Ortaklıktan çıkma | Ayrılma akçesi | Kâr payı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2625 E. 2024/4944 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
miras yoluyla intikal↗ güven ilişkisinin sarsılması↗ haklı sebeple ortaklıktan çıkma↗ limited şirkette ortaklıktan çıkma↗ ayrılma akçesi↗ bilgi alma hakkı↗ gerekçe-hüküm çelişkisi↗ aile şirketi↗ güven ilişkisi↗ ortaklıktan çıkma↗ limited şirket ortaklığı↗ kâr payı alacağı↗ kayyım atanması↗ haklı sebep↗ rekabet yasağı↗ kayyım↗ malvarlığına ilişkin dava↗ ticari defter ve kayıtlar↗ şirket müdürü↗ oy yasağı↗ ortaklık ilişkisi↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticari defter↗ esastan ret↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2015/255 E., 2020/175 K.
Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma, ayrılma akçesi ve kâr payı alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirkette %30 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin aile şirketi olarak faaliyetini sürdürdüğünü, kardeşi ...'ün şirket müdürü olarak bazı sorumluluklarını yerine getirmediğini, şirketin kurucu ortaklarından olan babalarının vefatından sonra şirket müdürü ...'ün şirkete tamamen hakim olması nedeniyle davacının şirket faaliyetlerinden uzak ve bihaber kaldığını, ortaklığının sadece kağıt üzerinde kaldığını, davacının şirkette hiçbir zaman söz sahibi olamadığı gibi şirket faaliyetlerine de katılamadığını, davacının diğer ortakların saygısız tavırlarıyla karşı karşıya kaldığını, dava dışı diğer şirketin mülkiyetinde olan halı sahada çalışan oğlunun da son dönemde şirket müdürü ...'ün baskı ve hakaretlerine maruz kaldığını, sonunda da işten çıkarıldığını, bunun sonucunda davacının manen yıprandığını, güven ilişkisinin ortadan kalktığını, davacının kâr payı alacağının olup olmadığı hususlarının da tartışmalı olduğunu, ortakların şirketten aynı oranda fayda sağlayamaması nedenleriyle ortaklığı sürdürmenin çekilmez bir hal aldığını, bu sebeple dava tarihinden geriye dönük olarak beş yıllık sürecin incelenmesi ve davacının, davalı şirketten kâr payı alacağının bulunup bulunmadığının da tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek şirkete yargılama süresince kayyım atanmasını, davacının şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini, ayrılma akçesinin güncel değerler üzerinden belirlenmesini ve şirket tarafından ödenmesini, davacının kâr payı alacağına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin şirketten tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının bilgi alma, şirket defter ve belgelerini inceleme ve şirketin mali durumuna ait özet çıkartma hakkına sahip olduğunu, ödenecek bir kâr payının kalmadığını, ortaklıktan çıkmak için haklı sebeplerin olmadığını, çıkma hakkının keyfi olarak kullanılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirkette faal olarak çalışmadığı, şirkette karar alınacağı zaman davacının görüşünün alındığı, dava tarihine kadar taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davacının kâr payının da düzenli olarak verildiği, taraflar arasındaki ihtilafın davacının ortak olduğu şirkette davacının oğlunun çalışıyorken, şirket müdürü ... ile yaşanan tartışma sonrası başladığı, dinlenen davalı ... ...'in beyanına göre de davacının hissesinin oğluna devretmek istemesinden dolayı anlaşmazlık yaşandığı, davacının dava dilekçesinde oğlunun işten çıkarılması hususunu ortaklıktan çıkma gerekçesi olarak ileri sürmediği, bilirkişi raporuna göre şirket ortağı ve müdürünün kendine ait taşınmazları kiraya vermek sureti ile rekabet yasağına aykırı hareket ettiği bildirilmiş ise de davacı tarafça bu hususun da ortaklıktan çıkma gerekçesi olarak dava dilekçesinde ileri sürülmediği davacının haklı gerekçe ortaya koyamadığı, davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkeme gerekçesinin çelişkili olduğunu, sadece davalı ... 'in beyanlarının hükme esas alınması hukuka aykırı olduğunu, davacının oğlunun, dava dışı şirkette işten çıkarılmasının dava dilekçelerinde öne sürülmediğini ve bu olayın işbu dosyayı ilgilendirmediğine yönelik ilk derece mahkemesi gerekçesine katılmadıklarını, şirketin malvarlığı ve ortakların hisseleri ile ilgili mahkemece eksik ve yetersiz araştırma yapıldığını, şirket müdürünün tavır ve davranışları nedeni ile taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların göz ardı edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesine göre ortağın haklı sebeplerle ortaklıktan çıkma hakkı bulunduğu, hangi hallerin haklı neden olduğu hususunun 6102 sayılı Kanunda sayılmadığı, buna göre haklı nedenlerin somut olayın özelliğine göre ortaya konulması gerektiği, somut olayda davacının şirketten bilgi almak ve incelemek için bir girişimde bulunmadığı, yasal yolları tüketmediği, davacı ortaklıktan çıkmasına haklı neden olarak 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesine dayanmış ise de bilgi alma hususunda genel kurulu toplantıya çağırarak bu talebine karşılık bulamaması sonucunda mahkemeye başvurduğuna dair bir delil sunmadığı, şirketin kötü yönetildiğine dair iddiasıyla ilgili olarak ise bilirkişi heyetinden alınan raporda da belirtildiği üzere şirketin son 7 yıl içinde sadece iki yıl zarar ettiği, diğer yıllar kâr ettiğinin tespit edildiği, davacının haklı sebebi ispatlayamadığı, davalı şirket ortaklığından çıkmasını gerektirir herhangi bir somut olay ya da uyuşmazlığın ortaya konulup kanıtlanamadığı ve haklı sebep kriterinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesi gereğince şirketle ilgili tüm bilgi ve belgeler hakkında bilgi alma hakkı bulunduğunu, ancak davacıya bilgi verilmediği gibi bilgi almasının da engellendiğini, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, davacı ne zaman şirket hakkında bilgi almak istese şirketin müdürü tarafından sürekli olarak şirketin borçlu olduğuna ilişkin söylemlerle geçiştirildiğini, böylece davacının kâr payı alıp alamayacağı, kâr payı alacaksa ne kadar alacağı, alamayacaksa neden alamayacağı gibi birçok hususun incelenmesinin de önünün kesildiğini, şirketin yasal bilgi ve belgelerinin sadece müvekkiline değil dava dosyasına da sunulmadığını, şirketlere kayıtlı bazı taşınmazların yanında kardeşlere miras yoluyla intikal eden bazı taşınmazların da şirket müdürü vasıtasıyla satıldığını, fakat satışlardan elde edilen paranın hangi şirket üzerinde hangi borca karşılık verildiği bilgisinin sadece şirket müdüründe olduğunu, hiçbir konuda hiçbir şekilde kendisine bilgi verilmeyen davacının akrabalık ilişkilerinin de bozulmasıyla iyice ortaklıktan soğuduğunu ve hissesini devretmek istediğini, hissesinin devredilmesine müsade edilmeyen müvekkilinin son çare olarak ortaklıktan ayrılmak için işbu davayı açtığını, şirketin ticari defter ve kayıtlarının hukuka aykırı tutulduğunu, davalı şirketin bir aile şirketi olduğu ve akrabalık bağları ile ortaklık ilişkisinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği hususunun göz ardı edilmesinin kabul edilemeyeceğini, taraflar arasında güven ilişkisinin sarsıldığını, şirket müdürü olan Metin Büyükün şirket ortaklarıyla açıkça rekabet edip etmediği, rekabet yasağının ihlal edilip edilmediği hususları ile ilgili yeterli değerlendirme yapılmadığını, şirketin son 7 yıl içerisinde 2 yıl boyunca zarar etmesinin iyi yönetime dayanak gösterilmesinin de anlaşılamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket ortaklığından çıkma için haklı sebeplerin oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6764 E. 2018/1821 K.
Ortak:ortaklıktan çıkma
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «ortaklıktan çıkma», «ayrılma akçesi» ve kâr «payı alacağı» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… kette faal olarak çalışmadığı, şirkette karar alınacağı zaman davacının görüşünün alındığı, dava tarihine kadar taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davacının kâr «payının» da düzenli olarak verildiği, taraflar arasındaki ihtilafın davacının ortak olduğu şirkette davacının oğlunun çalışıyorken, «şirket müdürü» ... ile yaşanan tartışma sonrası başladığı, dinlenen davalı ... ...'in beyanına göre de davacının hissesinin oğluna devretmek istemesinden dolayı anlaşmazlık yaşandığı, davacının dava dilekçesinde oğlunun işten çıkarılması hususunu «ortaklıktan çıkma» gerekçesi olarak ileri sürmediği, bilirkişi raporuna göre şirket ortağı ve müdürünün kendine ait taşınmazları kiraya vermek sureti ile «rekabet yasağına» aykırı hareket ettiği bildirilmiş ise de davacı tarafça bu hususun da ortaklıktan çıkma gerekçesi olarak dava dilekçesinde ileri sürülmediği davacının haklı gerekç …
… nuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesine göre ortağın «haklı sebeplerle ortaklıktan çıkma» hakkı bulunduğu, hangi hallerin haklı neden olduğu hususunun 6102 sayılı Kanunda sayılmadığı, buna göre haklı nedenlerin somut olayın özelliğine göre ortaya konulması gerektiği, somut olayda davacının şirketten bilgi almak ve incelemek için bir girişimde bulunmadığı, yasal yolları tüketmediği, davacı ortaklıktan çıkmasına haklı neden olarak 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesine dayanmış ise de bilgi alma hususunda genel kurulu toplantıya çağırarak bu talebine karşılık bulamaması sonucunda mahkemeye başvurduğuna dair bir delil sunmadığı, şirketin kötü yönetildiğine dair iddiasıyla ilgili olarak ise bilirkişi heyetinden alınan raporda da belirtildiği üzere şirketin «son» 7 yıl içinde sadece iki yıl zarar ettiği, diğer yıllar kâr ettiğinin tespit edildiği, davacının haklı «sebebi» ispatlayamadığı, davalı şirket ortaklığından çıkmasını gerektirir herhangi bir somut olay ya da uyuşmazlığın ortaya konulup kanıtlanamadığı ve «haklı sebep» kriterinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti’nin ...’e karşı açtığı şirket «ortaklığından çıkarılmasına» ilişkin talebinin davacı-karşı davalı ...’in de şirket «ortaklığından çıkma» talebi gözetilerek kabulü ile davacı-karşı davalı ...’in ...’nin 551. maddesi gereğince ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkarılma
Benzer bu karardaŞti’nin ...’e karşı açtığı şirket «ortaklığından çıkarılmasına» ilişkin talebinin davacı-karşı davalı ...’in de şirket «ortaklığından çıkma» talebi gözetilerek kabulü ile davacı-karşı davalı ...’in ...’nin 551. maddesi gereğince ...
-
Limited şirkette ortaklıktan çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13727 E. 2017/1861 K.
Ortak:limited şirkette ortaklıktan çıkma · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · kâr payı alacağı · limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «limited şirket ortaklığından çıkma» için haklı sebeplerin oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Taraflar arasındaki «ortaklıktan çıkma», «ayrılma akçesi» ve kâr «payı alacağı» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirkette %30 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin «aile şirketi» olarak faaliyetini sürdürdüğünü, kardeşi ...'ün «şirket müdürü» olarak bazı sorumluluklarını yerine getirmediğini, şirketin kurucu ortaklarından olan babalarının vefatından sonra şirket müdürü ...'ün şirkete tamamen hakim olması nedeniyle davacının şirket faaliyetlerinden uzak ve bihaber kaldığını, ortaklığının sadece kağıt üzerinde kaldığını, davacının şirkette hiçbir zaman söz sahibi olamadığı gibi şirket faaliyetlerine de katılamadığını, davacının diğer ortakların saygısız tavırlarıyla karşı karşıya kaldığını, dava dışı diğer şirketin mülkiyetinde olan halı sahada çalışan oğlunun da «son» dönemde şirket müdürü ...'ün baskı ve hakaretlerine maruz kaldığını, sonunda da işten çıkarıldığını, bunun sonucunda davacının manen yıprandığını, «güven ilişkisinin» ortadan kalktığını, davacının kâr «payı alacağının» olup olmadığı hususlarının da tartışmalı olduğunu, ortakların şirketten aynı oranda fayda sağlayamaması nedenleriyle ortaklığı sürdürmenin çekilmez bir hal aldığını, bu sebeple dava tarihinden geriye dönük olarak beş yıllık sürecin incelenmesi ve davacının, davalı şirketten kâr payı alacağının bulunup bulunmadığının da tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek şirkete yargılama süresince «kayyım atanmasını», davacının şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini, ayrılma akçesinin güncel değerler üzerinden belirlenmesini ve şirket tarafından ödenmesini, davacının k …
Benzer bu karardaDava, davacının ortağı olduğu «limited şirket ortaklığından çıkma» ve ortaklık «payı alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah
Benzer bu karardaDava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dosyada bilirkişi raporu alınmasından sonra davacının davasını bilirkişi raporunda belirlenen miktar üzerinden «ıslah» etmesine ve bu miktarı davalıların kabul etmesine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2625 E. , 2024/4944 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2572 Esas, 2023/141 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2015/255 E., 2020/175 K.
Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma, ayrılma akçesi ve kâr payı alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirkette %30 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin aile şirketi olarak faaliyetini sürdürdüğünü, kardeşi ...'ün şirket müdürü olarak bazı sorumluluklarını yerine getirmediğini, şirketin kurucu ortaklarından olan babalarının vefatından sonra şirket müdürü ...'ün şirkete tamamen hakim olması nedeniyle davacının şirket faaliyetlerinden uzak ve bihaber kaldığını, ortaklığının sadece kağıt üzerinde kaldığını, davacının şirkette hiçbir zaman söz sahibi olamadığı gibi şirket faaliyetlerine de katılamadığını, davacının diğer ortakların saygısız tavırlarıyla karşı karşıya kaldığını, dava dışı diğer şirketin mülkiyetinde olan halı sahada çalışan oğlunun da son dönemde şirket müdürü ...'ün baskı ve hakaretlerine maruz kaldığını, sonunda da işten çıkarıldığını, bunun sonucunda davacının manen yıprandığını, güven ilişkisinin ortadan kalktığını, davacının kâr payı alacağının olup olmadığı hususlarının da tartışmalı olduğunu, ortakların şirketten aynı oranda fayda sağlayamaması nedenleriyle ortaklığı sürdürmenin çekilmez bir hal aldığını, bu sebeple dava tarihinden geriye dönük olarak beş yıllık sürecin incelenmesi ve davacının, davalı şirketten kâr payı alacağının bulunup bulunmadığının da tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek şirkete yargılama süresince kayyım atanmasını, davacının şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini, ayrılma akçesinin güncel değerler üzerinden belirlenmesini ve şirket tarafından ödenmesini, davacının kâr payı alacağına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin şirketten tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının bilgi alma, şirket defter ve belgelerini inceleme ve şirketin mali durumuna ait özet çıkartma hakkına sahip olduğunu, ödenecek bir kâr payının kalmadığını, ortaklıktan çıkmak için haklı sebeplerin olmadığını, çıkma hakkının keyfi olarak kullanılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirkette faal olarak çalışmadığı, şirkette karar alınacağı zaman davacının görüşünün alındığı, dava tarihine kadar taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davacının kâr payının da düzenli olarak verildiği, taraflar arasındaki ihtilafın davacının ortak olduğu şirkette davacının oğlunun çalışıyorken, şirket müdürü ... ile yaşanan tartışma sonrası başladığı, dinlenen davalı ... ...'in beyanına göre de davacının hissesinin oğluna devretmek istemesinden dolayı anlaşmazlık yaşandığı, davacının dava dilekçesinde oğlunun işten çıkarılması hususunu ortaklıktan çıkma gerekçesi olarak ileri sürmediği, bilirkişi raporuna göre şirket ortağı ve müdürünün kendine ait taşınmazları kiraya vermek sureti ile rekabet yasağına aykırı hareket ettiği bildirilmiş ise de davacı tarafça bu hususun da ortaklıktan çıkma gerekçesi olarak dava dilekçesinde ileri sürülmediği davacının haklı gerekçe ortaya koyamadığı, davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkeme gerekçesinin çelişkili olduğunu, sadece davalı ... 'in beyanlarının hükme esas alınması hukuka aykırı olduğunu, davacının oğlunun, dava dışı şirkette işten çıkarılmasının dava dilekçelerinde öne sürülmediğini ve bu olayın işbu dosyayı ilgilendirmediğine yönelik ilk derece mahkemesi gerekçesine katılmadıklarını, şirketin malvarlığı ve ortakların hisseleri ile ilgili mahkemece eksik ve yetersiz araştırma yapıldığını, şirket müdürünün tavır ve davranışları nedeni ile taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların göz ardı edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesine göre ortağın haklı sebeplerle ortaklıktan çıkma hakkı bulunduğu, hangi hallerin haklı neden olduğu hususunun 6102 sayılı Kanunda sayılmadığı, buna göre haklı nedenlerin somut olayın özelliğine göre ortaya konulması gerektiği, somut olayda davacının şirketten bilgi almak ve incelemek için bir girişimde bulunmadığı, yasal yolları tüketmediği, davacı ortaklıktan çıkmasına haklı neden olarak 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesine dayanmış ise de bilgi alma hususunda genel kurulu toplantıya çağırarak bu talebine karşılık bulamaması sonucunda mahkemeye başvurduğuna dair bir delil sunmadığı, şirketin kötü yönetildiğine dair iddiasıyla ilgili olarak ise bilirkişi heyetinden alınan raporda da belirtildiği üzere şirketin son 7 yıl içinde sadece iki yıl zarar ettiği, diğer yıllar kâr ettiğinin tespit edildiği, davacının haklı sebebi ispatlayamadığı, davalı şirket ortaklığından çıkmasını gerektirir herhangi bir somut olay ya da uyuşmazlığın ortaya konulup kanıtlanamadığı ve haklı sebep kriterinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesi gereğince şirketle ilgili tüm bilgi ve belgeler hakkında bilgi alma hakkı bulunduğunu, ancak davacıya bilgi verilmediği gibi bilgi almasının da engellendiğini, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, davacı ne zaman şirket hakkında bilgi almak istese şirketin müdürü tarafından sürekli olarak şirketin borçlu olduğuna ilişkin söylemlerle geçiştirildiğini, böylece davacının kâr payı alıp alamayacağı, kâr payı alacaksa ne kadar alacağı, alamayacaksa neden alamayacağı gibi birçok hususun incelenmesinin de önünün kesildiğini, şirketin yasal bilgi ve belgelerinin sadece müvekkiline değil dava dosyasına da sunulmadığını, şirketlere kayıtlı bazı taşınmazların yanında kardeşlere miras yoluyla intikal eden bazı taşınmazların da şirket müdürü vasıtasıyla satıldığını, fakat satışlardan elde edilen paranın hangi şirket üzerinde hangi borca karşılık verildiği bilgisinin sadece şirket müdüründe olduğunu, hiçbir konuda hiçbir şekilde kendisine bilgi verilmeyen davacının akrabalık ilişkilerinin de bozulmasıyla iyice ortaklıktan soğuduğunu ve hissesini devretmek istediğini, hissesinin devredilmesine müsade edilmeyen müvekkilinin son çare olarak ortaklıktan ayrılmak için işbu davayı açtığını, şirketin ticari defter ve kayıtlarının hukuka aykırı tutulduğunu, davalı şirketin bir aile şirketi olduğu ve akrabalık bağları ile ortaklık ilişkisinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği hususunun göz ardı edilmesinin kabul edilemeyeceğini, taraflar arasında güven ilişkisinin sarsıldığını, şirket müdürü olan Metin Büyükün şirket ortaklarıyla açıkça rekabet edip etmediği, rekabet yasağının ihlal edilip edilmediği hususları ile ilgili yeterli değerlendirme yapılmadığını, şirketin son 7 yıl içerisinde 2 yıl boyunca zarar etmesinin iyi yönetime dayanak gösterilmesinin de anlaşılamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket ortaklığından çıkma için haklı sebeplerin oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130750300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz