Kooperatif
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6335 E. 2010/5551 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargı çevresi↗ davaların birleştirilmesi↗ ilk itiraz↗ malvarlığına ilişkin dava↗ hisse devri↗ sulh hukuk mahkemesi↗ içtihadı birleştirme kararı↗ görevsizlik kararı↗ sulh↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, kooperatif hisse devri nedeniyle bu hisseye bağlı daire tapusunun davacı adına kayıt ve tescili istemine ilişkindir.
1086 sayılı HUMK’nın 45. maddesinin 1. bendinde, aynı mahkemede görülmekte olan davaların, aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebileceği, 2. bendinde ise, davaların ayrı mahkemelerde açılmış olması halinde ise, bağlantı nedeni ile birleştirme talebi ancak ikinci davanın açıldığı mahkeme önünde ilk itiraz olarak ileri sürülmesi halinde mümkün olduğu ve birinci davanın açıldığı mahkemenin, ilk itirazın kabulüne ve davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra bununla bağlı olduğu düzenlenmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 14.02.1992 tarih ve 1991/3 Esas, 1992/2 Karar sayılı kararında ise; bir yargı çevresi içinde kurulmuş bulunan aynı düzeyde birden fazla mahkemenin davaların birleştirilmesi açısından aynı mahkeme sayılacağı belirtilmiş olup, somut olayda mahkemece Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davanın, daha sonra açılan ve aynı düzeyde olmayan Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/4132 Esas sayılı dosyası ile resen birleşmesine karar vermiştir. Oysa yukarıda yazılı kanun hükmünden ve Yargıtay İBGK kararından da anlaşılacağı üzere, her iki davanın ayrı mahkemelerde açılmış olması nedeniyle birleştirme kararı verilebilmesi için ikinci açılan davada ancak ilk itiraz olarak birleştirmenin ileri sürülmesi gerekirken, mahkemece kendiliğinden birleştirme kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bununla birlikte, HUMK’nun 1/1. maddesine göre mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Anılan kanunun 8. maddesinde sulh hukuk mahkemesinde hangi dava ve işlerin görüleceği düzenlenmiş olup, son fıkrada ise bu ve diğer kanunların sulh mahkemesi veya hâkimlerini görevlendirdiği dava ve işler denilmiştir. Buna göre, bir davanın sulh hukuk mahkemesinde görülebilmesi için yasada açık bir düzenleme olması gerekmektedir.
Dairemizin 7.6.2007 tarih 2006/5959-8677 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere davaya konu uyuşmazlık davalı kooperatif dışındaki davalılar yönünden kooperatif ortaklığının tesbiti davası mahiyetinde bulunması nedeniyle hukuki bir durumun belirlenmesine yönelik bu dava malvarlığı hukukuna ilişkin bir dava kapsamında görülemeyeceğinden görev hususunun parasal değere göre belirlenmesi de mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, kooperatif ortağı olunup olunmadığının belirlenmesi istemine ilişkin davanın sulh hukuk mahkemesinde görüleceğine dair bir düzenleme mevcut olmadığından, davaya bakmanın asıl görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiğinin kabulü ile mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde birleştirme kararı verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12169 E. 2012/10977 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin keşide yeri · muhatap banka · keşide yeri · yetki · çek · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, İş Bankası Gümüldür Şubesi'nden gelen yazı cevabı ile dava konusu edilen 3152866 nolu çekin Beykoz/İstanbul Şubesi'nden Davut Yurtdaş hesabına ait olduğu, «çekin keşide yerinin» Beykoz/İstanbul Şubesi olduğu tespit edilmiş, bu nedenle «yetkisizlik» kararı vermiştir.
Mahkemece, «muhatap banka» tarafından gönderilen 28.12.2010 tarih ve Zİ-1962 sayılı yazı ile muhatap banka şubesinin İstanbul/Beykoz şubesi olduğu bildirildiği gerekçesiyle «yetki» yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de dosyada mevcut 09.06.2011 tarih ve DU-900 sayılı cevabi yazıda ise muhatap banka şubesinin İzmir/Gümüldür olduğu bildirilmiş olduğundan «çek»'in bilgileri bildirilmek suretiyle tekrar yazışma yapılarak gerçek muhatap şubenin neresi olduğu saptanıp yetki hususunun bu şekilde değerlendirilerek sonucuna gör …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/6335 E. , 2010/5551 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.07.2008 tarih ve 2008/398-2008/856 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı kooperatif vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin eşinin davalı kooperatifin üyesiyken öldüğünü, ölmeden önce hissesinin 1/2'sini eşine devrettiğini ve miras payı ile birlikte ölümden sonra 3/4 hissenin müvekkiline geçtiğini ileri sürerek, kooperatif hissesinin 3/4'ünün müvekkili adına kaydı ile tapuya tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, hissenin bölünemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; hissenin bölünerek devrinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine ilişkin verdiği karar Dairemizce “1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 19/1. maddesi hükmüne göre, kooperatif ortaklığının en az bir payı içereceği, ancak bunun istisnasının aynı yasanın 14. maddesindeki prosedürler çerçevesinde, kooperatif üyesi olan murisin ölmesi halinde yasal miras payları oranında kooperatif hissesinin mirasçılar adına bölünerek kaydedilmesinin mümkün bulunduğu” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra dosyanın Beykoz 1. Asliye hukuk Mahkemesi’nin 2006/132 Esas sayı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif hisse devri nedeniyle bu hisseye bağlı daire tapusunun davacı adına kayıt ve tescili istemine ilişkindir.
1086 sayılı HUMK’nın 45. maddesinin 1. bendinde, aynı mahkemede görülmekte olan davaların, aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebileceği, 2. bendinde ise, davaların ayrı mahkemelerde açılmış olması halinde ise, bağlantı nedeni ile birleştirme talebi ancak ikinci davanın açıldığı mahkeme önünde ilk itiraz olarak ileri sürülmesi halinde mümkün olduğu ve birinci davanın açıldığı mahkemenin, ilk itirazın kabulüne ve davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra bununla bağlı olduğu düzenlenmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 14.02.1992 tarih ve 1991/3 Esas, 1992/2 Karar sayılı kararında ise; bir yargı çevresi içinde kurulmuş bulunan aynı düzeyde birden fazla mahkemenin davaların birleştirilmesi açısından aynı mahkeme sayılacağı belirtilmiş olup, somut olayda mahkemece Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davanın, daha sonra açılan ve aynı düzeyde olmayan Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/4132 Esas sayılı dosyası ile resen birleşmesine karar vermiştir. Oysa yukarıda yazılı kanun hükmünden ve Yargıtay İBGK kararından da anlaşılacağı üzere, her iki davanın ayrı mahkemelerde açılmış olması nedeniyle birleştirme kararı verilebilmesi için ikinci açılan davada ancak ilk itiraz olarak birleştirmenin ileri sürülmesi gerekirken, mahkemece kendiliğinden birleştirme kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bununla birlikte, HUMK’nun 1/1. maddesine göre mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Anılan kanunun 8. maddesinde sulh hukuk mahkemesinde hangi dava ve işlerin görüleceği düzenlenmiş olup, son fıkrada ise bu ve diğer kanunların sulh mahkemesi veya hâkimlerini görevlendirdiği dava ve işler denilmiştir. Buna göre, bir davanın sulh hukuk mahkemesinde görülebilmesi için yasada açık bir düzenleme olması gerekmektedir.
Dairemizin 7.6.2007 tarih 2006/5959-8677 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere davaya konu uyuşmazlık davalı kooperatif dışındaki davalılar yönünden kooperatif ortaklığının tesbiti davası mahiyetinde bulunması nedeniyle hukuki bir durumun belirlenmesine yönelik bu dava malvarlığı hukukuna ilişkin bir dava kapsamında görülemeyeceğinden görev hususunun parasal değere göre belirlenmesi de mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, kooperatif ortağı olunup olunmadığının belirlenmesi istemine ilişkin davanın sulh hukuk mahkemesinde görüleceğine dair bir düzenleme mevcut olmadığından, davaya bakmanın asıl görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiğinin kabulü ile mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde birleştirme kararı verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın adı geçen davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020792800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz