6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Konşimento talimatına aykırı teslimde akdi ve fiili taşıyıcının müteselsil sorumluluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/46 E. 2024/1872 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalHak düşürücü süreZamanaşımı

Davacının nitelemesi: Taşıma Hukuku (deniz taşıması, talimata aykırı teslim) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Taşıma konusu emtianın ziya, hasar veya geç tesliminden farklı olarak, göndericinin talimatına aykırı biçimde alıcıya teslim edilmesinden kaynaklanan tazminat taleplerinde TTK 1188'deki hak düşürücü süre uygulanmaz. Bu tür alacaklarda TTK 1246 uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten işlemeye başlar; taraflar arasında mal bedelinin ödenip ödenmeyeceği veya ne şekilde tahsil edileceği konusunda yazışmaların sürdüğü dönem boyunca alacak muaccel hale gelmiş sayılmaz. Göndericinin, bedel ödenmeden malın teslim edilmemesi yönündeki talimatından haberdar olduğu halde malı yine de teslim eden ve bu durumdan haberdar olarak zararı telafi etmeye çalışan akdi ve fiili taşıyıcılar, TTK 1191 uyarınca oluşan zarardan müteselsilen sorumludur.

Ele alınan sorunlar

TTK 1188 hak düşürücü süresinin uygulanabilirliği → ret

İddia: Davalılar, kargoların 21.03.2015 tarihinde teslim edildiğini, davanın TTK 1188 ve 1246 maddeleri gereğince bir yıllık hak düşürücü süre ve zamanaşımına tabi olduğunu, bu sürenin dolduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 1188. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre hükmü, taşıma konusu emtianın ziya, hasar veya geç tesliminden kaynaklanan tazminat istemlerine ilişkindir. Somut uyuşmazlık emtianın talimata aykırı olarak gönderilene teslimi iddiasına dayalı olduğundan, bu olguya TTK'nın 1188. maddesinin uygulanması mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Zamanaşımı süresinin başlangıcı ve muacceliyet tarihinin tespiti (asıl talep) → ret

İddia: Davalılar, davacının 10.04.2015 veya öncesinde malın teslim alındığını ve mal bedelini alamayacağını öğrendiğini, bu tarihten itibaren TTK 1246 uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 1246. maddesine göre navlun sözleşmesinden veya konşimentodan doğan alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar; süre alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Davalılar arasındaki e-posta yazışmaları incelendiğinde, mal bedelinin veya alıcının istediği indirim tutarının davacıya ödenip ödenmeyeceği ve alıcıdan ne şekilde tahsil edileceği konusunda görüşmelerin 23.07.2015 tarihine kadar sürdüğü, bu tarihe kadar davacının mal bedelini alıp alamayacağının belirli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda alacağın 23.07.2015 tarihine kadar henüz muaccel olmadığının kabulü gerekir; dava 13.04.2016 tarihinde açıldığından, dava tarihi itibariyle bir yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Islah ile artırılan talep bakımından zamanaşımı definin ve dava değerinin belirsiz alacak davası niteliğinin etkisi → ret

İddia: Davalılar, ıslah ile talep edilen alacak bakımından da zamanaşımı definde bulunmuş; davacının talep edebileceği tazminat miktarı belirli olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Muacceliyet tarihi olarak kabul edilen 23.07.2015 tarihinden itibaren ıslah tarihine kadar TTK'nın 1246. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Ancak dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ve mahkemece de bu şekilde kabul edilmiştir; oysa alacak miktarının tespitinin mümkün olması nedeniyle dava belirsiz alacak davası koşullarını taşımamaktadır. Dava değerinin gösterilmemiş olması dava dilekçesinde bir eksiklik niteliğinde olup, mahkemece yargılamanın başında dava değerinin açıklattırılarak harcın ikmalinin sağlanması gerekirken, dava tarihinden yaklaşık 3 yıl sonra dava değerini açıklamak üzere süre verilmiş olması karşısında, ıslah ile talep edilen tazminat miktarı bakımından da davanın zamanaşımına uğramadığının kabulü gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Akdi ve fiili taşıyıcının talimata aykırı teslimden müteselsil sorumluluğu → ret

İddia: Davalılar, malın alıcı tarafından ibraz edilen konşimento karşılığında teslim edildiğini, satıcı-alıcı arasındaki ihtilafın taşıyanı ilgilendirmediğini, kusurun bulunması halinde bile sorumluluğun fiili taşıyıcıya ait olduğunu, husumet yöneltilemeyeceğini ve zararın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 1178. maddesine göre taşıyan, eşyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelen ziya, hasar ve geç teslimden doğan zararlardan sorumludur; TTK 1186 ise sorumluluk sınırlarını düzenler. Somut olayda davacı göndericinin mal faturasındaki 'ödeme teslimattan önce yapılmalı' kaydına ve malın alıcısına teslim edilmemesi yönündeki talimatına rağmen mal alıcısına teslim edilmiş, davacı bu nedenle mal bedelini tahsil edememiştir. Akdi ve fiili taşıyıcı konumundaki davalıların davacının talimatından haberdar oldukları, buna rağmen malı teslim ettikleri, sonrasında mal bedelinin alıcıdan tahsili veya kendilerince davacıya ödeme yapılması konusunda kendi aralarında yazışmalar yaparak zararı telafi etmeye çalıştıkları, böylece talimata aykırı hareketleri nedeniyle oluşan zarardan haberdar olduklarını ve sorumluluklarını ikrar ettiklerini gösteren e-posta yazışmaları dosyada mevcuttur. Bu nedenlerle TTK'nın 1191. maddesi hükmü gereği akdi ve fiili taşıyıcı olan davalılar oluşan zarardan müteselsilen sorumludur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Zarar miktarının sorumluluk sınırı içinde kalması → ret

Gerekçe: Tespit edilen zarar miktarının yasal sorumluluk sınırlarının altında olduğu tespit edildiğinden, davalıların emtia bedelinden sorumlu tutulmalarında isabetsizlik görülmemiştir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Talimata aykırı teslim iddialarının TTK 1188'deki ziya/hasar/geç teslim kapsamına girmediği ve bu tür taleplerde zamanaşımının muacceliyet anına bağlı olarak, tarafların ödeme/telafi görüşmelerinin sürdüğü döneme göre belirlenmesi gerektiği yönündeki değerlendirme, benzer konşimento uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir; BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici etkiye sahiptir.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
TTK'nın 1246. maddesi uyarınca gemi kira sözleşmeleri, zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konşimentodan doğan alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar; bu süre alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın ne zaman muaccel hale geldiği belirli olmadığı sürece (örn. ödeme/tahsil konusunda taraflar arasında görüşmelerin sürdüğü dönem), zamanaşımı süresi işlemeye başlamaz.
Hak düşürücü süre
TTK'nın 1188. maddesindeki hak düşürücü süre, taşıma konusu eşyanın ziya, hasar veya geç tesliminden kaynaklanan tazminat istemlerine özgüdür; eşyanın talimata aykırı olarak gönderilene teslim edilmesi iddiasına dayalı taleplerde bu madde uygulanmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
konşimento akdi taşıyıcı fiili taşıyıcı müteselsil sorumluluk hak düşürücü süre zamanaşımı muacceliyet belirsiz alacak davası CIF teslim şekli sorumluluk sınırı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 1188TTK 1246TTK 1178TTK 1186TTK 1191 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 362(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/46

KARAR NO 2024/1872

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/10/2020

NUMARASI 2017/47 Esas - 2020/252 Karar

DAVA

Tazminat

Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin Beyrut'a gönderilecek emtianın taşınması için davalı ... Nakliyat şirketi ile anlaşma yaptığını, ürünler davalıya teslim edildikten sonra konşimento uyarınca taşımanın gerçekleştirileceği ve davalı ... Nak. ve Tic. AŞ firmasının donatanı olduğu gemiye yüklenmesinin ardından geminin Beyrut'a ulaştığını, yükü taşıyan ... şirketinin konşimento aslını ihtiva etmediği halde konşimentonun serbest bırakılması için gerekli talimatı beklemeden konşimentoyu serbest bırakarak malı teslim ettiğini, müvekkilinin malın teslim edilmemesini, alıcı ile arasında anlaşmazlık olduğunu ihtar ettiğini, ancak buna rağmen malların teslimi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davalılar arasındaki e-posta yazışmalarının ihlalin ikrarı niteliğinde olduğunu, serbest bırakma yayınlanmadan malın alıcıya teslimi nedeniyle akdi ve fiili taşıyan olan davalıların sorumluluğu bulunduğunu, olay nedeniyle malın güncel değeri, navlun ücreti ve kar kaybına dayalı tazminat talep ettiklerini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH

Mahkemece 04.02.2020 tarihli ara karar ile davacıya dava değerini bildirmek ve harcını yatırmak üzere kesin süre verilmesi üzerine, davacı vekilince 17.02.2020 tarihli dilekçesiyle dava değerini 123.009,05-TL olarak bildirerek harcını yatırmıştır.

CEVAP

Davalı ... Nakliyat ve Tic AŞ vekili; geminin 09.03.2015 tarihinde varış limanına vardığını, 21.03.2015 tarihine kadar tüm kargoların teslim edildiğini, bu nedenle TTK'nın 1188. maddesi gereği davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, olay tarihi itibariyle alacak miktarı belirli olup davacının alacak miktarını belirleyebilecek tüm bilgilere sahip olduğunu, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müvekkili tarafından davacıya malları temsil eden konşimentonun teslim edildiğini, konşimentonun meşru hamilinin... unvanlı alıcı olduğunu, konşimentonun davacı tarafından alıcıya gönderildiğini, alıcının da konşimentoyu ibraz ederek malları teslim aldığını, müvekkilinin satıcı ile alıcı arasındaki uyuşmazlığı bilemeyeceğini, müvekkilin davacının ricası üzerine malların teslim edilmesinin önüne geçmek için fiili taşıyana durumu ilettiğini, ancak fiili taşıyanın varış yerindeki acentesinin bilerek ya da bilmeyerek konşimentonun ibrazı sonucunda malları teslim ettiğini, zarara yol açan davacı olup davacının mal bedelini önceden alması veya akreditif gibi güvenli yöntemleri kullanması gerektiğini, müvekkilinin çabasına rağmen malın diğer davalı ...

tarafından teslim edildiğini, bu nedenle müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, davacının ancak malın olay tarihindeki değerini talep edebileceğini, müvekkilinin TTK'nın 883. maddesi gereği kazanç kaybından sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin sorumluluğunun TTK'nın 1186 maddesi gereğince sınırlı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili; konşimentoda ... yazılı olsa da müvekkilin taşımada yer almadığını, taşımanın yapıldığı ... isimli geminin donatanının ... Nakliyat ve Ticaret AŞ olduğunu, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının tazminat miktarı belli olduğundan belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığını, TTK'nın 1246.

maddesi gereği davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacının, yurtdışına ihraç ettiği 750 kutu emtianın deniz yolu ile taşınması hususunda bir numaralı davalı ... ile navlun sözleşmesi kurduğu, bu sözleşme kapsamında davalı ... firmasının diğer davalı ... ile yaptığı navlun sözleşmesi ile emtiaların ... isimli gemiye .... numaralı konişmento uyarınca yüklendiği, ancak emtianın alıcısı ile arasındaki sorun sebebiyle davacı ... tarafından davalıya verilen yükün teslim edilmemesi talimatına rağmen, konişmentonun aslı ibraz edilmeksizin yükün teslimi iddiasına dayalı zararın tazmininin talep edildiği, davacının zararı mal bedelini tahsil edemediği iddiasına dayanmaktaysa da, davaya konu malın gerçek bedelinin yargılama ile ortaya çıkacağı ve davacının ancak gerçek zararının tahsilini talep edebileceğinin kabulü karşısında, davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, davaya konu taşımanın sunulan belgelere göre 21/03/2015 tarihinde tamamlandığı ve bu tarihte emtiaların alıcıya teslim edildiği, uyuşmazlık ziya veya geç teslim iddiasına dayalı olmadığından olayda TTK 1188 maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı, TTKnın 1246 maddesi kapsamında zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olduğu tarihte başlayacağı, dosyaya sunulan mail yazışmaları incelendiğinde, 16/04/2015 tarihinde davalılar arasında konşimento aslının serbest bırakılmamasına dair yazışmaların devam ettiği, buna göre emtialar her ne kadar 21/03/2015 tarihinde teslim edilmiş görünse de, davalılar tarafından emtianın teslim edildiği bilgisinin 16/04/2015 tarihi itibarı ile henüz davacıya bildirilmediği, bu nedenle muacceliyet tarihinin emtiaların teslim tarihi olarak kabul edilmediği, 16/04/2015 tarihinde davacı henüz alacağını tahsil edemeyeceği bilgisini haiz olmadığından, davalıların hak düşürücü süre ile zamanaşımı itirazlarının yerinde görülmediği, davacı ...

tarafından dava dışı alıcı ... adına düzenlenen 04/02/2015 tarihli faturadan, davacı ...’in dava dışı ...’e dava konusu ameliyat eldiveni emtiasını “CIF Beirut” teslim tipi ile ve 42.000-USD mal bedeli ile 1.400- USD navlun ve sigorta ücreti olmak üzere toplam 43.400-USD bedel üzerinden sattığı, faturada “ödemenin teslim öncesi yapılması gerektiği” kaydı yer almakla, faturadaki CIF kaydı dolayısıyla navlun sözleşmesi kurma yükümlülüğünün davacı üzerinde bulunduğu, davalı ... tarafından düzenlenen ... numaralı ve 22/02/2015 tarihli konişmentoda, gönderen ..., gönderilen dava dışı ..., ihbar adresi gönderilenle aynı, gemi adı ..., yükleme limanı Kumport, boşaltma limanı Beyrut, teslim yeri Beyrut, eşyanın teslimi için başvuru “..., yükün tanımı ise 20’lik konteyner içinde 750 koli 5.190 kg brüt ağırlığında nitril ameliyat eldiveni olarak kayıtlı olduğu, davalı ...

firmasının dava konusu olan taşımaya ilişkin navlun ücretini 23/02/2015 tarihinde 1.500-USD olarak fatura ettiği ve bu fatura bedelini 23/03/2015 tarihinde davacıdan tahsil ettiği, buna göre davacı ile davalı ... arasında dava konusu taşımaya ilişkin navlun sözleşmesi akdedildiği, davacının taşıtan ve bu davalının ise akdi taşıyan sıfatını haiz olduğu, dava dışı ... Taşımacılık ve Den A.Ş. tarafından davalı ... adına düzenlenen 23/02/2015 tarihli navlun faturasının ise dava konusu taşımanın navlun ücreti ve yükleme masrafları için düzenlendiği ve bedelinin toplam 750,26-USD olduğu, navlun faturası ile dava konusu konteynere ilişkin yük takip çıktısından ve gerekse dava dilekçesi ekinde sunulan e-posta yazışmalarından, ...

Taşımacılık ve DenA.Ş.’nin fiili taşıyan sıfatını haiz olduğu, davalı ... Denizcilik AŞ vekilinin pasif husumet itirazı bulunmakla, fiili taşıyan olarak kabul olunan ... Nakliyat ve Ticaret AŞ ile davalının faaliyet adresleri ile yetkili temsilcilerinin aynı olması ve nihayetinde yargılama aşamasında her iki şirketin 06/12/2018 tarihi itibarı ile birleştiği, anlaşıldığından, davalı vekilinin pasif husumet itirazının yerinde görülmediği, dosyada bulunan ... numaralı, 22/02/2015 tarihli konişmentoda, “teslim için ...’a müracaat edilecektir” kaydı yer aldığı, mal faturasında ise “ödemenin teslim öncesi yapılması gerektiği” kaydı bulunduğu, fiili deniz taşıyanı tarafından düzenlenen ... numaralı konişmentoda bulunmamakla birlikte, mevcut konişmento çerçevesinde teslim prosedürünün bilirkişi raporunda açıklandığı üzere;

yükün alıcısı olan dava dışı ...'in, konişmento üzerinde teslim için müracaat edilecek acente olarak yer alan ...'a başvurarak eşyanın teslimini talep edeceği, ..., satıcı/taşıtan davacı tarafından verilecek talimat ile eşyanın, alıcıya teslimi için yük teslim ordinosu tertip ederek teslim işlemini gerçekleştirmesi şeklinde olacağı, sunulan mail yazışmaları incelendiğinde, davacı taşıtan tarafından hiçbir şekilde teslim talimatının verilmediği, buna karşın eşyanın teslim talimatı alınmaksızın ... tarafından alıcısına teslim edildiği,akdi ve fiili taşıyanların bu durumdan haberdar olduğunun anlaşıldığı, yazışmalardan, eşyanın yanlış teslim edildiği, hatanın telafi edilmeye çalışıldığı, alıcının önce bir indirim teklifiyle gelerek ödemenin yapılacağını bildirdiği, ancak hiçbir ödeme yapmadığının görüldüğü, buna göre özellikle teslimin acente üzerinden ve teslim talimatı ile yapılacağı ve malın teslimi için davacı taşıtanın onayının bekleneceği hususunda tarafların anlaştığının dosya içeriğinde bulunan e-posta yazışmalarından anlaşılması karşısında, dava konusu taşımada izlenmesi gereken teslim prosedürünün fiili taşıyanın acentesi tarafından izlenmediği ve bu nedenle yapılan yanlış teslim sonucunda davacının zarara uğradığı, fiili taşıyanın, acentesinin kusurundan sorumlu bulunduğu, akdi taşıyanın da fiili taşıyanın ve onun adamlarının fiil ve ihmallerinden sorumlu bulunduğu, dolayısıyla davacının uğradığı zarar nedeniyle akdi ve fiili taşıyanın TTK'nın 1191/1, 2 ve 4 maddeleri uyarınca müteselsilen sorumlu olduğu, davacının yanlış teslim nedeniyle mal faturasının bedeli olan 43.400-USD’yi tahsil edemediği, satım sözleşmesi CIF esasına göre yapıldığından, mal bedeline navlun ve sigorta ücretinin eklendiği, TTK 1186 maddesi hükmünde taşıyandan talep edilebilecek zararın türü bakımından bir sınırlandırma getirilmediğinden, uğranılan her türlü zararın sorumluluk sınırına kadar olmak kaydıyla taşıyandan talep edilebileceği, söz konusu nakliyat işleminin sigortacısı ...

Sigorta'da poliçe kapsamında herhangi hasar kaydı bulunmadığı, davacı tarafından 34,55-TL prim ödendiği, TTK nın 1199 maddesinin karşıt anlamından, eşyanın taşıyanın sorumlu olduğu bir sebeple zıyaa uğraması durumunda navlunun ödeneceği, peşin ödenmişse geri alınamayacağı, navlun ücretinin talep edilemeyeceği, kaldı ki davacı tarafça navlun bedeli ile sigorta bedelinin de dava dışı alıcı tarafından karşılanacağına ilişkin bir delil sunulmadığı, bu durumda davacının davalı taşıyıcılardan ancak malın değerini talep edebileceği, bu nedenle navlun bedeli ile CIF satış gereği navlun sözleşmesi kapsamında kalan sigorta bedeli bakımından davacının talep hakkı bulunmadığı, TTK nın 1186/2 uyarınca eşyanın değerine ilişkin olarak bilirkişilerce kadri maruf bulunan faturasındaki mal bedeli olan 42.000-USD'nin zarar miktarı olarak kabul edildiği, konişmentoda konteyner içeriği 750 koli olarak gösterildiğinden, sorumluluk sınırının hesaplanmasında TTK 1186/3 maddesi uyarınca koli sayısı esas alınacak olup, buna göre taşıyanlardan talep edilebilecek meblağın 500.000 ÖÇH’yi aşamayacağı, malların fatura bedeli ise sorumluluk sınırının altında kaldığından tamamının talep edilmesinin mümkün olduğu, 42.000-USD mal bedelinin dava tarihindeki kur karşılığının 118.734-TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 118.734-TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiz işletilerek davalılardan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... vekili; davanın TTK'nın 1188 ve 1246 maddeleri gereğince bir yıllık hak düşürücü ve zamanaşımı süresine tabi olduğunu, kargoların 21.03.2015 tarihinde alıcıya teslim edildiğini, davacının bu tarihten itibaren bir yıllık süre içinde talepte bulunması gerektiğini, davacının 13.04.2015 tarihinden önce mal bedelini alamayacağını anladığını, mail yazışmalarına göre davacının 10.04.2015 tarihinden önce yükün teslim alındığını öğrendiğini, bu tarih öncesinde müvekkilinden mal bedelini talep ettiğini,davanın zamaşımına uğradığını, alacak miktarı belirli olduğundan belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığını, alıcı tarafından ibraz edilen konşimento neticesinde malın teslimi gerçekleştiğinden, taşıyana kusur izafe edilmeyeceğini, alıcı ve satıcı arasındaki ihtilafın taşıyanı ilgilendirmediğini, malın teslimi diğer davalı tarafından gerçekleştirildiğinden, taşıyana kusur izafe edilse dahi tüm sorumluluğun fiili taşıyıcı diğer davalıya ait olduğunu, diğer davalının bu nedenle davacıya bir kısım ödeme yapmayı teklif ettiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; dava konusu taşımada tüm kargoların 21.03.2015 tarihinde teslim edildiğini, davacının 10.04.2015 veya öncesinde malın teslim alındığını ve alacağına kavuşamayacağını bildiğini, bu nedenle TTK'nın 1188 ve 1246 maddeleri gereğince davanın zamanaşımına uğradığını, davacının ıslah talebinin de hak düşürücü süre yönünden düştüğünü, davacının talep edebileceği tazminat miktarı belli olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, navlun faturasının müvekkili tarafından değil ... Denizcilik tarafından düzenlendiğini, şirketlerin sonradan birleşmesinin başlangıçta taraf sıfatı kazanmasına olanak tanımadığını, müvekkilinin taşımayı yapan geminin donatanı olmadığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının basiretli bir tacir olarak emtia bedelini teminat altına alacak şekilde davranmadığını, mal bedelini almadan konşimentoları alıcıya teslim ettiğini, bu nedenle zararın davacının kusurundan kaynaklandığını, diğer davalının da varma yerindeki acentesi olan ...

firmasını derhal bilgilendirmemesi şeklinde gerçekleşen olayda müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, müvekkilinin davacının mal bedelini tahsil edip etmediğini bilebilecek durumda olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davacının ihraç ettiği emtianın bedelinin alıcısı tarafından ödenmemesi nedeniyle, davacının ödeme yapılmadan malın alıcısına teslim edilmemesi yönündeki talimatına rağmen, malların alıcısına teslim edilmesi sonucunda uğranılan zararın, davalı taşıyıcılardan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacının Beyrut'ta yerleşik ... firmasına ihraç ettiği 750 kutu emtianın deniz yolu ile taşınmasının davalı ... tarafından üstlenildiği,... Den A.Ş. tarafından davalı ...'a hitaben düzenlenen 23/02/2015 tarihli ve 750,26-USD tutarlı navlun faturası ve dosyaya ibraz edilen davalılar arasındaki e-posta yazışmaları içeriğine göre, ... Konteyner AŞ firmasının ise fiili taşıyıcı olduğu, davacı tarafından dava dışı alıcı ...

adına düzenlenen 04/02/2015 tarihli faturadan, davacının dava konusu emtiayı CIF teslim şeklinde, 42.000-USD mal bedeli ile 1.400-USD navlun ve sigorta bedeli olmak üzere toplam 43.400-USD bedel üzerinden sattığı, faturada ayrıca "ödeme teslimattan önce yapılmalı" şeklinde açıklama bulunduğu, davalı ... tarafından düzenlenen ... numaralı ve 22/02/2015 tarihli konişmento ile 20’lik konteyner içinde 750 koli 5.190 kg brüt ağırlığında nitril ameliyat eldiveni emtiasının taşındığı, geminin 09.03.2015 tarihinde varma limanına ulaştığı, davacı tarafından mal bedelinin tahsil edilmediği, bu nedenle davacı tarafça davalılara bedeli ödenmeden malın teslim edilmemesi yönünde talimat verildiği, ancak davacının teslim etmeme talimatına rağmen malların fiili taşıyıcı tarafından alıcısına teslim edildiği, mal bedeli ile diğer zararlarının tahsili amacıyla davacı tarafından işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Akdi taşıyıcı davalı ...'a hitaben dava konusu taşımaya ilişkin olarak düzenlenen 23/02/2015 tarihli navlun faturası, dava dışı ... Taşımacılık ve Den AŞ tarafından düzenlenmiştir. Ayrıca dosyaya ibraz edilen davalılar arasındaki e-posta yazışmaları içeriği de fiili taşıyıcının ... Taşımacılık ve Denizcilik AŞ olduğunu doğrulamaktadır. Dava ise fiili taşıyıcı olarak dava konusu taşıma ile ilgisi bulunmayan ... Denizcilik AŞ aleyhine açılmıştır. Ancak yargılama sırasında davalı ... firmasının devralınmak suretiyle ... Taşımacılık ve Denizcilik AŞ ile birleştiği, birleşmenin 18.10.2018 tarihinde ticaret siciline tescil ve ilan edildiği, bu nedenle davalı ... firmasının tüm hak ve borçlarıyla birlikte ...

Taşımacılık ve Denizcilik AŞ devralındığı sabittir. İstinaf aşamasında ise ... firması vekilince dosyaya vekaletname ibraz edilmiştir. Bu durumda davalının ... firması ile devir yoluyla birleşmesi karşısında, gerekçeli karar başlığında ... Denizcilik AŞyerine ... Taşımacılık ve Denizcilik AŞ'nin ve UYAP sistemine de bu firmanın davalı olarak eklenmiştir. Davalılar hak düşürücü süre itirazında ve yasal süresinde zamanaşımı definde bulunmuşlardır. TTK'nın 1188 maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre hükmü, taşıma konusu emtianın ziya, hasar veya geç tesliminden kaynaklanan tazminat istemlerine ilişkin olup, somut uyuşmazlık emtianın talimata aykırı olarak gönderilene teslimi iddiasına dayalı olduğundan, somut olaya TTK'nın 1188 maddesinin uygulanması mümkün değildir.

Zamanaşımı bakımından uygulanması gereken TTK'nın 1246 maddesinde ise, gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konşimentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacakların bir yılda zamanaşımına uğrayacağı, bu sürenin alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. İşbu dava 13.04.2016 tarihinde açılmıştır. Somut olayda, emtianın davacının aksi yöndeki talimatına rağmen alıcısına ne zaman teslim edildiğinin davacıya bildirildiğine dair bir delil bulunmamaktadır. Emtia 21.03.2015 tarihinde alıcısına teslim edilmiştir. Davalılar arasında gerçekleşen e-posta yazışmalarından;

24. 02.2015 tarihinde davalı ... tarafından ...'a ödeme alındıktan sonra konşimentonun serbest bırakılmamasını istediklerinin ve serbest bırakılması için ayrıca mail atılacağının bildirildiği, 09.04.2015 tarihinde yükün serbest bırakılıp bırakılmadığının sorularak onay almadan serbest bırakılmaması gerektiğinin bildirildiği, 10.04.2015 tarihinde ödeme yapılmadığı için göndericinin yükü geri getirmek istediğinin bildirildiği, aynı tarihte kendilerinin malın serbest bırakılmamasını istedikleri ve buna rağmen serbest bırakılması nedeniyle göndericinin mal bedelini talep ettiğinin bildirildiği, 14.04.2015 tarhinde ... tarafından sorunu acentelerinin çözmeye çalıştığının bildirildiği, aynı tarihte ...

tarafından yurtdışı ofislerinin bu konuda hata yaptığının ve en geç yarın sorunu çözmek zorunda olduğunun, aksi halde mal bedelini ödemek zorunda kalacaklarının bildirildiği, aynı tarihte ...'ın alıcının 3.750-USD indirim istediğinin ve göndericinin kabul ettiğinin, bu indirimin kendilerine fatura edileceğinin bildirildiği, 15.04.2015 tarihinde ... tarafından alıcının bu kez de 5.150-USD indirim istediğinin bildirildiği, aynı tarihte alıcının henüz ödeme yapmadığının bildirildiği, 16.04.2015 tarihinde alıcının istediği indirimin acente tarafından karşılanmasının veya alıcının ödeme yapmasını sağlamasının istenildiği, aynı tarihte ... tarafından acentenin 5.150-USD indirimin ödenmesinin kabul edildiği, ödemeye ilişkin ibraname düzenlenmesi hususunda hazırlıkların yapılacağının bildirildiği, aynı tarihte ...

tarafından konşimentonun serbest bırakılmamasının istenildiği, 17.04.2015 tarihinde yükleyici firmanın Beyrut'a gideceği, son durumun pazartesi iletileceğinin bildirildiği, 20.04.2015 tarihinde ne kadar ödeme yapılacağının sorulduğu, Nisan ayı yazışmalarında ibraname ile ilgili hususların tartışıldığı, 05.06.2015 tarihinde ... tarafından ... Türkiye tarafından ödemenin durduğu bilgisinin verildiğinin belirtildiği, aynı tarihte yükleyicinin alıcıdan ödeme almadığının bildirildiği, aynı tarihte ... tarafından ödemeyi ...'a yapacaklarının, onların da davacıya ödeme yapabileceklerinin bildirildiği, en son 23.07.2015 tarihinde ... tarafından yükleyicinin mal bedelini henüz alamadığı, bu konuda kendilerine dava açmaya hazırlandığının ...

firmasına bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda 23.07.2015 tarihine kadar mal bedelinin veya alıcının istediği indirim tutarının davacıya ödenip ödenmeyeceği, alıcıdan ne suretle tahsil edileceği konusunda davalılar arasındaki görüşmelerin sürdüğü, bu tarihe kadar davacının da mal bedelini alıp alamayacağını belirli olmadığı, bu durumda alacağın henüz muaccel olmadığının kabulü gerekmekte olup, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir. Bu nedenle davalılar vekillerinin dava dilekçesinde talep edilen alacağa ilişkin olarak ileri sürdükleri zamanaşımı defi yerinde değildir. Davacı vekilince dava değeri 17.02.2020 tarihinde ıslah edilmiş olup, davalılar vekilince ıslah ile talep edilen alacak bakımından yasal süresinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür.

Davacının mal bedelini alamayacağını kesin olarak öğrendiği kabul edilen 23.07.2015 tarihinden itibaren ıslah tarihine kadar TTK'nın 1246 maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Ancak dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ve mahkemece de belirsiz alacak davası olarak kabul edilmiştir. Oysa alacak miktarının tespitinin mümkün olması nedeniyle dava belirsiz alacak davası koşullarını taşımamaktadır. Bu durumda dava değerinin gösterilmemiş olması dava dilekçesinde eksiklik niteliğinde bulunduğundan, mahkemece yargılamanın başında dava değerinin açıklatılarak harcın ikmalinin sağlanması gerekirken, dava tarihinden yaklaşık 3 yıl sonra davacı vekiline dava değerini açıklamak üzere süre verilmiş olması karşısında, ıslah ile talep edilen tazminat miktarı bakımından da davanın zamanaşımına uğramadığının kabulü gerekmektedir.

TTK'nın 1178. maddesi hükmüne göre, taşıyan, eşyanın ziyaı ve hasarından, geç tesliminden doğan zararlardan, söz konusu olayların eşyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur. TTK'nın 1186. maddesinde ise eşyanın uğradığı veya eşyaya ilişkin her türlü ziya veya hasar nedeniyle taşıyıcının, hükümde belirtilen sorumluluk sınırları dahilinde sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda davacı göndericinin düzenlediği mal faturasındaki "ödeme teslimattan önce yapılmalı" şeklindeki kayda ve davacının, ödeme yapılmadan malın alıcısına teslim edilmemesi yönündeki talimatına rağmen malın alıcısına teslim edildiği, bu nedenle davacının mal bedelini tahsil edemediği sabittir.

Akdi ve filli taşıyıcı konumunda bulunan davalıların, davacının talimatından haberdar oldukları, buna rağmen malı alıcısına teslim ettikleri, mal bedelinin alıcıdan tahsili veya kendilerince davacı ödeme yapılması konusunda kendi aralarında yazışmalar yaptıkları, dolayısıyla talimata aykırı hareketleri nedeniyle oluşan zarardan haberdar olup zararı telafi etmeye çalıştıkları, bu nedenle sorumluluklarını ikrar ettikleri, delil olarak sunulan e-posta yazışmalarıyla sabittir. Açıklanan nedenlerle, TTK'nın 1191 maddesi hükmü gereği akdi ve fiili taşıyıcı olan davalılar, oluşan zarardan müteselsilen sorumludur. Tespit edilen zarar miktarının yasal sorumluluk sınırlarının altında olduğu tesbit edildiğinden davalıların emtia bedelinden sorumlu tutulmalarında isabetsizlik görülmemiş davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, gereken 16.221,42‬ istinaf karar harcından davalılar tarafından yatırılan 4.056‬-TL harcın mahsubu ile kalan 12.165,42‬-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 44-TL istinaf yargı giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalılar tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/109665 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.