YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5749 E. 2024/2338 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tebligat usulsüzlüğü↗ dava dilekçesinin tebliği↗ tebligat↗ esastan ret↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/204 E., 2020/3 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirketin 2003/38044 ve 2016/87123 sayılı "seç" ve "SEÇ MARKET" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "SEÇ-TART RESTAURANT" ibaresini marka olarak tescil ettirmek için diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2017/57374 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili Şirkete ait itiraza mesnet markalarla dava konusu başvuru arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, müvekkili markalarının asli unsurunu oluşturan "seç" ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığını, marka kapsamları arasında da benzerlik olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek YİDK'in 2019-M-1080 sayılı kararın iptalini, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının, dava konusu başvuru kapsamındaki 35 inci sınıf hizmetler yönünden oluştuğu, davacının itirazına mesnet markaların tanınmış olduklarının ispat edilemediği, bu nedenle 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin 5 nci maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2019-M-1080 sayılı kararının 35 inci sınıf yönünden iptaline, 2017/57374 sayılı markanın 35 inci sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvurunun kapsamında kalan 43 üncü sınıf hizmetlerin de müvekkili markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle benzer olduklarını, müvekkili markalarının tanınmış olduklarını ve bu nedenle de başvurunun tümden reddinin gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, markaların belirtilen yönlerden farklı olduklarını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde açılması gerektiğini, yine davalı müvekkiline yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, müvekkilinin başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın yetkili Mahkemede görüldüğü, davalı ...'e dava dilekçesinin tebliğinin usulüne uygun olduğu, "Seç-Tart Restaurant" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "Seç" asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 35 nci sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacının itirazına mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "Seç" ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, bunun dışında başvuruda yer alan ibarelerin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, başvuru kapsamında yer alan 43 üncü sınıf hizmetlerle, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzer olmadıkları, davacı markalarının tanınmış olduğunun da dosya kapsamı ile ispat edilemediği, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının somut olayda bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
2.Davalı ... vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
3.Davalı ... vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğüne ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3541 E. 2023/7441 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın yetkili Mahkemede görüldüğü, davalı ...'e dava «dilekçesinin tebliğinin» usulüne uygun olduğu, "Seç-Tart Restaurant" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "Seç" asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 35 nci sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davacının itirazına mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "Seç" ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, bunun dışında başvuruda yer alan ibarelerin başvuruya yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, başvuru kapsamında yer alan 43 üncü sınıf hizmetlerle, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin 6769 sayılı Kanun'un 6 …
CEVAP 1.Davalı vekili TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… run "AKBAR" ibaresi olduğunu, müvekkilinin markalarındaki ''LÜKS'', ''LÜX'' ibareleri ile davalı markalarındaki ''...'' ''AY'' ibarelerinin yan unsurlar olduğunu ve «ayırt edicilik» katmadığını, raporda müvekkili adına tescilli markalarda esas unsurun "AKBAR" ibaresi değil "A.B.L" ibaresi olduğu yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, oysa müvekkiline ait markalarda "AKBAR" ibaresinden önce gelen "A.B.L" ifadesinin, "AKBAR" ve "LÜKS/LÜX" kelimelerinde yer ... ilk harflerden oluşturulduğunu ve markanın kısaltması olduğunu, müvekkiline ait markanın ... bir marka olduğunu, ... markaların koruma alanı diğer markalara kıyasla daha geniş olacağının «iltibas» değerlendirmesinde ürün ve «ortalama tüketicinin» dikkate alınmadığını, AKBAR ibaresi markaların birbirinin devamı olduğu izlenimi uyandırdığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemişt …
… ortadan kaldırmayacağını, taraf markalarının esas unsurunun "Akbar" ibaresi olduğunu, markaların tescilli olduğu ve kullanıldığı emtiaların da aynı olması nedeniyle «iltibasın» söz konusu olduğunu, davalı kullanımının müvekkiline ait markalara tecavüz ve «haksız rekabet» de oluşturduğunu ileri sürerek 2016/02093 sayılı "NURAKBAR" ve 2015/14790 sayılı "AY AKBAR TEA" ibareli tescilli markaların hükümsüzlüğüne, 2018/63401 sayılı "SUN …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · marka hakkına tecavüz · ortalama tüketici · haksız rekabet
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının tescilli markalarının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği ve tescilsiz markasal kullanımları nedeniyle davacının «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, kaldırılması ve tecavüzün devamını önleyerek tedbirlerin alınmasıyla ürünler ve üretimde kullanılan araçlara el konulmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
… ortadan kaldırmayacağını, taraf markalarının esas unsurunun "Akbar" ibaresi olduğunu, markaların tescilli olduğu ve kullanıldığı emtiaların da aynı olması nedeniyle «iltibasın» söz konusu olduğunu, davalı kullanımının müvekkiline ait markalara tecavüz ve «haksız rekabet» de oluşturduğunu ileri sürerek 2016/02093 sayılı "NURAKBAR" ve 2015/14790 sayılı "AY AKBAR TEA" ibareli tescilli markaların hükümsüzlüğüne, 2018/63401 sayılı "SUN …
… ın tescilli markasının "A.B.L AKBARLÜKS" olduğu, davalının tescilli markalarının ise "NURAKBAR" ve "AY AKBAR TEA" olduğu, markaların içinde geçen "AKBAR" ibaresinin «münhasıran» davacıya ait olmadığı, "AKBAR" ibaresinin çay markası olarak Sri Lanka merkezli Akbar Brothers Ltd.'ye ait çay şirketi tarafından ... yıllardır kullanıldığı, ülkem …
… run "AKBAR" ibaresi olduğunu, müvekkilinin markalarındaki ''LÜKS'', ''LÜX'' ibareleri ile davalı markalarındaki ''...'' ''AY'' ibarelerinin yan unsurlar olduğunu ve «ayırt edicilik» katmadığını, raporda müvekkili adına tescilli markalarda esas unsurun "AKBAR" ibaresi değil "A.B.L" ibaresi olduğu yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, oysa müvekkiline ait markalarda "AKBAR" ibaresinden önce gelen "A.B.L" ifadesinin, "AKBAR" ve "LÜKS/LÜX" kelimelerinde yer ... ilk harflerden oluşturulduğunu ve markanın kısaltması olduğunu, müvekkiline ait markanın ... bir marka olduğunu, ... markaların koruma alanı diğer markalara kıyasla daha geniş olacağının «iltibas» değerlendirmesinde ürün ve «ortalama tüketicinin» dikkate alınmadığını, AKBAR ibaresi markaların birbirinin devamı olduğu izlenimi uyandırdığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemişt …
-
İtirazın iptali | Teminat mektubu bedeli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4490 E. 2024/1365 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı · teminat mektubu komisyonu · haklılık durumu · teminat mektubu tazmini · nakit alacak · depo talebi · komisyon alacağı · tazmin talebi
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında geçerli biçimde kurulan kredi ve «kefalet sözleşmesi» ile davalıların 30.12.2017 tarihinde «temerrüde» düştüğü, sözleşmenin «temerrüt faizi» başlıklı 7.8.3 maddesinde temerrüt tarihinden itibaren uygulanacak temerrüt faiz oranının bankanın aynı tür krediler ve hesaplar için belirlediği en yüksek faiz oranının % 50 fazlası olacağının belirtildiği, banka alacağının büyük bir kısmı KMH kredisi olduğu, KMH kredilerinde uygulanacak «azami faiz oranlarının» Merkez Bankasınca belirlendiği, bu ilkeler bazında yapılan hesaplama sonucu davacı bankanın takip tarihi itibariyle 79.268,31 TL «asıl alacak», 5.915,28 TL temerrüt faizi, 295,76 TL BSMV alacağı bulunduğu, «teminat mektubu komisyonları» ile ilgili olarak takip tarihi itibariyle bankanın «komisyon alacağının» 9.065,69 TL asıl alacak, 914,07 TL temerrüt faizi, 45,75 TL BSMV olmak üzere toplam 10.025,46 TL olduğu, deposu talep edilen teminat mektupları ile ilgili olarak; davalı lehine düzenlenmiş 2.000.000,00 TL ve 600.000,00 TL bedelli iki adet teminat mektubu olduğu, 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektubunun muhatabının talebi üzerine davadan sonra 30.11.2018 tarihinde nakde çevrilerek bedelinin ödendiği, 600.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun 30.04.2019 «vade» tarihli olduğu, vadesi dolan ve «yenilendiğine» dair delil sunulmayan teminat mektubu yönünden banka riski ortadan kalktığından bu mektuba ilişkin davacının «depo talebinin» konusuz kaldığı, itirazın iptali davalarında «haklılık durumu» takip tarihine göre belirlendiği, takip tarihi itibariyle «kefil» olan davalılardan teminat mektubu bedelinin depo edilmesi talep edilemeyeceği gibi takipten sonra dava sırasında dava konusu «teminat mektubunun tazmin» edilerek nakde dönüştürüldüğünden takip ve «itirazın iptali davası» bakımından kefillerin sorumluluğunu doğurmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasında «nakit alacak» yönünden 88.334,00 TL asıl alacak, 917,02 TL «işlemiş faiz», 45,85 TL BSMV olmak üzere toplam 89.296,87 TL üzerinden davalıların itirazının iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %28,08 temerrüt faizi ve faize %5 BSMV uygulanmasına, itirazın iptaline karar verilen 89.296,87 TL'nin %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline, davacıya ödenmesine, kefillere yönelik tazmin ve depo talebinin reddine, 600.000,00 TL bedelli teminat mektubu bedelinin depo edilmesi talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davadan sonra nakde dönüşen teminat mektup bedeli olan 2.000.000,00 TL'nin davalı Seç Yapı'dan tahsiline, alacağa 30.11.2018 tarihinden itibaren %28,08 temerrüt f …
… epleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kısmen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mektup bedelinin birinin «depo» edilmesi talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» yönelik kararının hatalı olduğunu, «teminat mektubunun» akıbetinin, mektubun muhattabı kuruma yazılacak müzekkere ile belirlenebilmesi mümkün olmasına rağmen mahkemece bu husus araştırılmadan hüküm kurulduğunu, banka açısından riski ortadan kalktığı iddia edilen «teminat mektubunun tazmin talebinin» 26.04.2019 tarihinde müvekkili bankaya ulaştığını ve mektubun 08.05.2019 tarihinden nakde dönüştürüldüğünü, işleme ilişkin banka kayıtlarının sunulduğunu, ilgili kurum olan İstanbul Valiliğine yazı yazılarak mektubun akıbetinin öğrenilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesince itirazlarına rağmen ek rapor alınmadan «eksik inceleme» ile karar verdiğini, müvekkili bankanın asıl alacağının 88.334,00 TL değil 106.«257»,38 TL olduğunu, bilirkişinin hesaplama yaparken TCMB'nin belirlediği sistemi kullandığını, ancak yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince «ticari nitelikteki» «genel kredi sözleşmelerinde» faizin ve alacak hesabının nasıl uygulanacağının belirlendiği ve tarafların bu belirleme ve dolayısıyla sözleşme ile bağlı olacağı hüküm altına alındığını belirter …
… esinin nakdi alacağa ilişkin kurduğu hükmün yerinde olduğunu, gayri nakdi alacaklara ilişkin olarak ise ödenen mektup bedellerinin asıl borçludan tanzimi gerektiği, «depo talebine» yönelik davalı «kefiller» yönünden itirazın iptali davalarında haklılık durumunun takip tarihine göre belirleneceği, takip tarihi itibariyle kefil olan davalılardan «teminat mektubu» bedelinin depo edilmesi talep edilemeyeceği gibi takipten sonra dava sırasında dava konusu «teminat mektubunun tazmin» edilerek nakde dönüştürüldüğünden bu takip ve «itirazın iptali davası» bakımından kefillerin sorumluluğunu doğurmayacağı, bu nedenle nakde dönüşen teminat mektubu yönünden asıl borçlu dışındaki davalılar yönünden sorumluluk oluşmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüe, Ankara 2.
İcra Müdürlüğü'nün 2018/4177 sayılı takip dosyasında «nakit alacak» yönünden 88.334,00 TL «asıl alacak», 917,02 TL «işlemiş faiz», 45,85 TL BSMV olmak üzere toplam 89.296,87 TL üzerinden davalıların itirazının iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %28,08 «temerrüt faizi» ve faize %5 BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, 89.296,87 TL'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline, davacıya ödenmesine, «kefiller» ..., ..., ... ve ...'a yönelik tazmin ve «depo talebinin» reddine, davadan sonra nakde dönüşen 2.000.000,00 TL bedelli «teminat mektubu» yönünden itirazın iptali ile 2.000.000,00 TL'nin tazmin tarihi olan 30.11.2018 tarihinden itibaren %28,08 faiz ve %5 BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, da …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5749 E. , 2024/2338 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1290 Esas, 2022/871 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/204 E., 2020/3 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirketin 2003/38044 ve 2016/87123 sayılı "seç" ve "SEÇ MARKET" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "SEÇ-TART RESTAURANT" ibaresini marka olarak tescil ettirmek için diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2017/57374 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili Şirkete ait itiraza mesnet markalarla dava konusu başvuru arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, müvekkili markalarının asli unsurunu oluşturan "seç" ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığını, marka kapsamları arasında da benzerlik olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek YİDK'in 2019-M-1080 sayılı kararın iptalini, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının, dava konusu başvuru kapsamındaki 35 inci sınıf hizmetler yönünden oluştuğu, davacının itirazına mesnet markaların tanınmış olduklarının ispat edilemediği, bu nedenle 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin 5 nci maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2019-M-1080 sayılı kararının 35 inci sınıf yönünden iptaline, 2017/57374 sayılı markanın 35 inci sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvurunun kapsamında kalan 43 üncü sınıf hizmetlerin de müvekkili markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle benzer olduklarını, müvekkili markalarının tanınmış olduklarını ve bu nedenle de başvurunun tümden reddinin gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, markaların belirtilen yönlerden farklı olduklarını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde açılması gerektiğini, yine davalı müvekkiline yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, müvekkilinin başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın yetkili Mahkemede görüldüğü, davalı ...'e dava dilekçesinin tebliğinin usulüne uygun olduğu, "Seç-Tart Restaurant" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "Seç" asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 35 nci sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacının itirazına mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "Seç" ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, bunun dışında başvuruda yer alan ibarelerin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, başvuru kapsamında yer alan 43 üncü sınıf hizmetlerle, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzer olmadıkları, davacı markalarının tanınmış olduğunun da dosya kapsamı ile ispat edilemediği, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının somut olayda bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
2.Davalı ... vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
3.Davalı ... vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğüne ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124728000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz