Adres tespit edilemediği için terkinde sicil giderden sorumlu olur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2231 E. 2023/2452 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Şirketin ticaret sicilinden terkini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen sebeplere değil, adresin tespit edilememesi gibi başka bir düzenlemeye dayandırılmışsa ve şirket ile şirket yetkilisine ihtar yapıldığı belgelenmemişse terkin usulsüzdür; bu hâlde ihya davasında terkini yapan sicil aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi yerindedir.
Ele alınan sorunlar
Terkin işleminin dayanağı ve sicil aleyhine yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği → ret
İddia: Davalı kurum, terkin tarihinden önce açılmış bir dava bulunsa da kendisine bu hususta bildirim yapılmadığını ve bunu tespit etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı şirket, 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince adresin tespit edilememesi nedeniyle terkin edilmiştir; yani terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülmeyen bir nedenle yapılmıştır. Ayrıca şirkete ve şirket yetkilisine ihtar yapıldığı da belgelenmemiştir. Bu nedenle sicil aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Geçici 7 nci madde kapsamı dışında bir düzenlemeye dayanan ve ihtarı belgelenmeyen terkin işlemi nedeniyle sicilin ihya davasının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması yönündeki benimsenen tespit açısından emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin ihyası↗ re'sen terkin↗ ticaret sicili↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ ek tasfiye memuru↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5809 E. 2023/6668 K.
Ortak:re'sen terkin · şirketin ihyası · ticaret sicili · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş Mahkemesinin 2013/850 E. sayılı dosyası «rücuen alacak davası» açıldığını, Ticaret Sicil Memurluğu ile yapılan yazışma neticesinde şirketin usulüne uyulmadan ve kurumlarının alacağı gözetilmeden kaza sonrasında sonlandırıldığının saptandığını, her ne kadar «tasfiye» ticaret sicilinde «ilan» edilmiş ise de tasfiyenin gerçek olarak tamamlanmadığını, bu sebeple «ihya davası» açma zarureti doğduğunu ileri sürerek «şirketin ihyası» ve «tasfiye memuru» tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
Şti.'nin re’«sen terkin» işleminin şirketin vergi «kaydının» terkin edildiği ve adresinin tespit edilemediğinin belirlenmesinin ardından yapıldığını, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 19.02.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğini, şirkete, gerekli «ihtarlar» yapıldığı halde şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının re'sen terkin işlemini eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddiasının olmadığını, ilgili şirket hakkında devam eden davaya ilişkin davalıya intikal eden bir bildirim bulunmadığını, terkinin usulüne uygun olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak aleyhe «yargılama giderlerine» hükmedilmemesini istemiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, «ihyası» istenen şirket hakkında bir dava olduğu halde tasfiyenin şeklen ve eksik olarak «ticaret sicil» kayıtlarına yansıdığı; yargılaması devam eden 2021/399 E. sayılı davanın görülebilmesi ve verilecek kararın «infaz» işlemlerinin yapılmasının 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi anlamında ek «tasfiye» işlemini gerektirdiği ve bunun için söz konusu «şirketin ihya» edilerek yeniden «ticaret siciline tescilinin» zorunlu hale geldiği, davalının «yasal hasım» konumunda olduğu, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davacı vekili yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığı gerekçesiyle dava …
Sicil Müdürlüğü tarafından «ihyası» istenen şirketin 12.08.2013 tarihinde 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda «kaydının» silinmiş olması nedeniyle Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli «ilan» yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil kaydının re'«sen terkin» edildiği, geçici 7 nci maddede şirketlerin re'sen terkin sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığı, bunlar arasında yukarıda belirtilen terkin «sebebi» yer almadığı gibi şirkete ve şirketin «temsilcilerine» maddenin dördüncü fıkrası uyarınca «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir mazbata-belge sunulmadığı, şirkete yapılan tebligatın iade edildiğine ilişkin Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgeyi destekleyecek mahiyette herhangi bir mazbata-belge de sunulmadığı, ve sicil dosyasında da rastlanılmadığı, buna göre yasa hükmünde öngörülen «ihtar» koşulunun yerine getirildiği hususunun davalı tarafça ispat edilemediği, usulüne uygun geçerli bir terkin işlemi bulunmadığından terkin edilen şirketler yönünden davaya konu ihya talebinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «hak düşürücü süreye» tabii olmadığı, davacının devam eden dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve «hukuki yararının» olduğu, terkin edilen şirket yönünden ihya koşullarının oluştuğu, geçici 7 nci madde çerçevesinde yapılan terkin işlemi hatalı olduğu, somut olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmayıp, 326 ncı maddesi uyarınca davalı Sicil Müdürlüğünün «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından bu şirketlere «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, Mahkemece davanın kabulüne ve şirketin «ticaret sicil» kaydının ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de davanın kabulüne karar verildiği davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin ve tasfiye memuru atanmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın kabulüne; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 8840-8 sicil numarasında sicile kayıtlı ...
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yeniden tescil · yasal hasım · ticaret sicili tescili · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · derdestlik · ihya · infaz
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, «ihyası» istenen şirket hakkında bir dava olduğu halde tasfiyenin şeklen ve eksik olarak «ticaret sicil» kayıtlarına yansıdığı; yargılaması devam eden 2021/399 E. sayılı davanın görülebilmesi ve verilecek kararın «infaz» işlemlerinin yapılmasının 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi anlamında ek «tasfiye» işlemini gerektirdiği ve bunun için söz konusu «şirketin ihya» edilerek yeniden «ticaret siciline tescilinin» zorunlu hale geldiği, davalının «yasal hasım» konumunda olduğu, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davacı vekili yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığı gerekçesiyle dava …
… dalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu’nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda «kaydının» silinmiş olması” gerekçesiyle re'«sen terkin» kapsamına alınarak, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının re'sen terkin edildiği, geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca «ihya» davasının beş yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını, «yasal hasım» konumunda olan müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini savunmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/399 E. sayılı dava dosyası yönünden ve Mahkemece verilecek kararının «infazı» işlemleriyle sınırlı olarak «ihyası» ile şirketin bu konuyla sınırlı olmak üzere İstanbul Ticaret Siciline «yeniden tesciline», ek «tasfiye» işlemlerinin yapılması için ...'in «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğü tarafından «ihyası» istenen şirketin 12.08.2013 tarihinde 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda «kaydının» silinmiş olması nedeniyle Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli «ilan» yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil kaydının re'«sen terkin» edildiği, geçici 7 nci maddede şirketlerin re'sen terkin sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığı, bunlar arasında yukarıda belirtilen terkin «sebebi» yer almadığı gibi şirkete ve şirketin «temsilcilerine» maddenin dördüncü fıkrası uyarınca «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir mazbata-belge sunulmadığı, şirkete yapılan tebligatın iade edildiğine ilişkin Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgeyi destekleyecek mahiyette herhangi bir mazbata-belge de sunulmadığı, ve sicil dosyasında da rastlanılmadığı, buna göre yasa hükmünde öngörülen «ihtar» koşulunun yerine getirildiği hususunun davalı tarafça ispat edilemediği, usulüne uygun geçerli bir terkin işlemi bulunmadığından terkin edilen şirketler yönünden davaya konu ihya talebinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «hak düşürücü süreye» tabii olmadığı, davacının devam eden dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve «hukuki yararının» olduğu, terkin edilen şirket yönünden ihya koşullarının oluştuğu, geçici 7 nci madde çerçevesinde yapılan terkin işlemi hatalı olduğu, somut olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmayıp, 326 ncı maddesi uyarınca davalı Sicil Müdürlüğünün «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından bu şirketlere «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, Mahkemece davanın kabulüne ve şirketin «ticaret sicil» kaydının ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de davanın kabulüne karar verildiği davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin ve tasfiye memuru atanmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın kabulüne; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 8840-8 sicil numarasında sicile kayıtlı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/162 E. 2024/407 K.
Ortak:yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · şirketin ihyası · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş Mahkemesinin 2013/850 E. sayılı dosyası «rücuen alacak davası» açıldığını, Ticaret Sicil Memurluğu ile yapılan yazışma neticesinde şirketin usulüne uyulmadan ve kurumlarının alacağı gözetilmeden kaza sonrasında sonlandırıldığının saptandığını, her ne kadar «tasfiye» ticaret sicilinde «ilan» edilmiş ise de tasfiyenin gerçek olarak tamamlanmadığını, bu sebeple «ihya davası» açma zarureti doğduğunu ileri sürerek «şirketin ihyası» ve «tasfiye memuru» tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
Şti.'nin re’«sen terkin» işleminin şirketin vergi «kaydının» terkin edildiği ve adresinin tespit edilemediğinin belirlenmesinin ardından yapıldığını, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 19.02.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğini, şirkete, gerekli «ihtarlar» yapıldığı halde şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının re'sen terkin işlemini eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddiasının olmadığını, ilgili şirket hakkında devam eden davaya ilişkin davalıya intikal eden bir bildirim bulunmadığını, terkinin usulüne uygun olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak aleyhe «yargılama giderlerine» hükmedilmemesini istemiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «limited şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin usulüne uygun olmayan şekilde «terkin» edildiği ve bu sebeple davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Asyalılar İnşaat Taahhüt Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin Ankara 13.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, diğer yandan ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, ilk derece mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ne var ki davalı sicil müdürlüğünün usulsüz terkin işlemi sebebiyle ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanmadığı halde ilk derece mahkemesince şirketin yanılgılı değerlendirme ile tam ihyasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin kararı kendi içinde çelişkili hale getirecek biçimde dava dosyası ile sınırlı olacak şekilde ihyasına karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı «temsilcisinin» istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · tasfiye memuru atanması · ara karar · cy/cy şerhi · yargılama giderleri · ihya
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; «terkin» işlemlerinin usulüne uygun olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, davanın zaman aşımına uğradığını, mahkemece sınırlı olarak «ihya» kararı vermesine rağmen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun 547 nci maddesi gereği «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, «zorunlu hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; şirketin bilinen «son» adresine 03.10.2013 tarihinde «tebligat» çıkarıldığını ancak "böyle no yok" «şerhi» ile iade olduğunu, ardından 07.10.2013 tarihinde ise «ihtarın» «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca tebligatın gerçekleştiğini, dava konusu şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi olmadığını, re'«sen terkini» hukuka uygun olan şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığından ek «tasfiye» kararı verilerek «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, ayrıca davalı «yasal hasım» konumunda bulunduğundan aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, diğer yandan ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, ilk derece mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ne var ki davalı sicil müdürlüğünün usulsüz terkin işlemi sebebiyle ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanmadığı halde ilk derece mahkemesince şirketin yanılgılı değerlendirme ile tam ihyasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin kararı kendi içinde çelişkili hale getirecek biçimde dava dosyası ile sınırlı olacak şekilde ihyasına karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı «temsilcisinin» istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «limited şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2231 E. , 2023/2452 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2417 Esas, 2023/159 Karar
HÜKÜM
Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/60 E., 2022/293 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete ait Dudullu Organize Sanayide üretim yeri işçilerinden ...'ın 30.09.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda vefatı nedeniyle İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinin 2013/850 E. sayılı dosyası rücuen alacak davası açıldığını, Ticaret Sicil Memurluğu ile yapılan yazışma neticesinde şirketin usulüne uyulmadan ve kurumlarının alacağı gözetilmeden kaza sonrasında sonlandırıldığının saptandığını, her ne kadar tasfiye ticaret sicilinde ilan edilmiş ise de tasfiyenin gerçek olarak tamamlanmadığını, bu sebeple ihya davası açma zarureti doğduğunu ileri sürerek şirketin ihyası ve tasfiye memuru tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, Sinergy Day. Tüketim Malları San.ve Tic. Ltd. Şti.'nin re’sen terkin işleminin şirketin vergi kaydının terkin edildiği ve adresinin tespit edilemediğinin belirlenmesinin ardından yapıldığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 19.02.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğini, şirkete, gerekli ihtarlar yapıldığı halde şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının re'sen terkin işlemini eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddiasının olmadığını, ilgili şirket hakkında devam eden davaya ilişkin davalıya intikal eden bir bildirim bulunmadığını, terkinin usulüne uygun olduğunu, yasal hasım olduklarını savunarak aleyhe yargılama giderlerine hükmedilmemesini istemiştir.
2.Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketle ilgili yapılan işlem dosyası ticaret sicilinden celp edilmiş olup, gelen belge örneklerine göre, ihyası istenen davalı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının belirlenmesi üzerine terkin kapsamına alındığı, ihtar ve ilân prosedürlerinin tamamlanmasının ardından sicil kaydının 19.02.2015 tarihinde re'sen terkin edildiği, ancak terkin tarihinde ihya istemine konu şirketle ilgili devam eden bir dava bulunduğu, bu nedenle terkin işleminin hukuka aykırı olduğu, ayrıca davacının terkin işleminden sonra haklı bir neden ileri sürerek işbu şirketin ihyasını talep ettiği, davalı sicilin keyfiyeti öğrendikten sonra ilk duruşmaya kadar davayı kabul ettiğini bildirmediği gerekçesiyle Sinergy Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti.'nin İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinin 2013/850 E. sayılı dosyasındaki işlemler ile sınırlı olmak üzere ihyasına, şirketin eski temsilcisinin ek tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve ilanına, davalı şirket bakımından pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine, yargılama giderinin davalı kuruma yükletilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar terkin tarihinden önce açılan bir dava mevcut ise de müvekkili Müdürlüğe bu hususta bir bildirimde bulunulmadığı ve müvekkili Müdürlüğün bu hususu tespit etmesinin mümkün olmamasına karşın müvekkili Müdürlük aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda müvekkili sicil aleyhine yargı giderri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi gereğince adresin tespit edilmemesi nedeniyle terkin edildiği, 6102 sayılı Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinde öngörülmeyen bir nedenle terkin işleminin yapıldığı, şirket yetkilisine ve şirkete ihtar yapıldığının belgelenmediği gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; anılan kararın temyiz kanun yoluna tabi olduğunu, davacının terkinin usulüne uygun olmadığı gibi bir iddiasının bulunmadığını, davacının üçüncü kişi olması nedeniyle zaten bunu iddia edemeyeceğini, buna dayanılarak hüküm kurulamayacağına ilişkin emsal kararların bulunduğunu, kanunda öngörülen hak düşürücü sürenin dolduğunu, müdürlüğün derdest davayı tespit edemeyeceğini, davanın reddini talep etmediklerini, etseler bile yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını, terkin usulüne uygun olduğunu, yasal hasım olduklarını, davaya kurumun neden olmadığını, davalı şirketin ayakta tutulmasına yönelik bir iradenin bulunmadığını belirterek kararın vekalet ücreti ve yargılama giderleri bakımından bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi
3. Değerlendirme ve Sonuç
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109986300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz