Ödünç sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2257 E. 2025/845 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödünç sözleşmesi↗ sermaye taahhüdü↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ ticari temerrüt faizi↗ i̇i̇k 258↗ yönetici sorumluluğu↗ ticari avans faizi↗ zimmet↗ esas sözleşme↗ muvazaa↗ şirket zararı↗ ciro↗ hisse devir sözleşmesi↗ icra takibine itiraz↗ işlemiş faiz↗ temerrüt faizi↗ haksız fiil↗ limited şirket↗ kâr payı↗ taahhütname↗ asıl alacak↗ çek↗ kusur↗ avans faizi↗ temerrüt↗ temsil↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2014/1611 E., 2018/51 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı, birleşen davada davalı ... ile birleşen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı aleyhine İzmir 27. İcra Dairesi'nin 2014/8057 E. sayılı dosyası ile 258.000,00 TL asıl alacak, 107.158,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 365.158,35 TL üzerinden ilâmsız icra takibi başlatıldığını, takibin davalıya verilen borcun geri ödenmemesine dayandığını, davacının davalı şirketin kurucu ortakları arasında yer aldığını, şirket sermayesinin 100.000,00 TL olduğunu, davacının 40 pay karşılığı 20.000,00 TL, davacının kardeşi 'nın 40 pay karşılığı 20.000,00 TL, diğer kurucular ın 40 pay karşılığı 20.000,00 TL ve in de 80 pay karşılığı 40.000,00 TL sermaye taahhüdünde bulunduklarını, şirketin finansman için davacıdan borç para istediğini, müvekkilinin davalı hesabına 298.000,00 TL yatırdığını, bu paranın 20.000,00 TL'sinin davacının, 20.000,00 TL'sinin davacının kardeşi nın hissesinin karşılığı olduğunu, geriye kalan 258.000,00 TL'nin borç olarak verildiğini, borcun geri ödenmediğini, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacı şirketin her biri % 20'lik hisseye sahip kurucu ortakları ve yetkili temsilcileri olan davalıların 29.12.2011 tarihli hisse devir sözleşmesi ile hisselerini üçüncü kişilere devrederek şirketten ayrıldıklarını, davacı şirket kayıtlarında yapılan tetkikler sonucu şirkete borç para verilmediği gibi şirket hesaplarına giren paraların akıbetinin bilinemediğini, harcamaların esas sözleşmede öngörülen parasal limitlerin üzerinde olduğunu, bir kısım müşteri çeklerinin davalıların dedeleri olan aracılığıyla tahsil edilerek şirketin ciddi zararlara uğratıldığının saptandığını, davalıların 120.890,00 TL nakit parayı hesaptan çekerek kullandıklarını, bu tutarın harcandığı yerin şirketin faaliyetleri ile bir ilgisinin bulunmadığını, hesap hareketleri incelendiğinde davalı ...'nın toplam 32.295,00 TL, davalı ...'nın toplam 32.281,00 TL olmak üzere toplam 64.576,00 TL'yi kendi hesaplarına aktararak zimmetlerine geçirdiklerinin görüldüğünü, ayrıca dönemin yetkili temsilcileri olan davalı kardeşlerin davacı şirkete iş karşılığı ciro edilen ve tespit edilebilen 6 adet çek karşılığı olarak toplam 94.000,00 TL'yi arada hiç bir ticari ilişki olmaksızın şirketi zarara uğratarak dedeleri olan isimli kişi aracılığıyla tahsil ettiklerini, davalı kardeşlerin şirket adına kayıtlı olan bir kaç arabayı da üçüncü kişilere ya da kendi üzerlerine devredip bu satıştan elde edilen paraları şirket hesaplarına intikal ettirmediklerini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, davalı şirketin davacı dışında kardeşi adında bir yetkilisinin daha bulunduğunu, davacı ile dava dışı hakkında açılan sorumluluk davasının sonucunun beklenilmesinin gerektiğini, 15.06.2011 tarihli dekonta konu tutarın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiği, aksinin davacı yanca ispatlanması gerektiğini, dekontta paranın gönderiliş amacı ile ilgili bilgi yer almadığı gibi paranın davacının şirkete olan borcundan dolayı gönderildiğini, davacının kendi kusuru ve muvazaalı eylemleri ile şirketi zarara uğrattıktan sonra eldeki davayı açamayacağını, davacının yatırdığını iddia ettiği parayı gerek kendisi, gerek dava dışı kardeşi, gerekse dedeleri vasıtası ile zimmetine geçirdiğini, olmayan bir parayı tahsil etmeye çalıştığını, davacının 120.890,00 TL nakit parayı hesaptan çekerek kullandığını, 64.576,00 TL'sini kendi hesaplarına aktararak zimmetine geçirdiğini, 6 adet çek karşılığı toplam 94.000,00 TL'yi de arada hiç bir ticari ilişki olmaksızın şirketi zarara uğratarak dedeleri olan Kaşif Aydın isimli kişi aracılığıyla tahsil ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalılar vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; haksız fiil nedeniyle zarar gördüğünü iddia eden tarafın zararı ve kusuru ispatlaması gerektiğini, talebin 2 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, davalı ... tarafından şirket aleyhine icra takibi başlatılması üzerine işbu davanın açıldığını, diğer iddiaların da haksız olduğunu savunarak davanın reddine istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalı, birleşen davada davacı şirketin kuruluşundaki ortaklarının ..., ..., ve , kuruluştaki müdürlerinin ise ... ve ... olduğu, ve ...' un paylarını 29.12.2011 tarihinde şirketin diğer ortaklarına devrederek ortaklıktan ayrıldıkları, ...'un şirketin kuruluş aşamasında ... ile birlikte konulması gereken sermaye payı dışında ayrıca şirkete verilen 258.000,00 TL ödünç paranın iade edilmediğinden bahisle şirket hakkında icra takibi başlattığı, davacının 258.000,00 TL'nin ödünç verildiği iddiasını ispatlayamadığı, birleşen dosya yönünden ise; davalılar ve ... ile davalıların dedesi olan dava dışı tarafından bilirkişi kurulu rapor ve ek raporunda da belirlendiği üzere 123.676,00 TL tutarında tahsilat yapıldığı, söz konusu tahsilat ve ödemelerin şirket işlemlerine yönelik olduğunun belirlenemediği, bu tahsilat ve ödemelerin birleşen dosya davacısı şirketi zarara uğrattığı, bu zarara sebebiyet veren ve dönemin şirket yöneticileri olan davalıların söz konusu zararın tazmininden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 644. maddesi yollaması ile uygulanması gerekli 553 ve devamı maddeleri gereğince sorumlu oldukları, 6102 sayılı Kanun'un 560. maddesinde düzenlenen zaman aşımı süresinin birleşen dava tarihi itibariyle henüz dolmadığı, birleşen dava dilekçesinde tazminat miktarı olarak 10.000,00 TL talep edildiği, bu taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile, 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı- birleşen davada davalı ... ile birleşen davada davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, ödünç sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali, birleşen dava ise, limited şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminatın tahsili taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2257 E. , 2025/845 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/775 Esas, 2023/2146 Karar
HÜKÜM
Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/1611 E., 2018/51 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı, birleşen davada davalı ... ile birleşen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı aleyhine İzmir 27. İcra Dairesi'nin 2014/8057 E. sayılı dosyası ile 258.000,00 TL asıl alacak, 107.158,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 365.158,35 TL üzerinden ilâmsız icra takibi başlatıldığını, takibin davalıya verilen borcun geri ödenmemesine dayandığını, davacının davalı şirketin kurucu ortakları arasında yer aldığını, şirket sermayesinin 100.000,00 TL olduğunu, davacının 40 pay karşılığı 20.000,00 TL, davacının kardeşi 'nın 40 pay karşılığı 20.000,00 TL, diğer kurucular ın 40 pay karşılığı 20.000,00 TL ve in de 80 pay karşılığı 40.000,00 TL sermaye taahhüdünde bulunduklarını, şirketin finansman için davacıdan borç para istediğini, müvekkilinin davalı hesabına 298.000,00 TL yatırdığını, bu paranın 20.000,00 TL'sinin davacının, 20.000,00 TL'sinin davacının kardeşi nın hissesinin karşılığı olduğunu, geriye kalan 258.000,00 TL'nin borç olarak verildiğini, borcun geri ödenmediğini, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacı şirketin her biri % 20'lik hisseye sahip kurucu ortakları ve yetkili temsilcileri olan davalıların 29.12.2011 tarihli hisse devir sözleşmesi ile hisselerini üçüncü kişilere devrederek şirketten ayrıldıklarını, davacı şirket kayıtlarında yapılan tetkikler sonucu şirkete borç para verilmediği gibi şirket hesaplarına giren paraların akıbetinin bilinemediğini, harcamaların esas sözleşmede öngörülen parasal limitlerin üzerinde olduğunu, bir kısım müşteri çeklerinin davalıların dedeleri olan aracılığıyla tahsil edilerek şirketin ciddi zararlara uğratıldığının saptandığını, davalıların 120.890,00 TL nakit parayı hesaptan çekerek kullandıklarını, bu tutarın harcandığı yerin şirketin faaliyetleri ile bir ilgisinin bulunmadığını, hesap hareketleri incelendiğinde davalı ...'nın toplam 32.295,00 TL, davalı ...'nın toplam 32.281,00 TL olmak üzere toplam 64.576,00 TL'yi kendi hesaplarına aktararak zimmetlerine geçirdiklerinin görüldüğünü, ayrıca dönemin yetkili temsilcileri olan davalı kardeşlerin davacı şirkete iş karşılığı ciro edilen ve tespit edilebilen 6 adet çek karşılığı olarak toplam 94.000,00 TL'yi arada hiç bir ticari ilişki olmaksızın şirketi zarara uğratarak dedeleri olan isimli kişi aracılığıyla tahsil ettiklerini, davalı kardeşlerin şirket adına kayıtlı olan bir kaç arabayı da üçüncü kişilere ya da kendi üzerlerine devredip bu satıştan elde edilen paraları şirket hesaplarına intikal ettirmediklerini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, davalı şirketin davacı dışında kardeşi adında bir yetkilisinin daha bulunduğunu, davacı ile dava dışı hakkında açılan sorumluluk davasının sonucunun beklenilmesinin gerektiğini, 15.06.2011 tarihli dekonta konu tutarın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiği, aksinin davacı yanca ispatlanması gerektiğini, dekontta paranın gönderiliş amacı ile ilgili bilgi yer almadığı gibi paranın davacının şirkete olan borcundan dolayı gönderildiğini, davacının kendi kusuru ve muvazaalı eylemleri ile şirketi zarara uğrattıktan sonra eldeki davayı açamayacağını, davacının yatırdığını iddia ettiği parayı gerek kendisi, gerek dava dışı kardeşi, gerekse dedeleri vasıtası ile zimmetine geçirdiğini, olmayan bir parayı tahsil etmeye çalıştığını, davacının 120.890,00 TL nakit parayı hesaptan çekerek kullandığını, 64.576,00 TL'sini kendi hesaplarına aktararak zimmetine geçirdiğini, 6 adet çek karşılığı toplam 94.000,00 TL'yi de arada hiç bir ticari ilişki olmaksızın şirketi zarara uğratarak dedeleri olan Kaşif Aydın isimli kişi aracılığıyla tahsil ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalılar vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; haksız fiil nedeniyle zarar gördüğünü iddia eden tarafın zararı ve kusuru ispatlaması gerektiğini, talebin 2 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, davalı ... tarafından şirket aleyhine icra takibi başlatılması üzerine işbu davanın açıldığını, diğer iddiaların da haksız olduğunu savunarak davanın reddine istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalı, birleşen davada davacı şirketin kuruluşundaki ortaklarının ..., ..., ve , kuruluştaki müdürlerinin ise ... ve ... olduğu, ve ...' un paylarını 29.12.2011 tarihinde şirketin diğer ortaklarına devrederek ortaklıktan ayrıldıkları, ...'un şirketin kuruluş aşamasında ... ile birlikte konulması gereken sermaye payı dışında ayrıca şirkete verilen 258.000,00 TL ödünç paranın iade edilmediğinden bahisle şirket hakkında icra takibi başlattığı, davacının 258.000,00 TL'nin ödünç verildiği iddiasını ispatlayamadığı, birleşen dosya yönünden ise; davalılar ve ... ile davalıların dedesi olan dava dışı tarafından bilirkişi kurulu rapor ve ek raporunda da belirlendiği üzere 123.676,00 TL tutarında tahsilat yapıldığı, söz konusu tahsilat ve ödemelerin şirket işlemlerine yönelik olduğunun belirlenemediği, bu tahsilat ve ödemelerin birleşen dosya davacısı şirketi zarara uğrattığı, bu zarara sebebiyet veren ve dönemin şirket yöneticileri olan davalıların söz konusu zararın tazmininden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 644.
maddesi yollaması ile uygulanması gerekli 553 ve devamı maddeleri gereğince sorumlu oldukları, 6102 sayılı Kanun'un 560. maddesinde düzenlenen zaman aşımı süresinin birleşen dava tarihi itibariyle henüz dolmadığı, birleşen dava dilekçesinde tazminat miktarı olarak 10.000,00 TL talep edildiği, bu taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile, 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı- birleşen davada davalı ... ile birleşen davada davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, ödünç sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali, birleşen dava ise, limited şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminatın tahsili taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı, birleşen davada davalı ... ile birleşen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 12.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1131669700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz