Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2465 E. 2025/707 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müsadere↗ teminat bonosu↗ imza sahteliği↗ kur farkı↗ para borcu↗ kambiyo vasfı↗ avalist↗ sahte imza↗ meşru hamil↗ takibin durdurulması↗ sorumluluktan kurtulma↗ sahtelik↗ yetkili hamil↗ teminat senedi↗ ciranta↗ hakkın kötüye kullanılması↗ kötüniyet tazminatı↗ lehtar↗ kambiyo senedi↗ ciro↗ hamil↗ keşideci↗ bono↗ vade↗ geçersizlik↗ haciz↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ zamanaşımı↗ teminat↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/150 E., 2023/136 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkil aleyhine 50.000,00 euro miktarlı bonoya dayalı olarak icra takibine girişildiğini, müvekkilin takip alacaklısına böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin davalı ve senedin lehtarı olan davalının babası müteveffa ... ile birlikte Hollanda ülkesinde bir takım gayri resmi işler yaptıklarını, müvekkilinin davalının babası ... ile birlikte bir bono arkasına akit yaptıklarını, bu akitten açıkça görüldüğü üzere icra takibine konu senedin şarta bağlı olarak tanzim edildiğini ve özellikle de bir zaman belirlendiğini, davalının babası ... tarafından söz konusu senedin uzun yıllar işleme alınmadığını ancak ... ’nin (24.11.2020) vefatından 3 ay sonra takibe konu senedin davalı tarafından babasının cirosunu taklit edilmek suretiyle ve senedin vade kısmı sonradan 30.10.2018 tarihi olarak doldurularak işleme konulduğunu, senedin zamanaşımına uğradığını, söz konusu para borcu bir an kabul edilse dahi, o dönemde müvekkilinin üzerinde yakalanan ve yargılaması yapılan suç niteliğinde devlet tarafından müsaderesi gereken paranın eksik borç niteliği taşıdığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine, haksız ve kötüniyetli takibin iptaline, takip nedeniyle davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip konusu evrakın kambiyo senedi niteliği taşıdığını, kambiyo vasfını kaldırıp teminat senedi olduğunun kabul edilmesi için senet üzerinde buna ilişkin ibareye yer verilmesi gerektiğini, davacının sunmuş olduğu evrakın hiçbir hukuki vasfı bulunmadığını, ayrıca yazı altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin ülke dışında elde ettiği gelirlerle çevresindekilere zaman zaman yabancı para birimleri üzerinden borç verip senet aldığını, dava konusu senedin de bunlardan biri olduğunu, müvekkilinin davacıya borç verdiğini ancak uzun süre alacağını alamayan müvekkilinin ortaya çıkan kur farkı dolayısıyla da alacağına kavuşmak için senedi takibe koyduğunu savunarak davanın reddi ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere lehlerine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, bononun teminat bonosu olması için ya bonoda açıkça hangi işlemin teminatı olduğunun açıkça yazılması ya da ayrı bir belgede bonoya tanzim tarihi, bedel vs. gibi somut unsurlar ile atıf yapılarak hangi işlemin teminatı olduğunun belirtilmesi gerektiği, davacı tarafın sunduğu 05.08.2010 tarihli belgenin bir an için bonoyu teminat bonosu haline getirdiği kabul edilse dahi, davacı ...’ın sanık olarak yargılandığı davada davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacı tarafın bu suçtan dolayı devlete herhangi bir para cezası ödemediği, bu nedenle 05.08.2010 tarihli belgeye rağmen bononun teminat fonksiyonunun sona ererek sözleşmedeki tarafların beyanına göre geçerli bir bono haline geldiği, her ne kadar dava ve takip konusu bonodaki lehtar cirosunun ... 'e ait olmadığı anlaşılmış ise de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 677. maddesi gereği her imza sahibinin kendi imzasından sorumlu olacağı, davalı ...'in, vefat eden dava dışı lehtar ... 'in oğlu olup, dava konusu bonodaki lehtar imzasının ... 'e ait olmadığını bilebilecek veya kendisinden bilmesi beklenecek bir kişi olduğu, imzanın sahteliğini bilerek bu bonoya dayalı icra takibi yapmakla hakkı kötüye kullandığı, takibin kötüniyetli olarak başlatıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüyle, Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2021/951 E. sayılı dosyasına dayanak teşkil eden; dava konusu bonodan dolayı davacı ...'ın takip alacaklısı davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, takip konusu 587.828,84 TL alacağın %20'si olan 117.565,77 TL fer’i nitelikteki tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takibin durdurulmasına, takibin iptali talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu senetteki lehtar/1.ciranta imzasının lehtara ait olmadığının ve sahteliğinin kesin olarak tespit edildiği, davalının lehtarın cirosuyla bonoyu devralan hamil olarak cironun sahteliğini bildiğinin veya bilebilecek durumda olduğunun kabulü gerektiği, lehtarın cirosunun sahteliği nedeniyle davalının meşru hamil olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip ve takibe dayanak bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Bono ve bonoya dayalı takipte menfi tespit istemli davada davacı keşideci, dava konusu bononun lehtarla aralarındaki işlemin teminatı olduğunu, lehtarın oğlu olan davalı hamilin lehtar adına atılan sahte imza ile bonoda yetkili hamil olarak göründüğünü ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda yazılı şekilde, bononun teminat bonosu olarak kabul edilmesi halinde dahi davacı keşidecinin ileri sürdüğü sözleşmeye göre İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında bir para cezası ödenmediği anlaşılmakla bononun teminat fonksiyonunun sona ererek geçerli bir bono halinde geldiği, ancak lehtarın cirosunun sahte olduğunun anlaşıldığı ve lehtarın oğlu olan davalı hamilin bu imzanın sahteliğini bilmesi gerektiği, buna rağmen bonoya dayalı takip başlatan davalının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca hakkını kötüye kullandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince de davalı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 778. maddesinin atfıyla bonolar hakkında da uygulama alanı bulan aynı Kanun'un 677. maddesi gereği, bononun borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içermesi halinde dahi diğer imzaların geçerliliği bu durumdan etkilenmeyecektir. Anılan hükümden hareketle birbirinden bağımsız her imza, eğer ki geçersizse, sadece imzanın sahibi yönünden hükümsüzlük sonucu doğuracaktır.
İmzaların bağımsızlığı ilkesi, atılı her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzaların sahiplerinin sorumlu tutulmamasına rağmen poliçenin geçerliliğinin ortadan kalkmayacağını ifade eder. Eş anlatımla, geçerli imzaların sahiplerinin başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulmaları mümkün değildir.
Somut olayda, keşidecinin ancak kendi imzasının sahteliği iddiasında bulunabileceği, lehtarın imzasının sahteliği iddiasında bulunarak menfi tespit talep edemeyeceği gözetilerek, bu doğrultuda yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1751 E. 2019/1651 K.
Ortak:sahtelik
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, «bononun» «teminat bonosu» olması için ya bonoda açıkça hangi işlemin teminatı olduğunun açıkça yazılması ya da ayrı bir belgede bonoya tanzim tarihi, bedel vs. gibi somut unsurlar ile atıf yapılarak hangi işlemin teminatı olduğunun belirtilmesi gerektiği, davacı tarafın sunduğu 05.08.2010 tarihli belgenin bir an için bonoyu teminat bonosu haline getirdiği kabul edilse dahi, davacı ...’ın sanık olarak yargılandığı davada davanın «zamanaşımı» nedeniyle düşmesine karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacı tarafın bu suçtan dolayı devlete herhangi bir para cezası ödemediği, bu nedenle 05.08.2010 tarihli belgeye rağmen bononun teminat fonksiyonunun sona ererek sözleşmedeki tarafların beyanına göre geçerli bir bono haline geldiği, her ne kadar dava ve takip konusu bonodaki «lehtar» cirosunun ... 'e ait olmadığı anlaşılmış ise de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 677. maddesi gereği her imza sahibinin kendi imzasından sorumlu olacağı, davalı ...'in, vefat eden dava dışı lehtar ... 'in oğlu olup, dava konusu bonodaki lehtar imzasının ... 'e ait olmadığını bilebilecek veya kendisinden bilmesi beklenecek bir kişi olduğu, «imzanın sahteliğini» bilerek bu bonoya dayalı icra takibi yapmakla «hakkı kötüye kullandığı», takibin «kötüniyetli» olarak başlatıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüyle, Konya 5.
… karıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu senetteki «lehtar»/1.«ciranta» imzasının lehtara ait olmadığının ve «sahteliğinin» «kesin» olarak tespit edildiği, davalının lehtarın cirosuyla bonoyu devralan «hamil» olarak «cironun» sahteliğini bildiğinin veya bilebilecek durumda olduğunun kabulü gerektiği, lehtarın cirosunun sahteliği nedeniyle davalının «meşru hamil» olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında bir para cezası ödenmediği anlaşılmakla «bononun» «teminat» fonksiyonunun sona ererek geçerli bir bono halinde geldiği, ancak «lehtarın» cirosunun sahte olduğunun anlaşıldığı ve lehtarın oğlu olan davalı «hamilin» bu «imzanın sahteliğini» bilmesi gerektiği, buna rağmen bonoya dayalı takip başlatan davalının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca «hakkını kötüye kullandığı» gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince de davalı vekilinin istinaf başvurusu esastan red …
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davanın noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin» «sahteliği» hukuki nedenine dayalı olarak açılmış bulunmasına göre davalılar vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesi · limited şirket
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davanın noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin» «sahteliği» hukuki nedenine dayalı olarak açılmış bulunmasına göre davalılar vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2465 E. , 2025/707 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/654 Esas, 2024/418 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/150 E., 2023/136 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkil aleyhine 50.000,00 euro miktarlı bonoya dayalı olarak icra takibine girişildiğini, müvekkilin takip alacaklısına böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin davalı ve senedin lehtarı olan davalının babası müteveffa ... ile birlikte Hollanda ülkesinde bir takım gayri resmi işler yaptıklarını, müvekkilinin davalının babası ... ile birlikte bir bono arkasına akit yaptıklarını, bu akitten açıkça görüldüğü üzere icra takibine konu senedin şarta bağlı olarak tanzim edildiğini ve özellikle de bir zaman belirlendiğini, davalının babası ... tarafından söz konusu senedin uzun yıllar işleme alınmadığını ancak ... ’nin (24.11.2020) vefatından 3 ay sonra takibe konu senedin davalı tarafından babasının cirosunu taklit edilmek suretiyle ve senedin vade kısmı sonradan 30.10.2018 tarihi olarak doldurularak işleme konulduğunu, senedin zamanaşımına uğradığını, söz konusu para borcu bir an kabul edilse dahi, o dönemde müvekkilinin üzerinde yakalanan ve yargılaması yapılan suç niteliğinde devlet tarafından müsaderesi gereken paranın eksik borç niteliği taşıdığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine, haksız ve kötüniyetli takibin iptaline, takip nedeniyle davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip konusu evrakın kambiyo senedi niteliği taşıdığını, kambiyo vasfını kaldırıp teminat senedi olduğunun kabul edilmesi için senet üzerinde buna ilişkin ibareye yer verilmesi gerektiğini, davacının sunmuş olduğu evrakın hiçbir hukuki vasfı bulunmadığını, ayrıca yazı altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin ülke dışında elde ettiği gelirlerle çevresindekilere zaman zaman yabancı para birimleri üzerinden borç verip senet aldığını, dava konusu senedin de bunlardan biri olduğunu, müvekkilinin davacıya borç verdiğini ancak uzun süre alacağını alamayan müvekkilinin ortaya çıkan kur farkı dolayısıyla da alacağına kavuşmak için senedi takibe koyduğunu savunarak davanın reddi ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere lehlerine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, bononun teminat bonosu olması için ya bonoda açıkça hangi işlemin teminatı olduğunun açıkça yazılması ya da ayrı bir belgede bonoya tanzim tarihi, bedel vs. gibi somut unsurlar ile atıf yapılarak hangi işlemin teminatı olduğunun belirtilmesi gerektiği, davacı tarafın sunduğu 05.08.2010 tarihli belgenin bir an için bonoyu teminat bonosu haline getirdiği kabul edilse dahi, davacı ...’ın sanık olarak yargılandığı davada davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacı tarafın bu suçtan dolayı devlete herhangi bir para cezası ödemediği, bu nedenle 05.08.2010 tarihli belgeye rağmen bononun teminat fonksiyonunun sona ererek sözleşmedeki tarafların beyanına göre geçerli bir bono haline geldiği, her ne kadar dava ve takip konusu bonodaki lehtar cirosunun ...
'e ait olmadığı anlaşılmış ise de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 677. maddesi gereği her imza sahibinin kendi imzasından sorumlu olacağı, davalı ...'in, vefat eden dava dışı lehtar ... 'in oğlu olup, dava konusu bonodaki lehtar imzasının ... 'e ait olmadığını bilebilecek veya kendisinden bilmesi beklenecek bir kişi olduğu, imzanın sahteliğini bilerek bu bonoya dayalı icra takibi yapmakla hakkı kötüye kullandığı, takibin kötüniyetli olarak başlatıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüyle, Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2021/951 E. sayılı dosyasına dayanak teşkil eden; dava konusu bonodan dolayı davacı ...'ın takip alacaklısı davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, takip konusu 587.828,84 TL alacağın %20'si olan 117.565,77 TL fer’i nitelikteki tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takibin durdurulmasına, takibin iptali talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu senetteki lehtar/1.ciranta imzasının lehtara ait olmadığının ve sahteliğinin kesin olarak tespit edildiği, davalının lehtarın cirosuyla bonoyu devralan hamil olarak cironun sahteliğini bildiğinin veya bilebilecek durumda olduğunun kabulü gerektiği, lehtarın cirosunun sahteliği nedeniyle davalının meşru hamil olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip ve takibe dayanak bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Bono ve bonoya dayalı takipte menfi tespit istemli davada davacı keşideci, dava konusu bononun lehtarla aralarındaki işlemin teminatı olduğunu, lehtarın oğlu olan davalı hamilin lehtar adına atılan sahte imza ile bonoda yetkili hamil olarak göründüğünü ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda yazılı şekilde, bononun teminat bonosu olarak kabul edilmesi halinde dahi davacı keşidecinin ileri sürdüğü sözleşmeye göre İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında bir para cezası ödenmediği anlaşılmakla bononun teminat fonksiyonunun sona ererek geçerli bir bono halinde geldiği, ancak lehtarın cirosunun sahte olduğunun anlaşıldığı ve lehtarın oğlu olan davalı hamilin bu imzanın sahteliğini bilmesi gerektiği, buna rağmen bonoya dayalı takip başlatan davalının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2.
maddesi uyarınca hakkını kötüye kullandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince de davalı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 778. maddesinin atfıyla bonolar hakkında da uygulama alanı bulan aynı Kanun'un 677. maddesi gereği, bononun borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içermesi halinde dahi diğer imzaların geçerliliği bu durumdan etkilenmeyecektir. Anılan hükümden hareketle birbirinden bağımsız her imza, eğer ki geçersizse, sadece imzanın sahibi yönünden hükümsüzlük sonucu doğuracaktır.
İmzaların bağımsızlığı ilkesi, atılı her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzaların sahiplerinin sorumlu tutulmamasına rağmen poliçenin geçerliliğinin ortadan kalkmayacağını ifade eder. Eş anlatımla, geçerli imzaların sahiplerinin başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulmaları mümkün değildir.
Somut olayda, keşidecinin ancak kendi imzasının sahteliği iddiasında bulunabileceği, lehtarın imzasının sahteliği iddiasında bulunarak menfi tespit talep edemeyeceği gözetilerek, bu doğrultuda yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1131094100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz