6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Davanın kabulü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1084 E. 2024/4695 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gündeme bağlılık ilkesi pay sahipliği hakları dürüstlük ilkesi eşitlik ilkesi esas sözleşme değişikliği genel kurula çağrı imza yetkisi mutlak butlan azil dürüstlük kuralına aykırılık yemin deliline dayanma karar nisabı toplantı tutanağı hazirun cetveli şirket müdürlüğü butlan esas sözleşme pay devri yokluk pay sahipliği yemin delili emredici hüküm sermaye artırımı olağanüstü genel kurul şirket müdürü yemin hisse devri dürüstlük kuralı olumsuz oy feragat limited şirket kâr payı geçersizlik kötüniyet yetkisizlik kararı dava sebebi eksik inceleme yükleten (shipper) temsil istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 595TTK 622

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2020/326 E., 2021/484 K.

Taraflar arasındaki limited şirket genel kurulunun butlanla malul olduğunun tespiti, iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketi ortağı ve müdürü olduğunu, davalı şirketin 02.08.2012 tarihinde 3 ortaklı olarak kurulduğunu, daha sonra ortak ...'in paylarını ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, müvekkili ile diğer ortak ... arasındaki anlaşma gereğince kuruluştan itibaren bu iki ortağın eşit oranda paydaş olması anlaşmasına uygun olarak paylarının eşit tutulduğunu, ancak ...'in 1000 adet payını devralan ...'ın daha sonra bu payların tamamını diğer ortak ...'a devrettiğini, bu devrin ortaklar arasındaki anlaşmaya aykırı olduğunu, devir sonucunda ...'ın 10.500 pay ile çoğunluğu ele geçirdiğini ve kendini müdürler kurulu başkanı olarak seçtiğini, 04.06.2020 tarihinde yapılan müdürler kurulu toplantısında ...'ın üstün oyuna dayanarak 06.07.2020 tarihinde genel kurulu toplantıya davet kararı alındığını, ve bu genel kurulda pay devrinin yine ...'ın oy üstünlüğü sayesinde kabulüne karar verildiğini, bu kararın dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, hisselerinin devrinin tarafların ortak iradesine ve anlaşmasına aykırı olduğunu, devredilen hisselere ilişkin kuruluştan devir tarihine kadarki her türlü ödeme yükümlülüklerinin ve maliyetlerinin yarısına müvekkilinin katlandığını, hisse devir işleminin iyi niyet ve dürüstlük ilkelerine aykırı olduğunu, diğer ortak ...'ın diğer ortaktan hisselerin tamamını gizlice ve tek başına alarak şirketteki eşit hissedarlık prensibini ve anlaşmasını bozduğunu, ...'ın payının eşit bölünmesi gerektiğini, iptale konu olan genel kurul toplantısı ile de gerçek amacının şirkette çoğunluğu ele geçirmek ve müvekkilini müdürlük görevinden çıkararak ve imza yetkilerini iptal ederek şirketi idaresini ele geçirmek olduğunu, genel kurul kararının 3 üncü gündem maddesi uyarınca, şirket müdürü seçilmesinin görüşüldüğünü, oylama sonucunda müvekkilinin müdürlük görevinin sona erdirilmesine, imza yetkisinin kaldırılmasına seçilen ...'ın tek müdür olmasına ve münferit imzası ile şirketi her konuda sınırsız olarak temsil ve ilzamına karar verildiğini, bu karara müvekkilinin olumsuz oy kullandığını, genel kurul tutanağında alınan her bir kararda oylamaya katılanların toplam sayısı ve karar nisabının açıkça yazılmadığını, hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılan ...'ın tüm gündem maddelerinin müzakeresine ve oylamalarına katıldığını, bu oylamanın geçersiz kabul edilmesi gerektiğini, genel kurul toplantısında hazır bulunanlar listesinin düzenlenmediğini, bu durumun kanuna aykırılık teşkil ettiğini, toplantı tutanağının toplantı başkanı tarafından imzalanmadığını ileri sürerek 06.07.2020 tarihli genel kurul kararının mutlak butlanla malul olduğunun tespitine veya iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını doğrular delil sunmadığını, sermaye şirketi olan müvekkili şirket açısından kanunun emredici hükümleri ve esas sözleşmenin asıl olduğunu, şirket sözleşmesinde de bu cihette bir bağlamın olmadığını, ortaklar arasında da iddia edildiği gibi bir anlaşma olmadığını, genel kurulun usul ve yasaya uygun yapıldığını, bunun yanında hisse devri şirkete 26.03.2020 tarihinde bildirildiğinden bu hususta olumsuz karar verilmemesi nedeniyle 3 ay sonunda şirketin devre onay vermiş sayılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, şirket sözleşmesinde payı iktisap edenin belirli özelliklere sahip olması, rakip olmaması, aile üyesi olması gibi koşullar yanında yüzde şartı da getirilebilecekse de davalı şirketin sözleşmesinde buna benzer bir düzenleme yapılmadığı, diğer taraftan devrin şirkete bildirildiği tarihten itibaren 3 ay içinde genel kurul devir başvurusunu reddetmediği için, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 595 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği devre onay vermiş sayılacağı, 06.07.2020 tarihinde yapılan genel kurulda hazirun cetveli düzenlenmemişse de 3 ortaktan 2 sinin asaleten ve 1 ortağın da vekâleten toplantıya katıldığının toplantı tutanağından anlaşıldığı, toplantı tutanağının da bütün ortaklar tarafından imzalandığı, bu nedenle alınan kararların iptalini gerektirecek nitelikte bir hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı toplantı tutanağının toplantı başkanı ve yazman tarafından imzalanmadığını iddia etmişse de tutanağın başkan ... ve yazman Ali Aral tarafından imzalandığı, şirketin müdürleri azletmesi için haklı bir sebebe dayanması gerekmediği gibi, bu haktan önceden feragat etmesinin de mümkün olmadığı, müdürlerin genel kurul tarafından azlinin gündeme bağlılık ilkesi kapsamında olduğu, gündemde azil maddesi olmasa dahi müdürlerin olağan genel kurul toplantısında her zaman görevden alınabileceği, bu kapsamda genel kurul kararlarının yokluk veya butlanının söz konusu olmadığı, alınan kararların kanuna, şirket sözleşmesine ve dürüstlük kuralına da aykırı olmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun iki kişilik heyetçe düzenlendiğini ve eksik inceleme ile hatalı değerlendirmelerle tanzim edilmiş olması nedeniyle hükme esas alınamayacağı gibi bu rapora atıflarla yazılan gerekçeli kararın ''gerekçeli'' olduğundan bahsedilemeyeceğini, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, davaya konu genel kurul kararının (2) numaralı gündem maddesi uyarınca alınan pay devri kararının açıkça eşitlik ilkesi, iyi niyet kaideleri ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, daha önce müvekkili tarafından ... ile aralarındaki anlaşmanın gereği olarak eşit pay sahipliği korunmuşken ve müvekkiliyle hisse devir görüşmeleri sürerken ...'ın hisselerin tamamını devralmasının kabul edilemez olduğunu, şirketin gerek kuruluşta ve gerekse de sermaye artırımında tüm sermayesinin fiiliyatta müvekkili ve ... tarafından ödendiğini, müvekkilinin daha önce ...'den aldığı 1.000 adet payın 500'ünü bila bedel ...'a devrettiğini, davaya konu 1.000 payın ise pazarlık sürecindeyken ... tarafından alındığını, bunun eşit işlem ilkesine de aykırı olduğu gibi eşitlik ilkesine sürekli halel getiren bu durumun butlan nedeni olduğunu, ortaklık iradesinin kuruluştan bu yana eşitlikten yana olduğunu, ...'ın hisseleri dürüstlük kuralına aykırı şekilde edindiğini, yine müvekkilinin müdürlükten azlinin de bu nedenler yanında kötüniyetli olup iptalinin gerektiğini, müvekkilinin azınlık durumuna düşürülüp pay sahipliği haklarını kullanamayacak hale getirildiğini, hazirun cetveli düzenlenmemesi eksikliğinin kararda anılan şekilde bertaraf edilemeyeceğini, oylamaya katılanların toplam sayısı ve karar nisabının açıkça yazılmadığını, ...'ın hisse devri ve divan oluşumu haricinde oy kullanamayacağı gözetildiğinde karar nisabının usulünce belirlendiğinden bahsedilemeyeceğini, ... vekilinin toplantı tutanağının her sayfasında imzasının olduğunu, yemin deliline dayanmalarına rağmen bu hakkın hatırlatılmadığını, tanık dinletme taleplerinin dikkate alınmadığını, gündemin 4 üncü maddesinin sermaye artırımı gerektirdiğinden esas sözleşme değişikliği sonucu doğuracağını ve bunun eski ve yeni sözleşme şeklini barındırmaması nedeniyle doğru olmadığını, davaya konu 06.07.2020 tarihli genel kurul kararı tahtında birden çok iptal edilebilirlik ve mutlak butlan sebebi vuku bulmuş olduğu halde kararda işbu iptal ve mutlak butlan sebepleri hakkında gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, toplantının usulüne uygun çağrı üzerine toplandığı, tüm ortakların toplantıya katıldığının toplantı tutanağından anlaşıldığı, hazirun cetvelinin hazırlanmamasının esasa etkili olmadığı, payını devreden ortağın pay devrinin onayından sonra oy kullanmadığı, davacı, dava dışı ... ile aralarında payların eşit olacağına dair anlaşma olduğunu ve bu anlaşmaya kendisinin uyduğunu daha önce bu cihette işlem tesis edildiğini ileri sürmüşse de davacının iddia ettiği sözleşmenin doktrinde ve uygulamada "pay sahipleri sözleşmesi" olarak adlandırıldığı, ancak davacının yazılı bir sözleşme sunmadığı, davalının ise böyle bir sözleşmenin olmadığını ileri sürdüğü, bu durumda, her ne kadar davacı daha önce bir kısım payları dava dışı ...'a devretmişse de böyle bir sözleşmenin varlığının kabulüne olanak olmadığı, diğer yandan böyle bir sözleşme olsa dahi bu sözleşmenin ana sözleşmeye eklenip ana sözleşme hükmü haline getirilmediği müddetçe şirket ortaklarına göre 3 üncü kişi konumunda olan şirketi bağlamayacağı, şirketin genel kurulu eliyle pay sahipleri sözleşmesinin aksine karar alabileceği, davacının ileri sürdüğü iddialar ile genel kurulun çağrı işlemleri, toplantı tutanağı ve karar nisapları dikkate alındığından genel kurulun butlanla malul olmadığı ve iptali istenen hükümler yönünden iptal nedeni bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin gerekçeli olarak karşılanmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı şirket genel kurulunun butlanla malul olduğunun tespitinin veya iptali isteminin yerindeliğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 622 inci maddesinin yollamasıyla 445 ila 447 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2413 E. 2010/8313 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4622 E. 2012/4242 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1612 E. 2010/7148 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Hisse Devrinin İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7940 E. 2012/498 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1084 E.  ,  2024/4695 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/63 Esas, 2022/2283 Karar

HÜKÜM

Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/326 E., 2021/484 K.

Taraflar arasındaki limited şirket genel kurulunun butlanla malul olduğunun tespiti, iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketi ortağı ve müdürü olduğunu, davalı şirketin 02.08.2012 tarihinde 3 ortaklı olarak kurulduğunu, daha sonra ortak ...'in paylarını ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, müvekkili ile diğer ortak ... arasındaki anlaşma gereğince kuruluştan itibaren bu iki ortağın eşit oranda paydaş olması anlaşmasına uygun olarak paylarının eşit tutulduğunu, ancak ...'in 1000 adet payını devralan ...'ın daha sonra bu payların tamamını diğer ortak ...'a devrettiğini, bu devrin ortaklar arasındaki anlaşmaya aykırı olduğunu, devir sonucunda ...'ın 10.500 pay ile çoğunluğu ele geçirdiğini ve kendini müdürler kurulu başkanı olarak seçtiğini, 04.06.2020 tarihinde yapılan müdürler kurulu toplantısında ...'ın üstün oyuna dayanarak 06.07.2020 tarihinde genel kurulu toplantıya davet kararı alındığını, ve bu genel kurulda pay devrinin yine ...'ın oy üstünlüğü sayesinde kabulüne karar verildiğini, bu kararın dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, hisselerinin devrinin tarafların ortak iradesine ve anlaşmasına aykırı olduğunu, devredilen hisselere ilişkin kuruluştan devir tarihine kadarki her türlü ödeme yükümlülüklerinin ve maliyetlerinin yarısına müvekkilinin katlandığını, hisse devir işleminin iyi niyet ve dürüstlük ilkelerine aykırı olduğunu, diğer ortak ...'ın diğer ortaktan hisselerin tamamını gizlice ve tek başına alarak şirketteki eşit hissedarlık prensibini ve anlaşmasını bozduğunu, ...'ın payının eşit bölünmesi gerektiğini, iptale konu olan genel kurul toplantısı ile de gerçek amacının şirkette çoğunluğu ele geçirmek ve müvekkilini müdürlük görevinden çıkararak ve imza yetkilerini iptal ederek şirketi idaresini ele geçirmek olduğunu, genel kurul kararının 3 üncü gündem maddesi uyarınca, şirket müdürü seçilmesinin görüşüldüğünü, oylama sonucunda müvekkilinin müdürlük görevinin sona erdirilmesine, imza yetkisinin kaldırılmasına seçilen ...'ın tek müdür olmasına ve münferit imzası ile şirketi her konuda sınırsız olarak temsil ve ilzamına karar verildiğini, bu karara müvekkilinin olumsuz oy kullandığını, genel kurul tutanağında alınan her bir kararda oylamaya katılanların toplam sayısı ve karar nisabının açıkça yazılmadığını, hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılan ...'ın tüm gündem maddelerinin müzakeresine ve oylamalarına katıldığını, bu oylamanın geçersiz kabul edilmesi gerektiğini, genel kurul toplantısında hazır bulunanlar listesinin düzenlenmediğini, bu durumun kanuna aykırılık teşkil ettiğini, toplantı tutanağının toplantı başkanı tarafından imzalanmadığını ileri sürerek 06.07.2020 tarihli genel kurul kararının mutlak butlanla malul olduğunun tespitine veya iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını doğrular delil sunmadığını, sermaye şirketi olan müvekkili şirket açısından kanunun emredici hükümleri ve esas sözleşmenin asıl olduğunu, şirket sözleşmesinde de bu cihette bir bağlamın olmadığını, ortaklar arasında da iddia edildiği gibi bir anlaşma olmadığını, genel kurulun usul ve yasaya uygun yapıldığını, bunun yanında hisse devri şirkete 26.03.2020 tarihinde bildirildiğinden bu hususta olumsuz karar verilmemesi nedeniyle 3 ay sonunda şirketin devre onay vermiş sayılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, şirket sözleşmesinde payı iktisap edenin belirli özelliklere sahip olması, rakip olmaması, aile üyesi olması gibi koşullar yanında yüzde şartı da getirilebilecekse de davalı şirketin sözleşmesinde buna benzer bir düzenleme yapılmadığı, diğer taraftan devrin şirkete bildirildiği tarihten itibaren 3 ay içinde genel kurul devir başvurusunu reddetmediği için, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 595 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği devre onay vermiş sayılacağı, 06.07.2020 tarihinde yapılan genel kurulda hazirun cetveli düzenlenmemişse de 3 ortaktan 2 sinin asaleten ve 1 ortağın da vekâleten toplantıya katıldığının toplantı tutanağından anlaşıldığı, toplantı tutanağının da bütün ortaklar tarafından imzalandığı, bu nedenle alınan kararların iptalini gerektirecek nitelikte bir hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı toplantı tutanağının toplantı başkanı ve yazman tarafından imzalanmadığını iddia etmişse de tutanağın başkan ...

ve yazman Ali Aral tarafından imzalandığı, şirketin müdürleri azletmesi için haklı bir sebebe dayanması gerekmediği gibi, bu haktan önceden feragat etmesinin de mümkün olmadığı, müdürlerin genel kurul tarafından azlinin gündeme bağlılık ilkesi kapsamında olduğu, gündemde azil maddesi olmasa dahi müdürlerin olağan genel kurul toplantısında her zaman görevden alınabileceği, bu kapsamda genel kurul kararlarının yokluk veya butlanının söz konusu olmadığı, alınan kararların kanuna, şirket sözleşmesine ve dürüstlük kuralına da aykırı olmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun iki kişilik heyetçe düzenlendiğini ve eksik inceleme ile hatalı değerlendirmelerle tanzim edilmiş olması nedeniyle hükme esas alınamayacağı gibi bu rapora atıflarla yazılan gerekçeli kararın ''gerekçeli'' olduğundan bahsedilemeyeceğini, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, davaya konu genel kurul kararının (2) numaralı gündem maddesi uyarınca alınan pay devri kararının açıkça eşitlik ilkesi, iyi niyet kaideleri ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, daha önce müvekkili tarafından ... ile aralarındaki anlaşmanın gereği olarak eşit pay sahipliği korunmuşken ve müvekkiliyle hisse devir görüşmeleri sürerken ...'ın hisselerin tamamını devralmasının kabul edilemez olduğunu, şirketin gerek kuruluşta ve gerekse de sermaye artırımında tüm sermayesinin fiiliyatta müvekkili ve ...

tarafından ödendiğini, müvekkilinin daha önce ...'den aldığı 1.000 adet payın 500'ünü bila bedel ...'a devrettiğini, davaya konu 1.000 payın ise pazarlık sürecindeyken ... tarafından alındığını, bunun eşit işlem ilkesine de aykırı olduğu gibi eşitlik ilkesine sürekli halel getiren bu durumun butlan nedeni olduğunu, ortaklık iradesinin kuruluştan bu yana eşitlikten yana olduğunu, ...'ın hisseleri dürüstlük kuralına aykırı şekilde edindiğini, yine müvekkilinin müdürlükten azlinin de bu nedenler yanında kötüniyetli olup iptalinin gerektiğini, müvekkilinin azınlık durumuna düşürülüp pay sahipliği haklarını kullanamayacak hale getirildiğini, hazirun cetveli düzenlenmemesi eksikliğinin kararda anılan şekilde bertaraf edilemeyeceğini, oylamaya katılanların toplam sayısı ve karar nisabının açıkça yazılmadığını, ...'ın hisse devri ve divan oluşumu haricinde oy kullanamayacağı gözetildiğinde karar nisabının usulünce belirlendiğinden bahsedilemeyeceğini, ...

vekilinin toplantı tutanağının her sayfasında imzasının olduğunu, yemin deliline dayanmalarına rağmen bu hakkın hatırlatılmadığını, tanık dinletme taleplerinin dikkate alınmadığını, gündemin 4 üncü maddesinin sermaye artırımı gerektirdiğinden esas sözleşme değişikliği sonucu doğuracağını ve bunun eski ve yeni sözleşme şeklini barındırmaması nedeniyle doğru olmadığını, davaya konu 06.07.2020 tarihli genel kurul kararı tahtında birden çok iptal edilebilirlik ve mutlak butlan sebebi vuku bulmuş olduğu halde kararda işbu iptal ve mutlak butlan sebepleri hakkında gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, toplantının usulüne uygun çağrı üzerine toplandığı, tüm ortakların toplantıya katıldığının toplantı tutanağından anlaşıldığı, hazirun cetvelinin hazırlanmamasının esasa etkili olmadığı, payını devreden ortağın pay devrinin onayından sonra oy kullanmadığı, davacı, dava dışı ... ile aralarında payların eşit olacağına dair anlaşma olduğunu ve bu anlaşmaya kendisinin uyduğunu daha önce bu cihette işlem tesis edildiğini ileri sürmüşse de davacının iddia ettiği sözleşmenin doktrinde ve uygulamada "pay sahipleri sözleşmesi" olarak adlandırıldığı, ancak davacının yazılı bir sözleşme sunmadığı, davalının ise böyle bir sözleşmenin olmadığını ileri sürdüğü, bu durumda, her ne kadar davacı daha önce bir kısım payları dava dışı ...'a devretmişse de böyle bir sözleşmenin varlığının kabulüne olanak olmadığı, diğer yandan böyle bir sözleşme olsa dahi bu sözleşmenin ana sözleşmeye eklenip ana sözleşme hükmü haline getirilmediği müddetçe şirket ortaklarına göre 3 üncü kişi konumunda olan şirketi bağlamayacağı, şirketin genel kurulu eliyle pay sahipleri sözleşmesinin aksine karar alabileceği, davacının ileri sürdüğü iddialar ile genel kurulun çağrı işlemleri, toplantı tutanağı ve karar nisapları dikkate alındığından genel kurulun butlanla malul olmadığı ve iptali istenen hükümler yönünden iptal nedeni bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin gerekçeli olarak karşılanmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı şirket genel kurulunun butlanla malul olduğunun tespitinin veya iptali isteminin yerindeliğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 622 inci maddesinin yollamasıyla 445 ila 447 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130547400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.