Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5847 E. 2024/2426 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibraname↗ ibra↗ basiretli tacir↗ ispat yükü↗ ihtar↗ ticari defter↗ esastan ret↗ ihtarname↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/303 E., 2019/146 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının Erzurum Şubesindeki hesaplarından 2003- 2006 yıllarında banka personelinin usulsüz işlemleriyle, imzasız ya da üzerindeki imzanın kime ait olduğu belli olmayan ödeme dekontlarıyla zaman zaman yetkisiz şahıslara para çıkışlarının yapıldığını, davalı bankaya birden fazla ihtarname gönderiliş olmasına rağmen bu ihtarnamelere uyulmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı tutularak şimdilik 10.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin 10 yıllık zaman aşımına uğradığını, talebin sadece miktar yönüyle değil konusu ile de belirsiz olduğunu, dava konusu yapılan döneme ilişkin müvekkili bankanın ibra edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bankanın yaptığı işlemlerin bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacının kendi kontrolünde yapıldığı, davacının kendisine yapılan ihtar üzerine bankayı ibra ettiği, davacının ticari defterlerini sunmadığı, ayrıca 27.09.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davacı firmanın bahse konu yıllara ait belgeler incelendiğinde, firmaya ait banka hesaplarından çekilen paraların yer aldığı, banka ekstrelerine ve dekontların suretlerindeki açıklamalara göre davacının iddiasında belirttiği kişilerin yapmış olduğu işlemlerin tamamının araç satış sonrası işlemleri ve firmanın belirli ödemelerine ilişkin yapıldığı yönündeki tespiti dikkate alındığında, davaya konu işlemlerin davacının kontrolünde yapıldığına dair kanaat oluştuğu, davacının davası ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hesabından imzasız ve imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin hak sahibine ödendiğinin ispat yükünün davalı bankada olduğunu, davacı tarafından imzalanan ibranamenin usulsüz işlemleri kapsadığının kabul edilemeyeceğini, 27.09.2018 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirkete ait ticari defterlerin başka bir dosya kapsamında Yargıtay'da olduğundan mahkemeye sunulmadığının, bu hususun mahkemeye bildirilmesine rağmen dosyaya sunulmadığı yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, davacı firmanın bahse konu yıllara ait belgeler incelendiğinde firmaya ait banka hesaplarından çekilen paraların yer aldığı, banka ekstrelerinde ve dekontların suretlerindeki açıklamalara göre davacının iddiasında belirttiği kişilerin yapmış olduğu işlemlerin tamamı araç satış sonrası işlemleri ve firmanın belirli ödemelerine ilişkin yapıldığının tespit edildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davacı tarafından davalı bankaya karşı verilen 13.04.2007 tarihli yetkilendirme ve ibraname konulu belgeden de anlaşıldığı üzere bankanın davaya konu döneme ilişkin ibra edildiği, basiretli tacir olan davacının ibraya ilişkin vermiş olduğu belgenin sonuçlarına katlanması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu maddi vakıalara tamamen ters düşen, haksız gerekçeye dayalı, yasa hükümlerinin hatalı yorumlanıp yanlış uygulanarak verilen kararın, hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı bankada bulunan davacı hesaplarından usulsüzce çekildiği iddia edilen paraların tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3968 E. 2020/1056 K.
Ortak:basiretli tacir · ispat yükü · tacir
İncelediğiniz kararda… it edildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davacı tarafından davalı bankaya karşı verilen 13.04.2007 tarihli yetkilendirme ve «ibraname» konulu belgeden de anlaşıldığı üzere bankanın davaya konu döneme ilişkin «ibra» edildiği, «basiretli tacir» olan davacının ibraya ilişkin vermiş olduğu belgenin sonuçlarına katlanması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar veri …
… ili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hesabından imzasız ve imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin hak sahibine ödendiğinin «ispat yükünün» davalı bankada olduğunu, davacı tarafından imzalanan «ibranamenin» usulsüz işlemleri kapsadığının kabul edilemeyeceğini, 27.09.2018 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirkete ait «ticari defterlerin» başka bir dosya kapsamında Yargıtay'da olduğundan mahkemeye sunulmadığının, bu hususun mahkemeye bildirilmesine rağmen dosyaya sunulmadığı yönündeki değerlendirmen …
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, her iki tarafın da «basiretli tacir» olarak üzerine düşen dikkat ve özen yükümünü yerine getirmediği, taraflardan birinin kusurunun diğerinden daha ağır olduğu yönünde bir kanaat oluşmadığı, bu halde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen davacının davalı bankanın kusurlu hizmetine dayanarak hak talep etmesinin TMK 2/3 bendi gereği «hakkın kötüye kullanılması» olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… yıl boyunca satış müdürü olarak görev yaptığı, bu sürede gerek davalı bankada gerekse davacının hesabının bulunduğu başka bankalarda davacı şirket adına çok sayıda «bankacılık işlemi» yaptığı, ... isimli kişiye ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de ödemelerde bulunulduğu, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili oldukları gözetildiğinde davalı banka tarafından yapılan usulsüz ödemelerden davacının haberdar olduğunun ve bu işlemlere «icazet» verdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dosyaya «ibraz» edilen 01.02.1010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacının hesabından, ... dışında imzası kime ait olduğu tespit edilemeyen ve imza bulunmayan dekontlarla da para çıkışının olduğu belirlenmiş olmasına karşın mahkemece, hangi nedenlerle davacının bu işlemlere icazet verdiği sonucuna varıldığı açıklanmaksızın bu paralar yönünden de davanın reddi yoluna gidildiğinin açıklanmadığı, oysa, davacının hesabındaki paranın hak sahibine ödendiğini «ispat yükünün» bir «güven kurumu» olan davalı bankanın üzerinde olduğu, mahkemece imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin davacıya yapılıp yapılmadığının davacıdan sorularak ve gerekirse şirket ticari kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak tespit edilip oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı yararına bozulmuş; mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bo …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:isticvap · bankacılık işlemi · güven kurumu · icazet · hakkın kötüye kullanılması · bilirkişi incelemesi · ibraz
Benzer bu kararda… yıl boyunca satış müdürü olarak görev yaptığı, bu sürede gerek davalı bankada gerekse davacının hesabının bulunduğu başka bankalarda davacı şirket adına çok sayıda «bankacılık işlemi» yaptığı, ... isimli kişiye ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de ödemelerde bulunulduğu, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili oldukları gözetildiğinde davalı banka tarafından yapılan usulsüz ödemelerden davacının haberdar olduğunun ve bu işlemlere «icazet» verdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dosyaya «ibraz» edilen 01.02.1010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacının hesabından, ... dışında imzası kime ait olduğu tespit edilemeyen ve imza bulunmayan dekontlarla da para çıkışının olduğu belirlenmiş olmasına karşın mahkemece, hangi nedenlerle davacının bu işlemlere icazet verdiği sonucuna varıldığı açıklanmaksızın bu paralar yönünden de davanın reddi yoluna gidildiğinin açıklanmadığı, oysa, davacının hesabındaki paranın hak sahibine ödendiğini «ispat yükünün» bir «güven kurumu» olan davalı bankanın üzerinde olduğu, mahkemece imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin davacıya yapılıp yapılmadığının davacıdan sorularak ve gerekirse şirket ticari kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak tespit edilip oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı yararına bozulmuş; mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bo …
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, her iki tarafın da «basiretli tacir» olarak üzerine düşen dikkat ve özen yükümünü yerine getirmediği, taraflardan birinin kusurunun diğerinden daha ağır olduğu yönünde bir kanaat oluşmadığı, bu halde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen davacının davalı bankanın kusurlu hizmetine dayanarak hak talep etmesinin TMK 2/3 bendi gereği «hakkın kötüye kullanılması» olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporunda imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlar yönünden davacının «isticvabı» sağlanarak, bankadan çekilen paralardan davacının kabulünde olan veya şirket için kullanılan paralar düşüldükten sonra, davacı şirket kayıtlarında yer almayan tuta …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15173 E. 2012/6391 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/646 E. 2024/2927 K.
Ortak:basiretli tacir · ispat yükü · tacir · yetkisizlik kararı · e-defter
İncelediğiniz kararda… ili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hesabından imzasız ve imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin hak sahibine ödendiğinin «ispat yükünün» davalı bankada olduğunu, davacı tarafından imzalanan «ibranamenin» usulsüz işlemleri kapsadığının kabul edilemeyeceğini, 27.09.2018 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirkete ait «ticari defterlerin» başka bir dosya kapsamında Yargıtay'da olduğundan mahkemeye sunulmadığının, bu hususun mahkemeye bildirilmesine rağmen dosyaya sunulmadığı yönündeki değerlendirmen …
… it edildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davacı tarafından davalı bankaya karşı verilen 13.04.2007 tarihli yetkilendirme ve «ibraname» konulu belgeden de anlaşıldığı üzere bankanın davaya konu döneme ilişkin «ibra» edildiği, «basiretli tacir» olan davacının ibraya ilişkin vermiş olduğu belgenin sonuçlarına katlanması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar veri …
… rından 2003- 2006 yıllarında banka personelinin usulsüz işlemleriyle, imzasız ya da üzerindeki imzanın kime ait olduğu belli olmayan ödeme dekontlarıyla zaman zaman «yetkisiz» şahıslara para çıkışlarının yapıldığını, davalı bankaya birden fazla «ihtarname» gönderiliş olmasına rağmen bu ihtarnamelere uyulmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı tutularak şimdilik 10.000,00 TL'nin ödeme tarihler …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5847 E. , 2024/2426 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/152 Esas, 2022/1200 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/303 E., 2019/146 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının Erzurum Şubesindeki hesaplarından 2003- 2006 yıllarında banka personelinin usulsüz işlemleriyle, imzasız ya da üzerindeki imzanın kime ait olduğu belli olmayan ödeme dekontlarıyla zaman zaman yetkisiz şahıslara para çıkışlarının yapıldığını, davalı bankaya birden fazla ihtarname gönderiliş olmasına rağmen bu ihtarnamelere uyulmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı tutularak şimdilik 10.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin 10 yıllık zaman aşımına uğradığını, talebin sadece miktar yönüyle değil konusu ile de belirsiz olduğunu, dava konusu yapılan döneme ilişkin müvekkili bankanın ibra edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bankanın yaptığı işlemlerin bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacının kendi kontrolünde yapıldığı, davacının kendisine yapılan ihtar üzerine bankayı ibra ettiği, davacının ticari defterlerini sunmadığı, ayrıca 27.09.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davacı firmanın bahse konu yıllara ait belgeler incelendiğinde, firmaya ait banka hesaplarından çekilen paraların yer aldığı, banka ekstrelerine ve dekontların suretlerindeki açıklamalara göre davacının iddiasında belirttiği kişilerin yapmış olduğu işlemlerin tamamının araç satış sonrası işlemleri ve firmanın belirli ödemelerine ilişkin yapıldığı yönündeki tespiti dikkate alındığında, davaya konu işlemlerin davacının kontrolünde yapıldığına dair kanaat oluştuğu, davacının davası ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hesabından imzasız ve imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin hak sahibine ödendiğinin ispat yükünün davalı bankada olduğunu, davacı tarafından imzalanan ibranamenin usulsüz işlemleri kapsadığının kabul edilemeyeceğini, 27.09.2018 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirkete ait ticari defterlerin başka bir dosya kapsamında Yargıtay'da olduğundan mahkemeye sunulmadığının, bu hususun mahkemeye bildirilmesine rağmen dosyaya sunulmadığı yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, davacı firmanın bahse konu yıllara ait belgeler incelendiğinde firmaya ait banka hesaplarından çekilen paraların yer aldığı, banka ekstrelerinde ve dekontların suretlerindeki açıklamalara göre davacının iddiasında belirttiği kişilerin yapmış olduğu işlemlerin tamamı araç satış sonrası işlemleri ve firmanın belirli ödemelerine ilişkin yapıldığının tespit edildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davacı tarafından davalı bankaya karşı verilen 13.04.2007 tarihli yetkilendirme ve ibraname konulu belgeden de anlaşıldığı üzere bankanın davaya konu döneme ilişkin ibra edildiği, basiretli tacir olan davacının ibraya ilişkin vermiş olduğu belgenin sonuçlarına katlanması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu maddi vakıalara tamamen ters düşen, haksız gerekçeye dayalı, yasa hükümlerinin hatalı yorumlanıp yanlış uygulanarak verilen kararın, hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı bankada bulunan davacı hesaplarından usulsüzce çekildiği iddia edilen paraların tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124754300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz