. sayılı kararıyla, davacı, maddi tazminatın 556 sayılı Kanun Hükmün Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca "marka tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre" hesaplanmasını talep ettiğine göre, mahkemece, davalının ticari defterleri üzerinde değil davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp davacının elde edebileceği muhtemel gelirin hesaplanması ve tecavüze konu markanın ekonomik önemi ile şirket gelirlerine etkisinin de nazara alınması suretiyle sonuca varılması gerekirken hatalı bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, karar davalı yararına bozulmuştur.
2.Dairemiz bozma ilamına karşı davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuş ise, 25.05.2021 tarih, 2020/2109 E. ve 2021/4401 K. sayılı kararı ile karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak, bilirkişi raporu ile 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bendine göre ayrı ayrı tazminat hesabı yaptırılmış ve dava dilekçesinin beşinci sayfasında davacı vekilince açıkça "Maddi tazminatın hesaplamasında, davalının ticari defterlerinin ıncelenerek elde ettiği kâr üzerinden hesaplama yapılması"nın talep edildiği ve 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre tazminat tercihinde bulunduğu, bu haliyle Yargıtay bozma ilamının maddi hataya dayalı olduğu, bozmaya uyulmuş ise de, maddi hataya dayalı bozmaya uyulmasının usuli müktesep hak teşkil etmeyeceği, kaldı ki, bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre de, bozma ilamı doğrultusunda yapılan hesaplamada da mahrum kalınan kazanç ve buna bağlı olarak davacının isteyebileceği maddi tazminat tutarının ilk kararla hüküm altına alınan 956.380,14 TL'den fazla olduğu, bozmadan önceki kararı sadece davalının temyiz ettiği, bu itibarla davacının maddi tazminat talebini önceki kararda olduğu gibi 956.380,14 TL üzerinden kabul etmek gerektiği, dava dilekçesinde faiz talep edilmediği gibi bozmadan önceki kararda da faize hükmedilmediğinden ve davacının temyizi bulunmadığından kabul edilen kısım yönünden faize hükmedilmeyeceği, davalı tarafça davacının marka haklarına tecavüz ve aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarına da tecavüz teşkil ettiğinden tecavüzün niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı, önceki kararın sadece davalı tarafça temyiz edilmesi, keza bozmanın sadece maddi tazminata yönelik olması karşısında önceki kararda olduğu gibi davacı yararına 15.000,00 TL manevi tazminat takdir edilebileceği gerekçesiyle asıl dava yönünden marka haklarına tecavüzün tespiti, meni, 1998/006373 sayılı markanın iptali yönünden ve karşı dava yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan, bu konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne, 956.380,14 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm kesinleştikten sonra masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin triajı en yüksek 5 gazetenin birinde ilanına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı/karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde tazminat taleplerinin 556 ayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre hesaplanmasını talep ettiklerini, bozma ilamının hatalı olduğunu, müvekkiline ait ticari defterlerin süreç içerisinde zayi olduğunu, ama bilirkişilerce daha önceki raporlar düzenlenirken ticari defterlerin incelenmiş olduğunu, kaldı ki zaten davalı tarafın ticari defterinin incelenmesi gerektiğini, yargılamanın çok uzun sürdüğü de gözetilerek tazminat miktarında 556 sayılı KHK'nın 67 nci maddesi gereği makul bir seviyede arttırım yapılması gerektiğini, ayrıca uğranılan zararın boyutu düşünüldüğünde manevi tazminat tutarının da çok az olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı/karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozmanın gereğinin yerine getirilmediğini, mahkemece direnme kararına benzer bir karar verildiğini, bozma ilamına göre davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini ancak defterlerinin zayi olduğunu, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, ...'ın adi ortaklıkta %25 hisse sahibi olduğunu, ortakların davacı olmadıklarını, ancak hissesi oranda talepte bulunabileceğini, tazminat tutarında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını, karşı davalarının haklı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık konusu asıl dava, davacının marka ve isim hakkına yönelik tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, bu nedenle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili, davalı adına tescilli “KANATÇI ... YERİ” ibareli markanın hükümsüzlüğü, sicilden terkini ve kararın ilanı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi.
3. Değerlendirme
Mahkemece verilen 23.09.2014 tarih, 2012/375 E. 2014/157 K. sayılı kararının temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçtiği, bozma ilamına uyularak mahkemece verilen 15.03.2018 tarih 2017/98 E. ve 2018/88 K. sayılı kararın davacı vekilinin temyiz istemi neticesinde "556 sayılı Kanun Hükmün Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca" tazminat hesabı yapılması gerekliliğine işaret edilerek bozulduğu, bozma ilamına karşı davacı vekilinin karar düzeltme isteminin de reddedildiği, temyize konu işbu mahkeme kararında Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunduktan sonra bozma kararının maddi hataya dayalı olduğu yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığı, bu sebeple mahkeme ilamından bu gerekçenin çıkartılması ve netice itibariyle bu aşamaya kadar taraflar yararına doğmuş usuli müktesep haklar da gözetildiğinde taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2725 E. 2020/96 K.
Ortak:ceza zamanaşımı · bilirkişi incelemesi · maddi ve manevi tazminat · ticari defter · maddi tazminat · karar verilmesine yer olmadığına · zamanaşımı · e-defter · zamanaşımı 8 yıl
İncelediğiniz karardaMahkemece 15.03.2018 tarih, 2017/98 E. ve 2018/88 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; «ceza zamanaşımı» süresi 8 yıl olup, ancak 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak 8 yıllık süre söz konusu olacağından zamanaşımı itirazının kısmen kabulü ile dava tarihinden geriye doğru 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren zamanaşımı itirazının kabulüne, bu tarihten önceki süreye ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü ile asıl dava yönünden markaya tecavüzün tespiti, meni 1998/006373 sayılı markanın iptali yönünden ve karşı dava yönünden marka hükümsüzlüğü açısından ret kararı kesinleşmiş olup, bu hususlarda karar «verilmesine yer olmadığına», «maddi tazminat» talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 956.380,14 TL maddi tazminatın, manevi tazminatın kısmen kabul kısmen reddi ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan ta …
Bozma Kararı 1.Dairemizin 07.01.2020 tarih, 2018/2725 E. ve 2020/96 K. sayılı kararıyla, davacı, «maddi tazminatın» 556 sayılı Kanun Hükmün Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca "marka tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre" hesaplanmasını talep ettiğine göre, mahkemece, davalının «ticari defterleri» üzerinde değil davacının ticari defterleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp davacının elde edebileceği muhtemel gelirin hesaplanması ve tecavüze konu markanın ekonomik önemi ile şirket gelirlerine etkisinin de nazara alınması su …
… e (b) bendine göre ayrı ayrı tazminat hesabı yaptırılmış ve dava dilekçesinin beşinci sayfasında davacı vekilince açıkça "Maddi tazminatın hesaplamasında, davalının «ticari defterlerinin» ıncelenerek elde ettiği kâr üzerinden hesaplama yapılması"nın talep edildiği ve 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre tazminat tercihinde bulunduğu, bu haliyle Yargıtay bozma ilamının «maddi hataya» dayalı olduğu, bozmaya uyulmuş ise de, maddi hataya dayalı bozmaya uyulmasının usuli «müktesep hak» teşkil etmeyeceği, kaldı ki, bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre de, bozma ilamı doğrultusunda yapılan hesaplamada da «mahrum kalınan» kazanç ve buna bağlı olarak davacının isteyebileceği «maddi tazminat» tutarının ilk kararla hüküm altına alınan 956.380,14 TL'den fazla olduğu, bozmadan önceki kararı sadece davalının temyiz ettiği, bu itibarla davacının maddi tazminat talebini önceki kararda olduğu gibi 956.380,14 TL üzerinden kabul etmek gerektiği, dava dilekçesinde faiz talep edilmediği gibi bozmadan önceki kararda da faize hükmedilmediğinden ve davacının temyizi bulunmadığından kabul edilen kısım yönünden faize hükmedilmeyeceği, davalı tarafça davacının marka haklarına tecavüz ve aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarına da tecavüz teşkil ettiğinden tecavüzün niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı, önceki kararın sadece davalı tarafça temyiz edilmesi, keza bozmanın sadece maddi tazminata yönelik olması karşısında önceki kararda olduğu gibi davacı yararına 15.000,00 TL manevi tazminat takdir edilebileceği gerekçesiyle asıl dava yönünden marka haklarına tecavüzün tespiti, meni, 1998/006373 sayılı markanın iptali yönünden ve karşı dava yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan, bu konularda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne, 956.380,14 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm kesinleştikten sonra «masrafı» davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin triajı en yüksek 5 gazetenin birinde «ilanına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; «ceza zamanaşımı» süresi 8 yıl olup, ancak 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak 8 yıllık süre söz konusu olacağından zamanaşımı itirazının kısmen kabulü ile dava tarihinden geriye doğru 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren zamanaşımı itirazının kabulüne, bu tarihten önceki süreye ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü ile asıl dava yönünden markaya tecavüzün tespiti, meni 98/006373 sayılı markanın iptali yönünden ve karşı dava yönünden marka hükümsüzlüğü açısından ret kararı kesinleşmiş olup, bu hususlarda karar «verilmesine yer olmadığına», «maddi tazminat» talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 956.380,14 TL maddi tazminatın, manevi tazminatın kısmen kabul kısmen reddi ile 15.000.- TL manevi tazminatın davalıdan tah …
Ancak davacı, «maddi tazminat» talebinin açıkça 556 sayılı KHK'nın 66/2-a maddesi uyarınca "marka tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre" hesaplanmasını talep ettiğine göre, mahkemece, davalının «ticari defterleri» üzerinde değil davacının ticari defterleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp davacının elde edebileceği muhtemel gelirin hesaplanması ve tecavüze konu markanın ekonomik önemi ile şirket gelirlerine etkisinin de nazara alınması su …
2- Asıl dava, davacının marka ve isim hakkına yönelik tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve «maddi manevi tazminat» istemine ilişkin olup mahkemece markaya tecavüzün tespitine, «maddi tazminat» talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 956.380,14 TL maddi tazminatın, manevi tazminatın kısmen kabul kısmen reddi ile 15.000.- TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1617 E. 2017/3959 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1756 E. 2025/265 K.
Ortak:ticari itibar · adi ortaklık · ceza zamanaşımı · maddi ve manevi tazminat · terkin · maddi tazminat · zamanaşımı · zamanaşımı 8 yıl
İncelediğiniz karardaMahkemece 15.03.2018 tarih, 2017/98 E. ve 2018/88 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; «ceza zamanaşımı» süresi 8 yıl olup, ancak 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak 8 yıllık süre söz konusu olacağından zamanaşımı itirazının kısmen kabulü ile dava tarihinden geriye doğru 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren zamanaşımı itirazının kabulüne, bu tarihten önceki süreye ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü ile asıl dava yönünden markaya tecavüzün tespiti, meni 1998/006373 sayılı markanın iptali yönünden ve karşı dava yönünden marka hükümsüzlüğü açısından ret kararı kesinleşmiş olup, bu hususlarda karar «verilmesine yer olmadığına», «maddi tazminat» talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 956.380,14 TL maddi tazminatın, manevi tazminatın kısmen kabul kısmen reddi ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan ta …
Bozma Kararı 1.Dairemizin 07.01.2020 tarih, 2018/2725 E. ve 2020/96 K. sayılı kararıyla, davacı, «maddi tazminatın» 556 sayılı Kanun Hükmün Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca "marka tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre" hesaplanmasını talep ettiğine göre, mahkemece, davalının «ticari defterleri» üzerinde değil davacının ticari defterleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp davacının elde edebileceği muhtemel gelirin hesaplanması ve tecavüze konu markanın ekonomik önemi ile şirket gelirlerine etkisinin de nazara alınması su …
… e (b) bendine göre ayrı ayrı tazminat hesabı yaptırılmış ve dava dilekçesinin beşinci sayfasında davacı vekilince açıkça "Maddi tazminatın hesaplamasında, davalının «ticari defterlerinin» ıncelenerek elde ettiği kâr üzerinden hesaplama yapılması"nın talep edildiği ve 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre tazminat tercihinde bulunduğu, bu haliyle Yargıtay bozma ilamının «maddi hataya» dayalı olduğu, bozmaya uyulmuş ise de, maddi hataya dayalı bozmaya uyulmasının usuli «müktesep hak» teşkil etmeyeceği, kaldı ki, bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre de, bozma ilamı doğrultusunda yapılan hesaplamada da «mahrum kalınan» kazanç ve buna bağlı olarak davacının isteyebileceği «maddi tazminat» tutarının ilk kararla hüküm altına alınan 956.380,14 TL'den fazla olduğu, bozmadan önceki kararı sadece davalının temyiz ettiği, bu itibarla davacının maddi tazminat talebini önceki kararda olduğu gibi 956.380,14 TL üzerinden kabul etmek gerektiği, dava dilekçesinde faiz talep edilmediği gibi bozmadan önceki kararda da faize hükmedilmediğinden ve davacının temyizi bulunmadığından kabul edilen kısım yönünden faize hükmedilmeyeceği, davalı tarafça davacının marka haklarına tecavüz ve aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarına da tecavüz teşkil ettiğinden tecavüzün niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı, önceki kararın sadece davalı tarafça temyiz edilmesi, keza bozmanın sadece maddi tazminata yönelik olması karşısında önceki kararda olduğu gibi davacı yararına 15.000,00 TL manevi tazminat takdir edilebileceği gerekçesiyle asıl dava yönünden marka haklarına tecavüzün tespiti, meni, 1998/006373 sayılı markanın iptali yönünden ve karşı dava yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan, bu konularda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne, 956.380,14 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm kesinleştikten sonra «masrafı» davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin triajı en yüksek 5 gazetenin birinde «ilanına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… larının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) gereğince marka tecavüzü teşkil ettiği gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) hükümleri gereğince de «haksız rekabet» oluşturduğunu, davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, «ticari itibarının» da zarar gördüğünü, ayrıca 29,30,43. sınıfta davalı adına tescilli 2013/05666 tescil numaralı "Meşhur Kanatçı ...'ın Yeri" markasının müvekkilinin seri markaları ile ayniyet oluşturacak şekilde benzer olduğunu, davalının bu tescilinin «kötüniyetle» yapıldığını ileri sürerek davalı kullanımlarının müvekkilinin markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, talep sonucunda belirttiği alan adlarına «erişimin engellenmesine», şimdilik SMK'nın 151/2-b hükmüne göre yapılacak hesaplamaya göre 1.000,00 TL «maddi tazminatın» «haksız eylem» tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle; 90.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle; müvekkilinin uğradığı ticari itibar «kaybına» karşılık olarak 10.000,00 TL itibar kaybı tazminatının ise dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline; davalı adına kayıtlı 2013/05666 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş; maddi tazminat istemini daha sonr …
Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2012/375 E. sayılı dosyası nedeniyle «derdestlik» itirazında bulunmuşsa da, işbu davanın 18.02.2020 tarihinde açıldığı, 2012/375 E. sayılı davanın konusunun davanın açıldığı tarihten önceki kullanımlar olduğu, işbu davanın konusunun ise daha sonraki tarihlerde gerçekleştiği iddia edilen davalı kullanımları olduğunun anlaşıldığı, dava konusu kullanımların 2015 yılında başladığı, markaya tecavüz eylemi aynı zamanda suç teşkil ettiğinden «ceza zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği, buna göre dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı, zararın «haksız fiil» tarihinde gerçekleştiği, ıslahla talep edilen tazminat tutarına da haksız fiil tarihinden itibaren faiz uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı vekili …
2.Diğer davacılar sundukları dilekçelerle davaya dayanak markalara iştirak halinde malik olduklarını, bu markalara tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, men'i, ref'i ile «maddi, manevi tazminat» ile itibar tazminatına ilişkin davaya «muvafakat» ettiklerini ve davacı olarak yer almak istediklerini beyan etmişlerdir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:iştirak halinde mülkiyet · arabuluculuk · i̇i̇k 266 · erişimin engellenmesi · i̇i̇k 265 · haksız eylem · tazminat davası · mirasçılık
Benzer bu kararda… larının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) gereğince marka tecavüzü teşkil ettiği gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) hükümleri gereğince de «haksız rekabet» oluşturduğunu, davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, «ticari itibarının» da zarar gördüğünü, ayrıca 29,30,43. sınıfta davalı adına tescilli 2013/05666 tescil numaralı "Meşhur Kanatçı ...'ın Yeri" markasının müvekkilinin seri markaları ile ayniyet oluşturacak şekilde benzer olduğunu, davalının bu tescilinin «kötüniyetle» yapıldığını ileri sürerek davalı kullanımlarının müvekkilinin markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, talep sonucunda belirttiği alan adlarına «erişimin engellenmesine», şimdilik SMK'nın 151/2-b hükmüne göre yapılacak hesaplamaya göre 1.000,00 TL «maddi tazminatın» «haksız eylem» tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle; 90.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle; müvekkilinin uğradığı ticari itibar «kaybına» karşılık olarak 10.000,00 TL itibar kaybı tazminatının ise dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline; davalı adına kayıtlı 2013/05666 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş; maddi tazminat istemini daha sonr …
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markanın korunması için tek başlarına her bir «mirasçının» dava açma hakkı bulunduğu, ...’ın terekesinde mevcut «iştirak halinde mülkiyetin» müşterek mülkiyete çevrildiğine dair dosyada bir delil bulunmadığı, murisin terekesiyle ilgili açılan davada ilgili mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu, dava açıldıktan sonra veraset ilamında mirasçı oldukları belirtilen tüm mirasçıların açılan davaya «muvafakat» verdikleri, taraf teşkilinin bu şekilde sağlandığı, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, durdurulması da talep edildiğinden «arabuluculuğun» dava şartı olmadığı, davalı vekili Bakırköy 1.
… edeniyle tarafların tescilli oldukları ve davalının fiili kullanımlarının bulunduğu hizmet ve emtialar bakımından özel bir eğitim ve dikkat seviyesine sahip olmayan «ortalama tüketici» tarafından markaların karıştırılabileceği, bu bakımdan tecavüz ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalının «marka hakkına tecavüz» teşkil eden eylemlerinin aynı zamanda «haksız rekabete» de sebebiyet verdiği, tazminatın net kazanç yani kâr üzerinden hesaplanması gerektiği, manevi tazminat istemi yerinde olmasına rağmen itibar tazminatı için marka imajının zedelendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; davalının davacıya ait 196486, 2009/23160, 2015/45335 ve 2016/105739 tescil numaralı markalardan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, ref ve men'ine; belirtilen internet sitelerine «erişimin engellenmesine», 309.114,96 TL maddi, 20.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ve unsurları oluşmayan itibar tazminatı talebinin reddine, davalıya …
… tırılmasına neden olduğu, davalının işletme adı dışında bu ibareyi markasal olarak kullanmasının davacılara ait marka haklarına tecavüz teşkil ettiği, davalı vekili «maddi tazminat» hesaplanırken markanın satışlara etkisinin %20 olarak kabul edilmesi nedeniyle istinaf talebinde bulunmuşsa da, bilirkişiler tarafından bu oranın %15-%25 arasında olduğu belirtilerek, ortalama olarak %20 oranı üzerinde hesaplama yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, bilirkişi ek raporunda 2015-2020 yılları arasında davalının tüm gelirini yiyecek ve içecek satışından elde ettiği belirlendikten sonra her yıl için faaliyet kârı ve net kârının ayrı ayrı tespit edildiği, SMK'nın 151/2-b hükmü uyarınca maddi tazminatın davalının elde ettiği net kazanç üzerinde hesaplanması gerekirken faaliyet kârı dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, her ne kadar SMK'nın yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihinden sonraki tecavüzler için markanın satışlara etkisi dikkate alınmaksızın net kâr üzerinden tazminat hesabı yapılması gerekiyorsa da, bilirkişi raporunda markanın satışlara etkisinin %20 olduğu kabul edilerek bu oran üzerinden yapılan hesaplamaya davacı tarafça itiraz edilmediğinden ve bu konuda istinaf talebinde bulunulmadığından davalı lehine «kazanılmış hak» oluştuğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının davacıya ait 196486, 2009/23160, 2015/45335 ve 2016/105739 tescil numaralı markalardan doğan haklarına tecavüz ve «haksız rekabetin» tespitine, ref ve men'ine; hükümde belirtilen internet sitelerine «erişimin engellenmesine», 239.173,38 TL maddi, 20.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin, manevi tazminat talebinin ve unsurları oluşmayan itibar tazminatı t …
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2109 E. 2021/4401 K.
Ortak:maddi tazminat · karar verilmesine yer olmadığına · zamanaşımı · zamanaşımı 8 yıl
İncelediğiniz karardaMahkemece 15.03.2018 tarih, 2017/98 E. ve 2018/88 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; «ceza zamanaşımı» süresi 8 yıl olup, ancak 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak 8 yıllık süre söz konusu olacağından zamanaşımı itirazının kısmen kabulü ile dava tarihinden geriye doğru 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren zamanaşımı itirazının kabulüne, bu tarihten önceki süreye ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü ile asıl dava yönünden markaya tecavüzün tespiti, meni 1998/006373 sayılı markanın iptali yönünden ve karşı dava yönünden marka hükümsüzlüğü açısından ret kararı kesinleşmiş olup, bu hususlarda karar «verilmesine yer olmadığına», «maddi tazminat» talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 956.380,14 TL maddi tazminatın, manevi tazminatın kısmen kabul kısmen reddi ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan ta …
… e (b) bendine göre ayrı ayrı tazminat hesabı yaptırılmış ve dava dilekçesinin beşinci sayfasında davacı vekilince açıkça "Maddi tazminatın hesaplamasında, davalının «ticari defterlerinin» ıncelenerek elde ettiği kâr üzerinden hesaplama yapılması"nın talep edildiği ve 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre tazminat tercihinde bulunduğu, bu haliyle Yargıtay bozma ilamının «maddi hataya» dayalı olduğu, bozmaya uyulmuş ise de, maddi hataya dayalı bozmaya uyulmasının usuli «müktesep hak» teşkil etmeyeceği, kaldı ki, bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre de, bozma ilamı doğrultusunda yapılan hesaplamada da «mahrum kalınan» kazanç ve buna bağlı olarak davacının isteyebileceği «maddi tazminat» tutarının ilk kararla hüküm altına alınan 956.380,14 TL'den fazla olduğu, bozmadan önceki kararı sadece davalının temyiz ettiği, bu itibarla davacının maddi tazminat talebini önceki kararda olduğu gibi 956.380,14 TL üzerinden kabul etmek gerektiği, dava dilekçesinde faiz talep edilmediği gibi bozmadan önceki kararda da faize hükmedilmediğinden ve davacının temyizi bulunmadığından kabul edilen kısım yönünden faize hükmedilmeyeceği, davalı tarafça davacının marka haklarına tecavüz ve aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarına da tecavüz teşkil ettiğinden tecavüzün niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı, önceki kararın sadece davalı tarafça temyiz edilmesi, keza bozmanın sadece maddi tazminata yönelik olması karşısında önceki kararda olduğu gibi davacı yararına 15.000,00 TL manevi tazminat takdir edilebileceği gerekçesiyle asıl dava yönünden marka haklarına tecavüzün tespiti, meni, 1998/006373 sayılı markanın iptali yönünden ve karşı dava yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan, bu konularda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne, 956.380,14 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm kesinleştikten sonra «masrafı» davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin triajı en yüksek 5 gazetenin birinde «ilanına» karar verilmiştir.
Bozma Kararı 1.Dairemizin 07.01.2020 tarih, 2018/2725 E. ve 2020/96 K. sayılı kararıyla, davacı, «maddi tazminatın» 556 sayılı Kanun Hükmün Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca "marka tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre" hesaplanmasını talep ettiğine göre, mahkemece, davalının «ticari defterleri» üzerinde değil davacının ticari defterleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp davacının elde edebileceği muhtemel gelirin hesaplanması ve tecavüze konu markanın ekonomik önemi ile şirket gelirlerine etkisinin de nazara alınması su …
Benzer bu karardaMahkemece asıl dava yönünden markaya tecavüzün tespiti ve menine, kesinleşen hususlarda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl davada tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 956.380,14 TL «maddi tazminatın» ve 15.000.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve Dairemizin 2015/641-13585 sayılı ilamının 4 nolu bendi ile ıslahla artırılan kısım yönünden «zamanaşımı def»'i konusunda olumlu/«olumsuz» bir karar verilmediğinden artırılan bu kısım tazminata ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş olması nedeniyle usuli kaz …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · olumsuz oy · def'i
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve Dairemizin 2015/641-13585 sayılı ilamının 4 nolu bendi ile ıslahla artırılan kısım yönünden «zamanaşımı def»'i konusunda olumlu/«olumsuz» bir karar verilmediğinden artırılan bu kısım tazminata ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş olması nedeniyle usuli kaz …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1641 E. , 2024/3944 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/173 Esas, 2022/249 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki markaya tecavüz nedeniyle maddi manevi tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı/karşı davacı vekili tarafından, duruşma istemi olmaksızın davacı/karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.05.2024 günü hazır bulunan davacı/karşı davalı vekili Av. ... ile davalı/karşı davacı vekili Av. ....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “KANATÇI ... YERİ ...” ve “KANATÇI ...” markalarının hak sahibi olduğunu, davalının “KANATÇI ... YERİ” markasını otel ve otel işletmeciliği emtialarında tescil ettirmesine rağmen bu emtialar da kullanmayarak, kötü niyetle müvekkilinin tescilli sınıflarında kullandığını ve kullanmaya devam ettiğini, hem isim hem de marka haklarına tecavüzü nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ve kazançtan mahrum kaldığını ileri sürerek, müvekkilinin marka ve isim hakkına yönelik tecavüzün tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, 5.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, davalı adına tescilli 98/006373 tescil numaralı “KANATÇI ... YERİ” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini ve kararın ilanını talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 1.855.572,96 TL'ye yükseltmiş;
karşı davanın ise reddini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin lokantacılık ticari faaliyeti sebebiyle restaurantta "Kanatçı ...'ın Yeri" ismi ile faaliyette bulunmaya kesinleşen kararlar nedeniyle hakkı olduğunu, davacı adına kayıtlı "Kanatçı ...'ın Yeri" markasının bölgesel bir marka olduğunu, müvekkilinin çabaları ve kaliteli hizmetleri sonucunda markanın bölgede tanındığını, müvekkilinin lokantasının tabelasının "Kanatçı ...'ın Yeri" ticari unvanı önüne "meşhur" kelimesi koymasının reklam amaçlı olduğunu, davacının markasına tecavüz etmesinin söz konusu olmadığını, savunarak davanın reddini istemiş; karşı dava olarak da, davacının söylentileri ve kötü niyetli haksız talepleri sebebiyle müvekkilinin ticari itibarının zedelediğini iddia ederek, 100.000,00TL manevi, 20.000,00TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 15.03.2018 tarih, 2017/98 E. ve 2018/88 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olup, ancak 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak 8 yıllık süre söz konusu olacağından zamanaşımı itirazının kısmen kabulü ile dava tarihinden geriye doğru 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren zamanaşımı itirazının kabulüne, bu tarihten önceki süreye ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü ile asıl dava yönünden markaya tecavüzün tespiti, meni 1998/006373 sayılı markanın iptali yönünden ve karşı dava yönünden marka hükümsüzlüğü açısından ret kararı kesinleşmiş olup, bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 956.380,14 TL maddi tazminatın, manevi tazminatın kısmen kabul kısmen reddi ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
1.Dairemizin 07.01.2020 tarih, 2018/2725 E. ve 2020/96 K. sayılı kararıyla, davacı, maddi tazminatın 556 sayılı Kanun Hükmün Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca "marka tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre" hesaplanmasını talep ettiğine göre, mahkemece, davalının ticari defterleri üzerinde değil davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp davacının elde edebileceği muhtemel gelirin hesaplanması ve tecavüze konu markanın ekonomik önemi ile şirket gelirlerine etkisinin de nazara alınması suretiyle sonuca varılması gerekirken hatalı bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, karar davalı yararına bozulmuştur.
2.Dairemiz bozma ilamına karşı davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuş ise, 25.05.2021 tarih, 2020/2109 E. ve 2021/4401 K. sayılı kararı ile karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak, bilirkişi raporu ile 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bendine göre ayrı ayrı tazminat hesabı yaptırılmış ve dava dilekçesinin beşinci sayfasında davacı vekilince açıkça "Maddi tazminatın hesaplamasında, davalının ticari defterlerinin ıncelenerek elde ettiği kâr üzerinden hesaplama yapılması"nın talep edildiği ve 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre tazminat tercihinde bulunduğu, bu haliyle Yargıtay bozma ilamının maddi hataya dayalı olduğu, bozmaya uyulmuş ise de, maddi hataya dayalı bozmaya uyulmasının usuli müktesep hak teşkil etmeyeceği, kaldı ki, bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre de, bozma ilamı doğrultusunda yapılan hesaplamada da mahrum kalınan kazanç ve buna bağlı olarak davacının isteyebileceği maddi tazminat tutarının ilk kararla hüküm altına alınan 956.380,14 TL'den fazla olduğu, bozmadan önceki kararı sadece davalının temyiz ettiği, bu itibarla davacının maddi tazminat talebini önceki kararda olduğu gibi 956.380,14 TL üzerinden kabul etmek gerektiği, dava dilekçesinde faiz talep edilmediği gibi bozmadan önceki kararda da faize hükmedilmediğinden ve davacının temyizi bulunmadığından kabul edilen kısım yönünden faize hükmedilmeyeceği, davalı tarafça davacının marka haklarına tecavüz ve aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarına da tecavüz teşkil ettiğinden tecavüzün niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı, önceki kararın sadece davalı tarafça temyiz edilmesi, keza bozmanın sadece maddi tazminata yönelik olması karşısında önceki kararda olduğu gibi davacı yararına 15.000,00 TL manevi tazminat takdir edilebileceği gerekçesiyle asıl dava yönünden marka haklarına tecavüzün tespiti, meni, 1998/006373 sayılı markanın iptali yönünden ve karşı dava yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan, bu konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne, 956.380,14 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm kesinleştikten sonra masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin triajı en yüksek 5 gazetenin birinde ilanına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı/karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde tazminat taleplerinin 556 ayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre hesaplanmasını talep ettiklerini, bozma ilamının hatalı olduğunu, müvekkiline ait ticari defterlerin süreç içerisinde zayi olduğunu, ama bilirkişilerce daha önceki raporlar düzenlenirken ticari defterlerin incelenmiş olduğunu, kaldı ki zaten davalı tarafın ticari defterinin incelenmesi gerektiğini, yargılamanın çok uzun sürdüğü de gözetilerek tazminat miktarında 556 sayılı KHK'nın 67 nci maddesi gereği makul bir seviyede arttırım yapılması gerektiğini, ayrıca uğranılan zararın boyutu düşünüldüğünde manevi tazminat tutarının da çok az olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı/karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozmanın gereğinin yerine getirilmediğini, mahkemece direnme kararına benzer bir karar verildiğini, bozma ilamına göre davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini ancak defterlerinin zayi olduğunu, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, ...'ın adi ortaklıkta %25 hisse sahibi olduğunu, ortakların davacı olmadıklarını, ancak hissesi oranda talepte bulunabileceğini, tazminat tutarında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını, karşı davalarının haklı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık konusu asıl dava, davacının marka ve isim hakkına yönelik tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, bu nedenle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili, davalı adına tescilli “KANATÇI ... YERİ” ibareli markanın hükümsüzlüğü, sicilden terkini ve kararın ilanı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi.
3. Değerlendirme
Mahkemece verilen 23.09.2014 tarih, 2012/375 E. 2014/157 K. sayılı kararının temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçtiği, bozma ilamına uyularak mahkemece verilen 15.03.2018 tarih 2017/98 E. ve 2018/88 K. sayılı kararın davacı vekilinin temyiz istemi neticesinde "556 sayılı Kanun Hükmün Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca" tazminat hesabı yapılması gerekliliğine işaret edilerek bozulduğu, bozma ilamına karşı davacı vekilinin karar düzeltme isteminin de reddedildiği, temyize konu işbu mahkeme kararında Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunduktan sonra bozma kararının maddi hataya dayalı olduğu yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığı, bu sebeple mahkeme ilamından bu gerekçenin çıkartılması ve netice itibariyle bu aşamaya kadar taraflar yararına doğmuş usuli müktesep haklar da gözetildiğinde taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132227100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz