Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5865 E. 2024/8480 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eşit işlem ilkesi↗ nisap↗ iç yönerge↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ karar nisabı↗ muhalefet şerhi↗ esas sözleşme↗ sözleşmeye aykırılık↗ cy/cy şerhi↗ anonim şirket↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/1117 E., 2022/410 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların, davalı şirketin Yönetim Kurulu (YK) üyesi olduklarını ve işbu davayı YK'nın 30.11.2021 tarihli 2021/4 ve 5 ve 6 numaralı kararlarının 24.03.2017 tarihli Şirket İç Yönergesine aykırılık teşkil etmesi ve davacıların yönetim haklarının ellerinden alınması sonucunu doğurması sebebiyle batıl olduğunu, 30.11.2021 tarihli YK'nın 4 ve 5 ve 6 numaralı kararların 3/5 çoğunlukla alındığını, oysa 24.03.2017 tarihli iç yönergenin 3/1. maddesindeki bazı önemli işlerin yapılabilmesi için getirilmiş 4/5 çoğunluğa riayet edilmesi gerektiğini, zira YK'nın bir kısım önemli konularda karar alabilmesi için öngörülmüş çoğunluğun iç yönergenin değiştirilebilmesi için de aranmasının zorunlu olduğunu, karar yeter sayısı sağlanmadığından mezkur kararların yok hükmünde olduğunu, ayrıca 6 nolu kararın çağrıya ilişkin e-mail ekinde taslak olarak bulunduğunu, ancak toplantı sırasında davacıların önüne getirilmediğini ve davacıların bu yönde muhalefet şerhi koymalarının önüne geçildiğini, YK'nın diğer 3 üyesi tarafından imzalandığını, kararın yok hükmünde olduğunu, mezkur kararların Anonim Şirketin temel esasları arasında yer alan "haklardan sermayeye katılma oranına göre yararlanma ilkesi" ile "eşit işlem ilkesi" gibi temel ilkelere aykırı olduğunu ileri sürerek anılan YK kararlarının geçersiz olduklarının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ileri sürdüğü nisabın sınırlı sayıda işlere ilişkin olduğunu, yeni iç yönetmelikte eskisinden ayrışılmadığını, temsilde üç imzadan iki imzaya düşüldüğünü, bu durumun esas sözleşmeye aykırılık teşkil etmediğini, davacıların %40 paylarına rağmen %80 temsil hakkı istediklerini, davacıların altı numaralı karara ilişkin haberdar edilmeme iddialarının doğru olmadığını, aynı şirket binası içerisinde böyle bir durumun olamayacağını, iki karar için muhalefet imkanı sunulup bir tanesi için sunulmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların şirket yönetimine katılma haklarının devam ettiğini, kararın kendi içerisinde çelişki barındırmadığı gibi birlikte ve ayrı ayrı yapılacak işlerin ayrıştırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, iç yönerge tahsisi ve yürürlükten kaldırılması TTK'nın 367. maddesine göre YK'nın yetkisi dahilinde olup, bu yöndeki işlemler için davalı şirket ana sözleşmesinde öngörülmüş bir nisap bulunmadığı, YK'nın TTK'nın 390. maddesindeki nisaba uygun karar almış olmasının yeterli olduğu, davacıların iç yönergedeki bazı işlemler için öngörülmüş çoğunluğun, YK'nın mevcut iç yönergeyi kaldırıp yeni bir iç yönerge getirmesi ile ilgili karar alması için de uygulanacağı iddiasının TTK'nın 390/1.maddesi karşısında uygun bulunmadığı, yönetim kurulunun, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp, kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alacağına dair kuralın, ancak esas sözleşmeye konulacak bir hükümle ağırlaştırılabileceğinin TTK'nın 390/1.maddesinde açıkça ifade edildiği, somut olayda YK'nın 5 üyesi ile toplanıp ve üyelerin 3 olumlu oyu ile karar aldığı, toplantı ve karar yeter sayısının sağlandığı, davacıların YK toplantısına çağrının e-mail ile yapıldığını ve toplantıda müzakere edilecek hususların e-mail içeriğinde belirtildiğini, ayrıca üzerinde görüşme yapılacak iç yönergenin mail ekinde bulunduğunu ifade ettikleri, bu durumda YK toplantısına çağrının usulüne uygun yapıldığı, taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık olmadığı, iç yönerge değişiklikliğinin toplantıda müzakere edilmediği ve oylanmadığı yönündeki iddianın ispata muhtaç olduğu ve ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu yönetim kurulu toplantısında toplantı ve karar yeter sayısına uyulduğu, alınan kararlarda yasaya ve şirket ana sözleşmesine aykırı bir yön bulunmadığı, toplantıya çağrının e-mail yolu ile yapıldığı, üzerinde görüşme yapılacak iç yönergenin mail ekinde gönderilmiş olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket yönetim kurulu kararların batıl ve yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 391 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.İlk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararının davacılardan ... vekili Avukat ... tarafından istinaf edildiği, işbu vekilin diğer davacı ...'ın da vekil tayin ettiği Avukat ... Kırcı tarafından yetkilendirilmediği; her ne kadar bölge adliye mahkemesince verilen esastan ret kararı her iki davacı vekili olan Avukat ... Kırcı tarafından temyiz edilse de ilk derece mahkemesi kararının davacı ... bakımından kesinleştiği ve işbu davacının bölge adliye mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmadığı anlaşıldığından Osman Budak Turan adına verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
2.Dava konusu edilen yönetim kurulu kararı daha önceden oy birliği ile kabul edilmiş iç yönergenin iptali ve o yönergedeki temsil yetkisinin değiştirilmesi ile ilgilidir. Değiştirilen iç yönergenin önceki hali ile yönetim kurulun temsil yetkisine ilişkin en nitelikli kararının %80 çoğunluk nisabı ile alınması öngörülmüş olmakla sözü edilen iç yönergenin değiştirilmesi de aynı nisapla alınacak bir karar ile mümkün olacaktır. Nisap sağlanmadan alınmış yönetim kurulu kararı yok hükmünde olduğundan İlk Derece Mahkemesince şirket esas sözleşmesinde ağırlaştırıcı nisap bulunmadığı, önceki iç yönergede tahdidi olarak sayılan belirli kararların alınması için oy çokluğu dışında ağırlaştırıcı nisap öngörülmüş olması, iç yönergeninde bu ağırlaştırıcı nisap ile değiştirileceği sonucu doğurmayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4306 E. 2024/8274 K.
Ortak:nisap · iç yönerge · karar nisabı · muhalefet şerhi · esas sözleşme · cy/cy şerhi · anonim şirket · esastan ret · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iç «yönerge» tahsisi ve yürürlükten kaldırılması TTK'nın 367. maddesine göre YK'nın yetkisi dahilinde olup, bu yöndeki işlemler için davalı şirket ana sözleşmesinde öngörülmüş bir «nisap» bulunmadığı, YK'nın TTK'nın 390. maddesindeki «nisaba» uygun karar almış olmasının yeterli olduğu, davacıların iç yönergedeki bazı işlemler için öngörülmüş çoğunluğun, YK'nın mevcut iç yönergeyi kaldırıp yeni bir iç yönerge getirmesi ile ilgili karar alması için de uygulanacağı iddiasının TTK'nın 390/1.maddesi karşısında uygun bulunmadığı, yönetim kurulunun, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp, kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alacağına dair kuralın, ancak «esas sözleşmeye» konulacak bir hükümle ağırlaştırılabileceğinin TTK'nın 390/1.maddesinde açıkça ifade edildiği, somut olayda YK'nın 5 üyesi ile toplanıp ve üyelerin 3 olumlu oyu il …
… lınması sonucunu doğurması sebebiyle batıl olduğunu, 30.11.2021 tarihli YK'nın 4 ve 5 ve 6 numaralı kararların 3/5 çoğunlukla alındığını, oysa 24.03.2017 tarihli iç «yönergenin» 3/1. maddesindeki bazı önemli işlerin yapılabilmesi için getirilmiş 4/5 çoğunluğa riayet edilmesi gerektiğini, zira YK'nın bir kısım önemli konularda karar alabilmesi için öngörülmüş çoğunluğun iç yönergenin değiştirilebilmesi için de aranmasının zorunlu olduğunu, karar yeter sayısı sağlanmadığından mezkur kararların yok hükmünde olduğunu, ayrıca 6 nolu kararın çağrıya ilişkin e-mail ekinde taslak olarak bulunduğunu, ancak toplantı sırasında davacıların önüne getirilmediğini ve davacıların bu yönde «muhalefet şerhi» koymalarının önüne geçildiğini, YK'nın diğer 3 üyesi tarafından imzalandığını, kararın yok hükmünde olduğunu, mezkur kararların Anonim Şirketin temel esasları arasında yer alan "haklardan sermayeye katılma oranına göre yararlanma ilkesi" ile "«eşit işlem ilkesi»" gibi temel ilkelere aykırı olduğunu ileri sürerek anılan YK kararlarının «geçersiz» olduklarının tespitini talep etmiştir.
Nisap sağlanmadan alınmış «yönetim kurulu» kararı yok hükmünde olduğundan İlk Derece Mahkemesince şirket «esas sözleşmesinde» ağırlaştırıcı «nisap» bulunmadığı, önceki iç «yönergede» tahdidi olarak sayılan belirli kararların alınması için oy çokluğu dışında ağırlaştırıcı nisap öngörülmüş olması, iç yönergeninde bu ağırlaştırıcı nisap ile değişt …
Benzer bu karardaDAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin sermaye yapısı itibariyle «aile şirketi» olup, müvekkillerinin değişik pay oranları ile şirket ortakları olduğunu, müvekkillerinden ... ve ...'ın aynı zamanda davalı şirketin «yönetim kurulu» üyesi olduklarını, davalı şirketin 30.11.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2021/2, 2021/3 ve 2021/4 karar no.lu yönetim kurulu kararlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 367 nci maddesi kapsamında daha önce kabul edilip tescil edilen 01.06.2017 tarihli şirket iç «yönergesinin» 3/I maddesine açıkça aykırı olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu tarafından getirilmek istenen rejim değişikliği; kanunun «emredici» esaslarına aykırılıkları yanında her şeyden önce davalı şirketin kadimden bu yana süre gelen işleyiş prensiplerine olan aykırılıkları nedeniyle de «anonim şirketleri» temel esasları ile «dürüstlük kuralına» da aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu edilen 2021/2 no.lu yönetim kurulu kararı ile daha önce şirketin «temsil» ve ilzamına ilişkin 2019/3 no.lu «yönetim kurulu kararının iptal» edilmesine ve temsilci seçilmesine karar verildiğini, yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespitinin ancak mahkeme kararı ile mümkün olabileceğini, ayrıca yürürlükteki iç genelgedeki «nisap» şartını taşımadığını, 2021/3 sayılı yönetim kurulu kararı ile 01.06.2017 tarihli şirket iç yönergesinin ve daha önce imza yetkileri hakkında verilmiş olan bütün kararlar ile tüm imza sirkülerinin iptaline karar verildiği, bu kararda şirket iç yönergesinde belirlenen «nisaba» uyulmadığını, kararların yönetim kurulu üyesi müvekkillerinin «muhalefet şerhlerine» rağmen çoğunluğu temsil eden diğer yönetim kurulu üyelerinin 3/5 olumlu oyları ile alındığını, 2021/4 sayılı yönetim kurulu kararının ise, toplantı dışında, yönetim kurulu üyesi müvekkillere bilgi verilmeden görüşülüp imzalandığından yönetim kurulu üyesi müvekkiller tarafından 2021/4 sayılı karara muhalefet şerhi konulamadığını, bu kararda da nisaba uyulmadığını, yönetim kurulu kararlarının alındıkları tarihten itibaren «butlan» ve «yokluk» nedeniyle «geçersizliklerinin» tespitine karar verilmesi için davanın açıldığını ileri sürerek 30.11.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2021/2, 2021/3 ve 2021/4 sayılı yönetim kuru …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket «esas sözleşmesinde» toplantı ve karar nisapları konusunda herhangi bir ağırlaştırıcı «nisap» öngörülmediği bu konuda 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinin geçerli olacağının kabul edildiğini, 2021/2 no.lu «yönetim kurulu» kararında müvekkili şirket yönetim kurulu, şirketin sınırsız «temsil» ve ilzamın nasıl yapılacağına ilişkin karar aldığını, konuyla ilgili 6102 sayılı Kanun'un 370 nci maddesine göre esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa «temsil yetkisi» çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olduğunu, bu maddede genel anlamda yönetim kurulunun nasıl temsil ve ilzam edileceğinin düzenlendiğini, şirket esas sözleşmesinde buna engel bir düzenlemenin söz konusu olmadığını, bu nedenle yönetim kurulunun bu kararının esas sözleşmeye ve kanuna uygun olduğunu, 2021/3 no.lu yönetim kurulu kararında iç «yönerge» düzenlemek, mevcut iç yönergeyi değiştirmek veya yürürlükten kaldırıp yenisini kabul etmek yönetim kurulunun «münhasır» «yetkisinde» olan bir husus olup, bu konuda ne esas sözleşmede, ne de 6102 sayılı Kanun'da genel esaslarında farklı bir toplantı veya karar «nisabı» öngörülmediğini, davacıların 2021/4 no.lu yönetim kurulu kararının alındığı toplantının tarih, saat ve gündemi belirtilerek yeni iç yönergenin taslak metni ile bir …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iç «yönerge» borç doğurmayan ve görev sahiplerine konumları konusunda «garanti» vermeyen, pay sahiplerine ve/veya alacaklılara bir hak sağlamayan, anonim ortaklıktan yönetimin resmini veren «yönetim kurulu» ile yönetim arasındaki «yetki» sınırını çizen ve yönetimde görev ilişkilerini gösteren bir organizasyon metni olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 367 ve 371 inci maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen yönetim kurulu iç yönergelerinde yönetim kuruluna toplantı ya da karar «nisabı» konusunda herhangi bir düzenleme yapmak için yetki verileceğine dair bir düzenlemeden bahsedilmediği, iç yönerge çıkarma, değiştirme ya da ortadan kaldırma konusunda yönetim kurulunun toplantı ve karar nisapları konusunda genel hüküm olan 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinin uygulanması gerektiği, davacı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesinde yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespiti talebinin örnekseme yoluyla sayıldığı belirtilmiş ise de, 391 inci maddesinde sayılan «butlan» nedenleri tahdidi nitelikte olup, davacı tarafça dayanılan nedenler bu maddede sayılan nedenlerden olmadığı gibi yönetim kurulu iç yönergelerinin değiştirilmesinde, oluşturulmasına ilişkin usul izlenecek olup, 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi gereğince kabulde aranan «nisaplar» geçerli olacağı, davacılar 2021/4 no.lu yönetim kurulu kararının gündemi hakkında «makul süre» önce bilgilendirilmediklerini iddia etmişlerse de, gerek 6102 sayılı Kanun'da yönetim kurulunun toplantıya çağrılma usulüne ilişkin herhangi bir yasal düzenleme olmadığı gibi, şirket ana sözleşmesinde de bu hususta bir hüküm bulunmadığı, öte yandan, davacı yönetim kurulu üyelerine toplantı tarih, saat ve gündeminin e-posta yoluyla bildirildiğine ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı, davacılar iç yönerge ile «nitelikli çoğunluk» öngörüldüğünden yönetim kurulu kararı ile iç yönergenin değiştirilemeyeceğini iddia etmişler ise de, bu husus ancak «esas sözleşmede» yönetim kurulu iç yönergesinin değiştirilmesi için gerekli olacak özel nisapların düzenlenmesi ile mümkün olabileceği, somut olay yönünden, esas sözleşmede bu yönde bir düzenleme bulunmamakta olup, alınan yönetim kurulu kararlarının esas sözleşme ve kanunda öngörülen toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alındığı, Kanun ya da ana sözleşmeye aykırı bir durum bulunmadığı gibi «yönetim kurulu kararının butlanını» gerektirir bir «sebebin» de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararının butlanı · devredilemez yetkiler · nitelikli çoğunluk · yönetim kurulu kararının iptali · aile şirketi · temsil yetkisi · sözleşmenin ihlali · makul süre
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iç «yönerge» borç doğurmayan ve görev sahiplerine konumları konusunda «garanti» vermeyen, pay sahiplerine ve/veya alacaklılara bir hak sağlamayan, anonim ortaklıktan yönetimin resmini veren «yönetim kurulu» ile yönetim arasındaki «yetki» sınırını çizen ve yönetimde görev ilişkilerini gösteren bir organizasyon metni olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 367 ve 371 inci maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen yönetim kurulu iç yönergelerinde yönetim kuruluna toplantı ya da karar «nisabı» konusunda herhangi bir düzenleme yapmak için yetki verileceğine dair bir düzenlemeden bahsedilmediği, iç yönerge çıkarma, değiştirme ya da ortadan kaldırma konusunda yönetim kurulunun toplantı ve karar nisapları konusunda genel hüküm olan 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinin uygulanması gerektiği, davacı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesinde yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespiti talebinin örnekseme yoluyla sayıldığı belirtilmiş ise de, 391 inci maddesinde sayılan «butlan» nedenleri tahdidi nitelikte olup, davacı tarafça dayanılan nedenler bu maddede sayılan nedenlerden olmadığı gibi yönetim kurulu iç yönergelerinin değiştirilmesinde, oluşturulmasına ilişkin usul izlenecek olup, 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi gereğince kabulde aranan «nisaplar» geçerli olacağı, davacılar 2021/4 no.lu yönetim kurulu kararının gündemi hakkında «makul süre» önce bilgilendirilmediklerini iddia etmişlerse de, gerek 6102 sayılı Kanun'da yönetim kurulunun toplantıya çağrılma usulüne ilişkin herhangi bir yasal düzenleme olmadığı gibi, şirket ana sözleşmesinde de bu hususta bir hüküm bulunmadığı, öte yandan, davacı yönetim kurulu üyelerine toplantı tarih, saat ve gündeminin e-posta yoluyla bildirildiğine ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı, davacılar iç yönerge ile «nitelikli çoğunluk» öngörüldüğünden yönetim kurulu kararı ile iç yönergenin değiştirilemeyeceğini iddia etmişler ise de, bu husus ancak «esas sözleşmede» yönetim kurulu iç yönergesinin değiştirilmesi için gerekli olacak özel nisapların düzenlenmesi ile mümkün olabileceği, somut olay yönünden, esas sözleşmede bu yönde bir düzenleme bulunmamakta olup, alınan yönetim kurulu kararlarının esas sözleşme ve kanunda öngörülen toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alındığı, Kanun ya da ana sözleşmeye aykırı bir durum bulunmadığı gibi «yönetim kurulu kararının butlanını» gerektirir bir «sebebin» de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin sermaye yapısı itibariyle «aile şirketi» olup, müvekkillerinin değişik pay oranları ile şirket ortakları olduğunu, müvekkillerinden ... ve ...'ın aynı zamanda davalı şirketin «yönetim kurulu» üyesi olduklarını, davalı şirketin 30.11.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2021/2, 2021/3 ve 2021/4 karar no.lu yönetim kurulu kararlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 367 nci maddesi kapsamında daha önce kabul edilip tescil edilen 01.06.2017 tarihli şirket iç «yönergesinin» 3/I maddesine açıkça aykırı olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu tarafından getirilmek istenen rejim değişikliği; kanunun «emredici» esaslarına aykırılıkları yanında her şeyden önce davalı şirketin kadimden bu yana süre gelen işleyiş prensiplerine olan aykırılıkları nedeniyle de «anonim şirketleri» temel esasları ile «dürüstlük kuralına» da aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu edilen 2021/2 no.lu yönetim kurulu kararı ile daha önce şirketin «temsil» ve ilzamına ilişkin 2019/3 no.lu «yönetim kurulu kararının iptal» edilmesine ve temsilci seçilmesine karar verildiğini, yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespitinin ancak mahkeme kararı ile mümkün olabileceğini, ayrıca yürürlükteki iç genelgedeki «nisap» şartını taşımadığını, 2021/3 sayılı yönetim kurulu kararı ile 01.06.2017 tarihli şirket iç yönergesinin ve daha önce imza yetkileri hakkında verilmiş olan bütün kararlar ile tüm imza sirkülerinin iptaline karar verildiği, bu kararda şirket iç yönergesinde belirlenen «nisaba» uyulmadığını, kararların yönetim kurulu üyesi müvekkillerinin «muhalefet şerhlerine» rağmen çoğunluğu temsil eden diğer yönetim kurulu üyelerinin 3/5 olumlu oyları ile alındığını, 2021/4 sayılı yönetim kurulu kararının ise, toplantı dışında, yönetim kurulu üyesi müvekkillere bilgi verilmeden görüşülüp imzalandığından yönetim kurulu üyesi müvekkiller tarafından 2021/4 sayılı karara muhalefet şerhi konulamadığını, bu kararda da nisaba uyulmadığını, yönetim kurulu kararlarının alındıkları tarihten itibaren «butlan» ve «yokluk» nedeniyle «geçersizliklerinin» tespitine karar verilmesi için davanın açıldığını ileri sürerek 30.11.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2021/2, 2021/3 ve 2021/4 sayılı yönetim kuru …
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi uyarınca «esas sözleşmede» aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde «yönetim kurulu» kararları özel «nisap» gerektirmeyen ve oy çokluğu ile alınabilecek kararlar olduğu, iç «yönerge» düzenlenmesi ya da değiştirilmesi konusunu da kanunda özel bir nisap öngörülmemiş olup esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde yönetim kurulunun görevi kapsamında düzenlenen iç yönerge 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi uyarınca oy çokluğu ile değiştirilebileceği, davaya konu yönetim kurulu kararlarının 5 kişilik yönetim kurulunun 3 üyesinin olumlu oyu ile oy çokluğu ile alındığı hususunun ihtilafsız olduğu, 2021/03 sayılı kararı ile 01.06.2017 tarih ve 2017/01 sayılı iç yönergeyi iptal edilerek yeni iç yönergenin oy çokluğu ile kabulüne karar verildiği, davalı şirketin esas sözleşmede iç yönergenin kabulü ya da değiştirilmesi konususunda oyçokluğunun aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı, önceki iç yönergede tahdidi olarak sayılan belirli kararların alınması için oy çokluğu dışında ağırlaştırılmış nisap öngörülmüş olması (%80-4/5 olumlu oy ile) iç yönergeninin de bu öngörülen ağırlaştırılmış nisap ile değiştirileceği sonucunu doğurmayacağı, buna göre 2021/03 sayılı karar ana sözleşme ve kanunda öngörülen «nisaba» uygun olarak alındığı, 2021/02 sayılı kararı ile şirketin sınırsız «temsil» ve ilzamına ilişkin olarak alınan 03.10.2019 tarih 2019/03 numaralı kararının iptal edilmesine, yönetim kurul başkanının, yönetim kurulu başkan vekili ile birlikte veya yönetim kurulu üyesi ... ile birlikte müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzam etmesine, 2021/04 sayılı kararı ile 1 numaralı bentte şirketin temsil ve ilzamına ilişkin 2 no.lu yönetim kurulu kararı tekrar edilerek A Grubu, B grubu ve C grubu imza yetkililerinin belirlenmesine oy çokluğu ile karar verildiği, esas sözleşme ile belirli pay gruplarının yönetim kurulunda temsil edilme imkânı ve yönetim kurulu üyesi belirleme imtiyazı verilebileceği, davalı şirketin ana sözleşmesinin 7 nci maddesinde yönetim kurulu üyelerinin 2/5'nin A grubu, 2/5'nin B grubu, 1/5'nin de C grubu hissedarlar arasından ve onlar tarafından gösterilecek hissedarlar arasından seçileceği düzenlenmiş ve bu düzenleme uyarınca yönetim kurulu üyeleri seçildiği, şirket ana sözleşmesinde 6102 sayılı Kanun'un 367 ve 370 inci maddesinin aksi yönde bir düzenleme mevcut olmadığından bu hususun yönetim kurulunun yetkisi kapsamında olduğu, buna göre yönetim kurulu tarafından yönetim kurulu üyeleri arasında şirketi temsil ve ilzama yetkili kişileri oy çokluğu ile belirlenebilecek olup, bu husus yönetim kuruluna üye belirleme imtiyazı veren ana «sözleşmenin ihlali» niteliğinde olmadığı, davaya konu kararlar içerik itibarıyla eşit işlem ilkesine aykırı, şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını «kısıtlayan» ya da güçleştiren, ya da diğer organların «devredilemez yetkilerine» giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesi kapsamında batıl olan kararlardan da olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket «esas sözleşmesinde» toplantı ve karar nisapları konusunda herhangi bir ağırlaştırıcı «nisap» öngörülmediği bu konuda 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinin geçerli olacağının kabul edildiğini, 2021/2 no.lu «yönetim kurulu» kararında müvekkili şirket yönetim kurulu, şirketin sınırsız «temsil» ve ilzamın nasıl yapılacağına ilişkin karar aldığını, konuyla ilgili 6102 sayılı Kanun'un 370 nci maddesine göre esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa «temsil yetkisi» çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olduğunu, bu maddede genel anlamda yönetim kurulunun nasıl temsil ve ilzam edileceğinin düzenlendiğini, şirket esas sözleşmesinde buna engel bir düzenlemenin söz konusu olmadığını, bu nedenle yönetim kurulunun bu kararının esas sözleşmeye ve kanuna uygun olduğunu, 2021/3 no.lu yönetim kurulu kararında iç «yönerge» düzenlemek, mevcut iç yönergeyi değiştirmek veya yürürlükten kaldırıp yenisini kabul etmek yönetim kurulunun «münhasır» «yetkisinde» olan bir husus olup, bu konuda ne esas sözleşmede, ne de 6102 sayılı Kanun'da genel esaslarında farklı bir toplantı veya karar «nisabı» öngörülmediğini, davacıların 2021/4 no.lu yönetim kurulu kararının alındığı toplantının tarih, saat ve gündemi belirtilerek yeni iç yönergenin taslak metni ile bir …
-
Nisapsız alınan yönetim kurulu kararı yok hükmündedir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/356 E. 2024/4114 K.
Ortak:iç yönerge · dava şartı
İncelediğiniz kararda… lınması sonucunu doğurması sebebiyle batıl olduğunu, 30.11.2021 tarihli YK'nın 4 ve 5 ve 6 numaralı kararların 3/5 çoğunlukla alındığını, oysa 24.03.2017 tarihli iç «yönergenin» 3/1. maddesindeki bazı önemli işlerin yapılabilmesi için getirilmiş 4/5 çoğunluğa riayet edilmesi gerektiğini, zira YK'nın bir kısım önemli konularda karar alabilmesi için öngörülmüş çoğunluğun iç yönergenin değiştirilebilmesi için de aranmasının zorunlu olduğunu, karar yeter sayısı sağlanmadığından mezkur kararların yok hükmünde olduğunu, ayrıca 6 nolu kararın çağrıya ilişkin e-mail ekinde taslak olarak bulunduğunu, ancak toplantı sırasında davacıların önüne getirilmediğini ve davacıların bu yönde «muhalefet şerhi» koymalarının önüne geçildiğini, YK'nın diğer 3 üyesi tarafından imzalandığını, kararın yok hükmünde olduğunu, mezkur kararların Anonim Şirketin temel esasları arasında yer alan "haklardan sermayeye katılma oranına göre yararlanma ilkesi" ile "«eşit işlem ilkesi»" gibi temel ilkelere aykırı olduğunu ileri sürerek anılan YK kararlarının «geçersiz» olduklarının tespitini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iç «yönerge» tahsisi ve yürürlükten kaldırılması TTK'nın 367. maddesine göre YK'nın yetkisi dahilinde olup, bu yöndeki işlemler için davalı şirket ana sözleşmesinde öngörülmüş bir «nisap» bulunmadığı, YK'nın TTK'nın 390. maddesindeki «nisaba» uygun karar almış olmasının yeterli olduğu, davacıların iç yönergedeki bazı işlemler için öngörülmüş çoğunluğun, YK'nın mevcut iç yönergeyi kaldırıp yeni bir iç yönerge getirmesi ile ilgili karar alması için de uygulanacağı iddiasının TTK'nın 390/1.maddesi karşısında uygun bulunmadığı, yönetim kurulunun, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp, kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alacağına dair kuralın, ancak «esas sözleşmeye» konulacak bir hükümle ağırlaştırılabileceğinin TTK'nın 390/1.maddesinde açıkça ifade edildiği, somut olayda YK'nın 5 üyesi ile toplanıp ve üyelerin 3 olumlu oyu il …
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu «yönetim kurulu» toplantısında toplantı ve karar yeter sayısına uyulduğu, alınan kararlarda yasaya ve şirket ana sözleşmesine aykırı bir yön bulunmadığı, toplantıya çağrının e-mail yolu ile yapıldığı, üzerinde görüşme yapılacak iç «yönergenin» mail ekinde gönderilmiş olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin 30.11.2021 tarihli 2021/2, 2021/3 sayılı «yönetim kurulu» kararları ve 30.11.2021 tarih ve 2021/01 sayılı iç «yönergenin» kabulüne dair kararların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 367 nci maddesi kapsamında daha önce kabul edilip tescil edilen ve yürürlükteki 01.06.2017 tarihli iç yönergenin 3 üncü maddesinin I fıkrasına açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle tescil ve «ilan» edilmesinin mümkün bulunmadığını, söz konusu kararların, iki müvekkilinin tüm uyarıları ve gerekçeli «muhalefet şerhlerine» rağmen, çoğunluğu «temsil» eden diğer üyelerin 3/5 olumlu oyları ile alındığını, müvekkilleri tarafından söz konusu kararların «emredici» hükümlere aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu ve üç iş günü içerisinde iptal edilmemesi ve uygulanmaya konulması halinde meydana gelecek zararlardan karara olumlu oy veren üyelerin ve kararı tescil eden memurların sorumlu olacaklarının «ihtar» edildiğini, tescil işleminden önce İstanbul Sicil Müdürlüğü'ne tescil ve ilandan imtina edilmesi konusunda 01.12.2021 tarih ve 06.12.2021 tarihli dilekçeler verild …
… valı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından verilen bir red kararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer yandan tescil edilmiş «yönetim kurulu» kararlarının «terkini», yani iptali için «husumetin» ilgili şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu bakımdan da «iptal davası» mahiyetindeki huzurdaki davada müvekkil müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğini, yalnızca pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığını, yönetim kurulu toplantılarına ve kararlarına ilişkin nisapların 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi gereğince yalnızca «esas sözleşmede» düzenlenebileceğini, iç «yönergede» düzenlenebilecek hususların, kanun ve esas sözleşmeye aykırı olamayacağı gibi «münhasıran» esas sözleşmede düzenlenmesi öngörülen hususların iç yönergeyle düzenlenmesinin mümkün olmadığını, bu bakımdan da esas sözleşme ile düzenlenmesi zaruri olan yönetim kurulu karar «nisabının» iç yönergede yer alması ve bunun tescil edilmiş olmasının söz konusu iç yönerge hükmünün «geçersiz» olduğu sonucunu değiştirmeyeceğini, müvekkili müdürlüğün tescil işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, bu bağlamda da, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığından «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2021 ve 06.12.2021 tarihli Ticaret Sicil Müdürlüğüne «ibraz» edilen dilekçeler ile tescil işlemine karşı itirazlarını dile getirerek başvuruda bulunduklarını, davacılar, tescil işlemine konu şirketin «pay sahipleri» olup ilgililerin itirazda bulunabilecekleri düzenlendiğine göre «aktif husumet ehliyetine» sahip olduklarını, davacıların hissedarı olduğu şirketin 6102 sayılı Kanun'un 367 ve 371 inci maddesine atıf yaparak 01.06.2017 tarihinde tescil edilen 2017/02 numaralı iç «yönergeyi» oy birliği ile kabul ederek sınırlı «temsil» ve ilzama ilişkin hususları düzenledikleri ve burada şirketin temsil ve ilzamı için en az %80 üyenin oybirliği ile «yönetim kurulu» kararı alması gerektiği yönünde düzenleme getirdikleri, «esas sözleşmeye» ek olarak 6102 sayılı Kanun'un 367 nci maddesi kapsamında şirketin iç yönerge düzenleme hakkı mevcut olduğu, 2017/02 sayılı iç yönerge tescil «ilan» edilmiş ve dava konusu tescil işlemlerine kadar uygulana geldiği, yönetim devri, temsil ve ilzam yetkilisine haiz olanlar bu yönergeye göre belirlendiği, anılan madde gözönüne alındığında iç yönergenin esas sözleşmeye aykırı olması mümkün olmayıp iç yönergenin esas sözleşmenin tali düzenleyicisi yani eki niteliğinde olduğunu, iç yönergeye aykırılık halinin esas «sözleşmeye aykırılıkla» aynı kategoride değerlendirilmesi gereken hukuki bir sorun olduğu, somut davada 2017/2 numaralı iç yönergede %80 üyenin yani 4/5 çoğunluğun olumlu oyu gerekmekte ise de davaya konu 30/11/2021 tarihli 2021/2 numaralı ve ayrıca 2021/3 numaralı yönetim kurulu kararı ve 30.11.2021 tarihli 2021/01 numaralı şirket yönetim iç yönergesi 3/5 çoğunlukla karar altına alındığı, davacı üyelerin «muhalefet şerhlerini» tutanağa geçirdikleri, her ne kadar 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinde yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile karar alacakları belirtilmiş ise de aynı madde kapsamında "esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde" ifadesine yer verildiği, iç yönerge, esas sözleşmenin eki niteliğinde olup 2017 yılından beri tüm pay sahipleri tarafından itirazsız uygulandığına göre yeni alınan yönetim kurulu kararlarının ve iç yönergenin 4/5 oranında «nisap» koşuluyla kabul edilip karar altına alınması gerekirken bu şartın yerine getirilmediği, düzenlemiş tescil ve ilan edilmiş esas sözleşmenin eki niteliğinde iç yöner …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yönetim kurulu karar nisabı ancak esas sözleşmeyle ağırlaştırılır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/387 E. 2024/4088 K.
Ortak:iç yönerge · esas sözleşme · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iç «yönerge» tahsisi ve yürürlükten kaldırılması TTK'nın 367. maddesine göre YK'nın yetkisi dahilinde olup, bu yöndeki işlemler için davalı şirket ana sözleşmesinde öngörülmüş bir «nisap» bulunmadığı, YK'nın TTK'nın 390. maddesindeki «nisaba» uygun karar almış olmasının yeterli olduğu, davacıların iç yönergedeki bazı işlemler için öngörülmüş çoğunluğun, YK'nın mevcut iç yönergeyi kaldırıp yeni bir iç yönerge getirmesi ile ilgili karar alması için de uygulanacağı iddiasının TTK'nın 390/1.maddesi karşısında uygun bulunmadığı, yönetim kurulunun, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp, kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alacağına dair kuralın, ancak «esas sözleşmeye» konulacak bir hükümle ağırlaştırılabileceğinin TTK'nın 390/1.maddesinde açıkça ifade edildiği, somut olayda YK'nın 5 üyesi ile toplanıp ve üyelerin 3 olumlu oyu il …
Nisap sağlanmadan alınmış «yönetim kurulu» kararı yok hükmünde olduğundan İlk Derece Mahkemesince şirket «esas sözleşmesinde» ağırlaştırıcı «nisap» bulunmadığı, önceki iç «yönergede» tahdidi olarak sayılan belirli kararların alınması için oy çokluğu dışında ağırlaştırıcı nisap öngörülmüş olması, iç yönergeninde bu ağırlaştırıcı nisap ile değişt …
… lınması sonucunu doğurması sebebiyle batıl olduğunu, 30.11.2021 tarihli YK'nın 4 ve 5 ve 6 numaralı kararların 3/5 çoğunlukla alındığını, oysa 24.03.2017 tarihli iç «yönergenin» 3/1. maddesindeki bazı önemli işlerin yapılabilmesi için getirilmiş 4/5 çoğunluğa riayet edilmesi gerektiğini, zira YK'nın bir kısım önemli konularda karar alabilmesi için öngörülmüş çoğunluğun iç yönergenin değiştirilebilmesi için de aranmasının zorunlu olduğunu, karar yeter sayısı sağlanmadığından mezkur kararların yok hükmünde olduğunu, ayrıca 6 nolu kararın çağrıya ilişkin e-mail ekinde taslak olarak bulunduğunu, ancak toplantı sırasında davacıların önüne getirilmediğini ve davacıların bu yönde «muhalefet şerhi» koymalarının önüne geçildiğini, YK'nın diğer 3 üyesi tarafından imzalandığını, kararın yok hükmünde olduğunu, mezkur kararların Anonim Şirketin temel esasları arasında yer alan "haklardan sermayeye katılma oranına göre yararlanma ilkesi" ile "«eşit işlem ilkesi»" gibi temel ilkelere aykırı olduğunu ileri sürerek anılan YK kararlarının «geçersiz» olduklarının tespitini talep etmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından verilen bir red kararının bulunmadığını, diğer yandan, tescil edilmiş «yönetim kurulu» kararlarının «terkini», yani iptali için «husumetin» ilgili şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu bakımdan da «iptal davası» mahiyetindeki huzurdaki davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, yalnızca pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların «aktif husumet ehliyetlerinin» bulunmadığını, yönetim kurulu toplantılarına ve kararlarına ilişkin nisapların 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi gereğince yalnızca «esas sözleşmede» düzenlenebileceğini, iç «yönergede» düzenlenebilecek hususların, kanun ve esas sözleşmeye aykırı olamayacağı gibi «münhasıran» esas sözleşmede düzenlenmesi öngörülen hususların iç yönergeyle düzenlenmesinin de mümkün olmadığını, bu bakımdan da esas sözleşme ile düzenlenmesi zaruri olan yönetim kurulu karar «nisabının» iç yönergede yer alması ve bunun tescil edilmiş olmasının da söz konusu iç yönerge hükmünün «geçersiz» olduğu diğer bir ifade ile yok hükmünde olduğu sonucunu değiştirmeyeceğini, müvekkili müdürlüğün tescil işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, bu bağlamda da …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinde «yönetim kurulu» üye tam sayısının çoğunluğu ile karar alınacağı hüküm altına alınmış ise de aynı madde kapsamında "Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde" ifadesine yer verildiği, iç «yönergenin» «esas sözleşmenin» eki niteliğinde olup 2017 yılından beri tüm «pay sahipleri» tarafından itirazsız uygulandığına göre yeni alınan yönetim kurulu kararlarının ve iç yönergenin 4/5 oranında «nisap» koşuluyla kabul edilip karar altına alınması gerekirken bu şartın yerine getirilmediği, anılan Kanun'un 32 nci maddesine göre sicil müdürünün talep edilen tescil işlemlerinin kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olup olmadığını resen araştırma yükümlülüğü altında olup, 6102 sayılı Kanun'un 367 nci maddesine göre düzenlenerek tescil ve «ilan» edilen esas sözleşmenin eki niteliğinde iç yönergenin davacıların yaptıkları itirazlar dikkate alınmadan tescilinin gerçekleştirilmesinin hukuka aykırı olduğu gere …
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «esas sözleşmede» karar «nisabı» bulunmadığı halde iç «yönerge» ile «yetki» aşımı yapılarak karar nisabı belirleme yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, «ticaret sicili» yönetmeliğinde iç yönerge bakımından bir inceleme ve değerlendirme yapılmasını gerektiren bir hükmün bulunmadığını, yine iç yönerge ile «yönetim kurulu» toplantı ve karar nisabının düzenlenebileceğinin kabul edilemeyeceğini, esas sözleşmeye ilave olarak ve ancak belli konularla sınırlı ve belli konuları açıklayıcı mahiyetteki düzenlemelerin yer alabileceği iç yönergelere, içeriğine uygun olmayan hususların eklenmesinin mümkün olmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 367 nci maddesinin birinci fıkrasına göre iç yönergenin, şirketin yönetimini düzenlediği; bunun için gerekli olan «görevleri» tanımlayıp, yerlerini gösterdiği, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceğini, iç yönergenin esas sözleşmesinin bir uzantısı olma …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Ticaret sicili işleminin iptali | Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına itiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/387 E. 2024/4088 K.
Ortak:nisap · iç yönerge · karar nisabı · muhalefet şerhi · esas sözleşme · sözleşmeye aykırılık · cy/cy şerhi · anonim şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iç «yönerge» tahsisi ve yürürlükten kaldırılması TTK'nın 367. maddesine göre YK'nın yetkisi dahilinde olup, bu yöndeki işlemler için davalı şirket ana sözleşmesinde öngörülmüş bir «nisap» bulunmadığı, YK'nın TTK'nın 390. maddesindeki «nisaba» uygun karar almış olmasının yeterli olduğu, davacıların iç yönergedeki bazı işlemler için öngörülmüş çoğunluğun, YK'nın mevcut iç yönergeyi kaldırıp yeni bir iç yönerge getirmesi ile ilgili karar alması için de uygulanacağı iddiasının TTK'nın 390/1.maddesi karşısında uygun bulunmadığı, yönetim kurulunun, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp, kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alacağına dair kuralın, ancak «esas sözleşmeye» konulacak bir hükümle ağırlaştırılabileceğinin TTK'nın 390/1.maddesinde açıkça ifade edildiği, somut olayda YK'nın 5 üyesi ile toplanıp ve üyelerin 3 olumlu oyu il …
… lınması sonucunu doğurması sebebiyle batıl olduğunu, 30.11.2021 tarihli YK'nın 4 ve 5 ve 6 numaralı kararların 3/5 çoğunlukla alındığını, oysa 24.03.2017 tarihli iç «yönergenin» 3/1. maddesindeki bazı önemli işlerin yapılabilmesi için getirilmiş 4/5 çoğunluğa riayet edilmesi gerektiğini, zira YK'nın bir kısım önemli konularda karar alabilmesi için öngörülmüş çoğunluğun iç yönergenin değiştirilebilmesi için de aranmasının zorunlu olduğunu, karar yeter sayısı sağlanmadığından mezkur kararların yok hükmünde olduğunu, ayrıca 6 nolu kararın çağrıya ilişkin e-mail ekinde taslak olarak bulunduğunu, ancak toplantı sırasında davacıların önüne getirilmediğini ve davacıların bu yönde «muhalefet şerhi» koymalarının önüne geçildiğini, YK'nın diğer 3 üyesi tarafından imzalandığını, kararın yok hükmünde olduğunu, mezkur kararların Anonim Şirketin temel esasları arasında yer alan "haklardan sermayeye katılma oranına göre yararlanma ilkesi" ile "«eşit işlem ilkesi»" gibi temel ilkelere aykırı olduğunu ileri sürerek anılan YK kararlarının «geçersiz» olduklarının tespitini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ileri sürdüğü «nisabın» sınırlı sayıda işlere ilişkin olduğunu, yeni iç yönetmelikte eskisinden ayrışılmadığını, «temsilde» üç imzadan iki imzaya düşüldüğünü, bu durumun «esas sözleşmeye aykırılık» teşkil etmediğini, davacıların %40 paylarına rağmen %80 temsil hakkı istediklerini, davacıların altı numaralı karara ilişkin haberdar edilmeme iddialarının doğru o …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin «esas sözleşmesinin», 6102 sayılı Kanun'a uygun hale getirilmesi için kabul edilen «esas sözleşme değişikliği» incelendiğinde, «yönetim kurulu» ve süresi başlıklı 7 nci maddesinde, yine şirketin «temsili» ve yönetim kurulu üyelerinin «görev dağılımı» başlıklı 8 inci maddesinde, yönetim kurulu tarafından alınacak kararlara ilişkin herhangi bir «nisabın» düzenlenmediği, 21 inci maddesinde yönetim kurulu karar nisabının 6102 sayılı Kanun'a tabi olduğunun düzenlendiği, buna göre, kanunda ancak esas sözleşmesinin hükümleri ile nisabın ağırlaştırılacağı düzenlendiğine göre ana sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığı takdirde anılan Kanun'un 390 ıncı maddesinde düzenlenen toplantı ve karar «nisaplarının» dikkate alınacağı, yine 367 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan iç «yönergenin» şirketin yönetimini düzenleyerek, bunun için gerekli olan «görevleri», tanımları, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceği, 2017 tarihli iç yönergedeki yönetim kurulunun bazı hallerde %80 olumlu oyu ile karar alacağına ilişkin iç yönerge hükmünün yönetim kurulunca alınan karar gereği düzenlendiği göz ardı edilerek iç yönergenin ana sözleşme hükmünde kabulünün doğru olmadığı, iç yönergenin, dayanağını esas sözleşmedeki «yetki» devrine ilişkin hükümden ve buna dayalı alınacak bir yönetim kurulu kararından aldığı; iç yönergede, yönetime ilişkin yetki devri ve dolayısıyla yetkilendirme şekli dışında esas sözleşmede düzenlenmesi gereken bir başka hususa yer verilemeyeceği, dava konusu yönetim kurulu kararlarının davalı şirketin beş kişilik yönetim kurulunun üçünün olumlu oyu diğerlerinin «muhalefet şerhi» ile alındığının anlaşıldığı, yönetimin devri kararı için 6102 sayılı Kanun'da özel bir nisap öngörülmediğinden, bu hususta anılan Kanun'un 390 ıncı maddesindeki nisaplara göre bir karar verilmesi gerektiği, karar nisabı itibari ile anılan Kanun maddesine ve şirket ana sözleşmesine bir aykırılığın bulunmadığı, buna göre «terkinin» iptalinin ayrı bir dava ile talep edildiği, diğer yandan 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgili şirket dinlenmeden karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacıların ilgililer kapsamında olmadığından davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılarak, yeniden» esas hakkında hüküm kurulması sureti ile davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; ...Kontrplak Fabrikası A.Ş.'nin 30.11.2021 tarihli «yönetim kurulu» toplantısında alınan 2021/6, 2021/7 ve 2021/01 sayılı yönetim iç «yönergesinin» kabulüne dair Yönetim Kurulu Kararlarının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 367 nci maddesi kapsamında daha önce kabul edilip tescil edilen 23.02.2017 tarihli şirket yönetim iç yönergesinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına açıkça aykırı olması nedeni ile tescilinin ve «ilanının» mümkün olmadığını, söz konusu 2021/6 ve 2021/7 sayılı yönetim kurulu kararlarının, yönetim kurulu üyesi iki müvekkilinin tüm uyarılarına ve gerekçeli «muhalefet şerhlerine» rağmen, çoğunluğu «temsil» eden diğer üyelerin 3/5 olumlu oyları ile alındığını, müvekkilleri tarafından davalı ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından verilen bir red kararının bulunmadığını, diğer yandan, tescil edilmiş «yönetim kurulu» kararlarının «terkini», yani iptali için «husumetin» ilgili şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu bakımdan da «iptal davası» mahiyetindeki huzurdaki davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, yalnızca pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların «aktif husumet ehliyetlerinin» bulunmadığını, yönetim kurulu toplantılarına ve kararlarına ilişkin nisapların 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi gereğince yalnızca «esas sözleşmede» düzenlenebileceğini, iç «yönergede» düzenlenebilecek hususların, kanun ve esas sözleşmeye aykırı olamayacağı gibi «münhasıran» esas sözleşmede düzenlenmesi öngörülen hususların iç yönergeyle düzenlenmesinin de mümkün olmadığını, bu bakımdan da esas sözleşme ile düzenlenmesi zaruri olan yönetim kurulu karar «nisabının» iç yönergede yer alması ve bunun tescil edilmiş olmasının da söz konusu iç yönerge hükmünün «geçersiz» olduğu diğer bir ifade ile yok hükmünde olduğu sonucunu değiştirmeyeceğini, müvekkili müdürlüğün tescil işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, bu bağlamda da …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:görev dağılımı · esas sözleşme değişikliği · menfaat çatışması · dava açma ehliyeti · yönetim kurulu kararının iptali · istinaf başvurusunun reddi · aktif husumet ehliyeti · pay sahipliği
Benzer bu kararda2.Dava dışı ...Kontrplak Fabrikası A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların ilgili «tanımına» girmemeleri nedeni ile «yönetim kurulu kararının iptalinin» talep edilemeyeceğini, iptal edilen iç «yönerge» ile yönetim kurulu kararı alınabilmesi için %80 ağırlaştırılmış «nisap» öngörüldüğünü, bu sınırlandırmanın ise ancak «esas sözleşme» ile mümkün olduğunu, yönetim kurulunun iç yönergeyi her zaman iptal ve değiştirme imkânına sahip olduğunu ileri sürerek, «istinaf başvurusunun reddine» ilişkin ek kararın kaldırılarak itirazın kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin «esas sözleşmesinin», 6102 sayılı Kanun'a uygun hale getirilmesi için kabul edilen «esas sözleşme değişikliği» incelendiğinde, «yönetim kurulu» ve süresi başlıklı 7 nci maddesinde, yine şirketin «temsili» ve yönetim kurulu üyelerinin «görev dağılımı» başlıklı 8 inci maddesinde, yönetim kurulu tarafından alınacak kararlara ilişkin herhangi bir «nisabın» düzenlenmediği, 21 inci maddesinde yönetim kurulu karar nisabının 6102 sayılı Kanun'a tabi olduğunun düzenlendiği, buna göre, kanunda ancak esas sözleşmesinin hükümleri ile nisabın ağırlaştırılacağı düzenlendiğine göre ana sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığı takdirde anılan Kanun'un 390 ıncı maddesinde düzenlenen toplantı ve karar «nisaplarının» dikkate alınacağı, yine 367 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan iç «yönergenin» şirketin yönetimini düzenleyerek, bunun için gerekli olan «görevleri», tanımları, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceği, 2017 tarihli iç yönergedeki yönetim kurulunun bazı hallerde %80 olumlu oyu ile karar alacağına ilişkin iç yönerge hükmünün yönetim kurulunca alınan karar gereği düzenlendiği göz ardı edilerek iç yönergenin ana sözleşme hükmünde kabulünün doğru olmadığı, iç yönergenin, dayanağını esas sözleşmedeki «yetki» devrine ilişkin hükümden ve buna dayalı alınacak bir yönetim kurulu kararından aldığı; iç yönergede, yönetime ilişkin yetki devri ve dolayısıyla yetkilendirme şekli dışında esas sözleşmede düzenlenmesi gereken bir başka hususa yer verilemeyeceği, dava konusu yönetim kurulu kararlarının davalı şirketin beş kişilik yönetim kurulunun üçünün olumlu oyu diğerlerinin «muhalefet şerhi» ile alındığının anlaşıldığı, yönetimin devri kararı için 6102 sayılı Kanun'da özel bir nisap öngörülmediğinden, bu hususta anılan Kanun'un 390 ıncı maddesindeki nisaplara göre bir karar verilmesi gerektiği, karar nisabı itibari ile anılan Kanun maddesine ve şirket ana sözleşmesine bir aykırılığın bulunmadığı, buna göre «terkinin» iptalinin ayrı bir dava ile talep edildiği, diğer yandan 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgili şirket dinlenmeden karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacıların ilgililer kapsamında olmadığından davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılarak, yeniden» esas hakkında hüküm kurulması sureti ile davanın reddine karar verilmiştir.
… avacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin şirket ortağı olmaları nedeni ile 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde yer alan ilgililer olarak dava «açma ehliyetlerinin» bulunduğunu, iç «yönergenin» «yönetim kurulu» üyeleri arasında bağıtlanan bir yönetim «yetki» devri sözleşmesi niteliğinde olup, kaynağını «esas sözleşmeden» aldığı, bu özelliği nedeni ile yönetim kurulu üyelerini de bağladığını, 2017 tarihli iç yönergede yer alan dört imza kuralının «emredici» nitelikte olduğunu, aykırı kararla işlem yapılamayacağını, sözleşmede hüküm bulunması nedeni ile 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesindeki nisapların dikkate alınmaması gerektiğini, yönetim kurulu kararının değiştirilmesinin mümkün olmasına rağmen önceki yönergedeki «nisap» şartlarına uygun hareket edilmesi gerektiğini, uzun bir süre ağırlaştırılmış nisap benimsenmiş iken üyeler arasında «menfaat çatışmasının» doğması üzerine bu yola başvurulduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından verilen bir red kararının bulunmadığını, diğer yandan, tescil edilmiş «yönetim kurulu» kararlarının «terkini», yani iptali için «husumetin» ilgili şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu bakımdan da «iptal davası» mahiyetindeki huzurdaki davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, yalnızca pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların «aktif husumet ehliyetlerinin» bulunmadığını, yönetim kurulu toplantılarına ve kararlarına ilişkin nisapların 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi gereğince yalnızca «esas sözleşmede» düzenlenebileceğini, iç «yönergede» düzenlenebilecek hususların, kanun ve esas sözleşmeye aykırı olamayacağı gibi «münhasıran» esas sözleşmede düzenlenmesi öngörülen hususların iç yönergeyle düzenlenmesinin de mümkün olmadığını, bu bakımdan da esas sözleşme ile düzenlenmesi zaruri olan yönetim kurulu karar «nisabının» iç yönergede yer alması ve bunun tescil edilmiş olmasının da söz konusu iç yönerge hükmünün «geçersiz» olduğu diğer bir ifade ile yok hükmünde olduğu sonucunu değiştirmeyeceğini, müvekkili müdürlüğün tescil işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, bu bağlamda da …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15219 E. 2014/5024 K.
Ortak:nisap · karar nisabı · esas sözleşme · anonim şirket · temsil
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ileri sürdüğü «nisabın» sınırlı sayıda işlere ilişkin olduğunu, yeni iç yönetmelikte eskisinden ayrışılmadığını, «temsilde» üç imzadan iki imzaya düşüldüğünü, bu durumun «esas sözleşmeye aykırılık» teşkil etmediğini, davacıların %40 paylarına rağmen %80 temsil hakkı istediklerini, davacıların altı numaralı karara ilişkin haberdar edilmeme iddialarının doğru o …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iç «yönerge» tahsisi ve yürürlükten kaldırılması TTK'nın 367. maddesine göre YK'nın yetkisi dahilinde olup, bu yöndeki işlemler için davalı şirket ana sözleşmesinde öngörülmüş bir «nisap» bulunmadığı, YK'nın TTK'nın 390. maddesindeki «nisaba» uygun karar almış olmasının yeterli olduğu, davacıların iç yönergedeki bazı işlemler için öngörülmüş çoğunluğun, YK'nın mevcut iç yönergeyi kaldırıp yeni bir iç yönerge getirmesi ile ilgili karar alması için de uygulanacağı iddiasının TTK'nın 390/1.maddesi karşısında uygun bulunmadığı, yönetim kurulunun, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp, kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alacağına dair kuralın, ancak «esas sözleşmeye» konulacak bir hükümle ağırlaştırılabileceğinin TTK'nın 390/1.maddesinde açıkça ifade edildiği, somut olayda YK'nın 5 üyesi ile toplanıp ve üyelerin 3 olumlu oyu il …
Değiştirilen iç «yönergenin» önceki hali ile «yönetim kurulun» «temsil» «yetkisine» ilişkin en nitelikli kararının %80 çoğunluk «nisabı» ile alınması öngörülmüş olmakla sözü edilen iç yönergenin değiştirilmesi de aynı nisapla alınacak bir karar ile mümkün olacaktır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 421/1.fıkrasında öngörülen düzenlemeye göre «esas sözleşme değişikliğine» ilişkin kararlarda ilk toplantıda şirket sermayesinin en az yarısının «toplantı nisabı» olarak bulunması ve alınan kararın da toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınmasının gerektiği, kanunda veya esas sözleşmede aksine bir hüküm var ise bu yasal oranların eksiltilemeyeceği, TTK'da sermayenin arttırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliklerinde bu maddedeki özel «nisap» dışında başka bir özel nisap öngörülmediği, şirket ana sözleşmesinin 30.maddesinde karar nisabı gösterilmiş olup şirket ana sözleşmesinde esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin özel bir nisap öngörülmediği, dolayısı ile şirket ana sözleşmesinde «sermaye artırımı» yapılmasına ilişkin ana sözleşme maddesinin değiştirilmesine ilişkin ağırlıklı ve özel bir nisap düzenlenmemiş olması dikkate alındığında «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin kabulün TTK'nın 421/1.maddesinde belirtilen nisaba uygun olmasının yeterli olduğu, değiştirilen ana sözleşmenin 10.maddesindeki özel nisabın sadece sermaye artırımı kararı verilmesi için gerekli olan bir nisap şekli olduğu, TTK'nın 421/1.maddesine uygun bir nisapla bu maddenin değiştirilmesinde yasaya ve hukuka aykırı bir yön olmadığı, bu nedenle Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından genel kurul kararının «ilanı» talebinin reddi kararının yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün red kararının TTK'nın 34. maddesi uyarınca kald …
Davacı şirket «esas sözleşmesinin» 10. maddesinde, “Sermaye artırımı için şirket sermayesinin %72,5'ini «temsil» eden şirket hissedarlarının aynı yönde vereceği kararla şirket sermayesi artırılabilir.
Her ne kadar mahkeme karar gerekçesinde, şirket «esas sözleşmesinde» esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin olarak ağırlaştırılmış «nisaba» yer verilmediği gerekçesine değinilmişse de esas sözleşmenin 10. madde kapsamında özel bir durum olarak «sermaye artırımı» ile sınırlı olarak «nitelikli çoğunluğa» yer verilmiş olup, söz konusu orana uyulmazsızın alınan kararların geçerliliğinden söz edilebilmesi mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nitelikli çoğunluk · esas sözleşme değişikliği · ana sözleşme değişikliği · toplantı ve karar nisabı · sermaye artırımı · ticaret sicili müdürlüğü · limited şirket · ticaret sicili
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 421/1.fıkrasında öngörülen düzenlemeye göre «esas sözleşme değişikliğine» ilişkin kararlarda ilk toplantıda şirket sermayesinin en az yarısının «toplantı nisabı» olarak bulunması ve alınan kararın da toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınmasının gerektiği, kanunda veya esas sözleşmede aksine bir hüküm var ise bu yasal oranların eksiltilemeyeceği, TTK'da sermayenin arttırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliklerinde bu maddedeki özel «nisap» dışında başka bir özel nisap öngörülmediği, şirket ana sözleşmesinin 30.maddesinde karar nisabı gösterilmiş olup şirket ana sözleşmesinde esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin özel bir nisap öngörülmediği, dolayısı ile şirket ana sözleşmesinde «sermaye artırımı» yapılmasına ilişkin ana sözleşme maddesinin değiştirilmesine ilişkin ağırlıklı ve özel bir nisap düzenlenmemiş olması dikkate alındığında «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin kabulün TTK'nın 421/1.maddesinde belirtilen nisaba uygun olmasının yeterli olduğu, değiştirilen ana sözleşmenin 10.maddesindeki özel nisabın sadece sermaye artırımı kararı verilmesi için gerekli olan bir nisap şekli olduğu, TTK'nın 421/1.maddesine uygun bir nisapla bu maddenin değiştirilmesinde yasaya ve hukuka aykırı bir yön olmadığı, bu nedenle Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından genel kurul kararının «ilanı» talebinin reddi kararının yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün red kararının TTK'nın 34. maddesi uyarınca kald …
Dava, TTK’nın 34. maddesi gereğince «ticaret sicil müdürlüğü» kararına itiraza ilişkindir.
Her ne kadar mahkeme karar gerekçesinde, şirket «esas sözleşmesinde» esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin olarak ağırlaştırılmış «nisaba» yer verilmediği gerekçesine değinilmişse de esas sözleşmenin 10. madde kapsamında özel bir durum olarak «sermaye artırımı» ile sınırlı olarak «nitelikli çoğunluğa» yer verilmiş olup, söz konusu orana uyulmazsızın alınan kararların geçerliliğinden söz edilebilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, mahkemece, davaya konu uyuşmazlıkta, davacı şirket «esas sözleşmesi» kapsamında ağırlaştırılmış «nisaba» yer verildiği ve söz konu nisabın esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin genel madde ile aşılamayacağı, 6102 sayılı TTK kapsamında 6762 sayılı TTK dönemindeki ağırlaştırılmış nisapların devam etmesinin mümkün olup sırf kanun değişikliğinin bu durumu ortadan kaldırmayacağı ve bu suretle davalı «ticaret sicil müdürlüğü» işleminde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru gör …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5865 E. , 2024/8480 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1294 Esas, 2023/1394 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/1117 E., 2022/410 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların, davalı şirketin Yönetim Kurulu (YK) üyesi olduklarını ve işbu davayı YK'nın 30.11.2021 tarihli 2021/4 ve 5 ve 6 numaralı kararlarının 24.03.2017 tarihli Şirket İç Yönergesine aykırılık teşkil etmesi ve davacıların yönetim haklarının ellerinden alınması sonucunu doğurması sebebiyle batıl olduğunu, 30.11.2021 tarihli YK'nın 4 ve 5 ve 6 numaralı kararların 3/5 çoğunlukla alındığını, oysa 24.03.2017 tarihli iç yönergenin 3/1. maddesindeki bazı önemli işlerin yapılabilmesi için getirilmiş 4/5 çoğunluğa riayet edilmesi gerektiğini, zira YK'nın bir kısım önemli konularda karar alabilmesi için öngörülmüş çoğunluğun iç yönergenin değiştirilebilmesi için de aranmasının zorunlu olduğunu, karar yeter sayısı sağlanmadığından mezkur kararların yok hükmünde olduğunu, ayrıca 6 nolu kararın çağrıya ilişkin e-mail ekinde taslak olarak bulunduğunu, ancak toplantı sırasında davacıların önüne getirilmediğini ve davacıların bu yönde muhalefet şerhi koymalarının önüne geçildiğini, YK'nın diğer 3 üyesi tarafından imzalandığını, kararın yok hükmünde olduğunu, mezkur kararların Anonim Şirketin temel esasları arasında yer alan "haklardan sermayeye katılma oranına göre yararlanma ilkesi" ile "eşit işlem ilkesi" gibi temel ilkelere aykırı olduğunu ileri sürerek anılan YK kararlarının geçersiz olduklarının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ileri sürdüğü nisabın sınırlı sayıda işlere ilişkin olduğunu, yeni iç yönetmelikte eskisinden ayrışılmadığını, temsilde üç imzadan iki imzaya düşüldüğünü, bu durumun esas sözleşmeye aykırılık teşkil etmediğini, davacıların %40 paylarına rağmen %80 temsil hakkı istediklerini, davacıların altı numaralı karara ilişkin haberdar edilmeme iddialarının doğru olmadığını, aynı şirket binası içerisinde böyle bir durumun olamayacağını, iki karar için muhalefet imkanı sunulup bir tanesi için sunulmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların şirket yönetimine katılma haklarının devam ettiğini, kararın kendi içerisinde çelişki barındırmadığı gibi birlikte ve ayrı ayrı yapılacak işlerin ayrıştırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, iç yönerge tahsisi ve yürürlükten kaldırılması TTK'nın 367. maddesine göre YK'nın yetkisi dahilinde olup, bu yöndeki işlemler için davalı şirket ana sözleşmesinde öngörülmüş bir nisap bulunmadığı, YK'nın TTK'nın 390. maddesindeki nisaba uygun karar almış olmasının yeterli olduğu, davacıların iç yönergedeki bazı işlemler için öngörülmüş çoğunluğun, YK'nın mevcut iç yönergeyi kaldırıp yeni bir iç yönerge getirmesi ile ilgili karar alması için de uygulanacağı iddiasının TTK'nın 390/1.maddesi karşısında uygun bulunmadığı, yönetim kurulunun, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp, kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alacağına dair kuralın, ancak esas sözleşmeye konulacak bir hükümle ağırlaştırılabileceğinin TTK'nın 390/1.maddesinde açıkça ifade edildiği, somut olayda YK'nın 5 üyesi ile toplanıp ve üyelerin 3 olumlu oyu ile karar aldığı, toplantı ve karar yeter sayısının sağlandığı, davacıların YK toplantısına çağrının e-mail ile yapıldığını ve toplantıda müzakere edilecek hususların e-mail içeriğinde belirtildiğini, ayrıca üzerinde görüşme yapılacak iç yönergenin mail ekinde bulunduğunu ifade ettikleri, bu durumda YK toplantısına çağrının usulüne uygun yapıldığı, taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık olmadığı, iç yönerge değişiklikliğinin toplantıda müzakere edilmediği ve oylanmadığı yönündeki iddianın ispata muhtaç olduğu ve ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ...
vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu yönetim kurulu toplantısında toplantı ve karar yeter sayısına uyulduğu, alınan kararlarda yasaya ve şirket ana sözleşmesine aykırı bir yön bulunmadığı, toplantıya çağrının e-mail yolu ile yapıldığı, üzerinde görüşme yapılacak iç yönergenin mail ekinde gönderilmiş olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket yönetim kurulu kararların batıl ve yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 391 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.İlk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararının davacılardan ... vekili Avukat ... tarafından istinaf edildiği, işbu vekilin diğer davacı ...'ın da vekil tayin ettiği Avukat ... Kırcı tarafından yetkilendirilmediği; her ne kadar bölge adliye mahkemesince verilen esastan ret kararı her iki davacı vekili olan Avukat ... Kırcı tarafından temyiz edilse de ilk derece mahkemesi kararının davacı ... bakımından kesinleştiği ve işbu davacının bölge adliye mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmadığı anlaşıldığından Osman Budak Turan adına verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
2.Dava konusu edilen yönetim kurulu kararı daha önceden oy birliği ile kabul edilmiş iç yönergenin iptali ve o yönergedeki temsil yetkisinin değiştirilmesi ile ilgilidir. Değiştirilen iç yönergenin önceki hali ile yönetim kurulun temsil yetkisine ilişkin en nitelikli kararının %80 çoğunluk nisabı ile alınması öngörülmüş olmakla sözü edilen iç yönergenin değiştirilmesi de aynı nisapla alınacak bir karar ile mümkün olacaktır. Nisap sağlanmadan alınmış yönetim kurulu kararı yok hükmünde olduğundan İlk Derece Mahkemesince şirket esas sözleşmesinde ağırlaştırıcı nisap bulunmadığı, önceki iç yönergede tahdidi olarak sayılan belirli kararların alınması için oy çokluğu dışında ağırlaştırıcı nisap öngörülmüş olması, iç yönergeninde bu ağırlaştırıcı nisap ile değiştirileceği sonucu doğurmayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1112139400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz