Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4530 E. 2024/9332 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sır saklama yükümlülüğü↗ rekabet etmeme yasağı↗ üretim sırları↗ çalışma özgürlüğü↗ ticari sır↗ saklama yükümlülüğü↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ rekabet yasağı↗ hakkın kötüye kullanılması↗ ba formu↗ ara karar↗ basiretli tacir↗ denetime elverişlilik↗ satım sözleşmesi↗ oy yasağı↗ muvafakat↗ bilirkişi incelemesi↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ tacir↗ haksız rekabet↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin alüminyum tozu üretiminde hammadde tedariki, atıkların kaynağında ayrılması, balyalanması, sevkiyatı, bedelinin tespiti, tedarik sürecinin sağlıklı ve verimli çalışması için organizasyon gibi "ticari sır" oluşturan ve yıllarca süren bir dizi çalışmasının olduğunu, davalı ...'ın da yıllarca müvekkili şirkette yüksek standartlarda çalıştırıldığını, bu süreçte kendisine çeşitli eğitimler aldırıldığını, projede görev aldığını ve bu nedenle de üretim ve iş sırları ile ticari sırları öğrendiğini, davalının müvekkili şirkette çalıştığı sırada diğer davalı ... ile işyeri dışında sürekli olarak müvekkili şirkete ait işi yapmak üzere görüştüklerinin anlaşıldığını, davalının 2014 yılında davacı şirketten ayrıldığını ve ... ile ... Geri Kazanım Endüstri Makina ve San. Tic. Ltd. Şti.'ni ortak olarak kurduklarını, davalıların bu süreçte haksız rekabet oluşturan ve etik olmayan davranışlarda bulunmaya başladıklarını ve bu şekilde müvekkili şirket ile haksız rekabete girdiklerini ileri sürerek davalıların davacı şirkete karşı haksız rekabetinin saptanmasına, haksız rekabetin önlenmesine, haksız rekabetin ref'i'ne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin faaliyete başlamasında hiçbir usulsüzlük veyahut hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı şirkette son iki yıl fabrika müdürlüğü görevinde bulunan müvekkili ...’ın, şirket yetkilisi ...'un mobbing niteliğindeki davranışlarıyla psikolojik olarak rahatsızlanarak tedavi gördüğünü, aldığı raporun bitim tarihi olan 04.01.2014 tarihinde sebepsiz olarak işten çıkarıldığını, müvekkiline baskı ile bir kısım belgeler imzalatıldığını, müvekkili ...’nin 15 yılı aşkın bir süre geri dönüşüm alanında kendi firması ile folyolu atıkların ticaretini ve tedarikçiliğini yaptığını, ambalaj atıklarından aluminyum tozu üretiminin 1975 yılında Japonya’daki bir firma tarafından yapılarak patentinin alındığını, daha sonra Rus firmalarının patent aldığını, halihazırda birçok ülkede bu işlemin yapıldığını, atıkların kaynağında ayrıştırılmasının sır olmadığını, davacı tarafın 2008/06071 no’lu patentinin incelemesiz olduğu ve süresinin bittiğini, müvekkili şirketin 2014/08187 no’lu patent başvurusunun kabul edildiğini, herkesin bu işi yapabildiğini, eldeki davanın tamamen ticari kaygılar ve kişisel çıkarlar doğrultusunda ikame edidiğini, müvekkillerin haksız rekabet olarak nitelendirilecek hiçbir fiilinin bulunmamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak davalı şirkete ait 2014/08187 numaralı patent başvurusunun, 2001 ve 2010 tarihli Amerikan patentleri sebebiyle buluş basamağı niteliğini haiz olmadığından bahisle reddedildiği, bu nedenle davacı yanın, anılan patentin kendi patentinin aynısı olduğundan reddedildiği yönündeki beyanlarına itibar edilmediği, ayrıca davacının 24.04.2014 tarihli 2014/04676 tarihli patentinin, davalının 04.01.2013 tarihinde işten ayrıldığı dikkate alındığında, davalı işten ayrıldıktan sonra alınan patent olduğu, davalının işten ayrıldığı tarihte davacının geçerli bir patentinin bulunmadığı, bu nedenle haksız rekabet oluşturmayacağı, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine, davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri ...'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı taahhüt aldıklarını, davalının rekabet etmeme yasağına aykırı davrandığı iddia edilmiş ise de söz konusu 04.01.2013 tarihli belge ile davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin sır saklama yükümlülüğünde olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazının rekabet etmeme anlaşması olmadığı, teşekkür ve uyarı yazısı olduğu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere somut olayda taraflar arasında akdedilmiş bir “rekabet yasağı sözleşmesi'' bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından davalılardan Yakup’a makine ve aksamlarının şartsız satılıp teslim edildiğine ilişkin 10.06.2014 tarihli sözleşme bulunduğu ve bu sözleşme ile herhangi bir kısıt getirilmediği, davacı tarafın tek taraflı olarak sözleşmeyle aynı tarihli fiyat formu belgesinde "plastik geri dönüşümü için ihtiyaç duyduğunuz kırma makinesi " ibaresi bulunsa da bu hususun sözleşmede yer almadığı, fiyat formunu davacının tek yanlı olarak hazırladığı, sözleşme hükmü niteliğinde bulunmadığı, davalının bu işyerinden ayrıldıktan sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren davalı şirkete ortak olduğu, davalının bildiği bir işi yapmasının Anayasa ile güvence altına alınan çalışma özgürlüğünün doğal sonucu olduğu, taraflar arasında rekabet etmemeye ilişkin bir sözleşme olmadığı gibi davacı tarafın davalı ...'a makine satmasının sonucu olarak aynı iş kolunda çalışacağını öngörmesi gerektiği, davalının çalıştığı işkolunda hangi firmaların iş yaptığını bilmemesi mümkün olmadığı gibi bu bilgilere ulaşmasının da zor olmayacağı, davacı firmanın zararına faaliyet göstermesinin düşünülemeyeceği, davalının faaliyetlerinin davacı ile haksız rekabete yol açtığına dair dosyada kanıtlayıcı delil bulunmadığı, ayrıca bozma öncesi alınan bilirkişi raporu ile son bilirkişi raporlarında, davalı şirket ile davacı şirketini üretim sistemlerinin benzer olduğu tespit edildiği gibi farkılıklar bulunduğu belirtilmesine rağmen sistemlerin birbirinden farklı olmadığı şeklinde rapor düzenlendiği, nitekim 04.07.2019 tarihli ve son bilirkişi raporunda sistemlerin farklılıkları tek tek tespit edildiği, bu nedenle raporların kendi içinde çelişkili olduğu itibar edilmediği, 02.06.2022 tarihli 3. bilirkişi raporunda, üretim sistemin farklılıklarının bulunduğu ve tek tek tespit edildiği, bozma ilamı gereği patent vekilinin de bilirkişi heyetinde yer aldığı dikkate alınarak bu rapora itibar edildiği, ayrıca davacının davalı ...'a makine satarak, davalı işçisi Yakup ile rekabet etmeme anlaşması düzenlenmeyerek, davalının bu iş kolunda çalışarak bilgi birikim edindiği dolayısıyla bu alanda çalışabileceğini öngörmesi gerektiği, tacir olan davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olduğu, basiretli işadamı gibi hareket etmenin, “bugünün ve istikbalin piyasa durumunu tacirin işlemi yaptığı sırada göz önünde tutması” tarif edildiği, benzer başka bir tarife göre de, basiretli hareket etmenin, “bugünün ve geleceğin koşullarını gerçek ve ölçülü bir şekilde değerlendirebilmek" şeklinde tanımlandığı, davacının haksız rekabet iddiasının basiretli bir tacir gibi hareket etmek şeklindeki yükümlülüğünü ihlal ettiği ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ve sonuçlarının ortadan kaldırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü v.d maddeleri
3. Değerlendirme
1.Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında, davacı şirket kurucusu ve yetkilisi ...’ye ait 2008/6071 sayılı ve 2008/1007 sayılı usul patentlerinin yıllık ücretleri ödenmediğinden geçersiz hale geldiği ve geçersiz olan patentin üçüncü kişilerce kullanılmasının haksız rekabet oluşturmayacağı belirtildikten sonra bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacı sisteminin sona eren ve dolayısıyla umuma ait olan patentlerin uygulaması, davalı sisteminin de hem başvurusunu yaptığı kendi patentinin hem de sona ermesi nedeniyle herkesçe serbeste kullanılacak hale gelen davacı kurucusunun patentlerinin uygulaması olup olmadığının ve taraf sistemlerindeki benzerliklerin tekniğin gerektirdiği zorunluluklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiği ifade edilmiş, bunun yanında, davacının 10.06.2014 tarihli “Makine Techizat Satım Sözleşmesi” ile kısım makine teçhizatları kullanmak üzere davalılardan Yakup’a satıp teslim ettiği, bu makinelerin davalı tarafça kullanılması yönünden bir şart konulmadığına göre, makine ve teçhizatının davacı tarafından davalılardan Yakup’a satılıp teslim edilmesi ve sözleşmede de kullanılacağının belirtilmesinin davacının aynı işi yapması yönünden davalıya muvafakat niteliğinde olup olmadığının da tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
2.Mahkemece bozmaya uyularak 2 ayrı heyetten bilirkişi raporu alınmış, ilk olarak alınan 30.05.2022 tarihli raporda, taraf sistemlerinin sona eren ve dolayısıyla umuma ait olan patentlerin uygulaması olup olmadığı ve 10.06.2014 tarihli sözleşmeye bozma ilamında belirtildiği şekilde bir anlam verilip verilemeyeceği hususlarında bir değerlendirme yapılmamış, taraf sistemlerinin benzer olup olmadığı ve benzerliklerin teknik bir zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda ise her iki taraf sisteminin de harcı alem olduğu, bunun yanında sistemler arasında belirgin ve somut farklıklar bulunduğu, var olan benzerliklerin teknik zorunluluklardan kaynaklandığı mütala edilmiştir.
3.İlk raporun taraflara tebliğinden sonra Mahkemece, 07.09.2022 tarihinde yapılan celsenin 1 numaralı ara kararıyla, 30.05.2022 tarihli raporun denetime elverişli olmadığı açıkça belirtilerek yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli ve tarafların itirazlarına cevap veren bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. 22.06.2023 tarihli ikinci raporda, taraf sistemlerinin sona eren ve dolayısıyla umuma ait olan patentlerin uygulaması olup olmadığı hususuna Yargıtay denetimine açık bir cevap verilmemekle birlikte taraf sistemlerinin benzer olduğu, davalı sisteminin davacı sisteminden intihalle oluşturulduğu ve 10.06.2014 tarihli sözleşmeye, bu sözleşme kapsamında satılan mallar itibariyle bozma ilamında belirtildiği şekilde bir anlam verilemeyeceği mütala edilmiş, Mahkemece, 30.05.2022 tarihli birinci bilirkişi raporunun benimsendiği belirtilerek yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
4.Yapılan açıklamalardan açıkça anlaşılacağı üzere bozmadan sonra alınan her iki raporda da, taraf sistemlerinin sona eren ve dolayısıyla umuma ait olan patentlerin uygulaması olup olmadığı hususunda denetime açık bir değerlendirme bulunmamakta olup bu hale göre bozma gereğinin yerine getirildiği söylenemez. Bunun yanında, raporlar arasında, taraf sistemlerinin benzer olup olmadığı, benzerse bunun tekniğin gerektirdiği zorunluluklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda ciddi çelişki bulunmaktadır. Mahkemece, çözümü teknik ve özel bilgi gerektiren bu hususta bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verilmiştir. Ayrıca, ilk raporda, 10.06.2014 tarihli sözleşmeye bozma ilamında belirtildiği şekilde bir anlam verilip verilemeyeceği tartışılmamış olup ikinci raporda, sözleşmeye, bozma ilamında belirtildiği gibi bir anlam verilemeyeceği mütala edilmiştir. Mahkemece, 10.06.2014 tarihli sözleşmenin, davalıya aynı işi yapması konusunda muvafakat verildiği anlamına geldiği kabul edilmiş ise de hangi teknik verilere dayalı olarak bu sonuca ulaşıldığı belirtilmediği gibi ikinci bilirkişi raporundaki aksi yöndeki görüşe hangi nedenlerle itibar edilmediği de açıklanmamıştır.
5.Bu itibarla, Mahkemece, çözümü teknik ve özel bilgi gerektiren hususlarda bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin ve uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2113 E. 2021/4613 K.
Ortak:sır saklama yükümlülüğü · ticari sır · saklama yükümlülüğü · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · hakkın kötüye kullanılması · satım sözleşmesi · oy yasağı
İncelediğiniz kararda… dikkate alındığında, davalı işten ayrıldıktan sonra alınan patent olduğu, davalının işten ayrıldığı tarihte davacının geçerli bir patentinin bulunmadığı, bu nedenle «haksız rekabet» oluşturmayacağı, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine, davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri ...'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı «taahhüt» aldıklarını, davalının «rekabet etmeme yasağına» aykırı davrandığı iddia edilmiş ise de söz konusu 04.01.2013 tarihli belge ile davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin «sır saklama yükümlülüğünde» olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazının rekabet etmeme anlaşması olmadığı, teşekkür ve uyarı yazısı olduğu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere somut olayda taraflar arasında akdedilmiş bir “«rekabet yasağı sözleşmesi»'' bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından davalılardan Yakup’a makine ve aksamlarının şartsız satılıp «teslim» edildiğine ilişkin 10.06.2014 tarihli sözleşme bulunduğu ve bu sözleşme ile herhangi bir kısıt getirilmediği, davacı tarafın tek taraflı olarak sözleşmeyle aynı tarihli fiyat «formu» belgesinde "plastik geri dönüşümü için ihtiyaç duyduğunuz kırma makinesi " ibaresi bulunsa da bu hususun sözleşmede yer almadığı, fiyat formunu davacının tek yanlı olarak hazırladığı, sözleşme hükmü niteliğinde bulunmadığı, davalının bu işyerinden ayrıldıktan sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren davalı şirkete ortak olduğu, davalının bildiği bir işi yapmasının Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma özgürlüğünün» doğal sonucu olduğu, taraflar arasında rekabet etmemeye ilişkin bir sözleşme olmadığı gibi davacı tarafın davalı ...'a makine satmasının sonucu olarak aynı iş kolunda çalışacağını öngörmesi gerektiği, davalının çalıştığı işkolunda hangi firmaların iş yaptığını bilmemesi mümkün olmadığı gibi bu bilgilere ulaşmasının da zor olmayacağı, davacı firmanın zararına faaliyet göstermesinin düşünülemeyeceği, davalının faaliyetlerinin davacı ile haksız rekabete yol açtığına dair dosyada kanıtlayıcı delil bulunmadığı, ayrıca bozma öncesi alınan bilirkişi raporu ile «son» bilirkişi raporlarında, davalı şirket ile davacı şirketini üretim sistemlerinin benzer olduğu tespit edildiği gibi farkılıklar bulunduğu belirtilmesine rağmen sistemlerin birbirinden farklı olmadığı şeklinde rapor düzenlendiği, nitekim 04.07.2019 tarihli ve son bilirkişi raporunda sistemlerin farklılıkları tek tek tespit edildiği, bu nedenle raporların kendi içinde çelişkili olduğu itibar edilmediği, 02.06.2022 tarihli 3. bilirkişi raporunda, üretim sistemin farklılıklarının bulunduğu ve tek tek tespit edildiği, bozma ilamı gereği patent vekilinin de bilirkişi heyetinde yer aldığı dikkate alınarak bu rapora itibar edildiği, ayrıca davacının davalı ...'a makine satarak, davalı işçisi Yakup ile rekabet etmeme anlaşması düzenlenmeyerek, davalının bu iş kolunda çalışarak bilgi birikim edindiği dolayısıyla bu alanda çalışabileceğini öngörmesi gerektiği, «tacir» olan davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olduğu, basiretli işadamı gibi hareket etmenin, “bugünün ve istikbalin piyasa durumunu tacirin işlemi yaptığı sırada göz önünde tutması” tarif edildiği, benzer başka bir tarife göre de, basiretli hareket etmenin, “bugünün ve geleceğin koşullarını gerçek ve ölçülü bir şekilde değerlendirebilmek" şeklinde tanımlandığı, davacının haksız rekabet iddiasının basiretli bir tacir gibi hareket etmek şeklindeki yükümlülüğünü ihlal ettiği ve «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… mmadde tedariki, atıkların kaynağında ayrılması, balyalanması, sevkiyatı, bedelinin tespiti, tedarik sürecinin sağlıklı ve verimli çalışması için organizasyon gibi "«ticari sır»" oluşturan ve yıllarca süren bir dizi çalışmasının olduğunu, davalı ...'ın da yıllarca müvekkili şirkette yüksek standartlarda çalıştırıldığını, bu süreçte kendisi …
Benzer bu kararda… almak için başvurusunu yaptığı özgün yönteme ait ticari sırları diğer davalılardan ... ile paylaşıp işten ayrıldığı ve sonrada diğer davalı şirketi birlikte kurup, «know-how»’da oluşturan davacının ticari sırlarını kullanarak tedarikçilerden ham madde temin edip aynı ürünü aynı sistemle üretip, aynı müşterilere sattıkları ve böylece «haksız rekabette» bulundukları ileri sürülmüş; davalılar ise, davacının teknolojisi ile üretim yöntemlerini ve ticari sırlarını kullanmadıkları gibi haksız elde edilen ticari sırrında söz konusu olmadığını, iddia edilen bilgilere internetten ulaşılmasının mümkün olduğunu, ayrıca tedarikçilerin ve müşterilerin ilgili dernekten öğrenilmesinin de mümkün olduğunu, söz konusu sistemin daha önce Japonya ve Rusya da kullanıldığını ve dolayısıyla harcı alem olduğunu, faaliyetleri kapsamında 2014/8187 sayılı patent başvurularının bulunduğunu ve dolayısıyla teknoloji ve yöntemlerinin farklı olduğunu, sistemdeki benzerliklerin tekniğin gerektirdiği zorunluluktan kaynaklandığını, konuya ilişkin davacı şirket kurucusu ...’a ait 2008/ 6071 ve 1007 nolu patentlerin ise koruma sürelerinin dolduğunu, sırların ifşa edilmediğini, ortada «rekabet yasağı sözleşmesi», şartı ve «taahhüdünün» bulunmadığını, ayrıca davacının üretimle ilgili bir kısım makine ve aksamlarını şartsız olarak davalılardan ...’a satıp 10.06.2014’de «teslim» ettiğini, faaliyetlerinin TPMK’ya başvurusunu yaptıkları patente uygun yürütüldüğünü, davacının rekabet ortamından duyduğu rahatsızlık nedeniyle dava açtığını iler …
Hal böyle olmakla birlikte davacı ile davalı ... arasında «rekabet yasağı sözleşmesi» de yapılmadığı halde, yanılgılı değerlendirme ile söz konusu yazının davalı ... tarafından verilen rekabet yasağı ve sır saklama «taahhüdü» olarak kabul edilmesi de doğru olmamıştır.
Şti’nin davalılar Abdullah Kararhan Darende (350 pay) ve ... (150 pay) tarafından birlikte kurdukları, ...'nin şirketi münferiden «temsile» yetkili olduğu, davalı ...'ın davacı firmada uzun yıllar çalıştığı, zamanla yükselerek fiili olarak «şirket müdürlüğü» görevi yaptığı, davacı şirketin üretim aşamasındaki tüm sırlara vakıf olduğu, şirket kurucusu ...'tan sonra en yetkili çalışan olduğu, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine , davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri Mehmet Küçükakın'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı «taahhüt» aldıklarını, böyle bir durumun oluşması halinde kendilerininde sorumlu olacağı hususunda uyarıda bulunulduğunun dinlenen «tanık beyanı» ile anlaşıldığı, davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin «sır saklama yükümlülüğünde» olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazıyı imzaladığı, davacı firmanın kendine özgü bir yöntem geliştirerek, yapılan üretimi verimli hale getirdiği, uygulanan yöntemin kendine özgü nitelikte bulunduğu, ve başka bir örneğinin bulunmadığı, davalılardan ...'ın «şirket müdürü» olduğu dönemde bu üretim yöntemini ve davacı şirketin ticari faaliyette bulunduğu firmaları öğrendiği, diğer davalı ...'nin, davacı şirkette kullanılan üretim yöntemleri ve ticari bilgileri hakkında, davalı ... vasıtası ile bilgi sahibi olduğu, davacı şirket yetkilisi ve mali müşaviri tarafından davalı şirketi kurmadan önce kendisinin uyarıldığı, buna rağmen davalı ... ile birlikte davalı firmayı kurarak davacı firmanın geliştirdiği üretim yöntemini kullanmak ve davacı firmanın ticari bilgilerinden faydalanmak suretiyle «haksız rekabet» niteliğinde faaliyette bulunduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalıların davacı şirketin toz aleminyüm elde etmek üzere geliştirdiği sistem …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:know-how · sadakat yükümlülüğü · ihbar tazminatı · eksik araştırma · tanık beyanı · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · ihbar
Benzer bu karardaŞti’nin davalılar Abdullah Kararhan Darende (350 pay) ve ... (150 pay) tarafından birlikte kurdukları, ...'nin şirketi münferiden «temsile» yetkili olduğu, davalı ...'ın davacı firmada uzun yıllar çalıştığı, zamanla yükselerek fiili olarak «şirket müdürlüğü» görevi yaptığı, davacı şirketin üretim aşamasındaki tüm sırlara vakıf olduğu, şirket kurucusu ...'tan sonra en yetkili çalışan olduğu, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine , davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri Mehmet Küçükakın'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı «taahhüt» aldıklarını, böyle bir durumun oluşması halinde kendilerininde sorumlu olacağı hususunda uyarıda bulunulduğunun dinlenen «tanık beyanı» ile anlaşıldığı, davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin «sır saklama yükümlülüğünde» olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazıyı imzaladığı, davacı firmanın kendine özgü bir yöntem geliştirerek, yapılan üretimi verimli hale getirdiği, uygulanan yöntemin kendine özgü nitelikte bulunduğu, ve başka bir örneğinin bulunmadığı, davalılardan ...'ın «şirket müdürü» olduğu dönemde bu üretim yöntemini ve davacı şirketin ticari faaliyette bulunduğu firmaları öğrendiği, diğer davalı ...'nin, davacı şirkette kullanılan üretim yöntemleri ve ticari bilgileri hakkında, davalı ... vasıtası ile bilgi sahibi olduğu, davacı şirket yetkilisi ve mali müşaviri tarafından davalı şirketi kurmadan önce kendisinin uyarıldığı, buna rağmen davalı ... ile birlikte davalı firmayı kurarak davacı firmanın geliştirdiği üretim yöntemini kullanmak ve davacı firmanın ticari bilgilerinden faydalanmak suretiyle «haksız rekabet» niteliğinde faaliyette bulunduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalıların davacı şirketin toz aleminyüm elde etmek üzere geliştirdiği sistem …
İşin ve işyerinin gereği olarak yasal tüm haklarınız saklı tutularak ve kıdem ve «ihbar tazminatınız» ödenmek üzere iş akdiniz 04.01.2013 tarihi itibariyle feshedilmiştir.
… almak için başvurusunu yaptığı özgün yönteme ait ticari sırları diğer davalılardan ... ile paylaşıp işten ayrıldığı ve sonrada diğer davalı şirketi birlikte kurup, «know-how»’da oluşturan davacının ticari sırlarını kullanarak tedarikçilerden ham madde temin edip aynı ürünü aynı sistemle üretip, aynı müşterilere sattıkları ve böylece «haksız rekabette» bulundukları ileri sürülmüş; davalılar ise, davacının teknolojisi ile üretim yöntemlerini ve ticari sırlarını kullanmadıkları gibi haksız elde edilen ticari sırrında söz konusu olmadığını, iddia edilen bilgilere internetten ulaşılmasının mümkün olduğunu, ayrıca tedarikçilerin ve müşterilerin ilgili dernekten öğrenilmesinin de mümkün olduğunu, söz konusu sistemin daha önce Japonya ve Rusya da kullanıldığını ve dolayısıyla harcı alem olduğunu, faaliyetleri kapsamında 2014/8187 sayılı patent başvurularının bulunduğunu ve dolayısıyla teknoloji ve yöntemlerinin farklı olduğunu, sistemdeki benzerliklerin tekniğin gerektirdiği zorunluluktan kaynaklandığını, konuya ilişkin davacı şirket kurucusu ...’a ait 2008/ 6071 ve 1007 nolu patentlerin ise koruma sürelerinin dolduğunu, sırların ifşa edilmediğini, ortada «rekabet yasağı sözleşmesi», şartı ve «taahhüdünün» bulunmadığını, ayrıca davacının üretimle ilgili bir kısım makine ve aksamlarını şartsız olarak davalılardan ...’a satıp 10.06.2014’de «teslim» ettiğini, faaliyetlerinin TPMK’ya başvurusunu yaptıkları patente uygun yürütüldüğünü, davacının rekabet ortamından duyduğu rahatsızlık nedeniyle dava açtığını iler …
Ayrıca, çalışanın özen ve «sadakat yükümlülüğünü» düzenleyen TBK m.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/420 E. 2022/4380 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz kararda… dikkate alındığında, davalı işten ayrıldıktan sonra alınan patent olduğu, davalının işten ayrıldığı tarihte davacının geçerli bir patentinin bulunmadığı, bu nedenle «haksız rekabet» oluşturmayacağı, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine, davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri ...'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı «taahhüt» aldıklarını, davalının «rekabet etmeme yasağına» aykırı davrandığı iddia edilmiş ise de söz konusu 04.01.2013 tarihli belge ile davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin «sır saklama yükümlülüğünde» olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazının rekabet etmeme anlaşması olmadığı, teşekkür ve uyarı yazısı olduğu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere somut olayda taraflar arasında akdedilmiş bir “«rekabet yasağı sözleşmesi»'' bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından davalılardan Yakup’a makine ve aksamlarının şartsız satılıp «teslim» edildiğine ilişkin 10.06.2014 tarihli sözleşme bulunduğu ve bu sözleşme ile herhangi bir kısıt getirilmediği, davacı tarafın tek taraflı olarak sözleşmeyle aynı tarihli fiyat «formu» belgesinde "plastik geri dönüşümü için ihtiyaç duyduğunuz kırma makinesi " ibaresi bulunsa da bu hususun sözleşmede yer almadığı, fiyat formunu davacının tek yanlı olarak hazırladığı, sözleşme hükmü niteliğinde bulunmadığı, davalının bu işyerinden ayrıldıktan sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren davalı şirkete ortak olduğu, davalının bildiği bir işi yapmasının Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma özgürlüğünün» doğal sonucu olduğu, taraflar arasında rekabet etmemeye ilişkin bir sözleşme olmadığı gibi davacı tarafın davalı ...'a makine satmasının sonucu olarak aynı iş kolunda çalışacağını öngörmesi gerektiği, davalının çalıştığı işkolunda hangi firmaların iş yaptığını bilmemesi mümkün olmadığı gibi bu bilgilere ulaşmasının da zor olmayacağı, davacı firmanın zararına faaliyet göstermesinin düşünülemeyeceği, davalının faaliyetlerinin davacı ile haksız rekabete yol açtığına dair dosyada kanıtlayıcı delil bulunmadığı, ayrıca bozma öncesi alınan bilirkişi raporu ile «son» bilirkişi raporlarında, davalı şirket ile davacı şirketini üretim sistemlerinin benzer olduğu tespit edildiği gibi farkılıklar bulunduğu belirtilmesine rağmen sistemlerin birbirinden farklı olmadığı şeklinde rapor düzenlendiği, nitekim 04.07.2019 tarihli ve son bilirkişi raporunda sistemlerin farklılıkları tek tek tespit edildiği, bu nedenle raporların kendi içinde çelişkili olduğu itibar edilmediği, 02.06.2022 tarihli 3. bilirkişi raporunda, üretim sistemin farklılıklarının bulunduğu ve tek tek tespit edildiği, bozma ilamı gereği patent vekilinin de bilirkişi heyetinde yer aldığı dikkate alınarak bu rapora itibar edildiği, ayrıca davacının davalı ...'a makine satarak, davalı işçisi Yakup ile rekabet etmeme anlaşması düzenlenmeyerek, davalının bu iş kolunda çalışarak bilgi birikim edindiği dolayısıyla bu alanda çalışabileceğini öngörmesi gerektiği, «tacir» olan davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olduğu, basiretli işadamı gibi hareket etmenin, “bugünün ve istikbalin piyasa durumunu tacirin işlemi yaptığı sırada göz önünde tutması” tarif edildiği, benzer başka bir tarife göre de, basiretli hareket etmenin, “bugünün ve geleceğin koşullarını gerçek ve ölçülü bir şekilde değerlendirebilmek" şeklinde tanımlandığı, davacının haksız rekabet iddiasının basiretli bir tacir gibi hareket etmek şeklindeki yükümlülüğünü ihlal ettiği ve «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… ilen Dairemiz bozma ilamında, davacı şirket kurucusu ve yetkilisi ...’ye ait 2008/6071 sayılı ve 2008/1007 sayılı usul patentlerinin yıllık ücretleri ödenmediğinden «geçersiz» hale geldiği ve geçersiz olan patentin üçüncü kişilerce kullanılmasının «haksız rekabet» oluşturmayacağı belirtildikten sonra «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacı sisteminin sona eren ve dolayısıyla umuma ait olan patentlerin uygulaması, davalı sisteminin de hem başvurusunu yaptığı kendi patentinin hem de sona ermesi nedeniyle herkesçe serbeste kullanılacak hale gelen davacı kurucusunun patentlerinin uygulaması olup olmadığının ve taraf sistemlerindeki benzerliklerin tekniğin gerektirdiği zorunluluklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiği ifade edilmiş, bunun yanında, davacının 10.06.2014 tarihli “Makine Techizat Satım Sözleşmesi” ile kısım makine teçhizatları kullanmak üzere davalılardan Yakup’a satıp «teslim» ettiği, bu makinelerin davalı tarafça kullanılması yönünden bir şart konulmadığına göre, makine ve teçhizatının davacı tarafından davalılardan Yakup’a satılıp teslim edilmesi ve sözleşmede de kullanılacağının belirtilmesinin davacının aynı işi yapması yönünden davalıya «muvafakat» niteliğinde olup olmadığının da tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, taraflar arasında geçerli bir «rekabet yasağı sözleşmesi» bulunduğu, davalı tarafın davacı şirketten ayrıldıktan sonra bir yıllık süre dolmadan benzer bir iş kolunda çalışmak suretiyle rekabet yasağını ihlal ettiği, taraflar arasındaki 25/02/2010 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin sonradan doldurulan işten çıkış tarihinin sözleşmenin geçerliliğine olumlu veya «olumsuz» bir etkisinin bulunmadığı ancak sözleşmenin sonradan doldurulan ceza miktarına ilişkin bölümünün davalı tarafça onanmadığından sözleşmeyi kısmen «geçersiz» kılacağı, yani davalı taraf rekabet yasağını ihlal etmekle «rekabet etmeme yükümlülüğüne» aykırı davrandığı ancak bir ceza sorumluluğu üstlenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yükümlülüğü · olumsuz oy
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, taraflar arasında geçerli bir «rekabet yasağı sözleşmesi» bulunduğu, davalı tarafın davacı şirketten ayrıldıktan sonra bir yıllık süre dolmadan benzer bir iş kolunda çalışmak suretiyle rekabet yasağını ihlal ettiği, taraflar arasındaki 25/02/2010 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin sonradan doldurulan işten çıkış tarihinin sözleşmenin geçerliliğine olumlu veya «olumsuz» bir etkisinin bulunmadığı ancak sözleşmenin sonradan doldurulan ceza miktarına ilişkin bölümünün davalı tarafça onanmadığından sözleşmeyi kısmen «geçersiz» kılacağı, yani davalı taraf rekabet yasağını ihlal etmekle «rekabet etmeme yükümlülüğüne» aykırı davrandığı ancak bir ceza sorumluluğu üstlenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2828 E. 2024/5387 K.
Ortak:sır saklama yükümlülüğü · rekabet etmeme yasağı · çalışma özgürlüğü · saklama yükümlülüğü · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · denetime elverişlilik · oy yasağı
İncelediğiniz kararda… dikkate alındığında, davalı işten ayrıldıktan sonra alınan patent olduğu, davalının işten ayrıldığı tarihte davacının geçerli bir patentinin bulunmadığı, bu nedenle «haksız rekabet» oluşturmayacağı, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine, davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri ...'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı «taahhüt» aldıklarını, davalının «rekabet etmeme yasağına» aykırı davrandığı iddia edilmiş ise de söz konusu 04.01.2013 tarihli belge ile davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin «sır saklama yükümlülüğünde» olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazının rekabet etmeme anlaşması olmadığı, teşekkür ve uyarı yazısı olduğu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere somut olayda taraflar arasında akdedilmiş bir “«rekabet yasağı sözleşmesi»'' bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından davalılardan Yakup’a makine ve aksamlarının şartsız satılıp «teslim» edildiğine ilişkin 10.06.2014 tarihli sözleşme bulunduğu ve bu sözleşme ile herhangi bir kısıt getirilmediği, davacı tarafın tek taraflı olarak sözleşmeyle aynı tarihli fiyat «formu» belgesinde "plastik geri dönüşümü için ihtiyaç duyduğunuz kırma makinesi " ibaresi bulunsa da bu hususun sözleşmede yer almadığı, fiyat formunu davacının tek yanlı olarak hazırladığı, sözleşme hükmü niteliğinde bulunmadığı, davalının bu işyerinden ayrıldıktan sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren davalı şirkete ortak olduğu, davalının bildiği bir işi yapmasının Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma özgürlüğünün» doğal sonucu olduğu, taraflar arasında rekabet etmemeye ilişkin bir sözleşme olmadığı gibi davacı tarafın davalı ...'a makine satmasının sonucu olarak aynı iş kolunda çalışacağını öngörmesi gerektiği, davalının çalıştığı işkolunda hangi firmaların iş yaptığını bilmemesi mümkün olmadığı gibi bu bilgilere ulaşmasının da zor olmayacağı, davacı firmanın zararına faaliyet göstermesinin düşünülemeyeceği, davalının faaliyetlerinin davacı ile haksız rekabete yol açtığına dair dosyada kanıtlayıcı delil bulunmadığı, ayrıca bozma öncesi alınan bilirkişi raporu ile «son» bilirkişi raporlarında, davalı şirket ile davacı şirketini üretim sistemlerinin benzer olduğu tespit edildiği gibi farkılıklar bulunduğu belirtilmesine rağmen sistemlerin birbirinden farklı olmadığı şeklinde rapor düzenlendiği, nitekim 04.07.2019 tarihli ve son bilirkişi raporunda sistemlerin farklılıkları tek tek tespit edildiği, bu nedenle raporların kendi içinde çelişkili olduğu itibar edilmediği, 02.06.2022 tarihli 3. bilirkişi raporunda, üretim sistemin farklılıklarının bulunduğu ve tek tek tespit edildiği, bozma ilamı gereği patent vekilinin de bilirkişi heyetinde yer aldığı dikkate alınarak bu rapora itibar edildiği, ayrıca davacının davalı ...'a makine satarak, davalı işçisi Yakup ile rekabet etmeme anlaşması düzenlenmeyerek, davalının bu iş kolunda çalışarak bilgi birikim edindiği dolayısıyla bu alanda çalışabileceğini öngörmesi gerektiği, «tacir» olan davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olduğu, basiretli işadamı gibi hareket etmenin, “bugünün ve istikbalin piyasa durumunu tacirin işlemi yaptığı sırada göz önünde tutması” tarif edildiği, benzer başka bir tarife göre de, basiretli hareket etmenin, “bugünün ve geleceğin koşullarını gerçek ve ölçülü bir şekilde değerlendirebilmek" şeklinde tanımlandığı, davacının haksız rekabet iddiasının basiretli bir tacir gibi hareket etmek şeklindeki yükümlülüğünü ihlal ettiği ve «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3.İlk raporun taraflara tebliğinden sonra Mahkemece, 07.09.2022 tarihinde yapılan celsenin 1 numaralı «ara» kararıyla, 30.05.2022 tarihli raporun «denetime elverişli» olmadığı açıkça belirtilerek yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli ve tarafların itirazlarına cevap veren bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti.'yi kurarak müvekkilini zarara uğrattığını, davacının kimya sektöründe faaliyet gösterdiğini, büyük emek ve «masraflarla» yaptığı Ar-Ge çalışmaları sayesinde oluşturduğu formüllerle müşterileri ile iş yaptığını, davalı şirketin herhangi bir emek harcamaksızın, müvekkilinin çalışanının, şirketten aldığı formülleri kullanarak, müvekkili ile «haksız rekabete» giriştiğini, 16.09.2008 tarihinde kurulan diğer davalı şirket ile ticari faaliyete gizli ortak olarak başladığını, «rekabet yasağı» süresinin dolmasından sonra, 09.10.2013 günü davalı ...'in, eşi ... ile birlikte davalı şirketin resmi ortakları olduklarını, bu şekilde müvekkili şirketin reçeteleri ve «müşteri portföyü» kullanılarak davalı şirket üzerinden haksız kazanç elde edildiğini, davalı şirketin tüm çalışanlarının müvekkili şirketin eski çalışanları olduğunu, yapılan eylemlerin haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen iş sözleşmesinin 10 uncu maddesinde müvekkiline ait portföy ve teknik bilgilerin kullanılmayacağını «taahhüt» ettiğini, sözleşmenin 25 inci maddesinde işten ayrılmadan sonra 5 yıl içerisinde aynı sektörde faaliyette bulunamayacağının düzenlendiği, 28 inci maddesinde ise «sır saklama yükümlülüğüne» ve rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde 250.000,00 Euro «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiğinin kararlaştırıldığını, davalının «ticari defterlerinin incelenmesi» halinde müvekkilinin tedarikçilerine ve müşterilerine satış yapıldığının anlaşılacağını, müvekkili ile davalı arasında yapılan rekabet etmememe sözleşmesinin 6098 …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın davalı ... yönünden «rekabet etmeme yasağına» aykırılık kaynaklı «cezai şart» ve tazminat, diğer davalı bakımından «haksız rekabet» kaynaklı «tazminat davası» olduğunu, yerel mahkemece sadece iş sözleşmesindeki cezai şartın «geçersizliği» değerlendirilerek her iki talep açısından hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davada talep ve ispat olunan hususun iş akdinin feshinden sonra aynı iş kolunda çalışmama anlamına gelen rekabet etmeme yasağına ilişkin olmayıp davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki «kötüniyetli» eylemlerine de dair olduğunu, bu nedenle sadece bölgesel sınırın geçersizliği nedeniyle 10 uncu maddenin ve iş sözleşmesinin tümünün geçersiz olduğu kabul edilerek taleplerinin reddi kararının hatalı olduğunu, davalı ... yönünden açılan davada, iş sözleşmesindeki rekabet etmeme yasağının bölgesel sınırının olmamasının, rekabet etmeme yasağına ilişkin maddenin geçersiz sayılmasına sebep olamayacağını, davada müvekkilin personelinin ve «müşteri portföyünün» çalınmasına rağmen şirketlerin ürünlerinin içeriğinin birbirinden farklı olması sebebiyle haksız rekabetten söz edilemeyeceği yönünde hüküm kurulmasının da hatalı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 349 uncu maddesine göre, «rekabet yasağının» işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde sınırlandırılmasının geçerlilik koşulu olduğu, bahsi geçen sözleşmede öngörülen 5 yıllık uzunca yasak süresinin ve yasağın belli bir mahal ile sınırlandırılmış olmamasının hakkaniyete uygun olmadığı, bu durumda rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün 818 sayılı Kanun hükümleri uyarınca batıl sayılması gerektiği, bu nedenle davalı ...'den rekabet yasağı şartına aykırılık nedeniyle talep edilen «cezai şart» yönünden verilen kararda bir isabetsizliğin bulunmadığı, davalı Terra Silikon Ltd.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · ticari defter incelemesi · istifa · ticaret sicili tescili · hakkaniyet · cezai şart · tazminat davası · fesih
Benzer bu karardaŞti.'yi kurarak müvekkilini zarara uğrattığını, davacının kimya sektöründe faaliyet gösterdiğini, büyük emek ve «masraflarla» yaptığı Ar-Ge çalışmaları sayesinde oluşturduğu formüllerle müşterileri ile iş yaptığını, davalı şirketin herhangi bir emek harcamaksızın, müvekkilinin çalışanının, şirketten aldığı formülleri kullanarak, müvekkili ile «haksız rekabete» giriştiğini, 16.09.2008 tarihinde kurulan diğer davalı şirket ile ticari faaliyete gizli ortak olarak başladığını, «rekabet yasağı» süresinin dolmasından sonra, 09.10.2013 günü davalı ...'in, eşi ... ile birlikte davalı şirketin resmi ortakları olduklarını, bu şekilde müvekkili şirketin reçeteleri ve «müşteri portföyü» kullanılarak davalı şirket üzerinden haksız kazanç elde edildiğini, davalı şirketin tüm çalışanlarının müvekkili şirketin eski çalışanları olduğunu, yapılan eylemlerin haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen iş sözleşmesinin 10 uncu maddesinde müvekkiline ait portföy ve teknik bilgilerin kullanılmayacağını «taahhüt» ettiğini, sözleşmenin 25 inci maddesinde işten ayrılmadan sonra 5 yıl içerisinde aynı sektörde faaliyette bulunamayacağının düzenlendiği, 28 inci maddesinde ise «sır saklama yükümlülüğüne» ve rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde 250.000,00 Euro «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiğinin kararlaştırıldığını, davalının «ticari defterlerinin incelenmesi» halinde müvekkilinin tedarikçilerine ve müşterilerine satış yapıldığının anlaşılacağını, müvekkili ile davalı arasında yapılan rekabet etmememe sözleşmesinin 6098 …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın davalı ... yönünden «rekabet etmeme yasağına» aykırılık kaynaklı «cezai şart» ve tazminat, diğer davalı bakımından «haksız rekabet» kaynaklı «tazminat davası» olduğunu, yerel mahkemece sadece iş sözleşmesindeki cezai şartın «geçersizliği» değerlendirilerek her iki talep açısından hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davada talep ve ispat olunan hususun iş akdinin feshinden sonra aynı iş kolunda çalışmama anlamına gelen rekabet etmeme yasağına ilişkin olmayıp davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki «kötüniyetli» eylemlerine de dair olduğunu, bu nedenle sadece bölgesel sınırın geçersizliği nedeniyle 10 uncu maddenin ve iş sözleşmesinin tümünün geçersiz olduğu kabul edilerek taleplerinin reddi kararının hatalı olduğunu, davalı ... yönünden açılan davada, iş sözleşmesindeki rekabet etmeme yasağının bölgesel sınırının olmamasının, rekabet etmeme yasağına ilişkin maddenin geçersiz sayılmasına sebep olamayacağını, davada müvekkilin personelinin ve «müşteri portföyünün» çalınmasına rağmen şirketlerin ürünlerinin içeriğinin birbirinden farklı olması sebebiyle haksız rekabetten söz edilemeyeceği yönünde hüküm kurulmasının da hatalı …
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın «zamanaşımına» uğradığını ve davacının kötü niyetli olduğunu, kısmi davanın açılamayacağını, davacı ile davalı ... arasındaki «haksız rekabet» koşullarını düzenleyen sözleşmede, 5 yıllık sürenin öngörülmesi nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» olduğunu, bu tür sınırlamaların 2 yıllık süreyi aşamayacağını, süre bakımından makul ve yer bakımından sınırlama içermeyen sözleşmenin geçersiz kılınması gerektiğini, müvekkilinin doğduğundan beri İstanbul'da yaşadığını, «fesih» sırasında memleketine döneceğine ilişkin beyanda bulunmadığını, davalı ...'in 06.03.2007 ile 01.09.2008 tarihleri arasında çalıştıktan sonra dava dışı Sinpaş GYO firmasında çalışmak üzere ayrıldığını ve bu firmada çalışmaya başladığını, bu hususun Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları ile sabit olduğunu, davacı şirket çalışanlarının mobing nedeni ile işten ayrılmak zorunda kaldıklarını, davalı şirkette çalışan ...'in 12.09.2012 tarihinde davacı şirketten zorla «istifa» ettirildiğini, 10.01.2013 günü başka bir şirkette çalıştığını, 21.11.2013 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, 30.12.2015 günü işten ayrılarak 01.02 …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 349 uncu maddesine göre, «rekabet yasağının» işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde sınırlandırılmasının geçerlilik koşulu olduğu, bahsi geçen sözleşmede öngörülen 5 yıllık uzunca yasak süresinin ve yasağın belli bir mahal ile sınırlandırılmış olmamasının hakkaniyete uygun olmadığı, bu durumda rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün 818 sayılı Kanun hükümleri uyarınca batıl sayılması gerektiği, bu nedenle davalı ...'den rekabet yasağı şartına aykırılık nedeniyle talep edilen «cezai şart» yönünden verilen kararda bir isabetsizliğin bulunmadığı, davalı Terra Silikon Ltd.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4530 E. , 2024/9332 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2021/517 Esas, 2023/309 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin alüminyum tozu üretiminde hammadde tedariki, atıkların kaynağında ayrılması, balyalanması, sevkiyatı, bedelinin tespiti, tedarik sürecinin sağlıklı ve verimli çalışması için organizasyon gibi "ticari sır" oluşturan ve yıllarca süren bir dizi çalışmasının olduğunu, davalı ...'ın da yıllarca müvekkili şirkette yüksek standartlarda çalıştırıldığını, bu süreçte kendisine çeşitli eğitimler aldırıldığını, projede görev aldığını ve bu nedenle de üretim ve iş sırları ile ticari sırları öğrendiğini, davalının müvekkili şirkette çalıştığı sırada diğer davalı ... ile işyeri dışında sürekli olarak müvekkili şirkete ait işi yapmak üzere görüştüklerinin anlaşıldığını, davalının 2014 yılında davacı şirketten ayrıldığını ve ...
ile ... Geri Kazanım Endüstri Makina ve San. Tic. Ltd. Şti.'ni ortak olarak kurduklarını, davalıların bu süreçte haksız rekabet oluşturan ve etik olmayan davranışlarda bulunmaya başladıklarını ve bu şekilde müvekkili şirket ile haksız rekabete girdiklerini ileri sürerek davalıların davacı şirkete karşı haksız rekabetinin saptanmasına, haksız rekabetin önlenmesine, haksız rekabetin ref'i'ne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin faaliyete başlamasında hiçbir usulsüzlük veyahut hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı şirkette son iki yıl fabrika müdürlüğü görevinde bulunan müvekkili ...’ın, şirket yetkilisi ...'un mobbing niteliğindeki davranışlarıyla psikolojik olarak rahatsızlanarak tedavi gördüğünü, aldığı raporun bitim tarihi olan 04.01.2014 tarihinde sebepsiz olarak işten çıkarıldığını, müvekkiline baskı ile bir kısım belgeler imzalatıldığını, müvekkili ...’nin 15 yılı aşkın bir süre geri dönüşüm alanında kendi firması ile folyolu atıkların ticaretini ve tedarikçiliğini yaptığını, ambalaj atıklarından aluminyum tozu üretiminin 1975 yılında Japonya’daki bir firma tarafından yapılarak patentinin alındığını, daha sonra Rus firmalarının patent aldığını, halihazırda birçok ülkede bu işlemin yapıldığını, atıkların kaynağında ayrıştırılmasının sır olmadığını, davacı tarafın 2008/06071 no’lu patentinin incelemesiz olduğu ve süresinin bittiğini, müvekkili şirketin 2014/08187 no’lu patent başvurusunun kabul edildiğini, herkesin bu işi yapabildiğini, eldeki davanın tamamen ticari kaygılar ve kişisel çıkarlar doğrultusunda ikame edidiğini, müvekkillerin haksız rekabet olarak nitelendirilecek hiçbir fiilinin bulunmamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak davalı şirkete ait 2014/08187 numaralı patent başvurusunun, 2001 ve 2010 tarihli Amerikan patentleri sebebiyle buluş basamağı niteliğini haiz olmadığından bahisle reddedildiği, bu nedenle davacı yanın, anılan patentin kendi patentinin aynısı olduğundan reddedildiği yönündeki beyanlarına itibar edilmediği, ayrıca davacının 24.04.2014 tarihli 2014/04676 tarihli patentinin, davalının 04.01.2013 tarihinde işten ayrıldığı dikkate alındığında, davalı işten ayrıldıktan sonra alınan patent olduğu, davalının işten ayrıldığı tarihte davacının geçerli bir patentinin bulunmadığı, bu nedenle haksız rekabet oluşturmayacağı, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine, davacı şirket yetkilisi ...
ile şirketin mali müşaviri ...'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı taahhüt aldıklarını, davalının rekabet etmeme yasağına aykırı davrandığı iddia edilmiş ise de söz konusu 04.01.2013 tarihli belge ile davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin sır saklama yükümlülüğünde olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazının rekabet etmeme anlaşması olmadığı, teşekkür ve uyarı yazısı olduğu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere somut olayda taraflar arasında akdedilmiş bir “rekabet yasağı sözleşmesi'' bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından davalılardan Yakup’a makine ve aksamlarının şartsız satılıp teslim edildiğine ilişkin 10.06.2014 tarihli sözleşme bulunduğu ve bu sözleşme ile herhangi bir kısıt getirilmediği, davacı tarafın tek taraflı olarak sözleşmeyle aynı tarihli fiyat formu belgesinde "plastik geri dönüşümü için ihtiyaç duyduğunuz kırma makinesi " ibaresi bulunsa da bu hususun sözleşmede yer almadığı, fiyat formunu davacının tek yanlı olarak hazırladığı, sözleşme hükmü niteliğinde bulunmadığı, davalının bu işyerinden ayrıldıktan sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren davalı şirkete ortak olduğu, davalının bildiği bir işi yapmasının Anayasa ile güvence altına alınan çalışma özgürlüğünün doğal sonucu olduğu, taraflar arasında rekabet etmemeye ilişkin bir sözleşme olmadığı gibi davacı tarafın davalı ...'a makine satmasının sonucu olarak aynı iş kolunda çalışacağını öngörmesi gerektiği, davalının çalıştığı işkolunda hangi firmaların iş yaptığını bilmemesi mümkün olmadığı gibi bu bilgilere ulaşmasının da zor olmayacağı, davacı firmanın zararına faaliyet göstermesinin düşünülemeyeceği, davalının faaliyetlerinin davacı ile haksız rekabete yol açtığına dair dosyada kanıtlayıcı delil bulunmadığı, ayrıca bozma öncesi alınan bilirkişi raporu ile son bilirkişi raporlarında, davalı şirket ile davacı şirketini üretim sistemlerinin benzer olduğu tespit edildiği gibi farkılıklar bulunduğu belirtilmesine rağmen sistemlerin birbirinden farklı olmadığı şeklinde rapor düzenlendiği, nitekim 04.07.2019 tarihli ve son bilirkişi raporunda sistemlerin farklılıkları tek tek tespit edildiği, bu nedenle raporların kendi içinde çelişkili olduğu itibar edilmediği, 02.06.2022 tarihli 3.
bilirkişi raporunda, üretim sistemin farklılıklarının bulunduğu ve tek tek tespit edildiği, bozma ilamı gereği patent vekilinin de bilirkişi heyetinde yer aldığı dikkate alınarak bu rapora itibar edildiği, ayrıca davacının davalı ...'a makine satarak, davalı işçisi Yakup ile rekabet etmeme anlaşması düzenlenmeyerek, davalının bu iş kolunda çalışarak bilgi birikim edindiği dolayısıyla bu alanda çalışabileceğini öngörmesi gerektiği, tacir olan davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olduğu, basiretli işadamı gibi hareket etmenin, “bugünün ve istikbalin piyasa durumunu tacirin işlemi yaptığı sırada göz önünde tutması” tarif edildiği, benzer başka bir tarife göre de, basiretli hareket etmenin, “bugünün ve geleceğin koşullarını gerçek ve ölçülü bir şekilde değerlendirebilmek" şeklinde tanımlandığı, davacının haksız rekabet iddiasının basiretli bir tacir gibi hareket etmek şeklindeki yükümlülüğünü ihlal ettiği ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ve sonuçlarının ortadan kaldırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü v.d maddeleri
3. Değerlendirme
1.Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında, davacı şirket kurucusu ve yetkilisi ...’ye ait 2008/6071 sayılı ve 2008/1007 sayılı usul patentlerinin yıllık ücretleri ödenmediğinden geçersiz hale geldiği ve geçersiz olan patentin üçüncü kişilerce kullanılmasının haksız rekabet oluşturmayacağı belirtildikten sonra bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacı sisteminin sona eren ve dolayısıyla umuma ait olan patentlerin uygulaması, davalı sisteminin de hem başvurusunu yaptığı kendi patentinin hem de sona ermesi nedeniyle herkesçe serbeste kullanılacak hale gelen davacı kurucusunun patentlerinin uygulaması olup olmadığının ve taraf sistemlerindeki benzerliklerin tekniğin gerektirdiği zorunluluklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiği ifade edilmiş, bunun yanında, davacının 10.06.2014 tarihli “Makine Techizat Satım Sözleşmesi” ile kısım makine teçhizatları kullanmak üzere davalılardan Yakup’a satıp teslim ettiği, bu makinelerin davalı tarafça kullanılması yönünden bir şart konulmadığına göre, makine ve teçhizatının davacı tarafından davalılardan Yakup’a satılıp teslim edilmesi ve sözleşmede de kullanılacağının belirtilmesinin davacının aynı işi yapması yönünden davalıya muvafakat niteliğinde olup olmadığının da tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
2.Mahkemece bozmaya uyularak 2 ayrı heyetten bilirkişi raporu alınmış, ilk olarak alınan 30.05.2022 tarihli raporda, taraf sistemlerinin sona eren ve dolayısıyla umuma ait olan patentlerin uygulaması olup olmadığı ve 10.06.2014 tarihli sözleşmeye bozma ilamında belirtildiği şekilde bir anlam verilip verilemeyeceği hususlarında bir değerlendirme yapılmamış, taraf sistemlerinin benzer olup olmadığı ve benzerliklerin teknik bir zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda ise her iki taraf sisteminin de harcı alem olduğu, bunun yanında sistemler arasında belirgin ve somut farklıklar bulunduğu, var olan benzerliklerin teknik zorunluluklardan kaynaklandığı mütala edilmiştir.
3.İlk raporun taraflara tebliğinden sonra Mahkemece, 07.09.2022 tarihinde yapılan celsenin 1 numaralı ara kararıyla, 30.05.2022 tarihli raporun denetime elverişli olmadığı açıkça belirtilerek yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli ve tarafların itirazlarına cevap veren bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.
22. 06.2023 tarihli ikinci raporda, taraf sistemlerinin sona eren ve dolayısıyla umuma ait olan patentlerin uygulaması olup olmadığı hususuna Yargıtay denetimine açık bir cevap verilmemekle birlikte taraf sistemlerinin benzer olduğu, davalı sisteminin davacı sisteminden intihalle oluşturulduğu ve 10.06.2014 tarihli sözleşmeye, bu sözleşme kapsamında satılan mallar itibariyle bozma ilamında belirtildiği şekilde bir anlam verilemeyeceği mütala edilmiş, Mahkemece, 30.05.2022 tarihli birinci bilirkişi raporunun benimsendiği belirtilerek yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
4.Yapılan açıklamalardan açıkça anlaşılacağı üzere bozmadan sonra alınan her iki raporda da, taraf sistemlerinin sona eren ve dolayısıyla umuma ait olan patentlerin uygulaması olup olmadığı hususunda denetime açık bir değerlendirme bulunmamakta olup bu hale göre bozma gereğinin yerine getirildiği söylenemez. Bunun yanında, raporlar arasında, taraf sistemlerinin benzer olup olmadığı, benzerse bunun tekniğin gerektirdiği zorunluluklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda ciddi çelişki bulunmaktadır. Mahkemece, çözümü teknik ve özel bilgi gerektiren bu hususta bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verilmiştir. Ayrıca, ilk raporda, 10.06.2014 tarihli sözleşmeye bozma ilamında belirtildiği şekilde bir anlam verilip verilemeyeceği tartışılmamış olup ikinci raporda, sözleşmeye, bozma ilamında belirtildiği gibi bir anlam verilemeyeceği mütala edilmiştir.
Mahkemece, 10.06.2014 tarihli sözleşmenin, davalıya aynı işi yapması konusunda muvafakat verildiği anlamına geldiği kabul edilmiş ise de hangi teknik verilere dayalı olarak bu sonuca ulaşıldığı belirtilmediği gibi ikinci bilirkişi raporundaki aksi yöndeki görüşe hangi nedenlerle itibar edilmediği de açıklanmamıştır.
5.Bu itibarla, Mahkemece, çözümü teknik ve özel bilgi gerektiren hususlarda bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin ve uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
V.SONUÇ
Yukarıdaki bentlerde nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1112315600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz