Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9040 E. 2023/2843 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
opsiyon sözleşmesi↗ opsiyon işlemi↗ aydınlatma yükümlülüğü↗ değer kaybı↗ genel işlem şartı↗ objektif özen yükümlülüğü↗ çerçeve sözleşme↗ özen yükümlülüğü↗ malvarlığına ilişkin dava↗ hile↗ vekâlet ücreti↗ ek prim↗ kâr kaybı↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2012/371 E., 2018/142 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankanın mevduat müşterisi olduğunu, davalı banka müdürünün terfi edebilmek için müvekkilini riskleri hakkında bilgilendirmeden genel türev işlemleri çerçeve sözleşmesi ve bariyerli opsiyon sözleşmesi imzalattığını, bu suretle çok düşük tutarlı opsiyon primi karşılığında tüm malvarlığını kaybetme riski altına sokulduğunu, banka personelinin sözkonusu işlemler bakımından ehil de olmadığını, gerekli lisanslara sahip olmadıklarını, Sermaye Piyasası Tebliği gereğince bariyerli opsiyon sözleşmesinin geçersiz olduğunu, edimleri dengesiz bu sözleşme sonucunda toplamda 707.437.-TL tutarındaki mevduatının müvekkilinin hesaplarından haksız olarak çekildiğini ileri sürerek 707.437.-TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; opsiyon sözleşmelerinin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatına tabi olmadığını, bu nedenle bankanın SPK mevzuatına aykırı davrandığı iddiasının da doğru olmadığını, sözkonusu işlemin davacı ile banka arasında olup borsada işlem gören bir opsiyon işlemi olmadığını, bununla birlikte müvekkili banka tarafından davacıya sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formunun imzalatıldığını ve işlem hakkında bilgi verildiğini, Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesinde kâr elde edebileceği gibi zarar da edebileceği, tüm risklere göre karar verilmesi konusunda uyarıların yer aldığını, sözleşmenin tüm sayfalarının davacı tarafından imzalandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen genel türev işlemler çerçeve sözleşmesinin Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunda önemli açıklama adı altında sermaye piyasalarında yapılacak işlemler sonucunda kâr elde edebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, Risk Bildirim Formunun 'risk bildirimi' başlıklı kısmının 2 nci maddesinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, 4 üncü maddesinde; aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktarılacağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, 5 inci maddesinde; sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin kesin olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, 6 ncı maddesinde; yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle TL bazında değer kaybı olabileceği ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere ilişkin yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli şekilde araştırma yapması gerektiğinin belirtilmiş olduğu, bu durumda türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımları yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu ve davacının dava konusu işlemden önce de opsiyon işlemi gerçekleştirdiği, bu işlemlerden kazanç elde ettiği, opsiyon işlemi hakkında aydınlatılmadığına ve davalı bankanın hileli hareketleri nedeniyle hataya düşürüldüğüne dair iddialarının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek davalı Bankanın objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hata veya hile ile iradesinin sakatlandığına dair delil bulunmadığı, banka işlemlerinde de bir usule aykırılık bulunmadığı, mahkemece davanın reddi yönünde karar verilmesinde ve kararın gerekçesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, banka ile yapılan tezgahüstü türev araçlarına ilişkin çerçeve sözleşmesinin hukuka aykırılığı, hileli olduğu, sözleşmenin genel işlem şartlarına uygun olmadığı ve sözleşmeye aykırı işlemler yapıldığı iddiasına dayalı olarak uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Opsiyon sözleşmesinden kaynaklanan tazminat | Sözleşmenin geçersizliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5722 E. 2017/782 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · genel işlem şartı · çerçeve sözleşme · geçersizlik · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… kilinin davalı bankanın mevduat müşterisi olduğunu, davalı banka müdürünün terfi edebilmek için müvekkilini riskleri hakkında bilgilendirmeden genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesi» ve bariyerli «opsiyon sözleşmesi» imzalattığını, bu suretle çok düşük tutarlı opsiyon «primi» karşılığında tüm «malvarlığını» kaybetme riski altına sokulduğunu, banka personelinin sözkonusu işlemler bakımından ehil de olmadığını, gerekli lisanslara sahip olmadıklarını, Sermaye Piyasası Tebliği gereğince bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olduğunu, edimleri dengesiz bu sözleşme sonucunda toplamda 707.437.-TL tutarındaki mevduatının müvekkilinin hesaplarından haksız olarak çekildiğini ileri sürerek 7 …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen genel türev işlemler «çerçeve sözleşmesinin» Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunda önemli açıklama adı altında sermaye piyasalarında yapılacak işlemler sonucunda kâr elde edebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, Risk Bildirim Formunun 'risk bildirimi' başlıklı kısmının 2 nci maddesinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, 4 üncü maddesinde; aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktarılacağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, 5 inci maddesinde; sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, 6 ncı maddesinde; yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle TL bazında «değer kaybı» olabileceği ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere ilişkin yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli şekilde araştırma yapması gerektiğinin belirtilmiş olduğu, bu durumda türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımları yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu ve davacının dava konusu işlemden önce de «opsiyon işlemi» gerçekleştirdiği, bu işlemlerden kazanç elde ettiği, opsiyon işlemi hakkında aydınlatılmadığına ve davalı bankanın hileli hareketleri nedeniyle hataya düşürüldüğün …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; «opsiyon sözleşmelerinin» Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatına tabi olmadığını, bu nedenle bankanın SPK mevzuatına aykırı davrandığı iddiasının da doğru olmadığını, sözkonusu işlemin davacı ile banka arasında olup borsada işlem gören bir «opsiyon işlemi» olmadığını, bununla birlikte müvekkili banka tarafından davacıya sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formunun imzalatıldığını ve işlem hakkında bilgi verildiğ …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında ... adet genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» akdedildiği, davalı bankanın davacı tarafa imzalattığı sözleşmelerin bankaca hazırlanarak karşı tarafa sunulduğu, standart bir sözleşme olduğu, davalı taraf sözleşme içeriğinden davacının haberdar olduğunu savunmuş ise de ayrıntılı olan bu nitelikte bir sözleşmenin kısa sürede okunup değerlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, «opsiyon sözleşmelerinin» diğer yatırım araçlarından farklı olarak özel bilgi ve tecrübe gerektirdiği, davacının risk düzeyini algılama durumunun gerçekleşmediği, her ne kadar sözleşmelerde sermaye piyasası işlemleri «risk bildirim formu» başlığında davacıya "sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskininde bulunabileceğinin" belirtilmiş ise de sözleşmelerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, ayrıca bankaların güven kurumları olması dolayısıyla risklere yeteri kadar dikkat çekmeden opsiyon sözleşmeleri yapılmasının özen borcuna da aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı ile davalı banka arasında 03/05/2011-05/07/2011 tarihleri arasında imzalanan ... adet bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olması sebebiyle alacak miktarı olan 351.608,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümlerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı, bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, davalı bankanın «opsiyon sözleşmelerinin» riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili İstemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:risk bildirim formu · haksız şart · ba formu · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında ... adet genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» akdedildiği, davalı bankanın davacı tarafa imzalattığı sözleşmelerin bankaca hazırlanarak karşı tarafa sunulduğu, standart bir sözleşme olduğu, davalı taraf sözleşme içeriğinden davacının haberdar olduğunu savunmuş ise de ayrıntılı olan bu nitelikte bir sözleşmenin kısa sürede okunup değerlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, «opsiyon sözleşmelerinin» diğer yatırım araçlarından farklı olarak özel bilgi ve tecrübe gerektirdiği, davacının risk düzeyini algılama durumunun gerçekleşmediği, her ne kadar sözleşmelerde sermaye piyasası işlemleri «risk bildirim formu» başlığında davacıya "sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskininde bulunabileceğinin" belirtilmiş ise de sözleşmelerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, ayrıca bankaların güven kurumları olması dolayısıyla risklere yeteri kadar dikkat çekmeden opsiyon sözleşmeleri yapılmasının özen borcuna da aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı ile davalı banka arasında 03/05/2011-05/07/2011 tarihleri arasında imzalanan ... adet bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olması sebebiyle alacak miktarı olan 351.608,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümlerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı, bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, davalı bankanın «opsiyon sözleşmelerinin» riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Opsiyon sözleşmesinden kaynaklanan tazminat | Sözleşmenin geçersizliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12583 E. 2017/658 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · genel işlem şartı · çerçeve sözleşme · geçersizlik · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… kilinin davalı bankanın mevduat müşterisi olduğunu, davalı banka müdürünün terfi edebilmek için müvekkilini riskleri hakkında bilgilendirmeden genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesi» ve bariyerli «opsiyon sözleşmesi» imzalattığını, bu suretle çok düşük tutarlı opsiyon «primi» karşılığında tüm «malvarlığını» kaybetme riski altına sokulduğunu, banka personelinin sözkonusu işlemler bakımından ehil de olmadığını, gerekli lisanslara sahip olmadıklarını, Sermaye Piyasası Tebliği gereğince bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olduğunu, edimleri dengesiz bu sözleşme sonucunda toplamda 707.437.-TL tutarındaki mevduatının müvekkilinin hesaplarından haksız olarak çekildiğini ileri sürerek 7 …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen genel türev işlemler «çerçeve sözleşmesinin» Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunda önemli açıklama adı altında sermaye piyasalarında yapılacak işlemler sonucunda kâr elde edebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, Risk Bildirim Formunun 'risk bildirimi' başlıklı kısmının 2 nci maddesinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, 4 üncü maddesinde; aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktarılacağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, 5 inci maddesinde; sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, 6 ncı maddesinde; yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle TL bazında «değer kaybı» olabileceği ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere ilişkin yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli şekilde araştırma yapması gerektiğinin belirtilmiş olduğu, bu durumda türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımları yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu ve davacının dava konusu işlemden önce de «opsiyon işlemi» gerçekleştirdiği, bu işlemlerden kazanç elde ettiği, opsiyon işlemi hakkında aydınlatılmadığına ve davalı bankanın hileli hareketleri nedeniyle hataya düşürüldüğün …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; «opsiyon sözleşmelerinin» Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatına tabi olmadığını, bu nedenle bankanın SPK mevzuatına aykırı davrandığı iddiasının da doğru olmadığını, sözkonusu işlemin davacı ile banka arasında olup borsada işlem gören bir «opsiyon işlemi» olmadığını, bununla birlikte müvekkili banka tarafından davacıya sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formunun imzalatıldığını ve işlem hakkında bilgi verildiğ …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında ... adet genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» akdedildiği, davalı bankanın davacı tarafa imzalattığı sözleşmelerin bankaca hazırlanarak karşı tarafa sunulduğu, standart bir sözleşme olduğu, davalı taraf sözleşme içeriğinden davacının haberdar olduğunu savunmuş ise de ayrıntılı olan bu nitelikte bir sözleşmenin kısa sürede okunup değerlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, «opsiyon sözleşmelerinin» diğer yatırım araçlarından farklı olarak özel bilgi ve tecrübe gerektirdiği, davacının risk düzeyini algılama durumunun gerçekleşmediği, her ne kadar sözleşmelerde sermaye piyasası işlemleri «risk bildirim formu» başlığında davacıya "sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskininde bulunabileceğinin" belirtilmiş ise de sözleşmelerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, ayrıca bankaların güven kurumları olması dolayısıyla risklere yeteri kadar dikkat çekmeden opsiyon sözleşmeleri yapılmasının özen borcuna da aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı ile davalı banka arasında 03/05/2011-05/07/2011 tarihleri arasında imzalanan ... adet bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olması sebebiyle alacak miktarı olan 351.608,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümlerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı, bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, davalı bankanın «opsiyon sözleşmelerinin» riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili İstemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:risk bildirim formu · haksız şart · ba formu · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında ... adet genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» akdedildiği, davalı bankanın davacı tarafa imzalattığı sözleşmelerin bankaca hazırlanarak karşı tarafa sunulduğu, standart bir sözleşme olduğu, davalı taraf sözleşme içeriğinden davacının haberdar olduğunu savunmuş ise de ayrıntılı olan bu nitelikte bir sözleşmenin kısa sürede okunup değerlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, «opsiyon sözleşmelerinin» diğer yatırım araçlarından farklı olarak özel bilgi ve tecrübe gerektirdiği, davacının risk düzeyini algılama durumunun gerçekleşmediği, her ne kadar sözleşmelerde sermaye piyasası işlemleri «risk bildirim formu» başlığında davacıya "sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskininde bulunabileceğinin" belirtilmiş ise de sözleşmelerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, ayrıca bankaların güven kurumları olması dolayısıyla risklere yeteri kadar dikkat çekmeden opsiyon sözleşmeleri yapılmasının özen borcuna da aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı ile davalı banka arasında 03/05/2011-05/07/2011 tarihleri arasında imzalanan ... adet bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olması sebebiyle alacak miktarı olan 351.608,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümlerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı, bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, davalı bankanın «opsiyon sözleşmelerinin» riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Opsiyon sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13178 E. 2018/1691 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · aydınlatma yükümlülüğü · çerçeve sözleşme · geçersizlik · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… kilinin davalı bankanın mevduat müşterisi olduğunu, davalı banka müdürünün terfi edebilmek için müvekkilini riskleri hakkında bilgilendirmeden genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesi» ve bariyerli «opsiyon sözleşmesi» imzalattığını, bu suretle çok düşük tutarlı opsiyon «primi» karşılığında tüm «malvarlığını» kaybetme riski altına sokulduğunu, banka personelinin sözkonusu işlemler bakımından ehil de olmadığını, gerekli lisanslara sahip olmadıklarını, Sermaye Piyasası Tebliği gereğince bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olduğunu, edimleri dengesiz bu sözleşme sonucunda toplamda 707.437.-TL tutarındaki mevduatının müvekkilinin hesaplarından haksız olarak çekildiğini ileri sürerek 7 …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen genel türev işlemler «çerçeve sözleşmesinin» Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunda önemli açıklama adı altında sermaye piyasalarında yapılacak işlemler sonucunda kâr elde edebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, Risk Bildirim Formunun 'risk bildirimi' başlıklı kısmının 2 nci maddesinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, 4 üncü maddesinde; aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktarılacağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, 5 inci maddesinde; sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, 6 ncı maddesinde; yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle TL bazında «değer kaybı» olabileceği ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere ilişkin yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli şekilde araştırma yapması gerektiğinin belirtilmiş olduğu, bu durumda türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımları yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu ve davacının dava konusu işlemden önce de «opsiyon işlemi» gerçekleştirdiği, bu işlemlerden kazanç elde ettiği, opsiyon işlemi hakkında aydınlatılmadığına ve davalı bankanın hileli hareketleri nedeniyle hataya düşürüldüğün …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; «opsiyon sözleşmelerinin» Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatına tabi olmadığını, bu nedenle bankanın SPK mevzuatına aykırı davrandığı iddiasının da doğru olmadığını, sözkonusu işlemin davacı ile banka arasında olup borsada işlem gören bir «opsiyon işlemi» olmadığını, bununla birlikte müvekkili banka tarafından davacıya sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formunun imzalatıldığını ve işlem hakkında bilgi verildiğ …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yapılan riskli işlem hakkında üzerine düşen «aydınlatma yükümlülüğünü» gerektiği şekilde yerine getirdiğine dair bir delilin dosya arasında bulunmadığı, müşterinin işlemi daha önce yapmış olmasının tüm riskleri konusunda yeterince bilgi sahibi olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, «sözleşmenin feshinin» şartlarının davalı banka lehine tek taraflı olarak düzenlendiği, dürüstlük kuralları gereğince diğer finansal araçlardan daha yüksek gelir beklentisi içerisinde olan davacı müşterinin bankanın zararının bir kısmına da geliri ile orantılı olarak katlanması gerektiği, davalı bankanın «opsiyon sözleşmesi» konusunda davacıyı aydınlatma görevini yerine getirmemesinin «kusur» oluşturduğu, davacının da Türk parasının USD karşısında değerinin düştüğünün bilinen bir durum olduğu halde opsiyon sözleşmesi yapması kusurunu oluşturduğu gerekçe …
2-Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, banka personeli tarafından yanıltıldığını, sözleşmenin hileli ve aldatmaya dayalı olduğundan geçerli olmadığını, «opsiyon sözleşmesinin» riskleri konusunda bilgilendirilmediğini ileri sürmüştür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yapılan riskli işlem hakkında üzerine düşen «aydınlatma yükümlülüğünü» gerektiği şekilde yerine getirdiğine dair bir delilin dosya arasında bulunmadığı, müşterinin işlemi daha önce yapmış olmasının tüm riskleri konusunda yeterince bilgi sahibi olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, «sözleşmenin feshinin» şartlarının davalı banka lehine tek taraflı olarak düzenlendiği, dürüstlük kuralları gereğince diğer finansal araçlardan daha yüksek gelir beklentisi içerisinde olan davacı müşterinin bankanın zararının bir kısmına da geliri ile orantılı olarak katlanması gerektiği, davalı bankanın «opsiyon sözleşmesi» konusunda davacıyı aydınlatma görevini yerine getirmemesinin «kusur» oluşturduğu, davacının da Türk parasının USD karşısında değerinin düştüğünün bilinen bir durum olduğu halde opsiyon sözleşmesi yapması kusurunu oluşturduğu gerekçe …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8998 E. 2016/4567 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · çerçeve sözleşme · hile · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen genel türev işlemler «çerçeve sözleşmesinin» Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunda önemli açıklama adı altında sermaye piyasalarında yapılacak işlemler sonucunda kâr elde edebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, Risk Bildirim Formunun 'risk bildirimi' başlıklı kısmının 2 nci maddesinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, 4 üncü maddesinde; aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktarılacağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, 5 inci maddesinde; sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, 6 ncı maddesinde; yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle TL bazında «değer kaybı» olabileceği ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere ilişkin yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli şekilde araştırma yapması gerektiğinin belirtilmiş olduğu, bu durumda türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımları yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu ve davacının dava konusu işlemden önce de «opsiyon işlemi» gerçekleştirdiği, bu işlemlerden kazanç elde ettiği, opsiyon işlemi hakkında aydınlatılmadığına ve davalı bankanın hileli hareketleri nedeniyle hataya düşürüldüğün …
… kilinin davalı bankanın mevduat müşterisi olduğunu, davalı banka müdürünün terfi edebilmek için müvekkilini riskleri hakkında bilgilendirmeden genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesi» ve bariyerli «opsiyon sözleşmesi» imzalattığını, bu suretle çok düşük tutarlı opsiyon «primi» karşılığında tüm «malvarlığını» kaybetme riski altına sokulduğunu, banka personelinin sözkonusu işlemler bakımından ehil de olmadığını, gerekli lisanslara sahip olmadıklarını, Sermaye Piyasası Tebliği gereğince bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olduğunu, edimleri dengesiz bu sözleşme sonucunda toplamda 707.437.-TL tutarındaki mevduatının müvekkilinin hesaplarından haksız olarak çekildiğini ileri sürerek 7 …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; «opsiyon sözleşmelerinin» Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatına tabi olmadığını, bu nedenle bankanın SPK mevzuatına aykırı davrandığı iddiasının da doğru olmadığını, sözkonusu işlemin davacı ile banka arasında olup borsada işlem gören bir «opsiyon işlemi» olmadığını, bununla birlikte müvekkili banka tarafından davacıya sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formunun imzalatıldığını ve işlem hakkında bilgi verildiğ …
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» hata ve «hileye» dayalı olarak iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı davalı bankayla yaptığı türev işlemleri «çerçeve sözleşmesi» ile genel risk bildiriminin yapıldığını ancak, dava konusu «opsiyon sözleşmesi» bakımından banka yetkililerinin daha önce yapılan muhteviyatı farklı iki sözleşme ile güven yaratarak, üstlenilen «riziko» konusunda yeterince aydınlatılmadığı sözleşmeyi yapmaya teşvik edildiğini, böylece hataya düştüğünü iddia etmiştir.
15/09/2010 tarihli türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» “ risklerin sadece müşteriye ait olduğu hususu” başlıklı 4.3- d maddesi ile Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunun “risk bildirimi” başlıklı kısmının 2 ve devamı maddelerinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği; aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktaracağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği; sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu; yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu ve hesap sahibinin tasarr …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · riziko
Benzer bu karardaHata halleri 6098 sayılı TBK'nun 31. maddesinde sınırlı olmaksızın beş bent halinde sayılmış olup, gerçekte üstlenmek istenilenden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istenilenden önemli ölçüde az bir «karşı edim» için iradenin açıklanmış olması bu hallerden biri olarak düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı davalı bankayla yaptığı türev işlemleri «çerçeve sözleşmesi» ile genel risk bildiriminin yapıldığını ancak, dava konusu «opsiyon sözleşmesi» bakımından banka yetkililerinin daha önce yapılan muhteviyatı farklı iki sözleşme ile güven yaratarak, üstlenilen «riziko» konusunda yeterince aydınlatılmadığı sözleşmeyi yapmaya teşvik edildiğini, böylece hataya düştüğünü iddia etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6733 E. 2023/3396 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · çerçeve sözleşme · geçersizlik · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… kilinin davalı bankanın mevduat müşterisi olduğunu, davalı banka müdürünün terfi edebilmek için müvekkilini riskleri hakkında bilgilendirmeden genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesi» ve bariyerli «opsiyon sözleşmesi» imzalattığını, bu suretle çok düşük tutarlı opsiyon «primi» karşılığında tüm «malvarlığını» kaybetme riski altına sokulduğunu, banka personelinin sözkonusu işlemler bakımından ehil de olmadığını, gerekli lisanslara sahip olmadıklarını, Sermaye Piyasası Tebliği gereğince bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olduğunu, edimleri dengesiz bu sözleşme sonucunda toplamda 707.437.-TL tutarındaki mevduatının müvekkilinin hesaplarından haksız olarak çekildiğini ileri sürerek 7 …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen genel türev işlemler «çerçeve sözleşmesinin» Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunda önemli açıklama adı altında sermaye piyasalarında yapılacak işlemler sonucunda kâr elde edebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, Risk Bildirim Formunun 'risk bildirimi' başlıklı kısmının 2 nci maddesinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, 4 üncü maddesinde; aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktarılacağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, 5 inci maddesinde; sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, 6 ncı maddesinde; yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle TL bazında «değer kaybı» olabileceği ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere ilişkin yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli şekilde araştırma yapması gerektiğinin belirtilmiş olduğu, bu durumda türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımları yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu ve davacının dava konusu işlemden önce de «opsiyon işlemi» gerçekleştirdiği, bu işlemlerden kazanç elde ettiği, opsiyon işlemi hakkında aydınlatılmadığına ve davalı bankanın hileli hareketleri nedeniyle hataya düşürüldüğün …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; «opsiyon sözleşmelerinin» Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatına tabi olmadığını, bu nedenle bankanın SPK mevzuatına aykırı davrandığı iddiasının da doğru olmadığını, sözkonusu işlemin davacı ile banka arasında olup borsada işlem gören bir «opsiyon işlemi» olmadığını, bununla birlikte müvekkili banka tarafından davacıya sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formunun imzalatıldığını ve işlem hakkında bilgi verildiğ …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5053 E. 2021/4189 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · çerçeve sözleşme · kâr kaybı · geçersizlik · kesin hüküm · Tazminat
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen genel türev işlemler «çerçeve sözleşmesinin» Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunda önemli açıklama adı altında sermaye piyasalarında yapılacak işlemler sonucunda kâr elde edebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, Risk Bildirim Formunun 'risk bildirimi' başlıklı kısmının 2 nci maddesinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, 4 üncü maddesinde; aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktarılacağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, 5 inci maddesinde; sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, 6 ncı maddesinde; yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle TL bazında «değer kaybı» olabileceği ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere ilişkin yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli şekilde araştırma yapması gerektiğinin belirtilmiş olduğu, bu durumda türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımları yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu ve davacının dava konusu işlemden önce de «opsiyon işlemi» gerçekleştirdiği, bu işlemlerden kazanç elde ettiği, opsiyon işlemi hakkında aydınlatılmadığına ve davalı bankanın hileli hareketleri nedeniyle hataya düşürüldüğün …
… kilinin davalı bankanın mevduat müşterisi olduğunu, davalı banka müdürünün terfi edebilmek için müvekkilini riskleri hakkında bilgilendirmeden genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesi» ve bariyerli «opsiyon sözleşmesi» imzalattığını, bu suretle çok düşük tutarlı opsiyon «primi» karşılığında tüm «malvarlığını» kaybetme riski altına sokulduğunu, banka personelinin sözkonusu işlemler bakımından ehil de olmadığını, gerekli lisanslara sahip olmadıklarını, Sermaye Piyasası Tebliği gereğince bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olduğunu, edimleri dengesiz bu sözleşme sonucunda toplamda 707.437.-TL tutarındaki mevduatının müvekkilinin hesaplarından haksız olarak çekildiğini ileri sürerek 7 …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; «opsiyon sözleşmelerinin» Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatına tabi olmadığını, bu nedenle bankanın SPK mevzuatına aykırı davrandığı iddiasının da doğru olmadığını, sözkonusu işlemin davacı ile banka arasında olup borsada işlem gören bir «opsiyon işlemi» olmadığını, bununla birlikte müvekkili banka tarafından davacıya sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formunun imzalatıldığını ve işlem hakkında bilgi verildiğ …
Benzer bu kararda… le 62.270,25 TL'nin davacıların murisinin davalı banka nezdindeki hesabından tahsil edildiği, dava konusu oluşturan 08.07.2011 ve 20.07.2011 işlem tarihli bariyerli «opsiyon sözleşmelerinin» 19.08.2011 tarihi itibariyle sonlandırılmasına ilişkin davacılar murisi ... tarafından 18.08.2011 tarihinde gönderilen e-posta mesajinın Opsiyon Sözleşmelerinin erken sonlandırılma açısından geçerli kabul edilmesi gerektiği ve 19.08.2011 tarihli Merkez Bankası dolar kuru esas alınarak netleşme fiyatının belirlenmesi halinde, 19.08.2011 erken sonlandırma tarihi itibariyle davacılar murisinden toplam 198.669,00 TL opsiyon «kur farkı» zararı tahsil edilecek iken davacılar murisinin talebinin dikkate alınmayarak opsiyon sözleşmelerinin «vade» bitim tarihlerinde oluşan netleşme fiyatı üzerinden işlem yapılarak, davacılar murisi hesabından toplam 460.503,75 TL tahsil edilmek suretiyle davacılar murisinin 261.834,75 TL «kayba» uğratıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 261.834,75 TL'nin dava tarihinden itibarin işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.
… n olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu ve hesap sahibinin tasarr …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kur farkı · fesih · vade · yasal faiz
Benzer bu kararda… le 62.270,25 TL'nin davacıların murisinin davalı banka nezdindeki hesabından tahsil edildiği, dava konusu oluşturan 08.07.2011 ve 20.07.2011 işlem tarihli bariyerli «opsiyon sözleşmelerinin» 19.08.2011 tarihi itibariyle sonlandırılmasına ilişkin davacılar murisi ... tarafından 18.08.2011 tarihinde gönderilen e-posta mesajinın Opsiyon Sözleşmelerinin erken sonlandırılma açısından geçerli kabul edilmesi gerektiği ve 19.08.2011 tarihli Merkez Bankası dolar kuru esas alınarak netleşme fiyatının belirlenmesi halinde, 19.08.2011 erken sonlandırma tarihi itibariyle davacılar murisinden toplam 198.669,00 TL opsiyon «kur farkı» zararı tahsil edilecek iken davacılar murisinin talebinin dikkate alınmayarak opsiyon sözleşmelerinin «vade» bitim tarihlerinde oluşan netleşme fiyatı üzerinden işlem yapılarak, davacılar murisi hesabından toplam 460.503,75 TL tahsil edilmek suretiyle davacılar murisinin 261.834,75 TL «kayba» uğratıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 261.834,75 TL'nin dava tarihinden itibarin işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… acağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu, davacılar murisinin 20.04.2011 tarihli opsiyon işleminde zarar etmesine rağmen «opsiyon işlemi» yapmaya devam ettiği ve davalı bankanın şube müdürüne gönderdiği e-postalarda da açık bir «fesih» iradesi bulunmadığı gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulma …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9040 E. , 2023/2843 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/485 Esas, 2021/871 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2012/371 E., 2018/142 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankanın mevduat müşterisi olduğunu, davalı banka müdürünün terfi edebilmek için müvekkilini riskleri hakkında bilgilendirmeden genel türev işlemleri çerçeve sözleşmesi ve bariyerli opsiyon sözleşmesi imzalattığını, bu suretle çok düşük tutarlı opsiyon primi karşılığında tüm malvarlığını kaybetme riski altına sokulduğunu, banka personelinin sözkonusu işlemler bakımından ehil de olmadığını, gerekli lisanslara sahip olmadıklarını, Sermaye Piyasası Tebliği gereğince bariyerli opsiyon sözleşmesinin geçersiz olduğunu, edimleri dengesiz bu sözleşme sonucunda toplamda 707.437.-TL tutarındaki mevduatının müvekkilinin hesaplarından haksız olarak çekildiğini ileri sürerek 707.437.-TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; opsiyon sözleşmelerinin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatına tabi olmadığını, bu nedenle bankanın SPK mevzuatına aykırı davrandığı iddiasının da doğru olmadığını, sözkonusu işlemin davacı ile banka arasında olup borsada işlem gören bir opsiyon işlemi olmadığını, bununla birlikte müvekkili banka tarafından davacıya sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formunun imzalatıldığını ve işlem hakkında bilgi verildiğini, Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesinde kâr elde edebileceği gibi zarar da edebileceği, tüm risklere göre karar verilmesi konusunda uyarıların yer aldığını, sözleşmenin tüm sayfalarının davacı tarafından imzalandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen genel türev işlemler çerçeve sözleşmesinin Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunda önemli açıklama adı altında sermaye piyasalarında yapılacak işlemler sonucunda kâr elde edebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, Risk Bildirim Formunun 'risk bildirimi' başlıklı kısmının 2 nci maddesinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, 4 üncü maddesinde; aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktarılacağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, 5 inci maddesinde;
sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin kesin olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, 6 ncı maddesinde; yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle TL bazında değer kaybı olabileceği ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere ilişkin yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli şekilde araştırma yapması gerektiğinin belirtilmiş olduğu, bu durumda türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımları yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu ve davacının dava konusu işlemden önce de opsiyon işlemi gerçekleştirdiği, bu işlemlerden kazanç elde ettiği, opsiyon işlemi hakkında aydınlatılmadığına ve davalı bankanın hileli hareketleri nedeniyle hataya düşürüldüğüne dair iddialarının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek davalı Bankanın objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hata veya hile ile iradesinin sakatlandığına dair delil bulunmadığı, banka işlemlerinde de bir usule aykırılık bulunmadığı, mahkemece davanın reddi yönünde karar verilmesinde ve kararın gerekçesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, banka ile yapılan tezgahüstü türev araçlarına ilişkin çerçeve sözleşmesinin hukuka aykırılığı, hileli olduğu, sözleşmenin genel işlem şartlarına uygun olmadığı ve sözleşmeye aykırı işlemler yapıldığı iddiasına dayalı olarak uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111127700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz