Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/12489 E. 2014/2982 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iflas masasına alacak kaydı↗ protesto↗ zayi nedeniyle iptal↗ kambiyo senedi↗ zayi↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr kaybı↗ vade↗ kâr dağıtımı↗ iflas↗ sulh↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesinden sonra ödenmemesi nedeniyle protesto edildiği, davacının elindeki belgeler ile alacağını tahsil edebileceği ve oluşan zarardan davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12.03.2007 tarihli kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu Almanya adli makamlarınla yapılan yazışma neticesinde, davalı şirketin iflas ettiği, iflas masasının oluşturulduğu ve Rosenhein Sulh(İflas) Mahkemesinin 18.01.2008 tarihli iflasın kati dağılımı neticesi kapatılmasına dair kararına istinaden iflas masasındaki paranın dağıtımının gerçekleştirildiği ve davacıya bu dağıtım neticesinde 11.181,96 Euro ödeme yapıldığının anlaşıldığı, dava konusu poliçe kaybolmasa dahi, davacının poliçe bedelini dava dışı borçludan tamamen tahsilinin mümkün bulunmadığı, dava dışı borçlunun kaybolma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin kaybına dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, iflas masasına alacak kaydı yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka tarafından poliçenin kaybedilmesi nedeniyle alacağın tahsil edilemediği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu dava dışı borçlunun kaybolma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin kaybına dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, iflas masasına alacak kaydı yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Zira, davacı poliçe davalı tarafından kaybedilmeseydi erken davranarak muhatap şirket hakkında kambiyo hukukuna dayalı takip yapabileceğini ve alacağını tahsil edebileceğini iddia etmiştir. Dosya kapsamından 21.08.2002 vade tarihli poliçe 29.08.2002 tarihinde davalı bankaya teslim edilmiş, poliçe borçlusunun iflası ise 02.07.2003 tarihinde açılmıştır. Davalı tarafından poliçe için zayi nedeniyle iptal kararı ise 11.4.2003 tarihinde alınmıştır. Davacının alacağını iflas masasına kaydettirdiği toplam 113.463.82 Euro alacaktan ancak 11.181.96 Euro alacağını tahsil ettiği de uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece alınan 13.01.2012 tarihli ek bilirkişi raporunda, Alman Hukukunda kambiyo senedine dayalı ilamsız icra yolunun bulunmadığı, davacının elinde poliçe olması halinde alacağına olağan davalara nazaran daha kısa süre kavuşmasının mümkün olduğu açıklanmıştır. O halde, mahkemece poliçeyi kabul eden muhatabın poliçe vade tarihinde poliçe bedelini ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığı, dolayısıyla poliçe bedelinin muhataptan tahsilinin mümkün olup olmadığı hususunun araştırılması ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Çek İptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9654 E. 2014/18336 K.
Ortak:iflas masasına alacak kaydı · protesto · kâr kaybı · kâr dağıtımı · iflas · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu Almanya adli makamlarınla yapılan yazışma neticesinde, davalı şirketin «iflas» ettiği, iflas masasının oluşturulduğu ve Rosenhein Sulh(İflas) Mahkemesinin 18.01.2008 tarihli iflasın kati dağılımı neticesi kapatılmasına dair kararına istinaden iflas masasındaki paranın «dağıtımının» gerçekleştirildiği ve davacıya bu dağıtım neticesinde 11.181,96 Euro ödeme yapıldığının anlaşıldığı, dava konusu poliçe kaybolmasa dahi, davacının poliçe bedelini dava dışı borçludan tamamen tahsilinin mümkün bulunmadığı, dava dışı borçlunun kaybolma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin «kaybına» dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, «iflas masasına alacak kaydı» yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin «kaybına» dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, «iflas masasına alacak kaydı» yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece, poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesinden sonra ödenmemesi nedeniyle «protesto» edildiği, davacının elindeki belgeler ile alacağını tahsil edebileceği ve oluşan zarardan davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12.03.2007 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu Almanya adli makamlarıyla yapılan yazışma neticesinde, davalı şirketin «iflas» ettiği, iflas masasının oluşturulduğu ve ... (İflas) Mahkemesi'nin 18.01.2008 tarihli iflasın kati dağılımı neticesi kapatılmasına dair kararına istinaden iflas masasındaki paranın «dağıtımının» gerçekleştirildiği ve davacıya bu dağıtım neticesinde 11.181,96 Euro ödeme yapıldığının anlaşıldığı, dava konusu poliçe kaybolmasa dahi, davacının poliçe bedelini dava dışı borçludan tamamen tahsilinin mümkün bulunmadığı, dava dışı borçlunun kaybolma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin «kaybına» dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, «iflas masasına alacak kaydı» yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle …
Mahkemece, poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesinden sonra ödenmemesi nedeniyle «protesto» edildiği, davacının elindeki belgeler ile alacağını tahsil edebileceği ve oluşan zarardan davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12.03.2007 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4509 E. 2024/8921 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu · vade · kâr dağıtımı · iflas
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu Almanya adli makamlarınla yapılan yazışma neticesinde, davalı şirketin «iflas» ettiği, iflas masasının oluşturulduğu ve Rosenhein Sulh(İflas) Mahkemesinin 18.01.2008 tarihli iflasın kati dağılımı neticesi kapatılmasına dair kararına istinaden iflas masasındaki paranın «dağıtımının» gerçekleştirildiği ve davacıya bu dağıtım neticesinde 11.181,96 Euro ödeme yapıldığının anlaşıldığı, dava konusu poliçe kaybolmasa dahi, davacının poliçe bedelini dava dışı borçludan tamamen tahsilinin mümkün bulunmadığı, dava dışı borçlunun kaybolma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin «kaybına» dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, «iflas masasına alacak kaydı» yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının alacağını «iflas» masasına kaydettirdiği toplam 113.463.82 Euro alacaktan ancak 11.181.96 Euro alacağını tahsil ettiği de «uyuşmazlık konusu» değildir.
… ma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin «kaybına» dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, «iflas masasına alacak kaydı» yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Benzer bu karardaDolayısıyla davalı bankaca «objektif özen yükümlülüğüne» uygun davranılması durumunda davacının elinde poliçe olması hâlinde alacağına olağan davalara nazaran daha kısa sürede kavuşması mümkün olduğundan, eldeki deliller kapsamında poliçe «vade tarihi» ile «iflas» tarihi arasında davacının poliçe bedelini tahsil imkanı bulunduğu ve iflas masasının ise en «son» toplamda 20.237,17 euro «dağıtım» yaptığı gözetildiğinde, davacının alacağından bu miktar kadarını tahsil edebileceğini, muhatabın en azından bu miktar kadar karşılayabilecek varlığı bulunduğunu is …
AG'nin 21.08.2002 «vade» tarihinde 24.796,90 euro poliçe bedelini ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığının araştırılması için Adalet Bakanlığı'nın Yurt Dışı Tebligat ve İstinabe Taleplerinde Uyulması Gereken Usûl ve Esaslara Dair Tebliğ'ine uygun şekilde istinabe yapıldığı ve gelen yazı cevabında, dava dışı şirketin mal varlığına karşı «iflas» davası açıldığını, iflas işlemleri sonrası 31.12.2013 tarihinde dosyanın imha edildiğini bu nedenlerle dava dışı şirketin 21.08.2002 tarihinde 24.796,60 euro tutarını ödeyebilecek yeterli varlığa sahip olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, her ne kadar 13.01.2012 tarihli ek bilirkişi raporunda, Alman Hukukunda davacının elinde poliçe olması hâlinde alacağına olağan davalara nazaran daha kısa sürede kavuşmasının mümkün olduğunun belirtildiği ve «illiyet bağının» varlığı kabul edilmiş olsa da dava dışı şirketin iflas nedeniyle yasaklama süresi sonrası kayıtlarının imha edildiği bu haliyle poliçe bedelinin tahsil edilip edil …
… 017/11-14 E., 2020/395 K. sayılı ilamında, mahkemece dava konusu poliçenin 29.08.2002 tarihinde kaybedildiği, poliçeyi kabul eden muhatabın ise 02.07.2003 tarihinde «iflas» ettiği gözetilerek sadece poliçeyi kabul eden muhatabın poliçe «vade» tarihinde poliçe bedelini ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin vurgulanması üzeri …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · vade tarihi · özen yükümlülüğü · illiyet bağı · lehtar · alacak davası · haksız fiil · ıslah
Benzer bu karardaBu durum en basit tedbirlere dahi başvurmayan davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğüne» açıkça aykırı davrandığının göstergesi olup, davalı bankanın bu eylemi hem borca aykırılık hem de «haksız fiil» teşkil etmektedir.
Dolayısıyla davalı bankaca «objektif özen yükümlülüğüne» uygun davranılması durumunda davacının elinde poliçe olması hâlinde alacağına olağan davalara nazaran daha kısa sürede kavuşması mümkün olduğundan, eldeki deliller kapsamında poliçe «vade tarihi» ile «iflas» tarihi arasında davacının poliçe bedelini tahsil imkanı bulunduğu ve iflas masasının ise en «son» toplamda 20.237,17 euro «dağıtım» yaptığı gözetildiğinde, davacının alacağından bu miktar kadarını tahsil edebileceğini, muhatabın en azından bu miktar kadar karşılayabilecek varlığı bulunduğunu is …
AG ve «lehtarının» davalı olduğu 21.08.2002 «vade» tarihli 24.796,90 euro bedelli poliçe keşide edildiğini, anılan poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesinden sonra davalının zilyedinde iken kaybolduğunu, bu nedenle poliçeyi kabul eden muhataptan poliçe bedelinin tahsili imkânının kalmadığını, davalı bankanın gerekli özeni göstermemesi nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 24.796,90 euro poliçe bedelinin vade tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle birlikte ve davalının eylemi nedeniyle maruz kaldığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000.000,00 TL (1.000,00 TL) «maddi tazminat» ile poliçe bedeli kadar manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ve oluşan zarardan dolayı kusurunun bulunmadığını, ayrıca poliçeyi kabul eden muhatabın «iflas» etmesi nedeniyle «illiyet bağının» kesildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/12489 E. , 2014/2982 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 22/03/2012
NUMARASI 2011/45-2012/63
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 23. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/03/2012 tarih ve 2011/45-2012/63 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/02/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av.S. K. ile davalı vekili Av.M. C. G. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin keşide ettiği, muhatabının dava dışı Alman şirketi, lehtarının davalı olduğu 21.8.2002 vade tarihli 24.796,90 EURO bedelli poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesinden sonra davalının zilyedinde iken kaybolduğunu, bu nedenle dava dışı Alman firmasından poliçe bedelinin tahsili imkanının kalmadığını, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, poliçe bedelinin, şimdilik 1.000.000.000. TL maddi ve poliçe bedeli kadar manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tahsil için öncelikle poliçeyi kabul eden dava dışı firmaya yönelmesini, tahsil edememesi halinde bunun poliçenin kaybolmasından kaynaklandığını ispatlaması gerektiğini ve müvekkilinin oluşan zarardan kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesinden sonra ödenmemesi nedeniyle protesto edildiği, davacının elindeki belgeler ile alacağını tahsil edebileceği ve oluşan zarardan davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12.03.2007 tarihli kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu Almanya adli makamlarınla yapılan yazışma neticesinde, davalı şirketin iflas ettiği, iflas masasının oluşturulduğu ve Rosenhein Sulh(İflas) Mahkemesinin 18.01.2008 tarihli iflasın kati dağılımı neticesi kapatılmasına dair kararına istinaden iflas masasındaki paranın dağıtımının gerçekleştirildiği ve davacıya bu dağıtım neticesinde 11.181,96 Euro ödeme yapıldığının anlaşıldığı, dava konusu poliçe kaybolmasa dahi, davacının poliçe bedelini dava dışı borçludan tamamen tahsilinin mümkün bulunmadığı, dava dışı borçlunun kaybolma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin kaybına dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, iflas masasına alacak kaydı yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka tarafından poliçenin kaybedilmesi nedeniyle alacağın tahsil edilemediği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu dava dışı borçlunun kaybolma öncesi ekonomik durumu bozuk olduğundan, davacının gecikmeden kaynaklanan bir zararının bulunmadığı, davacının meydana gelen zararının doğrudan doğruya poliçenin kaybına dayandırılamayacağı, davacının poliçe kaybolmasaydı dahi aynı yöntemle, iflas masasına alacak kaydı yaptırabileceği, bunu da yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Zira, davacı poliçe davalı tarafından kaybedilmeseydi erken davranarak muhatap şirket hakkında kambiyo hukukuna dayalı takip yapabileceğini ve alacağını tahsil edebileceğini iddia etmiştir.
Dosya kapsamından 21.08.2002 vade tarihli poliçe 29.08.2002 tarihinde davalı bankaya teslim edilmiş, poliçe borçlusunun iflası ise 02.07.2003 tarihinde açılmıştır. Davalı tarafından poliçe için zayi nedeniyle iptal kararı ise 11.4.2003 tarihinde alınmıştır. Davacının alacağını iflas masasına kaydettirdiği toplam 113.463.82 Euro alacaktan ancak 11.181.96 Euro alacağını tahsil ettiği de uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece alınan 13.01.2012 tarihli ek bilirkişi raporunda, Alman Hukukunda kambiyo senedine dayalı ilamsız icra yolunun bulunmadığı, davacının elinde poliçe olması halinde alacağına olağan davalara nazaran daha kısa süre kavuşmasının mümkün olduğu açıklanmıştır. O halde, mahkemece poliçeyi kabul eden muhatabın poliçe vade tarihinde poliçe bedelini ödemeye yetecek kadar mal varlığının olup olmadığı, dolayısıyla poliçe bedelinin muhataptan tahsilinin mümkün olup olmadığı hususunun araştırılması ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101765700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz