Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4147 E. 2023/3127 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- üç yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akdi ilişkinin ispatı↗ senetle ispat zorunluluğu↗ icranın geri bırakılması↗ tanık delili↗ ödünç sözleşmesi↗ senetle ispat↗ yazılı delil başlangıcı↗ zamanaşımının kesilmesi↗ genel zamanaşımı↗ temel ilişki↗ delil başlangıcı↗ imzaya itiraz↗ yemin deliline dayanma↗ vade tarihi↗ tanık beyanı↗ takipsizlik kararı↗ menfi tespit davası↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ yazılı delil↗ yemin↗ kambiyo senedi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ tespit davası↗ yenileme↗ tbk 99↗ alacak davası↗ bono↗ vade↗ menfi tespit↗ zamanaşımı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 16.06.2016 tarih, 2015/724 E. ve 2016/439 K. sayılı kararı ile genel zamanaşımı süresinin dolduğu, alacağın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. (Birinci) Bozma Kararı
Dairemizin 05.07.2018 tarih, 2017/1044 E., 2018/5007 K. sayılı kararıyla; "...Dava, taraflar arasında varlığı ileri sürülen ödünç sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup davacı, delil olarak icra hakimliğince zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle icranın geri bırakılması kararı verilen takibe konu 22.12.2003 vade tarihli bonoya dayanmıştır. Ödünç sözleşmeleri bakımından zamanaşımı süresi, gerek 818 sayılı BK'nın 125. maddesi ve gerekse de 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi gereğince on yıl olup her iki yasa bakımından da alacaklının icra takibinde bulunması halinde zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir. Bononun vade tarihi 22.12.2003 olup, davacı bu bono ile 05.01.2006 tarihinde icra takibi yapmıştır. İcra takip tarihi itibariyle, temel ilişki bakımından takiple birlikte zamanaşımı kesilmiş olup gerek 818 sayılı BK'nın 135 ve 136. maddeleri ve gerekse de TBK'nın 156 ve 157. maddeleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davada genel zamanaşımı süresinin geçtiği yolundaki gerekçesi yerinde olmadığı gibi, ayrıca davanın ispatlanamadığına değinilmek suretiyle davanın hem zamanaşımı ve hem de esastan reddine karar verilmiş bulunması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir." gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dinlettiği tanık beyanlarının bir kısım bilgilerinin duyuma dayalı olması ve dava konusu senede ilişkin ne miktar için davalıya ödünç verildiği ve senet düzenlendiği hususlarında net bir bilgiyi içermemesi nedeniyle bu beyanların somut uyuşmazlığı çözecek nitelikte ve yazılı delil başlangıcı olan belgedeki borcu ispatlayacak yeterlilikte olmadığı, bu nedenle tanıkların beyanlarının esas alınamayacağı, ispat külfeti üzerinde bulunan davacının dayandığı tanık delili doğrultusunda beyanı alınan tanıkların davacının davalıya 62.000,00 DM borç verdiğine yönelik tanığın somut ve görgüye dayalı bir şahitliğinin bulunmadığı, tanıkların beyanları davacıdan duydukları hususlara ilişkin olup, alacağın varlığını ispatlamaya elverişli olmadığı, davalı tanıklarının beyanları kapsamında da dava konusu senedin düzenlenmesine konu bir alacak verecek ilişkisinden bahsedilmediği, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının bononun bir başka kişiye verilmek üzere tanzim edildiğini ispatlayamadığını, davalının menfi tespit davası açmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının borcu nedeniyle davacıya senet verdiğini, olayın üzerinden 21 yıl geçmesi nedeniyle tanıkların tam olarak olayı hatırlayamamasının olağan olduğunu, yine de tanık beyanlarından davacıya senet verildiğinin anlaşıldığını, tanık beyanlarıyla davacının davalıdan alacağının olduğunun sabit olduğunu, davalının süresinde tanık listesi vermediğini ve davalı tanıklarının dinlenmesinin de doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının ödünç ilişkisine dayalı olarak davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 135 ve 136 ıncı maddeleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 156 ve 157 inci maddeleri
3. Değerlendirme
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 202 inci maddesinde senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği, delil başlangıcının, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olduğu düzenlenmiştir.
Dava, taraflar arasındaki temel ilişkiye dayalı alacak davası olup davacı kambiyo senedi bakımından zaman aşımına uğramış bonoya dayanmıştır. Zaman aşımına uğrayan bono taraflar arasındaki akdi ilişki bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. 6100 sayılı Kanun'un 202 inci maddesi uyarınca delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Mahkemece davacı tanıkları akdi ilişki konusunda dinlenmiş olup yazılı delil başlangıcı hukuki işlemi tamamen ispata yeterli olmamakla birlikte hukuki işlemi muhtemel göstermektedir. Davalının zaman aşımına uğramış senetteki imzaya itirazı bulunmamaktadır. Yazılı delil başlangıcı taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi muhtemel gösteren ve davalı tarafından verilmiş belge olduğundan tanık beyanlarının muhtemel olan hukuki ilişkiyi kuvvetlendirir beyanda bulunmaları akdi ilişkinin ispatı bakımından yeterlidir.
Bu çerçevede davacı tanık beyanları ve özellikle kardeşi ...'in beyanı nazara alındığında davacının davalıya ödünç para verdiği, bu akdi ilişki nedeniyle davalının senedi davacıya verdiği anlaşılmakla davacının talebinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1044 E. 2018/5007 K.
Ortak:icranın geri bırakılması · ödünç sözleşmesi · zamanaşımının kesilmesi · genel zamanaşımı · temel ilişki · vade tarihi · bono · vade · zamanaşımı üç yıllık · Alacak
İncelediğiniz karardaB. (Birinci) Bozma Kararı Dairemizin 05.07.2018 tarih, 2017/1044 E., 2018/5007 K. sayılı kararıyla; "...Dava, taraflar arasında varlığı ileri sürülen «ödünç sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup davacı, delil olarak icra hakimliğince «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle «icranın geri bırakılması» kararı verilen takibe konu 22.12.2003 «vade» tarihli «bonoya» dayanmıştır.
Bononun «vade tarihi» 22.12.2003 olup, davacı bu «bono» ile 05.01.2006 tarihinde icra takibi yapmıştır.
İcra takip tarihi itibariyle, «temel ilişki» bakımından takiple birlikte «zamanaşımı kesilmiş» olup gerek 818 sayılı BK'nın 135 ve 136. maddeleri ve gerekse de TBK'nın 156 ve 157. maddeleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında varlığı ileri sürülen «ödünç sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup davacı, delil olarak icra hakimliğince «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle «icranın geri bırakılması» kararı verilen takibe konu 22.12.2003 «vade» tarihli «bonoya» dayanmıştır.
Bononun «vade tarihi» 22.12.2003 olup, davacı bu «bono» ile 05.01.2006 tarihinde icra takibi yapmıştır.
İcra takip tarihi itibariyle, «temel ilişki» bakımından takiple birlikte «zamanaşımı kesilmiş» olup gerek 818 sayılı BK'nın 135 ve 136. maddeleri ve gerekse de TBK'nın 156 ve 157. maddeleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15094 E. 2018/1156 K.
Ortak:tanık delili · senetle ispat · yazılı delil başlangıcı · temel ilişki · delil başlangıcı · yazılı delil · yemin · kambiyo senedi · zamanaşımı üç yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dinlettiği «tanık beyanlarının» bir kısım bilgilerinin duyuma dayalı olması ve dava konusu senede ilişkin ne miktar için davalıya ödünç verildiği ve senet düzenlendiği hususlarında net bir bilgiyi içermemesi nedeniyle bu beyanların somut uyuşmazlığı çözecek nitelikte ve «yazılı delil başlangıcı» olan belgedeki borcu ispatlayacak yeterlilikte olmadığı, bu nedenle tanıkların beyanlarının esas alınamayacağı, «ispat külfeti» üzerinde bulunan davacının dayandığı «tanık delili» doğrultusunda beyanı alınan tanıkların davacının davalıya 62.000,00 DM borç verdiğine yönelik tanığın somut ve görgüye dayalı bir şahitliğinin bulunmadığı, tanıkların beyanları davacıdan duydukları hususlara ilişkin olup, alacağın varlığını ispatlamaya elverişli olmadığı, davalı tanıklarının beyanları kapsamında da dava konusu senedin düzenlenmesine konu bir alacak verecek ilişkisinden bahsedilmediği, davacının «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zaman aşımına uğrayan «bono» taraflar arasındaki akdi ilişki bakımından «yazılı delil başlangıcı» niteliğindedir.
Mahkemece davacı tanıkları akdi ilişki konusunda dinlenmiş olup «yazılı delil başlangıcı» hukuki işlemi tamamen ispata yeterli olmamakla birlikte hukuki işlemi muhtemel göstermektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «bononun» «zamanaşımına» uğradığı, zamanaşımına uğrayan bonolar nedeni ile kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ise de, taraflar arasında «temel ilişki» bulunması halinde bonoların «yazılı delil başlangıcı» olarak değerlendirilebileceği, ancak davacının alacağın varlığını dinlene tanıklar ile ispatlayamadığı, aynı zamanda davalı şirket yetkilisinin davacının «yemin teklifi» üzerine davacıya borçlu olmadıklarına dair yemin eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak, davalı şirket tarafından düzenlenen «bononun» «zamanaşımına» uğradığı için «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olduğu kabul edilmiş ve «temel ilişki» konusunda tanık beyanları alınmış ise de, tanık beyanları yeterli görülmemiş ve eda edilen «yemine» dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu 01.07.2006 «vade» tarihli 125.000,00 TL bedelli «bononun» «zamanaşımına» uğramış olması nedeniyle «kambiyo senedi» niteliğini kaybettiği, ancak «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil niteliği · yemin teklifi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «bononun» «zamanaşımına» uğradığı, zamanaşımına uğrayan bonolar nedeni ile kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ise de, taraflar arasında «temel ilişki» bulunması halinde bonoların «yazılı delil başlangıcı» olarak değerlendirilebileceği, ancak davacının alacağın varlığını dinlene tanıklar ile ispatlayamadığı, aynı zamanda davalı şirket yetkilisinin davacının «yemin teklifi» üzerine davacıya borçlu olmadıklarına dair yemin eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçektende, HMK’nın 202/2. maddesinde «delil başlangıcı», iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya «temsilcisi» tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmış ve HMK’nın 202/1. maddesinde ise; «yazılı delil niteliğinde» bir belgenin bulunması halinde «senetle ispatı» gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4147 E. , 2023/3127 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/408 Esas, 2022/106 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.12.2003 vade tarihli bonoya istinaden davalı aleyhine takip yaptığını, takipsiz bırakılan takip dosyasının 10.06.2015 tarihinde yenilendiğini, davalı borçlunun başvurusu üzerine icra tetkik merciince üç yıllık zamanaşımının geçtiği gerekçesiyle icranın geri bırakılması kararı verildiğini, temel ilişkiye dayalı zamanaşımının ise dolmadığını, davacı ile davalının 2004-2005 yıllarında şirket ortaklığı yaptığını, davalının borçlarını ödeyebilmesi için davacı tarafından 22.12.2003 tarihinde borç para verildiğini ileri sürerek 56.521,00 TL'nin 22.12.2003 tarihinden itibaren avans faziyle tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın ve bonoya dayalı takip hakkının zamanaşımına uğradığını, davacı ile davalının arasında ödünç ilişkisinin olmadığını, dayanak bononun davalının borcu nedeniyle mal beyanında bulunmayan dava dışı Akbeton firmasına verilmek üzere bu firmanın vekiline verilen senet olduğunu, ancak bu senedin kabul edilmediğini ve davacı tarafından bu firmaya senet verildiğini, akabinde davalının avukatın ofisine giderek yeni bir bono tanzim ettiğini ve davacının düzenlediği senedi alarak davacıya iade ettiğini, davalının ilk düzenlediği senedin ise yırtılıp atıldığının beyan edildiğini, ancak yırtıldığı belirtilen bononun tamamlanarak takibe konu edildiğini, tarafların arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 16.06.2016 tarih, 2015/724 E. ve 2016/439 K. sayılı kararı ile genel zamanaşımı süresinin dolduğu, alacağın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. (Birinci) Bozma Kararı
Dairemizin 05.07.2018 tarih, 2017/1044 E., 2018/5007 K. sayılı kararıyla; "...Dava, taraflar arasında varlığı ileri sürülen ödünç sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup davacı, delil olarak icra hakimliğince zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle icranın geri bırakılması kararı verilen takibe konu 22.12.2003 vade tarihli bonoya dayanmıştır. Ödünç sözleşmeleri bakımından zamanaşımı süresi, gerek 818 sayılı BK'nın 125. maddesi ve gerekse de 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi gereğince on yıl olup her iki yasa bakımından da alacaklının icra takibinde bulunması halinde zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir. Bononun vade tarihi 22.12.2003 olup, davacı bu bono ile 05.01.2006 tarihinde icra takibi yapmıştır.
İcra takip tarihi itibariyle, temel ilişki bakımından takiple birlikte zamanaşımı kesilmiş olup gerek 818 sayılı BK'nın 135 ve 136. maddeleri ve gerekse de TBK'nın 156 ve 157. maddeleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davada genel zamanaşımı süresinin geçtiği yolundaki gerekçesi yerinde olmadığı gibi, ayrıca davanın ispatlanamadığına değinilmek suretiyle davanın hem zamanaşımı ve hem de esastan reddine karar verilmiş bulunması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir." gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dinlettiği tanık beyanlarının bir kısım bilgilerinin duyuma dayalı olması ve dava konusu senede ilişkin ne miktar için davalıya ödünç verildiği ve senet düzenlendiği hususlarında net bir bilgiyi içermemesi nedeniyle bu beyanların somut uyuşmazlığı çözecek nitelikte ve yazılı delil başlangıcı olan belgedeki borcu ispatlayacak yeterlilikte olmadığı, bu nedenle tanıkların beyanlarının esas alınamayacağı, ispat külfeti üzerinde bulunan davacının dayandığı tanık delili doğrultusunda beyanı alınan tanıkların davacının davalıya 62.000,00 DM borç verdiğine yönelik tanığın somut ve görgüye dayalı bir şahitliğinin bulunmadığı, tanıkların beyanları davacıdan duydukları hususlara ilişkin olup, alacağın varlığını ispatlamaya elverişli olmadığı, davalı tanıklarının beyanları kapsamında da dava konusu senedin düzenlenmesine konu bir alacak verecek ilişkisinden bahsedilmediği, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının bononun bir başka kişiye verilmek üzere tanzim edildiğini ispatlayamadığını, davalının menfi tespit davası açmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının borcu nedeniyle davacıya senet verdiğini, olayın üzerinden 21 yıl geçmesi nedeniyle tanıkların tam olarak olayı hatırlayamamasının olağan olduğunu, yine de tanık beyanlarından davacıya senet verildiğinin anlaşıldığını, tanık beyanlarıyla davacının davalıdan alacağının olduğunun sabit olduğunu, davalının süresinde tanık listesi vermediğini ve davalı tanıklarının dinlenmesinin de doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının ödünç ilişkisine dayalı olarak davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 135 ve 136 ıncı maddeleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 156 ve 157 inci maddeleri
3. Değerlendirme
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 202 inci maddesinde senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği, delil başlangıcının, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olduğu düzenlenmiştir.
Dava, taraflar arasındaki temel ilişkiye dayalı alacak davası olup davacı kambiyo senedi bakımından zaman aşımına uğramış bonoya dayanmıştır. Zaman aşımına uğrayan bono taraflar arasındaki akdi ilişki bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. 6100 sayılı Kanun'un 202 inci maddesi uyarınca delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Mahkemece davacı tanıkları akdi ilişki konusunda dinlenmiş olup yazılı delil başlangıcı hukuki işlemi tamamen ispata yeterli olmamakla birlikte hukuki işlemi muhtemel göstermektedir. Davalının zaman aşımına uğramış senetteki imzaya itirazı bulunmamaktadır. Yazılı delil başlangıcı taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi muhtemel gösteren ve davalı tarafından verilmiş belge olduğundan tanık beyanlarının muhtemel olan hukuki ilişkiyi kuvvetlendirir beyanda bulunmaları akdi ilişkinin ispatı bakımından yeterlidir.
Bu çerçevede davacı tanık beyanları ve özellikle kardeşi ...'in beyanı nazara alındığında davacının davalıya ödünç para verdiği, bu akdi ilişki nedeniyle davalının senedi davacıya verdiği anlaşılmakla davacının talebinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1110946000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz