YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/109 E. 2023/3596 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ cy/cy kaydı↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/16 E., 2019/103 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı yanın 2015/49826 numara ile tescil başvurusu yapılan “YARINI BUGÜNDEN YAPILANDIRIYORUZ” ibaresi ile müvekkili adına tescilli ve tanınmış “yarının holdingleri”, “yarına hazır kobi”, “yarına hazırım skoru”, “yarına hazırım”, “yarına hazır” ibareli markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve iltibasa sebebiyet verdiğini, tüketici nezdinde müvekkili ile özdeşleşmesi sağlanan “yarına hazır” kök ibareli seri markaların, davalının tescil için başvurduğu 42 nci sınıfı da kapsadığını, davalı markası ile müvekkili markalarının özellikle anlam itibariyle birebir aynı olduğunu, “yarını bugünden yapılandırmak” ve “yarına hazır” ibarelerinin aynı anlama geldiğini, davaya konu markanın müvekkilinin “yarına hazır” ibareli seri markalarının yeni bir versiyonu ve/veya devamı olduğu izlenimini yarattığını, müvekkilinin tanınmış markalarından, başvuru sahibinin haberdar olmamasının mümkün olamayacağını, davalı yanın müvekkilinin markası ile ilişkili olduğu izlenimi yaratmak amaçlı başvuruda bulunulduğunu, buna rağmen müvekkilinin başvuruya itirazlarının Türk Patent ve Marka Kurumunun (TPMK) 2016-M-10617 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini ileri sürerek davalı TPMK YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markası ile davacı markaları arasında görünüş, renk, şekil ve yazı karakterleri ile tertip tarzları açısından en küçük bir benzerliğin dahi söz konusu olmadığını, “yarın” sözcüğünü barındıran 231 kayda rastlandığını, bu rakamın bile anılan sözcüğün ne kadar yoğun bir kullanımının olduğunu, zayıf markaya işaret ettiğini gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mal ve hizmet kapsamları açısından markaların hitap ettiği tüketici kitlesi yönünden bir bütün olarak değerlendirildiğinde benzer olmadığı, tescilli marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil, anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararında iltibas değerlendirmesinin, markanın bölünmesi sonucu “yarın” ibaresinin markanın esas unsuru kabul edilmesi suretiyle yapıldığını ve davalı markasının "yarın" ibaresinin farklı ibarelerle birlikte kullanımı sonucu farklılaştığı sonucuna hatalı olarak varıldığını, müvekkilinin markaları gibi slogan markası olan davalı markasının bir bütün olarak değerlendirildiğinde, müvekkilin seri markaları gibi veya müvekkili markalarının devamı ve yeni bir versiyonu olarak algılanabileceğinin tartışmasız olduğunu, zira davalı markası ile müvekkilinin markaları arasında, anlam ve konsept olarak büyük benzerlikler bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacının markaları ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil, anlamsal olarak, ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin olmadığı, bu türden slogan niteliğindeki ibarelerin, farklı kurgular içindeki kullanımlarının ihlal teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile dördüncü fıkrası ve 35 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1081 E. 2022/566 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/904 E. 2015/5494 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sahte imza · limited şirket ortaklığı · ortaklar kurulu kararı · husumet ehliyeti · zamanaşımı def'i · pasif husumet · def'i · tüzel kişilik
Benzer bu kararda1- Dava, «sahte imza» ile alınan «limited şirket ortaklığı» kararının iptali istemine ilişkin olup, böyle bir davanın şirket «tüzel kişiliğine» «husumet» yöneltilerek açılması gereklidir.
2- Ayrıca, kabule göre de davalılardan ... «zamanaşımı def»'inde bulunmadığı gibi, davacı «ortaklar kurulu» kararındaki imzanın sahte olduğunu ve bu nedenle kararın batıl olduğunu iddia ederek dava açtığına göre 818 sayılı BK'nun 126/4. maddesinin somut olaya uygulanması doğru olmayıp kararın davacı yarına bozulması gerekmiştir.
Bu durumda, mahkemece tüm ortakların davada yer alıp almadığı, davalıların «pasif husumete» ehil olup olmadıkları incelenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, res'en gözetilmesi gereken «husumet ehliyeti» incelenmeksizin karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle res'en bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ortaklar kurulu» kararının alındığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 26/4. maddesine göre, ticari olsun olmasın, bir şirket akdine dayanan ve ortaklar arasında veya şirketle ortaklar arasında açılmış bulunan bütün davaların 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu, şirket devrini içeren ortaklar kurulu kararının 26/06/2002 tarihli olması sebebiyle zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar ve …
-
Yabancı mahkeme ilamının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17269 E. 2014/1375 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşılıklılık esası · münhasırlık · ihtiyati haciz · kamu düzeni · tenfiz · haciz · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'nın 38. maddesi gereğince yapılan incelemede, ülkemizle ilamın verildiği Almanya Cumhuriyeti arasında «karşılıklık esasına» dayanan anlaşmanın mevcut bulunduğu, ilamın Türk Mahkemeleri'nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda olduğu, hükmün «kamu düzenine» aykırı bulunmadığı, karar veren mahkeme yasalarına göre usulen davalıların çağrıldığı ve davalıların yetkili kılınan hukukun uygulanmadığı şeklinde itirazlarının olmadığı, somut olayda «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile Köln Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15 0 503/10 sayılı 02.12.2011 tarihli kararının tenfizine, kararın yerine getirilmesine ve «ihtiyati haciz» kararının karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir.
1- Dava, yabancı mahkeme ilamının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde tenfiz şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… zamanda dava şartı niteliğinde bulunan ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesini havi bulunmayan «tenfiz» dilekçesi ekindeki belgelere göre tenfiz kararı verilmesi doğru görülmemiş, mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/109 E. , 2023/3596 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/146 Esas, 2021/1339 Karar
DAVA TARİHİ 06.01.2017
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/16 E., 2019/103 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı yanın 2015/49826 numara ile tescil başvurusu yapılan “YARINI BUGÜNDEN YAPILANDIRIYORUZ” ibaresi ile müvekkili adına tescilli ve tanınmış “yarının holdingleri”, “yarına hazır kobi”, “yarına hazırım skoru”, “yarına hazırım”, “yarına hazır” ibareli markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve iltibasa sebebiyet verdiğini, tüketici nezdinde müvekkili ile özdeşleşmesi sağlanan “yarına hazır” kök ibareli seri markaların, davalının tescil için başvurduğu 42 nci sınıfı da kapsadığını, davalı markası ile müvekkili markalarının özellikle anlam itibariyle birebir aynı olduğunu, “yarını bugünden yapılandırmak” ve “yarına hazır” ibarelerinin aynı anlama geldiğini, davaya konu markanın müvekkilinin “yarına hazır” ibareli seri markalarının yeni bir versiyonu ve/veya devamı olduğu izlenimini yarattığını, müvekkilinin tanınmış markalarından, başvuru sahibinin haberdar olmamasının mümkün olamayacağını, davalı yanın müvekkilinin markası ile ilişkili olduğu izlenimi yaratmak amaçlı başvuruda bulunulduğunu, buna rağmen müvekkilinin başvuruya itirazlarının Türk Patent ve Marka Kurumunun (TPMK) 2016-M-10617 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini ileri sürerek davalı TPMK YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markası ile davacı markaları arasında görünüş, renk, şekil ve yazı karakterleri ile tertip tarzları açısından en küçük bir benzerliğin dahi söz konusu olmadığını, “yarın” sözcüğünü barındıran 231 kayda rastlandığını, bu rakamın bile anılan sözcüğün ne kadar yoğun bir kullanımının olduğunu, zayıf markaya işaret ettiğini gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mal ve hizmet kapsamları açısından markaların hitap ettiği tüketici kitlesi yönünden bir bütün olarak değerlendirildiğinde benzer olmadığı, tescilli marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil, anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararında iltibas değerlendirmesinin, markanın bölünmesi sonucu “yarın” ibaresinin markanın esas unsuru kabul edilmesi suretiyle yapıldığını ve davalı markasının "yarın" ibaresinin farklı ibarelerle birlikte kullanımı sonucu farklılaştığı sonucuna hatalı olarak varıldığını, müvekkilinin markaları gibi slogan markası olan davalı markasının bir bütün olarak değerlendirildiğinde, müvekkilin seri markaları gibi veya müvekkili markalarının devamı ve yeni bir versiyonu olarak algılanabileceğinin tartışmasız olduğunu, zira davalı markası ile müvekkilinin markaları arasında, anlam ve konsept olarak büyük benzerlikler bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacının markaları ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil, anlamsal olarak, ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin olmadığı, bu türden slogan niteliğindeki ibarelerin, farklı kurgular içindeki kullanımlarının ihlal teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile dördüncü fıkrası ve 35 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111895700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz