Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2828 E. 2024/5387 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sır saklama yükümlülüğü↗ rekabet etmeme yasağı↗ çalışma özgürlüğü↗ müşteri portföyü↗ saklama yükümlülüğü↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ ticari defter incelemesi↗ rekabet yasağı↗ istifa↗ ticaret sicili tescili↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ tazminat davası↗ denetime elverişlilik↗ oy yasağı↗ fesih↗ ticari defter↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ kötüniyet↗ dosya masrafı↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ:Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2017/1189 E., 2019/1190 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, cezai şart bedelinin tahsili ile tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 06.03.2007 ile 01.09.2008 tarihleri arasında müvekkili şirkette satış ve pazarlama koordinatörü olarak çalışan davalı ...'in memleketine döneceğini söyleyerek işten ayrılmasına rağmen ayrıldıktan sonra haksız rekabet içeren davranışlarda bulunarak, müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı Terra Silikon....Ltd. Şti.'yi kurarak müvekkilini zarara uğrattığını, davacının kimya sektöründe faaliyet gösterdiğini, büyük emek ve masraflarla yaptığı Ar-Ge çalışmaları sayesinde oluşturduğu formüllerle müşterileri ile iş yaptığını, davalı şirketin herhangi bir emek harcamaksızın, müvekkilinin çalışanının, şirketten aldığı formülleri kullanarak, müvekkili ile haksız rekabete giriştiğini, 16.09.2008 tarihinde kurulan diğer davalı şirket ile ticari faaliyete gizli ortak olarak başladığını, rekabet yasağı süresinin dolmasından sonra, 09.10.2013 günü davalı ...'in, eşi ... ile birlikte davalı şirketin resmi ortakları olduklarını, bu şekilde müvekkili şirketin reçeteleri ve müşteri portföyü kullanılarak davalı şirket üzerinden haksız kazanç elde edildiğini, davalı şirketin tüm çalışanlarının müvekkili şirketin eski çalışanları olduğunu, yapılan eylemlerin haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen iş sözleşmesinin 10 uncu maddesinde müvekkiline ait portföy ve teknik bilgilerin kullanılmayacağını taahhüt ettiğini, sözleşmenin 25 inci maddesinde işten ayrılmadan sonra 5 yıl içerisinde aynı sektörde faaliyette bulunamayacağının düzenlendiği, 28 inci maddesinde ise sır saklama yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde 250.000,00 Euro cezai şart ödeneceğinin düzenlendiğinin kararlaştırıldığını, davalının ticari defterlerinin incelenmesi halinde müvekkilinin tedarikçilerine ve müşterilerine satış yapıldığının anlaşılacağını, müvekkili ile davalı arasında yapılan rekabet etmememe sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) kapsamında geçerli olduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 Euro cezai şart bedelinin faizi ile birlikte davalı ...'den, davalıların haksız rekabeti nedeniyle uğranılan zararlar karşılığı 5.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını ve davacının kötü niyetli olduğunu, kısmi davanın açılamayacağını, davacı ile davalı ... arasındaki haksız rekabet koşullarını düzenleyen sözleşmede, 5 yıllık sürenin öngörülmesi nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğunu, bu tür sınırlamaların 2 yıllık süreyi aşamayacağını, süre bakımından makul ve yer bakımından sınırlama içermeyen sözleşmenin geçersiz kılınması gerektiğini, müvekkilinin doğduğundan beri İstanbul'da yaşadığını, fesih sırasında memleketine döneceğine ilişkin beyanda bulunmadığını, davalı ...'in 06.03.2007 ile 01.09.2008 tarihleri arasında çalıştıktan sonra dava dışı Sinpaş GYO firmasında çalışmak üzere ayrıldığını ve bu firmada çalışmaya başladığını, bu hususun Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları ile sabit olduğunu, davacı şirket çalışanlarının mobing nedeni ile işten ayrılmak zorunda kaldıklarını, davalı şirkette çalışan ...'in 12.09.2012 tarihinde davacı şirketten zorla istifa ettirildiğini, 10.01.2013 günü başka bir şirkette çalıştığını, 21.11.2013 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, 30.12.2015 günü işten ayrılarak 01.02.2016 tarihinde yeniden çalışmaya başladığını, 10.08.2016 günü tekrar işten ayrıldığını, davacı şirketten ayrılırken üretime ilişkin herhangi bir belge veya reçete almadığını, müvekkili şirketin hiçbir şekilde davacının formül ve ticari sırları ile iş yapmadığını, davacının herhangi bir üretimimin bulunmadığını, yurt dışında ithal ettiği ürünlerini sattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı ... arasında düzenlenen iş sözleşmesindeki haksız rekabet hükümlerinin yer ve zaman bakımından sınırlama içermemesi nedeniyle 6098 sayılı Kanun'un 444 ve devamı maddeleri kapsamında geçersiz olup, bunun yanı sıra toplanan deliller ile bilirkişi raporunda ve uzman görüşünde her iki şirketin ürettiği ürünler arasında haksız rekabet oluşturacak bir benzerlik bulunmadığı tespit edildiği gibi tarafların müşteri portföyü ve tedarikçileri yönünden serbest piyasa ilkelerini aşar şekilde haksız rekabet oluşturabilecek bir benzerlik ve yakınlık görülmediği, karşı yanda çalışan bir kısım işçilerin iş akitlerinin sona ermesinden sonra davalı şirkette çalışmasının, ürünler, tedarikçiler ve müşteri portföyü arasında anlamlı bir benzerlik bulunmaması nedeniyle haksız rekabet oluşturulmadığı, çalışmaların Anayasa ile güvence altına alınan çalışma özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile davacının sabit görülmeyen davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın davalı ... yönünden rekabet etmeme yasağına aykırılık kaynaklı cezai şart ve tazminat, diğer davalı bakımından haksız rekabet kaynaklı tazminat davası olduğunu, yerel mahkemece sadece iş sözleşmesindeki cezai şartın geçersizliği değerlendirilerek her iki talep açısından hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davada talep ve ispat olunan hususun iş akdinin feshinden sonra aynı iş kolunda çalışmama anlamına gelen rekabet etmeme yasağına ilişkin olmayıp davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki kötüniyetli eylemlerine de dair olduğunu, bu nedenle sadece bölgesel sınırın geçersizliği nedeniyle 10 uncu maddenin ve iş sözleşmesinin tümünün geçersiz olduğu kabul edilerek taleplerinin reddi kararının hatalı olduğunu, davalı ... yönünden açılan davada, iş sözleşmesindeki rekabet etmeme yasağının bölgesel sınırının olmamasının, rekabet etmeme yasağına ilişkin maddenin geçersiz sayılmasına sebep olamayacağını, davada müvekkilin personelinin ve müşteri portföyünün çalınmasına rağmen şirketlerin ürünlerinin içeriğinin birbirinden farklı olması sebebiyle haksız rekabetten söz edilemeyeceği yönünde hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 349 uncu maddesine göre, rekabet yasağının işçinin iktisadi istikbalinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde sınırlandırılmasının geçerlilik koşulu olduğu, bahsi geçen sözleşmede öngörülen 5 yıllık uzunca yasak süresinin ve yasağın belli bir mahal ile sınırlandırılmış olmamasının hakkaniyete uygun olmadığı, bu durumda rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün 818 sayılı Kanun hükümleri uyarınca batıl sayılması gerektiği, bu nedenle davalı ...'den rekabet yasağı şartına aykırılık nedeniyle talep edilen cezai şart yönünden verilen kararda bir isabetsizliğin bulunmadığı, davalı Terra Silikon Ltd. Şti.'nin 09.09.2008 tarihinde kurulup 16.09.2008 günü ticaret siciline tescil edildiği, kuruluş aşamasında ortaklarının dava dışı ... ... ... ve ... ... olduğu, dava dışı ortak ... ...'nin hissesinin tamamını 02.11.2009 tarihli ticaret sicili gazetesine göre dava dışı ...'na devrettiği, ... ...'nun da hissesinin tamamını ... ... ...'e 2010 yılında devrettiği, 2013'te ise dava dışı ...'nun tüm hissesini davalı ... ve dava dışı eşine devrettiği, dosyaya alınan ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davalı şirket ve davalı ...'in haksız rekabet sayılabilecek bir davranışlarının bulunmadığı, davacıya ait herhangi sır niteliğinde bir bilginin davalılar tarafından haksız rekabet oluşturacak şekilde kullanılmadığı, davacının üretim yapan bir firma olmasına karşılık davalı firmanın üretim yapmadığı, dışarıdan tedarik ettiği malları müşteri isteklerine göre basit karışım yaparak pazarladığı, davacı işçilerinin iş akdini feshe teşvik edildiğinin ve ayartılarak davalı şirkete geçişlerinin sağlandığının ve davacıya ait sırlarının kullanılarak haksız rekabet yapıldığına yönelik iddiaların ispat edilmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, cezai şart bedelinin tahsili ile tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5315 E. 2013/4157 K.
Ortak:rekabet yasağı · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaŞti.'yi kurarak müvekkilini zarara uğrattığını, davacının kimya sektöründe faaliyet gösterdiğini, büyük emek ve «masraflarla» yaptığı Ar-Ge çalışmaları sayesinde oluşturduğu formüllerle müşterileri ile iş yaptığını, davalı şirketin herhangi bir emek harcamaksızın, müvekkilinin çalışanının, şirketten aldığı formülleri kullanarak, müvekkili ile «haksız rekabete» giriştiğini, 16.09.2008 tarihinde kurulan diğer davalı şirket ile ticari faaliyete gizli ortak olarak başladığını, «rekabet yasağı» süresinin dolmasından sonra, 09.10.2013 günü davalı ...'in, eşi ... ile birlikte davalı şirketin resmi ortakları olduklarını, bu şekilde müvekkili şirketin reçeteleri ve «müşteri portföyü» kullanılarak davalı şirket üzerinden haksız kazanç elde edildiğini, davalı şirketin tüm çalışanlarının müvekkili şirketin eski çalışanları olduğunu, yapılan eylemlerin haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen iş sözleşmesinin 10 uncu maddesinde müvekkiline ait portföy ve teknik bilgilerin kullanılmayacağını «taahhüt» ettiğini, sözleşmenin 25 inci maddesinde işten ayrılmadan sonra 5 yıl içerisinde aynı sektörde faaliyette bulunamayacağının düzenlendiği, 28 inci maddesinde ise «sır saklama yükümlülüğüne» ve rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde 250.000,00 Euro «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiğinin kararlaştırıldığını, davalının «ticari defterlerinin incelenmesi» halinde müvekkilinin tedarikçilerine ve müşterilerine satış yapıldığının anlaşılacağını, müvekkili ile davalı arasında yapılan rekabet etmememe sözleşmesinin 6098 …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın davalı ... yönünden «rekabet etmeme yasağına» aykırılık kaynaklı «cezai şart» ve tazminat, diğer davalı bakımından «haksız rekabet» kaynaklı «tazminat davası» olduğunu, yerel mahkemece sadece iş sözleşmesindeki cezai şartın «geçersizliği» değerlendirilerek her iki talep açısından hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davada talep ve ispat olunan hususun iş akdinin feshinden sonra aynı iş kolunda çalışmama anlamına gelen rekabet etmeme yasağına ilişkin olmayıp davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki «kötüniyetli» eylemlerine de dair olduğunu, bu nedenle sadece bölgesel sınırın geçersizliği nedeniyle 10 uncu maddenin ve iş sözleşmesinin tümünün geçersiz olduğu kabul edilerek taleplerinin reddi kararının hatalı olduğunu, davalı ... yönünden açılan davada, iş sözleşmesindeki rekabet etmeme yasağının bölgesel sınırının olmamasının, rekabet etmeme yasağına ilişkin maddenin geçersiz sayılmasına sebep olamayacağını, davada müvekkilin personelinin ve «müşteri portföyünün» çalınmasına rağmen şirketlerin ürünlerinin içeriğinin birbirinden farklı olması sebebiyle haksız rekabetten söz edilemeyeceği yönünde hüküm kurulmasının da hatalı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 349 uncu maddesine göre, «rekabet yasağının» işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde sınırlandırılmasının geçerlilik koşulu olduğu, bahsi geçen sözleşmede öngörülen 5 yıllık uzunca yasak süresinin ve yasağın belli bir mahal ile sınırlandırılmış olmamasının hakkaniyete uygun olmadığı, bu durumda rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün 818 sayılı Kanun hükümleri uyarınca batıl sayılması gerektiği, bu nedenle davalı ...'den rekabet yasağı şartına aykırılık nedeniyle talep edilen «cezai şart» yönünden verilen kararda bir isabetsizliğin bulunmadığı, davalı Terra Silikon Ltd.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı şirkette 12.01.2005 tarihinde ortak olarak yer aldığı, 11.05.2007 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile müdür olarak atandığı, TTK'nun 547. maddesi anlamında «rekabet yasağına» ilişkin delil bulunmadığı, yine davalı ... bir dönem davacı şirkette işçi olarak çalışmakla birlikte BK'nun 348. maddesi uyarınca rekabet etmeme borcuna ilişkin taraflar arasında bir sözleşmenin «ibraz» edilmediği, ayrıca TTK'un 56. maddesi gereğince «haksız rekabete» ilişkin olarak kanıt olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetten» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf, ...’ın 25 yıldır yanlarında çalıştığını, işten 2008 yılında ayrıldıktan sonra diğer davalı ...’ın «acentesinde» çalışmaya başladığını, bu tarihten sonra ise portföylerinde bulunan 1000‘e yakın müşterinin davalılardan poliçe tanzim ettirdiğini ileri sürmüş, mahkemece haksız rekabete ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece bilirkişilerden ek rapor veya gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, davacının «ibraz» ettiği poliçeler incelenerek, daha önceden davacı portföyünde bulunup ta davalı ...’ın işten ayrılması sonrası davalı diğer «acente» tarafından tanzim edilen poliçeler belirlenerek, bu durumun 6762 Sayılı TTK’nun 56 vd. maddeleri uyarınca «haksız rekabete» neden olup olmayacağı üzerinde durularak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:acente · ortaklar kurulu kararı · acentelik · yenileme · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece bilirkişilerden ek rapor veya gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, davacının «ibraz» ettiği poliçeler incelenerek, daha önceden davacı portföyünde bulunup ta davalı ...’ın işten ayrılması sonrası davalı diğer «acente» tarafından tanzim edilen poliçeler belirlenerek, bu durumun 6762 Sayılı TTK’nun 56 vd. maddeleri uyarınca «haksız rekabete» neden olup olmayacağı üzerinde durularak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı şirkette 12.01.2005 tarihinde ortak olarak yer aldığı, 11.05.2007 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile müdür olarak atandığı, TTK'nun 547. maddesi anlamında «rekabet yasağına» ilişkin delil bulunmadığı, yine davalı ... bir dönem davacı şirkette işçi olarak çalışmakla birlikte BK'nun 348. maddesi uyarınca rekabet etmeme borcuna ilişkin taraflar arasında bir sözleşmenin «ibraz» edilmediği, ayrıca TTK'un 56. maddesi gereğince «haksız rekabete» ilişkin olarak kanıt olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı daha önceden kendisi tarafından tanzim edilipte, davalı ...’ın işten ayrılmasından sonra «acente» ... tarafından «yenilenen» poliçeler bulunduğunu delil listesinde belirtmiş ve buna ilişkin olarak bir klasör halinde kanıtlarını sunduğu, bilirkişi raporlarına itirazında da anılan poliçelerin incelenmesini talep ettiği halde, davacının bu ciddi itirazları üzerinde durulmadan hüküm kurulmuştur.
Dava, «haksız rekabetten» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf, ...’ın 25 yıldır yanlarında çalıştığını, işten 2008 yılında ayrıldıktan sonra diğer davalı ...’ın «acentesinde» çalışmaya başladığını, bu tarihten sonra ise portföylerinde bulunan 1000‘e yakın müşterinin davalılardan poliçe tanzim ettirdiğini ileri sürmüş, mahkemece haksız rekabete ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız rekabet | Men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13511 E. 2010/5079 K.
Ortak:rekabet yasağı · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaŞti.'yi kurarak müvekkilini zarara uğrattığını, davacının kimya sektöründe faaliyet gösterdiğini, büyük emek ve «masraflarla» yaptığı Ar-Ge çalışmaları sayesinde oluşturduğu formüllerle müşterileri ile iş yaptığını, davalı şirketin herhangi bir emek harcamaksızın, müvekkilinin çalışanının, şirketten aldığı formülleri kullanarak, müvekkili ile «haksız rekabete» giriştiğini, 16.09.2008 tarihinde kurulan diğer davalı şirket ile ticari faaliyete gizli ortak olarak başladığını, «rekabet yasağı» süresinin dolmasından sonra, 09.10.2013 günü davalı ...'in, eşi ... ile birlikte davalı şirketin resmi ortakları olduklarını, bu şekilde müvekkili şirketin reçeteleri ve «müşteri portföyü» kullanılarak davalı şirket üzerinden haksız kazanç elde edildiğini, davalı şirketin tüm çalışanlarının müvekkili şirketin eski çalışanları olduğunu, yapılan eylemlerin haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen iş sözleşmesinin 10 uncu maddesinde müvekkiline ait portföy ve teknik bilgilerin kullanılmayacağını «taahhüt» ettiğini, sözleşmenin 25 inci maddesinde işten ayrılmadan sonra 5 yıl içerisinde aynı sektörde faaliyette bulunamayacağının düzenlendiği, 28 inci maddesinde ise «sır saklama yükümlülüğüne» ve rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde 250.000,00 Euro «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiğinin kararlaştırıldığını, davalının «ticari defterlerinin incelenmesi» halinde müvekkilinin tedarikçilerine ve müşterilerine satış yapıldığının anlaşılacağını, müvekkili ile davalı arasında yapılan rekabet etmememe sözleşmesinin 6098 …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın davalı ... yönünden «rekabet etmeme yasağına» aykırılık kaynaklı «cezai şart» ve tazminat, diğer davalı bakımından «haksız rekabet» kaynaklı «tazminat davası» olduğunu, yerel mahkemece sadece iş sözleşmesindeki cezai şartın «geçersizliği» değerlendirilerek her iki talep açısından hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davada talep ve ispat olunan hususun iş akdinin feshinden sonra aynı iş kolunda çalışmama anlamına gelen rekabet etmeme yasağına ilişkin olmayıp davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki «kötüniyetli» eylemlerine de dair olduğunu, bu nedenle sadece bölgesel sınırın geçersizliği nedeniyle 10 uncu maddenin ve iş sözleşmesinin tümünün geçersiz olduğu kabul edilerek taleplerinin reddi kararının hatalı olduğunu, davalı ... yönünden açılan davada, iş sözleşmesindeki rekabet etmeme yasağının bölgesel sınırının olmamasının, rekabet etmeme yasağına ilişkin maddenin geçersiz sayılmasına sebep olamayacağını, davada müvekkilin personelinin ve «müşteri portföyünün» çalınmasına rağmen şirketlerin ürünlerinin içeriğinin birbirinden farklı olması sebebiyle haksız rekabetten söz edilemeyeceği yönünde hüküm kurulmasının da hatalı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 349 uncu maddesine göre, «rekabet yasağının» işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde sınırlandırılmasının geçerlilik koşulu olduğu, bahsi geçen sözleşmede öngörülen 5 yıllık uzunca yasak süresinin ve yasağın belli bir mahal ile sınırlandırılmış olmamasının hakkaniyete uygun olmadığı, bu durumda rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün 818 sayılı Kanun hükümleri uyarınca batıl sayılması gerektiği, bu nedenle davalı ...'den rekabet yasağı şartına aykırılık nedeniyle talep edilen «cezai şart» yönünden verilen kararda bir isabetsizliğin bulunmadığı, davalı Terra Silikon Ltd.
Benzer bu karardaDavacı taraf, davalı gerçek kişilerin müvekkili şirkette önceden çalıştıklarını, «rekabet yasağı» ve portföy muhafaza etme sözleşmesini imzaladıklarını, işten hemen ayrılmaları sonrası aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurduklarını, müvekkilinin müşteri çevresinin ele geçirildiğini, ticari sırlarının kullanıldığını ileri sürmüştür.
Davalı gerçek kişilerin, davacı şirkete çalıştıkları, «rekabet yasağına» ilişkin «ibraz» edilen sözleşmeleri imzaladıkları ve işten ayrıldıktan hemen sonra davalı şirketi kurdukları, bu şirketin de «sigorta acenteliği» yaptığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların «haksız rekabette» bulunduklarının, maddi ve manevi zarara neden olduklarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acenteliği · sözleşmenin ihlali · acentelik · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaDavalı gerçek kişilerin, davacı şirkete çalıştıkları, «rekabet yasağına» ilişkin «ibraz» edilen sözleşmeleri imzaladıkları ve işten ayrıldıktan hemen sonra davalı şirketi kurdukları, bu şirketin de «sigorta acenteliği» yaptığı anlaşılmaktadır.
Dosyaya davalı gerçek kişiler ile müvekkili arasında imzalanan sözleşme örneklerini «ibraz» etmiştir.
Davacı vekili, taraflar arasındaki rekabet yapma «sözleşmesinin ihlal» edilerek davalıların «haksız rekabette» bulunduklarını ileri sürmüştür.
Bu durum karşısında, davacı ile davalı gerçek kişiler arasında yapılan sözleşmeler dikkate alınıp, bu sözleşmelerin BK.nun 48 nci maddesi uyarınca geçerli olup olmadığı değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2828 E. , 2024/5387 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1287 Esas, 2023/64 Karar
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/1189 E., 2019/1190 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, cezai şart bedelinin tahsili ile tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;
06. 03.2007 ile 01.09.2008 tarihleri arasında müvekkili şirkette satış ve pazarlama koordinatörü olarak çalışan davalı ...'in memleketine döneceğini söyleyerek işten ayrılmasına rağmen ayrıldıktan sonra haksız rekabet içeren davranışlarda bulunarak, müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı Terra Silikon....Ltd. Şti.'yi kurarak müvekkilini zarara uğrattığını, davacının kimya sektöründe faaliyet gösterdiğini, büyük emek ve masraflarla yaptığı Ar-Ge çalışmaları sayesinde oluşturduğu formüllerle müşterileri ile iş yaptığını, davalı şirketin herhangi bir emek harcamaksızın, müvekkilinin çalışanının, şirketten aldığı formülleri kullanarak, müvekkili ile haksız rekabete giriştiğini, 16.09.2008 tarihinde kurulan diğer davalı şirket ile ticari faaliyete gizli ortak olarak başladığını, rekabet yasağı süresinin dolmasından sonra, 09.10.2013 günü davalı ...'in, eşi ...
ile birlikte davalı şirketin resmi ortakları olduklarını, bu şekilde müvekkili şirketin reçeteleri ve müşteri portföyü kullanılarak davalı şirket üzerinden haksız kazanç elde edildiğini, davalı şirketin tüm çalışanlarının müvekkili şirketin eski çalışanları olduğunu, yapılan eylemlerin haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen iş sözleşmesinin 10 uncu maddesinde müvekkiline ait portföy ve teknik bilgilerin kullanılmayacağını taahhüt ettiğini, sözleşmenin 25 inci maddesinde işten ayrılmadan sonra 5 yıl içerisinde aynı sektörde faaliyette bulunamayacağının düzenlendiği, 28 inci maddesinde ise sır saklama yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde 250.000,00 Euro cezai şart ödeneceğinin düzenlendiğinin kararlaştırıldığını, davalının ticari defterlerinin incelenmesi halinde müvekkilinin tedarikçilerine ve müşterilerine satış yapıldığının anlaşılacağını, müvekkili ile davalı arasında yapılan rekabet etmememe sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) kapsamında geçerli olduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 Euro cezai şart bedelinin faizi ile birlikte davalı ...'den, davalıların haksız rekabeti nedeniyle uğranılan zararlar karşılığı 5.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını ve davacının kötü niyetli olduğunu, kısmi davanın açılamayacağını, davacı ile davalı ... arasındaki haksız rekabet koşullarını düzenleyen sözleşmede, 5 yıllık sürenin öngörülmesi nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğunu, bu tür sınırlamaların 2 yıllık süreyi aşamayacağını, süre bakımından makul ve yer bakımından sınırlama içermeyen sözleşmenin geçersiz kılınması gerektiğini, müvekkilinin doğduğundan beri İstanbul'da yaşadığını, fesih sırasında memleketine döneceğine ilişkin beyanda bulunmadığını, davalı ...'in 06.03.2007 ile 01.09.2008 tarihleri arasında çalıştıktan sonra dava dışı Sinpaş GYO firmasında çalışmak üzere ayrıldığını ve bu firmada çalışmaya başladığını, bu hususun Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları ile sabit olduğunu, davacı şirket çalışanlarının mobing nedeni ile işten ayrılmak zorunda kaldıklarını, davalı şirkette çalışan ...'in 12.09.2012 tarihinde davacı şirketten zorla istifa ettirildiğini, 10.01.2013 günü başka bir şirkette çalıştığını, 21.11.2013 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, 30.12.2015 günü işten ayrılarak 01.02.2016 tarihinde yeniden çalışmaya başladığını, 10.08.2016 günü tekrar işten ayrıldığını, davacı şirketten ayrılırken üretime ilişkin herhangi bir belge veya reçete almadığını, müvekkili şirketin hiçbir şekilde davacının formül ve ticari sırları ile iş yapmadığını, davacının herhangi bir üretimimin bulunmadığını, yurt dışında ithal ettiği ürünlerini sattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı ... arasında düzenlenen iş sözleşmesindeki haksız rekabet hükümlerinin yer ve zaman bakımından sınırlama içermemesi nedeniyle 6098 sayılı Kanun'un 444 ve devamı maddeleri kapsamında geçersiz olup, bunun yanı sıra toplanan deliller ile bilirkişi raporunda ve uzman görüşünde her iki şirketin ürettiği ürünler arasında haksız rekabet oluşturacak bir benzerlik bulunmadığı tespit edildiği gibi tarafların müşteri portföyü ve tedarikçileri yönünden serbest piyasa ilkelerini aşar şekilde haksız rekabet oluşturabilecek bir benzerlik ve yakınlık görülmediği, karşı yanda çalışan bir kısım işçilerin iş akitlerinin sona ermesinden sonra davalı şirkette çalışmasının, ürünler, tedarikçiler ve müşteri portföyü arasında anlamlı bir benzerlik bulunmaması nedeniyle haksız rekabet oluşturulmadığı, çalışmaların Anayasa ile güvence altına alınan çalışma özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile davacının sabit görülmeyen davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın davalı ... yönünden rekabet etmeme yasağına aykırılık kaynaklı cezai şart ve tazminat, diğer davalı bakımından haksız rekabet kaynaklı tazminat davası olduğunu, yerel mahkemece sadece iş sözleşmesindeki cezai şartın geçersizliği değerlendirilerek her iki talep açısından hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davada talep ve ispat olunan hususun iş akdinin feshinden sonra aynı iş kolunda çalışmama anlamına gelen rekabet etmeme yasağına ilişkin olmayıp davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki kötüniyetli eylemlerine de dair olduğunu, bu nedenle sadece bölgesel sınırın geçersizliği nedeniyle 10 uncu maddenin ve iş sözleşmesinin tümünün geçersiz olduğu kabul edilerek taleplerinin reddi kararının hatalı olduğunu, davalı ...
yönünden açılan davada, iş sözleşmesindeki rekabet etmeme yasağının bölgesel sınırının olmamasının, rekabet etmeme yasağına ilişkin maddenin geçersiz sayılmasına sebep olamayacağını, davada müvekkilin personelinin ve müşteri portföyünün çalınmasına rağmen şirketlerin ürünlerinin içeriğinin birbirinden farklı olması sebebiyle haksız rekabetten söz edilemeyeceği yönünde hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 349 uncu maddesine göre, rekabet yasağının işçinin iktisadi istikbalinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde sınırlandırılmasının geçerlilik koşulu olduğu, bahsi geçen sözleşmede öngörülen 5 yıllık uzunca yasak süresinin ve yasağın belli bir mahal ile sınırlandırılmış olmamasının hakkaniyete uygun olmadığı, bu durumda rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün 818 sayılı Kanun hükümleri uyarınca batıl sayılması gerektiği, bu nedenle davalı ...'den rekabet yasağı şartına aykırılık nedeniyle talep edilen cezai şart yönünden verilen kararda bir isabetsizliğin bulunmadığı, davalı Terra Silikon Ltd.
Şti.'nin 09.09.2008 tarihinde kurulup 16.09.2008 günü ticaret siciline tescil edildiği, kuruluş aşamasında ortaklarının dava dışı ... ... ... ve ... ... olduğu, dava dışı ortak ... ...'nin hissesinin tamamını 02.11.2009 tarihli ticaret sicili gazetesine göre dava dışı ...'na devrettiği, ... ...'nun da hissesinin tamamını ... ... ...'e 2010 yılında devrettiği, 2013'te ise dava dışı ...'nun tüm hissesini davalı ... ve dava dışı eşine devrettiği, dosyaya alınan ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davalı şirket ve davalı ...'in haksız rekabet sayılabilecek bir davranışlarının bulunmadığı, davacıya ait herhangi sır niteliğinde bir bilginin davalılar tarafından haksız rekabet oluşturacak şekilde kullanılmadığı, davacının üretim yapan bir firma olmasına karşılık davalı firmanın üretim yapmadığı, dışarıdan tedarik ettiği malları müşteri isteklerine göre basit karışım yaparak pazarladığı, davacı işçilerinin iş akdini feshe teşvik edildiğinin ve ayartılarak davalı şirkete geçişlerinin sağlandığının ve davacıya ait sırlarının kullanılarak haksız rekabet yapıldığına yönelik iddiaların ispat edilmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, cezai şart bedelinin tahsili ile tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden yana yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064786000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz