6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İstirdat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5285 E. 2024/7478 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulden red ifa yeri teslim tarihi meşru hamil protesto makul süre güven kurumu lehdar ciranta sözleşmeden doğan dava kanun yolu maktu vekalet ücreti ciro muacceliyet genel kredi sözleşmesi ifa hamil bono vade istirdat usulden reddi ihtar hukuki yarar yargılama gideri esastan ret ek tasfiye kredi sözleşmesi taahhütname ihtarname menfi tespit dava sebebi yükleten (shipper) vekalet ücreti ibraz temsil teslim istinaf yoluna başvurulabilirlik i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 117 · HMK — HMK 114 · TTK — TTK 18

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2021/427 E., 2022/66 K.

Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın İkitelli Şubesi ile 02.10.2014 tarihinde genel kredi sözleşmesi akdetmiş olduğunu, bu genel kredi sözleşmesinden doğan borçların 29.02.2016 tamamen tasfiye edilmiş olduğunu, taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisi kalmamış olduğunu, bu durumun davalı yanın da kabulünde olduğunu, şirketin lehdar gözüktüğü 2.500.000,00-TL meblağlı bir bono tanzim edip şirket adına cirolayıp bankaya vermesini şart koşmuş olduğunu, böyle bir bono tanzim edilmeden de kredinin onaylanmayacağını açıkça ifade etmiş olduğunu, bunun üzerine dava dışı ... ...'ın davalı banka aleyhine gerçek ve güncel borç tutarı olan 67.538,93-TL'nin senet tutarından mahsubu sonucunda kalan 2.433.566,36-TL borçlu olmadığının tespiti yönünde dava açmış olduğunu, yargılamayı yapan İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1241 - 976 sayılı ve 24.11.2016 tarihli kararı ile davanın kabulüne, " ...'ın davalı bankaya 2.432.461,07-TL borçlu olmadığının tespitine" karar vermiş olduğunu, kararın çeşitli kanun yolu aşamalarından geçerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4976 - 2545 E.K.ve 17.03.2021 tarihli kararı ile onanmış ve kesinleşmiş olduğunu, davalı bankanın 17.05.2021 tarihli dilekçesinde bonoyu ... Hırdavat Plastik Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.'ne teslim etmek üzere mahkemeden istediklerini beyan etmiş olduğunu, mahkemenin 01.06.2021 tarihli kararı ile dava konusu bono ve protesto evrakının davalı bankaya teslimine karar vermiş olduğunu, karara istinaden davalı banka vekilinin 03.06.2021 tarihinde bono ve protesto evrakı aslını tutanak ile teslim almış olduğunu belirterek, davanın kabulüne, dava konusu bono ve protesto evrakı aslının davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, ortada davaya konu ihtilaflı bir durum yok iken sadece davalı banka aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi için huzurdaki davanın açılmış olduğunu, hiçbir aşamada gerek kredi borçlusu gerekse kefilinden fazladan hiçbir talepte bulunmamış olduğunu, senet rakamından değil gerçek alacağı olan ihtar rakamı üzerinden takip başlattığını, borçlular üzerinde herhangi bir icra tehdidi ve baskısı oluşturmamış olduğunu, dava dışı ... ...'ın açmış olduğu menfi tespit davasında –ortada gerçek alacak ile ilgili bir ihtilaf bulunmamasına rağmen- hukuken senedin iptalini talep ettiğini, aslında olmayan bir sorunun yaratıldığını, hukuken senedi ciro ederek bankaya teslim etmiş olan "... Hırdavat" olduğundan senedin ... ...’a tesliminin mümkün olmadığını, senedin tesliminin zaten dava devam ederken istenmiş olduğunu, menfi tespit davasında haklı savunmalarına itibar edilmemiş olduğunu, davacı tarafından kredi borçları için ödenen tutarın kat be kat üzerinde yargılama gideri ve vekalet ücretine sebebiyet verecek şekilde dava dışı ... ...’ın 2.432.461,07-TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olduğunu, davacı vekilinin bu karardan sonra, senedin ... ...’a iadesini talep ettiğini, davalı bankanın senet üzerindeki ... Bank A.Ş cirosunun iptal edilerek, vekaletname ibraz edilmek şartı ile senedin ... Bank A.Ş’den bir önceki ciranta "... Hırdavat"a iadesinin mümkün olduğunu davacının vekiline açıkça ifade edilmiş olduğunu, bankanın İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1241 esas sayılı dosyasına müracaat etmiş olduğunu, bu arada dava dışı ... ... vekilinin senedin kendisine iade edilmesi yönünde mahkemeden talepte bulunmuş olduğunu, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1241 esas sayılı dosyasında senedin yasal ve meşru hamil durumundaki ... Bank A.Ş’ye iadesine karar vermiş olduğunu, davacı ... ...’ın senedin iadesi yönündeki talebini reddetmiş olduğunu, davacı vekilinin defalarca iade yönünde aranmış olduğunun arama kayıtları ile sabit olduğunu, menfi tespit davasında kendilerine iade edilmeyen senet aslını önceden değil bizzat bu aşamada davalı bankadan ne şekilde iadesini isteyip de alamadığını, ne zaman şubeye başvuruda bulunduğunu ya da 2016 da çektiği usulüne uymayan ihtarnameden sonra "... Hırdavat" adına hangi ihtarname ile talep ettiğini bizzat ispatlamakla mükellef olduğunu, dava konusu senet müvekkil banka tarafından cevap dilekçesi ekinde ibraz edilmekte olduğunu, senet aslının davacıya teslim edilmek üzere mahkeme kasasına alınmasını, senedin iade edilmiş olması sebebi ile konusuz kalan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı bankanın bono ve protesto evrakının davacı şirkete iade edebilmesi için davacı şirket temsilcisi ... ...'ın en azından bir ifa şekli, bir ifa zamanı ve bir ifa yeri ile ilgili ihtarının gerektiği, ifa zamanı belli olmayan bir borç için vadenin söz konusu olmadığını, davacının üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davanın esası hakkında yargılama yapılmamış olması, davanın red nedenin esasa dayalı bulunmaması, davanın davacıdan kaynaklanan nedenlerle ifa zamanının dahi henüz gelmeden erken açılmış bir dava niteliğinin bulunması, davanın usulden red olunmasını gerektirmesi karşısında davalı lehine ancak maktu vekalet ücretine hükmedilebileceği, davacı aleyhine ve ancak davalı lehine sadece maktu vekalet ücreti hükmedilmesi kanun koyucunun amacına da uygun olacağı anlaşılmakla davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir güven kurumu olan bankanın taahhüdünü yerine getirmediğini, bonoyu teslim aldığı 03.06.2021 tarihinden itibaren 16.06.2021 tarihine kadar davacıya teslim etmediğini, karara hakim olan "bono önce talep edilmeli, teslim edilmediyse dava yoluna gidilmeliydi" görüşünün temelsiz olduğu, mahkemenin bahsettiği talebin sonucu olarak davadan önce zaten gerçekleşmiş, bankanın "bonoyu ... 'e teslim edeceğim" ifadesini kullandığını, bir güven kurumu olan bankanın bu sözü / taahhüdü verdikten sonra kendisine tekraren "bonoyu teslim edin" demenin gereksiz ve faydasız olduğunu, bankanın bonoyu teslim aldıktan sonra makul bir süre içerisinde bonoyu teslim etmesi gerektiğini, en azından teslimi için gerekli işlemleri başlatması gerektiğini, bankanın bu hususları yerine getirmediği, ... 'e iade etmesi gereken ve esasen edeceğini beyan ettiği bonoyu uhdesinde tutmaya devam ettiğini, dolayısıyla tüm bu süreç neticesinde mahkemenin "davacı dava açmadan önce talepte bulunmalıydı" şeklinde kabulünün dosya içeriği ile uyumsuz olduğunu, yerel mahkemenin HMK 114 maddesi hükmünde sınırlı sayıda kaleme alınmış dava şartlarından hangisinin mevcut olmadığını açıkça ifade etmediğini, davanın erken açıldığını işaret ettiğini, bu durumda her ne kadar mahkemenin açıkça kaleme almamış ise de davanın "hukuki yarar yokluğundan" reddedildiğinin düşünüldüğünü, belirtilen sebepler neticesinde kararın kaldırılmasını ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dosya içeriğinden ve davacı beyanlarından bahsi geçen bononun 03.06.2021 tarihinde ... Bank A.Ş vekiline fiziken teslim edildiğinin anlaşıldığı, davalı ...Ş vekilinin bonoyu mahkemeden talep ettiği dilekçesinde "ilgili bonoda müvekkil banka son ciranta olduğundan bonodaki ciromuz iptal edildikten sonra müvekkil bankadan önceki ciranta olan ... Hırdavat Ltd. Şti firmasına söz konusu bono iade edilecektir. Bononun davacıya iadesi yönünde bir hüküm kurulmamış olduğu ve bononunda müvekkil şirket tarafından dosyaya sunulduğu dikkate alındığından bononun müvekkil şirkete iadesini talep ederiz." şeklinde beyanı bulunduğu, bahsi geçen yargılamada eldeki davanın davacısı ... Hırdavat Ltd. Şti'nin taraf olmadığını, eldeki dava açıldıktan sonra davalı tarafça davaya konu bono ve protesto evraklarının mahkeme kasasına teslim edildiğini, akabinde de davacı tarafça teslim alındığını, dava konusu bononun davalı vekiline teslim tarihinin 03.06.2021, eldeki davanın açıldığı tarihin ise 16.06.2021 olduğu, davalı tarafın, dava konusu bonoyu teslim almak istediğini bildiren dilekçesinde bono üzerindeki cirosunu iptal ettikten sonra kendinden önceki ciranta olan davacıya teslim edecekleri beyanında bulunduğu, bu beyanın davalı bankaya o davanın tarafları dışında olan davacıya ulaşıp senedi teslim borcu yükleyen bir işlem olmadığı, senedin alınmasıyla davanın açılması arasında geçen 13 günlük süreçte davacı tarafça dava konusu bononun kendilerine teslimini isteyen bir talebin davalı bankaya iletilmediği, davacının böyle bir iddiasının da olmadığı, iade borcunun ifa edilebileceği gün taraflar arasında kararlaştırılmadığı, bu duruma göre davalı tarafın dava açılmasına sebep olmadığı gibi ortada dava tarihi itibariyle muaccel bir borçtan da bahsedilemeyeceği, buna göre senedin taraflar arasında iadesi konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmakla istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki taleplerini tekrarla temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı nezdinde bulunan bono senedinin davacıya iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117nci maddesi

3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18inci maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İhtiyati haciz | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3761 E. 2012/5721 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati Haciz Talebi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16092 E. 2011/336 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14222 E. 2010/163 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/5285 E.  ,  2024/7478 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1340 Esas, 2023/505 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/427 E., 2022/66 K.

Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın İkitelli Şubesi ile 02.10.2014 tarihinde genel kredi sözleşmesi akdetmiş olduğunu, bu genel kredi sözleşmesinden doğan borçların 29.02.2016 tamamen tasfiye edilmiş olduğunu, taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisi kalmamış olduğunu, bu durumun davalı yanın da kabulünde olduğunu, şirketin lehdar gözüktüğü 2.500.000,00-TL meblağlı bir bono tanzim edip şirket adına cirolayıp bankaya vermesini şart koşmuş olduğunu, böyle bir bono tanzim edilmeden de kredinin onaylanmayacağını açıkça ifade etmiş olduğunu, bunun üzerine dava dışı ... ...'ın davalı banka aleyhine gerçek ve güncel borç tutarı olan 67.538,93-TL'nin senet tutarından mahsubu sonucunda kalan 2.433.566,36-TL borçlu olmadığının tespiti yönünde dava açmış olduğunu, yargılamayı yapan İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1241 - 976 sayılı ve 24.11.2016 tarihli kararı ile davanın kabulüne, " ...'ın davalı bankaya 2.432.461,07-TL borçlu olmadığının tespitine" karar vermiş olduğunu, kararın çeşitli kanun yolu aşamalarından geçerek Yargıtay 11.

Hukuk Dairesinin 2020/4976 - 2545 E.K.ve 17.03.2021 tarihli kararı ile onanmış ve kesinleşmiş olduğunu, davalı bankanın 17.05.2021 tarihli dilekçesinde bonoyu ... Hırdavat Plastik Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.'ne teslim etmek üzere mahkemeden istediklerini beyan etmiş olduğunu, mahkemenin 01.06.2021 tarihli kararı ile dava konusu bono ve protesto evrakının davalı bankaya teslimine karar vermiş olduğunu, karara istinaden davalı banka vekilinin 03.06.2021 tarihinde bono ve protesto evrakı aslını tutanak ile teslim almış olduğunu belirterek, davanın kabulüne, dava konusu bono ve protesto evrakı aslının davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, ortada davaya konu ihtilaflı bir durum yok iken sadece davalı banka aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi için huzurdaki davanın açılmış olduğunu, hiçbir aşamada gerek kredi borçlusu gerekse kefilinden fazladan hiçbir talepte bulunmamış olduğunu, senet rakamından değil gerçek alacağı olan ihtar rakamı üzerinden takip başlattığını, borçlular üzerinde herhangi bir icra tehdidi ve baskısı oluşturmamış olduğunu, dava dışı ... ...'ın açmış olduğu menfi tespit davasında –ortada gerçek alacak ile ilgili bir ihtilaf bulunmamasına rağmen- hukuken senedin iptalini talep ettiğini, aslında olmayan bir sorunun yaratıldığını, hukuken senedi ciro ederek bankaya teslim etmiş olan "...

Hırdavat" olduğundan senedin ... ...’a tesliminin mümkün olmadığını, senedin tesliminin zaten dava devam ederken istenmiş olduğunu, menfi tespit davasında haklı savunmalarına itibar edilmemiş olduğunu, davacı tarafından kredi borçları için ödenen tutarın kat be kat üzerinde yargılama gideri ve vekalet ücretine sebebiyet verecek şekilde dava dışı ... ...’ın 2.432.461,07-TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olduğunu, davacı vekilinin bu karardan sonra, senedin ... ...’a iadesini talep ettiğini, davalı bankanın senet üzerindeki ... Bank A.Ş cirosunun iptal edilerek, vekaletname ibraz edilmek şartı ile senedin ... Bank A.Ş’den bir önceki ciranta "... Hırdavat"a iadesinin mümkün olduğunu davacının vekiline açıkça ifade edilmiş olduğunu, bankanın İstanbul 5.

Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1241 esas sayılı dosyasına müracaat etmiş olduğunu, bu arada dava dışı ... ... vekilinin senedin kendisine iade edilmesi yönünde mahkemeden talepte bulunmuş olduğunu, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1241 esas sayılı dosyasında senedin yasal ve meşru hamil durumundaki ... Bank A.Ş’ye iadesine karar vermiş olduğunu, davacı ... ...’ın senedin iadesi yönündeki talebini reddetmiş olduğunu, davacı vekilinin defalarca iade yönünde aranmış olduğunun arama kayıtları ile sabit olduğunu, menfi tespit davasında kendilerine iade edilmeyen senet aslını önceden değil bizzat bu aşamada davalı bankadan ne şekilde iadesini isteyip de alamadığını, ne zaman şubeye başvuruda bulunduğunu ya da 2016 da çektiği usulüne uymayan ihtarnameden sonra "...

Hırdavat" adına hangi ihtarname ile talep ettiğini bizzat ispatlamakla mükellef olduğunu, dava konusu senet müvekkil banka tarafından cevap dilekçesi ekinde ibraz edilmekte olduğunu, senet aslının davacıya teslim edilmek üzere mahkeme kasasına alınmasını, senedin iade edilmiş olması sebebi ile konusuz kalan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı bankanın bono ve protesto evrakının davacı şirkete iade edebilmesi için davacı şirket temsilcisi ... ...'ın en azından bir ifa şekli, bir ifa zamanı ve bir ifa yeri ile ilgili ihtarının gerektiği, ifa zamanı belli olmayan bir borç için vadenin söz konusu olmadığını, davacının üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davanın esası hakkında yargılama yapılmamış olması, davanın red nedenin esasa dayalı bulunmaması, davanın davacıdan kaynaklanan nedenlerle ifa zamanının dahi henüz gelmeden erken açılmış bir dava niteliğinin bulunması, davanın usulden red olunmasını gerektirmesi karşısında davalı lehine ancak maktu vekalet ücretine hükmedilebileceği, davacı aleyhine ve ancak davalı lehine sadece maktu vekalet ücreti hükmedilmesi kanun koyucunun amacına da uygun olacağı anlaşılmakla davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir güven kurumu olan bankanın taahhüdünü yerine getirmediğini, bonoyu teslim aldığı 03.06.2021 tarihinden itibaren 16.06.2021 tarihine kadar davacıya teslim etmediğini, karara hakim olan "bono önce talep edilmeli, teslim edilmediyse dava yoluna gidilmeliydi" görüşünün temelsiz olduğu, mahkemenin bahsettiği talebin sonucu olarak davadan önce zaten gerçekleşmiş, bankanın "bonoyu ... 'e teslim edeceğim" ifadesini kullandığını, bir güven kurumu olan bankanın bu sözü / taahhüdü verdikten sonra kendisine tekraren "bonoyu teslim edin" demenin gereksiz ve faydasız olduğunu, bankanın bonoyu teslim aldıktan sonra makul bir süre içerisinde bonoyu teslim etmesi gerektiğini, en azından teslimi için gerekli işlemleri başlatması gerektiğini, bankanın bu hususları yerine getirmediği, ...

'e iade etmesi gereken ve esasen edeceğini beyan ettiği bonoyu uhdesinde tutmaya devam ettiğini, dolayısıyla tüm bu süreç neticesinde mahkemenin "davacı dava açmadan önce talepte bulunmalıydı" şeklinde kabulünün dosya içeriği ile uyumsuz olduğunu, yerel mahkemenin HMK 114 maddesi hükmünde sınırlı sayıda kaleme alınmış dava şartlarından hangisinin mevcut olmadığını açıkça ifade etmediğini, davanın erken açıldığını işaret ettiğini, bu durumda her ne kadar mahkemenin açıkça kaleme almamış ise de davanın "hukuki yarar yokluğundan" reddedildiğinin düşünüldüğünü, belirtilen sebepler neticesinde kararın kaldırılmasını ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dosya içeriğinden ve davacı beyanlarından bahsi geçen bononun 03.06.2021 tarihinde ... Bank A.Ş vekiline fiziken teslim edildiğinin anlaşıldığı, davalı ...Ş vekilinin bonoyu mahkemeden talep ettiği dilekçesinde "ilgili bonoda müvekkil banka son ciranta olduğundan bonodaki ciromuz iptal edildikten sonra müvekkil bankadan önceki ciranta olan ... Hırdavat Ltd. Şti firmasına söz konusu bono iade edilecektir. Bononun davacıya iadesi yönünde bir hüküm kurulmamış olduğu ve bononunda müvekkil şirket tarafından dosyaya sunulduğu dikkate alındığından bononun müvekkil şirkete iadesini talep ederiz." şeklinde beyanı bulunduğu, bahsi geçen yargılamada eldeki davanın davacısı ...

Hırdavat Ltd. Şti'nin taraf olmadığını, eldeki dava açıldıktan sonra davalı tarafça davaya konu bono ve protesto evraklarının mahkeme kasasına teslim edildiğini, akabinde de davacı tarafça teslim alındığını, dava konusu bononun davalı vekiline teslim tarihinin 03.06.2021, eldeki davanın açıldığı tarihin ise 16.06.2021 olduğu, davalı tarafın, dava konusu bonoyu teslim almak istediğini bildiren dilekçesinde bono üzerindeki cirosunu iptal ettikten sonra kendinden önceki ciranta olan davacıya teslim edecekleri beyanında bulunduğu, bu beyanın davalı bankaya o davanın tarafları dışında olan davacıya ulaşıp senedi teslim borcu yükleyen bir işlem olmadığı, senedin alınmasıyla davanın açılması arasında geçen 13 günlük süreçte davacı tarafça dava konusu bononun kendilerine teslimini isteyen bir talebin davalı bankaya iletilmediği, davacının böyle bir iddiasının da olmadığı, iade borcunun ifa edilebileceği gün taraflar arasında kararlaştırılmadığı, bu duruma göre davalı tarafın dava açılmasına sebep olmadığı gibi ortada dava tarihi itibariyle muaccel bir borçtan da bahsedilemeyeceği, buna göre senedin taraflar arasında iadesi konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmakla istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki taleplerini tekrarla temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı nezdinde bulunan bono senedinin davacıya iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117nci maddesi

3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18inci maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1093901900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.