Alacak | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3835 E. 2023/7774 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme savunması↗ takip talebi↗ faturaya itiraz↗ tanık beyanı↗ icra inkâr tazminatı↗ itirazın iptali davası↗ alacağın temliki↗ ticari faiz↗ ikrar↗ mahsup↗ iptal davası↗ işlemiş faiz↗ temlik↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ esastan ret↗ haciz↗ ıslah↗ asıl alacak↗ yasal faiz↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/647 E., 2021/248 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Tokat 2. İcra Müdürlüğünün 2017/7097 E. sayılı dosyasının alacaklısının bu alacağını müvekkiline temlik ettiğini, davalının inşaatı için temlik edenden aldığı inşaat malzemelerinin bedelini ödemediğini, ticaretin her iki tarafın defterlerine kaydedildiğini, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 26.02.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile itirazın iptali davasını alacak davasına dönüştürdüklerini belirterek şimdilik 152.424,74 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ve 54.797,74 TL dava tarihine kadar işlemiş faizinin davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, malzeme bedellerinin müvekkilinin eski eşi ve temlik edenin oğlu olan Can Gündoğdu’ya ödendiğini, alacaklının o dönemde müvekkilinin kayın babası olması sebebiyle tanık dinlenebileceğini, temlik edenin ve birlikte iş yaptığı kardeşlerinin hesaplarındaki haciz ve akrabalık ilişkisi sebebiyle ödemelerin elden yapıldığını, itirazın iptali davasında takiple bağı bulunmayan faturaların sunulmak istendiğini, takibe konu olmayan faturanın itirazın iptali davası aşamasında dikkate alınamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda davacının defter ve kayıtlarına göre asıl alacak 152.424,74 TL, toplam faizi 68.591,13 TL olmak üzere toplam alacağının 221.015,87 TL olduğunun ifade edildiği, davalı tanıklarının davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığını beyan ettikleri görülmüşse de, dosya kapsamına dahil edilen defter ve kayıtlardan ve yaptırılan bilirkişi incelemesinden davacının davalıdan alacaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 152.424,74 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, talep ile bağlı kalınarak 54.797,74 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, malzeme bedellerinin müvekkilinin eski eşi ve temlik edenin oğluna ödendiğini, dinlenen tanıkların savunmalarını doğruladığını, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, takip talebi ile ilgisi bulunmayan faturaların sunulduğunu, itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı ele alınması gerektiğini, taraflar arasında gelin-kayınbaba, damat-kayınbaba, dünürlük ilişkisi olduğuna göre sadece ticari defterler üzerinde yapılan inceleme ile davanın haksız kabul edildiğini, defter kayıtlarındaki sözleşme bedelinin mahsup edilmesi halinde davacının borçlu olduğunun ortaya çıktığını, bir kısım ödemelerin defterlere işlenmediğini, birleştirme taleplerinin reddinin haksızlık içerdiğini, bilirkişi raporundaki tespite rağmen fazla alacağa hükmedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi incelemesinde talep dayanağı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların dava dışı ... ve davalı defterlerine kaydedildiği, dava dışı ... defterlerine göre temlik edenin 152.424,74 TL alacaklı, davalı defterlerinde davalının 451.658,45 TL borçlu göründüğünün belirtildiği, dava konusu edilen alacağa ilişkin faturaların davalı tarafın defterinde kayıtlı olduğu, davalının ödeme savunmasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, malzeme bedellerinin müvekkilinin eski eşi ve temlik edenin oğluna müvekkili ile babası tarafından ödendiğini, dinlenen tanıkların elde ödeme yapıldığını belirttiklerini, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, takip talebi ile ilgisi bulunmayan faturaların sunulduğunu, takibe konu olmayan bir faturanın itirazın iptali davasında ele alınamayacağını, taraflar arasında gelin-kayınbaba, damat- kayınbaba, dünürlük ilişkisi olduğuna göre sadece ticari defterler üzerinde inceleme yapılmasının doğru olmadığını, defter kayıtlarındaki sözleşme bedelinin mahsup edilmesi halinde davacının borçlu olduğunun ortaya çıktığını, zaten bu sebeple uzun süre sonra alacağın temlik edildiğini, müvekkilinin babasının bir kısım ödemelerinin defterlere işlenmediğini, aynı ticari ilişkiye dair dosyaların birleştirme taleplerinin reddinin haksızlık içerdiğini, bilirkişi raporundaki tespite rağmen fazla alacağa hükmedildiğini, husumetin yargılamanın her aşamasında gözetileceğini, davaya konu alacağın dayanağı olan sözleşmenin taraflarının temlik eden ile oğlu olduğunu, bu hususun bir başka dosyada tanık gösterilen temlik edenin beyanında ifade edildiğini, temlik edenin oğlunun da bu hususta ikrarının bulunduğunu, husumetin yanlış kişiye yöneltildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 21 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8946 E. 2018/2397 K.
Ortak:işlemiş faiz
İncelediğiniz karardaDavacı vekili 26.02.2020 tarihli «ıslah» dilekçesi ile itirazın iptali davasını alacak davasına dönüştürdüklerini belirterek şimdilik 152.424,74 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte ve 54.797,74 TL dava tarihine kadar «işlemiş faizinin» davalıdan tahsilini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların ortağı oldukları «tasfiye» halindeki şirketin 2007- 2009 dönemine ait vergi borçlarının davacının kendi hesabından şirket adına vergi dairesine ödendiği, davalı yanın davaya konu ve hissesine düşen miktarı ödediğine dair savunmasını destekler «yazılı delil» sunamadığı, 6183 sayılı yasanın 35. maddesi uyarınca «limited şirket ortağı» davalının «kamu alacağından» sermaye hissesi oranında sorumlu olduğu, icra takip öncesi usulüne uygun «temerrüt ihtarı» bulunmadığından davacının «işlemiş faiz» isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:senetle ispat zorunluluğu · kamu alacağı · temerrüt ihtarı · limited şirket ortağı · senetle ispat · yazılı delil · ihtar · limited şirket
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların ortağı oldukları «tasfiye» halindeki şirketin 2007- 2009 dönemine ait vergi borçlarının davacının kendi hesabından şirket adına vergi dairesine ödendiği, davalı yanın davaya konu ve hissesine düşen miktarı ödediğine dair savunmasını destekler «yazılı delil» sunamadığı, 6183 sayılı yasanın 35. maddesi uyarınca «limited şirket ortağı» davalının «kamu alacağından» sermaye hissesi oranında sorumlu olduğu, icra takip öncesi usulüne uygun «temerrüt ihtarı» bulunmadığından davacının «işlemiş faiz» isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ...
Oysa, 6100 sayılı HMK 203/1-a maddesi «senetle ispat zorunluluğunun» istisnalarına yer vermiş olup buna göre altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerde tanık dinlenebileceği hüküm altına alınmıştır.
Ancak, davalı yanın hissesine düşen vergi borçlarını kardeşi bulunan davacıya ödediği, ödemenin yine aile bireylerinin tanıklığı altında yapıldığı savunmasına karşın mahkemece davalının iddiasını «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği gerekçesiyle itibar edilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3159 E. 2022/7008 K.
Ortak:ikrar · mahsup · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; talebin «zamanaşımına» uğradığını, malzeme bedellerinin müvekkilinin eski eşi ve «temlik» edenin oğluna müvekkili ile babası tarafından ödendiğini, dinlenen tanıkların elde ödeme yapıldığını belirttiklerini, «tanık beyanlarının» dikkate alınmadığını, «takip talebi» ile ilgisi bulunmayan faturaların sunulduğunu, takibe konu olmayan bir «faturanın itirazın» iptali davasında ele alınamayacağını, taraflar arasında gelin-kayınbaba, damat- kayınbaba, dünürlük ilişkisi olduğuna göre sadece «ticari defterler» üzerinde inceleme yapılmasının doğru olmadığını, defter kayıtlarındaki sözleşme bedelinin «mahsup» edilmesi halinde davacının borçlu olduğunun ortaya çıktığını, zaten bu sebeple uzun süre sonra «alacağın temlik» edildiğini, müvekkilinin babasının bir kısım ödemelerinin defterlere işlenmediğini, aynı ticari ilişkiye dair dosyaların birleştirme taleplerinin reddinin haksızlık içerdiğini, bilirkişi raporundaki tespite rağmen fazla alacağa hükmedildiğini, «husumetin» yargılamanın her aşamasında gözetileceğini, davaya konu alacağın dayanağı olan sözleşmenin taraflarının temlik eden ile oğlu olduğunu, bu hususun bir başka dosyada tanık gösterilen temlik edenin beyanında ifade edildiğini, temlik edenin oğlunun da bu hususta «ikrarının» bulunduğunu, husumetin yanlış kişiye yöneltildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «zamanaşımına» uğradığını, malzeme bedellerinin müvekkilinin eski eşi ve «temlik» edenin oğluna ödendiğini, dinlenen tanıkların savunmalarını doğruladığını, «tanık beyanlarının» dikkate alınmadığını, «takip talebi» ile ilgisi bulunmayan faturaların sunulduğunu, itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı ele alınması gerektiğini, taraflar arasında gelin-kayınbaba, damat-kayınbaba, dünürlük ilişkisi olduğuna göre sadece «ticari defterler» üzerinde yapılan inceleme ile davanın haksız kabul edildiğini, defter kayıtlarındaki sözleşme bedelinin «mahsup» edilmesi halinde davacının borçlu olduğunun ortaya çıktığını, bir kısım ödemelerin defterlere işlenmediğini, birleştirme taleplerinin reddinin haksızlık içerdiğini …
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu «bononun» zorla imzalatıldığı iddiasında bulunduğu, bononun zorla imzalatıldığı hususunun ispat edilemediği, yine ... tarafından ödendiği iddia edilen 90.000,00.-TL'nin dava ve takip konusu bono için ödendiği hususunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının «hile» iddiasına yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı, «ödeme def»'i yönünden yapılan incelemede; davacının dava dışı ...'dan makine satışından kaynaklanan 120.000,00 TL alacağının tahsili için dava konusu «bononun» verildiğini, dava dışı...ile ...'nın ...'dan 90.000,00 TL tahsil ettiklerini belirttiği, davalının aynı soruşturmada bonoyu kendisine eski eşi ...'in getirdiğini belirtmesi ve...ile ... arasında kayınbaba-damat ilişkisi olduğu dikkate alındığında, bononun düzenlenmesi ve tahsil edilmesi aşamasında ...'in davalının «temsilcisi» gibi hareket ettiği, davalının bu işlemelerden haberdar olduğu ve bu işlemlere «rıza» gösterdiği, bu durumda bu kişilerin yaptıkları 90.000,00 TL tahsilatın davacı adına dava dışı ... tarafından yapılmış ödeme olarak kabul edilmesi ve bonoya dayalı alacaktan «mahsup» edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2019 Tarih - 2018/464 Esas - 2019/1206 Karar sayı …
Ancak «soyut borç ikrarı» niteliğindeki «bonoya» karşı ileri sürülen «ödeme def»’i, davacı tarafından davalının eli ürünü olan aynı güçteki bir belgenin veya davalının bizzat kabulünün varlığında dikkate alınabilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:soyut borç ikrarı · ödeme def'i · borç ikrarı · hile · eş rızası · def'i · bono · menfi tespit
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacının «hile» iddiasına yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı, «ödeme def»'i yönünden yapılan incelemede; davacının dava dışı ...'dan makine satışından kaynaklanan 120.000,00 TL alacağının tahsili için dava konusu «bononun» verildiğini, dava dışı...ile ...'nın ...'dan 90.000,00 TL tahsil ettiklerini belirttiği, davalının aynı soruşturmada bonoyu kendisine eski eşi ...'in getirdiğini belirtmesi ve...ile ... arasında kayınbaba-damat ilişkisi olduğu dikkate alındığında, bononun düzenlenmesi ve tahsil edilmesi aşamasında ...'in davalının «temsilcisi» gibi hareket ettiği, davalının bu işlemelerden haberdar olduğu ve bu işlemlere «rıza» gösterdiği, bu durumda bu kişilerin yaptıkları 90.000,00 TL tahsilatın davacı adına dava dışı ... tarafından yapılmış ödeme olarak kabul edilmesi ve bonoya dayalı alacaktan «mahsup» edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2019 Tarih - 2018/464 Esas - 2019/1206 Karar sayı …
Ancak «soyut borç ikrarı» niteliğindeki «bonoya» karşı ileri sürülen «ödeme def»’i, davacı tarafından davalının eli ürünü olan aynı güçteki bir belgenin veya davalının bizzat kabulünün varlığında dikkate alınabilir.
Bu durumda «bono» nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin başkaca yazılı delille ispatlanamayan «ödeme def»’i reddedilerek davanın tümüyle reddi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava «bonoya» dayalı «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3835 E. , 2023/7774 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1280 Esas, 2022/659 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/647 E., 2021/248 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Tokat 2. İcra Müdürlüğünün 2017/7097 E. sayılı dosyasının alacaklısının bu alacağını müvekkiline temlik ettiğini, davalının inşaatı için temlik edenden aldığı inşaat malzemelerinin bedelini ödemediğini, ticaretin her iki tarafın defterlerine kaydedildiğini, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 26.02.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile itirazın iptali davasını alacak davasına dönüştürdüklerini belirterek şimdilik 152.424,74 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ve 54.797,74 TL dava tarihine kadar işlemiş faizinin davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, malzeme bedellerinin müvekkilinin eski eşi ve temlik edenin oğlu olan Can Gündoğdu’ya ödendiğini, alacaklının o dönemde müvekkilinin kayın babası olması sebebiyle tanık dinlenebileceğini, temlik edenin ve birlikte iş yaptığı kardeşlerinin hesaplarındaki haciz ve akrabalık ilişkisi sebebiyle ödemelerin elden yapıldığını, itirazın iptali davasında takiple bağı bulunmayan faturaların sunulmak istendiğini, takibe konu olmayan faturanın itirazın iptali davası aşamasında dikkate alınamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda davacının defter ve kayıtlarına göre asıl alacak 152.424,74 TL, toplam faizi 68.591,13 TL olmak üzere toplam alacağının 221.015,87 TL olduğunun ifade edildiği, davalı tanıklarının davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığını beyan ettikleri görülmüşse de, dosya kapsamına dahil edilen defter ve kayıtlardan ve yaptırılan bilirkişi incelemesinden davacının davalıdan alacaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 152.424,74 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, talep ile bağlı kalınarak 54.797,74 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, malzeme bedellerinin müvekkilinin eski eşi ve temlik edenin oğluna ödendiğini, dinlenen tanıkların savunmalarını doğruladığını, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, takip talebi ile ilgisi bulunmayan faturaların sunulduğunu, itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı ele alınması gerektiğini, taraflar arasında gelin-kayınbaba, damat-kayınbaba, dünürlük ilişkisi olduğuna göre sadece ticari defterler üzerinde yapılan inceleme ile davanın haksız kabul edildiğini, defter kayıtlarındaki sözleşme bedelinin mahsup edilmesi halinde davacının borçlu olduğunun ortaya çıktığını, bir kısım ödemelerin defterlere işlenmediğini, birleştirme taleplerinin reddinin haksızlık içerdiğini, bilirkişi raporundaki tespite rağmen fazla alacağa hükmedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi incelemesinde talep dayanağı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların dava dışı ... ve davalı defterlerine kaydedildiği, dava dışı ... defterlerine göre temlik edenin 152.424,74 TL alacaklı, davalı defterlerinde davalının 451.658,45 TL borçlu göründüğünün belirtildiği, dava konusu edilen alacağa ilişkin faturaların davalı tarafın defterinde kayıtlı olduğu, davalının ödeme savunmasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, malzeme bedellerinin müvekkilinin eski eşi ve temlik edenin oğluna müvekkili ile babası tarafından ödendiğini, dinlenen tanıkların elde ödeme yapıldığını belirttiklerini, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, takip talebi ile ilgisi bulunmayan faturaların sunulduğunu, takibe konu olmayan bir faturanın itirazın iptali davasında ele alınamayacağını, taraflar arasında gelin-kayınbaba, damat- kayınbaba, dünürlük ilişkisi olduğuna göre sadece ticari defterler üzerinde inceleme yapılmasının doğru olmadığını, defter kayıtlarındaki sözleşme bedelinin mahsup edilmesi halinde davacının borçlu olduğunun ortaya çıktığını, zaten bu sebeple uzun süre sonra alacağın temlik edildiğini, müvekkilinin babasının bir kısım ödemelerinin defterlere işlenmediğini, aynı ticari ilişkiye dair dosyaların birleştirme taleplerinin reddinin haksızlık içerdiğini, bilirkişi raporundaki tespite rağmen fazla alacağa hükmedildiğini, husumetin yargılamanın her aşamasında gözetileceğini, davaya konu alacağın dayanağı olan sözleşmenin taraflarının temlik eden ile oğlu olduğunu, bu hususun bir başka dosyada tanık gösterilen temlik edenin beyanında ifade edildiğini, temlik edenin oğlunun da bu hususta ikrarının bulunduğunu, husumetin yanlış kişiye yöneltildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 21 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109830300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz