6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İpoteğin fekki | Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1209 E. 2023/3795 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
atk raporu resmi senet vesayet fiil ehliyeti ipoteğin fekki ipoteğin paraya çevrilmesi borçlu olunmadığının tespiti kamu düzenine aykırılık ipotek kamu düzeni kefil taraf ehliyeti esastan ret geçersizlik menfi tespit eksik inceleme yükleten (shipper) istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: TMK · TBK — TBK 39 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/331 E., 2019/595 K.

Taraflar arasındaki ipoteğin fekki ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.06.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat Ayşegül Karagöz dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin oğullarının çeşitli bahaneler ile müvekkilini yanıltarak taşınmazlarını ya bankalara ipotek ettirdiklerini ya da sattırdıklarını, müvekkilinin borçlanma ehliyetine sahip olup olmadığı araştırılmadan bu işlemlerin yapıldığını, müvekkilinin vesayet altına alındığını, ipotek alacaklısı davalı tarafından İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2016/6449 E. sayılı dosyası ile ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, müvekkilinin ipotek tesis tarihinde 67 yaşında olduğunu, okur yazar olmadığını, müvekkiline ait bir borç bulunmadığını, iddia edilen borçlanmanın taşınmazların diğer hissedarlarına ait olduğunu, bu borçlanmadan önce müvekkilinin 30 adet daire ve işyeri bulunduğunu, elinden tüm gayrimenkulleri çıkaracak kadar borçlanmasının ve kirada ikamet edecek duruma gelmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkili hisseleri üzerine usulsüz tesis edilen ipoteğin iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; tapu işlemleri yapılırken davacı tam ehliyetli olduğundan Tapu Müdürlüğünce sağlık raporu istenmediğini, davacının okur yazar olduğunu, yurt içi ve yurt dışında yıllarca bulunduğunu, muhtelif kereler resmi, ticari, bireysel birçok hukuki işlem yaptığını, kefil sıfatıyla imza attığını, icra dairesinden kendi imzasına tebliğ yapıldığını, ipoteklerin farklı tarihlerde tesis edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu ile davacının dava konusu taşınmazlara ipotek konulduğu tarihlerde fiil ehliyetine haiz olduğunun belirlendiği, rapor tarihi itibariyle hafif kognitif bozukluğu teşhisi konmuş ise de bu bozukluğun klinik özellikleri dikkate alındığında, işlem tarihlerinde kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği kanaatinin bildirildiği, borçlanma ehliyeti bulunmadığı iddiasının soyut bir iddiadan öteye geçemediği, davacının ehliyetsizlik iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece müvekkilinin okur yazar olmadığı iddiaları yönünden araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile sadece müvekkilinin fiil ehliyetine haiz olduğuna dayanılarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, karara dayanak alınan ATK raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını ileri sürerek yerel Mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK raporuna göre 14.03.2014 ve 25.04.2014 tarihlerinde davacının fiil ehliyetine haiz olduğu, davacı tarafından oğullarının hileli davranışları sonucu yanıltıldığı, iradesinin sakatlandığı iddiasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39 uncu maddesi gereğince süresi içinde açılmış bir davanın bulunmadığı, davacının resmi senedi ''okudum'' yazarak imzaladığı, davacı tarafın dayandığı tüm delillerin Mahkemece toplandığı, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece müvekkilinin okur yazar olmadığı iddiaları yönünden araştırma yapılmadığını, buna ilişkin İstinaf Mahkemesince resmi senedin davacı tarafından 'okudum' yazılarak imzalandığı belirtilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, resmi senet asıllarının dosyaya celbi gerektiğini, okuma yazma bilmediği yönünde tanık ifadelerinin bulunduğunu, imzaların okuma yazma bilmeyenlere özgü karalama şeklinde olduğunu, karara dayanak alınan ATK raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, İstinaf Mahkemesinin bir yıl içinde dava açılmadığı yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, eldeki davanın vasi tayininden itibaren bir yıl içinde açıldığını, müvekkilinin kandırıldığının, akli melekelerinin yerinde olmadığının ortada olduğunu, eksik inceleme, usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiğini, kamu düzenine ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, dosyanın Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmesi ve okur yazarlığa ilişkin hususlarda gerekli incelemelerin yapılması gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibine dayanak ipotek sözleşmesinin geçersiz olduğundan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteğin fekki istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 9 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4689 E. 2020/4368 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/141 E. 2023/3077 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1209 E.  ,  2023/3795 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1768 Esas, 2021/1737 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2018/331 E., 2019/595 K.

Taraflar arasındaki ipoteğin fekki ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.06.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat Ayşegül Karagöz dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin oğullarının çeşitli bahaneler ile müvekkilini yanıltarak taşınmazlarını ya bankalara ipotek ettirdiklerini ya da sattırdıklarını, müvekkilinin borçlanma ehliyetine sahip olup olmadığı araştırılmadan bu işlemlerin yapıldığını, müvekkilinin vesayet altına alındığını, ipotek alacaklısı davalı tarafından İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2016/6449 E. sayılı dosyası ile ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, müvekkilinin ipotek tesis tarihinde 67 yaşında olduğunu, okur yazar olmadığını, müvekkiline ait bir borç bulunmadığını, iddia edilen borçlanmanın taşınmazların diğer hissedarlarına ait olduğunu, bu borçlanmadan önce müvekkilinin 30 adet daire ve işyeri bulunduğunu, elinden tüm gayrimenkulleri çıkaracak kadar borçlanmasının ve kirada ikamet edecek duruma gelmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkili hisseleri üzerine usulsüz tesis edilen ipoteğin iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; tapu işlemleri yapılırken davacı tam ehliyetli olduğundan Tapu Müdürlüğünce sağlık raporu istenmediğini, davacının okur yazar olduğunu, yurt içi ve yurt dışında yıllarca bulunduğunu, muhtelif kereler resmi, ticari, bireysel birçok hukuki işlem yaptığını, kefil sıfatıyla imza attığını, icra dairesinden kendi imzasına tebliğ yapıldığını, ipoteklerin farklı tarihlerde tesis edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu ile davacının dava konusu taşınmazlara ipotek konulduğu tarihlerde fiil ehliyetine haiz olduğunun belirlendiği, rapor tarihi itibariyle hafif kognitif bozukluğu teşhisi konmuş ise de bu bozukluğun klinik özellikleri dikkate alındığında, işlem tarihlerinde kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği kanaatinin bildirildiği, borçlanma ehliyeti bulunmadığı iddiasının soyut bir iddiadan öteye geçemediği, davacının ehliyetsizlik iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece müvekkilinin okur yazar olmadığı iddiaları yönünden araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile sadece müvekkilinin fiil ehliyetine haiz olduğuna dayanılarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, karara dayanak alınan ATK raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını ileri sürerek yerel Mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK raporuna göre 14.03.2014 ve 25.04.2014 tarihlerinde davacının fiil ehliyetine haiz olduğu, davacı tarafından oğullarının hileli davranışları sonucu yanıltıldığı, iradesinin sakatlandığı iddiasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39 uncu maddesi gereğince süresi içinde açılmış bir davanın bulunmadığı, davacının resmi senedi ''okudum'' yazarak imzaladığı, davacı tarafın dayandığı tüm delillerin Mahkemece toplandığı, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece müvekkilinin okur yazar olmadığı iddiaları yönünden araştırma yapılmadığını, buna ilişkin İstinaf Mahkemesince resmi senedin davacı tarafından 'okudum' yazılarak imzalandığı belirtilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, resmi senet asıllarının dosyaya celbi gerektiğini, okuma yazma bilmediği yönünde tanık ifadelerinin bulunduğunu, imzaların okuma yazma bilmeyenlere özgü karalama şeklinde olduğunu, karara dayanak alınan ATK raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, İstinaf Mahkemesinin bir yıl içinde dava açılmadığı yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, eldeki davanın vasi tayininden itibaren bir yıl içinde açıldığını, müvekkilinin kandırıldığının, akli melekelerinin yerinde olmadığının ortada olduğunu, eksik inceleme, usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiğini, kamu düzenine ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, dosyanın Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmesi ve okur yazarlığa ilişkin hususlarda gerekli incelemelerin yapılması gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibine dayanak ipotek sözleşmesinin geçersiz olduğundan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteğin fekki istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 9 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111850100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.