İpoteğin fekki | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1209 E. 2023/3795 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
atk raporu↗ resmi senet↗ vesayet↗ fiil ehliyeti↗ ipoteğin fekki↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ kamu düzenine aykırılık↗ ipotek↗ kamu düzeni↗ kefil↗ taraf ehliyeti↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/331 E., 2019/595 K.
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.06.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat Ayşegül Karagöz dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin oğullarının çeşitli bahaneler ile müvekkilini yanıltarak taşınmazlarını ya bankalara ipotek ettirdiklerini ya da sattırdıklarını, müvekkilinin borçlanma ehliyetine sahip olup olmadığı araştırılmadan bu işlemlerin yapıldığını, müvekkilinin vesayet altına alındığını, ipotek alacaklısı davalı tarafından İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2016/6449 E. sayılı dosyası ile ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, müvekkilinin ipotek tesis tarihinde 67 yaşında olduğunu, okur yazar olmadığını, müvekkiline ait bir borç bulunmadığını, iddia edilen borçlanmanın taşınmazların diğer hissedarlarına ait olduğunu, bu borçlanmadan önce müvekkilinin 30 adet daire ve işyeri bulunduğunu, elinden tüm gayrimenkulleri çıkaracak kadar borçlanmasının ve kirada ikamet edecek duruma gelmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkili hisseleri üzerine usulsüz tesis edilen ipoteğin iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tapu işlemleri yapılırken davacı tam ehliyetli olduğundan Tapu Müdürlüğünce sağlık raporu istenmediğini, davacının okur yazar olduğunu, yurt içi ve yurt dışında yıllarca bulunduğunu, muhtelif kereler resmi, ticari, bireysel birçok hukuki işlem yaptığını, kefil sıfatıyla imza attığını, icra dairesinden kendi imzasına tebliğ yapıldığını, ipoteklerin farklı tarihlerde tesis edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu ile davacının dava konusu taşınmazlara ipotek konulduğu tarihlerde fiil ehliyetine haiz olduğunun belirlendiği, rapor tarihi itibariyle hafif kognitif bozukluğu teşhisi konmuş ise de bu bozukluğun klinik özellikleri dikkate alındığında, işlem tarihlerinde kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği kanaatinin bildirildiği, borçlanma ehliyeti bulunmadığı iddiasının soyut bir iddiadan öteye geçemediği, davacının ehliyetsizlik iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece müvekkilinin okur yazar olmadığı iddiaları yönünden araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile sadece müvekkilinin fiil ehliyetine haiz olduğuna dayanılarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, karara dayanak alınan ATK raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını ileri sürerek yerel Mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK raporuna göre 14.03.2014 ve 25.04.2014 tarihlerinde davacının fiil ehliyetine haiz olduğu, davacı tarafından oğullarının hileli davranışları sonucu yanıltıldığı, iradesinin sakatlandığı iddiasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39 uncu maddesi gereğince süresi içinde açılmış bir davanın bulunmadığı, davacının resmi senedi ''okudum'' yazarak imzaladığı, davacı tarafın dayandığı tüm delillerin Mahkemece toplandığı, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece müvekkilinin okur yazar olmadığı iddiaları yönünden araştırma yapılmadığını, buna ilişkin İstinaf Mahkemesince resmi senedin davacı tarafından 'okudum' yazılarak imzalandığı belirtilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, resmi senet asıllarının dosyaya celbi gerektiğini, okuma yazma bilmediği yönünde tanık ifadelerinin bulunduğunu, imzaların okuma yazma bilmeyenlere özgü karalama şeklinde olduğunu, karara dayanak alınan ATK raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, İstinaf Mahkemesinin bir yıl içinde dava açılmadığı yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, eldeki davanın vasi tayininden itibaren bir yıl içinde açıldığını, müvekkilinin kandırıldığının, akli melekelerinin yerinde olmadığının ortada olduğunu, eksik inceleme, usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiğini, kamu düzenine ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, dosyanın Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmesi ve okur yazarlığa ilişkin hususlarda gerekli incelemelerin yapılması gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibine dayanak ipotek sözleşmesinin geçersiz olduğundan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 9 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4689 E. 2020/4368 K.
Ortak:kefil
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tapu işlemleri yapılırken davacı tam «ehliyetli» olduğundan Tapu Müdürlüğünce sağlık raporu istenmediğini, davacının okur yazar olduğunu, yurt içi ve yurt dışında yıllarca bulunduğunu, muhtelif kereler resmi, ticari, bireysel birçok hukuki işlem yaptığını, «kefil» sıfatıyla imza attığını, icra dairesinden kendi imzasına tebliğ yapıldığını, «ipoteklerin» farklı tarihlerde tesis edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… sına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Kredi sözleşmesinin «kefili» yönünden «gayri nakdi kredi» tutarlarının «depo» edilmesinin talep edilebilmesi için sözleşmede depo talep edilebileceği yönünde düzenleme bulunması gereklidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:gayri nakdi kredi · depo kararı · genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi · çek · inkar tazminatı
Benzer bu kararda… lülük altına sokan belgelerin çoğunu imza atarak onayladığının anlaşıldığı, buna göre davalının kendisini yükümlülük altına sokan davaya konu alacağın dayanağı olan «genel kredi sözleşmesini» okuyup anlayabilecek yeterlilikte okur yazar olduğunun kabulü gerektiği, hükme esas alınan rapora göre davacının takip tarihi itibariyle nakdi alacağının tahsilini ve gayrinakdi alacağının bir kısmının «depo» edilmesini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, kabul edilen miktar yönünden takibin devamına, «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava konusu «kredi sözleşmesinde» «çek» bedellerinin «depo» edilmesinin kefillerden istenebileceğine dair hüküm bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöndeki talebinin tamamen reddi gerekirken kısmen kabulü isabetsiz olup, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
… sına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Kredi sözleşmesinin «kefili» yönünden «gayri nakdi kredi» tutarlarının «depo» edilmesinin talep edilebilmesi için sözleşmede depo talep edilebileceği yönünde düzenleme bulunması gereklidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/141 E. 2023/3077 K.
Ortak:kamu düzenine aykırılık · kamu düzeni · menfi tespit
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «ipoteğin fekki» ve «menfi tespit» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK raporuna göre 14.03.2014 ve 25.04.2014 tarihlerinde davacının «fiil ehliyetine» haiz olduğu, davacı tarafından oğullarının hileli davranışları sonucu yanıltıldığı, iradesinin sakatlandığı iddiasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39 uncu maddesi gereğince süresi içinde açılmış bir davanın bulunmadığı, davacının resmi senedi ''okudum'' yazarak imzaladığı, davacı tarafın dayandığı tüm delillerin Mahkemece toplandığı, kararda «kamu düzenine» ilişkin bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… yapılmadığını, buna ilişkin İstinaf Mahkemesince resmi senedin davacı tarafından 'okudum' yazılarak imzalandığı belirtilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, «resmi senet» asıllarının dosyaya celbi gerektiğini, okuma yazma bilmediği yönünde tanık ifadelerinin bulunduğunu, imzaların okuma yazma bilmeyenlere özgü karalama şeklinde olduğunu, karara dayanak alınan ATK raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, İstinaf Mahkemesinin bir yıl içinde dava açılmadığı yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, eldeki davanın vasi tayininden itibaren bir yıl içinde açıldığını, müvekkilinin kandırıldığının, akli melekelerinin yerinde olmadığının ortada olduğunu, «eksik inceleme», usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiğini, «kamu düzenine» ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, dosyanın Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmesi ve okur yazarlığa ilişkin hususlarda gerekli incelemelerin yapılması gerekt …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece, yargılamanın usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı ve özellikle davacının «sahtelik» iddiasının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 211 inci hükmüne uygun usulde araştırılmış olmasına, takibe konu bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun usulüne uygun olarak yapılan inceleme neticesinde belirlenmiş olmasına, yine davacının senet üzerindeki yazılara yönelik itirazın ise «yazılı delil» ile ispat edilememiş olmasına gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «menfi tespit» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza sahteliği · sebepten mücerretlik · kambiyo senedi vasfı · tanık delili · isticvap · abonelik sözleşmesi · mücerretlik · sahtelik
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu senedin «bono» vasfında olduğu, senedin ihdas «sebebinin» yazılmamış olmasının «kıymetli evrak» niteliğini etkilemediği, gerek mahkememizde gerekse «icra hukuk» mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarına göre bonodaki «keşideci» imzası ile "..." el yazısının davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, her ne kadar davacı okuma yazma bilmediğini iddia etmiş ise de, bononun tanzim tarihinden öncesinde noter huzurunda düzenleme şeklinde verdiği vekaletnamede kendi beyanıyla okuduğunu açıkça belirterek imzasını attığı, ayrıca tapu müdürlüğünde taşınmaz alım - satımı ile ilgili yapmış olduğu resmi satış senedinde de "okuyup kabul ettiğini" açıkça belirttiği, «abonelik sözleşmesi» ve nüfus müdürlüğündeki kimlik başvurularında el yazısıyla "isim ve soy ismini" yazdığı, celp edilen resmi evraklar karşısında davacının okur yazar olduğunun sabit olduğu, dava konusu bono üzerinde de kendi eli ürünü olan imzasını attığı, yine kendi el yazısıyla isim ve soy ismini yazdığı, bu sebeplerle davacının bu iddiasının da mahkememizce yerinde görülmediği, her ne kadar «hile» ve yanıltma konusunda «tanık delili» caiz ise de yasal sürelerin geçirildiği, davalı yanın «muvafakatinin» bulunmadığı, yukarıda ayrıntılı şekilde gerekçesi yazıldığı üzere «tahkikat» sona erdikten sonra «ıslah» yapılamayacağından ıslah suretinde tanık listesi verilmesinin usulen mümkün olmadığı, hal böyle olunca davacının «imza sahteliği», okur yazar olmadığı, aldatıldığı ve senedin «bedelsizliğine» ilişkin iddialarının kanıtlanamadığı, davacının açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını, davacının sık sık yurt dışına çıktığını ve işlerini kendisinin yürüttüğünü, müvekkilinin davacının kiracısı da olmadığını, «kambiyo senedi» olan «bononun» «sebepten mücerret» olduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli davanın reddine, % 20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dayanağının «sahtecilik», aldatma (hata ve «hileye») dayandırıldığını, mahkemece ön «inceleme duruşmasında»; verilen «kesin süre» içerisinde delillerinin açılımının gösterildiğini ve «tanık deliline» de dayanılarak tanıklarının bildirildiğini, duruşma tutanağına da geçen delil listelerine davalı tarafından yasal süre içinde ve usulüne uygun olarak itiraz da edilmediğini, tanık dinlenmesi kararından «rücu» edilen celsede, aynı zamanda «tahkikata» da «son» verildiğini, vekillik görevinden kaynaklanan savunma haklarının «kısıtlandığını» ve «ıslah» ve diğer hukuki haklarının kullanılmasının da bu şekilde ortadan kaldırıldığını, davacının okur yazar olmaması nedeniyle, senedin «rızası» dışında düzenlenmiş olduğu hususundaki delillerinin mahkemece dikkate alınmadığını, uzman «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığını, senet metni üzerindeki yazılar bakımından yazı incelemesi yaptırılmadığını, «isticvap» duruşmasında, davalıya taraflarınca soru yöneltilmesine ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına mahkemece izin verilmediğini, davalı tarafından açıkça belirtilmeyen del …
… olmayan birisi olduğunu, müvekkilinin kiracısı olan davalının müvekkiline kira ödemesini banka aracılığıyla yapmak üzere banka talimat yazısı olduğunu söyleyerek ve «kambiyo senedi» olduğunu göstermeden müvekkilinden imza atmasını istediğini, taraflar arasında kiralayan-kiracı olmaktan öte herhangi bir borç alacak veya diğer herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, davalının müvekkilinin imzasını taklit ederek müvekkilinin okuma yazma bilmemesinden ve yalnız yaşamasından istifade ederek sahte evrak ile müvekkilini «dolandırmaya» çalıştığını, müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, takibe konu senedin «kambiyo senedi vasfını» haiz olmadığını, borcun «sebebinin» senet üzerine derc olunmadığı gibi borçluya ödeme ihbarında da bulunulmadığını, senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, konu ile ilgili soruşturmanın devam e …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1209 E. , 2023/3795 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1768 Esas, 2021/1737 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/331 E., 2019/595 K.
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.06.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat Ayşegül Karagöz dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin oğullarının çeşitli bahaneler ile müvekkilini yanıltarak taşınmazlarını ya bankalara ipotek ettirdiklerini ya da sattırdıklarını, müvekkilinin borçlanma ehliyetine sahip olup olmadığı araştırılmadan bu işlemlerin yapıldığını, müvekkilinin vesayet altına alındığını, ipotek alacaklısı davalı tarafından İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2016/6449 E. sayılı dosyası ile ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, müvekkilinin ipotek tesis tarihinde 67 yaşında olduğunu, okur yazar olmadığını, müvekkiline ait bir borç bulunmadığını, iddia edilen borçlanmanın taşınmazların diğer hissedarlarına ait olduğunu, bu borçlanmadan önce müvekkilinin 30 adet daire ve işyeri bulunduğunu, elinden tüm gayrimenkulleri çıkaracak kadar borçlanmasının ve kirada ikamet edecek duruma gelmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkili hisseleri üzerine usulsüz tesis edilen ipoteğin iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tapu işlemleri yapılırken davacı tam ehliyetli olduğundan Tapu Müdürlüğünce sağlık raporu istenmediğini, davacının okur yazar olduğunu, yurt içi ve yurt dışında yıllarca bulunduğunu, muhtelif kereler resmi, ticari, bireysel birçok hukuki işlem yaptığını, kefil sıfatıyla imza attığını, icra dairesinden kendi imzasına tebliğ yapıldığını, ipoteklerin farklı tarihlerde tesis edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu ile davacının dava konusu taşınmazlara ipotek konulduğu tarihlerde fiil ehliyetine haiz olduğunun belirlendiği, rapor tarihi itibariyle hafif kognitif bozukluğu teşhisi konmuş ise de bu bozukluğun klinik özellikleri dikkate alındığında, işlem tarihlerinde kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği kanaatinin bildirildiği, borçlanma ehliyeti bulunmadığı iddiasının soyut bir iddiadan öteye geçemediği, davacının ehliyetsizlik iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece müvekkilinin okur yazar olmadığı iddiaları yönünden araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile sadece müvekkilinin fiil ehliyetine haiz olduğuna dayanılarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, karara dayanak alınan ATK raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını ileri sürerek yerel Mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK raporuna göre 14.03.2014 ve 25.04.2014 tarihlerinde davacının fiil ehliyetine haiz olduğu, davacı tarafından oğullarının hileli davranışları sonucu yanıltıldığı, iradesinin sakatlandığı iddiasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39 uncu maddesi gereğince süresi içinde açılmış bir davanın bulunmadığı, davacının resmi senedi ''okudum'' yazarak imzaladığı, davacı tarafın dayandığı tüm delillerin Mahkemece toplandığı, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece müvekkilinin okur yazar olmadığı iddiaları yönünden araştırma yapılmadığını, buna ilişkin İstinaf Mahkemesince resmi senedin davacı tarafından 'okudum' yazılarak imzalandığı belirtilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, resmi senet asıllarının dosyaya celbi gerektiğini, okuma yazma bilmediği yönünde tanık ifadelerinin bulunduğunu, imzaların okuma yazma bilmeyenlere özgü karalama şeklinde olduğunu, karara dayanak alınan ATK raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, İstinaf Mahkemesinin bir yıl içinde dava açılmadığı yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, eldeki davanın vasi tayininden itibaren bir yıl içinde açıldığını, müvekkilinin kandırıldığının, akli melekelerinin yerinde olmadığının ortada olduğunu, eksik inceleme, usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiğini, kamu düzenine ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, dosyanın Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmesi ve okur yazarlığa ilişkin hususlarda gerekli incelemelerin yapılması gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibine dayanak ipotek sözleşmesinin geçersiz olduğundan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 9 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111850100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz