YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5261 E. 2024/1595 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tekel hakkı↗ müktesep hak↗ münhasırlık↗ kötü niyet↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temsil↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/303 E., 2016/450 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013/108623 sayılı "BİL FEN LİSESİ BİL COLLEGE 1995" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruya davalı şirket tarafından "BİLFEN" ibareli markalara dayalı olarak itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan itiraz kabul edilerek başvurularının reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin "bil" ibaresi üzerinde hak sahibi olduğunu, eğitim alanında uzun zamandan beri bu ibareyi kullandığını, öte yandan müvekkili başvurusu ile redde mesnet markaların bütünsel olarak benzer olmadığını, bu nedenlerle Kurum tarafından verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2015/M-6307 sayılı kararının iptaline ve marka başvurusunun müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı Kurum vekili dava dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2- Diğer davalı şirket vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait birçok okulun bulunduğunu, bu okulların prestij sahibi olduğunu, davacı başvurusunun müvekkilinin markalarına iltibas yaratacak derecede benzer bulunduğunu, davacının da müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, dava konusu başvurunun tescilinin, müvekkilinin markalarından haksız yarar sağlayacağını ve müvekkilinin markalarını sulandıracağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası koşullarının somut olayda 2013/108623 sayılı başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler açısından mevcut olduğu, kötü niyetin ispatlanamadığı, bu nedenlerle YİDK’in 2015/M-6307 sayılı kararının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin "bil" adı altında yoğun bir çalışma ve faaliyet sürdürdüğünü, bu ibarenin müvekkilinin yıllardan bu yana yapmış olduğu çalışmalar sonunda marka olduğunu, "bil" seri markalarının 01/05/09/16/35/37/38/40/41/42/43/44/45 sınıflara dahil mallar ve hizmetler için yasal sahibi olduğunu ve fiilen kullandığını, müvekkili markası ile davalı markasında kullanılan "bil" kelimesinin, eğitim ve öğretim faaliyetlerinde oldukça yaygın bir şekilde kullanıldığını, tek başına ayırt edici özelliğinin bulunmadığını, ayrıca markanın asıl unsuru da olmadığını, taraf markalarında "bil" kelimesi ortak olmakla birlikte, müvekkili başvurusunun münhasıran bu ibareden oluşmadığını, davalı markasının "bilfen" şeklinde bir bütün olup, kelime bütünü içinde bil ve fen kelimelerinin eşit büyüklükte ve biçimde yazılmasının, "bil" ibaresinin münhasıran ön plana çıkmasına engel olduğunu, "bil" kelimesinin 16 ve 41 inci sınıflar bakımından yaygın şekilde kullanılan çağrımsal etkisi yüksek bir kelime niteliğinde bulunduğunu, bu sebeple "bil" ibaresini içeren markalar kıyaslanırken, marka işaretlerinin bütünündeki imaj ve vurguya bakmak gerektiğini, müvekkilin başvuru markası ile davalının markalarının benzerlik içermediğini, tarafların logolarının da birbirinden tamamen farklı olduğunu, davalının markalarının belli bir ölçüde bilinir veya tanınmış olmasının da varılan bu sonucu değiştirmeyeceğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı,"BİL FEN LİSESİ BİL COLLEGE 1995+şekil" ibareli başvuru ile redde mesnet "BİLFEN" asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuruda, redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "BİL FEN" ibarelerinin aynen kullanıldıkları, bu ibarelerin ayrı ayrı yazılmalarının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, her ne kadar davacı tarafça "BİL" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu ileri sürülmüş ise de, redde mesnet markaları oluşturan "BİL FEN" ibarelerinin, dava konusu başvuruda aynen kullanılmaları karşısında bu iddianın yerinde bulunmadığı, yine davacının başvuru konusu marka yönünden kendisine müktesep hak sağlayan bir markası olmadığı gibi davacının söz konusu ibareyi fiilen kullanmasının da, davacıya başvurunun tescili imkânı vermeyeceği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrarla bunlara ek olarak müvekkilinin 2013/108600 sayılı "BİL ANAOKULU 1995", 2013/108593 sayılı "BİL İLKOKULU 1995", 2013/ 108612 sayılı "BİL ANADOLU LİSESİ 1995" markalarının da sahibi olduğunu, dava konusu başvurunun da davalı markasına yanaşma kastıyla değil Milli Eğitim Bakanlığının belirlediği lise çeşidini ifade etmesi için tescil ettirmek istediklerini, aksi kabulün "fen" kelimesi üzerinde davalının tekel hakkı sahibi olduğu anlamına geleceğini, tüketici kitlesinin eğitim almak isteyen dikkatli inceleme yapan ebeveynler olduğu gözetildiğinde iltibas ihtimalinin olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının temsilini istediği marka ile redde mesnet markanın iltibasa sebep olabilecek derecede benzer olup olmadıkları ve dolayısıyla YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesi.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının tescilini istediği marka ile redde mesnet markanın iltibasa sebep olabilecek derecede benzer olup olmadıkları ve dolayısıyla YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacının müktesep hak oluşturduğunu iddia ettiği markasının TÜRKPATENT nezdinde ileri sürülmemiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13943 E. 2014/19917 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz karardaCEVAP 1-Davalı Kurum vekili dava dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
… avalı şirket vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait birçok okulun bulunduğunu, bu okulların prestij sahibi olduğunu, davacı başvurusunun müvekkilinin markalarına «iltibas» yaratacak derecede benzer bulunduğunu, davacının da müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, dava konusu başvurunun tescilinin, müvekkilinin markalarında …
… bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuruda, redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "BİL FEN" ibarelerinin aynen kullanıldıkları, bu ibarelerin ayrı ayrı yazılmalarının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, her ne kadar davacı tarafça "BİL" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu ileri sürülmüş ise de, redde mesnet markaları oluşturan "BİL FEN" ibarelerinin, dava konusu başvuruda aynen kullanılmaları karşısında bu iddianın yerinde bulunmadığı, yine davacının başvuru konusu marka yönünden kendisine «müktesep hak» sağlayan bir markası olmadığı gibi davacının söz konusu ibareyi fiilen kullanmasının da, davacıya başvurunun tescili imkânı vermeyeceği gerekçesiyle başvurunun esa …
Benzer bu kararda… ibaresini kullandığı, davalının davacının tanınmış markasından yararlanmak niyetinde olduğu, davalının uzun yıllardır davacı ile aynı sektörde faaliyette bulunduğu, «basiretli tacir» sıfatıyla hareket etmek zorunluluğunun bulunduğu, tescil edildiği şekil dışında haksız kazanç sağlama amacı ile kullanımının «iltibasa» yol açtığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının davacının «ticaret unvanı» ve tescilli markasına vaki tecavüzünün tespitine ve durdurulmasına, "http:// bilfen.com.tr" alan adının terkinine, kullanımının önlenmesine, taleple bağlı kalınara …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kar kaybı · ba beyannamesi · haksız eylem · basiretli tacir · ticaret unvanı · kâr kaybı · tacir
Benzer bu kararda2- Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafın davalının «haksız eylemi» nedeniyle uğradığı «kar kaybı» hesabı yapılırken, davacı şirketin 2008-2009-2010-2011-2012 yıllarına ait kurumlar vergisi «beyannameleri» ve eklerindeki mizanlar nazara alınarak, anılan yıllara ait tüm kar kaybı hesaplanmış olup, mahkemece de davacının anılan yıllara ait tüm kar kaybından davalının s …
… ibaresini kullandığı, davalının davacının tanınmış markasından yararlanmak niyetinde olduğu, davalının uzun yıllardır davacı ile aynı sektörde faaliyette bulunduğu, «basiretli tacir» sıfatıyla hareket etmek zorunluluğunun bulunduğu, tescil edildiği şekil dışında haksız kazanç sağlama amacı ile kullanımının «iltibasa» yol açtığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının davacının «ticaret unvanı» ve tescilli markasına vaki tecavüzünün tespitine ve durdurulmasına, "http:// bilfen.com.tr" alan adının terkinine, kullanımının önlenmesine, taleple bağlı kalınara …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14753 E. 2012/21252 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · fesih · limited şirket · ek tasfiye · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, davalının «kabul beyanı» ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile davalı Özel OGS Fen Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «fesih» ve tasfiyesine ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Dava, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin olup limited şirketin fesih ve tasfiyesi davasında «husumetin» feshi ve tasfiyesi istenen şirkete karşı yöneltilmesi gerekir.
Böyle bir davada şirketin diğer ortaklarına «husumet» yöneltilemez.
İşbu davada da davalı şirkete «husumet» yöneltildiğine göre mahkemece diğer ortak aleyhine açılana davanın husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekirken, bu davalı aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yangın sigorta poliçesinden rücuen tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/497 E. 2010/6604 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:depo kararı · sigorta sözleşmesi · rücuen tazminat · yargılama gideri · yasal faiz · kusur · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… edeniyle %10 sorumlu olduğu, davalı şirketin çalışanlarının hatalı eylemi sonucu yangının meydana gelmesi nedeniyle bu davalının %50 sorumlu olduğu, sigortalının ve «deponun» malikinin ise depoda kullandıkları elektriği fen ve tekniğe uygun tesis ettirmediklerinden «kusurlarının» bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 114.000 YTL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, yangın «sigorta sözleşmesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, sigortalı «depoda» kullanılan elektriğin fen ve tekniğe uygun yapılıp yapılmadığının kontrol edilmeden poliçe düzenlendiği gerekçesiyle davacı ... şirketinin de meydana gelen zarardan %10 sorumluluğunun bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı ... şirketinin TTK’nın 1301. maddesine göre davayı açmış olması karşısında davacıya «kusur» verilmesi doğru değildir.
3- Davalı vekilinin «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» ilişkin temyiz itirazlarının bozma neden ve şekline göre şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15122 E. 2011/288 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı · eksik inceleme · temerrüt · kesin hüküm · e-defter
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, davalı kooperatife borç para verildiği iddia edilen dönemin davacının «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı döneme ilişkin olduğu gözönünde bulundurularak, borç olarak verildiği iddia olunan paranın kooperatif kasasına girip girmediği, bu konunun kooperatif genel kurullarında görüşülüp görüşülmediği ve hangi nedenle davacı tarafından kooperatife borç verildiği, alınan borca ilişkin o tarihte kooperatife bir alım yapılıp yapılmadığı, verildiği iddia edilen borcun gerçek olup olmadığı, davalı kooperatifin borç almasına gerek bulunup bulunmadığı ve kooperatifin ortaklardan temin ettiği gelirler ile kayıt ve kasa belgeleri incelettirilerek borç olgusunun açıklığa kavuşturulmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, «eksik inceleme» ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı kooperatife 51.200 YTL borç para verdiği, ancak takipten önce davalının «temerrüde» düşürülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yaptığı itirazın 51.209 YTL yönünden iptaline, anılan bedel üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.
Dava, davalı kooperatife ödünç para verildiği iddiasına dayalı alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, ödünç verme iddiasının davacı tarafından «kesin» delillerle ispat edilmesi gerekmektedir.
Davacı taraf, iddiasının ispatı için davalı kooperatifin «defterlerinde» ve bilânçolarında alacaklı göründüğüne ilişkin kayıtlara dayanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5261 E. , 2024/1595 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/957 Esas, 2022/365 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2015/303 E., 2016/450 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013/108623 sayılı "BİL FEN LİSESİ BİL COLLEGE 1995" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruya davalı şirket tarafından "BİLFEN" ibareli markalara dayalı olarak itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan itiraz kabul edilerek başvurularının reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin "bil" ibaresi üzerinde hak sahibi olduğunu, eğitim alanında uzun zamandan beri bu ibareyi kullandığını, öte yandan müvekkili başvurusu ile redde mesnet markaların bütünsel olarak benzer olmadığını, bu nedenlerle Kurum tarafından verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2015/M-6307 sayılı kararının iptaline ve marka başvurusunun müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı Kurum vekili dava dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2- Diğer davalı şirket vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait birçok okulun bulunduğunu, bu okulların prestij sahibi olduğunu, davacı başvurusunun müvekkilinin markalarına iltibas yaratacak derecede benzer bulunduğunu, davacının da müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, dava konusu başvurunun tescilinin, müvekkilinin markalarından haksız yarar sağlayacağını ve müvekkilinin markalarını sulandıracağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası koşullarının somut olayda 2013/108623 sayılı başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler açısından mevcut olduğu, kötü niyetin ispatlanamadığı, bu nedenlerle YİDK’in 2015/M-6307 sayılı kararının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin "bil" adı altında yoğun bir çalışma ve faaliyet sürdürdüğünü, bu ibarenin müvekkilinin yıllardan bu yana yapmış olduğu çalışmalar sonunda marka olduğunu, "bil" seri markalarının 01/05/09/16/35/37/38/40/41/42/43/44/45 sınıflara dahil mallar ve hizmetler için yasal sahibi olduğunu ve fiilen kullandığını, müvekkili markası ile davalı markasında kullanılan "bil" kelimesinin, eğitim ve öğretim faaliyetlerinde oldukça yaygın bir şekilde kullanıldığını, tek başına ayırt edici özelliğinin bulunmadığını, ayrıca markanın asıl unsuru da olmadığını, taraf markalarında "bil" kelimesi ortak olmakla birlikte, müvekkili başvurusunun münhasıran bu ibareden oluşmadığını, davalı markasının "bilfen" şeklinde bir bütün olup, kelime bütünü içinde bil ve fen kelimelerinin eşit büyüklükte ve biçimde yazılmasının, "bil" ibaresinin münhasıran ön plana çıkmasına engel olduğunu, "bil" kelimesinin 16 ve 41 inci sınıflar bakımından yaygın şekilde kullanılan çağrımsal etkisi yüksek bir kelime niteliğinde bulunduğunu, bu sebeple "bil" ibaresini içeren markalar kıyaslanırken, marka işaretlerinin bütünündeki imaj ve vurguya bakmak gerektiğini, müvekkilin başvuru markası ile davalının markalarının benzerlik içermediğini, tarafların logolarının da birbirinden tamamen farklı olduğunu, davalının markalarının belli bir ölçüde bilinir veya tanınmış olmasının da varılan bu sonucu değiştirmeyeceğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı,"BİL FEN LİSESİ BİL COLLEGE 1995+şekil" ibareli başvuru ile redde mesnet "BİLFEN" asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuruda, redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "BİL FEN" ibarelerinin aynen kullanıldıkları, bu ibarelerin ayrı ayrı yazılmalarının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, her ne kadar davacı tarafça "BİL" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu ileri sürülmüş ise de, redde mesnet markaları oluşturan "BİL FEN" ibarelerinin, dava konusu başvuruda aynen kullanılmaları karşısında bu iddianın yerinde bulunmadığı, yine davacının başvuru konusu marka yönünden kendisine müktesep hak sağlayan bir markası olmadığı gibi davacının söz konusu ibareyi fiilen kullanmasının da, davacıya başvurunun tescili imkânı vermeyeceği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrarla bunlara ek olarak müvekkilinin 2013/108600 sayılı "BİL ANAOKULU 1995", 2013/108593 sayılı "BİL İLKOKULU 1995", 2013/ 108612 sayılı "BİL ANADOLU LİSESİ 1995" markalarının da sahibi olduğunu, dava konusu başvurunun da davalı markasına yanaşma kastıyla değil Milli Eğitim Bakanlığının belirlediği lise çeşidini ifade etmesi için tescil ettirmek istediklerini, aksi kabulün "fen" kelimesi üzerinde davalının tekel hakkı sahibi olduğu anlamına geleceğini, tüketici kitlesinin eğitim almak isteyen dikkatli inceleme yapan ebeveynler olduğu gözetildiğinde iltibas ihtimalinin olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının temsilini istediği marka ile redde mesnet markanın iltibasa sebep olabilecek derecede benzer olup olmadıkları ve dolayısıyla YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesi.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının tescilini istediği marka ile redde mesnet markanın iltibasa sebep olabilecek derecede benzer olup olmadıkları ve dolayısıyla YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacının müktesep hak oluşturduğunu iddia ettiği markasının TÜRKPATENT nezdinde ileri sürülmemiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124387200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz