Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2113 E. 2021/4613 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sır saklama yükümlülüğü↗ know-how↗ sadakat yükümlülüğü↗ ticari sır↗ ihbar tazminatı↗ saklama yükümlülüğü↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ eksik araştırma↗ tanık beyanı↗ şirket müdürlüğü↗ rekabet yasağı↗ hakkın kötüye kullanılması↗ şirket müdürü↗ satım sözleşmesi↗ oy yasağı↗ muvafakat↗ tbk 99↗ ihbar↗ ihtar↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ haksız rekabet↗ zamanaşımı↗ temsil↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, ticaret sicil kayıtlarında davalı Akadya Geri Kazanım End. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin davalılar Abdullah Kararhan Darende (350 pay) ve ... (150 pay) tarafından birlikte kurdukları, ...'nin şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, davalı ...'ın davacı firmada uzun yıllar çalıştığı, zamanla yükselerek fiili olarak şirket müdürlüğü görevi yaptığı, davacı şirketin üretim aşamasındaki tüm sırlara vakıf olduğu, şirket kurucusu ...'tan sonra en yetkili çalışan olduğu, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine , davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri Mehmet Küçükakın'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı taahhüt aldıklarını, böyle bir durumun oluşması halinde kendilerininde sorumlu olacağı hususunda uyarıda bulunulduğunun dinlenen tanık beyanı ile anlaşıldığı, davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin sır saklama yükümlülüğünde olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazıyı imzaladığı, davacı firmanın kendine özgü bir yöntem geliştirerek, yapılan üretimi verimli hale getirdiği, uygulanan yöntemin kendine özgü nitelikte bulunduğu, ve başka bir örneğinin bulunmadığı, davalılardan ...'ın şirket müdürü olduğu dönemde bu üretim yöntemini ve davacı şirketin ticari faaliyette bulunduğu firmaları öğrendiği, diğer davalı ...'nin, davacı şirkette kullanılan üretim yöntemleri ve ticari bilgileri hakkında, davalı ... vasıtası ile bilgi sahibi olduğu, davacı şirket yetkilisi ve mali müşaviri tarafından davalı şirketi kurmadan önce kendisinin uyarıldığı, buna rağmen davalı ... ile birlikte davalı firmayı kurarak davacı firmanın geliştirdiği üretim yöntemini kullanmak ve davacı firmanın ticari bilgilerinden faydalanmak suretiyle haksız rekabet niteliğinde faaliyette bulunduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalıların davacı şirketin toz aleminyüm elde etmek üzere geliştirdiği sistemi ve ticari bilgilerini kullanmak sureti ile haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin önlenmesi ile 04.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporundan belirlenen ambalaj ve üretim atıklarının, boya, lak-plastik ve kağıt laminasyonlarının giderilmesi için davacının geliştirdiği dönertip gazlaştırma fırınlarında oluşan gazların yakılması için geliştirilen ve ventüri üniteli geri temizleme düzeneği oluşturarak, aleminyüm tozu ısı enerjisi ve karbon tozu elde etmek yöntemi kullanarak davalıların üretim yapmasının önlenmesine, bilirkişi heyetinin 09/07/2019 tarihli raporun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Mahkemece, iddia, savunma ve dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere göre zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmadığından davalılardan ... vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan zamanaşımına yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve ref taleplerine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı nezdinde ticari sırlara vakıf bir konumda çalışan davalılardan ...'ın ham madde temini, pazarlama, üretim tekniği ve yöntemi vs ilişkin davacının oluşturduğu ve patent almak için başvurusunu yaptığı özgün yönteme ait ticari sırları diğer davalılardan ... ile paylaşıp işten ayrıldığı ve sonrada diğer davalı şirketi birlikte kurup, know-how’da oluşturan davacının ticari sırlarını kullanarak tedarikçilerden ham madde temin edip aynı ürünü aynı sistemle üretip, aynı müşterilere sattıkları ve böylece haksız rekabette bulundukları ileri sürülmüş; davalılar ise, davacının teknolojisi ile üretim yöntemlerini ve ticari sırlarını kullanmadıkları gibi haksız elde edilen ticari sırrında söz konusu olmadığını, iddia edilen bilgilere internetten ulaşılmasının mümkün olduğunu, ayrıca tedarikçilerin ve müşterilerin ilgili dernekten öğrenilmesinin de mümkün olduğunu, söz konusu sistemin daha önce Japonya ve Rusya da kullanıldığını ve dolayısıyla harcı alem olduğunu, faaliyetleri kapsamında 2014/8187 sayılı patent başvurularının bulunduğunu ve dolayısıyla teknoloji ve yöntemlerinin farklı olduğunu, sistemdeki benzerliklerin tekniğin gerektirdiği zorunluluktan kaynaklandığını, konuya ilişkin davacı şirket kurucusu ...’a ait 2008/ 6071 ve 1007 nolu patentlerin ise koruma sürelerinin dolduğunu, sırların ifşa edilmediğini, ortada rekabet yasağı sözleşmesi, şartı ve taahhüdünün bulunmadığını, ayrıca davacının üretimle ilgili bir kısım makine ve aksamlarını şartsız olarak davalılardan ...’a satıp 10.06.2014’de teslim ettiğini, faaliyetlerinin TPMK’ya başvurusunu yaptıkları patente uygun yürütüldüğünü, davacının rekabet ortamından duyduğu rahatsızlık nedeniyle dava açtığını ileri sürmüşlerdir.
Mahkemece bu savunma üzerinde yeterince durulmamış ve ikinci teknik bilirkişi raporu ile uzman görüşünde belirtilen davalı sistemindeki farklılıkların tekniğin bilinen durumunu aşıp aşmadığı tespit edilmemiş, tarafların uyguladıkları sistemler arasında farklılık bulunup bulunmadığı yönünden birinci teknik bilirkişi raporu ile ikinci teknik bilirkişi kurulu raporu arasındaki çelişki de giderilmemiştir. Şöyle ki, TPMK’nın cevabında da belirtilen davalı tarafın patent başvurusu, davacı şirket kurucusu Sami’ye ait olan ve 2012 yıllık ücreti ödenmediğinden geçerliliğini yitiren ve dolayısıyla umuma ait olan iki patent, yine davacı kurucusu Sami’ye ait patent başvurusu, üretimde kullanılması için davacı tarafından davalılardan Yakup’a makine ve aksamlarının şartsız satılıp teslim edildiğine ilişkin 10.06.2014 tarihli sözleşme, rekabet yasağı taahhüdü ve sözleşmesinin bulunmadığı gözetilip değerlendirilmemiştir. Bu bağlamda; davalı tarafça ileri sürülen ve TPE’nin 23.05.2017 tarihli yazısında belirtildiği üzere uyuşmazlık konusuna ilişkin davalının 1014/8187 sayılı “alüminyum atıklardan alüminyum tozu, parafin, gaz ve ısı enerjisi üretim yöntemi” başlıklı usul patenti başvurusu bulunmaktadır. Davacı şirket kurucusu ve yetkilisi Sami’ye ait 2008/6071 sayılı “alüminyum ambalaj atıklarından alüminyum tozu elde edilmesi için yöntem ve bu yöntemle elde edilen alüminyum tozu” başlıklı usul patenti ile yine 2008/1007 sayılı “metal atıkların yeniden değerlendirilmesini sağlayan bir yöntem ve bu yönteme için kullanılan döner tip kurutma fırını” başlıklı usul patentinin 2012 yılı yıllık ücretlerinin ihtara rağmen ödenmediğinden, bu patentler sona erip toplumun malı haline gelmiştir. Yine davacı şirket kurucusu ve yetkilisi Sami’ye ait 2014/4676 sayılı “döner tip pozlaştırma fırınlarında oluşan gazların yakılması geliştirilmiş sistem” başlıklı usul patenti başvurusu bulunmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 551 sayılı KHK’nın 133'üncü maddesine göre yıllık ücretin ödenmemesi patent hakkını sona erdiren sebeplerdendir. Hakkın herhangi bir nedenle sona ermesi üzerine o patent toplumun malı haline gelir ve dolayısıyla herkes serbestçe kullanabilir. Patent kapsamı sır olmadığı gibi, böyle bir durumda yani patent hakkının sona ermesinde korunması gerekli ticari sır söz konusu değildir. Yine aynı KHK m. 72 ve m. 82 hükümleri uyarınca ise, patent başvurusunda bulunan da başvurunun yayınlanmasından itibaren patent hakkından yararlanmak durumundadır. Koruma süresi sona eren ve yıllık ücreti ödenmediğinden geçersiz olan patentin üçüncü kişilerce kullanılması haksız rekabet oluşturmayacağından bilirkişi heyetine bir patent vekili birde sektör bilirkişisi eklenerek davacı sisteminin sona eren ve dolayısıyla umuma ait olan patentlerin uygulaması, davalı sisteminin de hem başvurusunu yaptığı kendi patentinin hem de sona ermesi nedeniyle herkesçe serbeste kullanılacak hale gelen davacı kurucusunun patentlerinin uygulaması olup olmadığının, taraf sistemlerindeki benzerliklerin tekniğin gerektirdiği zorunluluklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ve ayrıca itiraza uğrayan teknik bilirkişi raporları arasında davacı sisteminde farklılık olup olmadığı için çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır.
3. Davalının delil olarak dayandığı 10.06.2014 tarihli “Makine Techizat Satım Sözleşmesi” ile davacı bir kısım makine teçhizatları kullanmak üzere davalılardan Yakup’a satıp teslim etmiştir. Bu makinelerin davalı tarafça kullanılması yönünden bir şart konulmadığına göre, makine ve teçhizatının davacı tarafından davalılardan Yakup’a satılıp teslim edilmesi ve sözleşmede de kullanılacağının belirtilmesinin davacının aynı işi yapması yönünden davalıya muvafakat niteliğinde olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği gibi, davacının makine ve teçhizatını kullanması için bu davalıya satıp teslim ettikten sonra dava açmasının dava hakkını kötüye kullanma oluşturup oluşturmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna bağlı olarak davalı taraf faaliyetinin dürüstçe yapılıp yapılmadığı da saptanıp gözetilmelidir. Ayrıca, çalışanın özen ve sadakat yükümlülüğünü düzenleyen TBK m. 396 hizmet ilişkisi sırasında sır saklama ve rekabet yükümlülüğünü düzenlemekle birlikte son fıkrasının son cümlesi, “işverenin haklı menfaatı söz konusu ise gerekli ölçüde hizmet ilişkisi sona erdikten sonrada işçi yönünden sır saklama yükümlülüğü bulunduğu” hükmünü içermektedir. Bu hükmün değerlendirilmesinin söz konusu makine ve teçhizat satımı sözleşmesi ile birlikte yapılması zorunluk arz etmektedir. Zira, işverenin haklı menfaatının bulunup bulunmadığı bu sözleşme kapsamında belirlenmelidir. Belirtilen bu hususlarında gözetilmemesi doğru olmamıştır.
4. Davalı ...’un rekabet yasağı taahhüdü olduğuna yönelik davacı tarafından dayanak gösterilen tek belge 04.01.2013 tarihli davalı ...’a hitaben yazılmış teşekkür ve uyarı yazısıdır. Ancak, bu yazıda Yakup’a hitaben “iş yerinde 18.10.2006 tarihinden bu yana çalışmaktasınız. İşin ve işyerinin gereği olarak yasal tüm haklarınız saklı tutularak ve kıdem ve ihbar tazminatınız ödenmek üzere iş akdiniz 04.01.2013 tarihi itibariyle feshedilmiştir. Bilginiz dahilinde olduğu üzere, işyerimizde patentli ve çok özel bir üretim süreci uygulanmaktadır. Bu nedenle, işyerinde kullanılan teknoloji ve üretim uygulamalarının sır saklama yükümlülüğünüz çerçevesinde işyeri dışına çıkarmayacağınız konusunda kuşkumuz olmamakla birlikte, aksi bir durumda sorumlu bir duruma düşebileceğinizi usul gereği yeniden hatırlatmayı gerekli gördük. Bu güne kadar işletmemize yapmış olduğumuz katkılardan dolayı teşekkür eder, yeni iş yaşamında başarılar dileriz”, şeklinde beyana yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, bu yazıda davalı ...’un rekabet etmeyeceği yönünde bir taahhüdü bulunmamaktadır. Hal böyle olmakla birlikte davacı ile davalı ... arasında rekabet yasağı sözleşmesi de yapılmadığı halde, yanılgılı değerlendirme ile söz konusu yazının davalı ... tarafından verilen rekabet yasağı ve sır saklama taahhüdü olarak kabul edilmesi de doğru olmamıştır. Ayrıca, böyle bir teşekkür ve uyarı yazısından sonra, davacının davalı ...’a işinde kullanması için makine ve teçhizatlarını şartsız satıp teslim etmesinin de söz konusu yazı içeriğinin yorumlanıp değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi de doğru olmamıştır.
Belirtilen hususlarda araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu ve yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmadığından, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
5.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4530 E. 2024/9332 K.
Ortak:sır saklama yükümlülüğü · ticari sır · saklama yükümlülüğü · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · hakkın kötüye kullanılması · satım sözleşmesi · oy yasağı
İncelediğiniz kararda… almak için başvurusunu yaptığı özgün yönteme ait ticari sırları diğer davalılardan ... ile paylaşıp işten ayrıldığı ve sonrada diğer davalı şirketi birlikte kurup, «know-how»’da oluşturan davacının ticari sırlarını kullanarak tedarikçilerden ham madde temin edip aynı ürünü aynı sistemle üretip, aynı müşterilere sattıkları ve böylece «haksız rekabette» bulundukları ileri sürülmüş; davalılar ise, davacının teknolojisi ile üretim yöntemlerini ve ticari sırlarını kullanmadıkları gibi haksız elde edilen ticari sırrında söz konusu olmadığını, iddia edilen bilgilere internetten ulaşılmasının mümkün olduğunu, ayrıca tedarikçilerin ve müşterilerin ilgili dernekten öğrenilmesinin de mümkün olduğunu, söz konusu sistemin daha önce Japonya ve Rusya da kullanıldığını ve dolayısıyla harcı alem olduğunu, faaliyetleri kapsamında 2014/8187 sayılı patent başvurularının bulunduğunu ve dolayısıyla teknoloji ve yöntemlerinin farklı olduğunu, sistemdeki benzerliklerin tekniğin gerektirdiği zorunluluktan kaynaklandığını, konuya ilişkin davacı şirket kurucusu ...’a ait 2008/ 6071 ve 1007 nolu patentlerin ise koruma sürelerinin dolduğunu, sırların ifşa edilmediğini, ortada «rekabet yasağı sözleşmesi», şartı ve «taahhüdünün» bulunmadığını, ayrıca davacının üretimle ilgili bir kısım makine ve aksamlarını şartsız olarak davalılardan ...’a satıp 10.06.2014’de «teslim» ettiğini, faaliyetlerinin TPMK’ya başvurusunu yaptıkları patente uygun yürütüldüğünü, davacının rekabet ortamından duyduğu rahatsızlık nedeniyle dava açtığını iler …
Hal böyle olmakla birlikte davacı ile davalı ... arasında «rekabet yasağı sözleşmesi» de yapılmadığı halde, yanılgılı değerlendirme ile söz konusu yazının davalı ... tarafından verilen rekabet yasağı ve sır saklama «taahhüdü» olarak kabul edilmesi de doğru olmamıştır.
Şti’nin davalılar Abdullah Kararhan Darende (350 pay) ve ... (150 pay) tarafından birlikte kurdukları, ...'nin şirketi münferiden «temsile» yetkili olduğu, davalı ...'ın davacı firmada uzun yıllar çalıştığı, zamanla yükselerek fiili olarak «şirket müdürlüğü» görevi yaptığı, davacı şirketin üretim aşamasındaki tüm sırlara vakıf olduğu, şirket kurucusu ...'tan sonra en yetkili çalışan olduğu, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine , davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri Mehmet Küçükakın'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı «taahhüt» aldıklarını, böyle bir durumun oluşması halinde kendilerininde sorumlu olacağı hususunda uyarıda bulunulduğunun dinlenen «tanık beyanı» ile anlaşıldığı, davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin «sır saklama yükümlülüğünde» olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazıyı imzaladığı, davacı firmanın kendine özgü bir yöntem geliştirerek, yapılan üretimi verimli hale getirdiği, uygulanan yöntemin kendine özgü nitelikte bulunduğu, ve başka bir örneğinin bulunmadığı, davalılardan ...'ın «şirket müdürü» olduğu dönemde bu üretim yöntemini ve davacı şirketin ticari faaliyette bulunduğu firmaları öğrendiği, diğer davalı ...'nin, davacı şirkette kullanılan üretim yöntemleri ve ticari bilgileri hakkında, davalı ... vasıtası ile bilgi sahibi olduğu, davacı şirket yetkilisi ve mali müşaviri tarafından davalı şirketi kurmadan önce kendisinin uyarıldığı, buna rağmen davalı ... ile birlikte davalı firmayı kurarak davacı firmanın geliştirdiği üretim yöntemini kullanmak ve davacı firmanın ticari bilgilerinden faydalanmak suretiyle «haksız rekabet» niteliğinde faaliyette bulunduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalıların davacı şirketin toz aleminyüm elde etmek üzere geliştirdiği sistem …
Benzer bu kararda… dikkate alındığında, davalı işten ayrıldıktan sonra alınan patent olduğu, davalının işten ayrıldığı tarihte davacının geçerli bir patentinin bulunmadığı, bu nedenle «haksız rekabet» oluşturmayacağı, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine, davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri ...'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı «taahhüt» aldıklarını, davalının «rekabet etmeme yasağına» aykırı davrandığı iddia edilmiş ise de söz konusu 04.01.2013 tarihli belge ile davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin «sır saklama yükümlülüğünde» olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazının rekabet etmeme anlaşması olmadığı, teşekkür ve uyarı yazısı olduğu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere somut olayda taraflar arasında akdedilmiş bir “«rekabet yasağı sözleşmesi»'' bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından davalılardan Yakup’a makine ve aksamlarının şartsız satılıp «teslim» edildiğine ilişkin 10.06.2014 tarihli sözleşme bulunduğu ve bu sözleşme ile herhangi bir kısıt getirilmediği, davacı tarafın tek taraflı olarak sözleşmeyle aynı tarihli fiyat «formu» belgesinde "plastik geri dönüşümü için ihtiyaç duyduğunuz kırma makinesi " ibaresi bulunsa da bu hususun sözleşmede yer almadığı, fiyat formunu davacının tek yanlı olarak hazırladığı, sözleşme hükmü niteliğinde bulunmadığı, davalının bu işyerinden ayrıldıktan sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren davalı şirkete ortak olduğu, davalının bildiği bir işi yapmasının Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma özgürlüğünün» doğal sonucu olduğu, taraflar arasında rekabet etmemeye ilişkin bir sözleşme olmadığı gibi davacı tarafın davalı ...'a makine satmasının sonucu olarak aynı iş kolunda çalışacağını öngörmesi gerektiği, davalının çalıştığı işkolunda hangi firmaların iş yaptığını bilmemesi mümkün olmadığı gibi bu bilgilere ulaşmasının da zor olmayacağı, davacı firmanın zararına faaliyet göstermesinin düşünülemeyeceği, davalının faaliyetlerinin davacı ile haksız rekabete yol açtığına dair dosyada kanıtlayıcı delil bulunmadığı, ayrıca bozma öncesi alınan bilirkişi raporu ile «son» bilirkişi raporlarında, davalı şirket ile davacı şirketini üretim sistemlerinin benzer olduğu tespit edildiği gibi farkılıklar bulunduğu belirtilmesine rağmen sistemlerin birbirinden farklı olmadığı şeklinde rapor düzenlendiği, nitekim 04.07.2019 tarihli ve son bilirkişi raporunda sistemlerin farklılıkları tek tek tespit edildiği, bu nedenle raporların kendi içinde çelişkili olduğu itibar edilmediği, 02.06.2022 tarihli 3. bilirkişi raporunda, üretim sistemin farklılıklarının bulunduğu ve tek tek tespit edildiği, bozma ilamı gereği patent vekilinin de bilirkişi heyetinde yer aldığı dikkate alınarak bu rapora itibar edildiği, ayrıca davacının davalı ...'a makine satarak, davalı işçisi Yakup ile rekabet etmeme anlaşması düzenlenmeyerek, davalının bu iş kolunda çalışarak bilgi birikim edindiği dolayısıyla bu alanda çalışabileceğini öngörmesi gerektiği, «tacir» olan davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olduğu, basiretli işadamı gibi hareket etmenin, “bugünün ve istikbalin piyasa durumunu tacirin işlemi yaptığı sırada göz önünde tutması” tarif edildiği, benzer başka bir tarife göre de, basiretli hareket etmenin, “bugünün ve geleceğin koşullarını gerçek ve ölçülü bir şekilde değerlendirebilmek" şeklinde tanımlandığı, davacının haksız rekabet iddiasının basiretli bir tacir gibi hareket etmek şeklindeki yükümlülüğünü ihlal ettiği ve «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… mmadde tedariki, atıkların kaynağında ayrılması, balyalanması, sevkiyatı, bedelinin tespiti, tedarik sürecinin sağlıklı ve verimli çalışması için organizasyon gibi "«ticari sır»" oluşturan ve yıllarca süren bir dizi çalışmasının olduğunu, davalı ...'ın da yıllarca müvekkili şirkette yüksek standartlarda çalıştırıldığını, bu süreçte kendisi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yasağı · çalışma özgürlüğü · bilirkişi raporları arasında çelişki · ba formu · ara karar · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi · tacir
Benzer bu kararda… dikkate alındığında, davalı işten ayrıldıktan sonra alınan patent olduğu, davalının işten ayrıldığı tarihte davacının geçerli bir patentinin bulunmadığı, bu nedenle «haksız rekabet» oluşturmayacağı, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine, davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri ...'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı «taahhüt» aldıklarını, davalının «rekabet etmeme yasağına» aykırı davrandığı iddia edilmiş ise de söz konusu 04.01.2013 tarihli belge ile davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin «sır saklama yükümlülüğünde» olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazının rekabet etmeme anlaşması olmadığı, teşekkür ve uyarı yazısı olduğu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere somut olayda taraflar arasında akdedilmiş bir “«rekabet yasağı sözleşmesi»'' bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından davalılardan Yakup’a makine ve aksamlarının şartsız satılıp «teslim» edildiğine ilişkin 10.06.2014 tarihli sözleşme bulunduğu ve bu sözleşme ile herhangi bir kısıt getirilmediği, davacı tarafın tek taraflı olarak sözleşmeyle aynı tarihli fiyat «formu» belgesinde "plastik geri dönüşümü için ihtiyaç duyduğunuz kırma makinesi " ibaresi bulunsa da bu hususun sözleşmede yer almadığı, fiyat formunu davacının tek yanlı olarak hazırladığı, sözleşme hükmü niteliğinde bulunmadığı, davalının bu işyerinden ayrıldıktan sonra aynı işkolunda faaliyet gösteren davalı şirkete ortak olduğu, davalının bildiği bir işi yapmasının Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma özgürlüğünün» doğal sonucu olduğu, taraflar arasında rekabet etmemeye ilişkin bir sözleşme olmadığı gibi davacı tarafın davalı ...'a makine satmasının sonucu olarak aynı iş kolunda çalışacağını öngörmesi gerektiği, davalının çalıştığı işkolunda hangi firmaların iş yaptığını bilmemesi mümkün olmadığı gibi bu bilgilere ulaşmasının da zor olmayacağı, davacı firmanın zararına faaliyet göstermesinin düşünülemeyeceği, davalının faaliyetlerinin davacı ile haksız rekabete yol açtığına dair dosyada kanıtlayıcı delil bulunmadığı, ayrıca bozma öncesi alınan bilirkişi raporu ile «son» bilirkişi raporlarında, davalı şirket ile davacı şirketini üretim sistemlerinin benzer olduğu tespit edildiği gibi farkılıklar bulunduğu belirtilmesine rağmen sistemlerin birbirinden farklı olmadığı şeklinde rapor düzenlendiği, nitekim 04.07.2019 tarihli ve son bilirkişi raporunda sistemlerin farklılıkları tek tek tespit edildiği, bu nedenle raporların kendi içinde çelişkili olduğu itibar edilmediği, 02.06.2022 tarihli 3. bilirkişi raporunda, üretim sistemin farklılıklarının bulunduğu ve tek tek tespit edildiği, bozma ilamı gereği patent vekilinin de bilirkişi heyetinde yer aldığı dikkate alınarak bu rapora itibar edildiği, ayrıca davacının davalı ...'a makine satarak, davalı işçisi Yakup ile rekabet etmeme anlaşması düzenlenmeyerek, davalının bu iş kolunda çalışarak bilgi birikim edindiği dolayısıyla bu alanda çalışabileceğini öngörmesi gerektiği, «tacir» olan davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olduğu, basiretli işadamı gibi hareket etmenin, “bugünün ve istikbalin piyasa durumunu tacirin işlemi yaptığı sırada göz önünde tutması” tarif edildiği, benzer başka bir tarife göre de, basiretli hareket etmenin, “bugünün ve geleceğin koşullarını gerçek ve ölçülü bir şekilde değerlendirebilmek" şeklinde tanımlandığı, davacının haksız rekabet iddiasının basiretli bir tacir gibi hareket etmek şeklindeki yükümlülüğünü ihlal ettiği ve «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3.İlk raporun taraflara tebliğinden sonra Mahkemece, 07.09.2022 tarihinde yapılan celsenin 1 numaralı «ara» kararıyla, 30.05.2022 tarihli raporun «denetime elverişli» olmadığı açıkça belirtilerek yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli ve tarafların itirazlarına cevap veren bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.
… ilen Dairemiz bozma ilamında, davacı şirket kurucusu ve yetkilisi ...’ye ait 2008/6071 sayılı ve 2008/1007 sayılı usul patentlerinin yıllık ücretleri ödenmediğinden «geçersiz» hale geldiği ve geçersiz olan patentin üçüncü kişilerce kullanılmasının «haksız rekabet» oluşturmayacağı belirtildikten sonra «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacı sisteminin sona eren ve dolayısıyla umuma ait olan patentlerin uygulaması, davalı sisteminin de hem başvurusunu yaptığı kendi patentinin hem de sona ermesi nedeniyle herkesçe serbeste kullanılacak hale gelen davacı kurucusunun patentlerinin uygulaması olup olmadığının ve taraf sistemlerindeki benzerliklerin tekniğin gerektirdiği zorunluluklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiği ifade edilmiş, bunun yanında, davacının 10.06.2014 tarihli “Makine Techizat Satım Sözleşmesi” ile kısım makine teçhizatları kullanmak üzere davalılardan Yakup’a satıp «teslim» ettiği, bu makinelerin davalı tarafça kullanılması yönünden bir şart konulmadığına göre, makine ve teçhizatının davacı tarafından davalılardan Yakup’a satılıp teslim edilmesi ve sözleşmede de kullanılacağının belirtilmesinin davacının aynı işi yapması yönünden davalıya «muvafakat» niteliğinde olup olmadığının da tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece, çözümü teknik ve özel bilgi gerektiren bu hususta «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeksizin karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14075 E. 2012/19197 K.
Ortak:sır saklama yükümlülüğü · saklama yükümlülüğü
İncelediğiniz karardaŞti’nin davalılar Abdullah Kararhan Darende (350 pay) ve ... (150 pay) tarafından birlikte kurdukları, ...'nin şirketi münferiden «temsile» yetkili olduğu, davalı ...'ın davacı firmada uzun yıllar çalıştığı, zamanla yükselerek fiili olarak «şirket müdürlüğü» görevi yaptığı, davacı şirketin üretim aşamasındaki tüm sırlara vakıf olduğu, şirket kurucusu ...'tan sonra en yetkili çalışan olduğu, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine , davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri Mehmet Küçükakın'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı «taahhüt» aldıklarını, böyle bir durumun oluşması halinde kendilerininde sorumlu olacağı hususunda uyarıda bulunulduğunun dinlenen «tanık beyanı» ile anlaşıldığı, davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin «sır saklama yükümlülüğünde» olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazıyı imzaladığı, davacı firmanın kendine özgü bir yöntem geliştirerek, yapılan üretimi verimli hale getirdiği, uygulanan yöntemin kendine özgü nitelikte bulunduğu, ve başka bir örneğinin bulunmadığı, davalılardan ...'ın «şirket müdürü» olduğu dönemde bu üretim yöntemini ve davacı şirketin ticari faaliyette bulunduğu firmaları öğrendiği, diğer davalı ...'nin, davacı şirkette kullanılan üretim yöntemleri ve ticari bilgileri hakkında, davalı ... vasıtası ile bilgi sahibi olduğu, davacı şirket yetkilisi ve mali müşaviri tarafından davalı şirketi kurmadan önce kendisinin uyarıldığı, buna rağmen davalı ... ile birlikte davalı firmayı kurarak davacı firmanın geliştirdiği üretim yöntemini kullanmak ve davacı firmanın ticari bilgilerinden faydalanmak suretiyle «haksız rekabet» niteliğinde faaliyette bulunduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalıların davacı şirketin toz aleminyüm elde etmek üzere geliştirdiği sistem …
396 hizmet ilişkisi sırasında sır saklama ve rekabet yükümlülüğünü düzenlemekle birlikte «son» fıkrasının son cümlesi, “işverenin haklı menfaatı söz konusu ise gerekli ölçüde hizmet ilişkisi sona erdikten sonrada işçi yönünden «sır saklama yükümlülüğü» bulunduğu” hükmünü içermektedir.
Bu nedenle, işyerinde kullanılan teknoloji ve üretim uygulamalarının «sır saklama yükümlülüğünüz» çerçevesinde işyeri dışına çıkarmayacağınız konusunda kuşkumuz olmamakla birlikte, aksi bir durumda sorumlu bir duruma düşebileceğinizi usul gereği yeniden hatırlatmayı gerekli gördük.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, Bankacılık Kanunu’nun 73. maddesi uyarınca bankanın «sır saklama yükümlülüğü» bulunduğu, dava dışı ...’ya davacının hesap numarası verilmek suretiyle anılan kanun maddesinin ihlal edildiği, davacının olay nedeniyle manevi zarara uğradığı ger …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Bankacılık işleminden kaynaklanan manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1309 E. 2012/7169 K.
Ortak:sır saklama yükümlülüğü · saklama yükümlülüğü
İncelediğiniz karardaŞti’nin davalılar Abdullah Kararhan Darende (350 pay) ve ... (150 pay) tarafından birlikte kurdukları, ...'nin şirketi münferiden «temsile» yetkili olduğu, davalı ...'ın davacı firmada uzun yıllar çalıştığı, zamanla yükselerek fiili olarak «şirket müdürlüğü» görevi yaptığı, davacı şirketin üretim aşamasındaki tüm sırlara vakıf olduğu, şirket kurucusu ...'tan sonra en yetkili çalışan olduğu, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine , davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri Mehmet Küçükakın'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı «taahhüt» aldıklarını, böyle bir durumun oluşması halinde kendilerininde sorumlu olacağı hususunda uyarıda bulunulduğunun dinlenen «tanık beyanı» ile anlaşıldığı, davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin «sır saklama yükümlülüğünde» olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazıyı imzaladığı, davacı firmanın kendine özgü bir yöntem geliştirerek, yapılan üretimi verimli hale getirdiği, uygulanan yöntemin kendine özgü nitelikte bulunduğu, ve başka bir örneğinin bulunmadığı, davalılardan ...'ın «şirket müdürü» olduğu dönemde bu üretim yöntemini ve davacı şirketin ticari faaliyette bulunduğu firmaları öğrendiği, diğer davalı ...'nin, davacı şirkette kullanılan üretim yöntemleri ve ticari bilgileri hakkında, davalı ... vasıtası ile bilgi sahibi olduğu, davacı şirket yetkilisi ve mali müşaviri tarafından davalı şirketi kurmadan önce kendisinin uyarıldığı, buna rağmen davalı ... ile birlikte davalı firmayı kurarak davacı firmanın geliştirdiği üretim yöntemini kullanmak ve davacı firmanın ticari bilgilerinden faydalanmak suretiyle «haksız rekabet» niteliğinde faaliyette bulunduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalıların davacı şirketin toz aleminyüm elde etmek üzere geliştirdiği sistem …
396 hizmet ilişkisi sırasında sır saklama ve rekabet yükümlülüğünü düzenlemekle birlikte «son» fıkrasının son cümlesi, “işverenin haklı menfaatı söz konusu ise gerekli ölçüde hizmet ilişkisi sona erdikten sonrada işçi yönünden «sır saklama yükümlülüğü» bulunduğu” hükmünü içermektedir.
Bu nedenle, işyerinde kullanılan teknoloji ve üretim uygulamalarının «sır saklama yükümlülüğünüz» çerçevesinde işyeri dışına çıkarmayacağınız konusunda kuşkumuz olmamakla birlikte, aksi bir durumda sorumlu bir duruma düşebileceğinizi usul gereği yeniden hatırlatmayı gerekli gördük.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Bankacılık Kanunu’nun 73. maddesi uyarınca bankanın «sır saklama yükümlülüğü» bulunduğu, dava dışı ...’ya davacının hesap numarası verilmek suretiyle anılan kanun maddesinin ihlal edildiği, davacının olay nedeniyle manevi zarara uğradığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olup; davacı, dava dışı ...’nın müvekkili hesabına «havale» gönderdiğini, davalı bankanın kendilerinden izin almadan parayı hesaplarına aktardığını, bankanın «sır saklama yükümlülüğüne» aykırı davrandığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Mahkemece, davalının Bankacılık Kanunu’nun 73. maddesinde düzenlenen «sır saklama yükümlülüğüne» aykırı davrandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale · kusur
Benzer bu karardaOysa, davalı banka «havale» göndericisinin talimatını aynen yerine getirmiş olup, ortada bir «kusur» varsa bunun havale göndericisine ait olması gerekir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olup; davacı, dava dışı ...’nın müvekkili hesabına «havale» gönderdiğini, davalı bankanın kendilerinden izin almadan parayı hesaplarına aktardığını, bankanın «sır saklama yükümlülüğüne» aykırı davrandığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
1 benzer karar daha
-
Bankacılık işleminden kaynaklanan manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1309 E. 2012/7169 K.
Ortak:sır saklama yükümlülüğü · saklama yükümlülüğü
İncelediğiniz karardaŞti’nin davalılar Abdullah Kararhan Darende (350 pay) ve ... (150 pay) tarafından birlikte kurdukları, ...'nin şirketi münferiden «temsile» yetkili olduğu, davalı ...'ın davacı firmada uzun yıllar çalıştığı, zamanla yükselerek fiili olarak «şirket müdürlüğü» görevi yaptığı, davacı şirketin üretim aşamasındaki tüm sırlara vakıf olduğu, şirket kurucusu ...'tan sonra en yetkili çalışan olduğu, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine , davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri Mehmet Küçükakın'ın davalı ... ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı «taahhüt» aldıklarını, böyle bir durumun oluşması halinde kendilerininde sorumlu olacağı hususunda uyarıda bulunulduğunun dinlenen «tanık beyanı» ile anlaşıldığı, davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin «sır saklama yükümlülüğünde» olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazıyı imzaladığı, davacı firmanın kendine özgü bir yöntem geliştirerek, yapılan üretimi verimli hale getirdiği, uygulanan yöntemin kendine özgü nitelikte bulunduğu, ve başka bir örneğinin bulunmadığı, davalılardan ...'ın «şirket müdürü» olduğu dönemde bu üretim yöntemini ve davacı şirketin ticari faaliyette bulunduğu firmaları öğrendiği, diğer davalı ...'nin, davacı şirkette kullanılan üretim yöntemleri ve ticari bilgileri hakkında, davalı ... vasıtası ile bilgi sahibi olduğu, davacı şirket yetkilisi ve mali müşaviri tarafından davalı şirketi kurmadan önce kendisinin uyarıldığı, buna rağmen davalı ... ile birlikte davalı firmayı kurarak davacı firmanın geliştirdiği üretim yöntemini kullanmak ve davacı firmanın ticari bilgilerinden faydalanmak suretiyle «haksız rekabet» niteliğinde faaliyette bulunduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalıların davacı şirketin toz aleminyüm elde etmek üzere geliştirdiği sistem …
396 hizmet ilişkisi sırasında sır saklama ve rekabet yükümlülüğünü düzenlemekle birlikte «son» fıkrasının son cümlesi, “işverenin haklı menfaatı söz konusu ise gerekli ölçüde hizmet ilişkisi sona erdikten sonrada işçi yönünden «sır saklama yükümlülüğü» bulunduğu” hükmünü içermektedir.
Bu nedenle, işyerinde kullanılan teknoloji ve üretim uygulamalarının «sır saklama yükümlülüğünüz» çerçevesinde işyeri dışına çıkarmayacağınız konusunda kuşkumuz olmamakla birlikte, aksi bir durumda sorumlu bir duruma düşebileceğinizi usul gereği yeniden hatırlatmayı gerekli gördük.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Bankacılık Kanunu’nun 73. maddesi uyarınca bankanın «sır saklama yükümlülüğü» bulunduğu, dava dışı ...’ya davacının hesap numarası verilmek suretiyle anılan kanun maddesinin ihlal edildiği, davacının olay nedeniyle manevi zarara uğradığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olup; davacı, dava dışı ...’nın müvekkili hesabına «havale» gönderdiğini, davalı bankanın kendilerinden izin almadan parayı hesaplarına aktardığını, bankanın «sır saklama yükümlülüğüne» aykırı davrandığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Mahkemece, davalının Bankacılık Kanunu’nun 73. maddesinde düzenlenen «sır saklama yükümlülüğüne» aykırı davrandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale · kusur
Benzer bu karardaOysa, davalı banka «havale» göndericisinin talimatını aynen yerine getirmiş olup, ortada bir «kusur» varsa bunun havale göndericisine ait olması gerekir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olup; davacı, dava dışı ...’nın müvekkili hesabına «havale» gönderdiğini, davalı bankanın kendilerinden izin almadan parayı hesaplarına aktardığını, bankanın «sır saklama yükümlülüğüne» aykırı davrandığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2113 E. , 2021/4613 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.11.2019 tarih ve 2016/552-2019/732 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin alüminyum tozu üretiminde hammadde tedariki, atıkların kaynağında ayrılması, balyalanması, sevkiyatı, bedelinin tespiti, tedarik sürecinin sağlıklı ve verimli çalışması için organizasyon gibi "ticari sır" oluşturan ve yıllarca süren bir dizi çalışmasının olduğunu, davalı ...'ın da yıllarca müvekkili şirkette yüksek standartlarda çalıştırıldığını, bu süreçte kendisine çeşitli eğitimler aldırıldığını, projede görev aldığını ve bu nedenle de üretim ve iş sırları ile ticari sırları öğrendiğini, davalının müvekkili şirkette çalıştığı sırada diğer davalı ... ile işyeri dışında sürekli olarak müvekkili şirkete ait işi yapmak üzere görüştüklerinin anlaşıldığını, davalının 2014 yılında davacı şirketten ayrıldığını ve ...
ile Akadya Geri Kazanım Endüstri Makina ve San. Tic. Ltd. Şti'ni ortak olarak kurduklarını, davalıların bu süreçte TTK kapsamında haksız rekabeti oluşturan ve etik olmayan davranışlarda bulunmaya başladıklarını ve bu şekilde müvekkili şirket ile haksız rekabete girdiklerini belirterek davalıların davacı şirkete karşı haksız rekabetinin saptanmasına, haksız rekabetin önlenmesine, haksız rekabetin ref'i'ne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkil şirketin faaliyete başlamasında hiçbir usulsüzlük veyahut hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı şirkette son iki yıl fabrika müdürlüğü görevinde bulunan müvekkili ...’ın, şirket yetkilisi ...'un mobbing niteliğindeki davranışlarıyla psikolojik olarak rahatsızlanarak tedavi gördüğünü, aldığı raporun bitim tarihi olan 04.01.2014 tarihinde sebepsiz olarak işten çıkarıldığını, müvekkiline baskı ile bir kısım belgeler imzalatıldığını, müvekkili ...’nin 15 yılı aşkın bir süre geri dönüşüm alanında kendi firması ile folyolu atıkların ticaretini ve tedarikçiliğini yaptığını, ambalaj atıklarından aluminyum tozu üretiminin 1975 yılında Japonya’daki bir firma tarafından yapılarak patentinin alındığını, daha sonra Rus firmalarının patent aldığını, halihazırda birçok ülkede bu işlemin yapıldığını, atıkların kaynağında ayrıştırılmasının sır olmadığını, davacı tarafın 2008/06071 no’lu patentinin incelemesiz olduğu ve süresinin bittiğini, müvekkili şirketin 2014/08187 no’lu patent başvurusunun kabul edildiğini, herkesin bu işi yapabildiğini, eldeki davanın tamamen ticari kaygılar ve kişisel çıkarlar doğrultusunda ikame edidiğini, müvekkillerin TTK anlamında haksız rekabet olarak nitelendirilecek hiçbir fiilinin bulunmamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, ticaret sicil kayıtlarında davalı Akadya Geri Kazanım End. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin davalılar Abdullah Kararhan Darende (350 pay) ve ... (150 pay) tarafından birlikte kurdukları, ...'nin şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, davalı ...'ın davacı firmada uzun yıllar çalıştığı, zamanla yükselerek fiili olarak şirket müdürlüğü görevi yaptığı, davacı şirketin üretim aşamasındaki tüm sırlara vakıf olduğu, şirket kurucusu ...'tan sonra en yetkili çalışan olduğu, diğer davalı ...'nin davalı ... ile birlikte şirket kuracaklarının duyulması üzerine , davacı şirket yetkilisi ... ile şirketin mali müşaviri Mehmet Küçükakın'ın davalı ...
ile görüşerek, ...'ın şirketin ticari sırlarını paylaşmaması gerektiğini, bu konuda kendisinden yazılı taahhüt aldıklarını, böyle bir durumun oluşması halinde kendilerininde sorumlu olacağı hususunda uyarıda bulunulduğunun dinlenen tanık beyanı ile anlaşıldığı, davacı firmadan ayrılan ...'ın şirkette uygulanan teknoloji ve üretim tekniklerinin sır saklama yükümlülüğünde olduğunu ve dışarıya çıkarılmaması gerektiğini belirtir yazıyı imzaladığı, davacı firmanın kendine özgü bir yöntem geliştirerek, yapılan üretimi verimli hale getirdiği, uygulanan yöntemin kendine özgü nitelikte bulunduğu, ve başka bir örneğinin bulunmadığı, davalılardan ...'ın şirket müdürü olduğu dönemde bu üretim yöntemini ve davacı şirketin ticari faaliyette bulunduğu firmaları öğrendiği, diğer davalı ...'nin, davacı şirkette kullanılan üretim yöntemleri ve ticari bilgileri hakkında, davalı ...
vasıtası ile bilgi sahibi olduğu, davacı şirket yetkilisi ve mali müşaviri tarafından davalı şirketi kurmadan önce kendisinin uyarıldığı, buna rağmen davalı ... ile birlikte davalı firmayı kurarak davacı firmanın geliştirdiği üretim yöntemini kullanmak ve davacı firmanın ticari bilgilerinden faydalanmak suretiyle haksız rekabet niteliğinde faaliyette bulunduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalıların davacı şirketin toz aleminyüm elde etmek üzere geliştirdiği sistemi ve ticari bilgilerini kullanmak sureti ile haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin önlenmesi ile 04.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporundan belirlenen ambalaj ve üretim atıklarının, boya, lak-plastik ve kağıt laminasyonlarının giderilmesi için davacının geliştirdiği dönertip gazlaştırma fırınlarında oluşan gazların yakılması için geliştirilen ve ventüri üniteli geri temizleme düzeneği oluşturarak, aleminyüm tozu ısı enerjisi ve karbon tozu elde etmek yöntemi kullanarak davalıların üretim yapmasının önlenmesine, bilirkişi heyetinin 09/07/2019 tarihli raporun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Mahkemece, iddia, savunma ve dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere göre zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmadığından davalılardan ... vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan zamanaşımına yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve ref taleplerine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı nezdinde ticari sırlara vakıf bir konumda çalışan davalılardan ...'ın ham madde temini, pazarlama, üretim tekniği ve yöntemi vs ilişkin davacının oluşturduğu ve patent almak için başvurusunu yaptığı özgün yönteme ait ticari sırları diğer davalılardan ... ile paylaşıp işten ayrıldığı ve sonrada diğer davalı şirketi birlikte kurup, know-how’da oluşturan davacının ticari sırlarını kullanarak tedarikçilerden ham madde temin edip aynı ürünü aynı sistemle üretip, aynı müşterilere sattıkları ve böylece haksız rekabette bulundukları ileri sürülmüş; davalılar ise, davacının teknolojisi ile üretim yöntemlerini ve ticari sırlarını kullanmadıkları gibi haksız elde edilen ticari sırrında söz konusu olmadığını, iddia edilen bilgilere internetten ulaşılmasının mümkün olduğunu, ayrıca tedarikçilerin ve müşterilerin ilgili dernekten öğrenilmesinin de mümkün olduğunu, söz konusu sistemin daha önce Japonya ve Rusya da kullanıldığını ve dolayısıyla harcı alem olduğunu, faaliyetleri kapsamında 2014/8187 sayılı patent başvurularının bulunduğunu ve dolayısıyla teknoloji ve yöntemlerinin farklı olduğunu, sistemdeki benzerliklerin tekniğin gerektirdiği zorunluluktan kaynaklandığını, konuya ilişkin davacı şirket kurucusu ...’a ait 2008/ 6071 ve 1007 nolu patentlerin ise koruma sürelerinin dolduğunu, sırların ifşa edilmediğini, ortada rekabet yasağı sözleşmesi, şartı ve taahhüdünün bulunmadığını, ayrıca davacının üretimle ilgili bir kısım makine ve aksamlarını şartsız olarak davalılardan ...’a satıp 10.06.2014’de teslim ettiğini, faaliyetlerinin TPMK’ya başvurusunu yaptıkları patente uygun yürütüldüğünü, davacının rekabet ortamından duyduğu rahatsızlık nedeniyle dava açtığını ileri sürmüşlerdir.
Mahkemece bu savunma üzerinde yeterince durulmamış ve ikinci teknik bilirkişi raporu ile uzman görüşünde belirtilen davalı sistemindeki farklılıkların tekniğin bilinen durumunu aşıp aşmadığı tespit edilmemiş, tarafların uyguladıkları sistemler arasında farklılık bulunup bulunmadığı yönünden birinci teknik bilirkişi raporu ile ikinci teknik bilirkişi kurulu raporu arasındaki çelişki de giderilmemiştir. Şöyle ki, TPMK’nın cevabında da belirtilen davalı tarafın patent başvurusu, davacı şirket kurucusu Sami’ye ait olan ve 2012 yıllık ücreti ödenmediğinden geçerliliğini yitiren ve dolayısıyla umuma ait olan iki patent, yine davacı kurucusu Sami’ye ait patent başvurusu, üretimde kullanılması için davacı tarafından davalılardan Yakup’a makine ve aksamlarının şartsız satılıp teslim edildiğine ilişkin 10.06.2014 tarihli sözleşme, rekabet yasağı taahhüdü ve sözleşmesinin bulunmadığı gözetilip değerlendirilmemiştir.
Bu bağlamda; davalı tarafça ileri sürülen ve TPE’nin 23.05.2017 tarihli yazısında belirtildiği üzere uyuşmazlık konusuna ilişkin davalının 1014/8187 sayılı “alüminyum atıklardan alüminyum tozu, parafin, gaz ve ısı enerjisi üretim yöntemi” başlıklı usul patenti başvurusu bulunmaktadır. Davacı şirket kurucusu ve yetkilisi Sami’ye ait 2008/6071 sayılı “alüminyum ambalaj atıklarından alüminyum tozu elde edilmesi için yöntem ve bu yöntemle elde edilen alüminyum tozu” başlıklı usul patenti ile yine 2008/1007 sayılı “metal atıkların yeniden değerlendirilmesini sağlayan bir yöntem ve bu yönteme için kullanılan döner tip kurutma fırını” başlıklı usul patentinin 2012 yılı yıllık ücretlerinin ihtara rağmen ödenmediğinden, bu patentler sona erip toplumun malı haline gelmiştir.
Yine davacı şirket kurucusu ve yetkilisi Sami’ye ait 2014/4676 sayılı “döner tip pozlaştırma fırınlarında oluşan gazların yakılması geliştirilmiş sistem” başlıklı usul patenti başvurusu bulunmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 551 sayılı KHK’nın 133'üncü maddesine göre yıllık ücretin ödenmemesi patent hakkını sona erdiren sebeplerdendir. Hakkın herhangi bir nedenle sona ermesi üzerine o patent toplumun malı haline gelir ve dolayısıyla herkes serbestçe kullanabilir. Patent kapsamı sır olmadığı gibi, böyle bir durumda yani patent hakkının sona ermesinde korunması gerekli ticari sır söz konusu değildir. Yine aynı KHK m. 72 ve m. 82 hükümleri uyarınca ise, patent başvurusunda bulunan da başvurunun yayınlanmasından itibaren patent hakkından yararlanmak durumundadır.
Koruma süresi sona eren ve yıllık ücreti ödenmediğinden geçersiz olan patentin üçüncü kişilerce kullanılması haksız rekabet oluşturmayacağından bilirkişi heyetine bir patent vekili birde sektör bilirkişisi eklenerek davacı sisteminin sona eren ve dolayısıyla umuma ait olan patentlerin uygulaması, davalı sisteminin de hem başvurusunu yaptığı kendi patentinin hem de sona ermesi nedeniyle herkesçe serbeste kullanılacak hale gelen davacı kurucusunun patentlerinin uygulaması olup olmadığının, taraf sistemlerindeki benzerliklerin tekniğin gerektirdiği zorunluluklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ve ayrıca itiraza uğrayan teknik bilirkişi raporları arasında davacı sisteminde farklılık olup olmadığı için çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır.
3. Davalının delil olarak dayandığı 10.06.2014 tarihli “Makine Techizat Satım Sözleşmesi” ile davacı bir kısım makine teçhizatları kullanmak üzere davalılardan Yakup’a satıp teslim etmiştir. Bu makinelerin davalı tarafça kullanılması yönünden bir şart konulmadığına göre, makine ve teçhizatının davacı tarafından davalılardan Yakup’a satılıp teslim edilmesi ve sözleşmede de kullanılacağının belirtilmesinin davacının aynı işi yapması yönünden davalıya muvafakat niteliğinde olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği gibi, davacının makine ve teçhizatını kullanması için bu davalıya satıp teslim ettikten sonra dava açmasının dava hakkını kötüye kullanma oluşturup oluşturmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Buna bağlı olarak davalı taraf faaliyetinin dürüstçe yapılıp yapılmadığı da saptanıp gözetilmelidir. Ayrıca, çalışanın özen ve sadakat yükümlülüğünü düzenleyen TBK m. 396 hizmet ilişkisi sırasında sır saklama ve rekabet yükümlülüğünü düzenlemekle birlikte son fıkrasının son cümlesi, “işverenin haklı menfaatı söz konusu ise gerekli ölçüde hizmet ilişkisi sona erdikten sonrada işçi yönünden sır saklama yükümlülüğü bulunduğu” hükmünü içermektedir. Bu hükmün değerlendirilmesinin söz konusu makine ve teçhizat satımı sözleşmesi ile birlikte yapılması zorunluk arz etmektedir. Zira, işverenin haklı menfaatının bulunup bulunmadığı bu sözleşme kapsamında belirlenmelidir. Belirtilen bu hususlarında gözetilmemesi doğru olmamıştır.
4. Davalı ...’un rekabet yasağı taahhüdü olduğuna yönelik davacı tarafından dayanak gösterilen tek belge 04.01.2013 tarihli davalı ...’a hitaben yazılmış teşekkür ve uyarı yazısıdır. Ancak, bu yazıda Yakup’a hitaben “iş yerinde 18.10.2006 tarihinden bu yana çalışmaktasınız. İşin ve işyerinin gereği olarak yasal tüm haklarınız saklı tutularak ve kıdem ve ihbar tazminatınız ödenmek üzere iş akdiniz 04.01.2013 tarihi itibariyle feshedilmiştir. Bilginiz dahilinde olduğu üzere, işyerimizde patentli ve çok özel bir üretim süreci uygulanmaktadır. Bu nedenle, işyerinde kullanılan teknoloji ve üretim uygulamalarının sır saklama yükümlülüğünüz çerçevesinde işyeri dışına çıkarmayacağınız konusunda kuşkumuz olmamakla birlikte, aksi bir durumda sorumlu bir duruma düşebileceğinizi usul gereği yeniden hatırlatmayı gerekli gördük.
Bu güne kadar işletmemize yapmış olduğumuz katkılardan dolayı teşekkür eder, yeni iş yaşamında başarılar dileriz”, şeklinde beyana yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, bu yazıda davalı ...’un rekabet etmeyeceği yönünde bir taahhüdü bulunmamaktadır. Hal böyle olmakla birlikte davacı ile davalı ... arasında rekabet yasağı sözleşmesi de yapılmadığı halde, yanılgılı değerlendirme ile söz konusu yazının davalı ... tarafından verilen rekabet yasağı ve sır saklama taahhüdü olarak kabul edilmesi de doğru olmamıştır. Ayrıca, böyle bir teşekkür ve uyarı yazısından sonra, davacının davalı ...’a işinde kullanması için makine ve teçhizatlarını şartsız satıp teslim etmesinin de söz konusu yazı içeriğinin yorumlanıp değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi de doğru olmamıştır.
Belirtilen hususlarda araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu ve yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmadığından, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
5.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle davalılardan ... vekilinin zamanaşımına yönelik temyiz sebebinin reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılardan ... vekilinin zamanaşımı dışındaki temyiz itirazları ile diğer davalılar vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 31.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670554000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz