Objektif özen yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4509 E. 2024/8921 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
objektif özen yükümlülüğü↗ vade tarihi↗ özen yükümlülüğü↗ illiyet bağı↗ lehtar↗ alacak davası↗ uyuşmazlık konusu↗ vade↗ kâr dağıtımı↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ tebligat↗ iflas↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından muhatabı Almanya uyruklu ... AG ve lehtarının davalı olduğu 21.08.2002 vade tarihli 24.796,90 euro bedelli poliçe keşide edildiğini, anılan poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesinden sonra davalının zilyedinde iken kaybolduğunu, bu nedenle poliçeyi kabul eden muhataptan poliçe bedelinin tahsili imkânının kalmadığını, davalı bankanın gerekli özeni göstermemesi nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 24.796,90 euro poliçe bedelinin vade tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle birlikte ve davalının eylemi nedeniyle maruz kaldığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000.000,00 TL (1.000,00 TL) maddi tazminat ile poliçe bedeli kadar manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ve oluşan zarardan dolayı kusurunun bulunmadığını, ayrıca poliçeyi kabul eden muhatabın iflas etmesi nedeniyle illiyet bağının kesildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 89.000,00 TL arttırarak toplam 90.000,00 TL'ye artrıdığı, 24.796,90 euro'luk poliçe bedeli talebinin ise sabit kaldığı, Hukuk Genek Kurulu kararı uyarınca poliçeyi kabul eden dava dışı müflis ... AG'nin 21.08.2002 vade tarihinde 24.796,90 euro poliçe bedelini ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığının araştırılması için Adalet Bakanlığı'nın Yurt Dışı Tebligat ve İstinabe Taleplerinde Uyulması Gereken Usûl ve Esaslara Dair Tebliğ'ine uygun şekilde istinabe yapıldığı ve gelen yazı cevabında, dava dışı şirketin mal varlığına karşı iflas davası açıldığını, iflas işlemleri sonrası 31.12.2013 tarihinde dosyanın imha edildiğini bu nedenlerle dava dışı şirketin 21.08.2002 tarihinde 24.796,60 euro tutarını ödeyebilecek yeterli varlığa sahip olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, her ne kadar 13.01.2012 tarihli ek bilirkişi raporunda, Alman Hukukunda davacının elinde poliçe olması hâlinde alacağına olağan davalara nazaran daha kısa sürede kavuşmasının mümkün olduğunun belirtildiği ve illiyet bağının varlığı kabul edilmiş olsa da dava dışı şirketin iflas nedeniyle yasaklama süresi sonrası kayıtlarının imha edildiği bu haliyle poliçe bedelinin tahsil edilip edilemeyeceği hususunda belirleme yapılamadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı banka tarafından kaybedilen poliçe nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Uyuşmazlık; dava konusu poliçe kaybedilmese dahi davacının alacağını vade tarihi itibariyle poliçeyi kabul eden muhataptan tahsil etme imkânının bulunup bulunmadığı, poliçeyi kabul eden muhatabın vade tarihinde poliçe bedelini ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 20 nci maddesi (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/11-14 E., 2020/395 K. sayılı ilamında, mahkemece dava konusu poliçenin 29.08.2002 tarihinde kaybedildiği, poliçeyi kabul eden muhatabın ise 02.07.2003 tarihinde iflas ettiği gözetilerek sadece poliçeyi kabul eden muhatabın poliçe vade tarihinde poliçe bedelini ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin vurgulanması üzerine mahkemece bu hususun araştırılması için Adalet Bakanlığı'nın Yurt Dışı Tebligat ve İstinabe Taleplerinde Uyulması Gereken Usûl ve Esaslara Dair Tebliğ'ine uygun şekilde istinabe yapıldığı ve gelen yazı cevabında dava dışı Lifestyle ... AG'nin mal varlığına karşı iflas davası açıldığını, iflas işlemleri sonrası 31.12.2013 tarihinde dosyanın imha edildiğini bu nedenlerle dava dışı ... AG'nin 21.08.2002 tarihinde 24.796,60 euro tutarını ödeyebilecek yeterli varlığa sahip olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Her ne kadar dosyanın imhası nedeniyle poliçe vade tarihinde poliçe bedelinin ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığı tespit edilememişse de dava konusu poliçe 29.08.2002 tarihinde davalı bankaca kaybedilmiş, poliçeyi kabul eden muhatap ise 02.07.2003 tarihinde iflas etmiştir. Davacı tarafından 06.12.2002 tarihli dilekçe ile poliçenin muhatabı olan ... AG aleyhine Almanya’da dava konusu poliçe bedelinin de yer aldığı toplam 99.508,52 euro üzerinden alacak davası açılmasından sonra 25.09.2003 tarihinde iflas masasına alacağın 113.463,82 euro olarak kaydettirildiği ve alacağından sadece 11.181.96 euro tahsil edildiği, iflas masasınca en son toplamda 20.237,17 euro dağıtım yaparak iflasın kapatıldığı anlaşılmıştır. Hukuk Genel Kurulu ilamında da belirtildiği üzere davalı banka, davacıya poliçenin kaybedilmesi hususunda bilgi vermeyerek onun poliçeyi kabul eden muhatap aleyhine geç dava açmasına sebep olmuştur. Bu durum en basit tedbirlere dahi başvurmayan davalı bankanın objektif özen yükümlülüğüne açıkça aykırı davrandığının göstergesi olup, davalı bankanın bu eylemi hem borca aykırılık hem de haksız fiil teşkil etmektedir. Dolayısıyla davalı bankaca objektif özen yükümlülüğüne uygun davranılması durumunda davacının elinde poliçe olması hâlinde alacağına olağan davalara nazaran daha kısa sürede kavuşması mümkün olduğundan, eldeki deliller kapsamında poliçe vade tarihi ile iflas tarihi arasında davacının poliçe bedelini tahsil imkanı bulunduğu ve iflas masasının ise en son toplamda 20.237,17 euro dağıtım yaptığı gözetildiğinde, davacının alacağından bu miktar kadarını tahsil edebileceğini, muhatabın en azından bu miktar kadar karşılayabilecek varlığı bulunduğunu ispatladığı, davacının alacağından 11.181.96 euro tahsil edilmesi nedeniyle de tahsil edemediği kalan 9.055,21 euro yönünden davalı bankanın tazmin sorumluluğu bulunduğu hususu değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12489 E. 2014/2982 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu · vade · kâr dağıtımı · iflas
İncelediğiniz karardaDolayısıyla davalı bankaca «objektif özen yükümlülüğüne» uygun davranılması durumunda davacının elinde poliçe olması hâlinde alacağına olağan davalara nazaran daha kısa sürede kavuşması mümkün olduğundan, eldeki deliller kapsamında poliçe «vade tarihi» ile «iflas» tarihi arasında davacının poliçe bedelini tahsil imkanı bulunduğu ve iflas masasının ise en «son» toplamda 20.237,17 euro «dağıtım» yaptığı gözetildiğinde, davacının alacağından bu miktar kadarını tahsil edebileceğini, muhatabın en azından bu miktar kadar karşılayabilecek varlığı bulunduğunu is …
AG'nin 21.08.2002 «vade» tarihinde 24.796,90 euro poliçe bedelini ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığının araştırılması için Adalet Bakanlığı'nın Yurt Dışı Tebligat ve İstinabe Taleplerinde Uyulması Gereken Usûl ve Esaslara Dair Tebliğ'ine uygun şekilde istinabe yapıldığı ve gelen yazı cevabında, dava dışı şirketin mal varlığına karşı «iflas» davası açıldığını, iflas işlemleri sonrası 31.12.2013 tarihinde dosyanın imha edildiğini bu nedenlerle dava dışı şirketin 21.08.2002 tarihinde 24.796,60 euro tutarını ödeyebilecek yeterli varlığa sahip olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, her ne kadar 13.01.2012 tarihli ek bilirkişi raporunda, Alman Hukukunda davacının elinde poliçe olması hâlinde alacağına olağan davalara nazaran daha kısa sürede kavuşmasının mümkün olduğunun belirtildiği ve «illiyet bağının» varlığı kabul edilmiş olsa da dava dışı şirketin iflas nedeniyle yasaklama süresi sonrası kayıtlarının imha edildiği bu haliyle poliçe bedelinin tahsil edilip edil …
… 017/11-14 E., 2020/395 K. sayılı ilamında, mahkemece dava konusu poliçenin 29.08.2002 tarihinde kaybedildiği, poliçeyi kabul eden muhatabın ise 02.07.2003 tarihinde «iflas» ettiği gözetilerek sadece poliçeyi kabul eden muhatabın poliçe «vade» tarihinde poliçe bedelini ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin vurgulanması üzeri …
Benzer bu karardaMahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu Almanya adli makamlarınla yapılan yazışma neticesinde, davalı şirketin «iflas» ettiği, iflas masasının oluşturulduğu ve Rosenhein Sulh(İflas) Mahkemesinin 18.01.2008 tarihli iflasın kati dağılımı neticesi kapatılmasına dair kararına istinaden iflas masasındaki paranın «dağıtımının» gerçekleştirildiği ve davacıya bu dağıtım neticesinde 11.181,96 Euro ödeme yapıldığının anlaşıldığı, dava konusu poliçe kaybolmasa dahi, davacının poliçe bedelini dava dışı borçludan tamamen tahsilinin mümkün bulunmadığı, dava dışı borçlunun kaybolma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin «kaybına» dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, «iflas masasına alacak kaydı» yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının alacağını «iflas» masasına kaydettirdiği toplam 113.463.82 Euro alacaktan ancak 11.181.96 Euro alacağını tahsil ettiği de «uyuşmazlık konusu» değildir.
… ma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin «kaybına» dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, «iflas masasına alacak kaydı» yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iflas masasına alacak kaydı · protesto · zayi nedeniyle iptal · kambiyo senedi · zayi · kâr kaybı · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu Almanya adli makamlarınla yapılan yazışma neticesinde, davalı şirketin «iflas» ettiği, iflas masasının oluşturulduğu ve Rosenhein Sulh(İflas) Mahkemesinin 18.01.2008 tarihli iflasın kati dağılımı neticesi kapatılmasına dair kararına istinaden iflas masasındaki paranın «dağıtımının» gerçekleştirildiği ve davacıya bu dağıtım neticesinde 11.181,96 Euro ödeme yapıldığının anlaşıldığı, dava konusu poliçe kaybolmasa dahi, davacının poliçe bedelini dava dışı borçludan tamamen tahsilinin mümkün bulunmadığı, dava dışı borçlunun kaybolma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin «kaybına» dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, «iflas masasına alacak kaydı» yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin «kaybına» dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, «iflas masasına alacak kaydı» yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davalı tarafından poliçe için «zayi nedeniyle iptal» kararı ise 11.4.2003 tarihinde alınmıştır.
Mahkemece, poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesinden sonra ödenmemesi nedeniyle «protesto» edildiği, davacının elindeki belgeler ile alacağını tahsil edebileceği ve oluşan zarardan davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12.03.2007 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4942 E. 2021/2046 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geri çevirme · davanın açılmamış sayılması · istinaf incelemesi · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaBozma sonrası asıl dava ile birleşerek «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/796 Esas sayılı dava dosyasının «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Hukuk Dairesinin, kararın temyize tabi kararlardan olduğu gerekçesiyle «geri çevirme» kararı üzerine dosya temyiz incelemesi için Dairemize gelmiştir.
Bu itibarla dava dosyasının «istinaf incelemesi» yapılması için ilgili Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi olan Ankara 5.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4509 E. , 2024/8921 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/247 Esas, 2023/41 Karar
HÜKÜM
Ret
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından muhatabı Almanya uyruklu ... AG ve lehtarının davalı olduğu 21.08.2002 vade tarihli 24.796,90 euro bedelli poliçe keşide edildiğini, anılan poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesinden sonra davalının zilyedinde iken kaybolduğunu, bu nedenle poliçeyi kabul eden muhataptan poliçe bedelinin tahsili imkânının kalmadığını, davalı bankanın gerekli özeni göstermemesi nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 24.796,90 euro poliçe bedelinin vade tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle birlikte ve davalının eylemi nedeniyle maruz kaldığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000.000,00 TL (1.000,00 TL) maddi tazminat ile poliçe bedeli kadar manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ve oluşan zarardan dolayı kusurunun bulunmadığını, ayrıca poliçeyi kabul eden muhatabın iflas etmesi nedeniyle illiyet bağının kesildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 89.000,00 TL arttırarak toplam 90.000,00 TL'ye artrıdığı, 24.796,90 euro'luk poliçe bedeli talebinin ise sabit kaldığı, Hukuk Genek Kurulu kararı uyarınca poliçeyi kabul eden dava dışı müflis ... AG'nin 21.08.2002 vade tarihinde 24.796,90 euro poliçe bedelini ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığının araştırılması için Adalet Bakanlığı'nın Yurt Dışı Tebligat ve İstinabe Taleplerinde Uyulması Gereken Usûl ve Esaslara Dair Tebliğ'ine uygun şekilde istinabe yapıldığı ve gelen yazı cevabında, dava dışı şirketin mal varlığına karşı iflas davası açıldığını, iflas işlemleri sonrası 31.12.2013 tarihinde dosyanın imha edildiğini bu nedenlerle dava dışı şirketin 21.08.2002 tarihinde 24.796,60 euro tutarını ödeyebilecek yeterli varlığa sahip olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, her ne kadar 13.01.2012 tarihli ek bilirkişi raporunda, Alman Hukukunda davacının elinde poliçe olması hâlinde alacağına olağan davalara nazaran daha kısa sürede kavuşmasının mümkün olduğunun belirtildiği ve illiyet bağının varlığı kabul edilmiş olsa da dava dışı şirketin iflas nedeniyle yasaklama süresi sonrası kayıtlarının imha edildiği bu haliyle poliçe bedelinin tahsil edilip edilemeyeceği hususunda belirleme yapılamadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı banka tarafından kaybedilen poliçe nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Uyuşmazlık; dava konusu poliçe kaybedilmese dahi davacının alacağını vade tarihi itibariyle poliçeyi kabul eden muhataptan tahsil etme imkânının bulunup bulunmadığı, poliçeyi kabul eden muhatabın vade tarihinde poliçe bedelini ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 20 nci maddesi (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/11-14 E., 2020/395 K. sayılı ilamında, mahkemece dava konusu poliçenin 29.08.2002 tarihinde kaybedildiği, poliçeyi kabul eden muhatabın ise 02.07.2003 tarihinde iflas ettiği gözetilerek sadece poliçeyi kabul eden muhatabın poliçe vade tarihinde poliçe bedelini ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin vurgulanması üzerine mahkemece bu hususun araştırılması için Adalet Bakanlığı'nın Yurt Dışı Tebligat ve İstinabe Taleplerinde Uyulması Gereken Usûl ve Esaslara Dair Tebliğ'ine uygun şekilde istinabe yapıldığı ve gelen yazı cevabında dava dışı Lifestyle ... AG'nin mal varlığına karşı iflas davası açıldığını, iflas işlemleri sonrası 31.12.2013 tarihinde dosyanın imha edildiğini bu nedenlerle dava dışı ...
AG'nin 21.08.2002 tarihinde 24.796,60 euro tutarını ödeyebilecek yeterli varlığa sahip olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Her ne kadar dosyanın imhası nedeniyle poliçe vade tarihinde poliçe bedelinin ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığı tespit edilememişse de dava konusu poliçe 29.08.2002 tarihinde davalı bankaca kaybedilmiş, poliçeyi kabul eden muhatap ise 02.07.2003 tarihinde iflas etmiştir. Davacı tarafından 06.12.2002 tarihli dilekçe ile poliçenin muhatabı olan ... AG aleyhine Almanya’da dava konusu poliçe bedelinin de yer aldığı toplam 99.508,52 euro üzerinden alacak davası açılmasından sonra 25.09.2003 tarihinde iflas masasına alacağın 113.463,82 euro olarak kaydettirildiği ve alacağından sadece 11.181.96 euro tahsil edildiği, iflas masasınca en son toplamda 20.237,17 euro dağıtım yaparak iflasın kapatıldığı anlaşılmıştır.
Hukuk Genel Kurulu ilamında da belirtildiği üzere davalı banka, davacıya poliçenin kaybedilmesi hususunda bilgi vermeyerek onun poliçeyi kabul eden muhatap aleyhine geç dava açmasına sebep olmuştur. Bu durum en basit tedbirlere dahi başvurmayan davalı bankanın objektif özen yükümlülüğüne açıkça aykırı davrandığının göstergesi olup, davalı bankanın bu eylemi hem borca aykırılık hem de haksız fiil teşkil etmektedir. Dolayısıyla davalı bankaca objektif özen yükümlülüğüne uygun davranılması durumunda davacının elinde poliçe olması hâlinde alacağına olağan davalara nazaran daha kısa sürede kavuşması mümkün olduğundan, eldeki deliller kapsamında poliçe vade tarihi ile iflas tarihi arasında davacının poliçe bedelini tahsil imkanı bulunduğu ve iflas masasının ise en son toplamda 20.237,17 euro dağıtım yaptığı gözetildiğinde, davacının alacağından bu miktar kadarını tahsil edebileceğini, muhatabın en azından bu miktar kadar karşılayabilecek varlığı bulunduğunu ispatladığı, davacının alacağından 11.181.96 euro tahsil edilmesi nedeniyle de tahsil edemediği kalan 9.055,21 euro yönünden davalı bankanın tazmin sorumluluğu bulunduğu hususu değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
V.SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1107912900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz