Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/631 E. 2025/3365 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerekçe-hüküm çelişkisi↗ franchise sözleşmesi↗ hmk 297↗ infazda tereddüt↗ infaz↗ marka hakkına tecavüz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ içtihadı birleştirme kararı↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2021/19 E., 2022/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2015/47332 numaralı ''...'' ibareli markasının tescilli sahibi olduğunu, davalı şirketin izni almaksızın ''...'' markasını ve logosunu kullandığını, Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/31 D. İş sayılı dosyası kapsamında davalının eylemlerinin marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunun tespit edildiğini ileri sürerek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin önlenmesi amacıyla davalının taklit ürünlerinin davacıya teslimini, aksi halde imha edilmesini ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı taraftan tahsilini, mahkeme hükmünün Türkiye çapında tirajı en yüksek 3 gazetede ilânına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, değiştirilmesi istenilen unsurların müvekkilini ağır zarara uğratacağını, müvekkil şirkete davacı tarafından dayatılan franchising sözleşmesinin kabul edilmediğinden işbu davanın açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ''...'' şeklinde gerçekleştirilen markasal kullanımlarının, davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (SMK) kapsamında markasının tescilinden doğan haklarını ihlal eder mahiyette olduğu, bu kullanımların aynı zamanda haksız rekabet olarak nitelendirileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, tecavüze konu eşyalara el konulmasına ve imhasına, kesinleşen mahkeme kararının masrafının davalıdan alınarak ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilânına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine, Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/31 D. İş sayılı tespit dosyasında alınan 23.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı, davacı adına tescilli 2015/47332 numaralı markayı, ürünlerinde ve tamamı pirinçten mamul barbekü bacası gibi iç mekan tasarımında kullandığı, bu ürünlerin bir kısmının üzerinden davacı markasının silinmesi suretiyle tecavüzün önlenmesi mümkün göründüğünden, Mahkemece bu konuda herhangi bir ayrıma gidilmeden, tecavüze konu tüm eşyalara el konulmasına ve imhasına karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin önlenmesi amacıyla taklit ürünlerin teslimi, aksi halde imhası ile manevi tazminat istemine talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde, Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/31 D. İş sayılı tespit dosyasında alınan 23.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitlere göre davalının, davacı adına tescilli 2015/47332 numaralı markayı, ürünlerinde ve tamamı pirinçten mamul barbekü bacası gibi iç mekan tasarımında kullandığı, bu ürünlerin bir kısmının üzerinden davacı markasının silinmesi suretiyle tecavüzün önlenmesi mümkün göründüğü, İlk Derece Mahkemesince ise bu konuda herhangi bir ayrıma gidilmeden, tecavüze konu tüm eşyalara el konulmasına ve imhasına karar verilmesinin doğru görülmediği belirtildikten sonra hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinde; “Davalının tecavüzünün önlenmesine, tecavüz oluşturan ürünlere elkonulmasına, masraflar tecavüz edene ait olmak üzere elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesine, üzerlerindeki markaların silinmesine veya sınai mülkiyet hakkına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasına” şeklinde herhangi bir ayrım yapmadan karar verilerek, çelişki oluşturulmuştur.
Mahkeme kararında yazılacak hususlar HMK'nın 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bu husus, HMK'nın 298. maddesinin ikinci fıkrasında da “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiş olup gerekçe-hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 E., 1992/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık dahi bozma sebebidir.
Bu durumda Mahkemece, yapılan yargılama sonunda dava konusu hangi ürünlere elkonulmasına, hangi ürünlerin, cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesine veya üzerlerindeki markaların silinmesine, yine hangi ürünlerin imhasına karar verilmesi suretiyle tecavüzün giderilebileceği, gerektiğinde bilirkişi raporu alınıp belirlenerek hükümde açıkça, şüphe ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde yazılması gerekmesine rağmen, karar gerekçesinde herhangi bir ayrıma gidilmeden tecavüze konu eşyalara el konulması ve imhasına karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmesine rağmen davanın kabulünün belirtilmesinden sonra anlam karmaşası ve dolayısıyla infazda tereddüt oluşturacak ve ayrımı da hükmün icrası sırasında İcra Müdürlüğüne bırakacak şekilde gerekçeyle de çelişecek biçimde hüküm kısmında açıkça ve tek tek sayılmadan karar verilmesi doğru olmamış ve re'sen bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Patent hakkına tecavüz ve tazminat | Patent hükümsüzlüğü | Patent hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1035 E. 2025/1580 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz · dosya masrafı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ın, davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (SMK) kapsamında markasının tescilinden doğan haklarını ihlal eder mahiyette olduğu, bu kullanımların aynı zamanda «haksız rekabet» olarak nitelendirileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, tecavüze konu eşyalara el konulmasına ve imhasına, kesinleşen mahkeme kararının «masrafının» davalıdan alınarak ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilânına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
… nu eşyalara el konulması ve imhasına karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmesine rağmen davanın kabulünün belirtilmesinden sonra anlam karmaşası ve dolayısıyla «infazda tereddüt» oluşturacak ve ayrımı da hükmün icrası sırasında İcra Müdürlüğüne bırakacak şekilde gerekçeyle de çelişecek biçimde hüküm kısmında açıkça ve tek tek sayılmadan kar …
İş sayılı dosyası kapsamında davalının eylemlerinin marka tecavüzü ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespit edildiğini ileri sürerek «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet eylemlerinin önlenmesi amacıyla davalının taklit ürünlerinin davacıya «teslimini», aksi halde imha edilmesini ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı taraftan tahsilini, mahkeme hükmünün Türkiye çapında tirajı en yüksek 3 gazetede ilânına karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaBuna göre Mahkemece, tecavüze konu ürünlerin üretiminde «münhasıran» kullanılan cihaz, makine gibi araçların bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılmak suretiyle tespiti, bu araçların şekillerinin değiştirilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi, bunun mümkün olmaması ve ancak tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasına karar verilmesi gerekmekte olup, bu konuda gösterilen şekilde bir «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın, bozma ilamının gereği yerine getirilmeksizin, «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
… .. (EP16376....) sayılı ve TR 2010/10.... (EP158473....) sayılı patent belgelerine bağlanmış buluşlardan doğan haklarına tecavüz ettiğini ileri sürerek tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti ile durdurulmasına, patente tecavüz suretiyle oluşturulan ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan araçların şekillerinin değiştirilmesine veya patentten doğan haklara tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasına, şimdilik 100.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesi ile 1.5680.146,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP VE KARŞI DAVADA CEVAP 1.Davalı karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin eylemlerinin patent hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:talep aşımı · münhasırlık · reeskont faizi · bilirkişi incelemesi · ıslah · ihtarname · maddi tazminat · ilan
Benzer bu karardaA.Ş nin sorumluluğu 332.318,72 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan «ihtarname» tarihi olan 18/12/2009 'dan itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin «maddi tazminat» talebinin reddine, hüküm kesinleştiğinde «masrafı» davalılardan alınarak Türkiye çapında tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde «ilanına», manevi tazminat talebi yönünden Yargıtay, 11.
… .. (EP16376....) sayılı ve TR 2010/10.... (EP158473....) sayılı patent belgelerine bağlanmış buluşlardan doğan haklarına tecavüz ettiğini ileri sürerek tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti ile durdurulmasına, patente tecavüz suretiyle oluşturulan ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan araçların şekillerinin değiştirilmesine veya patentten doğan haklara tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasına, şimdilik 100.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesi ile 1.5680.146,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
… ılmasına, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalıların, davacı tarafın TR 2008/04019 sayılı patent belgesinden doğan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» ettiklerinin tespitine, patente tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması, önlenmesi, patente tecavüz eden (501000/ACV 72909501 ve 551000/DC 66-006504 kodlu) ürünlere öncelikle şekillerinin değiştirilmesi bu mümkün olmadığı taktirde koşulların oluşması halinde «münhasıran» dava konusu ürünlerin üretiminde kullanılan araçların imhasına, 1.247.827,37 TL «maddi tazminatın» (davalı ...
2023/1587 K. sayılı bozma ilamında davacının, üretimde kullanılan araçların öncelikle şekillerinin değiştirilmesini, bu mümkün olmazsa imha edilmesini talep ettiği, koşulların oluşması halinde «münhasıran» dava konusu ürünlerin üretiminde kullanılan araçların imhasına karar verilebilecek olup «talep aşımı» da yaratacak şekilde makinelerin imhasına karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16249 E. 2014/6416 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından yatırılan paranın banka çalışanlarının yönlendirmesi ile ... hesabına aktarıldığı, gerçekte fiilen bir aktarmanın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka ve «borcu üstlenen» ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka ve «borcu üstlenen» ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak; davalı ... tarafından elkonulan ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2025/631 E. , 2025/3365 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/881 Esas, 2024/1078 Karar
HÜKÜM
Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2021/19 E., 2022/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2015/47332 numaralı ''...'' ibareli markasının tescilli sahibi olduğunu, davalı şirketin izni almaksızın ''...'' markasını ve logosunu kullandığını, Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/31 D. İş sayılı dosyası kapsamında davalının eylemlerinin marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunun tespit edildiğini ileri sürerek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin önlenmesi amacıyla davalının taklit ürünlerinin davacıya teslimini, aksi halde imha edilmesini ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı taraftan tahsilini, mahkeme hükmünün Türkiye çapında tirajı en yüksek 3 gazetede ilânına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, değiştirilmesi istenilen unsurların müvekkilini ağır zarara uğratacağını, müvekkil şirkete davacı tarafından dayatılan franchising sözleşmesinin kabul edilmediğinden işbu davanın açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ''...'' şeklinde gerçekleştirilen markasal kullanımlarının, davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (SMK) kapsamında markasının tescilinden doğan haklarını ihlal eder mahiyette olduğu, bu kullanımların aynı zamanda haksız rekabet olarak nitelendirileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile;
40. 000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, tecavüze konu eşyalara el konulmasına ve imhasına, kesinleşen mahkeme kararının masrafının davalıdan alınarak ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilânına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine, Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/31 D. İş sayılı tespit dosyasında alınan 23.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı, davacı adına tescilli 2015/47332 numaralı markayı, ürünlerinde ve tamamı pirinçten mamul barbekü bacası gibi iç mekan tasarımında kullandığı, bu ürünlerin bir kısmının üzerinden davacı markasının silinmesi suretiyle tecavüzün önlenmesi mümkün göründüğünden, Mahkemece bu konuda herhangi bir ayrıma gidilmeden, tecavüze konu tüm eşyalara el konulmasına ve imhasına karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin önlenmesi amacıyla taklit ürünlerin teslimi, aksi halde imhası ile manevi tazminat istemine talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde, Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/31 D. İş sayılı tespit dosyasında alınan 23.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitlere göre davalının, davacı adına tescilli 2015/47332 numaralı markayı, ürünlerinde ve tamamı pirinçten mamul barbekü bacası gibi iç mekan tasarımında kullandığı, bu ürünlerin bir kısmının üzerinden davacı markasının silinmesi suretiyle tecavüzün önlenmesi mümkün göründüğü, İlk Derece Mahkemesince ise bu konuda herhangi bir ayrıma gidilmeden, tecavüze konu tüm eşyalara el konulmasına ve imhasına karar verilmesinin doğru görülmediği belirtildikten sonra hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinde; “Davalının tecavüzünün önlenmesine, tecavüz oluşturan ürünlere elkonulmasına, masraflar tecavüz edene ait olmak üzere elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesine, üzerlerindeki markaların silinmesine veya sınai mülkiyet hakkına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasına” şeklinde herhangi bir ayrım yapmadan karar verilerek, çelişki oluşturulmuştur.
Mahkeme kararında yazılacak hususlar HMK'nın 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bu husus, HMK'nın 298. maddesinin ikinci fıkrasında da “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiş olup gerekçe-hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 E., 1992/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık dahi bozma sebebidir.
Bu durumda Mahkemece, yapılan yargılama sonunda dava konusu hangi ürünlere elkonulmasına, hangi ürünlerin, cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesine veya üzerlerindeki markaların silinmesine, yine hangi ürünlerin imhasına karar verilmesi suretiyle tecavüzün giderilebileceği, gerektiğinde bilirkişi raporu alınıp belirlenerek hükümde açıkça, şüphe ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde yazılması gerekmesine rağmen, karar gerekçesinde herhangi bir ayrıma gidilmeden tecavüze konu eşyalara el konulması ve imhasına karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmesine rağmen davanın kabulünün belirtilmesinden sonra anlam karmaşası ve dolayısıyla infazda tereddüt oluşturacak ve ayrımı da hükmün icrası sırasında İcra Müdürlüğüne bırakacak şekilde gerekçeyle de çelişecek biçimde hüküm kısmında açıkça ve tek tek sayılmadan karar verilmesi doğru olmamış ve re'sen bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1163321200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz