Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3218 E. 2024/7757 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişilik perdesinin kaldırılması↗ işletme devri↗ müşteri portföyü↗ organik bağ↗ sınırlı sorumluluk↗ malvarlığına ilişkin dava↗ bloke↗ muvazaa↗ hakkın kötüye kullanılması↗ cari hesap↗ kira sözleşmesi↗ müteselsil sorumluluk↗ hakkaniyet↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ kötü niyet tazminatı↗ garantörlük↗ ihtiyati haciz↗ tüzel kişilik↗ komisyon↗ işlemiş faiz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ protokol↗ kötü niyet↗ haciz↗ asıl alacak↗ cy/cy kaydı↗ avans faizi↗ ibraz↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/343 E., 2020/99 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar ... Kargo Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. (...), ... Depoculuk İnsan Kaynakları Oto. Taş. Akar. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. (... Depoculuk), ....'ye (...) husumet yönelterek müvekkilinin davalılardan ...’den alacağı varken ödeme yapmak üzere ...'in süre talebi kabul edildikten ve bu sürede de borç ödenmedikten sonra ...'in 1.285.000,00 TL tutarındaki senedi düzenlediğini, bu da ödenmeyince davacının .... Aleyhine Denizli 2. İcra Müdürlüğünün 2017/1057 E. sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, ....’nin ... şirketine müşteri portföyünü, çalışanlarını vb devrettiğini, bu hususta hazırlanan devir sözleşmesinin ... vekilince 01.10.2016 tarihinde e-maille borçlunun yetkilisine gönderildiğini, sözleşme gereği şubelere ait mal, malzeme, araç, telefon, demirbaş, işçiler, müşteri portföyü vs.nin devre konu edildiğini, ancak devir muvazaalı olduğundan gizli tutulduğunu, muvazaalı değerlendirilebileceği belirtilip önlemlerin sıralandığını, borçlunun yüksek miktardaki borcunu ödemeden malvarlığını ... şirketine devrettiğini, ...’ın borçlunun müşteri portföyünden gelir sağladığını, borçluya ise komisyon verileceğinin sözleşmeden anlaşıldığını, çeşitli hacizlerde elde edilen bilgilerden iş yeri devrinin görüldüğünü, 01.01.2017 başlangıç tarihli adi kira sözleşmesi ile faaliyete başladığını iddia eden ...’ın henüz iş yeri açma ruhsatı ve vergi kaydı alamadığını, haciz sırasında yoklama fişi ibraz ettiğini, ...’e ait kargo poşetlerinin ... çalışanlarınca araçlara istiflendiğini, ... adına ajandalarda ...’le aynı telefonlara yer verildiğini, ...’e ait kartvizitlerin bulunduğunu, eski müşteriden temin edilen kartvizit üzerinde ... logosu bulunduğu halde kartvizitin ... yetkilisi adına bastırıldığını, ... tırlarının yükleme yaptığını, İzmir'deki aynı adreste aynı anda hem borçlu ...’in hem de ...’ın faaliyet gösterdiğini, ... çalışanlarının ...’da çalışmaya başladığını, telefonların da ... adına kayıtlı iken ... tarafından kullanıldığını, ... çalışanlarının maaşlarının ... tarafından ödendiğini, ...’e ait akaryakıt makbuzu üzerinde ...’a yansıtılacak notuna yer verildiğini, tutanak başlıklı belgelerde borçlu ...’e ait araçların, yedek parçalarının, sigorta evraklarının, lastiklerinin, yedek anahtarlarının vs. ...’a devrine dair listeler bulunduğunu, yazışmalarda personel çıkış işlemi gerçekleştirileceğinin, muvazaalı işleme sebebiyet vermemek için çıkış ve ... tarafından giriş tarihlerinin ne olması gerektiğinin sorulduğunu, e-maillerde demirbaş ve bilgisayarların devrine dair listelerin gönderildiğini, ... araçlarının ...’a devredildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 202 nci maddesi uyarınca iş yeri devrinin gerçekleştiğini, davalılar arasında ekonomik bütünlük bulunduğunu, davalıların tamamının icra dosyasındaki borçtan sorumlu tutulması gerektiğini, davalı ...’in borca batık duruma geldiği sırada tüm ticari değerlerini diğer davalılara devrettiğini, devir karşılığında komisyon almayı garantilediğini ileri sürerek ... unvanlı davalıların Denizli 2. İcra Müdürlüğünün 2017/1057 E. sayılı dosyasından diğer davalı borçlu ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitini, alacaklarının tahsilini, %20 oranında kötü niyet tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... Kargo Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... Depoculuk İnsan Kaynakları Oto. Taş. Akar. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri ile davacı arasında hukuki ilişki bulunmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen devir protokolünün imzasız olduğunu, bir devirden söz edilemeyeceğini, müvekkilleri ile diğer davalı ve takip borçlusu arasında maddi ve hukuki bağın bulunmadığını, ortakların akrabalık bağı da bulunmayan farklı kişilerden oluştuğunu, devrin 2016 yılının ekim ayında yapıldığı iddia edildiği halde takip dayanağı senedin 18.01.2017 tarihinde düzenlendiğini, iddia edilen borcun iddia edilen devirden sonra doğduğunu, sonradan doğmuş bir alacak için önceden muvazaalı işlem yapıldığından bahsedilemeyeceğini, batan bir şirketin işçilerinin ve müşterilerinin hayatın olağan akışı gereği sektördeki rakip firmalara dağılabileceğini, diğer davalının iş yerinin 01.01.2017 tarihli kira sözleşmesi ile kiralandığını, zaten batan diğer davalının müvekkillerine bir malvarlığı aktardığından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 25 yıllık birikimle ve emekle edindiği müşteri listesi ve mal varlığının ... Grup’a verildiğini, ... Grup’un ödeme sözü verdiği 3.000.000,00 TL’den sadece 150.000,00 TL’sinin ödendiğini, geri kalan miktarı bloke ettiğini, bu hususun tümden şirket devri olup olmadığının Mahkemenin taktirinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, temel hukuk kurallarının en önemlilerinden bir tanesinin alacak haklarının nisbiliği ilkesi olup alacak hakkının ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebileceği, kural olarak borç ilişkinin dışında bir başka gerçek ya da tüzel kişiye karşı borç ilişkisinden doğan alacak hakkı ileri sürülemeyeceği, ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesinin ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunu yarattığı, ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin geliştirildiği ve tüzel kişiliğin arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakların ve üçüncü kişilerin sorumlu tutulması imkanı getirildiği, teorinin amacının hakkaniyet gerektirdiği zaman tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılmasının önlenmesi olduğu, yasal dayanağının ise dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi olduğu, tüzel kişiliğin varlığı asıl olup borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik bulunmakta iken şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı bu borçtan dolayı yönelinemeyeceği, ancak tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle gerçek ya da tüzel kişi ortakların ve üçüncü kişilerin sorumluluğu cihetine gidilebileceği, başka bir anlatımla perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üçüncü kişilerin, üçüncü kişilerin borcundan tüzel kişinin özdeş kılınarak sorumlu tutulmasının mümkün olabileceği; somut olayda, dosya kapsamı ve içerisindeki bilirkişi raporunun incelenmesinden, davalı ... Depoculuk Şirketi ile ... Şirketi'nin faaliyet konuları da dikkate alındığında, ... Şirketi'nin bir kısım müşteri portföyü ile cari hesap çalışması yapmasının, ekonomik bütünlüğün devamı ve devri olarak değerlendirilemeyeceği, davalı ... Depoculuk Şirketi'nin tüzel kişiliğinin diğer davalı şirketlerden ayrı olduğu, davalı ... Depoculuk Şirketi ile ... Şirketi ve ... Kurye Hizmetleri San. Tic. A.Ş. (Eski ünvanı: ... Kargo Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.) arasında organik bağ bulunmadığı gibi davacı tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 202 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 11 inci maddesine uygun olarak işletme devrine dair bir sözleşme sunulmadığı, davacının bu yöne ilişkin iddialarını da ispatlayamadığı, uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda davacının davalılara açtığı davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava alacak istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümde "davacının davalılar .... ile ... Kargo Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine açtığı davanın kabulü ile, Denizli 2. İcra Müdürlüğünün 2017/1057 E. sayılı dosyasına konu 1.285.000,00 TL asıl alacak, 4.805,55 TL işlemiş faiz, 527,70 TL ihtiyati haciz vekalet olmak üzere toplam 1.290.333,25 TL alacaktan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile asıl alacağa takip tarihinden avans faizi uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline" dair verilen karar davalılardan .... tarafından istinaf edilmemiş; Bölge Adliye Mahkemesince de aynı hüküm muhafaza edilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen ilk kararın da davacı vekili ve davalılardan ... Kargo Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.05.2023 tarih ve 2022/620 E., 2023/3244 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle birlikte, davanın ... Kurye Hizmetleri San. Tic. A.Ş. (Eski unvanı: ... Kargo Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.) yönünden de reddi gerekirken yazılı şekilde ....'nin borcundan ... Kurye Hizmetleri San. Tic. A.Ş.'nin sorumlu tutulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bu defa bozma ilamına uyulmakla birlikte davanın tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
Hal böyle olmakla birlikte, İlk Derece Mahkemesince davalılardan .... aleyhinde kurulan tahsil hükmünün bu davalı tarafından istinaf dahi edilmemekle daha o aşamada kesinleştiği; akabinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen ilk kararın da bu tahsil hükmünü muhafaza etmemesine rağmen anılan davalı tarafından temyiz dahi edilmemiş olduğu gözetilerek, belirtilen davalı hakkında tahsil hükmü kurulması gerekirken davanın tüm davalılar yönünden reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/620 E. 2023/3244 K.
Ortak:işletme devri · müşteri portföyü · organik bağ · malvarlığına ilişkin dava · bloke · muvazaa · cari hesap · kira sözleşmesi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğünün 2017/1057 E. sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, ....’nin ... şirketine «müşteri portföyünü», çalışanlarını vb devrettiğini, bu hususta hazırlanan devir sözleşmesinin ... vekilince 01.10.2016 tarihinde e-maille borçlunun yetkilisine gönderildiğini, sözleşme gereği şubelere ait mal, malzeme, araç, telefon, demirbaş, işçiler, müşteri portföyü vs.nin devre konu edildiğini, ancak devir «muvazaalı» olduğundan gizli tutulduğunu, muvazaalı değerlendirilebileceği belirtilip önlemlerin sıralandığını, borçlunun yüksek miktardaki borcunu ödemeden «malvarlığını» ... şirketine devrettiğini, ...’ın borçlunun müşteri portföyünden gelir sağladığını, borçluya ise «komisyon» verileceğinin sözleşmeden anlaşıldığını, çeşitli «hacizlerde» elde edilen bilgilerden iş yeri devrinin görüldüğünü, 01.01.2017 başlangıç tarihli adi «kira sözleşmesi» ile faaliyete başladığını iddia eden ...’ın henüz iş yeri açma ruhsatı ve vergi «kaydı» alamadığını, haciz sırasında yoklama fişi «ibraz» ettiğini, ...’e ait kargo poşetlerinin ... çalışanlarınca araçlara istiflendiğini, ... adına ajandalarda ...’le aynı telefonlara yer verildiğini, ...’e ait kartvizitlerin bulunduğunu, eski müşteriden temin edilen kartvizit üzerinde ... logosu bulunduğu halde kartvizitin ... yetkilisi adına bastırıldığını, ... tırlarının yükleme yaptığını, İzmir'deki aynı adreste aynı anda hem borçlu ...’in hem de ...’ın faaliyet gösterdiğini, ... çalışanlarının ...’da çalışmaya başladığını, telefonların da ... adına kayıtlı iken ... tarafından kullanıldığını, ... çalışanlarının maaşlarının ... tarafından ödendiğini, ...’e ait akaryakıt makbuzu üzerinde ...’a yansıtılacak notuna yer verildiğini, tutanak başlıklı belgelerde borçlu ...’e ait araçların, yedek parçalarının, sigorta evraklarının, lastiklerinin, yedek anahtarlarının vs. ...’a devrine dair listeler bulunduğunu, yazışmalarda personel çıkış işlemi gerçekleştirileceğinin, muvazaalı işleme sebebiyet vermemek için çıkış ve ... tarafından giriş tarihlerinin ne olması gerektiğinin sorulduğunu, e-maillerde demirbaş ve bilgisayarların devrine dair listelerin gönderildiğini, ... araçlarının ...’a devredildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 202 nci maddesi uyarınca iş yeri devrinin gerçekleştiğini, davalılar arasında ekonomik bütünlük bulunduğunu, davalıların tamamının icra dosyasındaki borçtan sorumlu tutulması gerektiğini, davalı ...’in borca batık duruma geldiği sırada tüm ticari değerlerini diğer davalılara devrettiğini, devir karşılığında komisyon almayı «garantilediğini» ileri sürerek ... unvanlı davalıların Denizli 2.
Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri ile davacı arasında hukuki ilişki bulunmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen devir «protokolünün» imzasız olduğunu, bir devirden söz edilemeyeceğini, müvekkilleri ile diğer davalı ve takip borçlusu arasında maddi ve hukuki bağın bulunmadığını, ortakların akrabalık bağı da bulunmayan farklı kişilerden oluştuğunu, devrin 2016 yılının ekim ayında yapıldığı iddia edildiği halde takip dayanağı senedin 18.01.2017 tarihinde düzenlendiğini, iddia edilen borcun iddia edilen devirden sonra doğduğunu, sonradan doğmuş bir alacak için önceden «muvazaalı» işlem yapıldığından bahsedilemeyeceğini, batan bir şirketin işçilerinin ve müşterilerinin hayatın olağan akışı gereği sektördeki rakip firmalara dağılabileceğini, diğer davalının iş yerinin 01.01.2017 tarihli «kira sözleşmesi» ile kiralandığını, zaten batan diğer davalının müvekkillerine bir «malvarlığı» aktardığından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Şirketi'nin bir kısım «müşteri portföyü» ile «cari hesap» çalışması yapmasının, ekonomik bütünlüğün devamı ve devri olarak değerlendirilemeyeceği, davalı ...
Benzer bu karardaDepoculuk), ....'ye (...) «husumet» yönelterek müvekkilinin davalılardan...’den alacağı varken süre istenince...'in 1.285.000,00 TL tutarındaki senedi düzenlediğini, bu da ödenmeyince davacının .... aleyhine icra takibi başlattığını, ....’nin... şirketine «müşteri portföyünü», çalışanlarını vb devrettiğini, bu hususta hazırlanan devir sözleşmesinin... vekilince 01.10.2016 tarihinde e-maille borçlunun yetkilisine gönderildiğini, sözleşme gereği şubelere ait mal, malzeme, araç, telefon, demirbaş, işçiler, müşteri portföyü vs.nin devre konu edildiğini, ancak devir «muvazaalı» olduğundan gizli tutulduğunu, muvazaalı değerlendirilebileceği belirtilip önlemlerin sıralandığını, borçlunun yüksek miktardaki borcunu ödemeden «malvarlığını»... şirketine devrettiğini, ...’ın borçlunun müşteri portföyünden gelir sağladığını, borçluya ise «komisyon» verileceğinin sözleşmeden anlaşıldığını, çeşitli «hacizlerde» elde edilen bilgilerden iş yeri devrinin görüldüğünü, 01.01.2017 başlangıç tarihli adi «kira sözleşmesi» ile faaliyete başladığını iddia eden...’ın henüz iş yeri açma ruhsatı ve vergi «kaydı» alamadığını, haciz sırasında yoklama fişi «ibraz» ettiğini, ...’e ait kargo poşetlerinin... çalışanlarınca araçlara istiflendiğini, ... adına ajandalarda...’le aynı telefonlara yer verildiğini, ...’e ait kartvizitlerin bulunduğunu, eski müşteriden temin edilen kartvizit üzerinde... logosu bulunduğu halde kartvizitin... yetkilisi adına bastırıldığını, ... tırlarının yükleme yaptığını, İzmir'deki aynı adreste aynı anda hem borçlu...’in hem de...’ın faaliyet gösterdiğini, ... çalışanlarının...’da çalışmaya başladığını, telefonların da... adına kayıtlı iken... tarafından kullanıldığını, ... çalışanlarının maaşlarının... tarafından ödendiğini, ...’e ait akaryakıt makbuzu üzerinde...’a yansıtılacak notuna yer verildiğini, tutanak başlıklı belgelerde borçlu...’e ait araçların, yedek parçalarının, sigorta evraklarının, lastiklerinin, yedek anahtarlarının vs. ...’a devrine dair listeler bulunduğunu, yazışmalarda personel çıkış işlemi gerçekleştirileceğinin, muvazaalı işleme sebebiyet vermemek için çıkış ve... tarafından giriş tarihlerinin ne olması gerektiğinin sorulduğunu, e-maillerde demirbaş ve bilgisayarların devrine dair listelerin gönderildiğini, ... araçlarının...’a devredildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 202 nci maddesi uyarınca iş yeri devrinin gerçekleştiğini, davalılar arasında ekonomik bütünlük bulunduğunu, davalıların tamamının icra dosyasındaki borçtan sorumlu tutulması gerektiğini, davalı...’in borca batık duruma geldiği sırada tüm ticari değerlerini diğer davalılara devrettiğini, devir karşılığında komisyon almayı «garantilediğini» ileri sürerek ... unvanlı davalıların Denizli 2.
Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri ile davacı arasında hukuki ilişki bulunmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen devir «protokolünün» imzasız olduğunu, bir devirden söz edilemeyeceğini, müvekkilleri ile diğer davalı ve takip borçlusu arasında maddi ve hukuki bağın bulunmadığını, ortakların akrabalık bağı da bulunmayan farklı kişilerden oluştuğunu, devrin 2016 yılının ekim ayında yapıldığı iddia edildiği halde takip dayanağı senedin 18.01.2017 tarihinde düzenlendiğini, iddia edilen borcun iddia edilen devirden sonra doğduğunu, sonradan doğmuş bir alacak için önceden «muvazaalı» işlem yapıldığından bahsedilemeyeceğini, batan bir şirketin işçilerinin ve müşterilerinin hayatın olağan akışı gereği sektördeki rakip firmalara dağılabileceğini, diğer davalının iş yerinin 01.01.2017 tarihli «kira sözleşmesi» ile kiralandığını, zaten batan diğer davalının müvekkillerine bir «malvarlığı» aktardığından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Şti.) vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... ile müvekkilinin ortaklık yapılarının ve merkezlerinin farklı olduğunu, ...’in sicilde «kaydını» sildirmemesi ile bir süre aynı adreste faaliyet gösterildiğinin göründüğünü, bu durumun gerçeği yansıtmadığını, şu an şube adresinde üçüncü bir firmanın bulunduğunu, bir firmadan ayrılan çalışanların aynı iş kolundaki başka firmalarda çalışabileceğini, salt iş yeri, personel «müşteri portföyü» devrinin «işletme devri» olarak kabul edilemeyeceğini, aktif ve pasifin birlikte devrinin arandığını, özmal araçların, demirbaşın, faal şubelerin, kira akitlerinin, «cironun», aktiflerin, cari hareket dökümlerinin, ağın, kargo takip sisteminin devredilmediğini, üst düzey çalışanların ve kalifiye elemanlarının müvekkiline geçmediğini, kalifiye olmayan bir kısım çalışanların dağınık tarih aralıklarında müvekkilinde çalışmaya başladığını, müşterilerin çalışma «taahhüdüne» dair bir akit sunulmadığını, ...’in 781 müşterisinden sadece 96 adedinin kesintili ve dağınık çerçevede müvekkilinde çalışmaya başladığını, bir kısım e-posta yazışmaları ile kartvizitler sunulmuşsa da bu belgelerin kaynaklarının tespit edilemediğini, sahte olup olmadıklarının açıklığa kavuşmadığını, ... ile davacının «muvazaalı» işlem yapıp «bono» düzenlediğini, 2016 yılının Ekim ayında...’in faaliyetinin sona erdiği ileri sürülürken 18.01.2017 tanzim, 25.01.2017 ödeme tarihli bono tanziminde davacının iyi niyetinden söz edilemeyeceğini, hiçbir «basiretli tacirin» cezai müeyyideyi bırakıp «çek» yerine bono tercih etmeyeceğini, ...’in bir kısım belgeleri, e-postaları davacıya servis ettiğini, ... yetkilisinin bir kısım mail yazışmalarını masasında bulundurmasının inandırıcı olmadığını, icra takibinde... yetkilisinin de borçlu gösterildiğini, bir kısım pasif taşınmazları bulunduğu halde davacının tapu «iptal davası» açmadığını, ...’in «ihtiyati hacizde teminatın» iadesine muvaffakat ettiğini, işletmenin devrine dair bir sözleşme bulunmadığını, sicilde kayıtlı merkez adresleri ile ortakların farklı olduğunu, Mahkemece, ortak adres olduğu kabul edilen şube haricinde...’in birçok şubesinin bulunduğunu, müvekkilinin bu şubeleri devralmadığı ve hatta o yerlerde faaliyet göstermediği gerçeği karşısında işletmenin bütün olarak devrinden söz edilemeyeceğini, ...’in uzman ve önemli pozisyonda «görevli» personelinin dava dışı şirketlerde çalışmaya başladığının haricen yapılan araştırmada belirlendiğini, bir işçinin «işçilik alacakları» için açtığı davanın... yönünden kabul, müvekkili yönünden reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, «delil başlangıcı» dahilinde tanıklarının dinlenmediğini, «isticvap» ile e-mail yazışmaları hakkında açıklama yaptırılması gerektiğini, müvekkilinin, ...’in müşteri portföyüne ihtiyacı olmadığını, %87 oranındaki müşteri portföyünün …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati haciz teminatı · işçilik alacakları · isticvap · istinaf sebebi · delil başlangıcı · re'sen gözetilme · ticari defter kayıtları · kötüniyet tazminatı
Benzer bu karardaŞti.) vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... ile müvekkilinin ortaklık yapılarının ve merkezlerinin farklı olduğunu, ...’in sicilde «kaydını» sildirmemesi ile bir süre aynı adreste faaliyet gösterildiğinin göründüğünü, bu durumun gerçeği yansıtmadığını, şu an şube adresinde üçüncü bir firmanın bulunduğunu, bir firmadan ayrılan çalışanların aynı iş kolundaki başka firmalarda çalışabileceğini, salt iş yeri, personel «müşteri portföyü» devrinin «işletme devri» olarak kabul edilemeyeceğini, aktif ve pasifin birlikte devrinin arandığını, özmal araçların, demirbaşın, faal şubelerin, kira akitlerinin, «cironun», aktiflerin, cari hareket dökümlerinin, ağın, kargo takip sisteminin devredilmediğini, üst düzey çalışanların ve kalifiye elemanlarının müvekkiline geçmediğini, kalifiye olmayan bir kısım çalışanların dağınık tarih aralıklarında müvekkilinde çalışmaya başladığını, müşterilerin çalışma «taahhüdüne» dair bir akit sunulmadığını, ...’in 781 müşterisinden sadece 96 adedinin kesintili ve dağınık çerçevede müvekkilinde çalışmaya başladığını, bir kısım e-posta yazışmaları ile kartvizitler sunulmuşsa da bu belgelerin kaynaklarının tespit edilemediğini, sahte olup olmadıklarının açıklığa kavuşmadığını, ... ile davacının «muvazaalı» işlem yapıp «bono» düzenlediğini, 2016 yılının Ekim ayında...’in faaliyetinin sona erdiği ileri sürülürken 18.01.2017 tanzim, 25.01.2017 ödeme tarihli bono tanziminde davacının iyi niyetinden söz edilemeyeceğini, hiçbir «basiretli tacirin» cezai müeyyideyi bırakıp «çek» yerine bono tercih etmeyeceğini, ...’in bir kısım belgeleri, e-postaları davacıya servis ettiğini, ... yetkilisinin bir kısım mail yazışmalarını masasında bulundurmasının inandırıcı olmadığını, icra takibinde... yetkilisinin de borçlu gösterildiğini, bir kısım pasif taşınmazları bulunduğu halde davacının tapu «iptal davası» açmadığını, ...’in «ihtiyati hacizde teminatın» iadesine muvaffakat ettiğini, işletmenin devrine dair bir sözleşme bulunmadığını, sicilde kayıtlı merkez adresleri ile ortakların farklı olduğunu, Mahkemece, ortak adres olduğu kabul edilen şube haricinde...’in birçok şubesinin bulunduğunu, müvekkilinin bu şubeleri devralmadığı ve hatta o yerlerde faaliyet göstermediği gerçeği karşısında işletmenin bütün olarak devrinden söz edilemeyeceğini, ...’in uzman ve önemli pozisyonda «görevli» personelinin dava dışı şirketlerde çalışmaya başladığının haricen yapılan araştırmada belirlendiğini, bir işçinin «işçilik alacakları» için açtığı davanın... yönünden kabul, müvekkili yönünden reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, «delil başlangıcı» dahilinde tanıklarının dinlenmediğini, «isticvap» ile e-mail yazışmaları hakkında açıklama yaptırılması gerektiğini, müvekkilinin, ...’in müşteri portföyüne ihtiyacı olmadığını, %87 oranındaki müşteri portföyünün …
İcra Müdürlüğünün 2017/1057 E. sayılı dosyasına konu 1.285.000,00 TL «asıl alacak», 4.805,55 TL «işlemiş faiz», 527,70 TL «ihtiyati haciz» vekalet olmak üzere toplam 1.290.333,25 TL alacaktan müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti ile asıl alacağa takip tarihinden «avans faizi» uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, koşulları oluşmadığından «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
… ki dosyaya sunulu e-mail yazışmalarında da personellerden verimli bulunan ve çalışmak isteyenlerin hizmet akitlerinin devam edebileceğinin bildirildiği, davalıların «ticari defterlerinde kayıtlı» müşteriler hesapları ve dosya içinde bulunan...’in «müşteri portföyü» incelendiğinde 2016 yılı Kasım ayından itibaren başlamak üzere, ... müşterilerinin tamamına yakını ile davalı şirketin «cari hesap» çalışmasının başladığı, ...’in müşterilerine yönelik yapılan mal satışları ve buna ait tahsilatların yine davalı...
Depoculuk yönünden davanın esastan reddi gerekirken usulden reddedilmesi yerinde olmadığından davalı şirket vekilinin bu husustaki «istinaf sebebinin» oy çokluğuyla yerinde görüldüğü, davalı...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5148 E. 2017/7084 K.
Ortak:tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · malvarlığına ilişkin dava · hakkın kötüye kullanılması · müteselsil sorumluluk · oy yasağı · tüzel kişilik · Alacak
İncelediğiniz kararda… , kural olarak borç ilişkinin dışında bir başka gerçek ya da tüzel kişiye karşı borç ilişkisinden doğan alacak hakkı ileri sürülemeyeceği, ticaret şirketlerinde ise «sınırlı sorumluluk» ilkesinin ayrı ve bağımsız «malvarlığı» oluşumunu yarattığı, ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» teorisinin geliştirildiği ve tüzel kişiliğin arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakların ve üçüncü kişilerin sorumlu tutulması imkanı getirildiği, teorinin amacının «hakkaniyet» gerektirdiği zaman tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılmasının önlenmesi olduğu, yasal dayanağının ise «dürüstlük kuralı» ve «hakkın kötüye kullanılması» «yasağını» düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi olduğu, tüzel kişiliğin varlığı asıl olup borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik b …
İcra Müdürlüğünün 2017/1057 E. sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, ....’nin ... şirketine «müşteri portföyünü», çalışanlarını vb devrettiğini, bu hususta hazırlanan devir sözleşmesinin ... vekilince 01.10.2016 tarihinde e-maille borçlunun yetkilisine gönderildiğini, sözleşme gereği şubelere ait mal, malzeme, araç, telefon, demirbaş, işçiler, müşteri portföyü vs.nin devre konu edildiğini, ancak devir «muvazaalı» olduğundan gizli tutulduğunu, muvazaalı değerlendirilebileceği belirtilip önlemlerin sıralandığını, borçlunun yüksek miktardaki borcunu ödemeden «malvarlığını» ... şirketine devrettiğini, ...’ın borçlunun müşteri portföyünden gelir sağladığını, borçluya ise «komisyon» verileceğinin sözleşmeden anlaşıldığını, çeşitli «hacizlerde» elde edilen bilgilerden iş yeri devrinin görüldüğünü, 01.01.2017 başlangıç tarihli adi «kira sözleşmesi» ile faaliyete başladığını iddia eden ...’ın henüz iş yeri açma ruhsatı ve vergi «kaydı» alamadığını, haciz sırasında yoklama fişi «ibraz» ettiğini, ...’e ait kargo poşetlerinin ... çalışanlarınca araçlara istiflendiğini, ... adına ajandalarda ...’le aynı telefonlara yer verildiğini, ...’e ait kartvizitlerin bulunduğunu, eski müşteriden temin edilen kartvizit üzerinde ... logosu bulunduğu halde kartvizitin ... yetkilisi adına bastırıldığını, ... tırlarının yükleme yaptığını, İzmir'deki aynı adreste aynı anda hem borçlu ...’in hem de ...’ın faaliyet gösterdiğini, ... çalışanlarının ...’da çalışmaya başladığını, telefonların da ... adına kayıtlı iken ... tarafından kullanıldığını, ... çalışanlarının maaşlarının ... tarafından ödendiğini, ...’e ait akaryakıt makbuzu üzerinde ...’a yansıtılacak notuna yer verildiğini, tutanak başlıklı belgelerde borçlu ...’e ait araçların, yedek parçalarının, sigorta evraklarının, lastiklerinin, yedek anahtarlarının vs. ...’a devrine dair listeler bulunduğunu, yazışmalarda personel çıkış işlemi gerçekleştirileceğinin, muvazaalı işleme sebebiyet vermemek için çıkış ve ... tarafından giriş tarihlerinin ne olması gerektiğinin sorulduğunu, e-maillerde demirbaş ve bilgisayarların devrine dair listelerin gönderildiğini, ... araçlarının ...’a devredildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 202 nci maddesi uyarınca iş yeri devrinin gerçekleştiğini, davalılar arasında ekonomik bütünlük bulunduğunu, davalıların tamamının icra dosyasındaki borçtan sorumlu tutulması gerektiğini, davalı ...’in borca batık duruma geldiği sırada tüm ticari değerlerini diğer davalılara devrettiğini, devir karşılığında komisyon almayı «garantilediğini» ileri sürerek ... unvanlı davalıların Denizli 2.
İcra Müdürlüğünün 2017/1057 E. sayılı dosyasından diğer davalı borçlu ile birlikte müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespitini, alacaklarının tahsilini, %20 oranında «kötü niyet tazminatının» davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin tamamında ortak ve yetkili müdürün davalı ... olduğu, davalı şirketlerin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip olmakla birlikte aynı gerçek kişinin pay sahibi olduğu diğer şirketler bakımından da perdenin aralanması teorisinin uygulanması mümkün görüldüğü, böylece ayrılık ilkesinin arkasına sığınarak hukuk düzenince korunmayan «hakkın kötüye kullanımı» «yasağını» ihlal eden davranışın sorumluluk müeyyidesine bağlanabileceği, davalı ... yönünden ise, dava konusunun «tüzel kişiliklerinin perdesinin kaldırılması» ve borçtan «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti olması gözetildiğinde, ayrıca TTK'nın sermaye şirketlerine dair hükümleri ve gerçek kişilerin buna nazaran durumu dikkate alındığında gerçek kişi davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulüne, bu tüzel kişiler arasındaki perdenin kaldırılmasına, davaya konu borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını tespitine, bu kapsamda davalı şirketler yönünden davanın toplam 70.771,03 TL üzerinden kabulüne, bu tutara dava tarihinden itibaren «ticari faiz» uygulanmak suretiyle belirtilen 4 davalıdan tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
… ildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket «tüzel kişiliği» ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin «malvarlığının» birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının «hakkın kötüye kullanılması» mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hal …
Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı «tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak» tüm davalıların «çek» bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari faiz · çek
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin tamamında ortak ve yetkili müdürün davalı ... olduğu, davalı şirketlerin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip olmakla birlikte aynı gerçek kişinin pay sahibi olduğu diğer şirketler bakımından da perdenin aralanması teorisinin uygulanması mümkün görüldüğü, böylece ayrılık ilkesinin arkasına sığınarak hukuk düzenince korunmayan «hakkın kötüye kullanımı» «yasağını» ihlal eden davranışın sorumluluk müeyyidesine bağlanabileceği, davalı ... yönünden ise, dava konusunun «tüzel kişiliklerinin perdesinin kaldırılması» ve borçtan «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti olması gözetildiğinde, ayrıca TTK'nın sermaye şirketlerine dair hükümleri ve gerçek kişilerin buna nazaran durumu dikkate alındığında gerçek kişi davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulüne, bu tüzel kişiler arasındaki perdenin kaldırılmasına, davaya konu borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını tespitine, bu kapsamda davalı şirketler yönünden davanın toplam 70.771,03 TL üzerinden kabulüne, bu tutara dava tarihinden itibaren «ticari faiz» uygulanmak suretiyle belirtilen 4 davalıdan tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı «tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak» tüm davalıların «çek» bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3403 E. 2011/15077 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · görevsizlik kararı · haksız rekabet · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda… ine gönderilmesine karar verilmişse de, karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uyarınca kendisini vekille «temsil» ettiren davalı taraf yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, bu hususta olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamaya gerektirmediğinden, HUMK …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın talebinin «haksız rekabetten» kaynaklanan maddi ve manevi tazminata ilişkin olduğu ve uyuşmazlığa 556 sayılı KHK hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçe gösterilerek mahkemenin «görevsizliğine» ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından sadece «vekalet ücreti» bakımından temyiz edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/3218 E. , 2024/7757 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1875 Esas, 2024/11 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/343 E., 2020/99 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar ... Kargo Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. (...), ... Depoculuk İnsan Kaynakları Oto. Taş. Akar. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. (... Depoculuk), ....'ye (...) husumet yönelterek müvekkilinin davalılardan ...’den alacağı varken ödeme yapmak üzere ...'in süre talebi kabul edildikten ve bu sürede de borç ödenmedikten sonra ...'in 1.285.000,00 TL tutarındaki senedi düzenlediğini, bu da ödenmeyince davacının .... Aleyhine Denizli 2. İcra Müdürlüğünün 2017/1057 E. sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, ....’nin ... şirketine müşteri portföyünü, çalışanlarını vb devrettiğini, bu hususta hazırlanan devir sözleşmesinin ... vekilince 01.10.2016 tarihinde e-maille borçlunun yetkilisine gönderildiğini, sözleşme gereği şubelere ait mal, malzeme, araç, telefon, demirbaş, işçiler, müşteri portföyü vs.nin devre konu edildiğini, ancak devir muvazaalı olduğundan gizli tutulduğunu, muvazaalı değerlendirilebileceği belirtilip önlemlerin sıralandığını, borçlunun yüksek miktardaki borcunu ödemeden malvarlığını ...
şirketine devrettiğini, ...’ın borçlunun müşteri portföyünden gelir sağladığını, borçluya ise komisyon verileceğinin sözleşmeden anlaşıldığını, çeşitli hacizlerde elde edilen bilgilerden iş yeri devrinin görüldüğünü, 01.01.2017 başlangıç tarihli adi kira sözleşmesi ile faaliyete başladığını iddia eden ...’ın henüz iş yeri açma ruhsatı ve vergi kaydı alamadığını, haciz sırasında yoklama fişi ibraz ettiğini, ...’e ait kargo poşetlerinin ... çalışanlarınca araçlara istiflendiğini, ... adına ajandalarda ...’le aynı telefonlara yer verildiğini, ...’e ait kartvizitlerin bulunduğunu, eski müşteriden temin edilen kartvizit üzerinde ... logosu bulunduğu halde kartvizitin ... yetkilisi adına bastırıldığını, ...
tırlarının yükleme yaptığını, İzmir'deki aynı adreste aynı anda hem borçlu ...’in hem de ...’ın faaliyet gösterdiğini, ... çalışanlarının ...’da çalışmaya başladığını, telefonların da ... adına kayıtlı iken ... tarafından kullanıldığını, ... çalışanlarının maaşlarının ... tarafından ödendiğini, ...’e ait akaryakıt makbuzu üzerinde ...’a yansıtılacak notuna yer verildiğini, tutanak başlıklı belgelerde borçlu ...’e ait araçların, yedek parçalarının, sigorta evraklarının, lastiklerinin, yedek anahtarlarının vs. ...’a devrine dair listeler bulunduğunu, yazışmalarda personel çıkış işlemi gerçekleştirileceğinin, muvazaalı işleme sebebiyet vermemek için çıkış ve ... tarafından giriş tarihlerinin ne olması gerektiğinin sorulduğunu, e-maillerde demirbaş ve bilgisayarların devrine dair listelerin gönderildiğini, ...
araçlarının ...’a devredildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 202 nci maddesi uyarınca iş yeri devrinin gerçekleştiğini, davalılar arasında ekonomik bütünlük bulunduğunu, davalıların tamamının icra dosyasındaki borçtan sorumlu tutulması gerektiğini, davalı ...’in borca batık duruma geldiği sırada tüm ticari değerlerini diğer davalılara devrettiğini, devir karşılığında komisyon almayı garantilediğini ileri sürerek ... unvanlı davalıların Denizli 2. İcra Müdürlüğünün 2017/1057 E. sayılı dosyasından diğer davalı borçlu ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitini, alacaklarının tahsilini, %20 oranında kötü niyet tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... Kargo Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... Depoculuk İnsan Kaynakları Oto. Taş. Akar. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri ile davacı arasında hukuki ilişki bulunmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen devir protokolünün imzasız olduğunu, bir devirden söz edilemeyeceğini, müvekkilleri ile diğer davalı ve takip borçlusu arasında maddi ve hukuki bağın bulunmadığını, ortakların akrabalık bağı da bulunmayan farklı kişilerden oluştuğunu, devrin 2016 yılının ekim ayında yapıldığı iddia edildiği halde takip dayanağı senedin 18.01.2017 tarihinde düzenlendiğini, iddia edilen borcun iddia edilen devirden sonra doğduğunu, sonradan doğmuş bir alacak için önceden muvazaalı işlem yapıldığından bahsedilemeyeceğini, batan bir şirketin işçilerinin ve müşterilerinin hayatın olağan akışı gereği sektördeki rakip firmalara dağılabileceğini, diğer davalının iş yerinin 01.01.2017 tarihli kira sözleşmesi ile kiralandığını, zaten batan diğer davalının müvekkillerine bir malvarlığı aktardığından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 25 yıllık birikimle ve emekle edindiği müşteri listesi ve mal varlığının ... Grup’a verildiğini, ... Grup’un ödeme sözü verdiği 3.000.000,00 TL’den sadece 150.000,00 TL’sinin ödendiğini, geri kalan miktarı bloke ettiğini, bu hususun tümden şirket devri olup olmadığının Mahkemenin taktirinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, temel hukuk kurallarının en önemlilerinden bir tanesinin alacak haklarının nisbiliği ilkesi olup alacak hakkının ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebileceği, kural olarak borç ilişkinin dışında bir başka gerçek ya da tüzel kişiye karşı borç ilişkisinden doğan alacak hakkı ileri sürülemeyeceği, ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesinin ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunu yarattığı, ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin geliştirildiği ve tüzel kişiliğin arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakların ve üçüncü kişilerin sorumlu tutulması imkanı getirildiği, teorinin amacının hakkaniyet gerektirdiği zaman tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılmasının önlenmesi olduğu, yasal dayanağının ise dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi olduğu, tüzel kişiliğin varlığı asıl olup borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik bulunmakta iken şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı bu borçtan dolayı yönelinemeyeceği, ancak tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle gerçek ya da tüzel kişi ortakların ve üçüncü kişilerin sorumluluğu cihetine gidilebileceği, başka bir anlatımla perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üçüncü kişilerin, üçüncü kişilerin borcundan tüzel kişinin özdeş kılınarak sorumlu tutulmasının mümkün olabileceği;
somut olayda, dosya kapsamı ve içerisindeki bilirkişi raporunun incelenmesinden, davalı ... Depoculuk Şirketi ile ... Şirketi'nin faaliyet konuları da dikkate alındığında, ... Şirketi'nin bir kısım müşteri portföyü ile cari hesap çalışması yapmasının, ekonomik bütünlüğün devamı ve devri olarak değerlendirilemeyeceği, davalı ... Depoculuk Şirketi'nin tüzel kişiliğinin diğer davalı şirketlerden ayrı olduğu, davalı ... Depoculuk Şirketi ile ... Şirketi ve ... Kurye Hizmetleri San. Tic. A.Ş. (Eski ünvanı: ... Kargo Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.) arasında organik bağ bulunmadığı gibi davacı tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 202 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 11 inci maddesine uygun olarak işletme devrine dair bir sözleşme sunulmadığı, davacının bu yöne ilişkin iddialarını da ispatlayamadığı, uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda davacının davalılara açtığı davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava alacak istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümde "davacının davalılar .... ile ... Kargo Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine açtığı davanın kabulü ile, Denizli 2. İcra Müdürlüğünün 2017/1057 E. sayılı dosyasına konu 1.285.000,00 TL asıl alacak, 4.805,55 TL işlemiş faiz, 527,70 TL ihtiyati haciz vekalet olmak üzere toplam 1.290.333,25 TL alacaktan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile asıl alacağa takip tarihinden avans faizi uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline" dair verilen karar davalılardan .... tarafından istinaf edilmemiş; Bölge Adliye Mahkemesince de aynı hüküm muhafaza edilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen ilk kararın da davacı vekili ve davalılardan ... Kargo Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.05.2023 tarih ve 2022/620 E., 2023/3244 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle birlikte, davanın ... Kurye Hizmetleri San. Tic. A.Ş. (Eski unvanı: ... Kargo Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.) yönünden de reddi gerekirken yazılı şekilde ....'nin borcundan ... Kurye Hizmetleri San. Tic. A.Ş.'nin sorumlu tutulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bu defa bozma ilamına uyulmakla birlikte davanın tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
Hal böyle olmakla birlikte, İlk Derece Mahkemesince davalılardan .... aleyhinde kurulan tahsil hükmünün bu davalı tarafından istinaf dahi edilmemekle daha o aşamada kesinleştiği; akabinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen ilk kararın da bu tahsil hükmünü muhafaza etmemesine rağmen anılan davalı tarafından temyiz dahi edilmemiş olduğu gözetilerek, belirtilen davalı hakkında tahsil hükmü kurulması gerekirken davanın tüm davalılar yönünden reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
V.SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1094026600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz