Oylar eşit çıkıp nisap oluşmadığında yetki verme kararı yok hükmündedir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/106 E. 2024/8390 K. · · İlk derece: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Yönetim kurulu üyesine 395/396 kapsamında yetki verilmesine ilişkin oylamada olumlu ve olumsuz oylar eşit çıkıp yeterli karar nisabı oluşmadığında karar yok hükmündedir. Faaliyet raporu okunup müzakere edilse de bir karar alınmamışsa, iptale konu edilebilecek bir karar bulunmadığından iptalinden söz edilemez. Geçmiş yıl zararlarını karşılamak amacıyla karların sermayeye eklenip kâr dağıtılmaması şirket lehine olup iptal edilemez. Yöneticilerin kötü yönetim iddiası sorumluluk davasının konusu olup tek başına genel kurul seçim kararının iptalini gerektirmez.
Ele alınan sorunlar
395/396 yetki verme kararında oyların eşitliği nedeniyle nisap oluşmaması → kabul
İddia: Davacılar, yönetim kurulu üyesine 395 ve 396 ncı maddeler kapsamında yetki verilmesine ilişkin oylamada oydan yoksun kişilerin oy kullandığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesi, yetki verilen yönetim kurulu üyesinin oy kullanamayacağı gerekçesiyle kararı yoklukla malul saymışsa da bu gerekçe doğru değildir; ancak izin lehine kullanılan 9.500 olumlu oy ile davacıların 9.500 ret oyu eşit olduğundan yeterli karar nisabı oluşmamış ve karar bu nedenle yok hükmündedir. Sonuç (yokluk) yerinde olmakla birlikte gerekçesi yerinde olmadığından bu husus eleştirilerek karar onanmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Faaliyet raporunun okunup karar alınmaması nedeniyle iptalinin mümkün olmaması → ret
İddia: Davacılar, faaliyet raporunun ilgili yönetmeliğe aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Gündemin ilgili maddesinde faaliyet raporu okunup müzakere edilmiş ancak bir karar alınmamıştır; alınmış bir karar bulunmadığına göre bu maddenin iptalinden de söz edilemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Geçmiş yıl zararları karşısında kâr payı dağıtılmaması kararının iptali → ret
İddia: Davacılar, şirketin kâr etmesine rağmen kârın kötüniyetli olarak, azınlığı cezalandırmak amacıyla dağıtılmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bilirkişi tespitlerine göre şirketin 2015-2016 yıllarındaki toplam zararı yaklaşık 31,7 milyon TL iken 2017-2018 yıllarında kâr elde etmeye başladığı; şirketin mali durumu dikkate alındığında 2017-2018 karlarının geçmiş yıl zararlarını karşılar mahiyette sermayeye eklenmesi ve kâr dağıtılmaması şirket lehine olduğundan iptal koşulları oluşmamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Kötü yönetim iddiasına dayalı yönetim kurulu seçim kararının iptali → ret
İddia: Davacılar, seçilen yönetim kurulu üyelerinin şirketi kötü yöneterek zarara uğrattığını ve seçimlerinin şirkete zarar vereceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Yönetim kuruluna seçilen ortakların sermayenin %90'ına tekabül ettiği; kötü yönetim ve şirketi zarara uğratma iddialarının sorumluluk davasının konusu olduğu ve sırf bu iddialarla genel kurulun seçim kararının iptalinin gerekmediği gözetildiğinde kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Oyların eşitliğiyle nisap oluşmayan yetki kararının yokluğu ve karar alınmayan gündem maddesinin iptal edilemeyeceği yönündeki holdingler emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
oydan yoksunluk↗ karar nisabı↗ yokluk↗ kâr dağıtımı↗ geçmiş yıl zararları↗ yönetim kurulu seçimi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/106 E. , 2024/8390 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/518 Esas, 2023/1751 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/165 E., 2021/191 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin şirketin toplam payının her birinin %5'i oranında paydaşı olduklarını, %80 payın ...'na, %10 payın ise ...'a ait olduğunu, davalı şirketin 22.08.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına müvekkili ...'nun temsilcisi aracılığıyla, müvekkili ...'nun ise bizzat katıldığını, toplantıda alınan genel kurul kararlarından 3, 5, 6, 7 ve 9 uncu maddelerine olumsuz oy verip muhalefetlerini her maddede ayrı ayrı ve ayrıca 10 uncu maddede toplu şekilde olmak üzere tutanağa yazdırdıklarını, dava konusu ettikleri 3, 5, 6, 7 ve 9 uncu madde kararlarının kanuna, şirket esas sözleşmesine ve dürüstlük kurallarına aykırı olup iptali gerektiğini, davalı şirket tarafından hazırlanan yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunda yönetmeliğin 7 nci maddesine aykırı olarak yönetmelikte belirtilen hiçbir bilgiye yer verilmediğini, bu nedenle faaliyet raporunun kabulüne ilişkin kararın iptali gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacağını, 2017-2018 yılında tüm ortakların yönetim kurulu üyesi olduğu davalı şirkette hukuken geçerli bir ibra kararı verilemeyeceği gözetilmeden yönetim kurulu üyesi ...
ve ...'un ibrasına karar verilmesinin, ayrıca müvekkilleri hakkında da ibra oylaması yapılmasının kanuna aykırı olduğunu, ...'nun ibrasında, kendisi hariç diğerlerinin oy kullanabileceği düşünülse bile eşit çıkan oylar sebebiyle ibra edilmemiş kabul edilmesi gerektiğini, tutanağın 6 ncı maddesinde şirketin kar etmesine rağmen karın kötüniyetli olarak dağıtılmamasına karar verilmesinin pay sahibi olmanın temel gayesine aykırılık teşkil edip dürüstlük kurallarına da aykırı olduğunu, karın dağıtılmaması yönünde olumlu oy kullanan çoğunluk pay sahiplerinin makul bir gerekçe ileri sürmediklerini, keyfi davranmak suretiyle azınlık payına sahip ortaklara karşı adil ve dürüst davranma sorumluluklarını yerine getirmediklerini, müvekkilleri ile diğer ortaklar arasında yargıya taşınmış olan çok sayıda dava bulunduğunu, diğer ortakların tek amacının müvekkillerini cezalandırmak olduğunu, çoğunluk ortaklarının yönetimi elinde bulundurmaları nedeni ile şirket üzerinden gelir elde etmeye devam ettiklerini, amaçlarının şirket menfaatini korumak olmadığını, şirkete zarar verici işlemlerde bulunan ...'nun yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesinin hem şirkete hem müvekkillerine zarar verici nitelikte olduğunu, ortaklık işletmesinde hayvan sayısını azaltan hakim ortağın ayrıca, kalifiye personel de çalıştırmaması nedeni ile ortaklığın zararının her geçen gün artmasına neden olduğunu, müvekkillerinin uyarısına rağmen sonuç alınamadığını, kötü yönetim nedeni ile gelirlerin azalıp giderlerin yüksek kalmaya devam ettiğini, bu nedenle hakim ortak ...'nun yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesinin hem şirkete hem müvekkillerine zarar vermeye devam edeceğini, kararın bu nedenle iptali gerektiğini, yönetim kurulu üyesi olarak seçilen ...'na 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddelerinde sayılan işlemler için yetki verildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddeleri kapsamında yetki verilmesi hususunun oylanırken 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesindeki oy yoksunluğu halinin uygulanması gerektiğini, ancak oylamada ...'nun kendisinin de oy kullandığını, oy yoksunluğu nedeni ile kararın reddedildiği sonucunun ortaya çıktığını, ayrıca ...
ile ...' nun yaklaşık yirmi yıldır evlilik dışı ilişki yaşadıklarını ve iki çocukları bulunduğunu, resmi bir evlilikmiş gibi yaşadıkları dikkate alındığında ...'un da 9 uncu maddede ...'na anılan yetkilerin verilmesi hususunda oy kullanmasının açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğunu bildirerek, 22.08.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısı kararlarından 3, 5, 6, 7 ve 9 uncu maddelerin kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve objektif iyiniyet kuralına aykırılık teşkil etmeleri sebebiyle iptaline ve yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; faaliyet raporunun ilgili yönetmelik esaslarına uygun olarak hazırlanarak toplantıda okunduğu oylama ile kabul edildiğini, davacıların muhalefet şerhini şekil şartlarına yönelik olarak değil mali konuların görüşülmemesi nedenine dayalı olarak sunduklarını, ibra konusunda davacıların bir gerekçe göstermeden ret oyu kullandıklarını, yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait ibra oylamalarında oy kullanmadıklarını, üyelerin ibrasının toplu olarak değil ayrı ayrı oylandığını, yönetim kurulu üyelerinin hiçbir şekilde oy kullanamayacağının kabulü halinde ibranın mümkün olmayacağını, bütün ortakların yönetim kurulu üyesi olması nedeni ile kendilerinden başka hesap verecekleri bir organ ve pay sahibinin de bulunmadığını, kar payı dağıtımı konusunda davacıların yalnız kararın içeriğine itiraz ettiklerini, şirketin faal bir şirket olup iştigal alanı nedeni ile sürekli nakite ihtiyacı olduğunu, son yıllarda artan maliyetler dolayısıyla aynı alanda çalışan bir çok şirketin iflas ettiğini, bu nedenle karın dağıtılmayarak şirket sermayesine eklenmesinin zorunlu bulunduğunu, bunun yanında 2017 yılından önceki yıllara ait olağan genel kurul toplantılarında kar payı dağıtılmaması yönünde davacıların oy kullandıklarını, ayrıca kar payının davacıların hisseleri oranında sermayeye eklenmiş olması sebebi ile kazanımlarının korunduğunu, davacıların kendilerinin cezalandırılmaları amacıyla kar payı dağıtılmadığına ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğu gibi ...'nun şirketi zarar ettirdiğine ilişkin iddialarının kar payı dağıtılmadığına ilişkin iddialarıyla çeliştiğini, ...'nun %80 hisseye sahip olması nedeni ile şirketi zarara uğratması halinde en çok etkilenecek kişinin kendisi olduğunu, şirketin ürünlerinin market ve kasap reyonlarında aranan marka olup değerinin katlandığını, davacıların tüm engellemelerine rağmen şirketin ticari faaliyetlerinin devamını sağladığını, 6102 sayılı Kanun'un 395 inci hükmü uyarınca verilen yetkinin şahsa değil şirket adına yönetim kuruluna verilmiş bir işlem yapma yetkisi olduğunu, bu nedenle oy yoksunluğu halleri ile ilgili bulunmadığını, davacıların ...'nun öz çocukları olup kendileri için oy yoksunluğundan söz edilebileceğini, ortak ...'un oy yoksunluğundan söz edilmesinin mümkün olmadığını, davacıların genel kurul kararlarının geri bırakılması talebinin şirket yönetimi üzerinde baskı kurmaya yönelik olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacılar ile davalı dışı ... ve ...'un, davalı şirketin ortakları oldukları, davacıların %5 er dava dışı ...'nun %80 ve dava dışı ...'un %10 hisse ile davalı şirkette pay sahibi bulundukları, bütün ortakların yönetim kurulu üyesi oldukları, davalı şirketin davaya konu 22.08.2019 tarihli genel kurul toplantısında gündemde yer alan 3, 5, 6, 7 ve 9 nolu maddelerine davacıların muhalefet şerhi koyup bu hususu tutanağa geçirttikleri, eldeki davayı da bir aylık hak düşürücü süre içinde açtıkları, dolayısıyla iptal davasının yasal süre içinde açıldığı, şirket ortaklarının tamamının aynı zamanda yönetim kurulu üyeleri olmaları nedeniyle birbirlerinin ibrasında oy kullanmaları mümkün bulunmadığından alınan ibra ve ibra edilmemeye ilişkin gündemin beşinci maddesine ilişkin kararın yoklukla malul olduğu dikkate alınarak davacı tarafın kararın iptalini talep etmesi nedeniyle taleple bağlılık ilkesi gereği ibraya ilişkin kararın iptalinin gerektiği, altıncı gündem maddesinde kar dağıtılmamasına ilişkin oy çokluğu ile karar alındığı, bilirkişilerin davalı şirkete ait defter ve kayıtlar üzerinde yaptıkları geçmiş yıllardan genel kurul toplantısına konu yıllara kadar olan kar, zarar ve şirketin mali durumuna göre kar dağıtılmaması yönünde alınan genel kurul kararının Kanun ve ana sözleşmeye aykırı olmadığı gibi dürüstlük kuralına da aykırılık taşımaması nedeniyle iptali için yasal ve haklı bir neden bulunmadığı, gündemin yedinci maddesi ile alınan ve yönetim kuruluna üç yıllığına ...
ve ...'un seçilmesine ilişkin genel kurul kararında usul ve yasaya aykırı bir oylama yapılmadığı gibi yönetim kurulu üyesi olarak seçilenlerin dava dilekçesinde dile getirilen şirketi kötü yöneterek zarara uğrattıkları iddiası konusunda davacıların ilgili mahkemede sorumluluk davası yoluna gidebilmelerinin mümkün olması ile birlikte yönetim kurulu üyesi seçilmeleri ile birlikte şirketi zarara uğratacaklarına ilişkin davacı taraf iddiasının genel kurul kararının iptali için haklı, yeterli ve yasal bir neden olmadığı, gündemin dokuzuncu maddesinin yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddeleri uyarınca şirket ile işlem ve yapma ve rekabet izni verilmesine ilişkin olup davacıların 9.500 ret oyuna karşılık ortaklar ve yönetim kurulu üyeleri ...
ve ...'un 85.500 kabul oyu ile karar alındığı, 6102 sayılı Kanun'un 436 (1) maddesinde pay sahibinin kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu veya hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamayacaklarına ilişkin düzenleme karşısında her ne kadar davacı tarafça olumlu oy kullanan ... ve ...'un resmi nikah olmadan birlikte evli gibi yaşadıkları ve beraberliklerinden iki çocuklarının olduğu, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 436 (1) maddesi kapsamında oy kullanamayacakları iddia edilmiş ise de maddedeki yakınlık ilişkilerinin sınırlı olarak sayıldığı ve Türk Medeni Kanunu'ndaki düzenlemelerde geçen eş tabirinin resmi nikahı olanları kapsadığı göz önüne tutulduğunda resmi nikahı olmayan birlikteliklerdeki tarafların eş olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, buna göre 6102 sayılı Kanun'un 436 (1) maddesinde düzenlenen eşi tabirinden yalnız resmi nikahı olanların anlaşılması gerektiği birlikte değerlendirildiğinde somut olayda ...
ve ...'un birlikte yaşamaları ve ortak çocuklarının bulunması Türk Medeni Kanunu' ve 6102 sayılı Kanun'un 436 (1) maddesi hükmü çerçevesinde resmi nikahlarının bulunmamasına bağlı olarak birbirleri açısından eş sıfatında kabul edilmelerinin mümkün bulunmaması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 436 (1) maddesi kapsamında yasaklılığı gerektiren hukuki durumlarının var olmadığı, buna göre davacıların davalı ...'nun öz kızları olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 436 (1) maddesi uyarınca gündemin dokuzuncu maddesi ile alınan kararda yasaklı olup oy kullanamayacakları, bu durumda ...'un ... için kullandığı 9.500 olumlu oyu nedeniyle ...'na izin verilmesine ilişkin kararın bu miktar oyla geçerli olduğu, diğer yandan ...
yönünden davacıların 9.500 toplam ret oyuna karşılık ...'nun ... için kullandığı 85.500 olumlu oyu ile alınan izin kararının geçerli olduğu ve her iki yönetim kurulu yönünden verilen izin kararında yeterli karar nisabının sağlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile gündemin beşinci maddesi ile alınan ibra kararının iptaline, diğer dava konusu kararların kanun, şirket ana sözleşmesi ve dürüstlük kurallarına aykırı bulunmaması nedeniyle iptali isteminin reddine ile davalı şirketin davaya konu 22.08.2019 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı gündeminin 3, 6, 7 ve 9 uncu maddeleri ile alınan kararların iptali isteminin reddine, davalı ...'nin davaya konu 22.08.2019 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı gündeminin 5 inci maddesi ile alınan yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın iptaline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu genel kurul toplantı tutanağının 5 inci maddesinde yönetim kurulu üyeleri aynı zamanda şirketin ortakları bulunan davacılar ile dava dışı ... ve ...'un oyları ile yönetim kurulu üyeleri olan Hanif ve Dilek'in ibarısna davacıların ibra edilmemesine karar verilmiş ise de yönetim kurulu üyeleri olan herkes kendi ibralarında oy kullanamayacakları gibi diğer yönetim kurulu üyelerinin de ibrasında oy kullanamayacağı bu sebeple, ibra ve ibra edilmeme kararı hukuken yokluk yaptırımına tabi olduğu, yine aynı genel kurulun 9 uncu maddesinde yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddeleri gereğince yetki verilmesinde ... ve ... olumlu oy kullandığı, davacıların olumsuz oy kullanarak anılan maddeye muhalefet şerhlerini geçirtmişler ise de bu maddenin oy çokluğuyla kabul edildiği, oysa kendisine verilen izinler yönünden yönetim kurulu ...
oy kullanamayacağından, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince oydan yoksun olmasına rağmen, anılan kararın alınmasında oy kullandığı, bu nedenle bu kararın da yoklukla malul olduğu nazara alınmaksızın hüküm tesisinin doğru olmadığından davacılar vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazları yerinde görülerek, hükmün kamu düzenine ilişkin nedenlerden ötürü resen kaldırılmasına, gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, faaliyet raporunun genel kurulun 3 üncü maddesinin okunduğu ve müzakere edildiği ancak alınan bir karar bulunmadığı, dava konusu genel kurul toplantısında alınmış bir karar bulunmadığına göre, gündemin 3 üncü maddesinin mahkemece iptalinden de söz edilemeyeceğinden gündemin 3 üncü maddesine ilişkin davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile verilen ilk derece mahkemesi kararı hatalı olduğu, davacılar vekilinin bu maddeye ilişkin istinaf başvurusu haklı bulunduğundan kararın anılan yönden kaldırılmasına, Genel kurulun 6 numaralı kararı, şirket ortaklarına kar payı dağıtılmamasına ilişkin olduğu, davalı tarafça kar payı dağıtmama gerekçesi, şirketin geçmiş yıllardaki zararı olarak gösterildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şirketin 2015 yılı zararının 15.600.719,97 TL, 2016 yılı olağan dışı gider ve zararının 16.101.963,86 TL, buna karşın şirketin 2017 yılında 573.436,94 TL, 2018 yılında ise 1.098.324,88 TL kar elde etmeye başladığı, şirketin 2015 - 2016 yıllarındaki zararlarının toplam olarak 31.702.683,83 TL mertebesinde olduğu toplam hususları tespit edildiği, şirketin mali durumunun dikkate alındığında, 2017-2018 yılları karlarının geçmiş yıl zararlarını karşılar mahiyette sermayeye eklenmesine ve kar dağıtımı yapılmaması hususunun şirket lehine olacağı, bu nedenle zararın karşılanması amacıyla kar dağıtılmamasına ilişkin iptal koşullarını yerinde görmeyen ilk derece mahkemesinin gerekçesinde bir isabetsizlik görülmediği, davaya konu genel kurulun 7 nci maddesi yönünden yapılan istinaf incelemesinde ise;
söz konusu madde ile yönetim kuruluna 3 yıllığına ... ve ...'un seçildiği, yönetim kuruluna seçilen şirket ortaklarının sermayelerinin, şirketin toplam sermayesinin %90 ına tekabül ettiği ve davacılarca ileri sürülen şirketin kötü yönetileceğine ilişkin iddianın da sırf bu nedenle genel kurul kararının iptalini gerektirmeyeceği, davacılar, yönetim kurulunca kötü bir yönetim sergilenmesi ve şirketin kasten kötü yönetilerek zarara uğratılması durumunda sorumluluk davası açılabileceğinden kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı bir durum bulunmadığından, davacılar vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının da yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıların ortağı olduğu davalı şirketin, 22.08.2019 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 5, 6, 7 ve 9. maddeleri ile alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 395, 396 ve 436, 445, 446, 447 ncı maddeleri
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre ve özellikle genel kurulun 9 uncu maddesinde yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddeleri gereğince yetki verilmesi hususunda ... ve ... ’un olumlu oy kullandığı, davacıların ise bu karara olumsuz oy kullandıkları, davacıların 9.500 ret oyuna karşılık ...
ve ...'un 85.500 kabul oyu ile kararın alındığı, Bölge Adliye Mahkemesince, ...’na verilen izinler yönünden, yönetim kurulu başkanı ...'nun oylamaya katılmaması gerektiğinden bahisle kararın yoklukla malul olduğu değerlendirmesinin doğru olmadığı, ancak ...'un kullandığı 9.500 olumlu oyu ile davacıların kullandığı 9.500 ret oyu eşit olduğundan, kararın bu nedenle yokluğu yerinde olmakla birlikte, yokluk gerekçesi yerinde olmadığından bu husus eleştirilmekle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1118413500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz