Irsaliye
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4870 E. 2021/299 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
irsaliye↗ istirdat↗ fatura↗ çek↗ menfi tespit↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı tarafından birinci parti 42.897,60 TL tutarında ki malın teslim alındığı ve bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, kargo teslim belgesinde 01.10.2010 tarihli 22442 irsaliye nolu faturanın teslimi konusunda ibarelenin bulunduğu, ikinci kargo teslim belgesinde herhangi bir ayırt edici özellik yanında, miktar ve nitelik itibariyle de açıklayıcı bilgi bulunamadığı, tarafların defterleri dikkate alındığında, davalı tarafından düzenlenen toplam fatura bedelinin 72.345,15 TL davacı tarafından yapılan çek ödemelerinin ise toplam 72.340,00 TL olduğu dikkate alındığında, ikinci kargo teslim belgesinin ikinci parti mallara ilişkin olduğu, fatura bedelleri ile yapılan ödemelerin de birbirine bulunduğu davacının davalıya yönelik istirdat ve menfi tespit isteminde haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı davalıdan iki parti mal sipariş etmiş olup dosya içerisinde davalı tarafından davacıya yapılmış iki adet kargo teslim fişi bulunmaktadır. Davacı bu iki kargo tesliminin birinci siparişin iki parça halinde gönderilmesi olduğunu iddia etmektedir. Davalı ise ikinci kargonun ikinci siparişine ilişkin olduğunu savunmaktadır. 31.08.2010 tarihli birinci kargo teslim fişi üzerinde kayıt bulunmamaktadır. Ancak 29.09.2010 tarihli ikinci kargo teslim fişi üzerinde kargo içeriğinin birinci siparişe ilişkin faturaya ait olduğunu gösteren fatura numarası bulunmaktadır. İkinci siparişin birinci siparişten önce gönderilmiş olması söz konusu olamayacağından, ikinci kargo teslim fişinde davalının savunmasının aksine ilk siparişe ilişkin fatura seri numarası bulunduğuna göre karineten davalının ikinci sipariş konusu malları davacıya teslim etmediği kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken maddi vakıayı yazılı şekilde belirleyerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3258 E. 2017/2310 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar olunan · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · ihbar · ilan · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, davalı parti aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davacı fotoğrafının izinsiz kullanılmasının hukuka aykırı olduğunun tespitine, taleple bağlı kalınarak 1.000 TL maddi, 2.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün «ilanına» dair verilen kararın davacı vekili ile davalı parti vekili ve «ihbar olunan» şirket vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12150 E. 2014/1044 K.
Ortak:irsaliye · teslim · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı tarafından birinci parti 42.897,60 TL tutarında ki malın «teslim» alındığı ve bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, kargo teslim belgesinde 01.10.2010 tarihli 22442 «irsaliye» nolu faturanın teslimi konusunda ibarelenin bulunduğu, ikinci kargo teslim belgesinde herhangi bir ayırt edici özellik yanında, miktar ve nitelik itibariyle de açıklayıcı bilgi bulunamadığı, tarafların «defterleri» dikkate alındığında, davalı tarafından düzenlenen toplam «fatura» bedelinin 72.345,15 TL davacı tarafından yapılan «çek» ödemelerinin ise toplam 72.340,00 TL olduğu dikkate alındığında, ikinci kargo teslim belgesinin ikinci parti mallara ilişkin olduğu, fatura bedelleri ile yapılan ödemelerin de birbirine bulunduğu davacının davalıya yönelik «istirdat» ve «menfi tespit» isteminde haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı davalıdan iki parti mal sipariş etmiş olup dosya içerisinde davalı tarafından davacıya yapılmış iki adet kargo «teslim» fişi bulunmaktadır.
Davacı bu iki kargo «tesliminin» birinci siparişin iki parça halinde gönderilmesi olduğunu iddia etmektedir.
Benzer bu karardaAncak, dava dilekçesinde davacı vekili delil olarak, faturalara, «irsaliyelere», «ticari defterlere», «tanık beyanına», «bilirkişi incelemesine» ve «yemin deliline dayanmıştır».
Bu itibarla mahkemece, davacının davanın ispatı yönünden dayandığı tarafların «ticari defterlerinin ibrazının» sağlanması, defterlerin ibrazından sonra bilirkişi vasıtasıyla defterler üzerinde dava konusu uyuşmazlık hakkında inceleme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının dayandığı bu delillere başvurulmadan, «yemin deliline» başvurularak yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Öte yandan, içinde faturaların bulunduğu iddia edilen kargonun «teslim» edildiği kişinin imzasının altında davalı şirketin kaşesinin bulunması karşısında, bu husus ayrıca araştırılmadan ve buna ilişkin delillere başvurulmadan, kargo teslim edilen kişinin davalı şirketin çalışanı olmadığına dair resmi yazıya göre hareket edilmesi de doğru olmamış hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · yemin deliline dayanma · tanık beyanı · yemin teklifi · yemin delili · yemin · taşıma sözleşmesi · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaAncak, dava dilekçesinde davacı vekili delil olarak, faturalara, «irsaliyelere», «ticari defterlere», «tanık beyanına», «bilirkişi incelemesine» ve «yemin deliline dayanmıştır».
Bu itibarla mahkemece, davacının davanın ispatı yönünden dayandığı tarafların «ticari defterlerinin ibrazının» sağlanması, defterlerin ibrazından sonra bilirkişi vasıtasıyla defterler üzerinde dava konusu uyuşmazlık hakkında inceleme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının dayandığı bu delillere başvurulmadan, «yemin deliline» başvurularak yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki akdi ilişki ispatlanamadığından ve davacıya bu hususta «yemin teklif» edilmiş ise de bu hak kullanılmadığından davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4870 E. , 2021/299 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30.11.2018 tarih ve 2017/191-2018/937 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 19.01.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının bu ilişki kapsamında verdiği çeke karşılık davalının mal teslim etmediğini, daha önce teslim edilen malların bir kısmının fatura düzenlenerek iade edildiğini, bedelsiz kaldıkları iddia edilen toplam 23.570.-TL tutarındaki 3 (üç) adet çek yönünden davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile iade faturasına konu mal bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 01.10.2010 tarihli faturaya konu emtiayı teslim aldıktan sonra TTK'nun 23/2 maddesi gereğince itirazda bulunmadığını, hak düşürücü sürenin sükuta erdiğini, davalının taraflar arasındaki ikinci anlaşmaya konu 01.03.2011 tarihli faturadaki emtiayı davacıya teslim ettiğini, bu nedenle davalının elinde kalan çeklerin bedelsiz olmadıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı tarafından birinci parti 42.897,60 TL tutarında ki malın teslim alındığı ve bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, kargo teslim belgesinde 01.10.2010 tarihli 22442 irsaliye nolu faturanın teslimi konusunda ibarelenin bulunduğu, ikinci kargo teslim belgesinde herhangi bir ayırt edici özellik yanında, miktar ve nitelik itibariyle de açıklayıcı bilgi bulunamadığı, tarafların defterleri dikkate alındığında, davalı tarafından düzenlenen toplam fatura bedelinin 72.345,15 TL davacı tarafından yapılan çek ödemelerinin ise toplam 72.340,00 TL olduğu dikkate alındığında, ikinci kargo teslim belgesinin ikinci parti mallara ilişkin olduğu, fatura bedelleri ile yapılan ödemelerin de birbirine bulunduğu davacının davalıya yönelik istirdat ve menfi tespit isteminde haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı davalıdan iki parti mal sipariş etmiş olup dosya içerisinde davalı tarafından davacıya yapılmış iki adet kargo teslim fişi bulunmaktadır. Davacı bu iki kargo tesliminin birinci siparişin iki parça halinde gönderilmesi olduğunu iddia etmektedir. Davalı ise ikinci kargonun ikinci siparişine ilişkin olduğunu savunmaktadır.
31. 08.2010 tarihli birinci kargo teslim fişi üzerinde kayıt bulunmamaktadır. Ancak 29.09.2010 tarihli ikinci kargo teslim fişi üzerinde kargo içeriğinin birinci siparişe ilişkin faturaya ait olduğunu gösteren fatura numarası bulunmaktadır. İkinci siparişin birinci siparişten önce gönderilmiş olması söz konusu olamayacağından, ikinci kargo teslim fişinde davalının savunmasının aksine ilk siparişe ilişkin fatura seri numarası bulunduğuna göre karineten davalının ikinci sipariş konusu malları davacıya teslim etmediği kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken maddi vakıayı yazılı şekilde belirleyerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/639377500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz