Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1044 E. 2018/5007 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icranın geri bırakılması↗ ödünç sözleşmesi↗ zamanaşımının kesilmesi↗ genel zamanaşımı↗ temel ilişki↗ vade tarihi↗ tbk 99↗ bono↗ vade↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; genel zamanaşımı süresinin dolduğu, alacağın kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında varlığı ileri sürülen ödünç sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup davacı, delil olarak icra hakimliğince zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle icranın geri bırakılması kararı verilen takibe konu 22.12.2003 vade tarihli bonoya dayanmıştır. Ödünç sözleşmeleri bakımından zamanaşımı süresi, gerek 818 sayılı BK'nın 125. maddesi ve gerekse de 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi gereğince on yıl olup her iki yasa bakımından da alacaklının icra takibinde bulunması halinde zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir. Bononun vade tarihi 22.12.2003 olup, davacı bu bono ile 05.01.2006 tarihinde icra takibi yapmıştır. İcra takip tarihi itibariyle, temel ilişki bakımından takiple birlikte zamanaşımı kesilmiş olup gerek 818 sayılı BK'nın 135 ve 136. maddeleri ve gerekse de TBK'nın 156 ve 157. maddeleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davada genel zamanaşımı süresinin geçtiği yolundaki gerekçesi yerinde olmadığı gibi, ayrıca davanın ispatlanamadığına değinilmek suretiyle davanın hem zamanaşımı ve hem de esastan reddine karar verilmiş bulunması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4147 E. 2023/3127 K.
Ortak:icranın geri bırakılması · ödünç sözleşmesi · zamanaşımının kesilmesi · genel zamanaşımı · temel ilişki · vade tarihi · bono · vade · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaDava, taraflar arasında varlığı ileri sürülen «ödünç sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup davacı, delil olarak icra hakimliğince «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle «icranın geri bırakılması» kararı verilen takibe konu 22.12.2003 «vade» tarihli «bonoya» dayanmıştır.
Bononun «vade tarihi» 22.12.2003 olup, davacı bu «bono» ile 05.01.2006 tarihinde icra takibi yapmıştır.
İcra takip tarihi itibariyle, «temel ilişki» bakımından takiple birlikte «zamanaşımı kesilmiş» olup gerek 818 sayılı BK'nın 135 ve 136. maddeleri ve gerekse de TBK'nın 156 ve 157. maddeleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir.
Benzer bu karardaB. (Birinci) Bozma Kararı Dairemizin 05.07.2018 tarih, 2017/1044 E., 2018/5007 K. sayılı kararıyla; "...Dava, taraflar arasında varlığı ileri sürülen «ödünç sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup davacı, delil olarak icra hakimliğince «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle «icranın geri bırakılması» kararı verilen takibe konu 22.12.2003 «vade» tarihli «bonoya» dayanmıştır.
Bononun «vade tarihi» 22.12.2003 olup, davacı bu «bono» ile 05.01.2006 tarihinde icra takibi yapmıştır.
İcra takip tarihi itibariyle, «temel ilişki» bakımından takiple birlikte «zamanaşımı kesilmiş» olup gerek 818 sayılı BK'nın 135 ve 136. maddeleri ve gerekse de TBK'nın 156 ve 157. maddeleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akdi ilişkinin ispatı · senetle ispat zorunluluğu · tanık delili · senetle ispat · yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · imzaya itiraz · tanık beyanı
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dinlettiği «tanık beyanlarının» bir kısım bilgilerinin duyuma dayalı olması ve dava konusu senede ilişkin ne miktar için davalıya ödünç verildiği ve senet düzenlendiği hususlarında net bir bilgiyi içermemesi nedeniyle bu beyanların somut uyuşmazlığı çözecek nitelikte ve «yazılı delil başlangıcı» olan belgedeki borcu ispatlayacak yeterlilikte olmadığı, bu nedenle tanıkların beyanlarının esas alınamayacağı, «ispat külfeti» üzerinde bulunan davacının dayandığı «tanık delili» doğrultusunda beyanı alınan tanıkların davacının davalıya 62.000,00 DM borç verdiğine yönelik tanığın somut ve görgüye dayalı bir şahitliğinin bulunmadığı, tanıkların beyanları davacıdan duydukları hususlara ilişkin olup, alacağın varlığını ispatlamaya elverişli olmadığı, davalı tanıklarının beyanları kapsamında da dava konusu senedin düzenlenmesine konu bir alacak verecek ilişkisinden bahsedilmediği, davacının «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Değerlendirme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 202 inci maddesinde «senetle ispat zorunluluğu» bulunan hâllerde «delil başlangıcı» bulunursa tanık dinlenebileceği, delil başlangıcının, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya «temsilcisi» tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olduğu düzenlenmiştir.
Yazılı «delil başlangıcı» taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi muhtemel gösteren ve davalı tarafından verilmiş belge olduğundan «tanık beyanlarının» muhtemel olan hukuki ilişkiyi kuvvetlendirir beyanda bulunmaları «akdi ilişkinin ispatı» bakımından yeterlidir.
Zaman aşımına uğrayan «bono» taraflar arasındaki akdi ilişki bakımından «yazılı delil başlangıcı» niteliğindedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1044 E. , 2018/5007 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/06/2016 tarih ve 2015/724-2016/439 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 22.12.2003 vade tarihli bonoya istinaden davalı aleyhine takip yaptığını, takipsiz bırakılan takip dosyasının 10.06.2015 tarihinde yenilendiğini, davalı/borçlunun başvurusu üzerine icra tetkik merciince üç yıllık zamanaşımının geçtiği gerekçesiyle icranın geri bırakılması kararı verildiği, temel ilişkiye dayalı zamanaşımının ise dolmadığını ileri sürerek 56.521,00 TL'nin 22.12.2003 tarihinden itibaren avans faziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; genel zamanaşımı süresinin dolduğu, alacağın kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında varlığı ileri sürülen ödünç sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup davacı, delil olarak icra hakimliğince zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle icranın geri bırakılması kararı verilen takibe konu 22.12.2003 vade tarihli bonoya dayanmıştır. Ödünç sözleşmeleri bakımından zamanaşımı süresi, gerek 818 sayılı BK'nın 125. maddesi ve gerekse de 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi gereğince on yıl olup her iki yasa bakımından da alacaklının icra takibinde bulunması halinde zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir. Bononun vade tarihi 22.12.2003 olup, davacı bu bono ile 05.01.2006 tarihinde icra takibi yapmıştır. İcra takip tarihi itibariyle, temel ilişki bakımından takiple birlikte zamanaşımı kesilmiş olup gerek 818 sayılı BK'nın 135 ve 136.
maddeleri ve gerekse de TBK'nın 156 ve 157. maddeleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davada genel zamanaşımı süresinin geçtiği yolundaki gerekçesi yerinde olmadığı gibi, ayrıca davanın ispatlanamadığına değinilmek suretiyle davanın hem zamanaşımı ve hem de esastan reddine karar verilmiş bulunması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklana nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/430795500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz